Ateizm ne değildir?

Standart

Belki de ateizmin ne olduğundan çok, biraz da ne olmadığına değinmemiz gerek. Yanlış anlamaların ve geçersiz kabullerin önüne geçebilmek için.

Ateizmin ne olduğu tanımından bellidir. Ateizm, teist iddiaların reddidir. Teizmin Tanrı’sına ve dolayısıyla bununla bağlantılı diğer iddialarına inanmamaktır.

Ateizm, Tanrı’nın varolmadığının kanıtlanmak zorunda olunduğu bir duruş değildir. ‘Güçlü’ (pozitif) ateizm Tanrı’nın varolmadığına dair savlar ve iddialarla gelir, ama ‘Zayıf’ (negatif) ateizm Tanrı’nın varolmadığını kanıtlamakla uğraşmaz. Teist iddiaların ve Tanrı’nın varlığı fikrinin reddinde kullanılabilecek başka bazı yöntemler izler bu tür ateizm. Dolayısıyla, ateizmin tanımında iki bakış açısını da kapsayacak bir ifade yer almak durumundadır, bu yüzden de ateizmin tanımında Tanrı’nın varolmadığını kanıtlama yükümlülüğünü gerekli kılacak ifadeler yer almaz. Ateizm Tanrı’nın varlığı iddiasının reddidir denir. Bu reddin gerekçesi ister böyle bir Tanrı’nın varolmadığının gösterilmiş olması olsun, ister böyle bir Tanrı olduğunu düşünmeye bizi itecek geçerli sebeplerin olmadığının gösterilmesi olsun, sonuçta önemli olan nokta ve ateizmi ateizm yapan nokta, Tanrı’nın varlığı iddiasının reddedilmesidir.

Dolayısıyla, ateistten “Madem ateistsin, Tanrı’nın varolmadığını kanıtla” türünde bir talepte bulunulması doğru değildir. Tanrı’nın varolmadığı kanıtlanmadan da ateist olunabilir.

Ayrıca, zaten konuyu yeteri kadar incelememiş çoğu kişinin farkında olmadığı birbaşka gerçek, ortada pek çok farklı Tanrı kavramlarının dolaştığıdır. Değişik kişilerin Tanrı’dan anladığı değişik şeylerdir, ve sadece deist, panteist ve agnostiklerin değil, inançlıların bile pek çoğunun ortak bir Tanrı tanımında buluşması zordur. Zaten çoğu kez inançlı, inandığını söylediği Tanrı kavramı konusunda yeteri kadar kafa yormamıştır, ve net bir tanımı olmayan, tartışmadan tartışmaya, konudan konuya anlamı ve tanımı değişen bir Tanrı’ya inanmaktadır. Hatta çoğu ortalama inançlı, zaten inandığı Tanrı’yı tanımlama yetisine de sahip değildir.

Bu yüzden, Tanrı hakkında konuşabilmek için zaten önce hangi Tanrı’dan bahsedildiğini netleştirmek, Tanrı’nın doğru dürüst bir tanımını yapmak gerekmektedir. Ancak ondan sonra ‘Güçlü’ veya ‘Zayıf’ ateizm, hatta deizm, panteizm, vb gibi ayrımlar yapılmalıdır.

Kısacası, ateizm, Tanrı’nın varolmadığını kanıtlamak zorunda olmak demek değildir.
***

Ayrıca ateizm, dünyanın ve evrenin kökeni ile ilgili felsefi soruların cevabını bulduğunu iddia etmek de değildir.

Ateist, genel olarak evren ile ilgili, içinde akıllı tasarımcı temaları içermeyen açıklamaları tercih eder haliyle. Ama ateist, evren ile ilgili belli bir spesifik düşünceyi savunmak zorunda olan bir kişi değildir.

Ateizmin tanımı ile bağdaşan, evreni teist Tanrı haricinde başka fikirlerle açıklayan, fakat birbirinden farklı pek çok bakış açısı mümkündür ateist birey için. Evrenin nedensiz varolduğunu söylemek de bir ateist fikirdir, evrenin bir nedeni olduğunu, fakat bunun akıllı ve bilinçli bir neden olmadığını söylemek de ateist bir fikirdir, evrenin başlangıcı ve sonu olmayan, dolayısıyla yaratılmamış olduğunu söylemek de ateist bir fikirdir. Hatta, günümüzde evrende varolan zeka ve uygarlığın, çok uzak bir gelecekte, zamanda geriye doğru bir etkide bulunarak evreni yaratmış olabileceği türünde, içinde akıllı tasarımcı temaları taşıyan pek çok fikir de ateist kanatta kabul edilebilecek fikirlerdir. (Teizmle ve teizmin Tanrısı ile bağdaşmadıkları için).

Dolayısıyla ateist, evrenin kökeni, hayatın amacı, vs gibi felsefi konularda tek bir şekilde düşünmek zorunda olan bir kişi değildir. Ateistlerin bu konularda ne düşünmeleri gerektiğinin yazılı olduğu, ateizmin bir kutsal kitabı falan bulunmamaktadır.

Ateistler genel olarak, bağımsız ve özgür düşünceli bireyler olarak, bu konularda kendi yaptıkları bazı araştırmaların neticesinde bazı fikirleri benimserler. Ya da bu konularda agnostik bir tavır da takınabilirler.

Fakat bu, teizmin Tanrı’sı konusunda ateist olmamak için bir sebep değildir.

Tanrı kavramı konusunda epistemolojik olarak agnostik olup, ontolojik anlamda inançsız, yani ateist olmak mümkündür, hatta bence tutarlı tavır budur. Çünkü agnostisizm, “Tanrı’nın varolup olmadığı bilinebilir mi?” sorusuna verilebilecek bir potansiyel cevaptır, ateizm ise “Tanrı’ya inanıyor musun?” sorusuna. Yani bu iki eğilim aslında farklı soruları cevaplar.

Kısacası ateizm, dünya ve evrenin kökeni ile ilgili temel felsefi soruların kesin cevabının verildiği ve bulunduğu bir alan değildir. Bu konularda birbiriyle uyuşmayan, ya da agnostik tavır takınanların da ateist tanımlaması içinde kalmaları mümkündür.

***

Ayrıca ateizm, belli politik fikirleri veya ahlaki prensipleri savunmak demek de değildir. Ateizmin bu konulara değinen ve bunları tanımlayan bir kutsal kitabı yoktur. Ateistler arasında liberali de vardır, sosyal demokratı da vardır, komünisti de vardır, faşisti de vardır.

Ateizm politik prensipler ortaya koymadığı gibi, ahlaki prensipler de ortaya koymaz. Çünkü bu tür konular, ateizmin araştırma konusu içindeki konular değillerdir.

Ateizm teizmle ilgilenir, teizmin çürütülmesi ile ilgilenir.

Fakat yanlış anlamayı önlemek için hemen ardından şunu da eklemeliyiz ki, bu ateistlerin ahlaki prensipleri yoktur, ateistler ahlaksızdır, ya da ahlaksız olmaları mübahtır anlamına gelmez.

Ahlak ateizmin araştırma konusu değildir, ama ateizm misyonu gereği belli bir insan tipi gerektirir. Araştırmacı, sorgulayıcı, entellektüel, okuyan ve inceleyen, vs. Bu ise, dolaylı olarak toplumun kalburüstü kesiminden olmayı ve topluma örnek olmayı gerektirir. Örnek birey ve vatandaş olmanın gerektirdiği özelliklerden biri de haliyle ahlaklı olmaktır, eski zamanların değil ama modern çağın ahlak prensiplerini takip edip uygulamaktır.

Yani ateist, kendisini ateist yapan özellikler sebebiyle uygar, çağdaş, bilgili, entellektüel, bilimsel ve ahlaklı bir kimsedir.

Bu tür şartlar ateizmin bir kutsal kitabında falan yazılı değildir, ama istatistiksel verilerin gösterdiği sonuç genellikle bu yöndedir.

Örneğin ABD’de yapılan istatistiksel araştırmalar, ateistlerin politik olarak muhafazakar değil liberalliğe daha yakın olduğunu göstermektedir. (ABD’de liberal kelimesi ile ifade edilen politik eğilim, bizdeki liberallikle aynı değil. Bizde liberal deyince sağ anlaşılıyor, ABD’de ise politik olarak ikisi de sağ kanatta kalan iki büyük politik eğilimin biraz daha merkeze yakın olanı, yani diğerine göre daha solcu olanı liberal olarak nitelendiriliyor. Yani ABD’de liberal deyince anlaşılan kişiler, bizde sosyal demokrat deyince anlaşılan kişi tiplemesine benziyor).

Ayrıca, yine Batı’da yapılan istatistiksel araştırmalar, ateistlerin ortalama olarak muhafazakarlardan daha zeki olduğunu gösteriyor. (IQ düzeyi olarak).

Yine Batı’da yapılan araştırmalar, ateistler arasındaki boşanma oranının, inançlılara nazaran daha düşük olduğunu, ateistler arasındaki suç oranının da inançlılara nazaran çok daha düşük olduğunu göstermektedir. (ABD toplumunun %10-15 kadarı ateistken, hapishanedeki suçluların sadece %0.21’i ateisttir Amerika’da).

Yani ateizmin politika, ahlak, vs gibi konularda belli bazı prensipleri veya inançları yoktur, ama ateistlerin, kendilerini toplumun dinsel şartlanmalarından kurtaran özellikleri sebebiyle, istatistiksel olarak genellikle belli kişi tiplemelerine uyduğu söylenebilir. (Entellektüel, bilgili, okuyan, araştıran, sorgulayan ve ahlaklı kişilerdir genellikle ateistler).

***

Peki ateistlerin parapsikoloji, UFO’lar, doğaüstü olaylar, fal, büyü, hayaletler, komplo teorileri, vs gibi konulardaki tavırları nasıldır?

Yine aynı şekilde, bunlar ateizmin araştırma konusuna giren alanlar değillerdir. Bu yüzden de ateizmin bu konuda dile getirdiği fikir, prensip ve inançlar vardır denemez.

Ama ateistlerin büyük çoğunluğu bilimsel/materyalist dünya görüşünü benimsemiş kişilerdir. Dolayısıyla, yine istatistiksel olarak konuya bakacak olursak, ateist dünya görüşünü benimsemiş kişilerin büyük çoğunluğunun bu tür konulara olan bakış açılarının da uyuştuğu gözlenecektir.

Ateistler genellikle bilimsel ve kuşkucu kişilerdir. Eleştirel düşünce ve bilimsel kuşkuculuk gibi konularda iyilerdir. Bu yüzden de ateistler arasında dayanaksız veya şüpheli iddialara inananların oranı düşüktür. Yani hayaletler, fal, büyü, komplo teorileri, vs gibi konularda bilimsel bir şüpheciliğin gerektirdiği gibi davranır çoğu ateist.

Ateisti yaşadığı toplumun dinini ve inançları sorgulamaya iten özellikleri, haliyle başka alanlardaki şüpheli ve dayanaksız konuları reddetmeye de itmektedir. Yani ortada istatistiksel bir gösterge ve bir eğilim vardır ateistlerin bu konulardaki yaklaşımı ile ilgili olarak, yoksa ateizmin getirdiği prensipler veya inançlar falan sebebiyle değil.

***

Ateizmden olduğundan fazla birşey beklemek doğru değildir. Ateizm, toplumsal sorunlara bir çözüm değildir, politik veya aklaki bir felsefi akım değildir, en derin felsefi sorulara bir cevap değildir.

Peki nedir ateizm?

Ateizm, bizleri dinlerin insanları uyuşturan, ilkelliğe ve bağnazlığa iten ve günümüzün sözde ileri toplumunu bile esir almış özelliklerinden kurtarabilecek, en azından bu konulardaki mücadelede katkı sağlayabilecek bir bilimsel ve felsefi bakış açısıdır.

Türkiye gibi bir ülkede aynı zamanda laikliğin yerleşmesi ve insanların farklı düşüncelere daha fazla tolerans gösterecek bir olgunluğa ulaşmalarını sağlama açısından da önemli bir misyonu olduğu söylenebilir ateizmin.

Bunlardan daha fazlasını beklememek gerekir ateizmden.

Çünkü, bence bu kadarı bile önemli bir misyondur..

Reklamlar

Ateizm hakkında bir önyargı.

Standart

Forumumuza gelen inanclilarin pek cogunda ateizm ve ateistler hakkinda bir onyargi var. Ateistlerin “Evren nasil olustu”, “Hayat neden var ve nasil basladi”, “Hayatin amaci var midir”, vs. gibi sorulara cevap vermek zorunda oldugunu dusunuyorlar.

Kendilerini sasirtacak cevabi vererek soze baslayalim once: Ateistlerin bu sorulara cevap verme zorunlulugu yoktur. Ateist olmak icin bu tur sorulara cevap vermis olmak sart degildir.

Bu, bu tur sorulara ateistlerin hicbir cevabi olmadigi, ateistlerin bu konulari gormezden geldigi, vs. anlamina gelmiyor. Aksine, cogu ateist bu sorularla cok ilgilidir ve pek cogunun bu tur sorulara kendi yaptigi arastirmalar neticesinde verdigi birtakim cevaplar vardir.

Fakat isin onemli kismi ve foruma yeni gelen inanclilarin anlamasi gereken kisim, bu sorulara cevap vermek ile ateizm arasinda bir iliski olmadigidir. Bir kisi, teorik olarak, bu tur sorulara hicbir somut cevap vermeden de ateist olabilir.

Bunun nasil olduguna gelmeden once, biraz daha bu beklenti ve onyargi uzerine egilelim.

Birine ateist oldugunuzu soylediginizde genellikle ilk tepki, ya da gelen ilk sorulardan biri “Nasil inanmayabilirsin, peki o zaman evren nasil olustu (ya da hayat, canlilik, vs)?” sorusudur. (Hatta boyle de sormazlar, “Peki o zaman evreni kim yaratti?” gibi onyargi dolu, sartlanmis bir soru sorarlar). Tipik inancli, bir soruya cevap vermek ile, bir konudaki gercegi ve dogruyu bulmak arasindaki farkin bilincinde degildir.

Bir soruya verdiginiz cevap, sizin o konudaki delilsiz inanciniza dayaniyor olabilir, bir bilimsel gercege dayaniyor olabilir, gunluk hayatta yasanan tecrubeler sonucu edinilen onyargilara dayaniyor olabilir, bir bilimsel hipoteze dayaniyor olabilir, biraz delillerle desteklenmis, dolayisiyla teori mertebesine ulasmis bir fikre dayaniyor olabilir. Ya da ailenizden, ogretmeninizden, camide vaaz veren hocadan duyup hazir olarak aldiginiz ve sorgulamadan kabul ettiginiz bilgilere dayaniyor olabilir. Ya da kendi kafanizda bazi delillere dayandigina inandiginiz, ama aslinda zayif bir bilimsellik iceren bir yontem uygulamaniz yuzunden aslinda gecerli bir sekilde kanitlamadiginiz, fakat bu durumun farkinda olmadiginiz bazi fikirlerinize dayaniyor olabilir.

Fakat cevabiniz neye dayanirsa dayansin, surasi bir gercek ki, bir konuda sizin cevabiniz, o konudaki somut gercek ile ortusmek zorunda degildir. O konudaki somut gercek henuz dunya uzerinde hickimse tarafindan bilinmiyor olabilir. Ya da biliniyor ama siz bilmiyor olabilirsiniz. Ya da kismen biliniyor, fakat siz kendi verdiginiz cevaplarda bosluklari doldurup, bu cevabi tamamen veriyor olabilirsiniz.

Bir konuda kendi tavrinizin ne oldugunu ve yukarida anlattigimiz hangi tur dayanaga dayanarak bu cevabi verdiginizi durust bir sekilde analiz etmediginiz takdirde, hem temel konularda, hem de cok daha basit konularda sikca yanilmaya mahkum olursunuz.

Ozellikle de en temel felsefi konularda, henuz, insanligin bu asamasinda verilen cevaplarin tam olmadigini, dunya uzerinde bu konularda son sozu soylemeye kimsenin otoritesi olmadigini, acikca bu sorularin henuz cevapsiz oldugunu anlamak ve bu gercegi kabullenmek zorundasiniz. Bu, bu konularda bir inanciniz, kabulunuz ya da fikriniz olmamasi gerektigi anlamina gelmiyor. Ama fikriniz ne olursa olsun, bunun dayanaginin ne oldugunu iyi analiz etmeniz ve bu fikirlerinizi mutlak gercekler olarak lanse etmemeniz gerekir.

Ateist kisi, durustce cevap verebilecegi sorularin neler oldugunu bilir ve soyler. Cevap veremeyecegi, ya da verse bile bu cevabin supheli, ya da kanitsiz oldugu durumlarin da genellikle bilincindedir ateist. Bilincli ateist, kisisel fikirler ile mutlak dogrular arasindaki farkin bilincindedir. Bu farkin bilincinde olmamak, genellikle saf inanclilara ozgu bir durumdur.

Gelelim, bu sorulara cevap vermeden nasil ateist olunacagina. Aslinda ateizmin ne oldugunu, tanimini ve anlamini ogrenmis biri, bunun cevabini kendisi verecektir.

Ateizm, bir reddir. Felsefi sorulara bir cevap, bir aciklama degildir. Cevap ve aciklama olan teizmdir, dini inanclardir. Evrenin nasil olustugunu, bu olusumdan kimin ya da neyin sorumlu oldugunu, vs. acikliyor olma iddiasinda olan fikir teizmdir. Aslinda teizm de cevap verdigini zannediyor olmasina ragmen, bu tur konularda verdigi cevaplar ya yetersiz, ya celiskili, ya acikca yanlis, ya da aslinda cevap bile olmayan ici bos aciklamalardir. Fakat bu ayri bir konu. Bu yazinin konusu acisindan isin bu kismi onemli degil. Onemli olan, iddia ile gelenin teist olmasidir. Ateist ise, bu iddiayi degerlendirip, icinde yanlisliklar, celiskiler, tutarsizliklar, ya da acikca gercege aykiriliklar buldugu icin bu iddiayi reddeden kisidir. Bu is bu kadar basit. Dolayisiyla, ateist, “Senin iddialarin gecersiz” diyen, ve bu konuda gerekce veren kisidir. “Senin iddialarini kabul etmiyorum, cunku benim iddilarimla ortusmuyor” diyen kisi degildir ateist. Bu daha cok bir inancli ile, baska bir inanc koluna bagli baska bir inancli arasinda gececek turde bir konusmadir. Bir inancli, baska bir inanclinin fikrini, kendi fikri ile bagdasmadigi icin kabul etmeyebilir. Fakat bir ateist acisindan durum farklidir. Ateist, inanclinin dile getirdigi fikrin ya da iddianin icerigi sebebiyle karsi cikmaktadir iddiaya. Kendisi gercek dogruya sahip oldugunu dusundugu icin degil.

Ya da ateist, inanclinin dile getirdigi fikrin icinde tutarsizlik ya da celiski bulmuyor, fakat sadece fikrin dayanaksiz bir spekulasyon oldugunu goruyor ve onun icin reddediyor da olabilir. Cunku bir aciklama kendi icinde celiskili veya tutarsiz olmasa bile, bu onun dogru oldugu anlamina gelmez. Bir olguyu aciklamak icin 10 tane degisik aciklama getirilebilir. Ama bunlarin sadece birisi gercektir. Digerleri yanlistir. Hangisinin gercek oldugu acikca gosterilip kanitlanmadigi takdirde, rastgele getirilen herhangi bir iddiayi, sirf dayanaksizlik yuzunden reddetmeye hakki vardir objektif dusunen kisinin. Inancli arkadaslarin bunu anlamalari gerekiyor. Yaptiklari aciklamalarin kulaga mantikli geliyor olmasi da yetmez (ki dini aciklamalarda durum bu da degil, cunku yapilan aciklamalar da kendi icinde tutarsiz, ya da celiskili), hem kulaga mantikli gelmesi, hem de dogruluguna dair gecerli delil olmasi gerekir bir fikrin kabul edilmesi icin.

Dayanaksiz iddialar karsisinda takinilacak varsayilan tavrin “red” olmasi gerektigini inancli arkadaslar kavramalidir. Aynen mahkemelerin suclulugu kanitlanana kadar sanigi sucsuz kabul etmesi gibi. Burada nasil sanigin suclulugu konusundaki iddia kanitlanmadigi surece, sanik hakkinda takinilan varsayilan tavir sanigin sucsuzlugu yonundeyse, benzer sekilde, evrenin sebebi konusunda dayanaksiz iddia getiren kisinin iddiasi, bu iddia kanitlanana kadar reddedilmek zorundadir. Yoksa birbiriyle celisen farkli fikirler ve aciklamalar karsisinda takinilacak tutarli ve objektif bir tavir mumkun olmaz. Bu prensibi kavramamis kisinin, ateizmi tam anlamiyla anlamasi da mumkun degildir.

Kaynak: “Ateizm.org