Allah Nerededir? Zamandan Ve Mekandan Münezzeh Midir?

Standart

Allah nerededir?  Sorusu müslümanlar tarafından da sık sık sorulan bir sorudur. Allah varsa bir yerde olması gerekir mantığıyla hareket edildiğinden dolayı böyle bir düşünce gelir akla.
Biz maddi bir evrende yaşıyoruz. Maddi olmayan ve zekası olan bir varlığın bizi yarattığını söylüyor teistler. İslam inancına göre Allah’ın bir zekası vardır. Düşünür,karar verir ve hatta müslümanlar ne kadar öyle değil dese de Kur’an’a göre Allah fikir bile değiştirir.

Allah’ın nerde konumlandığına Kur’an’dan bakalım:


Tâ-Hâ Sûresinin 5. Ayetinde: Rahmân, Arş’a kurulmuştur.

Furkân Sûresinin 59 . Ayetinde: Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

Secde Sûresinin 4 . Ayetinde: Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Hadîd(*) Sûresinin 4 . AyetindeO, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Hâkka Sûresinin 17 Ayetinde: Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.
(Allah’In katını 8 melek taşıyormuş)

(Not:Ayetler Diyanet”in sitesinden alınmıştır.)

Görüldüğü üzere Allah arşa konumlanmıştır. Müslümanların sık sık dile getirmiş olduğu : ‘Allah zamandan ve mekandan münezzehdir’ cümlesi havada kalıyor. Üstelik müslümanların bu cümleyi kurarken kaynak olarak gösterdikleri hiç bir şeyde yoktur. Kur’an’da Allah’ın bir evi, yaşadığı yer, konumlandığı yer vardır. Ve apaçık dediği kitaptan böylesi bir sonuç çıkmaktadır.

Arş ne demektir?

Tdk sözlüğünden;

‘arş Ar. ¤arş
(I) a. din b. İslam inanışına göre göğün en yüksek katı.
Güncel Türkçe Sözlük ‘

  • Görüldüğü üzere arş Allah’ın katıdır. Allah’ın katı ne demektir?

Allah bir yerde yaşıyor, Allah’ın bir evi var demektir…

  • O halde zamandan ve mekandan bağımsız olduğu iddia edilen Allah ile Kur’an’da ki Allah çelişiyor mu?

Evet çelişiyor.Hangisi doğru?

  • Müslümanların en temel kaynak kabul ettikleri Kur’an tabiki.O halde Allah zamandan ve mekandan münezzeh değildir! Aksini iddia eden zaten müslüman değildir,Kur’an’a göre!

Sonuç:

Mekan ve zaman maddelerin bağlı olduğu bir şeydir. O halde Allah’ta mekana bağlıysa, her yerde olamaz! Ve en önemlisi Allah madde ve/ya maddenin bir başka boyutudur. Bildiğiniz İslamdan tamamen farklı bir Allah modeli çıktı karşınıza. Deizmin tanrı anlayışı bile daha inandırıcı duruyor Allah’dan.

Kendine ait katı olan, katını 8 tane meleğin taşıdığı bir tanrı. Çok egzotik!
(Dalga geçmiyorum, Kur’an’dan çıkan sonuç bu! İnanmıyorsanız, araştırın. Tabiki, özgür ve eleştiren düşünerek, ve korkmadan!)


Bu sonuç bizi başka bir şeye götürüyor belkide(?); İslam öncesi arapların tapmış olduğu ‘el-ilah’ adlı putun(ki dilbilimcilere göre Allah, El-ilah/Al-ilah isminden türetilmiştir) Allah olabileceği.

-Okan-

Reklamlar

221 thoughts on “Allah Nerededir? Zamandan Ve Mekandan Münezzeh Midir?

  1. Gurkan

    ateistler cesur insanlar, samimiler. bir insan bir yandan cehennemde yanacağını düşünp diğer yandan inanmıyorum der mi. ama bir insan iyi biri olmadığı ve inandığını söylediği dine inanmadığı halde cehennem korkusu ile inanıyorum diyebilir hem kendini hem toplumu kandırabilir. hangisi daha karakterli daha cesur daha erdemli? sırf bu noktada bile tanrının hangi kullarına değer vermesi gerektiği konusunda çelişki var.. ateistler eninde sonunda haklı çıkacaklar hatta bu gidişle bilgi iletişim çağı doğrultusunda öyle bir dünya tablosu oluşacak ki ileride iyi bir iş çıkarıp çıkarmadığına bakılırken o işin geri planında insanların zihniyetleri önemli bir ayrıntı kabul edilecek. örneğin bir müslümanın ya da bir yahudinin ya da bir hristiyanın ortaya koyduğu işe kuşkuyla yaklaşılacak. freud vari bir şekilde dincilere ”saplantılı şartlanmalı kişilik bozukluğu” olan insanlar olarak, akıl hastaları olarak yaklaşılacak, kendini kandırma bozukluğu, zayıflık belirtisi diyorum ben halk dilinde.

    • muhammed

      Sayın GURKAN,

      ‘’ ama bir insan iyi biri olmadığı ve inandığını söylediği dine inanmadığı halde cehennem korkusu ile inanıyorum diyebilir hem kendini hem toplumu kandırabilir.‘’ (diyorsunuz)

      Peki,
      Dinin gerçek olduğuna,cehennemin varlığına inanmayan biri cehennemden korkabilir mi? Yani varlığına inanmadığı bir şeyden kişi nasıl korkar? Bunun mantıkı var mı? Kişi şayet cehennemden korkuyorsa,inanıyor demektir.

      ATEİST BEYLERE!

      YARATICININ VARLIĞI,EVRENDEKİ TASARIM VE HASSAS DENGE !

      Evren ve oluşumundaki hassas denge ve tasarımın tesadüf ve rastlantılarla açıklanamaz.Bu evren ancak madde üstü üstün bir akıl,zeka,bilinç,irade sahibi YARATICI BİR KUDRET’in eseri olabilir.Bu evrenin oluşumunu şans ve tesadüflere bağlamak insanın aklını,mantıkını ve pozitif ilmi yok saymaktır. Evrenin yaratıcısını inkar etmek ancak bir cinnetlik olabilir.Bir gecekondu bile,tesadüflerle, rastlantı sonucuyla kendiliğinden oluşması mümkün değilse,şu koca kainatin de kendiliğinden meydane gelmesi aklen,mantken ve ilmen mümkün değildir.
      Aşağıya alınan evren ve oluşumundaki hassas dengesi hakkındaki yazının tümünü okuduktan sonra YARATICININ varlığı hakkında mantık yürüterek sağduyunuzla karar verin!!

      Evren ve Oluşumdaki Bazı Hassas Ayarlar.

      İnsancı İlke’nin geçerliliğini gösteren delillerin hepsi kâinatın uzak kısımlarından derlenmiş değildir. Güneş sistemimiz ve yakın çevremizdeki birçok fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri de Antropik Kozmolojik Kanunu’nun evrenselliğini ortaya koyar. Örneğin Dünyamız bir yandan kendi ekseni çevresinde saniyede yaklaşık 500 metre hızla dönerken diğer taraftan saniyede 30 km kadar bir hızla Güneş’in etrafında dolaşmaktadır. Bunun sonucunda oluşan merkezkaç kuvvet etkisiyle Dünya, Güneş’ten hayat için en uygun mesafe olan 149.500.000 km uzaklıkta tutulur. Dünya’nın dönüş hızı daha az olsaydı, güneşe yaklaşır ve aşırı derecede ısınırdı. Gündüzler de uzayacağından bu etki daha da artardı.Aksi durumda ise Dünya buz kitleleriyle tamamen kapanacak kadar soğuyabilirdi. Bütün gök cisimleri gibi Dünya ve Güneş de belirli miktarlarda elektrik yüküne sahiptirler.Bu elektrik yükleri, bugünkü değerlerinden sadece trilyonda bir oranında farklı olsaydı, Dünya-Güneş arası mesafe, yerkürenin tamamen ergimesine yol açacak kadar azalabilir veya tamamıyla donmasına sebep olacak kadar artabilirdi. Dünya’nın Güneş’ten belirli bir uzaklıkta tutulmasına vasıta olan merkezkaç kuvvetin etkisiyle, Dünya’nın kendi ekseniyle dönüş ekseni arasında 0 veya 90 derecelik bir açı oluşması beklenirdi. Oysa, bu açının 23 derece olması sağlanmıştır. Bunun sağlanması sonucunda kutupların sürekli karanlıkta kalması sonucu okyanuslardan yükselecek buharların buralarda dev buz tabakaları oluşturması önlenerek, dünyanın kuzey ve güney yarıkürelerinde buzdan kıtalar, Ekvator bölgesinde aşırı sıcak bir kuşak ve aralarında sürekli yağışlar ve sellerin tesiriyle oluşmuş derin vadilerden ve kayalıklardan müteşekkil, hayata elverişsiz üç bölgeden ibaret korkunç bir gezegene dönüşmesi engellenmiştir.
      “Ay da Dünya’dan en uygun mesafede bir yörüngeye oturulmuştur. Dünya-Ay arası mesafe 380.000 km. den az olsaydı, gelgit olayları şiddetlenir ve kıtalarla üzerindeki dağların silinmesiyle bütün yeryüzü ortalama 25 km yüksekliğinde sularla kaplanabilirdi. Jeolojik veriler, geçmişte yerkürenin tamamen ergimiş cevherden ibaret bir küre olduğunu göstermektedir. O dönemde, şimdi okyanusları teşkil eden sular, atmosfer içinde buhar halinde bulunmaktaydı. Zamanla yerkürenin soğumasıyla yerkabuğu ve içindeki çukurlarda okyanuslar oluştu. Eğer yerkabuğu ortalama birkaç metre daha kalın teşekkül etmiş olsaydı, atmosferin bitki ve hayvan hayatı için son derece önemli unsurlarının tamamına yakını, oksitler, karbonatlar ve nitratlar halinde absorbe edilirdi. İlk atmosferdeki su buharı miktarı da tam okyanus çukurlarını doldurarak ‘buharlaşma, bulut teşkili, yağış, akarsu’ devr-i dâimi için yeterli miktarda suyun sirkülasyonunu sağlayacak, ayrıca yeryüzü sıcaklığını belirli sınırlar içinde tutacak seviyede ayarlanmıştır. Su buharının tamamına yakınının yoğunlaşarak okyanusları teşkil etmesinden sonra atmosfere bırakılan gazların miktarı daha az olsaydı, kozmik ışınlar ve şimdi her gün atmosfere girdiğinde yanıp, eriyen irili-ufaklı milyonlarca meteorun çarpmasıyla yeryüzündeki ve denizlerdeki fotosenteze yetecek miktarda Güneş ışını bize ulaşamazdı. Uzayın vakumuna, en dış iyosfer tabakasındaki atomların elektriksel olarak birbirlerini itmelerine, milyarlarca yıldır yerkabuğu kırıklarından, volkanik faaliyetlere yüz milyarlarca ton zehirli gaz çıkmış olmasına ve hayvanların solunum faaliyetleriyle oluşmuş milyarlarca tonluk karbondioksitine rağmen, atmosferin kalınlığı ve bileşimi, hayata en uygun sınırlar içinde sabit tutulmaktadır. Oksijenin hayati olaylarda özel bir yeri ve önemi vardır. Bu gazın atmosferde yaklaşık % 21 oranında bulunması sağlanmıştır. Şayet bu oran daha yüksek olsaydı, yıldırım veya şimşek gibi âmillerle oksijen yanar ve her şey tutuşur, kül olurdu. Daha az olması halinde ise, oksidasyona bağlı solunum fonksiyonları, patlamalı motorların çalışması, maden cevherlerinin saflaştırılması,kaynama,pişirme ve ısınma gibi faaliyetler kısmen veya tamamen aksardı.”
      Evrende bu kadar fazla boşluk olması ve evrenin büyüklüğü karşısında dünyanın bir toz zerresi kadar olması bazı kesimler tarafından dünyanın evren karşısındaki önemsizliğinin delili olmuştur. Ancak son yıllarda yapılan gözlem ve deneylerin sonucunda dünyada yaşamın oluşabilmesi için evrenin bu büyüklüğüne ve bu kadar fazla boşluğa sahip olmasının gerekliliği anlaşılmıştır. Şayet evren bu kadar boşluğa ve büyüklüğe sahip olmasaydı daha sıcak olurdu ve ısı yeterince yayılamadığından dünyada yaşam oluşamazdı. Dünyanın güneş sistemindeki konumu da yaşamın oluşabilmesi için son derece hassas ayarlanmıştır. Şayet dünyamız güneş sisteminde üçüncü değil de ikinci yada dördüncü sırada olmuş olsaydı içinde yaşamı ve canlılığı barındıracak özelliğe sahip olamazdı. Dünyanın etrafındaki gezegenlerin varlığı da yaşam için son derece gereklidir. Örneğin Jüpiter gezegeninin varlığı dünyanın yörüngesinin istikrarını sağlamakta, dünyanın dengesini ve güneşe olan mesafesini korumakta ve ayrıca dünyayı meteor ve kuyruklu yıldız çarpmalarına karşı en az bin defa fazla hedef olmaktan koruyarak bir kalkan vazifesi görmektedir. Dünya, atmosferiyle, ısısıyla, konumuyla, kütlesi ve manyetik alanıyla ve daha pek çok özelliği ile adeta yaşam için donatılmıştır.
      Bu şekilde hayata en uygun fizikî şartlarla donatılan yeryüzü daha sonra, iç içe geçmeli milyarlarca canlı üniteden oluşan bir ekolojik kanaviçe ile bezenmiştir. Bu dinamik ekolojik yapı bünyesine bitkiler, diğer bütün canlıların beslenmesi ve solunumu için gerekli gıdayı ve oksijeni imal eden üreticiler; otçullar, protein fabrikaları; etçiller, sistemin zoolojik ünitelerini keyfiyet ve kemiyetçe belirli sınırlar içinde tutmakla mükellef kontrolörler olarak yerleştirilmiştir. Bu ekopiramidal tahtın üzerinde ‘insan’ bulunur. İnsanın bütün eko sistemler üzerinde tasarruf kabiliyeti mevcuttur; oysa diğer canlıların türlerine has davranışları genellikle yaşamakta oldukları lokal ekosistem içinde belirli kalıplar ve sınırlar dışına çıkamaz. İnsanoğlunun biyolojik âlemde böyle müstesna bir yere sahip oluş keyfiyeti ‘Antropik Ekolojik Prensip’ in esasını teşkil eder. Bu prensip, “bütün canlılar bir yana, insan bir yana” veya “bitki olsun hayvan olsun, her canlı türü neticede, yeryüzünde insanın yaşamasına en uygun biyolojik şartları sağlayacak tarzda fonksiyon gören eko-üniteler olarak yaratılmıştır” şeklinde ifade edilebilir.[160]
      A. GALAKSİ-GÜNEŞ-DÜNYA-AY SİSTEMİNDEKİ YAŞAMI DESTEKLEYEN BAZI HASSAS AYARLARIN LİSTESİ [161]

      1. galaksi büyüklüğü eğer daha büyük olsaydı: gaz akması ve yıldızlar, güneşin yörüngesini bozardı ve çok fazla galaktik püskürmeyi ateşlerdi.eğer daha küçük olsaydı: yeterli bir zaman diliminde, yıldız oluşumunu sağlamaya yeterli olmayacak miktarda gaz galaksimize akardı.
      2. galaksi tipi eğer daha eliptik olsaydı: yaşam kimyası için yeterli ağır elementlerin oluşmasından önce, yıldız oluşumları dururdu.eğer daha düzensiz olsaydı: ışınıma maruz kalma çok şiddetli olacak ve yaşam kimyası için gerekli ağır elementler bulunmayacaktı.
      3. galaksinin yeri eğer zengin bir galaksi kümesine daha yakın olsaydı: galaksinin çekim gücü bozulacaktı.eğer büyük bir galaksiye/galaksilere daha yakın olsaydı: galaksinin çekim gücü bozulacaktı.
      4. süpernova püskürmeleri eğer daha yakın olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha uzak olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külü olmazdı.
      eğer daha sık olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha seyrek olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külü olmazdı.eğer daha geç olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha erken olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külü olmazdı.
      5. beyaz cüce ikilileri eğer daha az olsaydı: yaşam kimyasının işlemesi için yeterince flor üretilemezdi.eğer daha çok olsaydı: yıldız yoğunluğundan gezegen yörüngeleri bozulurdu; gezegendeki yaşam yok olurdu.eğer daha erken olsaydı: etkin flor üretimi için yeterince ağır element yapılmazdı.
      eğer daha geç olsaydı: proto-gezegendeki birleşimde flor daha geç yapılırdı.
      6. galaksi merkezinden ana yıldız uzaklığı eğer daha uzak olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterli miktarda ağır element olmazdı.eğer daha yakın olsaydı: galaktik ışınım çok büyük olurdu; yıldız yoğunluğu, gezegenlerin yörüngesini bozardı.
      7. ana yıldızın doğum tarihi eğer daha yakın bir zamanda olsaydı: yıldız hala kararlı yanma fazına geçememiş olurdu; yıldız sistemi çok fazla ağır element içerirdi.eğer daha eski bir zamanda olsaydı: yıldız sistemi yeterince ağır element içermezdi.
      8. ana yıldızın kütlesi eğer daha büyük olsaydı: yıldızın parlaklığı çok çabuk değişirdi; yıldız çok çabuk yanardı.eğer daha küçük olsaydı: yaşam için gezegen uzaklıkları kapsamı çok dar olurdu; gel git kuvvetleri, gezegenin dönme süresini bozardı; morötesi ışınımı, bitkilerin oksijen ve şeker yapması için yetersiz kalırdı.
      9. H+ üretimi eğer daha küçük olsaydı: gezegenin oluşması için gerekli basit moleküller ve yaşam kimyası oluşamazdı.eğer daha büyük olsaydı: gezegenler yaşam için yanlış zaman ve yerde oluşurdu.
      10. yüzey çekimi eğer daha güçlü olsaydı: gezegenin atmosferi çok fazla amonyak ve metan tutardı.eğer daha zayıf olsaydı: gezegenin atmosferi çok fazla su kaybederdi.
      11. ana yıldıza uzaklık eğer daha uzak olsaydı: kararlı bir su döngüsü için gezegen çok soğuk olurdu.eğer daha yakın olsaydı: kararlı bir su döngüsü için gezegen çok sıcak olurdu.
      12. yörüngenin eğimliliği eğer daha büyük olsaydı: gezegendeki sıcaklık farkları çok büyük olurdu.
      13. yörüngenin dışmerkezliliği eğer daha büyük olsaydı: mevsimsel sıcaklık farkları çok büyük olurdu.
      14. dönme süreci eğer daha uzun olsaydı: günlük sıcaklık değişimleri çok büyük olurdu.eğer daha kısa olsaydı: yaşam için gerekli yüzey sıcaklığı kapsamı sağlanamazdı.
      15. gezegenin yaşı eğer daha genç olsaydı: gezegen çok çabuk dönerdi.eğer daha yaşlı olsaydı: gezegen çok yavaş dönerdi.
      16. manyetik alan eğer daha güçlü olsaydı: elektromanyetik fırtınalar çok şiddetli olurdu.eğer daha zayıf olsaydı: ozon tabakası, yıldız ve güneş ışınımından yeterince korunamazdı.
      17. yerkabuğu kalınlığı eğer daha kalın olsaydı: atmosferden yerkabuğuna çok fazla oksijen transfer edilirdi.eğer daha ince olsaydı: volkanik ve tektonik aktivite çok büyük olurdu.
      18. yansıtılan ışığın yüzeye çarpan toplam ışığa oranı eğer daha büyük olsaydı: buzullaşma etkisi artardı.eğer daha küçük olsaydı: sera etkisi artardı.
      19. göktaşı ve kuyrukluyıldız çarpışma oranı eğer daha büyük olsaydı: birçok tür var olmazdı.eğer daha küçük olsaydı: yerkabuğu yaşam için gerekli olan maddelerden yoksun kalırdı.
      20. dünyanın ilk haliyle çarpışan kitlenin zamanlaması eğer daha erken olsaydı: dünyanın atmosferi çok kalın olurdu; ay çok küçük olurdu.eğer daha geç olsaydı: gelişmiş yaşam çağı için güneş çok parlak olurdu.
      21. atmosferdeki nitrojen oksijen oranı eğer daha büyük olsaydı: gelişmiş yaşam fonksiyonları çok çabuk ilerlerdi.eğer daha küçük olsaydı: gelişmiş yaşam fonksiyonları çok yavaş ilerlerdi.
      22. atmosferdeki karbondioksit düzeyi eğer daha büyük olsaydı: sera etkisi artardı.eğer daha küçük olsaydı: bitkiler etkili şekilde fotosentez yapamazdı.
      23. atmosferdeki su buharı düzeyi eğer daha büyük olsaydı: sera etkisi artardı.eğer daha küçük olsaydı: karadaki yaşam için yeterli miktarda yağmur yağmazdı.
      24. atmosferdeki ozon düzeyi eğer daha büyük olsaydı: yüzey sıcaklıkları çok düşük olurdu.eğer daha küçük olsaydı: yüzey sıcaklıkları çok yüksek olurdu; yüzeyde çok fazla morötesi ışınım olurdu.
      25. atmosferdeki oksijen miktarı eğer daha büyük olsaydı: bitkiler ve hidrokarbonlar kolayca yanardı.eğer daha küçük olsaydı: gelişmiş hayvanlar, çok az soluyabilirdi.
      26. sismik aktivite eğer daha büyük olsaydı: bir çok yaşam biçimi yok olurdu.eğer daha küçük olsaydı: nehirlerin sürüklediği, okyanus tabanındaki zengin besinler, tektonik hareketlerle tekrar karalara geri dönüştürülemezdi; karbonatlardan yeterince karbondioksit bırakılamazdı.
      27. volkanik aktivite eğer daha düşük olsaydı: atmosfere dönen su buharı ve karbondioksit miktarı yetersiz kalırdı; yaşam için gerekli toprak mineralizasyonu çok düşük kalırdı.
      eğer daha yüksek olsaydı: en azından gelişmiş yaşam tahrip olurdu.
      28. buzul çağlarının sıklığı ve kapsamı eğer daha küçük olsaydı: çeşitli ve gelişmiş yaşam formları için yeterli verimlilikte, genişlikte ve iyi sulanan vadiler oluşamazdı; çeşitli ve gelişmiş yaşam formları için yeterli mineral konsantrasyon olmazdı.eğer daha büyük olsaydı: gezegen kaçınılmaz olarak tamamen donardı.
      29.toprak mineralizasyonu eğer besin açısından daha fakir olsaydı: yaşam biçimlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı sınırlanırdı.eğer besin açısından daha zengin olsaydı: yaşam biçimlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı sınırlanırdı.
      30. Jüpiter’in uzaklığı eğer daha büyük olsaydı: dünyaya çok sayıda göktaşı ve kuyrukluyıldız çarpardı.eğer daha küçük olsaydı: dünyanın yörüngesi kararsız hale gelirdi.
      31. Jüpiter’in kütlesi eğer daha büyük olsaydı: dünyanın yörüngesi kararsız hale gelirdi.eğer daha küçük olsaydı: dünyaya çok sayıda göktaşı ve kuyrukluyıldız çarpardı.
      32. atmosfer basıncı eğer daha küçük olsaydı: sıvı haldeki su çok çabuk buharlaşır, nadiren yoğunlaşırdı.eğer daha büyük olsaydı: sıvı haldeki su, karadaki yaşam için gerekli olduğu gibi kolayca buharlaşmaz; yeryüzüne yeterince güneş ışığı gelemez; yeryüzüne yetersiz miktarda morötesi ışınım gelirdi.
      33. atmosfer şeffaflığı eğer daha küçük olsaydı: güneş ışınımının yetersiz kapsamdaki dalga boyları gezegen yüzeyine ulaşırdı.eğer daha büyük olsaydı: güneş ışınımının çok geniş kapsamdaki dalga boyları gezegen yüzeyine ulaşırdı.
      34. atmosferdeki klor miktarı eğer daha küçük olsaydı: erozyon oranları, nehirlerin, göllerin, toprağın asitlilik oranları ve bazı metabolik oranlar, çoğu yaşam formu için yetersiz kalırdı.
      eğer daha büyük olsaydı: erozyon oranları, nehirlerin, göllerin, toprağın asitlilik oranları ve bazı metabolik oranlar, çoğu yaşam formu için yükselirdi.
      35. okyanuslardaki ve topraktaki demir miktarıeğer daha küçük olsaydı: gelişmiş yaşamı destekleyecek, yaşam çeşitliliği ve miktarı çok sınırlanır; eğer çok küçükse hiçbir yaşam mümkün olamazdı.eğer daha büyük olsaydı: en azından gelişmiş yaşamda demir zehirlenmesi kaçınılmaz olurdu.
      36. troposfer ozon miktarı eğer daha küçük olsaydı: biyokimyasal dumanlar yeterince temizlenemezdi.eğer daha büyük olsaydı: gelişmiş hayvanlarda soluma zorluğu görülür, ürün hasatları düşer ve ozona duyarlı türlerin yok olmasıyla sonuçlanırdı.
      37. stratosfer ozon miktarı eğer daha küçük olsaydı: gezegenin yüzeyine, cilt kanserlerine ve bitki yetişme miktarında azalmaya yol açacak çok miktarda morötesi ışınım gelirdi.
      eğer daha büyük olsaydı: gezegenin yüzeyine çok az morötesi ışınım ulaşabilir, bitki yetişme miktarında azalmaya yol açar ve hayvanlar için yetersiz vitamin üretimi görülürdü.
      38.mezosfer ozon miktar ıeğer daha küçük olsaydı: mezosfer gazlarının sirkülasyonu ve kimyası bozulur, atmosferin alt tabakalarındaki yaşam için gerekli gazların izafi bolluğu da tahrip olurdu.eğer daha büyük olsaydı: mezosfer gazlarının sirkülasyonu ve kimyası bozulur, atmosferin alt tabakalarındaki yaşam için gerekli gazların izafi bolluğu da tahrip olurdu.
      39. orman ve çalı yangınlarının miktarı ve kapsamıeğer daha küçük olsaydı: toprakta yetişmeyi engelleyici maddeler birikir; toprağın nitratlaşması yetersiz olur; toprağın yeterli miktarda su geçirmesi ve bazı zararlıların absorbe edilmesi için gerekli odunkömürü üretimi yetersiz olurdu.eğer daha büyük olsaydı: çok fazla bitki ve yaşam biçimi yok olurdu.
      40. toprak kükürtünün miktarı eğer daha küçük olsaydı: bitkiler bazı proteinlerden yoksun kalır ve ölürlerdi.eğer daha büyük olsaydı: bitkiler kükürt toksinlerinden zehirlenip ölürler; suyun ve toprağın asitliliği yaşam için çok fazla olurdu; nitrojen döngüleri bozulurdu.

      B. EVRENDEKİ DİĞER HASSAS AYARLARIN LİSTESİ [162]

      1. güçlü nükleer kuvvet sabiti eğer daha büyük olsaydı: hidrojen olmazdı; yaşam için önemli olan çekirdek istikrarsız olurdu.eğer daha küçük olsaydı: hidrojenden başka element olmazdı.
      2. zayıf nükleer kuvvet sabiti eğer daha büyük olsaydı: Big Bang’de çok fazla hidrojen helyuma çevrilirdi, bundan dolayı yıldızların yanmasıyla, çok fazla ağır element malzemesi ortaya çıkardı; yıldızlardan ağır elementler yayılmazdı.eğer daha küçük olsaydı: Big Bang’de çok az hidrojen helyuma çevrilirdi, bundan dolayı yıldızların yanmasıyla, çok az ağır element malzemesi ortaya çıkardı; yıldızlardan ağır elementler yayılmazdı.
      3. çekim kuvveti sabiti eğer daha büyük olsaydı: yıldızlar çok sıcak olur, yıldızlar çok çabuk ve düzensizce yanarlardı.eğer daha küçük olsaydı: yıldızlar nükleer füzyon ateşleyemeyecek kadar soğuk kalırlardı, bundan dolayı ağır element üretimi olmazdı.
      4. elektromanyetik kuvvet sabiti eğer daha büyük olsaydı: yetersiz kimyasal bağlar olurdu; boron elementinden daha büyük olan elementler bölünme için çok istikrarsız olurlardı.eğer daha küçük olsaydı: yetersiz kimyasal bağlar olurdu; karbon veya oksijen yetersiz miktarlarda olurdu.
      5. elektromanyetik kuvvet sabitinin çekim kuvveti sabitine oranı eğer daha büyük olsaydı: 1,4 güneş kütlesinden daha küçük yıldızlar olmazdı, bundan dolayı yıldızların ömrü kısa olur ve parlaklıkları düzensiz olurdu.eğer daha küçük olsaydı: 0,8 güneş kütlesinden daha büyük yıldızlar olmazdı, bundan dolayı ağır element üretimi olmazdı.
      6. elektron kütlesinin proton kütlesine oranı eğer daha büyük olsaydı: yetersiz kimyasal bağlar olurdu.eğer daha küçük olsaydı: yetersiz kimyasal bağlar olurdu.
      7. proton sayısının elektron sayısına oranı eğer daha büyük olsaydı: elektromanyetizma, çekim gücüne hakim olur, galaksi yıldız ve gezegen oluşumlarını engellerdi.eğer daha küçük olsaydı: elektromanyetizma, çekim gücüne hakim olur, galaksi yıldız ve gezegen oluşumlarını engellerdi.
      8. evrenin genleşme oranı eğer daha büyük olsaydı: galaksi oluşumu olmazdı.eğer daha küçük olsaydı: yıldız oluşumlarından önce evren çökerdi.
      9. evrenin dağınım-entropi seviyesi eğer daha küçük olsaydı: galaksi oluşumları olmazdı.eğer daha büyük olsaydı: galaksiler içerisinde yıldız yoğunlaşmaları olmazdı.
      10. evrenin ağır tanecik – baryon ve nükleon yoğunluğu eğer daha büyük olsaydı: Big Bang’de çok fazla döteryum açığa çıkar, bundan dolayı yıldızlar çok çabuk yanardı.eğer daha küçük olsaydı: Big Bang’de ortaya çıkan helyum yetersiz kalır, bundan dolayı çok az ağır element oluşurdu.
      11. ışık hızı eğer daha hızlı olsaydı: yıldızlar çok parlak olurdu.eğer daha yavaş olsaydı: yıldızlar yeterince parlak olmazdı.
      12. evrenin yaşı eğer daha yaşlı olsaydı: kararlı bir yanma halinde güneş tipli yıldızlar, galaksilerin doğru yerlerinde olmazdı.eğer daha genç olsaydı: kararlı bir yanma halinde güneş tipli yıldızlar oluşmazdı.
      13. galaksiler arasındaki ortalama uzaklık eğer daha büyük olsaydı: yeterli bir zaman diliminde, yıldız oluşumunu sağlamaya yeterli olmayacak miktarda gaz galaksimize akardı.eğer daha küçük olsaydı: güneşin yörüngesi kökten alt üst olurdu.
      14. protonun azalma oranı eğer daha büyük olsaydı: ışınımın serbest kalmasından yaşam yok olurdu.eğer daha küçük olsaydı: evrende yaşam için gerekli maddeler yetersiz kalırdı.
      15. 12 karbon (12C)’ dan 16 oksijen (16O)’ e enerji düzeyi oranı eğer daha büyük olsaydı: yetersiz oksijen olurdu.eğer daha küçük olsaydı: yetersiz karbon olurdu.
      16. 4 helyum (4He) enerji düzeyieğer daha büyük olsaydı: yetersiz karbon ve oksijen olurdu.eğer daha küçük olsaydı: yetersiz karbon ve oksijen olurdu.
      17. nötronun protona göre kütle fazlası eğer daha büyük olsaydı: nötron azalımı, yaşam için gerekli olan ağır elementlerin oluşması için çok az nötron bırakacaktı.eğer daha küçük olsaydı: nötron azalımı, yaşam için gerekli olan ağır elementlerin oluşması için çok az nötron bırakacaktı.
      18. nükleonların anti-nükleonlara göre fazlası eğer daha büyük olsaydı: gezegenlerin oluşumu için çok fazla ışınım olurdu.eğer daha küçük olsaydı: galaksilerin ve yıldızların oluşması için gerekli yeterince madde olmazdı.
      19. su molekülünün polaritesi eğer daha büyük olsaydı: füzyon ısısı ve buharlaşma, yaşamın varlığı için çok büyük olurdu.eğer daha küçük olsaydı: füzyon ısısı ve buharlaşma, yaşamın varlığı için çok küçük olurdu; yaşam kimyasının işlemesi için gerekli olan su kalitesiz olurdu; buz yüzmezdi, kaçarak donardı.
      20. süpernova püskürmeleri eğer daha yakın olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha uzak olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külüolmazdı.eğer daha sık olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha seyrek olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külü olmazdı.eğer daha geç olsaydı: ışınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.eğer daha erken olsaydı: kayalık gezegenlerin oluşması için yeterince ağır element külü olmazdı.
      21. egzotik maddenin sıradan maddeye oranı ğer daha küçük olsaydı: galaksiler oluşmazdı.eğer daha büyük olsaydı: güneş tipi yıldızlar oluşmadan evren çökerdi.
      22. galaksi kümeleri eğer daha yoğun olsaydı: galaksi çarpışmaları ve birleşmeleri, yıldız ve gezegen yörüngelerini bozardı; çok fazla ışınım olurdu.eğer daha gevşek olsaydı: yeterli bir zaman diliminde, yıldız oluşumunu sağlamaya yeterli olmayacak miktarda gaz galaksilere akardı.
      23. erken evrende etkili olan ölçüler eğer daha küçük olsaydı: kuantum mekaniği, çekim gücü ve izafiyet birlikte var olmazdı ve yaşam mümkün olmazdı.eğer daha büyük olsaydı: kuantum mekaniği, çekim gücü ve izafiyet birlikte var olmazdı ve yaşam mümkün olmazdı.
      24. şimdiki uzayda etkili olan ölçüler eğer daha küçük olsaydı: elektron, gezegen ve yıldız yörüngeleri kararsız olurdu.eğer daha büyük olsaydı: elektron, gezegen ve yıldız yörüngeleri kararsız olurdu.
      25. neutrino kütlesieğer daha küçük olsaydı: galaksi kümeleri, galaksiler ve yıldızlar oluşmazdı.eğer daha büyük olsaydı: galaksi kümeleri ve galaksiler çok yoğun olurdu.
      26. Big Bang dalgacıkları eğer daha küçük olsaydı: galaksiler oluşmazdı; evren çok çabuk genişlerdi.eğer daha büyük olsaydı: galaksi kümeleri ve galaksiler çok yoğun olurdu; kara delikler hüküm sürer; evren çok çabuk çökerdi.
      27. toplam kütle yoğunluğu eğer daha küçük olsaydı: güneş tipi yıldızlar oluşmadan evren çok çabuk genişlerdi.eğer daha büyük olsaydı: kararsız yörüngelere ve çok fazla ışınıma yol açacak şekilde evren çok yavaş genişlerdi.
      28. uzay enerji yoğunluğu eğer daha küçük olsaydı: kararsız yörüngelere ve çok fazla ışınıma yol açacak şekilde evren çok yavaş genişlerdi.eğer daha büyük olsaydı: güneş tipi yıldızlar oluşmadan evren çok çabuk genişlerdi.
      29. izafi genişleme faktörünün boyu eğer daha küçük olsaydı: yaşam için önemli kimyasal fonksiyonlar tam anlamıyla gerçekleşemezdi.eğer daha büyük olsaydı: yaşam için önemli kimyasal fonksiyonlar tam anlamıyla gerçekleşemezdi.
      30 Heisenberg Belirsizlik Prensibi’ndeki belirsizliğin büyüklüğü eğer daha küçük olsaydı: vücut hücrelerine oksijen taşınması çok yavaş olurdu; yaşam için önemli elementler kararsızlaşırdı; yaşam için önemli kimyasal fonksiyonlar tam anlamıyla gerçekleşemezdi.eğer daha büyük olsaydı: yaşam için önemli elementler kararsızlaşırdı; yaşam için önemli kimyasal fonksiyonlar tam anlamıyla gerçekleşemezdi. (alıntı)

      Ayrıca ateistlerin durumu şu örnekteki adamın durumuna benziyor…
      Bir adam dev bir tesisi,fabrikayı geziyor.İşleyen bu fabrikanın çarklarını görünce bakınız bu çarklar nasıl kendi kendine çalışıp dönüyor.? diyor.Halbuki bu adam söz konusu bu mükemmel farikayı bu sistemde kuran teknik mühendisleri ile fabrikanin düğmesini basıp çalıştıran elemanı görmezden geliyor,yani her şeyi fabrikanın işleyen çarkına bağlıyor,böylece söz konusu fabrikanın çarklarını işleyecek durumda kuran ve dizayn eden teknik elemanları yok sayıyor.!!!

      İşte ateistler de bunun gibi çarkları işleyen kainat gibi dev bir tesisin (tabir caiz ise ) teknik mühendisi olan madde üstü bir akıl,zeka,bilinç ve irade sahibi YARATICIYI ( ALLAH’I ) GÖRMEZDEN GELİYORLAR.!!

      Özetle,bütün bunlar üstün bir akıl,zeka,kudret,bilinç ve irade sahibi madde üstü yüce bir YARATICININ varlığını zorunlu kılmaktadır.

      Saygılarımla.

  2. cevap

    Ateistlerin vazgeçemedikleri şeyler var. Yazmiyoruz buraya. İnansalarda inanmasalarda ayni yola çikan durumlari var kimisinin. Tabiiki genelleyemem ama birde ataizme yatan islam düşmani gizli din sahipleri falan. Şimdi deniz bize bir kaç km mesafede. Bu deniz ateş denizi olsa ben yine korkmam. Ne diye korkayimki. Şimdilik epeyce uzak. Ama birileri götürüp o ateş denizinin içine firlatirlarken o korkmuyorum diyenler avaz avaz bağirarak yirtinacaklar. Bağirmak kiçini yirtmak asla çözüm olmayacak. Freudun öyle yanlişlari vardiki inanmamasi inanmiyorum diyerek kendini kandirmasi o sebep ile. İnansa ne deyişecek.
    Ben iyi birisiyim demem asla. Ama kime ne zararim olaki. Belki kendime. Velevki başkasina zarar veren olayim. Millet aptalmi çikartirlar benden acisini.
    Bak kardeşim eğer sen zamaninda bana yaşatilan sıkıntilarin ancak yarisi kadarini yaşasan yinede tutunamazdin dünyada. Ben eğer Allah inancinda samimi olmasaydim bende tutunamazdim.
    Cehennem korkusuna inaniyorum. Böyle bir lafmi çikti agzimizdan. Kardeşim kendi yaşadiğimiz delilleri koymuşuz açik olarak. Şimdi demiş olsam haşa Allah yok diye. Yalan söylemiş olurum. Hemde bilerek. Çünkü açik delilleri görerek yazdim.
    Yok benim bilmeyip senin bildiğin varsa soylede cevaplayalim.
    Defalarca dedim. Allah yok diye çiksa araştirmamin sonucu öyle yazardim.
    Yahya kaptan var bizim o taraflarda geçen asirda. Bundan 97 sene önce çetecilik yapiyor hereke civarinda. Yarimca civarindada çerkez mehmet var. Bu adam padişahci. Yahyada mustafa kemalci. Yakaliyor bunu yahya gebzede. Mezarlikta silahla vurarak öldurecek. İki rekat namaz izni istiyor adam. Namazi kilarken Allahtan dileği eşinin haberi olsun. Eşi genc küçücük bebeğini emzirirken bir ara uyuya kaliyor. Çerkez mehmet Ben gidiyorum Allaha ismarladik diyor. Kadin korkuyla uyanmiş. Yahya kaptan namazi bitince vurmuş mehmedi. Köye öldü haberi geliyor. Kadin haberi gelince saate bakiyor. Tamda ruyayi gordüğu sirada öldürülmüş eşi. Bunu 40 yil önce anlatan çerkez mehmedin komşusu.
    O namazin hatiri olmasa o haber yerine ne diye ulaşsinki. Dualarimiz olmasa Allah bize ne diye değer versin öyle değilmi. Diyelim misalen Allah yok. Buyur şu olayin izahini yap.
    Yada ahrete giden yol olan yildiz yuvalarindan neden bahsederki kurani kerimde.

    • bayram yapan ateler

      İslami yikmaya uğraşan ate sitelerde fazla bir hareketlenme olmadiğina göre bayram tatili yapiyorlar. Ramazan bayrami bize göre Şeker bayrami onlara göre, sahilde olanlar sürekli girsinler denize. Girmeyenler varsa arkadaşlari denize zorla soksunlar. Malum temizlik imandandir. Bu sayede belkide birileri imana gelmiş olur. Burada amaç aşagilamak değil hakikatten imana gelmeleri kendi çikarlarinadir. Bunu belirtmek istedik sadece.
      Herkesin mubarek ramazan bayramini kutlar hayirli tatiller dilerim.

  3. muhammed

    YUKARIDA GÖSTERİLEN MEALLER HATALIDIR.

    BUNLARIN DOĞRU MEALLERİ İSE AŞAĞIDADIR!

    1-TA-HA-5: Rahman olan (Allah) arşa/tüm varlık alemine (evrene) hükümranlığını kurmuştur.

    2-FURKAN-59:Gökleri,yeryüzünü ve ikisi arasındakileri (evreni) altı evrede yaratan sonra da arşa/tüm varlık alemine (evrene) hükümranlığını kuran Rahmandır.Öyleyse sen birşey isyeyecek olursan sadece ondan iste.!!!

    3-SECDE-4: Gökleri,yeryüzünü ve ikisi arasındakileri (evreni) altı evrede yaratan sonra da arşa/tüm varlık alemine (evrene) hükümranlığını kuran Rahman’dır.Sizin için ondan başka ne bir veli/koruyucu,nede bir arka çıkan yardımcınız vardır. Öyleyse düşünüp öğüt almayacak mısınız?

    4-HADİD-4: Gökleri,yeryüzünü ve ikisi arasındakileri (evreni) altı evrede yaratan sonra da arşa/tüm varlık alemine (evrene) hükümranlığını kurandır.Yere gireni,ondan çıkanı,gökten ineni, oraya yükseleni bilir.Nerede olsanız,O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

    HAKKA-17: (kıyamet koptuğunda) Melekler gökyüzünün her tarafında,Rablerinin verdiği emirleri uygularlar ve onların üzerinde (emirleri uygulayan) sekiz (görevli melek) de vardır.’’ şeklindedir.

    İşte ayetlerin meal çevirileri doğru ve düzgün yapıldığında iddia edilen sorunun olmadığını görürüz. Yani Kur’an da asla bir sorun yoktur,ayetleri sorunlu gibi yapan meallerdeki çeviri hatalarıdır.

    PEKİ ALLAH’IN ARŞI NEDEMEK ?

    Konuya girmeden evvel arş kavramının hangi manaları muhtevi olduğuna temas edelim.

    Arş: ‘Malikiyet, hüküm, hakimiyet /egemenlik, iktidar, saltanat, her şeye güç yetirme, taht, gözetleme, yönetme ve her şeyi idare etme’ anlamlarına gelir.
    Arş,sözcüğünün Kur’an’da geçen bu mecazi kullanımının, Allah’ın bütün yaratıkları üzerindeki mutlak hüküm ve iktidarını ifade ettiği görüşündedirler. Dikkate değer bir husus da şudur ki, Kur’an’da (arş’a istiva ettiğinden) söz eden ayetlerin hepsinde bu ifade Allah’ın alemleri yaratmasına ilişkin bir açıklamayla bağlantılı olarak geçmektedir.

    ALLAH’IN ARŞ’A İSTİVA ETMESİ

    İstiva ale’l-arş (arşa istiva etmek) ifadesi şu anlamlara gelir: İşleri çekip çevirmek, kainatın denetimini elinde bulundurmak, ona hakim olmak.Kısaca şu denebilir; Allah c.c. kainatı, sonra insanları yaratmış ve onları kendi hallerinde başıboş bırakmamıştır.Kainatı yönetmekte ve insanları da gözlemektedir. Çünkü O her şeye şahittir.

    MELEKLERİN ARŞI YÜKLENMESİ NEDEMEK ?

    Yani melekler dünyada olduğu gibi, kıyamette ve ahirette de işbaşındadırlar. Allah’ın emirlerini kusursuz yerine getirmektedirler.
    Meleklerin arşı yüklenmeleri; Allah c.c. meleklere kıyamet gününde sorumluluk verip işler yaptırmaktadır.Melekler dünyada olduğu gibi,kıyamette ve ahirette de Allah’n emirlerini yerine getirmekle sorumludurlar.Yüce Allah’ın emirlerini kusursuz yerine getirmek için işbaşındadırlar… İşte ahirette 8 MELEK de ”arşı,”yani ilahi kudret ve iradedenin emirlerini oradaki aleme infaz etme SORUMLULUĞUNU YÜKLENİRLER.

    Öyleyse,kur’an da geçen ( العرش ) Arş, yüce Allah’ın tüm varlık alemi üzerinde sonsuz ve mutlak hakimiyetinin bir ifadesidir.

    Özetle,ayette ki Arşın fiziksel anlamdaki tahtla hiç bir alakası yoktur,bu yüce Allah’ın hakimiyetinin,güç,kudret ve iradesinin bir ifadesidir !!!

    و في الاية ( الذين يحملون العرش و من حوله يسبحون بحمد ربهم) المقصود من العرش هو نفس حكومة الله تعالي و تدبيره لعالم الوجود و حملة العرش يقومون بتنفيذ ارادة الله الحاكمة في الخلق.
    و يمكن ان يكون المعني هو مجموع عالم الوجود او عالم ما وراء الطبيعة ، اما حملة العرش الالهي فهم الملائكة التي تقع عليهم مسؤولية تدبير امر هذا العالم بامر الله تعالي

    Yukarıdaki metnin özetine göre de”Arş’tan maksad,Allah’ın iktidar ve hakimiyetinin,varlık aleminin idare ve yönetmesinin veya varlık aleminin tümünün bir ifadesidir,Hameletul arş” حملة العرش ” ise,varlık aleminde,ilahi iradesinin emirlerini infaz etme mesuliyetini taşıyan, melekler demektir.

    Saygılarımla.

  4. Lan Oç Sen Hesap yapma kabileyetin çokmu geniş amq piçi 2/3+1/6+1/6+1/8=sana1.125 yapıyor orda sen 1.0 yazmısın sonra altınada agza alınmayacak birşey demişsin git hesap kabileyitini geliştir amq piçi sonra yargıla senin gibiler ancak böyle boş düşünür. Sen orda sadece yanlış yönlendiriyorsun insanları

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s