Zeitgeist Hareketi-Aktivist Rehberi

Standart

Zeitgeist-Aktivist rehberi belgeselini buradan izleyebilirsiniz.

Reklamlar

Dahiyane belgeselden bir kesit

Standart

I. Bölüm

Artık onları kontrol edecek çoban köpeğine

ihtiyaç duymayan koyun sürüsü,

normalin dışına çıkanları sürüden

dışlayarak birbirlerini kontrol eder.

Bu eğilim, değişimi engeller

ve var olan düzeni sürdürür.

Kimlik sahibi olma, rahatlık,

güç ve çıkar uğruna,

bu düzeni korumak ve değişime direnmek

savunulamayacak bir durumdur

ve sadece dengesizlik, bölünme, çarpıklık,

ve her durumda, tahribat yaratacaktır.

Zaman, değişim zamanıdır…

Avcılık ve toplayıcılıktan, tarım

devrimine, oradan endüstriyel devrime

kadar izlenen yol nettir.

Artık günümüzdeki anlayışı yansıtacak

yeni bir sosyal sistemin vakti gelmiştir.

Parasal sistem, kıtlığın esas

olduğu bir dönemin ürünüdür.

Günümüzde, yani teknoloji çağında

artık topluma uygun değildir.

Kendi yarattığı sapmış

davranışlarla beraber sonu gelmiştir.

Bunun gibi, egemen dünya

görüşlerinden olan dinler de,

aynı şekilde toplumla

uyuşmadan işlenmiştir.

İslam, Hıristiyanlık, Musevilik, Hinduizm

ve diğer bütün mevcut dinler,

kişisel ve toplumsal

gelişimin önündeki engellerdir.

Her bir dini grup kendi

kapalı dünyasını yaratır

ve bu kıt anlayış,

her an yenilenen bir evrene

uyum sağlayamaz.

Dinler, inananların psikolojik

bozulmalarını bu gerçeğin farkındalığını

engelleyerek sağlamakta başarılı olmuştur.

Geleneksel köhne inanışlar adına

mantık ve yeni bilgilerin

reddedilmesine yol açarlar.

Tanrı kavramı gerçekten de

olayların doğasını açıklama yöntemidir.

İlk çağlarda insanlar

olguların nasıl oluştuğunu,

doğanın nasıl işlediğini bilmiyorlardı.

Böylece kendi küçük

hikayelerini yarattılar,

ve hayal güçleriyle tanrıyı oluşturdular.

İnsanlar hatalı davrandığında

sinirlenen bir adam,

seller ve depremler yaratıyordu

ve bunun tanrının davranış

tarzı olduğu söylendi.

Dinlerin toplumdan gizlenen

gerçek tarihine baktığımızda,

temel dini efsanelerin bile

gelişim ve birikim sonucunda

ortaya çıktığını görürüz.

Örneğin, Hıristiyanlık’taki

en önemli öğretilerden biri

İsa’nın ölümü ve yeniden dirilişidir.

Bu o kadar önemlidir ki,

İncil’in kendisi bile “eğer İsa dirilmeseydi

senin vaazların hükümsüz olacaktı, buna bağlı

olarak da kaderin anlamsız olacaktı” der.

Bu hikayeyi kelimesi kelimesine

kabul etmek çok zordur.

Dinlerin tarihinde böyle doğaüstü bir

olayı anlatan kaynak olmadığı gibi,

aynı şekilde ölmüş ve yeniden dirilmiş

Hıristiyanlık öncesi kurtarıcıların

çok sayıda olduğunu bilmek,

bu hikayeyi de efsaneler arasına koyar.

II. Bölüm

Hıristiyanlık, Musevilik, İslam

ve diğerlerinin hikayelerine baktığımız ve

bunları oldukları gibi kabul ettiğimiz zaman,

ki bunlar diğer dinlerden derlenmiş

alegorilerdir, görürüz ki bütün dinler

ortak bir silsileyi paylaşırlar.

Hepsinde ortak olan şey;

inanılma ve değerli olma ihtiyaçlarıdır.

Dini inançlar, diğer tüm ideolojilerden

çok daha fazla parçalanmaya

ve çatışmaya neden olmuştur.

Sadece Hıristiyanlığın

34.000 farklı alt grubu vardır.

İncil yoruma açıktır.

Okuduğunuzda, aklınızdan geçen;

“Sanırım İsa bunu demiş.”

“Bence Eyüp bunu anlatmış.”

“Hayır! Bunu demiş!” gibidir.

Luteryan yaklaşım var,

Yedinci gün Adventistleri var,

Katolikler var.

Hiç olmayan bir şey için,

kiliselere bölünmüşler…

Bölünmenin bu aşamasında

tüm dinsel yaklaşımlarla ilgili

ikinci başarısızlığın farkına varırız.

Bölünme, evrenin

“ortak yaşam” ilişkisini inkar eder.

Bütün doğal sistemlerin zamanla gelişerek

meydana geldiğini anlamazsak,

gerçekler, sürekli değiştirilen

hatalı öğretiler üzerine kurulacaktır.

Ayrıca anlamalıyız ki;

din, para ve politika gibi sistemler

insanlar tarafından üretilmiştir.

Doğada bağımsızlık diye bir şey yoktur.

Doğa, birbirinden bağımsız

değişkenlerin birleşik sistemidir.

Her birinin bir nedeni ve sonucu vardır.

hepsi bir bütün olarak

varlıklarını korumaktadırlar.

Çevreye bağlandığımız bir fiş

veya kablo görmediğinizden,

kendimizi özgürmüşüz, kafamıza

göre takılıyormuşuz gibi görürüz.

Oysa oksijensiz kalırsak,

hepimiz anında ölürüz.

Bitkiler olmazsa ölürüz.

Güneş olmazsa bütün bitkiler ölür.

Yani hepimiz birbirimizle bağlantılıyız.

Bir bütün olduğumuzu

gerçekten de hesaba katmalıyız.

Bu sadece insanlığın gezegendeki

deneyimi değil, yüzyılların deneyimidir.

Bunu tamamen öğreti olarak almalıyız.