Sevgili müslüman kardeşlerim,
Neredeyse tüm yazılarımda sizin kutsal değerleriniz küfrettim. Bu yazımda Allah’a, resulü Muhammed’e ve sizin için seçtiği din İslam’a hiç küfür etmeyeceğim. Çok şeyler yazdım, çok şey denedim ama sonunda sizi ateist yapamayacağımı anladım. Madem ateist yapamıyorum bari verdiğim zararı düzelteyim düşüncesiyle bir yazı hazırladım. Bu yazının amacı sizin imanınızı imanınızı korumak ve güçlendirmektir.
Maddeler halinde sıralıyorum, buyrun…
1. Aklın fitnesine kapılmayın. İmanın en büyük düşmanı akıldır. İnsanın aklı cüz’idir, kifâyetsizdir; atomu anlar, onun altını anlamaz, onu da anlasa en altını bilemez, evreni bilir, sınırları nerede bilemez, onu da bilse evrenin dışında ne var bilemez. Gördüğünüz gibi insan aklı sınırlıdır. O yüzden aklın fonksiyonları olan mantığa ve eleştirel düşünceye ve deneye dayalı bilgi birikimine kapılarınız sıkıca kapatın. Bilim denilen illet bu üçünün veledü zinasıdır. Bilimsel herhangi birşey okumayın. Özellikle astronomi, astrofizik ve biyolojiden uzak durun. Bilimin zirve noktalarından biri olan Amerikan Ulusal Bilim Akademisine üye dünyanın en elit bilimadamlarının %97′si ateisttir. Görüldüğü gibi bilimin sonu imanını kaybetmektir. Aman derim uzak durun.
2. Peygambere iman esastır. Akıl denen fitneyi yanlışlıkla kullanan mümin “Dağ başında bir mağarada yanlız başına bir adama melek gelip Allah’tan mesaj getiriyor, bir tane gören yok… Hem zaten herşeye gücü yeten Allah neden böyle bir yöntemle insanları yola getirmek istesin?” diye düşünüdüğü an imanı gider. Aman derim… Çok düşünmeyin… Allah’ın yöntemini sorgulamayın. “1400 yıldır çok şey değişti, insan yaşamı bambaşka bir şekil aldı, Allah son elçisini neden 1400 önce gönderdi? Şimdi de elçi gönderse ya” diye düşünen küfre düşer. Allah alemleri nur Muhammed’in yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. Bunu böyle bileceksiniz, iman edeceksiniz.
3. Kuran Allah’ın kelamıdır. Allah’ın kelamının Arapça olmasında hikmetler vardır. Kuran’ın Türkçe ya da başka dillerdeki mealleri yetersizdir ve -ASLA- Kuran’ın kendisi değildir, Kuran’ı yansıtmaz. Shakespeare’in bir sonesi İngilizce aslında değerlidir, asıl tadı ve asıl anlamı İngilizce aslındadır. Çevirileri o tadı vermez. Kaldı ki Shakespeare zavallı bir fanidir. Alemlerin rabbi olan yüce rabbimizin kelamı bir faninin yazdıklarından daha büyük anlam taşır ve bu anlam ancak Allah’ın kullanmayı tercih ettiği Arap dilinde ortaya çıkar. ASLA ve KÂT’A Kuran’ın Türkçe mealini okumayın. Okursanız kafanız karışır, imanınız gider. Kuran’ın Arapça’dan başka dillere çevrilmesi Şeytan’ın en büyük fitnelerindendir. Kuran’ın sihri Arapça aslındadır. Anlamasanız bile aslını okuyun. Zaten Allah anlamanızı istese kalbinize ilham ederdi. Ama Arapça olarak göndermiş işte.
4. İslam tarihiyle ve özellikle peygamberin hayatı ile ilgili hiçbir şey okumayın. Geçmiş, geçmiştir. Siz önünüze bakın. O günün şartları geride kaldı. Olur da tarihe bir gözatayım derseniz Şeytan fitneyi kalbinize eker.
5. Kader ve Allah’ın sıfatlarının tecellisi gibi konulara asla kafa yormayın. En güzeli “Allahüalem” demektir. İlk maddeyi hatırlayın. Küçücük beyninizle herşeyi bilemez, anlayamazsınız. Sizin aklınızın ötesinde şeyler var… Kader de bunlardan biridir. Sorgulamayın.
6. “Allah neden sadece Arap yarımadası ve çevresine peygamber göndermiş” diye sormayın. Allah 124.000 peygamber göndermiştir. Herşeyin binlece yıldır yazılı kayıt altında tutulduğu Çin’in kayıtlarında bir tane peygamber olmaması sizi şaşırtmasın. Açıklaması basittir; Şeytan Çin kayıtlarından olduğu gibi, diğer uygarlıkların kayıtlarından da nice peygamberi çıkartmıştır.
7. Gazete, televizyon vs. her türlü haber kaynağından uzak durun. Hele şeytanın büyüğü Internet’ten uzak durun. Bu yazı Internet’te okuduğunuz son yazı olsun. Hemen kapatın. Sakın dünyada olup bitenden haber almayın. Müslüman ülkeler şöyle sefil, İslamcı terör böyle vahşi diyorlar… Allah muhafaza, izlersiniz imanınıza zarar gelir. Bu Internet denen şeytanda bu site gibi zındık siteler var, Allah yok diyorlar, aklın arabasına binmişler cehenneme doğru gidiyorlar. Aman kapılmayın.
Benden size tavsiye, yazdıklarımı iyice okuyun, anlayın. Ben bu saydıklarımın hepsini yaptım, sonunda ateist oldum. Sorgulamadan inanıp hakkı ile iman etmeyi başaramadım. Siz de benim gibi cehenneme odun olmak istemiyorsanız sözlerime kulak verin.
Sevgiler, saygılar
Bilgehan
Kaynak: http://bilgehanbengi.blogspot.com/2009/10/muslumanlara-oneriler-iman-koruma.html
*
Korkut
31/01/2010
ya bu Millet du geleneksel dinin dogru olmadigni kalbinde senin benim kadar iyi biliyor…
Ama, “ha bir de dogru ise” kuskusu onlari bu hayali yapiyi ayakta tutmaya mahkum birakiyor. Görünüste Müslüman olup agziyla inkar etmeyip, Allahi kandirabileceklerini düsünüyorlar, Arti bir de cogu yaptigi pisligi neyin arkasinda saklasin?
8. Nokta da benden olsun:
Budistler, Buda heykelinin önünde neden kapaniyorlar diye, Yahudiler, neden aglama duvarinin önünde hareket cekiyorlar diye, Hiristiyanlar, neden kilisedeki tastan yaptiklari Isa heykeline dogru birtakim seyler söylüyorlar diye, sakin düsünme! Cünki bu düsüncnin ilerisinde, “neden Kabe denen tastan bir yapiya dogru kapaniyorum” sorusu gelebilir. Sonra da farkina varirsin ki bu seylerin arasinda bir fark olmadigni….
Not: Kuranda tastan bir yapiya dogru kapan diye bir ayet bulunmaz!
berk cakan
12/06/2010
öyle vallahi. bu millet kafayı yemiş.gerçek kuranla uyuştuğunda aaaa kuran mucizesi diorlar gerçek kuranla uyuşmadığında o senin bildiğin öyle deildir diorlar. kuranda her insanın parmak izinin farklı olduğu yazıyor.(mucizevi yanını anlamadım zaten biraz dikkatli baksan anlarsın.)hemen kura mucizesi diorlar.konu her bilim adamının inandığı ve hakkında onbinlerce kanıtın olduğu evrime konu gelince hemen yançiziyorlar.benim okuluma evrim sunusuna geldiler.insanın ve maytumunun ortak atasını gösterdiler.bnu müslimlerin yanında anlattım.o eski insandır ddiler.dedim eski insansa nie eski insan demiolar.hakkında binlerce araştırma yaptıkları şey hakkında yalan mı sölicekler.imanlılar böyledir işte.işlerine gelene inanırlar.gelmeyende kıvırırlar.ama sen müslüman deilim deyince işine gelmedi dimi derler
mert
12/12/2010
teşekkürler …
urkush
14/01/2011
aynen katiliyorum. musluman kalmak istiyorsaniz yukaridaki onerilere harfiyen uyun. sonucta biz de gokten zembille ateist olarak inmedik. ornegin ben de bir musluman olarak dinimi daha iyi tanimak amaciyla yola ciktim, ancak bugun allah’in olmadigini hic bir sucluluk veya korku duygusu olmadan avaz avaz bagirabilirim. evet, allah ya da adina ne derseniz deyin, tanri yoktur. su andan itibaren benim icin bunu tartismak bile zaman kaybindan baska hic bir sey degil.
HİDAYET
17/07/2011
yine küfrettin kardeş..hanı etmeyecektin..hemde daha kotüsünü yaptın hakaret,iftira ve alçak görmek bünlar küfürdende beter..siz ilk önce edepli olun,saygılı olun bunlar için dindar yada inançlı olmanıza gerek yok..ama ne yazıkkı edepsizliğiniz..ateistlığınızın önüne geçmiştir..buda sizin gerçek manaada ateist yapmaz..sizler ideolojinizin kurbanısınız..yazık..burdaki yazılara cevap vermıyeceğim sahip olduğum değerler üzerine yemin ederim kii.cevap velirmesi gereken en kolay sorular. boşuna kafa yormuşsun bunları yazmak için…ben siizn gibi bilinçsiz,cahil,ideolojı kurbanı ateistlere saygı göstermem..tam tersine gerçek manadaki ..özelliikle ideoloj kurbanı olmayan ve edebıyle bazı şeylerı tartışan ateislere saygımız var..
Oğuz (pozitifateizm)
21/07/2011
İyi veya kötü yoktur. Küfür de doğal bir şey, ama hak ettiği yerde kullanılmalı. Veya her yerde kişiye kalmış.
HİDAYET
17/07/2011
ber cakan ..kardeş madem ateistsin..neden …öyle vallahi ..diye söze başlıyorsun..bu mantıksız olmaz mı vallahi islami bi sözdür
)
Oğuz (pozitifateizm)
21/07/2011
Takıldığın şeylerin basitliğini görüyor musun? Vallahi halk içinde bir deyimdir, o hissi anlatabilecek en iyi şeylerden biri belki.
HİDAYET
24/07/2011
oğuz kardeş..madem bişeyi savunuyorsunuz..ağzınıza dolanan şeylerınde mücadelesini vermeniz gerekmiyor mu?..cahilliğin bu kadarıda fazla..vallahi.. nerde deyim diye geçıyor?..nerenden uyduruyorsun..vallahi..islam dinine göre yemin demektir..Allahın ismını kullanarak birşeyın doğruluğunu tasdık etmek için söylenir..yazık sana..
Oğuz (pozitifateizm)
25/07/2011
Vallahi sözü halk arasında “cidden, doğru söylüyorum bak” anlamında kullanılıyor. Kalıplaşmıştır.
Emrullah Doğuş
29/08/2011
Sevgili Ateist Kardeşlerim,
Ben uzun bir zaman önce bu sorgulamaları yaptım, sonuç olarak din, peygamber ve indirildiği düşünelen kitaplar ile ilgili konuşmaya bile gerek olmadığı kansına vardım, çünkü çok mantıksız ve Yaratıcının üstün zekasına hakaret etmekden başka bir şey değildir. Söyledikleriniz elbette mantıklı ve düşünen bir insan beyninin ürünü olduğu açıktır bundan dolayı saygı duyuyorum, fakat benim aklımın almadığı Tanrı yok, böyle bir yaratıcı hiç olmadı dediğimizde şu doğa kanunları diye tabir ettiğimiz matematiksel gerçeklerin tesadüfi bir şekilde olmuş ve olageliyor olması sizce mantıklımıdır. Ben şu an ki sabit olmayan düşüncem ile bir yaratıcının var olduğu düşüncesindeyim. Çünkü evren de herşey belli bir kural ve matematik formüllerine dayanmaktadır. Kurallar kendi kendine oluşmaz belli bir düzen çerçevesinde konulur. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte, güneşin etrafında ki dönüşünü ise 365 gün 6 saatte tamamlaması gibi, Ozon tabakasını galakside başka hiç bir gezegende göremiyoruz neden diğer gezegenlerde ozon tabakası yok, acaba o gezegenlerde hayat olmadığı için yaratıcı onların UV ışınlarından zarar görme gibi bir sıkıntısı olmayacağı için o gezegenlere ozon tabakası örme ihtiyacı duymamış olabilir mi. Dünya gezegeninde yani bildiğimiz tek hayat olan gezegende canlıların güneşin öldürücü ışınlarından korunması için bir ozon tabakası neden var. Kısacası tüm dinler, kitaplar ve peygamberlerle alakalı düşüncelerinize saygı duymakla beraber Yaratıcının olmadığı ve her şeyin tesadüfi oluştuğu düşüncenize katılmak mümkün değildir. Çünkü hiç bir tesadüfi fizik kuramından bir düzen ortaya çıkmaz. bırakın çok hücreli organizmaları siz oturun tesadüfi bir şekilde tek hücreli bir organizma ortaya çıkarın çıkarabiliyorsanız.
Sevgili ateist kardeşlerim; Dinlere sataşmanız bence gereksiz yere üzerinize tepki almanız demektir, siz bilimsel yollarla kendi düşüncelerinizi açıklayın elbette ancak insanların inanarak mutlu oldukları konulara saygı duymamız gerektiği düşüncesindeyim. Asla iyi bir dindarı inandığı şeyden vazgeçirmeye çalışmam çünkü buna gerek yok, çünkü dinlerin hepsi insanları doğru yola çağırmaktır, insanın dindar olması kötü bir şey değildir. belki size ve bana göre onların dindar olması gereksizdir evet ama en azından doğru olan şeyleri yapma mücadelesi içinde olduklarından dolayı saygı duymak gerekir. Bir bilim adamı çıksın ve desin ki bunların hepsi kendi kendiliğinden oluştu evreni ve canlıları bir yaratıcı yaratmadı işte size ispatı deyip bunu ispatlasın o zaman herkes ateist olacaktır zaten
ancak siz tanrının var olduğunu ispat et derseniz bana ben size sadece kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakmanızı ve o gördüğünüz şeylerin oldukları koordinatlara herhalde tesadüfi gelemeyeceğini düşünmenizi tavsiye ederim.
Saygılar.
MIT
14/09/2011
MIT mezunu biri olarak bilimler akademisi ile ilgili söyledikleriniz yanlış birincisi.
georgertown ve harvard,princeton,oxford vs islamic research center lara uğramanızı dilerim bu iki.
dil ile temel özdeyişsel ifadelerin anlamlandırma için linguistics hakkında hiçbir fikriniz yok.
birde ateist forumlardaki abuk sabuk yazılara (bu arada bu tip soruların cevapları çoktan verilmiş olmasına rağmen arama zahmetinde bulunmayan bilim adamı olarak geçinen metodolojiden yoksun arkadşların el ezher’in kütüphanelerinde dolaşması dileği ile)turan dursunun sitesindeki arkadaşlara güzel cevaplar veren(anlayana) bu arkadaşın post’larına bakmanızı temenni ederim.
http://www.turandursun.com/forumlar/search.php?searchid=329885
üyenin adı : Alchindus
hepinize iyi günler dilerim
seda
25/09/2011
İslam bilim dinidir. bi kerecikte olsa Kuranı Kerimi anlamıyla okuyun ve objektif bakın farz edinki ateist değilsiniz islam güzellik dinidir insanlara kardeşçe yaşamayı öğütler peygamber efendimizin hayatı o kadar özenilesi bir hayattırki.. Bu zamanki insanlık gibi hasetlik cinayet kavga gürültü yok sade iman dolu bi yaşam.Bizler bilim yok demiyoruzki ama sizler gerçekten acınılası durumdasınız o bilimi yaratanda Rabbımızdır
İnşallah son nefesinizdede olsa doğru yolu bulursunuz allahım sizleri ıslah etsin
Oğuz (pozitifateizm)
28/09/2011
Bilimsel bir şeyden mi bahsediyor?
Anar Ağayarov
02/10/2011
Şimdi Sedacım, objektiflikten anladığınızı sorgulamanız lazım bence.
” Ey iman edenler! Yahûd(îler) ile Nasara’yı (Hıristiyanları) dost tutmayınız. Onların bazıları bazılarının dostudur. Ve sizden her kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır…” (Mâide Suresi, âyet 51)
Kardeşce yaşamayı böyle mi öğütlüyor?!
kıçıyla_düşünenlere_cevap
03/10/2011
Sevgili arkadaşlar yorumların bir bölümünü okudum özellikle Allah’ın olmadığı yada ölümden sonra hayat varmı yokmu vs…Bİr çok şey Aslında sizi kutluyorum özellikle ateistleri tebrikler oğlum…yani bakıyorum dünyanın en büyük bilim adamlarına yaptıkları hesaplamalar sonucu Allah’ın(bir yaratıcının )mutlaka var olması gerektiği konusunda birleşiyorlar tabii bunuda big bang e ve diğer bilimsel kanıtlara dayandırıyorlar ve ek olarak ateist bilim adamları yahudiler hristiyanlar ve daha niceleri kur’an da yanlış aramay çalışıp bulamıyorlar ki emin olun eğer kur’an da bir yanlış ve ya eksik bulunsydı şu anda dünyanın bütün kanallarında bütün web sitelerinde açık alenen müslümanların yüzüne tokat atar gibi her yerde ilan ederlerdi ..Gelelim bizim maymunlara (necati ,ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
,pozitifateizm) boksunuz oğlum siz şimdi ban hakaret ediyorsun demeyin siz değilmisiniz oğlum Allah yok diyen, öyleyse siz maymundan geldiniz yada belki su aygırından geldiniz e cumburlop gökten inmediniz ya belki önceden boktunuz sonra evrimleşe evrimleşe su aygırı sonra zurafa sonra bok böceği ve sonrada da maymun ve en son insan oldunuz ama merak etmeyin eninde sonunda bok olacaksınız ve bunuda büyük bir zevkle söylüyorsunuz ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
diyorya kafamız basmıyormuş güya o zevkle öldükten sonra bok olacakta biz neden buna inanmayalım.Oğlum ne kadar salaksınız yaw yani bu kadar olur.Harbiden boksunuz yani bu hoşunuza gittiği için söylüyorum ha yanlış anlamayın.Hani neden sizi anlamıyorum biliyormusunuz tamam belki Allah ı iyi tanımıyorsunuz belki size yanlış anlatıldı ama bir yerde sizi bok yapan bir sistem öbür taraftan size sonsuz yaşamı sağlayacak bir sistem siz sizi bu kadar aşağılayan (tabii bize göre) bir sistemi hararetle savunuyorsunuz.Evet Haklısınız dün boktunuz bu gün bok böceği ve yarın öldükten sonrada tekrar bok olacaksınız yani hiç değişmeyeceksiniz……….
kıçıyla_düşünenlere_cevap
03/10/2011
Çıkmş 3-5 tane kıçı kırık efendim biz bilimsel verilerden konuşuyoruz oğlum sizin bilimle ne alakanız var la, fizikle kimyayla biyoloji ile ilgili kaçtane makleniz varda utanmadan bilim den konuşuyorsunuz .Ne bilimini biliyorsunuz oğlum siz bir boktan anladığınız yok.Hadi söyleyin bakalım tahsiziliniz ne …nerde araştırma yaptığınız labaratuvarlar gerzekler .Bakın şunlara hepsinin labaratuvarları vardı Hepsinin bilimsel anlamda bir çok makalesi var’dı çoğu yaşadığı dönemin en büyük bilim adamı bunların hiçbiri inkar etmiyorlar (bilimde ulaştıkları uç noktalara rağmen) bizim kıçı kırık sümüklü möaymundan gelen öldükten sonra bok olacak olanlar inanmıyor baba baba ba………
kıçıyla_düşünenlere_cevap
03/10/2011
Allah’a inanan bilim adamları
Roger Bacon (1220-1292)
“İnancın rahmeti çok büyüktür”4
Çağdaşları tarafından “muhteşem doktor” olarak anılan Roger Bacon, deneysel metota önem vererek, bilimde eski geleneklere son veren ünlü bir İngiliz din ve bilim adamıdır. Işığın, Allah tarafından insanların görebilmelerini sağlamak için yaratıldığına inanan Bacon, bu alanda kendi gözlemlerini yapmış, yaşadığı çağda kolay kolay düşünülemeyecek birçok teknik gelişmeyi yüzlerce yıl öncesinden haber vermiştir. Buharlı gemiler, trenler, otomobiller, uçaklar, vinçler ve asma köprüler Bacon’ın daha 13. yüzyılda tasarladığı gelişmelerden yalnızca birkaçıdır.
Bir arkadaşına yazdığı mektupta Bacon şöyle demiştir:
Gelecekte bir tek kişi tarafından yönetilen ve birçok kürekçinin çektiği bir tekneden çok daha hızlı yol alabilen gemiler, deniz taşıtları ve bir canlının gücünden yararlanmaksızın inanılmaz bir hızla gidebilen arabalar yapılacaktır.8
Ayrıca Bacon, merceklerin büyütme özelliklerini ve kullanım yerlerini açıklamış, yıldızlardan gelen ışığın Dünya’ya aynı anda ulaşmadığını ilk kez o fark etmiştir. Kristof Kolomb’un doğumundan 200 yıl önce Dünya’nın düz değil yuvarlak olduğunu ve Avrupa’dan hep batıya doğru gidildiğinde Hindistan’a ulaşılabileceğini savunmuştur.
Yaptığı deneyler sonucu ulaştığı bilgilerin inançlı insanlara faydasının dokunacağına inanan Bacon şöyle demiştir:
Gelecekte, şimdi ve geçmişte göreceğimiz gibi bilim, inananlar için yararlıdır.9
Bacon, bir araştırmacı olarak, bilimin dinle çelişmediğini, aksine bilimin inanmayan kişilere karşı kullanılabilecek önemli bir ikna aracı olduğunu savunmuştur. “Bilim insanların inancı kabul etmelerini sağlamada büyük bir avantaja sahip” sözü, kendisine aittir.10
Francis Bacon (1561-1626)
Bilimsel metodun kurucularından olan ünlü bilim adamı Bacon güçlü bir imana sahip bir kişi olarak bilinmektedir. Francis Bacon, bilimsel araştırmaların, kişiyi Yaratıcı’ya yakınlaştırdığını şu sözleriyle ifade etmiştir:
Hataya düşmemizi engellemek için çalışmamız gereken önümüzde iki kitap var, birincisi Allah’ın vahyi olan Kutsal Kitap, ikincisi O’nun gücünü ifade eden yaratılanlar.
İlk önce Allah’ın isteklerini ve emirlerini açıklayan Kutsal Kitabı, sonra da O’nun gücünü gösteren varlıkları incelemeliyiz. Sonraki öncekine anahtardır. Bize mantığın ve konuşmanın genel kurallarını öğreterek ilahi emirlerin gerçek anlamını bilmemize yardımcı olur, aynı zamanda inancımıza yeni pencereler açar. Bize Yaratıcı’nın büyüklüğünü anlatır. Zira, O’nun sonsuz kudreti ve büyüklüğü, fiillerinde ve yarattığı varlıklar üzerinde açıkça görülmektedir.5
Galileo Galilei (1564-1642)
Galileo Galilei, teleskop kullanarak gökyüzüne bakan ilk kişidir. Galilei, hem Dünya’nın yuvarlak olduğunu söylemiş, hem de Ay’daki karanlık bölge, kraterler ve tepeleri ilk ortaya çıkaran kişi olmuştur. Bilime yaptığı bu büyük hizmetlerle tarihte önemli bir yeri olan Galilei, duyuların, konuşma yeteneğinin ve zekanın insanlara Allah tarafından verildiğine ve bunların en iyi şekilde kullanılması gerektiğine inanıyordu. Doğanın bir Yaratıcı tarafından tasarlandığının her haliyle açık olduğunu savunuyordu. “Tabiat hiç şüphesiz Allah’ın hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır” diyen Galilei, Allah’ın Kitapları ile yarattıkları arasında hiçbir çelişki olamayacağını, çünkü her birinin Allah tarafından yaratıldığını söylüyordu.6
Johannes Kepler (1571-1630)
Tabiat kitabına göre biz astronomlar, Yüce Allah’ın din adamları olduğumuzdan, bizim Allah’ın şanını konuşmamız gerekir. 7
Astronomi biliminin kurucusu olan Kepler, gezegenlerin hareketlerini, güneş sisteminin uzaklığını hesaplamış ve yıldız hareketlerinin haritasını gösteren ilk astronomik takvimi yayınlamış büyük bir bilim adamıdır.
Bu güçlü bilimsel kişiliğinin yanında Kepler, aynı zamanda evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanmıştır. Neden bilim ile uğraştığını soranlara Kepler’in cevabı, daha önce de belirttiğimiz gibi “Yaratıcı’nın eserlerindeki lezzeti tatmak için” olmuştur.
Allah’ın, yarattığı herşeyde kendini gösterdiğine inanan Kepler’in hayatı ve yaptıkları incelendiğinde, evrende ilahi bir tasarımın var olduğuna inanan bir insanın, bilimsel çalışmalarında çok geniş ufuklu ve başarılı olduğu görülür. Kepler, “beyaz ayıları ve beyaz kurtları Kuzey’in karlı bölgelerine gönderen kimdir? Ayıların, balinaların ve kurtların beslenmesi için, kuşların yumurtalarını da onlarla birlikte orada bulunduran kimdir?” diye sorduğu sorunun cevabını yine kendisi şöyle cevaplamıştır: “Bizim Allah’ımızdır ve O en büyüktür ve O’nun üstünlüğü en büyüktür ve O’nun aklı sonsuzdur, O’nun sonu yoktur.” Kepler sözlerini şu şekilde sürdürmüştür: “Yaratıcıyı anlamak için sahip olduğunuz tüm duyularınızı kullanın.”11
Johannes Baptista von Helmont (1579-1644)
Helmont, gaz kimyası ile kimya fizyolojisinin kurucusu olan ve termometre-barometreyi keşfetmiş ünlü bir bilim adamıdır. Dindar kişiliği ile tanınan Helmont için ünlü yazar Walter Pagels, bilimsel çalışmalarında dini inancından güç aldığını yazmıştır.12
Blaise Pascal (1623-1662)
Çok önemli buluşların sahibi olan birçok bilim adamı aynı zamanda dindarlıklarıyla da tanınmaktadırlar. Termometre ve barometreyi bulan Helmont ve yanda resmi bulunan Pascal bu bilim adamlarındandır.
Eski Yunan’dan sonra geometride en büyük ilerlemeyi sağlayan ünlü bilim adamı Pascal, çok küçük yaşlarda bile birçok keşfin sahibi, çok başarılı bir bilim adamıdır. Matematik alanındaki pek çok çalışma ve buluşunun yanında Pascal, fizik alanında da önemli keşifler yapmıştır. Örneğin atmosfer ve sıvı mekaniği hakkında araştırmaları olan Pascal, atmosferde yüksekliğe göre değişen bir basınç olduğunu keşfetmiştir.
Bilim tarihinde çok önemli bir yeri olan Pascal, inançlı bir bilim adamıdır. Pascal sözlerinde Allah’ın, matematikten elementlerin düzenine kadar herşeyin Yaratıcısı olduğunu söyleyerek, Allah’ın sonsuz gücünü ifade etmiştir. 13
John Ray (1627-1705)
Ünlü İngiliz botanikçisi John Ray inançlı bir kişiydi. Ona göre, “eğer insanoğlu yeryüzüne Allah’ın güzelliğini yansıtmak için getirilmişse, o zaman çevresinde yaratılmış olan her şeye dikkat etmeliydi”. Bu düşünceyi kendisine prensip edinen Ray, çok genç yaşta bilimsel araştırmalar yapmaya yöneldi. Hem botanikte hem de hayvan biliminde zamanının en büyük otoritelerindendi. Ray, Allah’ın yaratışındaki sonsuz aklı anlattığı bir kitap yayınladı. Bu çalışmada Ray, binlerce türdeki bitki, böcek, kuş, balık ve benzeri canlıyı tanıtarak, doğanın bir Yaratıcı’nın varlığını gösterdiğini anlattı. Kitabında Ray şöyle diyordu: “Başta bütün işler Allah tarafından yaratıldı, sonra bugüne kadar O’nun tarafından muhafaza edildi ve hala ilk yaratıldıkları gibiler.”14
Botanik bilimine birçok hizmette bulunan Ray: “Özgür bir adam için doğanın güzelliklerini ve Allah’ın sonsuz aklını ve yüceliğini düşünmekten daha değerli bir şey olamaz”15 diyerek bilim ve dinin içiçe olduğunu her zaman vurgulamıştır.
Robert Boyle (1627-1691)
Modern kimyanın kurucusu olan Boyle, bilimde çığır açan birçok keşfin sahibidir. Bunlara örnek verecek olursak; Boyle, gazların havadaki basıncı ile havanın hacmi arasında bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmış ve böylece bugün “Boyle Kanunu” olarak bilinen prensipler meydana gelmiştir. Ayrıca Boyle, turnusol kağıdı ile basit bir buzdolabı da icat etmiş, suyun donunca genleştiğini göstermiş, elementin ilk modern tanımını yapmıştır. “Hava, basınçlı olduğuna göre atomun parçaları arasında boşluk olmalıdır” diyen Boyle, böylece atom teorisine de katkıda bulunmuştur.
Böylesine önemli bilimsel buluşların sahibi olan Boyle, Allah’ın varlığına iman ediyordu. Evrende akıllı bir tasarım olduğunu ve bu tasarımın üstün güç sahibi bir Yaratıcı tarafından yapılmış olduğunu düşünüyordu. Boyle konuşmalarında ve yazılarında sık sık bilimle Allah inancının yan yana olması gerektiğini vurgulamıştır. Boyle bir mektubunda şöyle demiştir:
Şanı, tabiatı yaratana verin…İnsanlığa iyilik getirmek için bilgiyi kullanın. 16
Boyle bir başka sözünde ise, canlılardaki mükemmelliğin Allah’ın varlığını açıkça gösterdiğini şöyle ifade etmiştir:
Dünyadaki mevcut sistemin mükemmel bir şekilde planlanmış olması, özellikle de hayvanların sahip oldukları ilginç özellikler, duyular ve hayranlık uyandıran yapıların hepsi tarih boyunca düşünürlerin Allah’ın varlığını kabul etmelerine neden olmuştur.17
Antonie von Leeuwenhoek (1632-1723)
Leeuwenhoek, bakteriyi ilk kez keşfeden bilim adamıdır. Gözlüklerini büyüteç gibi kullanarak kumaşları incelemeye başlayan Leeuwenhoek, gördükleri ilgisini çekince diğer büyüteçleri üretmiş ve böylece mikroskobuyla ilk bakteriyi tanımlayan kişi olmuştur.
Bir Yaratıcı olmaksızın, kendi kendine var oluş fikrini çürütme amacı onu çok önemli bilimsel araştırmalar yapmaya yöneltmiştir. Bu amaçla, hayvanlar ve bitkilerin beslenme sistemi, üreme, bitkilerde besin transferi, yine bitkilerin farklı yapı ve bölümleri ile kan hücreleri üzerinde araştırmalar yapmıştır. Kılcal damarlar üzerinde çalışarak kan hücrelerinin geçişini gören ilk bilim adamıdır. Ondan önce kimse kasların liflerden oluştuğunu bilmiyordu.18
Isaac Newton (1642-1727)
Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen Newton, hem matematikçi hem de fizikçiydi. Newton’un bilime yaptığı büyük hizmetler hatırlanacak olursa; bunlardan en önemlisi yer çekimi kanununun keşfidir. Newton, kuvvet ve ivme arasındaki mükemmel ilişkiyi kütle kavramı ile bağdaştırmış; etki ve tepki prensibini bulmuş, bileşke kuvvetlerin sıfır olması halinde hareketli cisimlerin hızının hiç değişmeyeceği tezini ortaya atmıştır. Newton’un hareket yasaları, 4 yüzyıldır en basit mühendislik hesaplarından, en karmaşık teknolojik projelere kadar aynen uygulanmaktadır. Newton’un sadece çekim konusunda değil, mekanik ve optik gibi temel konularda da çok önemli buluşları olmuştur. Işığın 7 rengini keşfeden Newton, böylece optik adı verilen yepyeni bir bilim dalının da temelini atmıştır.
Newton bilimde çığır açan bu buluşlarının yanı sıra, ateizmi reddeden, Yaratılışı savunan ciddi eserler yazmış, “Yaratılış tek bilimsel açıklamadır” düşüncesini savunmuştur. Newton, mekanik evrenin kendi deyimiyle “bu hiç durmaksızın çalışan dev saatin” ancak güçlü ve üstün akıl sahibi bir Yaratıcı’nın eseri olabileceği gerçeğine inanıyordu.
Newton’un, dünyanın seyrini değiştiren buluşlarının temelinde, onun Allah’a yakınlaşma isteği vardır. Newton, Allah’ı daha yakından tanımak için yol olarak, Allah’ın yarattığı eserleri araştırmayı bulmuştur. Bu amaçla büyük bir şevkle araştırmalarına sarılmıştır. Newton, bilimsel araştırmalarını yapma gayretinin ardındaki sebebi Principia Mathematica adlı eserinde şu sözlerle ifade etmiştir:
Bizler Allah’a muhtaç, aciz kullar olarak, kendi aklımıza göre Allah’ın aklının büyüklüğünü ve yüceliğini görmeli ve O’na teslim olmalıyız.19
Allah sonsuz ve mutlaktır; gücü sınırsızdır ve herşeyden haberdar olandır; varlığı sonsuzluğa dayanır; herşeyi yönetir, yapılan ve yapılacak olan herşeyi bilir. O sonsuz ve sınırsızdır; … Daimidir ve vardır; Varlığı daimidir, her yerde mevcuttur; her zaman ve her yerde var olmasıyla O, tüm zamanı ve aralıklarını yaratır.20
John Flamsteed (1646-1719)
Ünlü Greenwich gözlem evinin kurucusu olan John Flamsteed, İngiltere’deki ilk astronomlardan biridir. Yaptığı sayısız gözlemden sonra teleskop çağının ilk büyük yıldız haritasını çıkaran Flamsteed, aynı zamanda bir din adamıydı.21
Carolus Linnaeus (1707-1778)
İnançlı bir bilim adamı olan Linnaeus botanik konusunda çok önemli çalışmalar yapmıştır. Bitkilerin eşeyli ürediklerini ortaya çıkaran Linnaeus, bilime “biyolojik sınıflandırma” kavramını kazandırmıştır. 23
Sir William Herschel (1738-1822)
Herschel 18. yüzyılın en ünlü astronomlarındandır. Zamanının en fazla yansıtma özelliğine sahip olan teleskoplarını inşa ederek daha önce incelenemeyen nebula ve galaksileri incelemiş olmasıyla ünlü olan Herschel, inançlı bir bilim adamıydı. Herschel, “inançsız astronomlar deli olmalı” sözleriyle, astronomi ile uğraşan ve evrendeki mükemmel düzene şahit olan bilim adamlarının Allah’a inanmamalarının hayret verici olduğunu ifade etmiştir. 25
William Paley (1743-1805)
Paley, yaratılışa inanan bir bilim adamıydı. Önceki sayfalarda değindiğimiz “Doğal İlahiyat” isimli eseri, kendi döneminde en fazla satılan kitaplardan biriydi. Paley’in, “sanat eserleri eğer insanın eseriyse, o halde canlı varlıklar da insandan çok daha üstün bir varlığın eseridir” yaklaşımı çok ünlüdür. Paley, canlıların yaşadıkları ortamlarda hayatlarını sürdürebilmek için gerekli olan her türlü özellikle donatılmış olmalarını kendi ifadesiyle “bir keşfin işareti, bir dizaynın ve dizayn edici bir Yaratıcı’nın delillerini temsil etmektedir.”26 diyerek açıklamaktadır.
Adam Sedgwick (1785-1873)
19. yüzyılın önde gelen jeoloji uzmanlarından olan Sedgwick, özellikle Kambriyen ve Devonyan olarak bilinen başlıca kaya sistemlerini tanımlayıp isimlendirmiştir. Aynı zamanda bir rahip olan Sedgwick, Charles Darwin’in arkadaşı olmasına rağmen onun evrim fikrini reddetmiştir. 29
Michael Faraday (1791-1867)
Zamanının en büyük fizikçisi olarak tanınan Faraday, özellikle elektrik ve manyetizmanın gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Faraday’ın sadece fizik değil, kimya alanında da bilime büyük katkıları olmuştur.
Faraday, bir Yaratıcı’nın varlığına ve din ile bilimin uyum içinde olduklarına inanan bir bilim adamıydı. “Dünyayı tek bir Yaratıcı yarattığına göre, bütün tabiat bir bütünün parçaları olmalı” diye düşünen Faraday, bu prensipten yola çıkarak, elektrik ve manyetizmanın birbirleriyle ilgili olduğu sonucuna varmıştı. 30
Jean Deluc (1727-1817)
İsviçreli bir fizikçi olan Deluc, “jeoloji” kelimesini keşfeden bilim adamıdır. O ve babası modern civa termometresi ile hidrometreyi bulmuşlardır. Deluc, evrenin ve canlılığın tesadüfen oluştukları fikrine karşı çıkması ve yaratılışa inanmasıyla tanınmaktadır.34
Samuel Morse (1791-1872)
Morse, insanlık tarihi için önem taşıyan telgrafı keşfetmiş büyük bir bilim adamıdır. Amerika’daki ilk kamerayı yapmıştır.
Morse, herşeyi bir amaç doğrultusunda yaratan bir Yaratıcı’nın varlığına inanıyordu. Ona göre maddi dünya ve manevi dünya beraberce uyum içinde işlemekteydi. Morse, şunları yazmıştı:
Bilgim arttıkça dinin ilahi kaynağının kanıtları daha da netleşiyor, Allah’ın büyüklüğü anlaşılıyor, gelecek ümit ve zevkle aydınlanıyor.31
Georges Cuvier (1769-1832)
Bilim tarihinin en önemli anatomist ve paleontologlarından biri olan Cuvier, karşılaştırmalı anatomi biliminin kurucularından, ve paleontolojinin ayrı bir bilim dalı olarak ayrılmasını sağlayan bilim adamlarındandır. Cuvier, yaratılışa olan kuvvetli inancı ve yaratılışın delilleri ve evrimin geçersizliği üzerine yaptığı tartışmalarıyla da ün kazanmıştı. 37
Joseph Henry (1797-1878)
Amerikalı ünlü fizikçi ve dindar bilim adamı Joseph Henry, Princeton Üniversitesi’nde profesördü. Galvanometre ile elektromanyetik motoru keşfeden Henry, yaptığı deneyler ve çalışmalar esnasında mutlaka Allah’a dua etmek ve ibadette bulunmak için zaman ayırırdı.32
Louis Agassiz (1807-1873)
Birçok kişiye göre Amerika’nın en büyük biyoloğu olan Agassiz evrim teorisine şiddetle karşı çıkmasıyla tanınan bir bilim adamıdır.
Agassiz, doğanın her yerinde Allah’ın ilahi planı olduğunu düşünüyordu ve yaratılışı inkar eden teoriyi kabul etmiyordu. Agassiz şöyle söylemişti:
Zaman ve mekanın birleşmesi sadece düşünceyi göstermez, tasarıyı, gücü, aklı, büyüklüğü, geleceği önceden görmeyi, herşeyin bilgisinin olmasını, basireti de gösterir. Tek bir kelimeyle, tüm bu özellikler insanın tapacağı ve seveceği Allah’ın bir olduğunu yüksek sesle ilan etmektedir.33
James Prescott Joule (1818-1889)
Termodinamiğin birinci kanununu keşfeden ünlü bilim adamı Joule, ayrıca bir telde ilerleyen elektrik akımının ürettiği ısıyı hesaplamış ve ilk kez gaz molekülünün hızını bulmuştur. Joule’un en büyük keşfi “mekanik ısı denklemi”ydi. Bu önemli keşif, en temel evrensel bilim kanunu olan “enerjinin korunumu” kanununa da rehberlik etmiştir.
Böylesine önemli bilimsel buluşları olan Joule, tabiat kanunlarını öğrendikçe Allah’ı daha yakından tanıyabileceğine inanan bilim adamlarındandır. Bu inancı onu daha da fazla araştırma yapmaya sevk etmiştir. 1864 yılında Darwin’e karşı bir manifesto imzalayan 717 bilim adamının en önde gelenlerinden olan Joule’ün Allah inancını ifade eden şu sözleri ünlüdür:
Allah’ın isteklerini öğrendikten ve itaat ettikten sonra yapacağımız diğer şey O’nun aklını, gücünü ve iyiliğini yaptığı işlerin kanıtından bilmektir. Tabiat kanunlarını bilmek Allah’ı bilmektir.34
Humphrey Davy (1778-1829)
İman sahibi bir insan olmasıyla bilinen Davy zamanının büyük kimyagerlerindendi. Ünlü bilim adamı Faraday onun yanında çalışmıştı. Birçok önemli kimyasal elementi ilk defa kendisi izole etti. Isı hareket teorisini, güvenlik lambasını, elmasın bir karbon olduğunu ilk defa ortaya koyarak bilime önemli katkıları oldu.28
George Gabriel Stokes (1819-1903)
Başta fizik ve matematik olmak üzere birçok alanda önemli keşifleri bulunan Stokes ünlü bir İngiliz bilim adamıdır. Yer çekimi farklılıkları, astrofizik, kimya, sesle ilgili problemler ve ısı konusunda araştırmalar yapmıştır. Kuartzın, camın tersine ultraviyole radyasyonuna karşı transparan olduğunu gösterdi. Lord Kelvin ile elektro termodinamik araştırmaları yaptı. Stokes, X ışınlarının Maxwell’in elektromanyetik spektrumunun bir parçası olduğunu gösterdi. Bir süre Londra Victoria Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Stokes, aynı zamanda Cambridge Üniversitesi Felsefe Topluluğu’nun faal bir üyesiydi.
Doğayı, Yaratıcı’ya inanarak inceleyen bir bilim adamı olan Stokes’un Allah inancını dile getirdiği pek çok yazısı vardır. Stokes bu sözlerinde doğa kanunlarının Allah’ın emri altında olduğunu ve Allah’ın bu kanunları dilediği gibi yönlendirmeye güç yetiren olduğunu belirtmiştir. 35
Rudolph Virchow (1821-1902)
Virchow’un bilime başlıca katkısı ilaç alanında olmuştur. Modern patolojinin babası sayılan Virchow, hücre ile ilgili hastalıkları incelemiştir. Lösemiyi ilk defa o tarif etmiş, ayrıca antropoloji ve arkeoloji konularında araştırmalarda bulunmuştur. Virchow, Darwin ve Haeckel’in öğretilerine karşı çıkan en önemli bilim adamlarından biridir. Hatta bilimsel çalışmalarının yanı sıra, politikaya atılarak Alman okullarında okutulan evrim öğretisine şiddetle karşı çıkmıştır. 36
John Woodward (1665-1728)
Woodward, jeoloji biliminin gerçek kurucularındandı. Bilime en büyük katkılarından biri Cambridge’de paleontoloji müzesinin kurulmasını sağlamak ve jeoloji dalını geliştirmek olmuştur.22
Gregory Mendel (1822-1884)
Mendel kanunları olarak bilinen 3 genetik kanununu bulan ünlü bilim adamı, kalıtımın prensiplerini ortaya koyan kişi olarak tarihe geçmiştir. Mendel’in kalıtım prensipleri, evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyan en önemli bilimsel dayanaklardan biri olmuştur.
Kendi bulduğu kalıtım prensipleri bir yandan evrim teorisini çürütürken, diğer yandan Mendel kişisel olarak da tesadüflerin dünyayı oluşturamayacağına, herşeyi olduğu gibi, dünyayı da Allah’ın yarattığına inanan bir din adamıydı. 37
Louis Pasteur (1822-1895)
Tıp bilimi tarihinde önemli bir yere sahip olan Pasteur, özellikle hastalıklar hakkındaki mikrop teorisiyle ve evrim inancına kesin karşı oluşuyla ünlüdür. Mayalanmanın organik temelini ve kontrol edilebilme metotlarını ilk defa o açıklamıştır. Yaptığı çalışmalar onu bakteriyolojiye yöneltmiştir. Pasteur bu alanda yaptığı araştırmaları sonucunda, kuduz, difteri, şarbon ve diğer hastalıklarla mücadele için en önemli yol olan aşıyı geliştirmiş, pastörize etme ve sterilize etme işlemlerinin yöntemini ortaya koymuştur.
Çok güçlü bir Allah inancı olan Pasteur, yaşadığı dönemde Darwin’in evrim teorisine karşı çıkması nedeniyle pek çok sözlü saldırıya uğramıştır. Bilim ile din arasındaki uyumu savunan Pasteur’ün bu konuda söyledikleri çok ünlüdür. Bu sözlerinden bazıları şöyledir:
Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı’nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor.38
Bilim insanı Allah’a götürür. 39
Sir William Huggins (1824-1910)
Hem iyi bir astronom, hem de inançlı bir bilim adamı olan Huggins, yıldızların, çoğunlukla dünyada bulunan elementlerin yanı sıra hidrojen de ihtiva ettiklerini keşfetmiştir. Huggins aynı zamanda evrenin genişlemekte olduğunu açık bir şekilde ortaya koyan Doppler etkisini (yıldızların birbirinden uzaklaştıkça kırmızıdan maviye doğru bir ışık saçması) ilk defa tanımlamıştır. 43
William Thompson (Lord Kelvin) (1824-1907)
Lord Kelvin, dindarlığı ile tanınan zamanının önde gelen fizikçilerinden birisidir. Matematiğe ve fiziğe yaptığı katkıları ve keşifleriyle bilim çevrelerinin saygısını kazanmıştır. Lord Kelvin, hidrojen ve helyumu sıvılaştırmak için başarılı bir metot geliştiren ilk kişidir. Isı ile ilgili buluşları nedeniyle, ısı derecelerine bugün “Kelvin derecesi” denmektedir. Ayrıca, termodinamiği resmi fizik kuralı haline getirerek, birinci ve ikinci kanunlarını kesin bir şekilde formülleştirmiştir.
Lord Kelvin’in Allah’a olan inancını ifade eden sözlerinden birkaç örnek şöyledir:
Hür düşünen insanlar olmaktan korkmayın. Eğer derin düşünürseniz, bilim aracılığıyla Allah inancına yönelirsiniz.40
Hayatın kökenine baktığımızda, bilim, kesin bir şekilde o Büyük Kudret’in varlığını onaylar.41
J.J. Thomson (1856-1940)
Elektronun varlığını ilk ortaya çıkaran (1897) J.J.Thomson, Cambridge Üniversitesi’nde fizik profesörüydü. Güçlü bir inancı olan Thomson’un, bilimin ulaştığı sonuçların Allah’ın varlığını gösterdiğini ifade eden sözleri şöyledir:
Bilim kalesinin yüksek zirveleri Allah’ın muhteşem işlerini gösteriyor.42
Joseph Clerk Maxwell (1831-1879)
Maxwell, kısa ömrüne rağmen bilime çok önemli katkıları olan büyük bir bilim adamıdır. Modern fiziğin kurucularından kabul edilen Maxwell, ışıkla elektriğin birbirleriyle bağlantılı olduğunu göstermiş, ışık, elektrik ve manyetizmayı tek bir denklem halinde ifade etmeyi başarmıştır. Einstein, rölativite teorisinin üzerinde çalışırken Maxwell’in denklemlerinden yararlanmıştır.
Albert Einstein tarafından başarıları “Newton’dan beri fiziğin sahip olduğu en üretken ve gururlu deneyim” olarak nitelendirilen Maxwell, aynı zamanda inançlı bir kişiydi. Evrim teorisine karşı olan Maxwell, Fransız ateist Laplace’ın ünlü “nebula hipotezi”ne ve evrimci bir filozof olan Darwin’in savunucusu Herbert Spencer’e karşı keskin bir itiraz hazırlamıştır.
Yazdığı bir mektupta, inançlı bir bilim adamının çalışmalarını dinin yararı için yapması gerektiğini düşündüğünü belirtmiştir.44
John Strutt (1842-1919)
John Strutt, elektromanyetik dalga hareketi üzerinde çalışmalar yapmış, optik, ses ve gaz dinamiği gibi çeşitli bilimsel konulara da katkıda bulunmuştu. Strutt aynı zamanda argonu ve az bulunan gazları keşfetmiştir. Dindarlığıyla tanınan bilim adamı yayınlanan yazılarının ön sözüne “Allah’ın işleri büyüktür” diye yazmıştı.45
George Washington Carver (1865-1943)
Tarım 1880′li yıllardan itibaren çok önemli bir bilim dalı olmuştur. Carver bu alanda çok önemli keşifleri olan ünlü bir bilim adamıdır.
Carver Allah’a olan inancıyla tanınırdı ve tüm konuşmalarında konuyu Allah’a olan derin bağlılığına getirirdi. Atlanta dergisi ile bir röportajında kendisine bulduğu kil boya ile ilgili bir soru yöneltildiğinde şöyle cevap vermiştir: “Benim tek yaptığım, Allah’ın yarattığını insanların kullanabileceği hale getirmek. Bu Allah’ın eseri, benim değil.”46
Sir James Jeans (1877-1946)
Ünlü fizikçi Sir James Jeans, evrenin sonsuz ilim sahibi bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanıyordu. Aşağıda Jeans’in inancını açıkladığı bazı sözleri yer almaktadır:
Biz, evrenin bir dizaynı ve kontrol gücünü gösterdiğini keşfettik..47
Evren hakkında yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucu tek bir cümleyle özetlenebilir: Evren, bilgisi sonsuz bir varlık tarafından dizayn edilmiştir.48
Albert Einstein (1879-1955)
Çağımızın en önemli bilim adamı olan Albert Einstein aynı zamanda Allah’a olan inancı ile de tanınmaktadır. Bilimin dinsiz olamayacağını savunan Einstein’ın din ve bilimle ilgili bir sözü şöyledir:
Derin bir imana sahip olmayan gerçek bir bilim adamı düşünemiyorum. Bu durum şöyle ifade edilebilir: Dinsiz bir bilime inanmak imkansızdır.49
Einstein, evrenin tesadüflerle oluşamayacak kadar harika bir düzene sahip olduğuna ve evrenin Üstün Akıl sahibi bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanıyordu.
Yazılarında Allah’a olan inancından sıkça söz eden Einstein için, evrendeki doğal düzenin harikalığı son derece önemliydi. Daha önce de belirttiğimiz gibi, “Dinsiz bir bilim topaldır;”50 sözleriyle Einstein, dinle bilimin nasıl ayrılamaz bir bütün olduklarını ifade etmiştir.
Einstein, “Tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit dini saygı”51 olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir:
Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür.52
Einstein’in dine bakış açısını, aşağıdaki sözlerinde de görmek mümkündür:
Din duygusu ne zaman kaybolsa, bilim, ilhamı olmayan bir deneyciliğe dönüyor.53
George Lemaitre (1894-1966)
George Lemaitre evrenin yaratılışını ifade eden Big Bang teorisini ortaya atmıştır. Lemaitre, evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu, bunun da pek çok insanın Allah’a inanmasında önemli bir rol oynadığını savunmuştur. Aynı zamanda bir din adamı olan Lemaitre, dinin ve bilimin insanlığı aynı gerçeklere ulaştıracağına inanıyordu.54
Sir Alister Hardy (1896-1985)
Hardy, modern okyanus biliminin kurucusudur. İnançlı bilim adamlarını, dine yaptıkları hizmetler nedeniyle ödüllendiren Templeton Vakfı, 1985 yılında bilim yoluyla dine ulaştığı ve bu konuda yaptığı çalışmalar nedeniyle Hardy’i ödüllendirmiştir.55
Wernher von Braun (1912-1977)
Wernher von Braun, dünya çapında tanınan en popüler uzay bilimcilerden biridir. Wernher von Braun, II. Dünya Savaşı sırasında ünlü V-2 roketlerini geliştirerek Alman roket mühendisliğine önderlik etmiştir.
NASA’nın direktörlüğünü de yapan Dr. Braun, aynı zamanda güçlü bir inanca sahip dindar bir bilim adamıydı. Yaratılış ve doğadaki tasarım için şöyle demişti:
İnsan eliyle uzayda uçmak şaşırtıcı bir başarı ama uzay, kapılarının çok az bir kısmını insanlara açıyor. Bu delikten evrenin geniş esrarına bakmak, Yaratıcı’ya olan kesin inancımızı onaylıyor. Evreni var eden üstün bir Aklı tanımayan bir bilim adamını ve gelişen bilimi reddeden bir din adamını anlamakta güçlük çekiyorum.56
Wernher von Braun, Mayıs 1974′te yayınlanan bir makalesinde şöyle diyordu:
İnsan, tasarım ve amaç olmadan, evrenin kanunu ve düzeni ile bırakılamaz. Evrenin ve onun barındırdığı herşeyin şaşırtıcı yönlerini daha iyi anladıkça, zaten bu amaçla yaratılan tasarımda hayrete düşülecek çok daha fazla neden bulmuş olduk… Tek sonuca inanmaya zorlanmakla -yani evrendeki herşeyin tesadüfen oluştuğuna inanmaya zorlanmakla- bilimin tarafsızlığı ihlal edilmiş olur… Rasgele meydana gelen hangi işlem bir insanın beynini veya bir insan gözünün sistemini oluşturabilir?… 57
Max Planck (1858-1947)
Ünlü Alman fizikçi Max Planck, kendi ismiyle bilinen bir fiziksel sabitin kaşifidir. 1900′lü yıllarda Berlin Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Planck, ışığın (radyasyon) bir akarsudaki suyun sürekli akışı gibi değil, bir yağmur damlasının pencerenin camında oluşturduğu görüntü gibi bir yapıya sahip olduğunu savunmuştur. Planck’a kadar olan zaman zarfında bilim adamları, ışığın bir dalga hareketi olduğunu düşünüyorlardı. Herbir ışık parçacığının bir enerji paketi olduğunu ortaya çıkaran Planck, her bir pakete “foton” adını verdi. Foton kavramı, fizik alanında bir devrim meydana getirdi. Işık, ses gibi havada dalgalar halinde yayılmakla kalmıyor, aynı zamanda parçacıklar halinde de hareket edebiliyordu.
Bu çok önemli buluşların sahibi Planck, evreni idare eden büyük bir “Güç”ün aklına inanıyordu. Evrendeki düzenin Yaratıcısı’nın Allah olduğunu söyleyen Max Planck, Allah’a olan inancını şu sözlerle vurgulamıştır:
Hangi sahada olursa olsun, bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes, bilim mabedinin kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: ‘İman et. İman, bilim adamlarının vazgeçemeyeceği bir vasıftır.’ 58
Charles Coulson (1910-1974)
Oxford Üniversitesi’nde yıllarca matematik profesörlüğü yapan Coulson, sözlerinde Allah’a olan inancını, Allah’a yakınlaşma isteğini, Allah’a dua edişlerini ve yaşamının amacının Allah’a yakınlaşmak olduğunu belirtmektedir. 59
Dr. Henry Fritz Schaefer
Schaefer, Georgia Üniversitesi’nde kimya profesörü ve Kuantum Kimya Merkezi’nin direktörüdür. Tam 5 kez Nobel ödülüne aday gösterilen Schaefer için dünyanın en nitelikli üçüncü kimyageri denmektedir. İnançlı bir bilim adamı olan Schaefer, bilimsel çalışmalarının amacının Allah’ı tanımak olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:
Bilimin bir anlam kazandığı ve bana zevk verdiği anlar; kendi kendime ‘İşte bu Allah’ın yaratması” dediğim anlardır. 60
Isaac Bashevis Singer
Günümüz ünlü fizikçilerinden Singer, evrim teorisini reddeden ve Allah’a inanan bir bilim adamıdır. Verdiği bir konferansta evrim tezini şu ilgi çekici hikaye ile eleştirmiştir:
Bilim adamları şimdiye kadar hiçbir insanın ayak basmadığı ıssız bir ada keşfetmişler. Bu adaya ilk kez çıkan bilimciler gördükleri doğal hayattan oldukça etkilenmişler. Vahşi hayvanlarla balta girmemiş ormanlar onlara çok çarpıcı gelmiş. Sarp yamaçlara tırmanıp etrafı gözden geçirmişler. Adada en ufak bir uygarlık izi bulamamışlar. Tam gemilerine dönerlerken bir de bakmışlar ki kumsalda son model zarif bir kol saati duruyor. Hem de tıkır tıkır işliyor. Bilimciler için can sıkıcı bir durum. Bu saat buraya nereden geldi? Kesin olarak biliyorlar ki adaya kendilerinden önce hiçbir insanoğlu uğramamış. O halde ortada tek bir seçenek kalıyor. Bu saat, pahalı deri kayışı, değerli camı, akrep ve yelkovanı, pili ve diğer parçaları ile kendiliğinden şans eseri tesadüfen bu adaya geldi ve bu kumsala yerleşti. Başka alternatif yok!” Singer evrimcilerin içinde bulundukları yanılgıyı açıklamak için hikayesinin sonunda şöyle bir açıklama getirmiştir: “Her saati yapan bir saatçi vardır.” 61
Evrende var olan canlı ve cansız her varlık üstün bir tasarıma ve kusursuz bir düzene sahiptir. Dolayısıyla hiçbirinin varlığı tesadüflere dayandırılamaz. Her birinin üstün ve güçlü bir Yaratıcı’nın eseri olduğu açıktır. Günümüz bilim adamlarının büyük bir bölümü ise Singer’da olduğu gibi bu kusursuzluğu ve düzeni ortaya koyarak, hepsinin Allah’ın yaratışının eseri olduğunu insanlara göstermektedirler.
Prof. Malcolm Daneken Wintis
Huittin Üniversitesi’nde ve North Western Üniversitesi’nde tıp profesörü olan Prof. Wintis da evrenin ve insanın mutlaka üstün bir Yaratıcı tarafından var edildiğine inanmaktadır. Bu inancını şu sözleriyle belirtmiştir:
Fiziki metotları kullanarak diyebiliriz ki bütün esrarengizliğiyle beraber gökler ve yeryüzü, değişik şekilleriyle insan hayatı ve en sonunda çok yüce kapasitesiyle insanın kendi varlığı… Bütün bunların kendiliğinden ve tesadüfen meydana gelmiş olmasını düşünmek kadar karmaşık ve anlamsız bir düşünce olamaz. Öyleyse, evrene hükmeden bir zeka bulunmaktadır. Bütün bunların ardında bir Yaratıcı vardır. Madem ki insan, çevresinde bulunan değişik varlıklardan çok daha üstün bir yapıya sahiptir, öyleyse onun Yaratıcısı’na yönelmesi gerekir.62
William Phillips
Lazer ışınıyla atomları yakalama metotları geliştirdiği için daha 50 yaşına varmadan Nobel ödülü kazanan günümüz fizikçilerinden William Philips inançlı bir bilim adamıdır. Nobel ödülünü kazandıktan sonra katıldığı bir basın toplantısında şöyle demiştir:
Allah, bize içinde yaşayabileceğimiz ve keşfedebileceğimiz muhteşem bir dünya verdi.63
Prof. Will Draper
Iowa Üniversitesi’nde doktorasını yapan, California Üniversitesi’nde toprak bilimleri yardımcı profesörlüğü görevinde bulunan Prof. Draper, aynı zamanda Amerikan Toprak Bilimleri Enstitüsü üyesidir. Tüm evrenin kesinlikle tesadüfen oluşamayacağını ve bir Yaratıcı’nın eseri olduğunu Prof. Draper şu sözleriyle belirtmiştir:
Şurası muhakkaktır ki, gerek üstümüzdeki olağanüstü gökyüzünde olsun, gerek bize göre altımızdaki yeryüzünde olsun, herşeyde bir plan ve bir amaç vardır. Bu maksadı ve planı meydana getiren bir kuvvetin, yani sonsuz Yaratıcı’nın, varlığını inkara kalkışmak, akıl ve mantık kurallarıyla çelişir. Bu yazın, sararmış, boyunlarını bükmüş buğday başaklarıyla dolup-taşan ve bir buğday denizini andıran tarlayı gördüğü halde, onu eken bir çiftçinin bulunduğunu ve onun tarlanın yakınındaki bir kulübede veya başka bir yerde oturmakta olduğunu inkar edip kabullenmeyen kişinin düşebileceği çelişkiden, çok daha büyük bir çelişkidir.64
William Dembski
Günümüz matematikçi bilim adamlarından olan Dembski’nin araştırmaları aynı zamanda felsefeden ilahiyata kadar geniş bir alan içerir. Dembski, bilimin dünyayı anlamaya çalıştığını ve bilim adamlarının da ancak birer kaşif olduklarını savunur. Dembski’nin düşüncelerini ifade eden sözlerinden birkaç örnek şöyledir:
…Dünya, Allah’ın yaratmasıdır, bilim adamları ise dünyayı anlamaya çalışırken, Allah’ın düşüncelerini tekrarlarlar. Bilim adamları yaratıcı değil, kaşiftirler.
…Yaratılış her zaman Yaratıcı’nın varlığını gösterir.65
Prof. Steven Meyer
Whitewort Üniversitesi’nde felsefe profesörü olan Meyer, Yaratılışa inanan ve bu konuda pek çok eseri olan günümüz bilim adamlarındandır. Evrenin, bilinçli bir tasarımın ürünü olduğunu savunduğu sözlerinden birkaçı şöyledir:
Doğada akıllı tasarımın muhteşem kanıtlarını görürsünüz.66
İddia ediyorum ki ne tesadüfler, ne prebiotik doğal seleksiyon, ne de fiziksel-kimyasal gereklilik, ilk hücredeki bilginin kaynağını açıklayamaz. 67
Prof. Walter L. Bradley
Teksas Üniversitesi’nde mekanik mühendislik profesörü olan Bradley, “Hayatın Kökeninin Sırrı” adlı kitabın yazarlarındandır. Tüm evrenin, canlı cansız herşeyin bir tasarımın ürünü olduğunu ve bunun delillerinin her yerde olduğunu savunan Bradley, bir Yaratıcı’nın varlığına olan inancını şu sözleriyle vurgulamıştır:
1987 baharında bir iş için Cornell Üniversitesi’nde iken Hıristiyanlık ve bilim üzerine bir konferansım oldu. Bu konferansta bilimsel kanıtlarla Allah’ın varlığını gösterdim. 68
Bradley, bir başka ifadesinde de şunları söylemiştir:
Akıl Sahibi bir Yaratıcı olduğuna dair çok net deliller var. 69
Prof. Irrel Chister Rex
Washington Üniversitesi’nde ve Güney California Üniversitesi’nde yardımcı profesörlük, fizik doçentliği ve profesörlük yapan Prof. Rex aynı zamanda Amerikan Fizik Enstitüsü üyesidir. Tüm evrenin Allah tarafından yaratıldığına ve ona yine Allah’ın gücüyle hükmedildiğine inanan Prof. Rex, bu düşüncesini şu sözlerle dile getirmiştir:
Kainatın oluşunu açıklayan ve ona hükmeden kanunları belirten modern teoriler, Allah fikrinin dışında bir düşünceyle ortaya konduğu zaman, son derece karmaşık ve girift bir karanlık çıkmaza girerler. Ben şahsen Allah’ın varlığına inanıyor ve O’nun bu kainata hükmettiğini kabul ediyorum.70
Dr. Allan Sandage
Günümüzün en tanınmış gök bilimcisi olan Dr. Allan Sandage, sonradan dini kabul eden bir bilim adamıdır. 1998 yılında “Bilim Allah’ı Buluyor” kapak konulu Newsweek dergisine verdiği röportajda Sandage, dini kabul etmesini şöyle açıklıyordu:
Beni bu sonuca götüren, dünyanın bilimle anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasıydı. Var oluşun sırrını anlayabilmem ancak imanla mümkün.71
Prof. Cecil Hamar
Saint Louis Üniversitesi’nde biyoloji profesörlüğü yapmış olan ve Haissburry Üniversitesi’nde biyoloji dersleri veren Hamar, Allah’a güçlü inancı olan günümüz bilim adamlarındandır. Hamar, inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:
Bilim dünyasında gözümü nereye çevirsem yücelerin yücesi bir Yaratıcı’nın varlığını gösteren eşi bulunmaz kanun ve düzenler gördüm. Fevkalade üstün yaratılış örneklerine şahit oldum… Evet ben de inanıyorum Allah’ın varlığına. O’nun bu kainatı yaratıp koruduğunu ve herşeye gücünün yettiğini kabul ediyorum. Yalnız bu kadar da değil. İnsan denilen yaratığın bütün zerrelerini O’nun koruduğunu da kabul ediyorum.72
Prof. Paul Ernest
Saint Johannes Üniversitesi’nde yardımcı profesörlük yapmış olan, Amerikan Cerrahlar Birliği üyesi Prof. Ernest, yaptığı bilimsel çalışmalar sonunda güçlü bir Allah inancı kazanan bir bilim adamıdır. Prof. Ernest inancını şöyle açıklamıştır:
Ben Allah’a hiç kuşku duymadan kesin olarak inanıyorum. Ve bu inancım uğraştığım bilim dalının beni doğruladığı ve kuvvetlendirdiği bir imandır…
İşte soruya cevap veriyorum: Evet, kainatta bir Yaratıcı vardır.73
Prof. Lestergon Simurden
Bordeaux Üniversitesi’nde doktorasını yapan ve Cochin Üniversitesi’nde tarım ve matematik profesörü olan Prof. Simurden Allah inancını şu sözleriyle dile getirmiştir:
Hiç şüphesiz ki, herşey Allah’ın yüce kudreti ile meydana gelmiştir. Herşeye gideceği yolu gösteren ve çizen O’dur. Toprak ve bitkilerle ilgili araştırmalarımda derinleştikçe Allah’a imanım da o nisbette arttı…74
Enrico Medi
Ünlü İtalyan bilim adamı, 1971′de Roma’daki uluslararası bir konferansta, bir bilim adamının şahit olduğu mucizeleri ve ulaştığı sonucu şöyle açıklamıştır:
Uzayın ve zamanın dışında tüm varlıkların sahibi olan ve tüm varlıkları bu şekilde yaratan bir sebep var… Ve bu Yaratıcı Allah’tır.75
Prof. Wayne Old
Prof. Old, Columbia Üniversitesi’nde doktorasını yapmış ve New York jeo-kimya laboratuvarlarında araştırma şefi olarak çalışmıştır. Prof. Old bilimsel araştırmaların kişinin Allah inancını güçlendirdiğini şu sözleriyle belirtmiştir:
Şurası muhakkak ki bilgi basamaklarında ilerlemek, eşyanın meydana gelişinin keyfiyetini ve sebeplerini araştırıp soruşturmak, insan zekasını diğer varlıklardan ayıran en büyük ve en önemli niteliklerden birisidir. Kainatı bir kuvvetin yarattığını kabul eden ve ilmi incelemelerine bu imanla dalan bir ilim adamı, ilmi çalışmalarını devam ettirirken mutlaka Allah’a imanını artıracak delillerle karşılaşacaktır.76
Prof. Michael P. Girouard
Southern Louisiana Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan Michael Girouard, yaşamın tesadüflerle ortaya çıkamayacağına, yaşamın temeli olan proteinlerin ve hücrenin son derece karmaşık ve kusursuz yapılarının Allah tarafından yaratılmış olduğuna inanan günümüz bilim adamlarındandır.
Prof. Girouard, Bilim Araştırma Vakfı tarafından 5 Temmuz 1998 tarihinde düzenlenen “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” isimli II. Uluslararası Konferans’ta yaptığı “Yaşamın Tesadüflerle Ortaya Çıkması Mümkün mü?” başlıklı konuşmasında, inandığı bu gerçeği bilimsel verileriyle ortaya koymuş ve konuşmasını şöyle bitirmişti:
Canlıların yapısı bu laboratuvar deneyinde üretilenden çok daha karmaşık ve farklı bir yapıdır. Kimya ve fizik kanunlarına baktığımızda ve bu konuda yorumda bulunulmasını istediğimizde, laboratuvardaki kimya ve fizik kuralları bize şunu söylüyorlar: Mutlaka bir zeka olmalıdır, mutlaka Yaratıcı vardır, bu bilgiyi düzenleyen bir Yaratan vardır. Bu beyan hala dünyadaki en bilimsel beyandır. İşte fizik ve kimya kanunları bize kesinlikle şüphesiz bir biçimde şunu söylüyor ki; evrim ve cansızdan canlı oluşması mümkün değildir. İşte bilimsel kanıtlara dayalı olarak, bu sadece benim konuşmamın sonu değil, aynı zamanda evrimin de sonudur.
Prof. Edward Boudreaux
New Orleans Üniversitesi’nde kimya profesörü olan Edward Boudreaux, kimyasal elementlerin Allah tarafından canlılığın yaratılması için gerekli şekilde düzenlendiğine inanmaktadır. Prof. Boudreaux, 1998 yılında İstanbul’da düzenlenen “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” konulu uluslararası konferanslar dizisinin ikincisinde “Kimyadaki Dizayn” başlığı ile yaptığı konuşmasında şöyle demiştir:
İçinde yaşadığımız dünya ve bu dünyanın kanunları, biz insanların yaşamalarına en uygun biçimde Allah tarafından yaratılmıştır.
Prof. Kenneth Cumming
ABD Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü’nden, biyokimya ve paleontoloji konularında dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Kenneth Cumming, evrim teorisine karşı olduğunu ve Allah’ın varlığına inandığını şöyle ifade etmiştir:
Sanırım bu konudaki pek çok delil, teorinin değersizliğini ortaya koydu. Evrim adına ortaya konan deliller çürütülmeli ve evrimci düşüncenin çöküşü yönünde ortaya konmalıdır. Çevremizde gördüğümüz herşey, tüm varyasyonları ile yaratılışın birer parçasıdır ve hepsi çok üstün ve mutlak akıl sahibi bir varlık olan Allah tarafından yaratılmıştır.77
Prof. Carl Fliermans
Günümüzde ABD’nin en bilinen bilim adamlarından olan Prof. Fliermans, Indiana Üniversitesi’nde mikrobiyoloji profesörüdür. “Kimyasal atıkların bakteriler yoluyla nötralize edilmesi” konusunda Amerikan Savunma Bakanlığı’nın desteklediği araştırmaları yürüten Prof. Fliermans, İstanbul’da katıldığı “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” konulu konferansta biyokimyasal düzeyde evrimcilerin iddialarını çürüttüğü konuşmasında, Allah’a olan inancını şöyle ifade etmiştir:
Modern biyoloji canlıların asla evrimle ortaya çıkmadıklarını ispatlamakta ve Allah’ın üstün yaratışına delil oluşturmaktadır.
Prof. David Menton
“30 yıldan bu yana canlıların anatomilerini inceliyorum. Her araştırmamda karşılaştığım gerçek, Allah’ın kusursuz yaratışı oldu” sözleriyle Allah’a olan inancını dile getiren Prof. David Menton, Washington Üniversitesi’nde anatomi profesörüdür.
Prof. John Morris
Ünlü jeolog Prof. John Morris, ABD’de Yaratılışı savunan bilim adamlarının oluşturduğu en etkin kuruluş olan ICR (Institute for Creation Research – Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü)’nin başkanıdır. Prof. Morris, Allah’a olan imanını ve evrim teorisinin bilim tarafından çürütüldüğünü bir konuşmasında şöyle belirtmiştir:
Bizler profosyonel ve doktora sahibi bilim adamları olarak dindarız ve Allah’a inanıyoruz, Allah’ın Yaratan olduğuna gönülden inanıyoruz. Yaratıcı olan, hayatımız üzerinde egemen olan ve bizim boyun eğmemiz gereken varlık Allah’tır. Hayatımızı O’na borçluyuz ve Allah’ı hoşnut etmekle mükellefiz.
Tarihin gerçeği yaratılıştır, evrim değildir. Bütün veriler bunu desteklemektedir. Pek çok bilim adamı şunu görmüştür ki, evrim tamamen bilimsel açıdan çürütülmüş bir kuramdur. Bilim adamları artık bu gerçeğin sonuçlarını yayınlamaktadırlar. Bizler de bu yayınlanmış bilgileri kullanarak daha iyi bir düşünüş tarzı, yani yaratılış düşünüş tarzını yayabiliriz. Ve sizler de diğer insanlara bu konuda bilgi verebilirsiniz. Bilime güvenmeliyiz ve yaratılışın doğru olduğunu söyleyen bilime güvenmeliyiz.78
Arthur Peacocke
Günümüzün tanınmış biyokimyagerlerinden ve aynı zamanda Ian Ramsey Centre’ın yöneticisi olan Arthur Peacocke Allah’a olan inancını şöyle dile getirmektedir:
Allah yaratır ve yaratılan dünyanın zamanının her anında vardır, Allah geçmişi ve geleceği ve şu andaki zamanı aşar; Allah ezeli ve ebedidir, çünkü O’nun var olmadığı hiçbir zaman yoktur ve gelecekte O’nun var olmayacağı hiçbir zaman olmayacaktır.79
Prof. Albert Macomp Winsthis
Texas Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayarak Paylor Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan ve bir süre Florida İlimler Akademisi başkanlığı yapan Prof. Winsthis, bilimsel çalışmaların kendisinin Allah’a olan inancını kuvvetlendirdiğini şu sözlerle bildirmiştir:
Ben değişik bilim dallarında çalışma yapmış ve uzun yıllarını bu yola vermiş birisi olarak, bilim dünyasında Allah’a imanımı sarsacak hiçbir şeyle karşılaşmadığımı bütün samimiyetimle ifade ederim. Bilimsel çalışmalar benim Allah’a imanımı daha da kuvvetlendirdi. Ve eskisinden çok daha sağlam ve metin bir hale getirdi.
Şüphesiz ki bilim insanın Allah’ın kudret ve azametini daha fazla görmesine yardım etmektedir. İnsanoğlu kendi etüd ve çalışma sahasında yeni bir şey keşfettikçe Allah’a karşı imanı da fazlalaşır… İlmimiz ne kadar artarsa, Allah’ın yarattığı mahlukatı ne kadar iyi bilirsek, imanımız da o derece artacaktır.80
Mehdi Golshani
Tahran Teknoloji Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Mehdi Golshani, Newsweek dergisinde yayınlanan bir röportajında Allah’a olan inancını ve bilimsel araştırmaların din ile bir bütün olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:
Doğal olaylar Allah’ın evrendeki izleridir ve bunlar üzerinde çalışmak neredeyse dini bir vazifedir. Kuran insanlara “yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığımıza bir bakın” ayetini bildirmiştir. Araştırma “İbadet işidir, böylece Allah’ın yaratmasındaki mükemmelikler daha çok açığa çıkar.81
Prof. Edwin Faust
Oklohoma Üniversitesi’nde doktorasını yapmış ve aynı üniversitenin fizik bölümü öğretim üyeliği görevinde bulunmuş olan Prof. Faust maddenin yapı taşı olan atomların kendi kendilerine bir araya gelerek tüm evreni ve canlıları oluşturmasının kesinlikle mümkün olmadığını savunmakta ve şu sözleriyle Allah’ın varlığına inandığını dile getirmektedir:
Yaratıcı ve kainatı ilk baştan var eden Allah’tır. Bu ifadeler sadedir, ama sadeliğinin yanı sıra bir yücelik ifade eder. Çünkü Hakk’ın azametini ve kutsiyetini dile getirmektedir.82
Charles H. Townes
Lazeri keşfeden Townes, Berkeley Üniversitesi’nde araştırmalarına devam etmektedir. Townes, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:
Dindar bir insan olarak, bir Yaratıcı’nın varlığını ve etkisini güçlü bir şekilde hissediyorum.83
John Polkinghorne
Cambridge Üniversitesi’nde özellikle parçacık fiziği konusunda uzman olan tanınmış fizikçi John Polkinghorne, Newsweek dergisiyle yaptığı röportajda Allah inancıyla ilgili olarak şu sözleri söylemiştir:
Doğa kanunlarının gördüğümüz evreni yaratmak için ne denli olağanüstü bir şekilde ayarlandığını fark ettiğinizde, evrenin öylesine oluşmadığı, arkasında bir amacın olduğu fikrini görüyorsunuz.84
Benim için, Allah’a inançtaki temel unsur, evrenin ardında bir düşünce ve amaç olmasıdır.85
Hugh Ross
Toronto Üniversitesi’nde fizik profesörü olan ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross “Reasons to Believe” (İnanmak için Nedenler) adlı Yaratılışçı kurumun başkanıdır. Kozmoloji ve yaratılış arasındaki ilişkiyi ele alan birçok tanınmış kitabı vardır. Bunlara örnek olarak;, “The Creator and the Cosmos” (Yaratıcı ve Kozmos), “Creation and Time” (Yaratılış ve Zaman), “Beyond the Cosmos” (Kozmosun Ötesi) sayılabilir. Ross’un evrenin bir Yaratıcı tarafından var edildiğini savunan sözlerinden birkaç örnek şöyledir:
Eğer zaman ve madde patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin, evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı’nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir.86
Akıllı ve üstün bir Yaratıcı evreni yoktan var etmiştir. Akıllı ve üstün bir Yaratıcı evreni dizayn etmiştir. Akıllı ve üstün bir Yaratıcı dünya gezegenini dizayn etmiştir. Ve yine akıllı ve üstün bir Yaratıcı hayatı tasarlamıştır.87
Prof. Dr. Duane Gish
California Üniversitesi’nde biyokimya profesörü olan Duane Gish, inançlı kişiliği ve evrim teorisine karşı mücadelesi ile tanınan önemli bir bilim adamıdır. Gish, dünya çapında katıldığı evrim teorisinin geçersizliğini anlatan konferanslarla ve dünyanın önde gelen evrimcileri ile yaptığı tartışmalarla bilim dünyasında adından sıkça söz ettirmektedir.
Prof. Gish, 1998 yılında ülkemizde düzenlenen “Evrim Teorisi’nin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” isimli konferanslara konuşmacı olarak 3 kez katılmıştır. Gish’in evrim teorisinin çökmüş bir teori olduğunu ve yaratılışa olan kesin inancını ifade ettiği sözlerinden biri şöyledir:
Evrim teorisi artık can çekişme noktasına gelmiştir. Yaratıcılık fikri ise sağlam delillerle izah ediliyor. Binlerce bilim adamı, yaratıcılık fikrini daha ikna edici buluyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor.88
Dr. Pierre Gunnar Jerlstrom
Griffith Üniversitesi’nde moleküler biyoloji profesörü olan Jerlstrom, konusunda pek çok araştırmaya imza atmış ve bu araştırmalarıyla bilimsel ödül almaya hak kazanmıştır. Çeşitli bilimsel dergilerde makaleleri yayınlanan Dr. Jerlstrom yaratılışa inanan bir bilim adamıdır. 89
Dr. Stephen Grocott
Western Avustralya Üniversitesi’nde endüstriyel kimya uzmanı olan Grocott, analitik ve endüstriyel kimya alanlarında, yıllarca çok geniş çaplı araştırmalar yapmıştır. Bu konuda pek çok makaleye imza atmış olan Grocott, önceleri evrimci bir bilim adamıyken, yaratılışın kesin delilleri karşısında evrim teorisini terk edip Yaratılışa inanmaya başlamıştır. Grocott yaratılışın delilleriyle ilgili birçok toplantıya konuşmacı olarak katılmıştır. 90
Dmitry Kouznetsov
Birçok bilim adamının, gördüğü bilimsel gerçekler karşısında Allah’a ve dine inanmaya başladıklarını savunan Rus bilim adamı Kouznetsov, evrimcilerle yaptığı bilimsel tartışmalarla da tanınmaktadır.91
Dr. Emil Silvestru
Babes-Bolyai Üniversitesi’nde yardımcı profesör olan Dr. Silvestru, mağaraların jeolojisi konusunda dünya çapında otorite olarak kabul edilmektedir. Uluslararası akademik dergilerde bilimsel yazıları yayınlanan ve dünyanın ilk mağara bilimi enstitüsünün başında bulunan Dr. Silvestru, yaratılışı savunan bilim adamlarındandır.92
Dr. Andre Eggen
Hayvan genetiği konusunda geniş çaplı araştırmaları olan genetikçi Dr. Andre Eggen şu anda Fransız Hükümeti için bilimsel araştırmalarını sürdürmektedir. Eggen, yaratılış gerçeğine inanan bir bilim adamıdır.93
Dr. Ian Macreadie
Dr. Macreadie, moleküler biyoloji ve mikrobiyoloji konularında çok önemli araştırmalara imza atmış ünlü bir bilim adamıdır. 60′dan fazla araştırmasıyla Macreadie, Avustralya Commonwealth Scientific and Industrial Research Organization’da (Avustralya Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu) Biyomoleküler Araştırma Enstitüsü’nün baş araştırma uzmanıdır. Yaratılışa inanan bu değerli bilim adamı, aynı zamanda Avustralya Mikrobiyoloji Derneği’nin verdiği en önemli ödülünün de sahibidir.94
Prof. Andro Cinovayivi
Dünyanın ünlü fizyoloji bilginlerinden olan Cinovayivi, 1925-1946 yılları arasında North Western Üniversitesi fizyoloji ve farmakoloji bölümü başkanlığı yapmıştır. 1946-1953 yılları arasında da Jenvi Üniversitesi’nde tıp fakültesi profesörlüğü ve dekanlık yapan Cinovayivi, daha sonra Chicago Üniversitesi’nde fizyoloji profesörlüğü görevi almıştır. “Kainatı yaratan bir Yaratıcı var mıdır?” sorusunu “Evet, ben O’nun varlığına inanıyorum” sözleriyle cevaplayan Cinovayivi, Allah inancını şu sözleriyle açıklamayı sürdürmüştür:
Ben Allah’ın varlığına kendi varlığım gibi ve elimle dokunduğum eşyanın varlığı gibi inanıyorum. Şüphesiz ki Allah’ın varlığına inanmam varlıklar alemine bir anlam kazandıran en üstün ve biricik düşünce yoludur. Allah’a iman, insan denilen varlığa madde ve enerji yığını olmaktan çok daha büyük bir anlam katar. Allah’ın varlığına iman, sevgi konusunda en yüce ve insancıl düşüncelerin kaynağıdır.95
Dr. Raymond Jones
Avustralya Devlet Araştırma Organizasyonu (CSIRO)’nda yıllarca hizmet vermiş olan araştırmacı bilim adamı Jones, tarımda Leucaena adı verilen bir problemi çözerek Avustralya çiftçilik endüstrisine milyonlarca dolar kazandırmasıyla tanınmaktadır. Jones yaratılışa inanan bir bilim adamıdır.96
Jules H. Poirier
Elektronik alanında tasarım mühendisi olan Poirier, Amerikan Devleti için yüksek güçte savunma ve uzay projeleri tasarımında çalışmaktadır. California Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği, fizik ve matematik alanlarında çalışan Poirier’nin tasarımları Amerika’nın pek çok uzay ve savunma programında kullanılmıştır. Poirier canlılarda gördüğü üstün akıl örnekleri karşısında, bunların bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını fark etmiştir. Poirier bu konuda, monark kelebeklerindeki inanılmaz tasarım örneklerini ele aldığı From Darkness to Light to Flight: Monarch-the Miracle Butterfly yazmıştır.97
Michael J.Behe
Evrenin ve tüm canlıların akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunan en ünlü bilim adamlarından bir diğeri de Michael J.Behe’dir. Behe, Pennsylvania’da Lehigh Üniversitesi’nde biyoloji profesörüdür. The New York Times ve Boston Review gibi ünlü gazetelerde pek çok makalesi yayımlanan Behe “Darwin’s Black Box” (Darwin’in Kara Kutusu) isimli kitabın da yazarıdır. Evrim teorisinin biyoloji açısından kabul edilmesi imkansız bir teori olduğunu kanıtlayan bu kitap, uluslararası alanda 80′den fazla baskı yapmıştır.
Behe “indirgenemez komplekslik” adını verdiği bir kavramla evrim teorisinin imkansızlığını kanıtlamaktadır. Bu fikre göre, canlı bedenlerindeki pek çok organ, pek çok farklı parçanın bir arada ve uyum içinde çalışmasıyla işlev görmektedir. Eğer bir parça işlevini kaybederse bu bütün organizmaya yansıyacak ve canlı fonksiyonlarını yitirecektir. Bu yüzden tesadüfi ya da aşamalı bir varoluşun söz konusu olması mümkün değildir.
Michael Behe, “Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabında şöyle demektedir:
Bunlar doğanın kanunları tarafından, tesadüfler sonucu veya bir ihtiyaçtan dolayı tasarlanmamıştır; aslında bunlar önceden planlanmıştır. Tasarımı yapan ise, sistemlerin en son halinin nasıl olacağını en iyi şekilde bilmektedir; bu nedenle sistemlerin oluşacağı her adım da planlanmıştır. Yeryüzündeki hayat da en basit örneğinden en kritik parçalarına kadar, bu akıllı dizaynın sonucudur. Akıllı dizaynın sonucu aslında tüm gerçekliğini kendi içinde barındırmaktadır. Biyokimyasal sistemlerin akıllı bir tasarımcının eseri olduğunu anlamak için, yeni bir prensibe dayalı mantık veya bilim de gerekmemektedir. Son kırk yıl içinde biyokimya dalında yapılan çalışmalar zaten bu gerçeği görmeye yeterlidir ve ortaya konanlar da günlük hayatımızda rasladığımız unsurlardır.98
Philip Johnson
Chicago Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Johnson, evrim teorisinin ideolojik yanını içeren pek çok araştırmanın da sahibidir. Johnson bu konuda “Darwin on Trial”, “Reason in the Balance”, “Objection Sustained” isimli üç kitabın ve ayrıca kriminal hukuk üzerine 3 kitap ve pek çok makalenin yazarıdır. Evrim teorisine karşı verdiği büyük mücadele ile tanınan Johnson, aynı zamanda Allah’a iman eden bir bilim adamıdır. Johnson’ın Allah inancını ifade ettiği sözlerinden bazıları şöyledir:
Dindar biri olarak Allah’ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorum.99
…Materyalist evrime meydan okumayı ilerletmek istiyorum. Gelin Yaratanın etrafında birleşelim.100
Charles Birch
Avustralya Sydney Üniversitesi profesörlerinden olan Birch, yaratılışa olan inancıyla tanınan bir bilim adamıdır. 1990 yılında, dine çeşitli hizmetlerde bulunan bilim adamlarına verilen “Dinde İlerleme için Templeton Ödülü”nü almıştır. Birch, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:
…Bütün değerlerin kaynağı olan Allah, ‘insana ellerinden ve nefes almaktan da yakındır.’ Allah’ın varlığı gerçektir.101
Allah hem dünyayı yaratan, hem de dünyayı yaşatandır.102
S.Jocelyn Bell Burnell
İngiltere Açık Üniversitesi’nde fizik profesörü ve Fizik Bölümü’nün başkanı olan Burnell, aynı zamanda Atarca yıldızını keşfeden astronotlardan biridir. Allah inancına sahip olan Burnell, bu inancını şu sözlerle dile getirmiştir:
…Güçlü, herşeyden haberdar olan, aynı zamanda da koruyan ve bağışlayan Allah’a inanıyorum…103
…Tek bir Allah’ın var olduğundan eminim…104
Prof. Owen Gingerich
Harvard Üniversitesi’nde astronomi ve bilim tarihi profesörü olan Gingerich, Allah inancına sahip olan bir bilim adamıdır. Gingerich dini duygularını şu sözleriyle ifade etmiştir:
…Evrenin yaratılışını planlayan ve yöneten, Üstün bir Akıl Sahibi olan Allah’a inanıyorum…. İnsanlığın yaratılışının evrenin ana prensibi olduğuna ve insanlığın özellikle bilinç, vicdan ve ahlaken doğruyla yanlışı ayırt etme özgürlüğüyle Allah’ın tecellisi olarak yaratıldığına inanıyorum.105
Prof. Carl Friedrich von Weizsacker
Almanya’da Max-Planck-Gesellschaft Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Weizsacker, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:
…Kesin olarak emin olduğum konulardan biri Allah’ın varlığıdır.106
Prof. David Berlinsky
Princeton Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Berlinsky, canlıların evrimleşmediklerini, tam tersine akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunmuştur. Berlinsky bu tasarımın sahibinin Allah olduğunu pek çok sözünde de ifade etmiştir. Berlinsky’nin bu düşüncelerini dile getiren sözlerine aşağıdaki örnekleri verebiliriz:
…Yaşamın yapısı komplekstir ve kompleks yapılar dikkatli bir dizaynla yapılır. Tek bir yüksüğü yapmak için bile akla ihtiyaç vardır: O zaman yaşamda meydana gelmiş olan şeyler niçin farklı şekilde oluşsun?107
Moleküler biyoloji, yaşayan bütün canlıları Allah’ın yarattığını göstermektedir.108
Prof. William Lane Craig
Birmingham Üniversitesi’nde felsefe ve Münih Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü olan Craig, evrenin Allah tarafından, belirli bir amaçla yoktan var edildiğine inanmaktadır. Craig’in bu konudaki görüşlerini şu sözleri yansıtmaktadır:
Evrenin varlığının bir sebebi vardır. Evrenin sebebinin tek bir Yaratıcı olduğuna inanıyorum. Yoksa geçici bir etki sonsuz bir etkiden nasıl oluşabilir?.. Hem felsefi alanda hem de bilimsel alanda evrenin başlangıcı olduğu anlaşılıyor. Var olan bir şey, varlığının sebebine sahiptir. Bu sebep, sebepsiz, sonsuz, değişmeyen, zamansız ve maddesizdir. Ve bağımsız bir irade vardır. Sonuç olarak Allah’ın varlığına inanmanın mantıklı olduğuna inanıyorum.109
Gerçekte, “hiçlikten sadece hiçlik çıkar” kuralına uygun olarak, Big Bang’in doğaüstü bir sebebi olmalıdır. Patlama öncesindeki tekillik, her türlü zaman-mekan kavramlarının sona erdiği sınır olduğuna göre, Big Bang’in fiziksel bir sebebi olması imkansızdır. Aksine, Big Bang’in nedeninin, fiziksel uzay ve zamanı tümüyle aşmış, evrenden tamamen bağımsız ve akıl almayacak derecede kudretli olması gerekmektedir. Dahası, bu sebep, kendi bağımsız iradesine sahip olan bilinçli bir varlık olmalıdır… Dolayısıyla evrenin kökeninin sebebi, evreni sırf kendi iradesi ile belirli bir zaman önce var eden bir Yaratıcı dır.110
Dr. Kurt Wise
Byan College’da Matematik ve Doğal Bilim Bölümü’nde yardımcı profesör olan paleontolog Kurt Wise, evrim teorisine karşı olması ve güçlü Allah inancı ile tanınmaktadır. Dr. Wise, Allah’a olan inancını şu sözleriyle dile getirmiştir: “Yaratılış bir teori değildir. Allah’ın evreni yaratmış olması bir teori değil, gerçeğin kendisidir….”111
Siegfrid Hartwig-Scherer
Zürih Üniversitesi’nde Antropoloji profesörü olan Scherer “Ramapithecus-Progenitor of Humans?” isimli kitabın yazarıdır. Çalışmalarında, fosil kayıtlarının evrim teorisini çürüttüğünü, maymunların insanların atası olmadığını ortaya koyan Scherer, canlıların bir Yaratıcı’nın eseri olduklarını savunmaktadır. 112
J.P. Moreland
Güney California Üniversitesi’nde Felsefe profesörü olan Moreland, “Hıristiyanlık ve Bilimin Doğası” ile “Yaratılış Hipotezi” isimli kitapların yazarı, inançlı bir bilim adamıdır. 113
Paul A. Nelson
Chicago Üniv
kıçıyla_düşünenlere_cevap
03/10/2011
Arkadaşlar yorumu açma gereği duydum ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
diyorya öldükten sonra gübre olacaksınız işte bende diyorum ki haklısın tabii kendi açından öldükten sonra gübre olacaksın sonra bir bitkiye geçeceksin sonrada bir inek yiyecek o bitkiyi ve sonra inek sıkışacak en sonunda da seni sıçacak o yüzden dün boktunuz bu gün bok böceği ve yarında öldükten sonra bok olacaksınız diyorum.Tabii bu sizin deyiminiz ve sizinle alakalı bir şey ..Bide şunu anlamıyorum diyorki yok efendim Allah kesin yok ooooo ha diyorum bir kere bu kadr salak ça bir şey olmaz zırva ya bu oğlum ben bu siteyi kuran yok dersem ve ispatlamaya çalışırsam ne yapmalıyım öncelikle bu sitenin yayın yaptığı alan da herkese sormalıyım sen mi kurdun diye veya ne biliyim illa bunu kuranı bulmamalıyım ki bu fikrimi ispatlıyım Senin de Allah yok demek için bütün kainata bakman lazım ki böyle birinin olmadığını ispatlaysın ulan mal derler adama senin duyuların ne kadar güçlü ki sen bu iddi ada bulunuyorsun daha kendi galax inden dışarı çıkaamamışın bir çok gezegene teleskopla bakıyorsun oraya gitmen hayal ,Görme duyun 400-700 dlga boyu arasındaki ışığı algılayabiliyor bu gözlerle mi Allah’ı göreceksin yok işitme duyun 20-20.000 hz arasındaki sesleri duyuyor bununla mı Allah’ın sesini duyucaksın sende daha gökyüzündek şiddetli patlamaları duymuyorsun gelmişin Allah yok diyorsun la mal..
kıçıyla_düşünenlere_cevap
03/10/2011
la charlie sürüsü hani Kur’an mucizesi yok deyip sözde bilimsel verilerle ispatlamaya çalışıyorsunuz ya buyrun alın size National geographic in quran doğru söylüyor belgeseli.Emin olun bu belgeseli yapanlar müslüman değil ve bu işi sadece bilim olarak yapıyorlar şüphesi olanlar natioanal geographicin nasıl çalıştığı ile ilgili araştırma yapsınlar.Ve emin olun onlar sizin gibi kıçlarından olaylara bakmıyorlar.Beyinleri kıçlarında değil.Lütfen bu videoyu beyninizle anlmaya çalışın :http://www.youtube.com/watch?v=b9C3D174gdA
Can Sarp Ereroğlu
07/12/2011
Sadece yorumlara bakılınca ateistlerin cımbızlayıp ayetleri bize sunuyorlar =) İslam’da Hristiyanlık olsun, Musevilik olsun diğer inançlar olsun, Allah’a ve ahiret gününe inanan herkesin cennete gideceği müjdelenir. Museviler ve Hristiyanlar ise sadece kendilerinin cennete gideceklerini zannederler. Ama onlar yanılıyorlar. Dinlerini tam idrak etmedikleri sürece Allah onları cennetine almayacak. Bir Müslüman hiç bir zaman ret etmez. Sizin söyledikleriniz saçmalıklara güler geçer. Yok Kur’an’ı haşa Muhammed uydurdu, demeniz falan bunlar bizim için zaten geçersiz. Yaradanı, Resulünü görmeden sevdik. Zoru başardık ya siz? Ret etmek kolaydır aslında. Neden mi? Görmediğim bir şeye inanmam mantığıyla hareket ediyorsanız bilin ki yanılıyorsunuz. Yüce Allah’ı görsek sınavın ne mantığı vardı? O zaman cennet cehennem kavramı ortadan kalkardı. Ne ateisti, ne agnostiği dinimize hakaret ediyorsunuz laf yapıyorsunuz ama kaç tane müslümanı etkiliyor ? 1 tane mi? 1 tane bile değil =)
Selametle.
M.Fırat İNAL
12/02/2012
Allah her daim varlığını kesin bir şekilde belirtmiştir. Özelikle Kuran-ı kerim surelerinde bu apaçık bir şekilde bildirilmektedir. Burada sınav konusu, Allah’ın sadece gözle görülmemesidir. Yani Günümüz çağında eski çağlarda yaşanan mucizeler yaşanmamaktadır. Ve bu da bizim daha çetin bir sınavdan geçtiğimizi göstermektedir. Nitekim Allah, her fırsatta varlığını bize gösterse idi, ateistler imana gelir, imanı olup da yanlış yalan yaşayanlar kendilerini düzene sokardı. İnsan doğduğu günden itibaren alnında yaşayacakları ve yapacağı iyilikler yanlışlar yazılarak doğar. Bunu çoğu ateist kendi lehine kullanır. Oysa ki Allah; Kullarının kendi iradeleri ile yanlışı veya doğruyu seçeceğini henüz onu yaratmadan bilir. Çünkü onun Kudreti çok yüce çok geniştir. Yani Allah; elinde bir kumanda veya joistik ile Yarattığı kulunu iyilik veya kötülük yapmaya zorlamaz. Bu tamamen kulunun iradesinde olan bir durumdur. Ve budurum neticesinde kular doğruyu veya yanlışı kendisi seçer ve buna göre sınavı geçer veya geçemez.