Bilimsel açıklamalar, Evrim teorisi ve Tanrı

Standart

Efendim, biz biliyoruz ki şu anda canlılık var. Ve biliyoruz ki bir zamanlar yoktu. Tam ne zaman oluştuysa o zamanın yakınlarına gidelim. Şimdi diyebiliriz ki, beş dakika önce canlı yoktu ama şimdi var. Evrim olgusu ilk canlıların çok daha basit oluşu, şimdiki düzeye evrile evrile gelişidir. Bu evrilme sürecinde, bildiğimiz kimyasal etkilerin haricinde bir şeye rastlamak mümkün değildir. Bu türden, bilinen etkilerle bilinmeyen bir zaman diliminde neler olduğunu söyleyen teorilere “bilimsel açıklama” denir. Evrim teorisi bir bilimsel açıklamadır.

Yaratılış düşüncesi ise bilimsel olmaktan uzaktır çünkü bilinmeyen bir etkiyi işin içine dahil eder. Bu fikrin savunucuları genellikle argüman olarak doğal süreçlerin canlı gibi kompleks bir yapıyı oluşturma ihtimallerinin düşük olduğunu öne sürerler. Fakat, şu ana kadar gözlemlemediğimiz, bilinmeyen dış etkinin yalnız o zaman için varolma ihtimalini hesaplamazlar. Bu bilinmeyen etkinin yaratıcı olduğunu öne sürmek, hele ki kutsal kitaplarda tariflenen yaratıcının bu olduğunu öne sürmek içinse hiçbir yeterli delil yoktur.

Bu bilinmeyen etkiye her seferinde bilinmeyen etki demek yerine “tanrı” diyelim. Tanrının varlığını ve yokluğunu varsayarak ihtimal hesabını tekrar gözden geçirelim.

1. Tanrı var ise: Etki bilinmeyen birşey olduğundan tam olarak mahiyeti, ne işe yaradığı hakkında bir şey söylenemez. Belki bu etki evrenin oluşumu esnasında bir kez işe müdahil olmuş ve evrim gibi düşük ihtimalli bir olayın gerçekleşmesini sağlamış, veya herşey seyrinde giderken olaya müdahil olmuş ve pat diye “Adem”i yaratmıştır. Hangisini tercih edeceğini bilemediğimizden bu olasılıklardan hangisinin olduğu hakkında bu bilgilerle teorik olarak bir şey söylenemez.

2. Tanrı yok ise: Bu durumda herşey bildiğimiz etkilerle gerçekleşmiş ve o düşük ihtimalli durum olmuş demektir. Ne gözlemsel açıdan ne teorik olarak sorun yoktur.

Bir benzetme yapacak olursak, Ali evde tek başınadır. Evin ilk durumunu bildiğimizi farzedelim. Eve geldiğimizde masanın üzerinde bir bardak görüyoruz ve evden çıkarken orada olmadığını biliyoruz. Bu örnek için bilinmeyen etki olan tanrının varlığını ve yokluğunu varsayıp tekrar düşünelim.

1. Tanrı var ise: Ne düşündüğü ve olaylara nerede ne zaman karışacağı bilinmediğinden, Ali doğmadan çok önce evreni Ali’nin bardağı masanın üzerine koymasını olanaklı kılacak şekilde programladığı mı yoksa Ali evdeyken bizzat bardağı kendisinin mi masanın üstüne koyduğu hakkında bir şey söylenemez.

2. Tanrı yok ise: Ali bardağı masanın üzerine koymuştur. Çünkü evde Ali’den başka kimsenin olduğu bilinmemektedir. Peki neden Ali durduk yere bardağı masanın üzerine koysun? Belki su içmiştir. Veya başka bir şey de içmiş olabilir. Belki de canı sıkılmış, veya içinden bardağı alıp masanın üzerine koymak gelmiştir. Bunların hepsi olabilecek şeylerdir ve bilimsel açıklama sınıfına girer. Şimdi sorsak, Ali’nin evde bu zaman zarfında yapabileceği pratikte sonsuz sayıda işten bardağı masanın üzerine koyma seçeneğinin tutma olasılığı kaçtır? Çok düşük olduğu kesindir.

Bilimsel açıklamalarda olasılığı hesaplamanın yanlışlığı (istatistikteki bir şey olduktan sonra onun olasılığını hesaplamanın yanlış olduğu ilkesi) ortadadır. Çünkü ne kadar düşük olursa olsun öyle bir şeyin olduğu durumların varlığı bir yerlerde hata olduğunu gösterir.

Bunun asıl nedeni teorik olasılık ve deneysel olasılığın işin içine girmesi, bir de yapılan hiçbir deneyin bir diğerinin olasılığını etkilememesi ilkesidir.

Teorik olasılıkta değişkenler bellidir, varsayımlar vardır. Bunun üzerinden hesaplamalar yapılır. Deneysel olasılıksa şakaya gelmez, bütün değişkenleri hesaba katar. Çünkü o deneydir. Ölçtüğümüz şeydir. Yani, teorik olasılıkta ihmal edilen şeyler vardır. İstatistik yapmak bu şeyleri bulmak yerine, birçok deneme yaparak sonuç olarak olasılığın ne olduğunu bilmeye yarar. İstatistik bilimiyse kaç tane deney yaparsak, bulduğumuz sonucun ne kadar kesin olduğu gibi şeylerle ilgilenir. Ali’nin masaya bardak koymasının gerçek ihtimalini bulmak için belki bin tane gözlem yapmak gerekecektir. Bilimsel açıklamaların tipik özelliklerini gösteren bu örnekten de anlaşılacağı gibi olasılık hesaplamak faydasızdır.

Bunun ikinci nedeni, hesapladığımız olasılığın bir işe yaramamasıdır. Çünkü diyelim ki çok geniş bir araştırma ile hileli bir zarın, belli bir odadaki 6 gelme ihtimalini 3/4 bulduk. Sonra odanın tavanından bir delik açtık ve zarı içeri attık. İhtimal kaçtır? Hesapladığımız üzere 3/4’tür. Ama biz ne geldiğini görmedik. İçerde neler olduğunu bilmiyoruz. İçeri girip baktığımızda 4 geldiğini görürsek bunu neye bağlayacağız? Bilinmeyen bir etkiye yukarıdaki iki örnekte bağladığımız gibi aynı şekilde 4 gelme işini yükleyebilir veya doğal süreçlerle, 3/4’ten geriye kalan ihtimallerin bunu yaptığını öne sürebiliriz.

“Tanrı yok ise” seçeneğindeki olasılığın düşüklüğünün bir anlam ifade etmediğini gördüğümüze göre “tanrı var ise” seçeneğini inceleyebiliriz. Herşeyden önce bu, tanrı gibi birşeyin varlığını kabul eder ki bu şey şu ana kadar kontrollü deneylerde karşımıza hiç çıkmamıştır. Doğrudan gözlemlediğimiz vaki değildir bu mahiyeti ve keyfiyeti bilinmeyen etkiyi.

Eğer var ise seçeneğini ikiye böldük, birincisinde tanrının bardağın masaya intikal etmesi anında hiçbir etkisinin olmadığını ve diğerinde doğrudan etki ettiğini belirttik. Eğer birinci seçenek doğru ise, bardağı masaya koyan yine Ali olmalıdır. Tanrının olması olaya yalnızca anlam katar. Tanrı, değişikliği işin başında yapmıştır. Ne kadar başında dersiniz? Ali masaya bardağı koymadan yarım saat önce olabilir mi? Bunun ikinci seçecekten farkı var mıdır? Yoktur, gene işlere doğrudan müdahil olan bir etkiden bahsedilmektedir. O halde bu deistik tanrı, evrenin dışında, evreni yaratmış ve gerisini doğa yasalarına bırakmış bir tanrı olmalıdır.

Bu seçenekte, proses olarak, Ali’nin bizzat kendisinin bardağı alıp masaya koyması ve tanrının olmaması ile empirik açıdan çelişir bir yanı yoktur. Eklenen şey olgusal olmadığından bilimsel olarak incelenemez ve varlığı ya da yokluğu hakkında bir şey söylenemez. Varlığına gerek yoktur denir.

İkinci seçenekte eve gizlice girip bardağı masaya koyan bir tanrı vardır. Bilimde, olan şeylerin sürekli olması beklenir ki “ben arkamı döndüğümde buzdolabı nanik mi yaptı” gibi sorular sorulamasın. Esas olan ölçümdür, gözlemdir. Eğer tanrı sadece biz evde yokken eve girip bardağı masaya koyuyorsa bu tanrı da sınanamazdır denir. Sadece dolaylı etkisi sınanabilmektedir. Doğrudan gözlemlenmemiş bir şeyin fiziksel gerekliliğinden bahsedilemez. “Tanrı nedir?” diye sorulduğunda verilecek cevap empirik olmalıdır ki bu örnekteki tanrının bardağı masaya koymaktan başka bir işlevi yoktur. O halde, tanrı biz evde yokken bardağı masaya koyan etkidir denir. Bunun sınanabilir sonuçları nedir? Bardağın masada olması. Bakarız ve bardağın masada olduğunu görürüz, o halde tanrı vardır deriz. Ama bir dakika! Bu semantik bir probleme dönüştü bu haliyle. Tanımı bu şekilde yapılmış bir tanrıya vardır demek, bardak masanın üzerinde demekten öte bir şey değildir. Oysa ki biz bardağın oraya nasıl geldiğiyle ilgili prosesi öğrenmek istiyorduk. Bu seçenekte de açıkca görüldüğü gibi, Ali’nin ismini “tanrı” olarak değiştirmekten ibarettir.

Tıpkı elmanın yere düşmesindeki etken meleklerdir demek gibi… Eğer bizim yerçekimi dediğimiz şeye birileri melek demek istiyorsa desinler. Bu, anlaşmazlıktan öte bir şeye neden olmaz.

Ali örneği bütün bilimsel açıklamalar için tipik bir örnektir. Gördüğümüz üzere bilimsel olarak kabul edilebilecek tek yaklaşım tanrının yani bilinmeyen bir etkinin varlığının gereksiz olduğunu kabul etmektir. Aynı şeyi ilk örnek olan evrime uygularsanız, pat diye “Adem”in oluşmasının mı yoksa olasılığı düşük de olsa dış etkiye ihtiyaçsız olarak oluşumun mu daha olası olduğunu görürsünüz.

Kaynak: “Dehri Man

Reklamlar

Bilimsel açıklamalar, Evrim teorisi ve Tanrı’ için 51 yanıt

  1. ismail

    alper yıldızın sayfasına girdim. bizim bölgeden 20 den fazla ilginç ölüm verdim onaylamadı başka yere veririm onaylamazsan dedim. sayfa kayboldu. bilgilerim çalınmışmı oldu

  2. ismail

    buraya yazdım ardından kayıp sayfa geldi. artık kullanır kulllanmazlar bilemem yazı buydu.
    gebze dilovasında temmuz 1991 de meydana gelen olayda 33 yaşındaki leyla tanyeli adlı kadının 5 çocuğu vardı. 6. ya hamile kalınca komşusuna yakındı. komşusu cinsel organına sabun sok düşür tafsiyesinde bulundu. hamile kadın söyleneni yaptı ve karnındaki bebeğiyle birlikte öldü.
    gebzede ocak 1991 de elindeki matkap çalışır halde seyyar merdivenden düşen işçi matkap kafasından içeri girince öldü.
    yine aynı yıllarda gebze cumaköyünden bir avcı arkadaşlarıyla av için gittiği bilecikte çalı arkasında tuvaletini yapar iken av hayvanı zannedilerek vurularak öldü.
    1991 de kartalda terör evine baskın düzenleyen gebze polisinin telsiz anonsunu duyan kartal polisi aynı eve baskın düzenledi.terörist sanılan sivil giyimli gebze polisi faruk aslan kartal ekibince yanlışlıkla şehit edildi.
    1995 te gebze yağcılar köyünde yüzme bilmediği halde içi su dolu havuza giren kız boğuldu. onu kurtarmak için havuza atlayan annesi ve kızkardeşide aynı akibete uğradı
    kasım 1998de gebze beylikbağı mahallesinde toplayıpyedikleri mantarlar zehirli çıkan 7 kişilik ailenin tamamı öldü.
    1990 lı yılların başlarında dilovasında tomruk yüklü gemiye basit bir makarayı çalmaya giren 3 kişi vernikten zehirlenerek öldü.
    1990 lı yıllarda e-5 karayolu bayramoğlu sapağında bir tırın fırlayan tekeri karşı şeride fırlayarak karşıdan gelen otobüsün camından içeri girdi 2 kişi öldü
    1970 li yılların sonlarında meydana gelen olayda gebze demirciler köyünden bir birahaneci adamın ölüm haberini alan imam adamı yıkadı kefenledi cenaze namazını kıldırdı gömdürdü. bir kaç saat sonra çobanın birisi mezardan sesler geldiğini söyledi. köylüler mezarı açtılar adamın ölüsü kanlar içinde . meğer adam komadayken gömülmüş. mezarda dirilmiş. bağırması fayda vermemiş. millet yetişene kadar havasızlıktan ciğerleri patlayıp ölmüş.
    1968 degebzenin köseler köyünde mal davası sebebiyle kardeşini ve onun hamile karısını öldüren adam 1998 de kendi oğlu tarafından (güya domuz sanılarak)silahla vurularak öldürüldü.
    aynı köyde geçmişte bir şahıs annesini dövüp paralarını alıyor. annesi inşallah başına yıldırım düşer diyor. genç evden çıkıyor arazide iken güneşli hava gidip yağmur başlıyor. genci öldüren yıldırım düşmesinden sonra yağmur kesiliyor
    eski tarihlerde gebzede yerli nüfustan bir manifaturacının 13-14 lük torununun aşırı mastürbasyon sebebiyle damarları kuruyarak öldüğü anlatılırdı.
    1940 larda annemin imam olan dedesi köyde ablasıyla arazi kavgası yaparmış. ablası bunun kafaya kürekle vurup yarmış. sonrada kardeş katili oluyorum korkusuyla ödü patlayıp ölmüş.
    1991 de gebzede bir fabrikadan otomobil çalan 19 yaşındaki bir akıl hastası e-5 te ters şeritte tamgaz giderken çarptığı yayayı öldürdü.
    .aralık 1993 te gebze otoyolunda meydana gellen trafik kazasında otomobilinde ağır yaralanan adam kendisine yardıma gelen sağlık görevlilerine sokulmayın aidsliyim dedi. korkudan kimse yardım edemeyince adam öldü. yapılan kan tahlilinde böyle bir hastalık çıkmadı.
    birde herkes öldüğü halde garip şekilde hayatta kalanı yazayım 24 mart 1974te gebzede meydana gelen olaayda tüpgazla ısınan samsunlu vedat türk evinde eşi ve 2 çocuğuyla uyuya kalıyor. sabah eşi ve iki çocuğu tüpgazdan zehirlenmiş biçimde ölü bulunuyor. sigaradan sebep vucudu zehre alışkın olan adam sağ kalıyor.
    1961 in sonlarında gebze merkezde kaybolan bir kadının kemikleri bulunuyor. olayla ilgili gözaltına alınan fırın sahibi ve çalışanların yasak ilişki kurup bıkınca kadını ödürdükleri etlerinide pidelere katarak gebzelilere yedirdikleri anlaşıldı.
    bozuk olduğu için katta olmayan asansöre binme kazası 1984 te gebzede 39 yaşındaki pratisyen doktor ilhami karagözü öldürdü.
    aralık 1990da dilovasında kamyonu arızalanan 1936 lı kamyon şoförü tamir için arabanın altına girdi. ancak takoz konmayan araç hareket edince kafasını ezen arka tekerler sebebiyle öldü.
    bir başka olayda daha evvel trafik kazasında 2 kişinin ölümüne yolaçan adam dilovasında aracıyla yaptığı kazada öldü.
    yine 1990larda meydana gelen olayda bulgaristandan girdiği türkiyede 3 kaza yapıp sağ kalan bulgar son kazayı yaptığı dilovasında tır aracının başında intihar etti.
    temmuz 1991 de gebze tavşancılda e-5 yolu kenarında çalılıkta cesedi bulunan 20 li yaşlardaki kimliği belirsiz bir kadının trafik kazasında ölüp buraya atıldığı açıklandı. resmi raporlar böyle tutuldu. sahipsiz ölü kadın günler sonra gömülecekken kanlı elbisessi açılınca aslında bir araç şoförünce verilen parayı fuhuş sonrası geri almak için biçaklandığı sonrasında araçtan atılıp birde kamyonla çarpılarak öldürüldüğü anlaşıldı.
    gebze eskiihisarda 1992 de 55lik trabzonlu chpli hacı adam gazinoda kızlarla horon teperken kalp krizinden öldü.
    izmitte aynı tarihlerdeki başka olayda evine yollu kadın atan yaşlı adam iş üstünde kalp krizinden gitti. kadının yarı üryan evden kaçtığı yazıldı

  3. ismail

    belgesel izliyorum. amerikada bir ağaç var. başka canlılar yiyemesin diye meyvelerine zehir yüklüyor. yiiyen olursa ölsün diye.bir ağacın zehir üretebilmesi. nereden buluyor zehiri,beyni yok nasıl aklediyor zehri. papağan gelip zehirli olduğu halde yiyor o meyveyi. sonra gelip kil yiyip zehri etkisiz kılıyor. kuş beyinli iken bunu nasıl akıl ediyor. biz zehirli canlıları yersek ölüyoruz. kurbağa yiyip ölmüyor. aksine zehirleri vucudunda biriktirip kendine silah yapıyor. biçok hayvan ancak ölmek isterse gübre yer. sonra kanser olur ölür. bok böceklerinin ömrü bununla geçiyor. türleri devam ediyor. leş yemiş olsak bir yada birkaç gün içinde ölürüz. akbaba ve komodo ejderlerinin ömrü böyle geçiyor. onlara niye bişey olmuyor. mide asitleri kuvvetliymiş. bizimde olsun. olmuyor işte. neden. kurbağa misal zehir yapamayan bir sürü türü var onlar neden yapamıyor. kendi ellerinde değilde ondan..bal porsuğu anasız yetişsede kobra engerek gibi zehirli yılanları avlıyor. ilk defa gördüğü arı kovanına dalıyor. yılan ve arı sokmalarında neden ölmüyor. öğretilmese bile böyle davranıyor. ölmeyeceğini nereden biliyor. kontrol Allahta. hangi canlının ne özelliği varsa Allah vergisi. hayvanlar kendilerine yüklenen özelliği bilerek geliyor dünyaya. kim söylüyorda biliyor. bunlar hep Allahın delili..

  4. ismail

    atv de müge anlının programında birkaç gündür ilginç bir konu işleniyor. erkek adamın birisi cinsel durumundan hoşlanmadığından kadın kıyafetleri giyerek o şekilde yaşamaya başlıyor. tabi ameliyat falanda olmamış yine erkek. tabi görüntüdeki kadınlığını doktora yada mahkemeye onaylatamamış. kimliği erkek. bir kadının kimlik bilgilerini çalarak onunla istanbulun çeşitli hastanelerinde hemşirelik yapıyor. sonra bir kadının kimliğini daha çalıp yedekliyor. o halde anne olamaz ya şubat 1994 te çorludaki bir hastaneden annesinin yanından birgünlük kız bebeğini çalıp istanbula getiriyor. birlikte yaşadığı adama kızımız oldu deyip yutturmuş. nasıl oluyorsa artık.bakıp büyütüyor güya o kızı. kız 18 yaşına geldiğinde kızın üzerine olan kendi işlettiği bir dükkan açmış. ama hiç vergi ödememiş. dükkanın biriken 50000 liranın üzerindeki vergi borcu bu kızın üzerine. kadın kılıklı bu adam ölüp atvye haber olunca kızın gerçek aileside bulunuyor. şimdi onun kıza vurduğu darbelere bir bakalım.daha 1 günlükken anne baba ve kardeşlerinden çalınıyor. büyüyen kızın üzerine dükkan açılarak onun sırtından geçinilip 50küsür bin lirada borç yapılarak kızın gençliği gibi geleceğide çalınıyor. cinsel sapıtmadan dolayı büyük ihtimalle Allah inancıda yok. muhtemelen o kızıda böyle yetiştirdi. yani imanınıda çaldı. daha bilmediğimiz ne darbeler vardır ya inşallah başkada yoktur. şeytan yok diyenler varmı yokmu iyi baksın. kızın gerçek ailesi bulunsa ne olur o kadar borçla o kızı sahiplenmeye korkarlar.
    tabiiki bütün ateler böyle yapmıyor. onlarında pek çoğu ne yapıyor ona bir bir bakalım. sırf araplar müslüman olduğu için onlara ate sitelerde dünyada araplar kadar pislik insan yok yazarak kinlerini kusuyorlar.Allah inancını Kurana peygamberimizide yalanlıyorlar.. araplara normal hayattada bol bol küfür ediyorlar. halbuki araplar sürekli boy abdesti alıp günde 5 sefer aldıkları namaz abdestiyle ibadetlerini yapıyorlar. onlara küfredenlerse hergün içip kafa dumanlı geziyor. diğer meseleyi söylemeyeyim kendileri anlar zaten. bu tür insanlar araplara hakaret ederken önce aynaya bakması lazım gelmezmi.

    • ismail

      müge anlının atvdeki programında yukarıda bahsi geçen kızın durumu ele alınıyor. babası almıyormuş ayrı kıızı.kız ayrı yaşıyacakmış yeni bulduğu gerçek ailesinden. o zaman niye çıkmışlar ortaya. 1 günlük bebeğin çalınmasında bebeğin kendi kabahati yoktur kimlerin kabahati varsa sorumlulukta onların.o kız yanlız yaşamaya terk edilmemelidir. bu tür durumlarda yanlız koyunu kurt kapar sözü gereği hırsızlar sapıklar dadanır kızın yaşadığı eve Allah korusun ölüsü bulunur.. benzerleri çok oluyor. bu durumun tek çaresi o ailenin kendi canlarından parça olan o kıza yönelik soruumluluktaan kaçmamalarıdır. buda imtihandır.aksi halde kaybetmiş olurlar.

    • ......

      dini konularda herşeyi yazdık. dahada çokyazarızda nasılsa karşı duran yok diye suskunuz şu sıralar. müge anlınında youtube videolarına bakıyorum arada. maalesef ecnebiler gibi evinde köpek besliyor. dinimizin yasakladığı bir durum bu. evinde hayvan besleyenlerin namazla niyazla hatta islamla pek işleri olmuyor. evde hayvan bakma konusunda anlının tabiiki delice işleri olmaz. ama örnek olduğu başka insanların olabilir.
      bugünkü videosunda kadının biri başka kadını ayartıp kocasından ayırmış galiba kendi lezbiyenlik işleri için. ortadan kaybolmuşlar. en azından söyleşide izlenim bu idi. o lez kadın dövmeliymiş. avukat rahmi bey eleştirdi. anlı hemen o konuda savunmaya geçti. dövmede ecnebi adeti. islami inanca göre lanetlik işlerden.
      şu ailesi yeni bulunan 24 yaşındaki kendi hatası olmaksızın mecburen içine düştüğü için artık borç batağındaki kız. tv imkanlarıyla yardım toplanıp düze çıkarılır diye baktık bunuda yapmadan postaladı çaresiz kızı. ne kadar hayırlı dediğimiz kimseler bazen çok şaşırtıyor. buda gözden düşürüyor. bazen gözden düşmek gökten düşmek gibidir.

  5. ismail

    solcu evrimci tv kanallarından birisinde insanlar maymundan geldiyse şimdiki maymunlar neden insan olmuyor sorusuna cevap verildi. insanlar maymundan gelmemiş 6 milyon yıl öncesine dayanan insanlarında maymun türlerininde ortak atası olan bir türden meydana gelmiş. hani nerede o tür. ormana kaçtı. ormanmı yandı bitti kül oldu gitti.
    maymun türleri insanla ortak ataya sahip olamayacak kadar geri zekalılar. bırak ev yapmayı alet işlemeyi ateş yakmaktan acizler. tvde gösteriyor aşağıda su olduğu halde orangutan ağaçta işeyip sidiğini içiyor. nasıl kıllılar. konuşmaktan bile acizler. asla insanla ortak atadan değiller.
    insanın başka türleri varmış zamanla yok edilmiş. bizim tür insanlar tarafından. tam ölüsü vardır elde klonlasınlar. bugünkü insanlardan hiçbir farkı olmadığı görülür. yani farklı bir insan türü bence yoktur. olsa 526 yıl önce bulunan kızılderililer farklı insan türü olurdu.
    mustafa kemal bizler maymunlarız düşüncelerimiz insan diyor. 1928 de fransadan getirttiği ve türkçeye çevirttiği ateizmin kitabına göre söylüyor bunları. üstelik dünyadaki canlı hayatını sadece 50000-55000 yıl öncesine dayandırıyor. hiç maymunlarla ortak atadan yada şimdi var olmayan diğer insan guruplarından bahsetmiyor. 80 senede ne değişti. yalanlar evrim geçirerek yeni boyutlar kazandı.
    evrim Allah olmasın isteyenlerin uydurmasıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s