Kur’an’ın Olmayan Mucizeleri: Deniz Sularının Karışmaması ve Cebelitarık Mucizesi(!)

Standart

Bir diğer zorlama mucizemiz; deniz sularının birbirine kesinlikle karışmadığı ve bunu Kur’an’ın 1400 sene önceden bildirmesidir. Tabiki her zaman olduğu gibi bu bilgiyi modern bilim daha yeni keşfetmiş, ama kur’an bunu 1400 sene önceden vermiş. Mucizenin ayrıntılarına Kur’an’daki dayanak noktasına göz atalım ve mucize var mı, yok mu hep birlikte analiz edelim:

‘(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar’(Rahman Suresi 19. ayet)
‘ (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.’ (Rahman Suresi 20. ayet)

Başka bir ayette şöyle demektedir;

‘ O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.’(Furkan Suresi,53.ayet)


(Not: Ayetler diyanet’in sitesinden alınmıştır.)

İddia’ya göre modern bilim yakın bir zamanda farklı denizlerin sularının birbirinine karışmadığını keşfetmiş. Hatta bazıları bu mucizeyi abartıp keşfeden kişinin(Jacques Cousteau) bu keşiften sonra müslüman olduğunu iddia ediyorlar.
Bu müslümanlar gerçekten beni şaşırtıyor. Yanlış anlaşılmasın Kur’an’dan mucize çıkartmak için bilimsel bilgileri çarpıtan, insanları kandıran bu sahtekarlardan söz ediyorum.
Öncelikle jacques Cousteau müslüman değildir ve müslüman olduğuna dair elimizde öyle bir bilgi yok. Müslümanlar kendisini pek yakından tanıdıkları için olsa gerek kaynaksız sallıyorlar. Buyurun bakın:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Jacques-Yves_Cousteau

Şimdi iki farklı denizin sularının birbirine karışıp karışmadığına bakalım:
Aynı cins iki sıvı(Türdeş) fizik yasaları gereğince birbirlerine karışmak zorundadır. İster tuzlu,ister tuzsuz olsun karışmak zorundadır. (bkz. karışımlar ve karışımın özkütlesi) Bu konuyu ilkokulda fen bilgisi derslerinde bile verilmektedir, ama sanırım mucizeperestler bu konuda ya sahtekarlık yapıyor ya da bu konu hakkında bilgileri yok. Büyük ihtimalle fen bilgisi ve fizik konularında kötüler.
Deniz sularının birbirlerine karışmadığını ‘yüzey gerilimi’ denilen kanunla alakalı olduğunu da iddia ediyorlar. Evet fizikte ‘yüzey gerilimi’ denilen bir kanun vardır, ama bahsettikleri konuyla alakası yoktur. Sıvıların arasındaki perde felanda değildir.
Yüzey gerilimi, fizikokimyada bir sıvının yüzey katmanının esnek bir tabakaya benzer özellikler göstermesinden kaynaklanan etkiye verilen addır. Bu etki böceklerin su üzerinde yürümesine olanak verir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Y<<>>C3<<>>BCzey_gerilimi

Aynı türden olan iki sıvının fizik kanunları gereğince birbirlerine karışmak zorunda olduğunu ve bir ortamala yoğunluğa sahip olması gerektiğini söyledim. Peki bu konuda kaynağım nedir? Şimdi kaynağımı vereceğim;
Bu konuyla cebelitarık boğazı arasında da bağlantı kurduklarından dolayı her ikisinide kapsayacak bir kaynak veriyorum. Üstelik Tübitak’tan ve Türkçe

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1545

Demek ki neymiş:
İki aynı türden sıvı birbirlerine karışıyormuş(Karışmak zorundaymış) ve Allah’ın kitabı bu konuda yanılıyormuş.

Gelelim Kur’an’ın bu konu hakkında diğer bir yanılgısına/Yanlışına:

İkinci bir yanlış ise;  Kur’an’ın ilgili ayetinin kullandığı ‘suları tatlı ve acı olan iki deniz’ tabiri.
Genel olarak herkes tarafından bilinen bir olgudur aslında, ama Allah bilmiyor sanırım. Denizin suları tatlı olmaz, tuzludur. Hatta deniz sularından içme suyu elde etmek çok masraflıdır. Çünkü tuzlu sudur.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz
Sonuç olarak:
1- Allah tarafından indirildiği/vahy edildiği söylenen Kur’an’da bilimsel bir yanlış bilgi vardır.Deniz sularının karışmaması. Ama müslümanlar bunu insanlara mucize gibi lanse etmektedir. Sanırım yanlışlığının farkında vardıklarından dolayı böyle bir sahtekarlığa gidiyor birileri. (Kur’an’ın mucizelerinin altında nedense hep bilimsel bilgilerle çelişen ifadeler olduğundan dolayı, belkide bunların farkedilmemesi için mucize diye insanları kandırıyorda olabilirler. Çünkü baktığımız her Kur’an mucizesi nedense, bi şekilde bilimle çelişiyor. Bu bahsettiğim konu için 3. maddeye bakabilirsiniz.)
2- Kur’an’da 2. yanlış bir bilgi vardır. (Denizin sularının tatlı olması). Deniz suları tuzludur. Allah denizleri yaratıyor, ama deniz hakkında en cahil insan kadar bilgisi yok yahu!(?)
3- Kur’an’da bilim’e ters bir yığın bilgi bulunmaktadır ve ne tuhaftır ki bu bilgilerin hepside mucize diye insanlara gösterliyor.Uyanın arkadaşlar. Mucize var dediğiniz kitaptaki tüm mucizeler uydurmadır, hepsi bilime ters bilgilerdir.
4- Sonuç itibariyle, Kur’an’da ki ‘iki denizin sularının birbirine karışmaması’ mucize olamamakla birlikte, yanlış bir bilgidir.


Ayrıca, Şüpheci Meleğin blogundan bu konuyla ilgili yazılmış, daha ayrıntılı ve farklı bir yazıyı da okuyabilirsiniz:

http://suphecimelek.wordpress.com/2009/10/20/kurandaki-bilimsel-mucizeler-iki-denizin-karismamasi/


-Okan-

Konuyla ilgili olarak, yukarda Tübitak’ın sitesinden vermiş olduğum kaynağı bir daha veriyorum, gözden kaçmış olabilir:

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1545

About these ads

479 thoughts on “Kur’an’ın Olmayan Mucizeleri: Deniz Sularının Karışmaması ve Cebelitarık Mucizesi(!)

    • Oğuz

      Komik olma. Akıllı ve bilgli adam iddiaya cevap verir saldırmaz, yoksa sen akıllı değil misin?

      • yasemin

        iste sizin tek savunmaniz,sizler akilli ve bilimcisiniz.Bizim duygusal tepki göstermemiz cok normal cünkü hangi dinden olursa olsunlar Allah’a inanci olan insanlarin duygusal tepkiler vermeleri cok normal,ama siz bunu da anlamazsiniz.Yukarida cok fizik kanunlariyla herseyi cok güzel anlasilir anlatmissiniz ,ama bilmediginiz o kadar cok konu var ki cahilliginiz apacaik ortada.yüce kitap Kur-an’da sizlerden de bahsediliyor.Inkar etmek icin herseye bir kilif uydurdugunuzdan,sizin gibilere ne anlatilirsa anlatilsin,kulaklariniz sagir,gözlerinizin ve kalplerinizin kör oldugundan, bahsediliyor.Sizin yaptiginiz bilim degil,inkar etmek icin uydurma cabalari,mesguliyet bulmussunuz kendinize.Kafanizi yormayin bence sizden önce bulan bulmus,Bu yüzden sizin karsiniza cikip da savunma yapmak bosa vakit kaybidir,Bir de kendinize baska bir tarz bulun artik yoksa”siz akilli degil misiniz?”

      • metn

        Bu olayın Kuran dan 600 yıl önce bilindiğini duymuştum.Tam adını bilmiyorum M.S 1 yy başlarında,Spilius adlı birinin Historie Nature adlı kitabında bu olaydan b ahsettiğini,tatlı tuzlu dan ziyade tuzluluk oaranları farklı iki suyun karışmadan aktığını falan söyler diye duymuştum.Ayrıca kabalistler tarafından da bilindiğini ve Ebu bekirin kabalistlerle arasının epeyce iyi olduğunu da düşünürsek :-)

      • sadık

        Tatlı sular denizlere gidip dökülür. Zira sulara akıcılık özelliği verilmiştir. Elbette su şuur sahibi olmadığından bunu kendisi gidip almamış, bilhassa Allah vermiştir. Bir nehir resmi ancak ressamın elinden çıkar, kör, sağır, cansız ve şuursuz bir fırçadan değil.
        Tatlı sular denize dökülünce birbirine karışmaz, karışsa idi denizin tuzluluğu nehirlere, nehirin tatlılığı denize geçerdi. Akdenizin tuzluluk oranının değiştiğini henüz bilim yazmadı.
        Sudaki birtakım kanunlardan bahsediliyor. Elbette o kanunları koyan bir kanun koyucu olmalıdır. Aksi takdirde olmaz. Trafik kuralları kendiliğinde oluşmamış, bir irade tarafından konulmuştur. Öyle de kâinatta cari olan bütün kanunları zerreden şemse kadar Allah koymuş ve kudretiyle de tatbik etmektedir. Bazen de bu kanunların dışına çıkarak iradesini gösterir.

      • tuncay tuğ

        yüce ALLAH maddeyi yaratmıştır,madde değildir.yüce ALLAH vardır,maddenin var oluşu ,maddeyi yaratanı ispatlar.kusursuz,bir denge ve düzenle ile hareket eden hayat sürdüren maddeler,madde olmayan ,ama var olmalarına tek kaynak olan yüce ALLAH ın yaratılış kaynağıdır.,yüce ALLAH ı madde olan kainatın içinde düşünmek,,çok akıllı olduğunu zanneden,ama aklının var olduğunu ispatlayamayan ,her şeyi madde olarak düşünen kişilerin zafiyetidir.günümüz ilmi araştırmalarında KUANTUM fiziği deneylerinde,madde olmayan davranışların,maddeyi ,madde değilmişçesine hareket etmesine vesile olmuştur,,internette kuantum çift yarık deneyini izleyiniz,belki bu kainat,rüyaladaki devasa görüntülerin ,birkaç saniyelik boyutlarında olabilir,,milyarlarca ışık yılı,boyutundaki,kainatın büyüklüğü ,biz yaratılan maddeler için geçerlidir

      • tuncay tuğ

        Doğrularım

        http://blog.milliyet.com.tr/dogrumu

        26 Eylül ’11
        Geri
        ileri
        Kategori
        Bilim
        Okunma Sayısı
        18528
        Işık hızı aşıldı ! Kuantum yani Metafizik çağı başlıyor !…
        Işık hızı aşıldı ! Kuantum yani Metafizik çağı başlıyor !…
        İki fiziki alem var. Birincisi bildiğimiz içinde yaşadığımız ortamı oluşturan, gözlerimizle gördüğümüz, ellerimizle dokunduğumuz alem. FİZİKİ alem. Bu aleme insanların cismin bölünebilen en küçük parçası olarak bildiği ATOM’da dahil. İkincisini de de, atomun da altında daha küçük parçacıklar oluşturuyor. ATOM ALTI PARÇACIKLAR denilen bunlar. Kuark’ lar, Nötrino’ lar ve düşünce enerjisini oluşturan Foton’ lardan meydana geliyor ki, fizik kurallarının geçerli olmadığı bu aleme FİZİK ÖTESİ ( Metafizik ) denilebilir. Kuantum fiziği işte bunları konu olarak ele alıyor

        Atom dahil, atoma kadar FİZİKİ ALEM’e insan bilgisi büyük ölçüde ulaşabilmiş. Ve bu aleme hükmedebiliyor. Labaratuarda inceleyebiliyor. Şekil verebiliyor. Sebep ve sonuçlarını bilimsel kurallara bağlayabiliyor. Ama Metafizik aleme ise insan henüz ilk adımı atmış durumda. İşte bu aleme insan bilgisi ve beyni hükmedemiyor. Bu alemin olguları ve sonuçları büyük ölçüde ” belirsizlik ” sınırları içinde. Bir sistematiği yok. Örnek olarak insan düşüncesini oluşturan enerji parçacıkları olan fotonlar aynı anda binlerce kilometre ötede ve yine aynı anda her yerde etkili olabiliyor.

        İşte insan için fizik kurallar ile açıklanamayan ” mucizeler ”, zaman boyutu, cinler, melekler gibi varlıklar ve kavramlar ve paralel evrenler bu alem kapsamı içinde deyebiliriz.

        Kısa bir süre önce Önemli bir haber patladı dünya medyasında ” IŞIK HIZI AŞILDI ” ve haberle birlikte, ışık hızının aşılamayacağı doğrultusundaki Einstein’ın İzafiyet Teorisi geçersiz mi sorusu gündeme geldi.

        Şimdi dün bu konu ile ilgili olarak 24/09/2011 tarihinde Taraf Gazetesinde yayınlanan şu haberi inceleyin:

        ” Bilim dünyasında şok: Einstein yanıldı. Işık hızının saltanatı yıkıldı

        Bilim dünyası, İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) laboratuarından gelen haberle sarsıldı: Albert Einstein’ın izafiyet teorisine göre evrenin hız sınırı olan ışık hızı, nötrinolar adı verilen çok küçük kütleli parçacıklar tarafından geçildi. Nötrinolar, CERN’in Cenevre yakınlarında bulunan merkezi ile İtalya’nın başkenti Roma’nın doğusundaki Gran Sasso laboratuarı arasındaki 730 kilometrelik mesafeyi ışıktan yaklaşık altı kilometre daha hızlı bir şekilde kat etti. Işık hızı saniyede 299 bin 792 kilometre 458 metreye tekabül ederken, nötrinoların hızını saniyede 299 bin 798 kilometre ve 454 metre olarak belirleyen fizikçiler hâlâ ölçüm aletlerine inanmakta güçlük çekiyor. CERN araştırmacıları arasında “Hiç beklemiyorduk”, “Şaşırtıcı” gibi bol ünlemli ifadeler hakim… OPERA adı verilen deneyin koordinatörü Antonio Ereditato “Alınan sonuç bizi hayrete düşürdü. Ancak bu sonuç doğrulanıncaya kadar bir keşif olarak kabul edilmeyecek. Böyle bir sonuç aldığınızda hata yapmak istemezsiniz. Aylardan beri hiçbir sorun yaşamadan testler yapıyoruz ve şu ana kadar bir hata bulamadık” dedi. Deneyin ölçümlerinden sorumlu olan Lyon Nükleer Fizik Enstitüsü araştırmacısı Dario Autiero nötrinoların ışık hızının pabucunu dama atmasını şöyle açıklıyor: “Bir başka değişle, eğer nötrinolar bir ışınla yeryüzünde 730 kilometrelik bir ‘sprint koşusunda’ yarışıyor olsalardı, varış çizgisini ışına 20 metrelik bir fark atarak aşacaklardı.” Yani nötrinolar fotofinişe bile gerek kalmadan ipi göğüsleyecekti. ”

        Benim fizik bilgim lise öğrenimindeki fizik dersleri ile sınırlı. Ama bu bilginin yani atomaltı parçacıkların hızının, ışık hızını aşması, daha da önemlisi inasanoğunun atom altı parçacıklara hükmederek onlarla deney yapabilmesi ile insanlığın FİZİK çağını aşarak, METAFİZİK çağına girdiğini düşünüyorum. Bir başka deyişle KUANTUM ÇAĞI’na.

        Bu çağda neler oluyor ve neler olabilecek ?

        === Milyar yıllar öncesi başlayan evrenin başlangıç anı olan BİGBANG olayı artık labaratuarda incelenebiliyor.

        === Işık hızı da aşılabildiğine göre insanoğlu en büyük gizemi oluşturan zaman boyutunun sırlarına ulaşabilecek.

        === Işıkhızı şimdilik az bir farkla aşılabilmiş. Bu oluşum geliştirilebilirse artık uzayın ” binlerce yıllık ışık hızı ” mesafeleri aşılabilecek, uzayın erişilmez diye bilinen boyutlarındaki gizemler, alemler insan bilgisine dahil olacak.

        === Kuantum düşünce tekniği ile insan ” insani yaklaşım bakımından ” yüzlerce, belki de binlerce yıllık mesafeyi kısa süre içinde alacak. Belki de gerçek huzurun yolu keşfedilecek.

        === Yani kısaca Kuantum çağı başlıyor.

        Efendim, bunlar benim bilimsel bilgi ve düşünceye dayanan öngörülerim değil.

        SEZGİLERİM.

      • naturist karikotirist:)

        1400 yıl önce, yani senin ataların olan maymunlar daldan dala hoplayıp zıplarlarken, ortada ne bilim vardı, ne fizik yasası ne de arabistandakilerin cebelitarığa gitme şansı.1400 yıl önce bunları yazan kitap çarpar sizi..gerçi zaten çarpılmışsınız da:))

    • Cevap verememekten kaynaklı, lanet okuma. Sanırım imanın zedelendi, yazdıklarımdan. Ama ben, eleştirmeni isterdim, lanet okumanı değil.

      Sevgiyle kal. Teşekkürler.

      -Okan-

      • Neden lanet okunduğunu arkadaş adına ben soyleyeyim sevgili arkadaşım; inanan bir insan için en kutsal sey din dir. Öyle ki annesinden, babasından, vatanından, milletinden, bile önce gelir şimdi şöyle düşün senin en kutsalına birisi hakaret etse sen ne yaparsın ? diyelimki birisi annene, babana küfür etti ne yaparsın ? cevaba gerek yok ne yapacağını ikimizde biliyoruz en iyi ihtimalle sende ona küfür edersin işte üsteki arkadaşın bedduası da bunun aynısı.. saygılar

      • Yazıda küfür veya hakaret içeren bir cümle dahi olmadığı halde, eleştirileri hakaret diye niteleyen bir zihniyete, gerçek bildiği bilgilerin yalan olduğunu söylediğimizi de hakaret olarak algılayan zihniyete karşı yapılacak birşey yok.

        Hakaret veya küfür içermediğini algılayamıyorsanız bu benim suçum değil, sizin eleştirel bakış açılarına karşı göstermiş olduğunuz ‘kinden’ kaynaklıdır.

        -Okan-

        • buluut

          sizleri kınamıyorum ve çok görmüyorum çünkü sizler olmanız gereken yerdesiniz sizler zaten var olmalısınız buda geçiyor kuranda onun için siz ataistler beni hiç şaşırtmıyorsunuz size en kolay bi soru soracam buna cvp verin yeter siz veremezsinizde daha bilgiliniz vars a o versin bir keçi yeşil otu yiyor ve beyaz mükemellel lezzetde süt çıkarıyor bunu açıkla ve bilimsen keçinin süt yapmasını bekleme sen otu al ve süte çevir sizlere sadece acıyorum ha şuda bi gerçek bilim şunu buldu süte su katınca daha çok elde ediliyor buda bilimin kabiliyeti hahahaha yazık size

          • ayfer

            bu kadar sığ bir soruya kimse cevap vermemiş anlaşılan. sevgili arkadaşım. internete sadece galaktore yazıp araşttırmanı istiyorum. ama sen de onları anlayacak kapasite oldugunu hiç sanmıyorum.

          • sarp mustafa

            Ey idiot kardeşim, eğer biraz araştırma yaparsan, bir bilim adamının keçinin genleriyle oynayarak koyunların sütüne örümcek dnasından bulunan ağ yapma genini naklettiğini ve bu sütten çelikten daha sert iplikler ürettiğini görebilirsin. Hadi hep beraber o arkadaşa tapalım…

        • Eda Korkmaz

          Yazıda hakaret var.
          “Allah denizleri yaratıyor, ama deniz hakkında en cahil insan kadar bilgisi yok yahu”
          Bu hakarettir

        • hayrullah

          Einstein’a cahil dersen millet sana ne der biliyorsun. Sen cahil demek sövmedin ve hakaret etmedin ( ya da oyle zannediyorsun) Ondan’dan dolayıdır ki Allah bilmiyormuş deyince böyle karşılanıyorsun. Çok akıllısın ya. ondan akıl edemedin bunu :D Cühela Kur’an’da bir tane mucize yok ki bir sürü var. 1400 yıl önce teknolojinin T’si yokken Anne karnındaki bebeğin kaç kat karanlıkta kaldığını- dağların amacını ve kazık gibi olduğunu- goğün genişlediğini nasıl bilebilirdin bir bildirici olmasa? Kafa bu kadar çalışıyor.

      • deniz

        gercekten bole mı duşunuyosun içinden gecenler gercekten bumu cok merak ettım yada senı kızdıan bişimi olduda bole yazma geregi duydun kardeş

      • ahmed

        ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM FARZ EDELİMKİ BİR YARATICI YOK ŞİMDİ ANLAT BAKALIM BİR KÜTÜĞÜN DENİZE ATARSAK KAÇ YILDA KAYIK OLABİLİR CEVABINI BEN SÖYLÜYEYİM SENİN YERİNE DİYECEKSİNKİ BİR İNSAN ELİ DEĞMEDEN ASLA OLMAZ ŞİMDİ BİR KÜTÜĞÜN BİLE KAYIK OLABİLMESİ İÇİN BİR AKIL VE ZEKAYA İHTİYACI VAR İKEN BU EŞSİZ EVRENİN BİR TESADÜFLER ESERİ MEYDANA GELEBİLDİĞİNE NASIL EKIL ERDİREBİLİYORSUN HAYRET EDİYORUM EVRENİ GEÇ SADECE KENDİ VUCUDUNUN GÜZELLİĞİNE BİR BAK VE EŞSİZ BİR YARATIŞA TANIK OL NASIL OLURSA HİÇ YOKTAN BİR MİKRO ORGANİZMA HAYVANA SONRA EVRİMLEŞİP FARKLI CANLILARA VE ORDANDA MÜKEMMEL İNSANA DÖNÜŞEBİLİR SEN BUNUN OLABİLECEĞİNE GERÇEKTEN İNANIYORSAN O KÜTÜĞÜNDE HİÇ KİMSENİN ELİ DEĞMEDEN KAYIĞA DÖNÜŞMESİNE İNANMALISIN BUDA SENİ ÇOCUKLARDAN DAHA HAYAL PEREST BİR İNSAN YAPARKİ ZATEN BİR ÇOCUĞUN SEVİYESİNDE BİLE OLMAYAN BİRİ KONUŞMAK NAFİLE BİR İŞTİR…O DENİZLERİN BİRLEŞME NOKTALARINA BAKARSAN EĞER GÖRÜRSÜNKİ İKİ DENİZİN RENGİ BİLE BİR DEĞİLDİR VE EĞER ORAYA GİDİP TADLARINA BAKARSAN KURANIN YALAN SÖYLEMEDİĞİNEDE ŞEHADET EDERSİN BEN SENİN MÜSLÜMAN OLMANI YADA OLMAMANI UMURSAMAM AMA EN AZINDAN İNSAN OLMANI VE İNSANIN FITRATINDA YATAN ŞEYİN NE OLDUĞUNU BİLMENİ İSTERİM…ŞİMDİ SENİN AÇINDAN ALEMİN TESADÜF ESERİ MEYDANA GELDİĞİNİ VE BİZİM BEYHUDE BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUMUZU VAR SAYALIM YAPTIĞIMIZ İBADETLER VERDİĞİMİZ SADAKALAR TUTTUĞUMUZ ORUÇLAR KILDIĞIMIZ NAMAZLAR HEPSİ BOŞ OLSUN SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE HİÇBİR ANLAMI YOK ÇÜNKÜ BİR YARATICI OLMADIĞI İÇİN BUNLARADA İHTİYAÇ YOK DOLAYISIYLA ÖLDÜĞÜMÜZDE BİR HİÇ OLURUZ BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM VE DÜŞÜNDÜM BUNLARI YANİ İBADETLERİ YAPARAK YADA YAPMAYARAK HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM VE YAPSAMDA HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM ÇÜNKÜ SADECE ÖLÜP YOK OLACAĞIM SADECE YAPTIĞIM O İBADETLER SIRADAN BİR SPOR GİBİ DÜŞÜN… ŞİMDİ SENDEN RİCAM ŞU SEN BİRAN OLSUN KENDİNİ BENİM YERİME KOY VE EĞER BİR İLAH-CENNET VE CEHENNEM VAR İSE SEN NE OLACAKSIN GERÇEKTEN CEHENNEME DAYANABİLECEKMİSİN ÇÜNKÜ BEN İBADETLERİMİ YAPTIĞIM VE SAMİMİ DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAH TEALA BENİ CENNETİYLE ÖDÜLLENDİRECEK PEKİ SEN NE OLACAKSIN EĞER OLSUN BEN ATEŞE DAYANIRIM DİYORSAN YALAN SÖYLÜYORSUN BUNU SANA KANITLAYABİLİRİM SADECE BİR ÇAKMAK YAK VE PARMAĞINI ÜZERİNE KOY SÖZ VERİYORUM SANA 1 DK DAYANAMIYACAKSIN İŞTE SÖZÜN ÖZÜ BU BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM SENDE BENİM YERİME KOY KENDİNİ….

      • yunus arslan

        Kuran ayetlerinin bilimle çeliştiğini söylemek için ayetlerin ne anlam ifade ettiğini iyi anlamak ve Kuran hakkında ihtisas sahibi olmak gerekir.öncelikle Kuran üzerine ne kadar ihtisas sahibisiniz?Kuran ayetlerinin 5 farklı yönüyle anlam ifade ettiğini bliiyo musunuz?Herhangi bir mealden bakarak Kuran bunu demiştir demek çok sığ ve yetesizdir.Çünkü Arapça bilseydiniz bu söylediklerinizden dolayı kendinizden utanırdınız.Ayetlerin irdelenmeden Arapça kelimelerin mana olarak tek bir anlama gelmediğini bilmeden bu işe soyunmak daha ilkokula gitmeyen bir çocuğun çıkıp üniversitede okutulan bilimsel konular hakkında yorum yapmasıdır ki bu da onun saçmalamasından öteye gitmeyecektir.Size tavsiyem Ayetler hakkında gerçekten gerçeği öğrenmekse amacınız Arapça ders alın derim.İki kelime öğrenip Kuran hakkında ileri geri konuşmaya hakkınız yoktur.Bu konuyla ilgili sizinle konuşmak isterim böyle yazarak olmuyor.Gerçekten öğrenmekse amacınız konuşup anlatmak isterim.facebook sayfam: free_maths3@hotmail.com

      • cansu

        bişey dikkatimi cektii arkadasımız allah belanı versın demiş cok normal olarak aynı seyı bende söylüyorum ALLAH belanı versınnn.. ama garip olan “lanet okuma” demissin Allah’ha inanmayan bi gerizekalı olarak neden lanet edilmekten korktunn kii ??*?

      • Eda Korkmaz

        Furkan suresi 53
        Bildiniz gibi Arabça dilimdeki kelime hazinesi türkçedekinden daha büyüktür.
        Onun için mealdeki kelimelerin bazıları tam arabça kelimenin anlamıyla uyuşmaz.
        Deniz kelimesinin kullanılmaktadır. Kuranda geçen o kelime aynıanda Nehir ve büyük su kütlesi anlamına gelir.
        Burdaki Deniz Kelimesinin alınmasının nedeni türkçe dilinde arabça kelimenin aynısının olmaması ve Meali yazan şahız Deniz kelimesini uygun bulmuştur.
        Yani Allahın bilmemesiyle bir bağlantı yoktur.

      • tuncay tuğ

        yüce ALLAH maddeyi yaratmıştır,madde değildir.yüce ALLAH vardır,maddenin var oluşu ,maddeyi yaratanı ispatlar.kusursuz,bir denge ve düzenle ile hareket eden hayat sürdüren maddeler,madde olmayan ,ama var olmalarına tek kaynak olan yüce ALLAH ın yaratılış kaynağıdır.,yüce ALLAH ı madde olan kainatın içinde düşünmek,,çok akıllı olduğunu zanneden,ama aklının var olduğunu ispatlayamayan ,her şeyi madde olarak düşünen kişilerin zafiyetidir.günümüz ilmi araştırmalarında KUANTUM fiziği deneylerinde,madde olmayan davranışların,maddeyi ,madde değilmişçesine hareket etmesine vesile olmuştur,,internette kuantum çift yarık deneyini izleyiniz,belki bu kainat,rüyaladaki devasa görüntülerin ,birkaç saniyelik boyutlarında olabilir,,milyarlarca ışık yılı,boyutundaki,kainatın büyüklüğü ,biz yaratılan maddeler için geçerlidir

      • tuncay tuğ

        Doğrularım

        http://blog.milliyet.com.tr/dogrumu

        26 Eylül ’11
        Geri
        ileri
        Kategori
        Bilim
        Okunma Sayısı
        18528
        Işık hızı aşıldı ! Kuantum yani Metafizik çağı başlıyor !…
        Işık hızı aşıldı ! Kuantum yani Metafizik çağı başlıyor !…
        İki fiziki alem var. Birincisi bildiğimiz içinde yaşadığımız ortamı oluşturan, gözlerimizle gördüğümüz, ellerimizle dokunduğumuz alem. FİZİKİ alem. Bu aleme insanların cismin bölünebilen en küçük parçası olarak bildiği ATOM’da dahil. İkincisini de de, atomun da altında daha küçük parçacıklar oluşturuyor. ATOM ALTI PARÇACIKLAR denilen bunlar. Kuark’ lar, Nötrino’ lar ve düşünce enerjisini oluşturan Foton’ lardan meydana geliyor ki, fizik kurallarının geçerli olmadığı bu aleme FİZİK ÖTESİ ( Metafizik ) denilebilir. Kuantum fiziği işte bunları konu olarak ele alıyor

        Atom dahil, atoma kadar FİZİKİ ALEM’e insan bilgisi büyük ölçüde ulaşabilmiş. Ve bu aleme hükmedebiliyor. Labaratuarda inceleyebiliyor. Şekil verebiliyor. Sebep ve sonuçlarını bilimsel kurallara bağlayabiliyor. Ama Metafizik aleme ise insan henüz ilk adımı atmış durumda. İşte bu aleme insan bilgisi ve beyni hükmedemiyor. Bu alemin olguları ve sonuçları büyük ölçüde ” belirsizlik ” sınırları içinde. Bir sistematiği yok. Örnek olarak insan düşüncesini oluşturan enerji parçacıkları olan fotonlar aynı anda binlerce kilometre ötede ve yine aynı anda her yerde etkili olabiliyor.

        İşte insan için fizik kurallar ile açıklanamayan ” mucizeler ”, zaman boyutu, cinler, melekler gibi varlıklar ve kavramlar ve paralel evrenler bu alem kapsamı içinde deyebiliriz.

        Kısa bir süre önce Önemli bir haber patladı dünya medyasında ” IŞIK HIZI AŞILDI ” ve haberle birlikte, ışık hızının aşılamayacağı doğrultusundaki Einstein’ın İzafiyet Teorisi geçersiz mi sorusu gündeme geldi.

        Şimdi dün bu konu ile ilgili olarak 24/09/2011 tarihinde Taraf Gazetesinde yayınlanan şu haberi inceleyin:

        ” Bilim dünyasında şok: Einstein yanıldı. Işık hızının saltanatı yıkıldı

        Bilim dünyası, İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) laboratuarından gelen haberle sarsıldı: Albert Einstein’ın izafiyet teorisine göre evrenin hız sınırı olan ışık hızı, nötrinolar adı verilen çok küçük kütleli parçacıklar tarafından geçildi. Nötrinolar, CERN’in Cenevre yakınlarında bulunan merkezi ile İtalya’nın başkenti Roma’nın doğusundaki Gran Sasso laboratuarı arasındaki 730 kilometrelik mesafeyi ışıktan yaklaşık altı kilometre daha hızlı bir şekilde kat etti. Işık hızı saniyede 299 bin 792 kilometre 458 metreye tekabül ederken, nötrinoların hızını saniyede 299 bin 798 kilometre ve 454 metre olarak belirleyen fizikçiler hâlâ ölçüm aletlerine inanmakta güçlük çekiyor. CERN araştırmacıları arasında “Hiç beklemiyorduk”, “Şaşırtıcı” gibi bol ünlemli ifadeler hakim… OPERA adı verilen deneyin koordinatörü Antonio Ereditato “Alınan sonuç bizi hayrete düşürdü. Ancak bu sonuç doğrulanıncaya kadar bir keşif olarak kabul edilmeyecek. Böyle bir sonuç aldığınızda hata yapmak istemezsiniz. Aylardan beri hiçbir sorun yaşamadan testler yapıyoruz ve şu ana kadar bir hata bulamadık” dedi. Deneyin ölçümlerinden sorumlu olan Lyon Nükleer Fizik Enstitüsü araştırmacısı Dario Autiero nötrinoların ışık hızının pabucunu dama atmasını şöyle açıklıyor: “Bir başka değişle, eğer nötrinolar bir ışınla yeryüzünde 730 kilometrelik bir ‘sprint koşusunda’ yarışıyor olsalardı, varış çizgisini ışına 20 metrelik bir fark atarak aşacaklardı.” Yani nötrinolar fotofinişe bile gerek kalmadan ipi göğüsleyecekti. ”

        Benim fizik bilgim lise öğrenimindeki fizik dersleri ile sınırlı. Ama bu bilginin yani atomaltı parçacıkların hızının, ışık hızını aşması, daha da önemlisi inasanoğunun atom altı parçacıklara hükmederek onlarla deney yapabilmesi ile insanlığın FİZİK çağını aşarak, METAFİZİK çağına girdiğini düşünüyorum. Bir başka deyişle KUANTUM ÇAĞI’na.

        Bu çağda neler oluyor ve neler olabilecek ?

        === Milyar yıllar öncesi başlayan evrenin başlangıç anı olan BİGBANG olayı artık labaratuarda incelenebiliyor.

        === Işık hızı da aşılabildiğine göre insanoğlu en büyük gizemi oluşturan zaman boyutunun sırlarına ulaşabilecek.

        === Işıkhızı şimdilik az bir farkla aşılabilmiş. Bu oluşum geliştirilebilirse artık uzayın ” binlerce yıllık ışık hızı ” mesafeleri aşılabilecek, uzayın erişilmez diye bilinen boyutlarındaki gizemler, alemler insan bilgisine dahil olacak.

        === Kuantum düşünce tekniği ile insan ” insani yaklaşım bakımından ” yüzlerce, belki de binlerce yıllık mesafeyi kısa süre içinde alacak. Belki de gerçek huzurun yolu keşfedilecek.

        === Yani kısaca Kuantum çağı başlıyor.

        Efendim, bunlar benim bilimsel bilgi ve düşünceye dayanan öngörülerim değil.

        SEZGİLERİM.

    • gerçeğinsesi

      sen kendine bela oke salak herif…apaçık doğrular kanıtlarıyla önüne serildiği halde ..ahmakça inanmayı seçmeyip doğruyu kanıtlarıyla gösterenlerimi kınayacaksın?

    • pavka

      2 deniz birbirine karışmaz denilirken sanırım dönemin şartları gereğinde nehirler ve denizlerden bahsediliyor.kitapta deniz diye tabir edilen su kaynakları olsa gerek..ayrıca akıntı vb gibi faktörler olduğu zaman 2 sıvının birbirine karışması zaman alır..sudaki difüzyon gazlar için de geçerlidir ama havaya baktığımızda bulut kümelerini de ayrı ayrı görürüz, havaya dağılmış halde değildirler, bir anda dağılmazlar..çünkü farklı yoğunluk, sıcaklık ve HAREKETE sahiptirler..ancak ters yönde bir rüzgar vb varsa bulutu dağıtabilir, havada homojen hale gelir vb vb..kuranda da o dönemde bu olay fark edilmiş ve yazılmış..bir denizle derenin ağızlaştığı yere gitseniz, denizle derenin renk farkını görürsünüz, özellikle karadenizde derelerin denize dökültüğü yerde deniz belli bir yere kadar kahverengi tondadır..çünkü derenin bir gücü vardır ve deniz suyunu öteye taşır, belli bir noktada da birbirlerine karışırlar..

    • tuncay tuğ

      neden KURANLA uğraşıyorsun,,bir insanın bir kuyu kazması için ,suya ihtiyacı vardır,,bunun için metrelerce toprağı kazar,bulamazsa bir diğer yeri kazar,,,siz ateistim diye geçinen ,,,susuz insanlar ,suya hasret kurandaki ,sularla uğraşıyorsunuz,,,,olaya maddesel bakıp,maddesel düşünüyorsunuz,,,KURAN ,,,DÜŞÜNMEYE teşvik eden İLAHİ BİR KİTAPTIR,,,HER MADDENİN ANLATMAK ,İSTEDİĞİ BİR KARŞILIĞI VARDIR,,SU HAYATTIR,,,SİZİN SUSAMIŞLIĞINIZ ,ATAİZM ADI ALTINDA TOPLANMIŞ,HALA SUYU ARAYAN SUSUZ İNSANLAR OLDUĞUNUZ İÇİN,,KURAN I EŞELEYİP MADDESEL OLARAK SULAR ARIYORSUNUZ,,,BAHSİ EDİLEN İKİ DENİZİ ŞÖYLE DÜŞÜNÜN,,,İKİ MİLLET TOPLULUĞU BİRİ KAFİR,BİRİ İNANAN,İKİ TOPLUMUN BİRBİRİNE KARIŞMASI, ANCAK ARADAKİ İNCECİK BİR İMAN TABAKASIYLA AYRILIYOR,,,,MADDESEL OLARAK ŞÖYLEDE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ,VÜCUDUNUZDAKİ ,,PİSLİKLERLE,,TEMİZLİĞİN AYNI VÜCUTTA OLMASI AMA BİRBİRİNE KARIŞMAMAMSI,,,YÜCE ALLAHı madde olan gözle göremezsiniz,,ancak madde olmayan AKILLA HİSSEDEREK GÖRÜRSÜNÜZ,,,ATAİSTLER,,,SİZE AKLINIZ YOK DESEM ,,HEMEN AKLINIZIN OLDUĞUNU İSPATA ÇALIŞIRSINIZ,,,YAPTIKLARINIZLA AKLINIZIN OLDUĞUNU GÖSTERME GAYRETİNE GİRERSİNİZ,,,ETRAFINIZDAKİ EN İNCE AYRINTILARI,HANGİ AKLIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ,,,?ASLINDA BİLİNÇ ALTINIZDA YATAN BU DÜŞÜNCE SİZİ SUSADIKÇA SUSANDIRIYOR,,SUYU ARADIKÇA ,,DENİZLERLE UĞRAŞIYOR,DENİZİN İÇİNDE OLDUĞUNUZ HALDE ,SUYU BULAMIYORSUNUZ,,,KURANIMIZDA TATLI SUYU DENİZLERDEKİ GİBİ TUZLU YAPSAYDIK,NE YAPARDINIZ DİYE SORUYOR,,SONSUZ MERHAMET SAHİBİ,YÜCE ALLAH,,,,,PEKİ GÜNEŞİN SUYU OLUŞTURAN H2 O DAN İBARET OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ,,,?İSTERSENİZ SUYU ARAMAYA GÜNEŞE GİDİN,,,YANIBAŞINIZDAKİ SU KAYNAĞI,HAYAT KAYNAĞI KURANI ,BIRAKIP SUYUN ATEŞ HALİ OLAN GÜNEŞ SİZİN SUSUZLUĞUNUZU GİDERİR BELKİ,,,, BUNLARI YAZMAMDAKİ GAYE SİZDEN HİÇ BİR ÇIKARIM OLMADIĞI HALDE ,SİZİN HER İKİ DÜNYADADA KURTULMANIZI İSTEYEN SONSUZ MERHAMETLİ YÜCE ALLAHIN ,,MEMNUNİYETİNİ KAZANMAMDIR,,,,,

  1. Öncelikle size şunu söylemek isterimki insanlara cahil nitelemesi yaparken kaynak olarak wikipedia dışında bir argümanınız yok gördüğüm kadarıyla =) ayrıca Kuran-ı Kerim ayetlerinide yanlış yazıp yanlış yorumluyorsunuz ve gördüğüm kadarıyla mucizelere inanmıyorsunuz peki size kendi gözlerinizle görebileceğiniz ve bilimin açıklayamayacağı bir mucize olduğunu söylersem ve bunu ispatlarsam o çok güvendiğiniz bilimsel kimliğiniz ne hale düşecek söylermisiniz. Yanlış anlamayın bilimle en az sizin kadar içli dışlıyım ama bilimin açıklayamadığı bir çok olay var buda bir gerçek lafı uzatmayayım mucize şu ; Kayseri de Erciyes dağının karları nisan, mayıs, haziran aylarında erirken tam zirvesinde kusursuz bir “ALLAH” yazısı çıkıyor her sene üstelik Kuran-ı Kerim de yazan yazının aynısı hiçbir eksiği ve fazlası yok ve tespit etmesi çokta kolay internette fotoğrafların bulabilirsiniz eğer inanmazsanız Kayseri ye gidip bizzat görebilirsiniz ben şahsen gördüm fotoğrafını çektim üstelik dediğim gibi o yazı her sene çıkar zirvede haa sizin gibi ateistler bunuda tesadüfe bağlayabilirler bu çok doğal ama o zaman sorarım size neden masa, sandalye, kuş, araba, ahmet, hasan, can vs vs vs vs değilde “ALLAH” yazısı çıkıyor ? çünkü istatistik bilimine göre bir dağın zirvesinde ALLAH yazısının çıkmasıyla başka bir eşya, isim, duygu, düşünce vs vs yazısının çıkma olasılığı aynıdır. Eğer bu yorumu yayınlayıp bu sorumu cevaplayabilirseniz yine en az bunun kadar somut bir çok mucizeyi daha yazacağım =) umarım sizden önce karşıma çıkan ancak daha sonra sıkışınca kaçan ateistlerden birisi değilsinizdir =) cevabınızı ilgiyle bekliyor olacağım =)

    • Yazıyı okumadığınız anlaşılıyor.

      Öncelikle ‘wikipedia’ dışından kaynaklar var ve yazının amacına olan en önemli kaynak da Tübitak’ın sitesinden verilmiş ve akamdemik kaynaklar var. Lütfen okumadan yargıda bulunmayınız.

      İkinci olarak, Kur’an’ı yanlış yorumlamıyorum. Apaçık olduğunu söyleyen yine senin Allah’ın. Allah’ın indirdiğini söylediğiniz kitabı birilerin yorumlayıp da sizin okumanız, anlamanız çok saçma, çünkü herkes okuduğunda aynı şeyi anlamalı ki onun evrensel olduğundan söz edilebilsin.

      Ayrıca, yoruma gerek yok. Mucizepereset müslümanların, mucize diye göstermiş olduğu ayetin analizini yaptım sadece ve ortada mucize olmadığını gösterdim. Ayrıca’dan sonraki cümlem çok önemli, iyi okumanı tavsiye ediyorum.

      Everest’İn tepesinde de Krishna yazısı çıkıyor, gidin bir görün. Bu olasılığın olması imkansız, o halde Krishna var demek kadar saçma bir mantık. Orada bu yazıyor, şurada bu yazıyor demek ile ‘yüce bir yaratıcı(!)’ ispat edilmez, bu mantık saçmalığın alasıdır. Var olan birşey, üstelik bir tanrıysa her halükarda ispat edilebilmelidir. Yok şu dağın tepesinde Allah yazıyor, yok karpuzun üstünde Yallah yazıyor… demekle, Allah’ın ispatlanamayacağını öğrenmelisiniz. Mantık bilmeye bile gerek yok, azıcık düşünün lütfen.

      Sıkışınca kaçan ateist olmaz, saçmalıklarınızdan bıkıpda size cevap vermekten usanan ateist olur. Verdiğiniz örneklere, yazının ana içeriğine ve ispat yöntemlerinize bakacak olursak, benim de sıkıldığımı, tiksindiğimi ve artık yeter diyip, benim de cevap vermeyebileceğimi anlamanız dilegiyle.

      İyi günler.

      -Okan-

      • ahmed

        ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM FARZ EDELİMKİ BİR YARATICI YOK ŞİMDİ ANLAT BAKALIM BİR KÜTÜĞÜN DENİZE ATARSAK KAÇ YILDA KAYIK OLABİLİR CEVABINI BEN SÖYLÜYEYİM SENİN YERİNE DİYECEKSİNKİ BİR İNSAN ELİ DEĞMEDEN ASLA OLMAZ ŞİMDİ BİR KÜTÜĞÜN BİLE KAYIK OLABİLMESİ İÇİN BİR AKIL VE ZEKAYA İHTİYACI VAR İKEN BU EŞSİZ EVRENİN BİR TESADÜFLER ESERİ MEYDANA GELEBİLDİĞİNE NASIL EKIL ERDİREBİLİYORSUN HAYRET EDİYORUM EVRENİ GEÇ SADECE KENDİ VUCUDUNUN GÜZELLİĞİNE BİR BAK VE EŞSİZ BİR YARATIŞA TANIK OL NASIL OLURSA HİÇ YOKTAN BİR MİKRO ORGANİZMA HAYVANA SONRA EVRİMLEŞİP FARKLI CANLILARA VE ORDANDA MÜKEMMEL İNSANA DÖNÜŞEBİLİR SEN BUNUN OLABİLECEĞİNE GERÇEKTEN İNANIYORSAN O KÜTÜĞÜNDE HİÇ KİMSENİN ELİ DEĞMEDEN KAYIĞA DÖNÜŞMESİNE İNANMALISIN BUDA SENİ ÇOCUKLARDAN DAHA HAYAL PEREST BİR İNSAN YAPARKİ ZATEN BİR ÇOCUĞUN SEVİYESİNDE BİLE OLMAYAN BİRİ KONUŞMAK NAFİLE BİR İŞTİR…O DENİZLERİN BİRLEŞME NOKTALARINA BAKARSAN EĞER GÖRÜRSÜNKİ İKİ DENİZİN RENGİ BİLE BİR DEĞİLDİR VE EĞER ORAYA GİDİP TADLARINA BAKARSAN KURANIN YALAN SÖYLEMEDİĞİNEDE ŞEHADET EDERSİN BEN SENİN MÜSLÜMAN OLMANI YADA OLMAMANI UMURSAMAM AMA EN AZINDAN İNSAN OLMANI VE İNSANIN FITRATINDA YATAN ŞEYİN NE OLDUĞUNU BİLMENİ İSTERİM…ŞİMDİ SENİN AÇINDAN ALEMİN TESADÜF ESERİ MEYDANA GELDİĞİNİ VE BİZİM BEYHUDE BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUMUZU VAR SAYALIM YAPTIĞIMIZ İBADETLER VERDİĞİMİZ SADAKALAR TUTTUĞUMUZ ORUÇLAR KILDIĞIMIZ NAMAZLAR HEPSİ BOŞ OLSUN SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE HİÇBİR ANLAMI YOK ÇÜNKÜ BİR YARATICI OLMADIĞI İÇİN BUNLARADA İHTİYAÇ YOK DOLAYISIYLA ÖLDÜĞÜMÜZDE BİR HİÇ OLURUZ BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM VE DÜŞÜNDÜM BUNLARI YANİ İBADETLERİ YAPARAK YADA YAPMAYARAK HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM VE YAPSAMDA HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM ÇÜNKÜ SADECE ÖLÜP YOK OLACAĞIM SADECE YAPTIĞIM O İBADETLER SIRADAN BİR SPOR GİBİ DÜŞÜN… ŞİMDİ SENDEN RİCAM ŞU SEN BİRAN OLSUN KENDİNİ BENİM YERİME KOY VE EĞER BİR İLAH-CENNET VE CEHENNEM VAR İSE SEN NE OLACAKSIN GERÇEKTEN CEHENNEME DAYANABİLECEKMİSİN ÇÜNKÜ BEN İBADETLERİMİ YAPTIĞIM VE SAMİMİ DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAH TEALA BENİ CENNETİYLE ÖDÜLLENDİRECEK PEKİ SEN NE OLACAKSIN EĞER OLSUN BEN ATEŞE DAYANIRIM DİYORSAN YALAN SÖYLÜYORSUN BUNU SANA KANITLAYABİLİRİM SADECE BİR ÇAKMAK YAK VE PARMAĞINI ÜZERİNE KOY SÖZ VERİYORUM SANA 1 DK DAYANAMIYACAKSIN İŞTE SÖZÜN ÖZÜ BU BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM SENDE BENİM YERİME KOY KENDİNİ….

        • sarp mustafa

          “ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM” adam ne diyor sen neden bahsediyorsun. Kusura bakma ama gram dahi olayı anladığını zannetmiyorum. Yazıları götüyle okuyup ağzıyla cevaplayanlar kadar tip, başka bir insan türü daha yoktur herhalde bu dünyada…

    • Denizim

      Wikipedia ya bilgi eklerken kaynak göstermeden ekleyemiyorsunuz, izinsiz veya yasa disi kaynak ekleyemiyorsunuz. Wikipedia su an mevcut en kapsamli ve kitlesel bilgi kaynagidir. Ayrica en güveniliridir. Wikipedia ya bir sey eklediginizde, bunlar diger insanlar tarafindan inceleniyor, kaynaklarin dogru olup olmadigi arastiriliyor. Bir bilimsel arastirmaya yada bir baska internet sitesinden alinti yaparak wikipedia da paylasimda bulunamazsiniz. Wikipedianin hic bir maddi ve siyasi cikari yok, tamamen insanlarin bagislari ile ayakta duruyor bu bagiscilardan birisi olarak. Bence bilmediniz ve bilgi sahibi olmadiginiz konular hakkinda önyargili davranmadan, egerki bu wikipwdia yi bir yabanci veya sizin tabirinizle gawur hristiyan her neyse yaptiysa, kesin komplo ve islam düsmani oldugunu düsünüp yorum yapmayin.

    • Manolya

      Ardahan Damal’da gölgelerin oluşturduğu Atatürk silüetini görebilirsiniz. http://www.sonhaberler.com/damalda-ataturk-silueti-bu-yil-13-gun-gec-gorundu-100467h.htm
      Ve bizzat gördüğüm Gömeç Ayvalık karayolundaki dağın Atatürk silüeti oluşturması. http://nazarca.com/dagdaki-ataturk-sekli Sadece kendim gördüğüm için paylaşmak istedim. Şimdi ne yapsak Atatürk’e mi tapsak ? Bunun gibi onlarca yüzlerce daha örnek gösterilebilir. Lütfen birazcık mantıklı olun. Sadece MANTIK. Bu olay sadece nasıl baktığınıza bağlı. Bunu tanrıyla bağdaştırmak çok saçma. Sevgiler :)

  2. unutmadan şunuda söyleyeyim internetteki fotoğrafları montaj olarak veya sahtekarlık olarak yorumlayabilirsiniz benim size tavsiyem kayseri ye gidip görmeniz çünkü fotoğrafın çekildiği zaman önemli yazı en mükemmel halindeyken Kuran-ı Kerim de yazan ALLAH yazısıyla tamamen aynı karlar eridikçe doğal olararak benzerlikte azalıyor ama benim size şiddetle tavsiyem gidip görmeniz ve neden başka bir yazının çıkmadığını izah etmeniz =)

    • Lütfen saçmalama, ya da Everest’in tepesine çıkıp Zıbırdak yazısını görüp sen de Zıbırdağa tapmaya başla.

      Yüce yaratıcı Allah’ı ispatlama yöntemine bakar mısın? Bence, gerçekten komik.

      -Okan-

      • ahmed

        ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM FARZ EDELİMKİ BİR YARATICI YOK ŞİMDİ ANLAT BAKALIM BİR KÜTÜĞÜN DENİZE ATARSAK KAÇ YILDA KAYIK OLABİLİR CEVABINI BEN SÖYLÜYEYİM SENİN YERİNE DİYECEKSİNKİ BİR İNSAN ELİ DEĞMEDEN ASLA OLMAZ ŞİMDİ BİR KÜTÜĞÜN BİLE KAYIK OLABİLMESİ İÇİN BİR AKIL VE ZEKAYA İHTİYACI VAR İKEN BU EŞSİZ EVRENİN BİR TESADÜFLER ESERİ MEYDANA GELEBİLDİĞİNE NASIL EKIL ERDİREBİLİYORSUN HAYRET EDİYORUM EVRENİ GEÇ SADECE KENDİ VUCUDUNUN GÜZELLİĞİNE BİR BAK VE EŞSİZ BİR YARATIŞA TANIK OL NASIL OLURSA HİÇ YOKTAN BİR MİKRO ORGANİZMA HAYVANA SONRA EVRİMLEŞİP FARKLI CANLILARA VE ORDANDA MÜKEMMEL İNSANA DÖNÜŞEBİLİR SEN BUNUN OLABİLECEĞİNE GERÇEKTEN İNANIYORSAN O KÜTÜĞÜNDE HİÇ KİMSENİN ELİ DEĞMEDEN KAYIĞA DÖNÜŞMESİNE İNANMALISIN BUDA SENİ ÇOCUKLARDAN DAHA HAYAL PEREST BİR İNSAN YAPARKİ ZATEN BİR ÇOCUĞUN SEVİYESİNDE BİLE OLMAYAN BİRİ KONUŞMAK NAFİLE BİR İŞTİR…O DENİZLERİN BİRLEŞME NOKTALARINA BAKARSAN EĞER GÖRÜRSÜNKİ İKİ DENİZİN RENGİ BİLE BİR DEĞİLDİR VE EĞER ORAYA GİDİP TADLARINA BAKARSAN KURANIN YALAN SÖYLEMEDİĞİNEDE ŞEHADET EDERSİN BEN SENİN MÜSLÜMAN OLMANI YADA OLMAMANI UMURSAMAM AMA EN AZINDAN İNSAN OLMANI VE İNSANIN FITRATINDA YATAN ŞEYİN NE OLDUĞUNU BİLMENİ İSTERİM…ŞİMDİ SENİN AÇINDAN ALEMİN TESADÜF ESERİ MEYDANA GELDİĞİNİ VE BİZİM BEYHUDE BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUMUZU VAR SAYALIM YAPTIĞIMIZ İBADETLER VERDİĞİMİZ SADAKALAR TUTTUĞUMUZ ORUÇLAR KILDIĞIMIZ NAMAZLAR HEPSİ BOŞ OLSUN SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE HİÇBİR ANLAMI YOK ÇÜNKÜ BİR YARATICI OLMADIĞI İÇİN BUNLARADA İHTİYAÇ YOK DOLAYISIYLA ÖLDÜĞÜMÜZDE BİR HİÇ OLURUZ BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM VE DÜŞÜNDÜM BUNLARI YANİ İBADETLERİ YAPARAK YADA YAPMAYARAK HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM VE YAPSAMDA HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM ÇÜNKÜ SADECE ÖLÜP YOK OLACAĞIM SADECE YAPTIĞIM O İBADETLER SIRADAN BİR SPOR GİBİ DÜŞÜN… ŞİMDİ SENDEN RİCAM ŞU SEN BİRAN OLSUN KENDİNİ BENİM YERİME KOY VE EĞER BİR İLAH-CENNET VE CEHENNEM VAR İSE SEN NE OLACAKSIN GERÇEKTEN CEHENNEME DAYANABİLECEKMİSİN ÇÜNKÜ BEN İBADETLERİMİ YAPTIĞIM VE SAMİMİ DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAH TEALA BENİ CENNETİYLE ÖDÜLLENDİRECEK PEKİ SEN NE OLACAKSIN EĞER OLSUN BEN ATEŞE DAYANIRIM DİYORSAN YALAN SÖYLÜYORSUN BUNU SANA KANITLAYABİLİRİM SADECE BİR ÇAKMAK YAK VE PARMAĞINI ÜZERİNE KOY SÖZ VERİYORUM SANA 1 DK DAYANAMIYACAKSIN İŞTE SÖZÜN ÖZÜ BU BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM SENDE BENİM YERİME KOY KENDİNİ….

      • Erhan

        Kardeşim vaktim olduğu bir gün sana Allah’ı ispat edeceğim merak etme sen uzun uzun yazacağım sana

    • Denizim

      Arkadasim doga sartlarinin sürekli dünya yüzeyini asindirip, yüzey sekillerini degistirdigi bir dünyada, Bunu mucize degil sadece rastlanti olark sunarsin, dünyada olan on binlerce nin üzerinde dag sinifina giren yükselti arasinda böyle sekillerin cikmasi olasidir, o dagin kapladigi ve seklin kaplayabilecegi olasi alani hesaplarsan, icine zaman faktörünüde katarsan bu olasiligi yükseltirsin. Hatirlarsan Mars gezegeninin yüzey sekillerinden neler cikarmistilar. Mucize dagin yerinden sökülüp havada durmasidir.

  3. Kayserinin herhangi bir yüksek bölgesinde bu tür semboller karın kayması ve kavisli bir enlemde yayılması oalrak açıklanabilir.Ha eğer bu doğrudur , bu bir kanıttır derseniz internete şunu yazın Flying spagetti monster (Uçan spagetti canavarı) bu karakterin sembolü aynen bulutlar üzerinde çıkmıştır , Fakat bu onun doğru olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde Yunanistanda bir gelenek mevcuttur.Halk her ayın belirli zamanlarında Atinadaki bir mağarada su damlaları ile oluşan Zeus’un yüzüne adak adar.Kimi evangelistler Bulutlardan oluşan İsanın yüzünü kanıt olarak göstermişlerdir.Türkiyede DAğların gölgesi ile Atamızın yüzü bile oluşmakta O tanrımı? hayır.Sadece Mükemmel bir insan ve vatanımızın kurtarıcısı.

    Sonuç:

    Doğada oluşan ve tepkime veya bazı birikintilerin yüzeysel şekil meydana getirmesi herhangi bir mutlak olduğu iddia edilen varlığın kanıtı değildir.Ama iyi bir haberim var hikayenizi 6 yaşındaki kardeşime anlattım ve 5 dakika boyunca güldü :=))) bir çocuğu mutlu ettiniz.Teşekkürler

  4. arslanbey

    sn. erhan kayseri erciyes dağının imanı hakkında mı konuşalım yoksa bilimsel bulgularımıza dayanarak mı savunalım?
    her inançlı kimse gbi kendini gülünç duruma düşürüyorsun ve bunu büyük bir dinsel ispat niteliğinde görüp kendince eğleniyorsun. aslında bizi eğlendiriyorsun cahilliğinle.. ayrıca bilimle içli dışlıyım gibi bir cümle sarfetmişsin. bilim kadınmıdır ki sevişir gibi içli dışlıyım diyorsun? her neyse pek birşey bilmediğin ortada. bu yüzden seni kaale bile alıp tartışmaya girmiyoruz. kendine iyi bak, iyi araştırmalar.

    • salih

      Senden ricam bana anlatır mısın düşüncelerini;
      Bir damla sudan nasıl meydana geldin bunun izahını yap bana, o bir damla sudan nasıl oluşuyorsun, nasıl kusursuz mükemmel bir şekilde herşey yerli yerinde vücudunda, bunları anlat…elinde et, dilinde et, kulağında et ama biri görmeyi sağlıyor, biri konuşmanı sağlıyor… burdaki tesadüfü anlat bana… anlat…???

      • Denizim

        Sen bana topraktan nasil meydana geldim bunu anlatirmisin? Sen bana ensest bir iliskiden nasil bir insanlik cikiyor bunu anlatirmisin, en büyük günahlardan bir tanesiyken? Acaba allahin 4 insan yartmaya gücümü yetmedi? Yoksa ilahiyatcilarin dedigi gibi “o dönem günah degildide sonradanmi günah ilan edildi”. Bu nasil bir yaratici günaha sevaba döneme göre sonradan karar veriyor. Acaba allah ensestligin günah oldugunu Ademi yaratirken bilmiyordu sonradan is isten gectikten sonrami ögrendi?

        • mehmet

          ALLAHın haşaa yokluğunu ispatlamaya çalışanlar siz zaten yeterince batmışsınız. ALLAHın varlığı kesindir siz kulluğunuzu ispatlamaya bakın bence. ne kaybedersiniz inansanız ? sonunda cennet cehennem var diyen bir inanış var dediği gibi yaşarsan cennete güzel nimetlere kavuşacaksın yaşamazsan ateşte cezalandırılacaksın. senin inancına göre sonun ne olacak ? cennetten daha güzel birşey mi vaatediyor inancın ? yada inandığın şeyi yapmazsan cehennemden daha kötü bir yere mi gideceksin ? ve ayrıca bu ensest meselesinde de habil le ikiz bir kız yaratılıyor ve kabille de ikiz bir kız yaratılıyor ve allah ikizleriyle evlenmelerini yasaklıyor. az düşünürsen farklı olduklarını anlayabilirsin. ancak kabil kendi kız kardeşini seviyor ve emre kaarşı gelerek habili öldürüyor. yani ilk cinayeti işliiyor. yani mesele ALLAHın 4 insan yaratamaması değil yaratılıştan insanların bölünmeye ayrılığa düşmemesi. her insanın hz. ademden gelen bir kardeşliğinin olması. seninle benim kardeş olmam. anladınız mı ? ve arkadaşın biri meseleyi güzel anlatmış viskoziteleri ve yoğunlukları farklı oldukları için karışmaları zaman alır ve ortada hep bir perde oluşur bir tarafta çok tuzlu su bulunur hep diğer tarafta da daha az tuzlu. yanni hep bir karışmama hali vardır. bu olmasa sizin dediğiniz gibi bütün sular birbiriyle karışsa dedizlerin tuzluluk oranı hep aynı olurdu…

    • murat

      siz cok bılgılı sanıyorsunuz kendınızı sız cahıl bır topluluksunuz cok bılıyosanız bılımınıze cok guvenıyosanız herseyı ıspatlayabılıyorsanız “OZAMAN BİR İNSAN YARATINDA BİR SEYREDELİM”nedersiniz hodrimeydan üç tane papazın savsatasını mıllete anlatp durmayın birde bilim adamlarınıza söyleyinde şu güneşi doğudan doğdurup batıdan batmasını batırsın sızın bılımınız ve buluslarınız mukemmelse bı gorelım bakalım nasıl oluyor

      • Bir araba farzedin o arabayı götüren nedir benzin yerle temasını sağlayan tekerlekler v.s şimdi gittik gittik gittik hepsini açıkladık peki yani bu arabayı yapan kim bunları buraya kim yerleştirdi ? Sizin cevabınız arabanın tekerinin yuvarlanması sonucu işde benzinin kimyasal etkileşimi gibi uydurmalarla kendinizi aldatıyor birde bunları akıl edene bir görev koyuyorsun mesela arabanın kendiliğindne oluşması için teker emir versin hadi oldu diyelim tesadüfen ee bu teker neden bir komutanlık yapıyor ve sonra herkes yerleşince atıyorum o da arabanın yerle teması için o arabının bir parçası olup gitmesini sağlıyor ama bu yapan bir akıl sahibi bir yaratıcı desen bütün bu çıkmaz sorulardan kurtulucak ve hidayete ericeksin benim size tavsiyem ALLAH deyin kurtulun ALLAH İMANI OLMAYANLARA İMAN NASİP ETSİN HEPİNİZE HİDAYET VERSİN

  5. mehtap

    Senin sıvıların,vücut salgıların yazık ki karışmış kardeş, sen kendini evrende yer kaplayan ve bir hacime sahip olan içi suyla dolu bir bidon var say..Kuran-ı Kerim’i baz alarak tersini kendi çapında “ispatlamaya” çalışıyorusn… ne küstahlık…bu arada iddialarına cevap alabilmek için sana tavsiyem: bir iddian olsun ve destekli olsun…”İnanmadığın” Allah seni affetsin…:)

    • Bende sana kafatası içinde taşıdığın beyin adlı organını kullanmanı tavsiye ediyorum, dogmalara bağlı kalmadan ve özgürce düşünerek kullanmalısın ki ne dediğimi anlayasın.

      Ayrıca, yazılan yazıya karşı değil de yazıyı yazan kişiye karşı yapmış olduğun karşı çıkış ile yazdığım yazının yanlış olduğunu ispatlayamazsın. Bu sizlerin en çok yapmış olduğu mantıksal bir safsatadır. Bkz: Ad hominem

      İyi günler.

      -Okan-

      • Allah’ın Kitabı’ndan:
        “Rablerinin, (koyduğu emirler ve yasaklarla insanların yönetimini üzerine aldığını) kabul etmeyenler için Cehennem azabı vardır. O ne kötü bir dönüş yeridir.
        Onlar Cehennem’e atıldığı zaman kaynayıp duran ve öfkeden neredeyse çatlayacak duruma gelen Cehennem’in uğultusunu işitirler. Her bir bölük Cehennem’e atıldıkça Cehennem bekçileri o kâfirlere sorarlar: Size, azâb ile korkutan bir peygamber gelmedi mi?…O Rahman ve rahim olan rabbim o kadar büyük ve yüce ki sizin gibi inanmayanlarında bi hayat veriyor ya siz tesadüfen mi geldiniz hiç merak etmeyin o gün geldiği zaman bu sorularınızın cevabı verilecek Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir İnşallah sizin kalplerinize hidayet ve ihsan verirde bu sapkınlıktan dönersiniz…

  6. ddd

    soyut olan ve ayrıca ilahi sayılan allahınızın varlığını,somut ve sıradan ve ayrıca karşı çıktığınız bilimsel bulgularla ispatlaöaya çalışmayın..boşa mermi atarsınız :ASDDD:ASD:JFV:XXFAS

  7. arafat

    sen bana allah yoksa ne olur diyorsun?
    hiç bir şey olmaz. namaz kılarım,oruç tutarım, iyilik yaparım vs.vs. allah olmasa bile bir şey kaybetmiş olmam. peki ya ben haklıysam, yani allah varsa, o zaman sen ne yapacaksın??

    • Allah yoksa ne olur demiyorum, Allah yok diyorum ve kesin olarak yoktur diyorum.

      Ya varsa mantığınızla ilgili bir yazı yazmıştım, bloğu incelersen bulabilirsin. Ne kadar saçma ve tutarsız bir mantık olduğuna varıyoruz.

      Ya allah varsa diye bir mantık olabiliyorsa, ya zeus varsa diye de bir mantık olmalıdır.

      Zeus varsa sen ne yapacaksın ya da Krishna ya da Zıbırdak ya da Enki?

      -Okan-

      • ahmed

        ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM FARZ EDELİMKİ BİR YARATICI YOK ŞİMDİ ANLAT BAKALIM BİR KÜTÜĞÜN DENİZE ATARSAK KAÇ YILDA KAYIK OLABİLİR CEVABINI BEN SÖYLÜYEYİM SENİN YERİNE DİYECEKSİNKİ BİR İNSAN ELİ DEĞMEDEN ASLA OLMAZ ŞİMDİ BİR KÜTÜĞÜN BİLE KAYIK OLABİLMESİ İÇİN BİR AKIL VE ZEKAYA İHTİYACI VAR İKEN BU EŞSİZ EVRENİN BİR TESADÜFLER ESERİ MEYDANA GELEBİLDİĞİNE NASIL EKIL ERDİREBİLİYORSUN HAYRET EDİYORUM EVRENİ GEÇ SADECE KENDİ VUCUDUNUN GÜZELLİĞİNE BİR BAK VE EŞSİZ BİR YARATIŞA TANIK OL NASIL OLURSA HİÇ YOKTAN BİR MİKRO ORGANİZMA HAYVANA SONRA EVRİMLEŞİP FARKLI CANLILARA VE ORDANDA MÜKEMMEL İNSANA DÖNÜŞEBİLİR SEN BUNUN OLABİLECEĞİNE GERÇEKTEN İNANIYORSAN O KÜTÜĞÜNDE HİÇ KİMSENİN ELİ DEĞMEDEN KAYIĞA DÖNÜŞMESİNE İNANMALISIN BUDA SENİ ÇOCUKLARDAN DAHA HAYAL PEREST BİR İNSAN YAPARKİ ZATEN BİR ÇOCUĞUN SEVİYESİNDE BİLE OLMAYAN BİRİ KONUŞMAK NAFİLE BİR İŞTİR…O DENİZLERİN BİRLEŞME NOKTALARINA BAKARSAN EĞER GÖRÜRSÜNKİ İKİ DENİZİN RENGİ BİLE BİR DEĞİLDİR VE EĞER ORAYA GİDİP TADLARINA BAKARSAN KURANIN YALAN SÖYLEMEDİĞİNEDE ŞEHADET EDERSİN BEN SENİN MÜSLÜMAN OLMANI YADA OLMAMANI UMURSAMAM AMA EN AZINDAN İNSAN OLMANI VE İNSANIN FITRATINDA YATAN ŞEYİN NE OLDUĞUNU BİLMENİ İSTERİM…ŞİMDİ SENİN AÇINDAN ALEMİN TESADÜF ESERİ MEYDANA GELDİĞİNİ VE BİZİM BEYHUDE BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUMUZU VAR SAYALIM YAPTIĞIMIZ İBADETLER VERDİĞİMİZ SADAKALAR TUTTUĞUMUZ ORUÇLAR KILDIĞIMIZ NAMAZLAR HEPSİ BOŞ OLSUN SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE HİÇBİR ANLAMI YOK ÇÜNKÜ BİR YARATICI OLMADIĞI İÇİN BUNLARADA İHTİYAÇ YOK DOLAYISIYLA ÖLDÜĞÜMÜZDE BİR HİÇ OLURUZ BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM VE DÜŞÜNDÜM BUNLARI YANİ İBADETLERİ YAPARAK YADA YAPMAYARAK HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM VE YAPSAMDA HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM ÇÜNKÜ SADECE ÖLÜP YOK OLACAĞIM SADECE YAPTIĞIM O İBADETLER SIRADAN BİR SPOR GİBİ DÜŞÜN… ŞİMDİ SENDEN RİCAM ŞU SEN BİRAN OLSUN KENDİNİ BENİM YERİME KOY VE EĞER BİR İLAH-CENNET VE CEHENNEM VAR İSE SEN NE OLACAKSIN GERÇEKTEN CEHENNEME DAYANABİLECEKMİSİN ÇÜNKÜ BEN İBADETLERİMİ YAPTIĞIM VE SAMİMİ DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAH TEALA BENİ CENNETİYLE ÖDÜLLENDİRECEK PEKİ SEN NE OLACAKSIN EĞER OLSUN BEN ATEŞE DAYANIRIM DİYORSAN YALAN SÖYLÜYORSUN BUNU SANA KANITLAYABİLİRİM SADECE BİR ÇAKMAK YAK VE PARMAĞINI ÜZERİNE KOY SÖZ VERİYORUM SANA 1 DK DAYANAMIYACAKSIN İŞTE SÖZÜN ÖZÜ BU BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM SENDE BENİM YERİME KOY KENDİNİ….

    • Denizim

      Olay Allahin olmamasinda yada olmasinda bitmiyor. Cennet yada Cehennem kavramlarinda bitiyor. Sunu yaparsan ödül bunu yaparsan ceza diyen ve sonsuz yasami sunan bir mantiktan zaten cikmak aptalliktir. :)

    • tc35

      Dinler ölüm korkusuna karşı en iyi ilaçtır. İnanırım, iman ederim, ölünce cenneti kaparım. Hani bir şairimizin dediği gibi din tarafından vaadedilen bir cennet var ve insanlar ölünce sonsuz yaşamak için vaad edilen bu cennete kavuşmak için inanıyorlar. Ölüm korkusu arkadaşım sizin inancınızın temeli, başka birşey değil…

  8. dodo

    “Zeus varsa sen ne yapacaksın ya da Krishna ya da Zıbırdak ya da Enki?”

    demişsin.. bizi bu ilgilendirmiyor ki.. zira ilk cümlende (haşa)Allah yoktur diyorsun zeus kıkırdak yoktur demiyorsun. yukardaki arkadaş da gayet mantıklı birşey sormuş. Allah varlığına inanıyorum ve onun istediklerini yapıyorum, var ise mükafatını görürüm. (haşa)yok ise sen ne yapacaksın demiş, sen soruya soruyla karşılık veriyorsun kim takar zeusu :)

    “Allah yoksa ne olur demiyorum, Allah yok diyorum ve kesin olarak yoktur diyorum.”

    demişsin ve arkadaşın sorduğu soruya kaçama cevap vermişsin konuyu çarpıtarak. ben sorayım o zaman, Allahın olmadığına inanıyorsun, haklıysan öldüktan sonra ne olacağını düşünüyorsun çok merak ettim..

      • anti ateist

        madem öldükten sonra hayat yok niye kendinizi öldürüp bunca acıdan kurtulmuyorsunuz

        • Denizim

          Medem cezanizi cehennemde cekip sonra cennete gönderileceksiniz, neden siz kendinizi öldürmüyorsunuz? Sarap akan cesmeler ve huriler icin buna degmezmi?

          • hakan kaya

            Bir şeyi inkar etmeden önce o şeyi her yönüyle tarafsız olarak öğren.Biz kendimizi öldürürsek geçici olarak değil temelli cehenneme gideceğimize inanıyoruz.İntihar eden bir daha cennete giremez.Çünkü bu geri dönüşü ve tövbesi olmayan bir günahtır.İslamiyette aksi vardır diyorsan o görüşler uydurmadır.Bizzat peygamberin böyle bir olayda yaklaşımı böyledir.İntihar edenin cenaze namazını bile kılmamış ve kıldırmamıştır.Ancak günümüzde kılınıyor çünkü intihar eden kişi ölmeden önce cinnet geçirmiş yada aklı başından gitmiş olabilir diye düşünerek kılarlar ki buda ölen kişinin ailesinin yüreğine su serper.Peygamberimizin böyle yapmamasının sebebide emsal ve örnek bir hayatının oluşundandır.İnsanları intiharı bilerek aklı başındayken yapmamaları içindir

            • agnostic

              o zaman ölümden niye korkuyonuz sevgili kardeşim.bir deprem oldumu bir tehlike yaşadınızmı başlıyorsunuz duaya allahım kurtar diye…bırak kurtarmasın ölün gidin,gidinki cennette takılın.

              • yıldıray

                Peygamberimiz bazı günler ayakları şişinceye dek namaz kılardı.Hz aişe ona neden bu kadar ibadet ediyorsun.sen allahın en sevgili kulusun dediğinde onun cevabı ” ben bile sonumun ne olacağını bilmiyorum , hem şükr eden bir kul olmıyayımmı ” demiştir.o bile ancak Allahın bilebileceği bir sondan korkuyorduysa bizim vay halimize.depremden ölünce cennet garantisi doğmuyor.Deprem,ömrün tamamlandığını gösteren araçlardan biridir.Benim yazdığım yazıya ilgsiz bir cevap olmuş ama yinede cevapladım.Ben deprem olduğundada kurtar beni demem.o an bişey düşünecek olsam ötekemi dünyamı kurtar diye dua ederim.ölüm tehlikesinde iç güdüsel olarak herkes korkar.vucut bi adrenalin bişeyler salgılar belki kiminde idrar kaçırmada olur.Bunların istekle bir ilgisi yoktur.Allahın bize verdiği tehlike anındaki otomatik savunma ve kontröl sistemidir.tabi idrar kaçırma buna dahil değil.

    • gizem

      insan ya acaba cennet -cehennem varsa diye düşünebilirmi? böyle düşünüyorsanız şayet siz de allahın varlığından tam emin değilsiniz demektir.tek yaptığınız ya varsa diyerek tedbir almak.ama islamın tanrısı gerçekten varsa bunu yemez gençler.saçmalamayalım lütfen.akıl,mantık ve bilgi çerçevesinde konuşunki adminide yormayın,bizide sıkmayın.canımıza tak etti cahilliğiniz,körlüğünüz yeter ama yani

  9. yokyok

    Dağdaki olaya baya güldüm. Atatürk tanrı o zaman o da dağda çıkıyor :)
    1. “Ya sen ibadet et, tanrı varsa bişey kaybetmessin” mantığı bir an için aklınıza gelmiş ise dahi siz o yüce tanrınızı kandırmaya çalışıyorsunuzdur. Nasıl sakat bir inanç bu? Garantici olalım !!! o zaman tüm dinler ne diyosa yapalım ki yerimiz garanti olsun.

    2. Bir de inananların inanmayanlara saldırması çok temel ama gizli bir korkuya dayanır “Ya tanrı yoksa” korkusu.

    İnananlar bundan korkarlar ve inanmayanların inananlar için zorundalık olan şeyleri yapmamalarını kıskanırlar.

    Kendilerini sonsuz hayata inandırdırdıkları için bir çok şeyi bu dünyada yapmak isteseler dahi yapmazlar, çünkü yasaktır. Hurilerin hayali ile yaşarlar. Bu yüzden de çok kıskanırlar dışadönük ve eğlenen insanları.

    • ahmed

      ŞİMDİ ŞUNU DÜŞÜNELİM FARZ EDELİMKİ SEN DOĞRU SÖYLEDİN VE KURANIN BÖYLE BİR MUCİZESİ YOK SEN BİZE DİYORSUNKİ KİMYASAL OLARAK BU MÜMKÜN DEĞİLDİR SENİN İNANCINA GÖRE Kİ ZATEN ATEİST OLDUĞUNU NİCKİNDE ANLATMIŞSIN BENDE DİYORUMKİ SENİN BİR RUHUN YOK OLDUĞUNA DAİR FİZİKİ YADA KİMYASAL YADA ELLE TUTULUR GÖZLE GÖRÜLÜR BİR KANIT SUN SUNAMAYACAKSAN Kİ SUNAMIYACAKSINDA OZAMAN HERŞEYİN KİMYASAL YADA FİZİKSEL BİR KANUNA BAĞLI OLMADIĞINIDA BİLMELİSİN ZATEN BU YÜZDEN KURAN BUNU MUCİZE OLARAK YORUMLUYOR YANLIŞ ANLAMA BEN SANA HAKARET ETMİYORUM AKLININ ALMADIĞI KISMI BİRAZ DAHA ZORLAYIP ÇALIŞMASI İÇİN SANA ÖRNEKLE VERİYORUM FARZ EDELİMKİ BİR YARATICI YOK ŞİMDİ ANLAT BAKALIM BİR KÜTÜĞÜN DENİZE ATARSAK KAÇ YILDA KAYIK OLABİLİR CEVABINI BEN SÖYLÜYEYİM SENİN YERİNE DİYECEKSİNKİ BİR İNSAN ELİ DEĞMEDEN ASLA OLMAZ ŞİMDİ BİR KÜTÜĞÜN BİLE KAYIK OLABİLMESİ İÇİN BİR AKIL VE ZEKAYA İHTİYACI VAR İKEN BU EŞSİZ EVRENİN BİR TESADÜFLER ESERİ MEYDANA GELEBİLDİĞİNE NASIL EKIL ERDİREBİLİYORSUN HAYRET EDİYORUM EVRENİ GEÇ SADECE KENDİ VUCUDUNUN GÜZELLİĞİNE BİR BAK VE EŞSİZ BİR YARATIŞA TANIK OL NASIL OLURSA HİÇ YOKTAN BİR MİKRO ORGANİZMA HAYVANA SONRA EVRİMLEŞİP FARKLI CANLILARA VE ORDANDA MÜKEMMEL İNSANA DÖNÜŞEBİLİR SEN BUNUN OLABİLECEĞİNE GERÇEKTEN İNANIYORSAN O KÜTÜĞÜNDE HİÇ KİMSENİN ELİ DEĞMEDEN KAYIĞA DÖNÜŞMESİNE İNANMALISIN BUDA SENİ ÇOCUKLARDAN DAHA HAYAL PEREST BİR İNSAN YAPARKİ ZATEN BİR ÇOCUĞUN SEVİYESİNDE BİLE OLMAYAN BİRİ KONUŞMAK NAFİLE BİR İŞTİR…O DENİZLERİN BİRLEŞME NOKTALARINA BAKARSAN EĞER GÖRÜRSÜNKİ İKİ DENİZİN RENGİ BİLE BİR DEĞİLDİR VE EĞER ORAYA GİDİP TADLARINA BAKARSAN KURANIN YALAN SÖYLEMEDİĞİNEDE ŞEHADET EDERSİN BEN SENİN MÜSLÜMAN OLMANI YADA OLMAMANI UMURSAMAM AMA EN AZINDAN İNSAN OLMANI VE İNSANIN FITRATINDA YATAN ŞEYİN NE OLDUĞUNU BİLMENİ İSTERİM…ŞİMDİ SENİN AÇINDAN ALEMİN TESADÜF ESERİ MEYDANA GELDİĞİNİ VE BİZİM BEYHUDE BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUMUZU VAR SAYALIM YAPTIĞIMIZ İBADETLER VERDİĞİMİZ SADAKALAR TUTTUĞUMUZ ORUÇLAR KILDIĞIMIZ NAMAZLAR HEPSİ BOŞ OLSUN SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE HİÇBİR ANLAMI YOK ÇÜNKÜ BİR YARATICI OLMADIĞI İÇİN BUNLARADA İHTİYAÇ YOK DOLAYISIYLA ÖLDÜĞÜMÜZDE BİR HİÇ OLURUZ BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM VE DÜŞÜNDÜM BUNLARI YANİ İBADETLERİ YAPARAK YADA YAPMAYARAK HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM VE YAPSAMDA HİÇBİRŞEY ELDE ETMEYECEĞİM ÇÜNKÜ SADECE ÖLÜP YOK OLACAĞIM SADECE YAPTIĞIM O İBADETLER SIRADAN BİR SPOR GİBİ DÜŞÜN… ŞİMDİ SENDEN RİCAM ŞU SEN BİRAN OLSUN KENDİNİ BENİM YERİME KOY VE EĞER BİR İLAH-CENNET VE CEHENNEM VAR İSE SEN NE OLACAKSIN GERÇEKTEN CEHENNEME DAYANABİLECEKMİSİN ÇÜNKÜ BEN İBADETLERİMİ YAPTIĞIM VE SAMİMİ DAVRANDIĞIM İÇİN ALLAH TEALA BENİ CENNETİYLE ÖDÜLLENDİRECEK PEKİ SEN NE OLACAKSIN EĞER OLSUN BEN ATEŞE DAYANIRIM DİYORSAN YALAN SÖYLÜYORSUN BUNU SANA KANITLAYABİLİRİM SADECE BİR ÇAKMAK YAK VE PARMAĞINI ÜZERİNE KOY SÖZ VERİYORUM SANA 1 DK DAYANAMIYACAKSIN İŞTE SÖZÜN ÖZÜ BU BEN KENDİMİ SENİN YERİNE KOYDUM SENDE BENİM YERİME KOY KENDİNİ….

  10. Yigit234

    anlaltıklarınıza göre hz.muhammed cok zeki bir insanmış ve tek başına yaklaşık 600 sayfalık bir kutsal kitap yazdırmış.. ve ayrıca içinde her türlü konuya değinebilmiş.. bana pek akıllıca gelmedi..ama siz yine de deneyin..

    • Dönemi göz önüne almaksızın yaptığın bu yorum anlamsız geldi bana. Nedeni ise, Muhammed’in hayatının neredeyse yarı kesiti bu peygamberlik mesleği ile geçmiş. Ve 20 küsür yıl boyunca, 600 sayfa kutsal(!) kitabın yazdırılması ise, gayet akıllıca ve yeterli bir zaman dilimi. Tarihi tekrar gözden geçirmen dileğiyle..

      • tuncay tuğ

        VÜCUDUNUZ GÜBRE OLABİLİR,,aklınızda gübremi olacak?O çok beğendiğiniz aklınız,sizi gübre olmayamı layık gördü,,,

  11. neccati

    şimdi arkadaşlar yorumları baştan aşağı okudum dogmacıları yerle bir etmişsiniz de diycem şu ki dini kurallar tamam bazı açılardan zararlı olabilir falan da iskandinavyadakiler gibi refah toplumunda yaşamadığımızdan din olmasa toplumsal hayat çekilmez hale gelebilir. tamam siz şimdi diceksiniz alakası yok diye de herkes sizin gibi kültürlü okumuş etmişmi toplum zır cahillerle dolu adam cezalandırılacağına inandığı halde rahat durmuyor. bu yüzden ben laik devlet kuralları altında dinin yaşaması gerektiğinden yanayım. o yüzden kusura bakmayın ama zor duruma düşünce dindar arkadaşlara psikolojik ve felsefi yardımda bile bulunuyorum. bu arada ben agnostiğim hatta agnostik deist bile diyebilirim eğer öyle bi kavram mümkünse. ha bu durum ne zaman ortadan kalkar derseniz bence azınlık raporu filmindeki duruma benzer bi teknoloji geliştirirse insanoğlu önceden kötülükleri engellemeyi sağlayacak o zaman bunlara da gerek kalmayabilir.

    • Denizim

      Yasadigimiz ülkede toplumsal yasami bu hale getiren zaten din oldu. Kadini ikinci sinif vatandastan daha düsük gören bir din anlayisinin hakim oldugu bir toplumda, son 10 senede 4053 kadin aile ici siddettte öldürüldü. Toplumsal ahlagin ve toplumun kurali bir cümleyle özetlenecek kadar basit. Ve dünya üzerinde bir din bu cümlenin verdiginden fazlasini veriyorsa bu islam asla degil. 600 sayfalik bir kitapla veremiyorsa baska lafa gerek yoktur. O cümle basit “Kendine yapilmasini istemedigini, baskasina yapma” bu cümle toplumsal yasamin tüm kurallarinin özetidir. Bir dinin üzerine ne kadar konusulup yazilip cizilmisse bu ögüdü vermeyi basaramamissa. Daha ne denebilir.

      • mehmet

        yaaa bi gidin yürü yaaaaa o yüzden mi bilimin beşiği avrupada kadınlar cadı oldukları için yakıldı ?

  12. berk çakan

    arkadaşlar ben şahsen tanrının varlığı ve yokluğu konusunu son derece saçma bulmaktayım bu tartışmayı.ben şimdi size desem ki

    geçen gün ormanda yürüyordum.birden önümdeki dereye ağaçlar devrilmeye başladı.sonra o ağaçlar birden kayık oldu.kayığa bindim ve kayıkla oradan uzaklaştım

    hanginiz inanır.hiçkimse.bir kayık bile kendi kendine oluşamazken nasıl koca gezegen kendi kendine oluşebiliyor.ateist arkadaşlar şunu bir açıklasım lütfen.

    • Oğuz (pozitifateizm)

      Evet. Fizikle bu yüzden uğraşıyoruz zaten. Fizik doğa olaylarını ve kurallarını inceliyor bildiğimiz gibi. Sen de uzun bir araştırma yapsaydın; kuantum dalgalanmaları sonucu maddenin boşluktan oluşmasını anlardın. Bilirdin. Tıpkı madde ve anti-maddenin birbine çarparak yok olması gibi.

      • mehmet

        cernde neden haalaaa elle tutulur hiçbirşey üretemediler o zaman ? o kadar para ve imkan harcadıkları halde ? sen kalkmış kuantum dalgalarıyla kendi kendine oluşur diyorsun.

    • Denizim

      Ormanda 5 Milyar yil yürüme sansin varsa bu mümkün. 10 dk lik orman yürüyüsünde kayigin olusamamasi, bence bir anda tüm canlilarin ve evrenin yaratilamayacaginin ispatidir. Kendi kendini cürütüyorsun. Yasamin bir anda yaratildigini bilim iddia etmiyor. Bu baskalarinin iddiasi.

  13. ilker

    Burdaki mücizeyi nasıl anladığımız önemli mücize 1400 yıl önce suların karışmadığı bilgisinin bulunması bizlerin ise bunu daha yeni keşfetmemiz burda bi mücize olmadığını solemek haksızlık olur yada Hz Muhammedin çok zeki biri olduğunu o donemin 1400 yıl ilerisinde bi zekaya sahip olduğunu söylemeliyiz eğer inanmamak istiyosak!
    Deniz suyunun tatlı olmaz zaten dediğiniz sözede Kuran-ı Kerim 1400 yıl önce yazılmış ve her dönemin anlayacağı şekilde meal edilmiştir şunki çevirilerin yetersiz olduğu tartışılabilir ama bu kelimeyle bunun yalan olduğunu soylemek ki sadece bi çeviri aslını okuyup bilmeden söylenen bi söz sizin gibi herşeyi mantık üzerine kuran kişilere ne kadar mantıklı geliyo acaba!

  14. ahmet sarı

    ulan pezevenk şerefsiz o.çocuğu bu siteyi kıçına sokarım müslümanların …. ye lan sen

  15. Meraklı

    @Oğuz; madde ve anti-madde nasıl oluştu????? Devamlı buna dayanıyor (Allah’ın var olmadığı) teziniz. Cahilliğime bağışla “biz inanları siz okumuş kesim hep öyle görüyorsunuz ya”, bunu bilmek istiyorum. Oturupta, Google gibi arama motorunu saatlerce kurcalamak ve kafamı yormaktansa senin engin bilgilerinden faydalanmayı daha çok yeğlerim :)!

  16. hasan Ali

    Sevgili oğuz Sana şimdi bir örnek vereceğim dinle:Düşün bir robot yaptın bu robot o kadar mükemmel bir donanıma sahip ki Onu görenler hayranlıklarını gizleyemiyor tabi acaba bunu yapan ne kadar akıllı diye sahibini de yüceltiyorlar robot mükemmel dedim ya onda akıl da var konuşma ve düşüncelerini ifade etme yeteneği de ve sen bu robotu çok seviyorsun ve bir gün bu robot halk arasında onu senin yapmadığını(yaratmadığını) söylüyor üstelik te aynı robot senin yaptığın diğer robotları da kandırmaya çalışıyor onların da senin tarafından yapılmadığını söylüyor üstüne üstlük bir de senin dediklerini yapmayıp senin düşmanlarının dediklerini yapıyor.Senin düşmanlarının dediklerini yapıyor.Sen bu robota ne yaparsın.Bunu daha önce birine sormuştum o da herhalde imha ederim demişti.Bak senin cevabını öğrenmek istiyorum onun için yorumu silecek şeyler yazmadım cevabını ver bende akabinde sana söylemek istediklerimi yazıyım…

    • Oğuz (pozitifateizm)

      Yok edebilirim ben de seviyorsam. Ama şöyle düşün ben de bir insanım. Duygularım var, kin tutarım. Tanrı diyeceğimiz birinin insan gibi kıskançlık yapma ve böbürlenme yapması komik kalır.

  17. hasan Ali

    Öncelikle sorumu cevapladığın için sana teşekkür ederim.az olmasına rağmen gayet zekice yazılmış.Sana vereceğim cevap hazır merak etme .Ama sana cevap vermeden önce merek ettiğim bir şeyi daha sormak istiyorum.Sen Tanrı diyeceğimiz birinin insan gibi kıskançlık yapma ve böbürlenme yapması komik kalır diyorsun demekki kafanda bir Yaratıcı şablonu var. Yani senin deyiminle tanrı şöyle olmamalı diyorsun sence eğer bir tanrı olacaksa veya varsa nasıl olmalı veya nasıl olmamalı.yani duygusuz robot gibi bir tanrımı yada insanlarla konuşan bir tanrımı ne biliyim işte kafandaki tanrı şablonu nedir onu merak ediyorum…

    • sarp mustafa

      oha :D. hasan ali oğuzun verdiği yanıta cevap vermek için 3 senedir düşünüyomusun lan :D:D:D:D. Hazır cevabın gelmesi bu kadar uzun sürdüyse hazır olmasaydı ne kadar bekletirdin acaba?

  18. mazuran

    Sevgili arkadaşlar yorumların bir bölümünü okudum özellikle Allah’ın olmadığı yada ölümden sonra hayat varmı yokmu vs…Bİr çok şey Aslında sizi kutluyorum özellikle ateistleri tebrikler oğlum…yani bakıyorum dünyanın en büyük bilim adamlarına yaptıkları hesaplamalar sonucu Allah’ın(bir yaratıcının )mutlaka var olması gerektiği konusunda birleşiyorlar tabii bunuda big bang e ve diğer bilimsel kanıtlara dayandırıyorlar ve ek olarak ateist bilim adamları yahudiler hristiyanlar ve daha niceleri kur’an da yanlış aramay çalışıp bulamıyorlar ki emin olun eğer kur’an da bir yanlış ve ya eksik bulunsydı şu anda dünyanın bütün kanallarında bütün web sitelerinde açık alenen müslümanların yüzüne tokat atar gibi her yerde ilan ederlerdi ..Gelelim bizim maymunlara (necati ,ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
    ,pozitifateizm) boksunuz oğlum siz şimdi ban hakaret ediyorsun demeyin siz değilmisiniz oğlum Allah yok diyen, öyleyse siz maymundan geldiniz yada belki su aygırından geldiniz e cumburlop gökten inmediniz ya belki önceden boktunuz sonra evrimleşe evrimleşe su aygırı sonra zurafa sonra bok böceği ve sonrada da maymun ve en son insan oldunuz ama merak etmeyin eninde sonunda bok olacaksınız ve bunuda büyük bir zevkle söylüyorsunuz ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
    diyorya kafamız basmıyormuş güya o zevkle öldükten sonra bok olacakta biz neden buna inanmayalım.Oğlum ne kadar salaksınız yaw yani bu kadar olur.Harbiden boksunuz yani bu hoşunuza gittiği için söylüyorum ha yanlış anlamayın.Hani neden sizi anlamıyorum biliyormusunuz tamam belki Allah ı iyi tanımıyorsunuz belki size yanlış anlatıldı ama bir yerde sizi bok yapan bir sistem öbür taraftan size sonsuz yaşamı sağlayacak bir sistem siz sizi bu kadar aşağılayan (tabii bize göre) bir sistemi hararetle savunuyorsunuz.Evet Haklısınız dün boktunuz bu gün bok böceği ve yarın öldükten sonrada tekrar bok olacaksınız yani hiç değişmeyeceksiniz……….

    • faafasf

      Yahu sen ne sacmalıyorsun be mübarek? “yani bakıyorum dünyanın en büyük bilim adamlarına yaptıkları hesaplamalar sonucu Allah’ın(bir yaratıcının )mutlaka var olması gerektiği konusunda birleşiyorlar tabii bunuda big bang e ve diğer bilimsel kanıtlara dayandırıyorlar ” dünyanın tüm bilimadamlarının %5 i bile bir yaratıcı fikrine inanmaz. saçma sapan konusmussun zerre bilgin yok.
      tipik bir müslüman oldugun ise yazının devamında anlasılıyor. Hayatı 1500 yıl önce gelmiş bir bedevinin sacma kurallarıyla mahvetmeye tüm gaz devam et beyinsiz mağluk.

      • mehmet

        senin hayatın çok mu mükemmel yanni ? mutlu musun tanrısız ? o zaman öyle devam et ve olduğun yerde yaşa hata önünden ye. ben ALLAH a inanıyorum ve mutluyum. allah ta diyor ki bir ayette peygamber efendimize. onlara de ki sizin dininiz size benim dinim bana. siz bana inanmayacaksınız bende size” oldu mu canım ? sadece önünden ye sen ve senin gibiler. ben allahın varlığını ispatlamaya çalışmıyorum çünkü ispat etmeye çalışmak şüphenin ürünüdür. sende yokluğunu ispatlamaya çalışıyorsun demekki varlığıyla ilgili bir şüphen var…

    • Denizim

      Ben sana kurandan bir yanlis söyliyim tatmin olcaksan.

      Cariyenin manasi sex kölesidir. Zina günahken cariye ile neden günah olmuyor? savasta yenildiginde senin karini alip baskalarinin cariye yapmasi senin hosuna gidermi? Kuran nasil bunu yapanlari cehennemlik saymadan hosgörür? Böyle bir dinin inandiriciligi kalirmi? Nasil bu cariyerleri tüm aile fertleri kullanir ve ev hizmetindede köle olurlar. Kuran bunlari hosgörmez diyorsan 400 cariyeyi tüm sehzadelerle kullanip, baskalarina hediye diye peskes cekip, 400 cariyesiyle zina yapan, savaslarda kocalarini öldürüp ganimet sayan bir Padisah nasil hem Halife hem sultan oluyor bunlarida din adina yapiyor,? Ve nasil bunalr sizin cok övündügünüz Ataniz olabiliyor?

      Anlattiginiz hic bir sey yok, Acikladiginiz hic bir sey yok, sadece bos bos küfredip hakaret edip, konusuyorsunuz. Sizi anliyoruz, sonunda cennet var, sonsuz yasam var, sarap akan cesmeler, huriler var. Ortalama insan ömrü 60 seneyken, agac köküne gübre olmayi secmezsiniz. Helede inanamayana cehennemde yakilmak varken. Hersey bunlar icin, iste bu kadar bencil dinler.

      Düsmanliginizi anliyorum inanmayanlara karsi. Ama malesefki öldügünüzde varmi yokmuyu bile düsüncek bir sey olmayacak yok olacaksiniz. Geriye kalan bu dünyada bencil bir sekilde, baskalarinin istedigi sekilde, onlarin istek ve amaclarina köle olmus olarak. Bosu bosuna yasamis olacaksiniz. Bu cok aci bir sey.

      Elinde olan tek bir sansi bu sekilde harcayacaksin.

  19. mazuran

    Çıkmş 3-5 tane kıçı kırık efendim biz bilimsel verilerden konuşuyoruz oğlum sizin bilimle ne alakanız var la, fizikle kimyayla biyoloji ile ilgili kaçtane makleniz varda utanmadan bilim den konuşuyorsunuz .Ne bilimini biliyorsunuz oğlum siz bir boktan anladığınız yok.Hadi söyleyin bakalım tahsiziliniz ne …nerde araştırma yaptığınız labaratuvarlar gerzekler .Bakın şunlara hepsinin labaratuvarları vardı Hepsinin bilimsel anlamda bir çok makalesi var’dı çoğu yaşadığı dönemin en büyük bilim adamı bunların hiçbiri inkar etmiyorlar (bilimde ulaştıkları uç noktalara rağmen) bizim kıçı kırık sümüklü möaymundan gelen öldükten sonra bok olacak olanlar inanmıyor baba baba ba………

    • Denizim

      Celal Sengör. 7 dil bilir profesördür, en az 7 bilim dalinda profesör sayilacak bilgi birikimine sahiptir. Tüm dünyadan sayisiz ödül almistir, sayisiz calismaya imza atmistir. Senin gibi agzi bozuk 30.000 tane ilahiyatci alim saydigin cübbeliyi karsisina cikart hepsine cevap verir.

      Senin derdin ne ki ulan, kimse sana inanma demiyor. Alinganligin neki. Sevinsene sana daha cok sarap kalir cennetteki cesmelerde, sana daha cok huri düser, yer sikintin kalmaz. Ulan keyfindenmi millet cenneti tepiyor da ateist oluyor saniyorsun hödük. Sen ne arastirdinda inandin? Ateist olmak kolaymi saniyorsun bu insanlarin hepsi inaniyor ve müslümandi, ama hayatlarinin sinavini vererek mantiklarini calistirdilar. Sen bunu nasil anlayabilirsin ki arap asigi deve boku. Agzi bozuk yazmaya devam edersen, bizimde agzimiz bozulur. Herkes profesör oldugunu iddia etmiyor burada, ama arastiriyorlar, okuyorlar, adam gibi yazarsan adam gibi görürsün. Kendine yapilmasini istemedigini baskasina yapma. Herkesin eli var sana burada ana avrat gidebilirler. Belki onlarin sinirleri seninkinden güclüdür. Sen o küfürleri yiyince essekten dönmüse dönüp kudurabilirsin.

  20. mazuran

    Allah’a inanan bilim adamları

    Roger Bacon (1220-1292)

    “İnancın rahmeti çok büyüktür”4

    Çağdaşları tarafından “muhteşem doktor” olarak anılan Roger Bacon, deneysel metota önem vererek, bilimde eski geleneklere son veren ünlü bir İngiliz din ve bilim adamıdır. Işığın, Allah tarafından insanların görebilmelerini sağlamak için yaratıldığına inanan Bacon, bu alanda kendi gözlemlerini yapmış, yaşadığı çağda kolay kolay düşünülemeyecek birçok teknik gelişmeyi yüzlerce yıl öncesinden haber vermiştir. Buharlı gemiler, trenler, otomobiller, uçaklar, vinçler ve asma köprüler Bacon’ın daha 13. yüzyılda tasarladığı gelişmelerden yalnızca birkaçıdır.

    Bir arkadaşına yazdığı mektupta Bacon şöyle demiştir:

    Gelecekte bir tek kişi tarafından yönetilen ve birçok kürekçinin çektiği bir tekneden çok daha hızlı yol alabilen gemiler, deniz taşıtları ve bir canlının gücünden yararlanmaksızın inanılmaz bir hızla gidebilen arabalar yapılacaktır.8

    Ayrıca Bacon, merceklerin büyütme özelliklerini ve kullanım yerlerini açıklamış, yıldızlardan gelen ışığın Dünya’ya aynı anda ulaşmadığını ilk kez o fark etmiştir. Kristof Kolomb’un doğumundan 200 yıl önce Dünya’nın düz değil yuvarlak olduğunu ve Avrupa’dan hep batıya doğru gidildiğinde Hindistan’a ulaşılabileceğini savunmuştur.

    Yaptığı deneyler sonucu ulaştığı bilgilerin inançlı insanlara faydasının dokunacağına inanan Bacon şöyle demiştir:

    Gelecekte, şimdi ve geçmişte göreceğimiz gibi bilim, inananlar için yararlıdır.9

    Bacon, bir araştırmacı olarak, bilimin dinle çelişmediğini, aksine bilimin inanmayan kişilere karşı kullanılabilecek önemli bir ikna aracı olduğunu savunmuştur. “Bilim insanların inancı kabul etmelerini sağlamada büyük bir avantaja sahip” sözü, kendisine aittir.10

    Francis Bacon (1561-1626)

    Bilimsel metodun kurucularından olan ünlü bilim adamı Bacon güçlü bir imana sahip bir kişi olarak bilinmektedir. Francis Bacon, bilimsel araştırmaların, kişiyi Yaratıcı’ya yakınlaştırdığını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    Hataya düşmemizi engellemek için çalışmamız gereken önümüzde iki kitap var, birincisi Allah’ın vahyi olan Kutsal Kitap, ikincisi O’nun gücünü ifade eden yaratılanlar.

    İlk önce Allah’ın isteklerini ve emirlerini açıklayan Kutsal Kitabı, sonra da O’nun gücünü gösteren varlıkları incelemeliyiz. Sonraki öncekine anahtardır. Bize mantığın ve konuşmanın genel kurallarını öğreterek ilahi emirlerin gerçek anlamını bilmemize yardımcı olur, aynı zamanda inancımıza yeni pencereler açar. Bize Yaratıcı’nın büyüklüğünü anlatır. Zira, O’nun sonsuz kudreti ve büyüklüğü, fiillerinde ve yarattığı varlıklar üzerinde açıkça görülmektedir.5

    Galileo Galilei (1564-1642)

    Galileo Galilei, teleskop kullanarak gökyüzüne bakan ilk kişidir. Galilei, hem Dünya’nın yuvarlak olduğunu söylemiş, hem de Ay’daki karanlık bölge, kraterler ve tepeleri ilk ortaya çıkaran kişi olmuştur. Bilime yaptığı bu büyük hizmetlerle tarihte önemli bir yeri olan Galilei, duyuların, konuşma yeteneğinin ve zekanın insanlara Allah tarafından verildiğine ve bunların en iyi şekilde kullanılması gerektiğine inanıyordu. Doğanın bir Yaratıcı tarafından tasarlandığının her haliyle açık olduğunu savunuyordu. “Tabiat hiç şüphesiz Allah’ın hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır” diyen Galilei, Allah’ın Kitapları ile yarattıkları arasında hiçbir çelişki olamayacağını, çünkü her birinin Allah tarafından yaratıldığını söylüyordu.6

    Johannes Kepler (1571-1630)

    Tabiat kitabına göre biz astronomlar, Yüce Allah’ın din adamları olduğumuzdan, bizim Allah’ın şanını konuşmamız gerekir. 7

    Astronomi biliminin kurucusu olan Kepler, gezegenlerin hareketlerini, güneş sisteminin uzaklığını hesaplamış ve yıldız hareketlerinin haritasını gösteren ilk astronomik takvimi yayınlamış büyük bir bilim adamıdır.

    Bu güçlü bilimsel kişiliğinin yanında Kepler, aynı zamanda evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanmıştır. Neden bilim ile uğraştığını soranlara Kepler’in cevabı, daha önce de belirttiğimiz gibi “Yaratıcı’nın eserlerindeki lezzeti tatmak için” olmuştur.

    Allah’ın, yarattığı herşeyde kendini gösterdiğine inanan Kepler’in hayatı ve yaptıkları incelendiğinde, evrende ilahi bir tasarımın var olduğuna inanan bir insanın, bilimsel çalışmalarında çok geniş ufuklu ve başarılı olduğu görülür. Kepler, “beyaz ayıları ve beyaz kurtları Kuzey’in karlı bölgelerine gönderen kimdir? Ayıların, balinaların ve kurtların beslenmesi için, kuşların yumurtalarını da onlarla birlikte orada bulunduran kimdir?” diye sorduğu sorunun cevabını yine kendisi şöyle cevaplamıştır: “Bizim Allah’ımızdır ve O en büyüktür ve O’nun üstünlüğü en büyüktür ve O’nun aklı sonsuzdur, O’nun sonu yoktur.” Kepler sözlerini şu şekilde sürdürmüştür: “Yaratıcıyı anlamak için sahip olduğunuz tüm duyularınızı kullanın.”11

    Johannes Baptista von Helmont (1579-1644)

    Helmont, gaz kimyası ile kimya fizyolojisinin kurucusu olan ve termometre-barometreyi keşfetmiş ünlü bir bilim adamıdır. Dindar kişiliği ile tanınan Helmont için ünlü yazar Walter Pagels, bilimsel çalışmalarında dini inancından güç aldığını yazmıştır.12

    Blaise Pascal (1623-1662)
    Çok önemli buluşların sahibi olan birçok bilim adamı aynı zamanda dindarlıklarıyla da tanınmaktadırlar. Termometre ve barometreyi bulan Helmont ve yanda resmi bulunan Pascal bu bilim adamlarındandır.

    Eski Yunan’dan sonra geometride en büyük ilerlemeyi sağlayan ünlü bilim adamı Pascal, çok küçük yaşlarda bile birçok keşfin sahibi, çok başarılı bir bilim adamıdır. Matematik alanındaki pek çok çalışma ve buluşunun yanında Pascal, fizik alanında da önemli keşifler yapmıştır. Örneğin atmosfer ve sıvı mekaniği hakkında araştırmaları olan Pascal, atmosferde yüksekliğe göre değişen bir basınç olduğunu keşfetmiştir.

    Bilim tarihinde çok önemli bir yeri olan Pascal, inançlı bir bilim adamıdır. Pascal sözlerinde Allah’ın, matematikten elementlerin düzenine kadar herşeyin Yaratıcısı olduğunu söyleyerek, Allah’ın sonsuz gücünü ifade etmiştir. 13

    John Ray (1627-1705)

    Ünlü İngiliz botanikçisi John Ray inançlı bir kişiydi. Ona göre, “eğer insanoğlu yeryüzüne Allah’ın güzelliğini yansıtmak için getirilmişse, o zaman çevresinde yaratılmış olan her şeye dikkat etmeliydi”. Bu düşünceyi kendisine prensip edinen Ray, çok genç yaşta bilimsel araştırmalar yapmaya yöneldi. Hem botanikte hem de hayvan biliminde zamanının en büyük otoritelerindendi. Ray, Allah’ın yaratışındaki sonsuz aklı anlattığı bir kitap yayınladı. Bu çalışmada Ray, binlerce türdeki bitki, böcek, kuş, balık ve benzeri canlıyı tanıtarak, doğanın bir Yaratıcı’nın varlığını gösterdiğini anlattı. Kitabında Ray şöyle diyordu: “Başta bütün işler Allah tarafından yaratıldı, sonra bugüne kadar O’nun tarafından muhafaza edildi ve hala ilk yaratıldıkları gibiler.”14

    Botanik bilimine birçok hizmette bulunan Ray: “Özgür bir adam için doğanın güzelliklerini ve Allah’ın sonsuz aklını ve yüceliğini düşünmekten daha değerli bir şey olamaz”15 diyerek bilim ve dinin içiçe olduğunu her zaman vurgulamıştır.

    Robert Boyle (1627-1691)

    Modern kimyanın kurucusu olan Boyle, bilimde çığır açan birçok keşfin sahibidir. Bunlara örnek verecek olursak; Boyle, gazların havadaki basıncı ile havanın hacmi arasında bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmış ve böylece bugün “Boyle Kanunu” olarak bilinen prensipler meydana gelmiştir. Ayrıca Boyle, turnusol kağıdı ile basit bir buzdolabı da icat etmiş, suyun donunca genleştiğini göstermiş, elementin ilk modern tanımını yapmıştır. “Hava, basınçlı olduğuna göre atomun parçaları arasında boşluk olmalıdır” diyen Boyle, böylece atom teorisine de katkıda bulunmuştur.

    Böylesine önemli bilimsel buluşların sahibi olan Boyle, Allah’ın varlığına iman ediyordu. Evrende akıllı bir tasarım olduğunu ve bu tasarımın üstün güç sahibi bir Yaratıcı tarafından yapılmış olduğunu düşünüyordu. Boyle konuşmalarında ve yazılarında sık sık bilimle Allah inancının yan yana olması gerektiğini vurgulamıştır. Boyle bir mektubunda şöyle demiştir:

    Şanı, tabiatı yaratana verin…İnsanlığa iyilik getirmek için bilgiyi kullanın. 16

    Boyle bir başka sözünde ise, canlılardaki mükemmelliğin Allah’ın varlığını açıkça gösterdiğini şöyle ifade etmiştir:

    Dünyadaki mevcut sistemin mükemmel bir şekilde planlanmış olması, özellikle de hayvanların sahip oldukları ilginç özellikler, duyular ve hayranlık uyandıran yapıların hepsi tarih boyunca düşünürlerin Allah’ın varlığını kabul etmelerine neden olmuştur.17

    Antonie von Leeuwenhoek (1632-1723)

    Leeuwenhoek, bakteriyi ilk kez keşfeden bilim adamıdır. Gözlüklerini büyüteç gibi kullanarak kumaşları incelemeye başlayan Leeuwenhoek, gördükleri ilgisini çekince diğer büyüteçleri üretmiş ve böylece mikroskobuyla ilk bakteriyi tanımlayan kişi olmuştur.

    Bir Yaratıcı olmaksızın, kendi kendine var oluş fikrini çürütme amacı onu çok önemli bilimsel araştırmalar yapmaya yöneltmiştir. Bu amaçla, hayvanlar ve bitkilerin beslenme sistemi, üreme, bitkilerde besin transferi, yine bitkilerin farklı yapı ve bölümleri ile kan hücreleri üzerinde araştırmalar yapmıştır. Kılcal damarlar üzerinde çalışarak kan hücrelerinin geçişini gören ilk bilim adamıdır. Ondan önce kimse kasların liflerden oluştuğunu bilmiyordu.18

    Isaac Newton (1642-1727)

    Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen Newton, hem matematikçi hem de fizikçiydi. Newton’un bilime yaptığı büyük hizmetler hatırlanacak olursa; bunlardan en önemlisi yer çekimi kanununun keşfidir. Newton, kuvvet ve ivme arasındaki mükemmel ilişkiyi kütle kavramı ile bağdaştırmış; etki ve tepki prensibini bulmuş, bileşke kuvvetlerin sıfır olması halinde hareketli cisimlerin hızının hiç değişmeyeceği tezini ortaya atmıştır. Newton’un hareket yasaları, 4 yüzyıldır en basit mühendislik hesaplarından, en karmaşık teknolojik projelere kadar aynen uygulanmaktadır. Newton’un sadece çekim konusunda değil, mekanik ve optik gibi temel konularda da çok önemli buluşları olmuştur. Işığın 7 rengini keşfeden Newton, böylece optik adı verilen yepyeni bir bilim dalının da temelini atmıştır.

    Newton bilimde çığır açan bu buluşlarının yanı sıra, ateizmi reddeden, Yaratılışı savunan ciddi eserler yazmış, “Yaratılış tek bilimsel açıklamadır” düşüncesini savunmuştur. Newton, mekanik evrenin kendi deyimiyle “bu hiç durmaksızın çalışan dev saatin” ancak güçlü ve üstün akıl sahibi bir Yaratıcı’nın eseri olabileceği gerçeğine inanıyordu.

    Newton’un, dünyanın seyrini değiştiren buluşlarının temelinde, onun Allah’a yakınlaşma isteği vardır. Newton, Allah’ı daha yakından tanımak için yol olarak, Allah’ın yarattığı eserleri araştırmayı bulmuştur. Bu amaçla büyük bir şevkle araştırmalarına sarılmıştır. Newton, bilimsel araştırmalarını yapma gayretinin ardındaki sebebi Principia Mathematica adlı eserinde şu sözlerle ifade etmiştir:

    Bizler Allah’a muhtaç, aciz kullar olarak, kendi aklımıza göre Allah’ın aklının büyüklüğünü ve yüceliğini görmeli ve O’na teslim olmalıyız.19

    Allah sonsuz ve mutlaktır; gücü sınırsızdır ve herşeyden haberdar olandır; varlığı sonsuzluğa dayanır; herşeyi yönetir, yapılan ve yapılacak olan herşeyi bilir. O sonsuz ve sınırsızdır; … Daimidir ve vardır; Varlığı daimidir, her yerde mevcuttur; her zaman ve her yerde var olmasıyla O, tüm zamanı ve aralıklarını yaratır.20

    John Flamsteed (1646-1719)

    Ünlü Greenwich gözlem evinin kurucusu olan John Flamsteed, İngiltere’deki ilk astronomlardan biridir. Yaptığı sayısız gözlemden sonra teleskop çağının ilk büyük yıldız haritasını çıkaran Flamsteed, aynı zamanda bir din adamıydı.21

    Carolus Linnaeus (1707-1778)

    İnançlı bir bilim adamı olan Linnaeus botanik konusunda çok önemli çalışmalar yapmıştır. Bitkilerin eşeyli ürediklerini ortaya çıkaran Linnaeus, bilime “biyolojik sınıflandırma” kavramını kazandırmıştır. 23

    Sir William Herschel (1738-1822)

    Herschel 18. yüzyılın en ünlü astronomlarındandır. Zamanının en fazla yansıtma özelliğine sahip olan teleskoplarını inşa ederek daha önce incelenemeyen nebula ve galaksileri incelemiş olmasıyla ünlü olan Herschel, inançlı bir bilim adamıydı. Herschel, “inançsız astronomlar deli olmalı” sözleriyle, astronomi ile uğraşan ve evrendeki mükemmel düzene şahit olan bilim adamlarının Allah’a inanmamalarının hayret verici olduğunu ifade etmiştir. 25

    William Paley (1743-1805)

    Paley, yaratılışa inanan bir bilim adamıydı. Önceki sayfalarda değindiğimiz “Doğal İlahiyat” isimli eseri, kendi döneminde en fazla satılan kitaplardan biriydi. Paley’in, “sanat eserleri eğer insanın eseriyse, o halde canlı varlıklar da insandan çok daha üstün bir varlığın eseridir” yaklaşımı çok ünlüdür. Paley, canlıların yaşadıkları ortamlarda hayatlarını sürdürebilmek için gerekli olan her türlü özellikle donatılmış olmalarını kendi ifadesiyle “bir keşfin işareti, bir dizaynın ve dizayn edici bir Yaratıcı’nın delillerini temsil etmektedir.”26 diyerek açıklamaktadır.

    Adam Sedgwick (1785-1873)

    19. yüzyılın önde gelen jeoloji uzmanlarından olan Sedgwick, özellikle Kambriyen ve Devonyan olarak bilinen başlıca kaya sistemlerini tanımlayıp isimlendirmiştir. Aynı zamanda bir rahip olan Sedgwick, Charles Darwin’in arkadaşı olmasına rağmen onun evrim fikrini reddetmiştir. 29

    Michael Faraday (1791-1867)

    Zamanının en büyük fizikçisi olarak tanınan Faraday, özellikle elektrik ve manyetizmanın gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Faraday’ın sadece fizik değil, kimya alanında da bilime büyük katkıları olmuştur.

    Faraday, bir Yaratıcı’nın varlığına ve din ile bilimin uyum içinde olduklarına inanan bir bilim adamıydı. “Dünyayı tek bir Yaratıcı yarattığına göre, bütün tabiat bir bütünün parçaları olmalı” diye düşünen Faraday, bu prensipten yola çıkarak, elektrik ve manyetizmanın birbirleriyle ilgili olduğu sonucuna varmıştı. 30

    Jean Deluc (1727-1817)

    İsviçreli bir fizikçi olan Deluc, “jeoloji” kelimesini keşfeden bilim adamıdır. O ve babası modern civa termometresi ile hidrometreyi bulmuşlardır. Deluc, evrenin ve canlılığın tesadüfen oluştukları fikrine karşı çıkması ve yaratılışa inanmasıyla tanınmaktadır.34

    Samuel Morse (1791-1872)

    Morse, insanlık tarihi için önem taşıyan telgrafı keşfetmiş büyük bir bilim adamıdır. Amerika’daki ilk kamerayı yapmıştır.

    Morse, herşeyi bir amaç doğrultusunda yaratan bir Yaratıcı’nın varlığına inanıyordu. Ona göre maddi dünya ve manevi dünya beraberce uyum içinde işlemekteydi. Morse, şunları yazmıştı:

    Bilgim arttıkça dinin ilahi kaynağının kanıtları daha da netleşiyor, Allah’ın büyüklüğü anlaşılıyor, gelecek ümit ve zevkle aydınlanıyor.31

    Georges Cuvier (1769-1832)

    Bilim tarihinin en önemli anatomist ve paleontologlarından biri olan Cuvier, karşılaştırmalı anatomi biliminin kurucularından, ve paleontolojinin ayrı bir bilim dalı olarak ayrılmasını sağlayan bilim adamlarındandır. Cuvier, yaratılışa olan kuvvetli inancı ve yaratılışın delilleri ve evrimin geçersizliği üzerine yaptığı tartışmalarıyla da ün kazanmıştı. 37

    Joseph Henry (1797-1878)

    Amerikalı ünlü fizikçi ve dindar bilim adamı Joseph Henry, Princeton Üniversitesi’nde profesördü. Galvanometre ile elektromanyetik motoru keşfeden Henry, yaptığı deneyler ve çalışmalar esnasında mutlaka Allah’a dua etmek ve ibadette bulunmak için zaman ayırırdı.32

    Louis Agassiz (1807-1873)

    Birçok kişiye göre Amerika’nın en büyük biyoloğu olan Agassiz evrim teorisine şiddetle karşı çıkmasıyla tanınan bir bilim adamıdır.

    Agassiz, doğanın her yerinde Allah’ın ilahi planı olduğunu düşünüyordu ve yaratılışı inkar eden teoriyi kabul etmiyordu. Agassiz şöyle söylemişti:

    Zaman ve mekanın birleşmesi sadece düşünceyi göstermez, tasarıyı, gücü, aklı, büyüklüğü, geleceği önceden görmeyi, herşeyin bilgisinin olmasını, basireti de gösterir. Tek bir kelimeyle, tüm bu özellikler insanın tapacağı ve seveceği Allah’ın bir olduğunu yüksek sesle ilan etmektedir.33

    James Prescott Joule (1818-1889)

    Termodinamiğin birinci kanununu keşfeden ünlü bilim adamı Joule, ayrıca bir telde ilerleyen elektrik akımının ürettiği ısıyı hesaplamış ve ilk kez gaz molekülünün hızını bulmuştur. Joule’un en büyük keşfi “mekanik ısı denklemi”ydi. Bu önemli keşif, en temel evrensel bilim kanunu olan “enerjinin korunumu” kanununa da rehberlik etmiştir.

    Böylesine önemli bilimsel buluşları olan Joule, tabiat kanunlarını öğrendikçe Allah’ı daha yakından tanıyabileceğine inanan bilim adamlarındandır. Bu inancı onu daha da fazla araştırma yapmaya sevk etmiştir. 1864 yılında Darwin’e karşı bir manifesto imzalayan 717 bilim adamının en önde gelenlerinden olan Joule’ün Allah inancını ifade eden şu sözleri ünlüdür:

    Allah’ın isteklerini öğrendikten ve itaat ettikten sonra yapacağımız diğer şey O’nun aklını, gücünü ve iyiliğini yaptığı işlerin kanıtından bilmektir. Tabiat kanunlarını bilmek Allah’ı bilmektir.34

    Humphrey Davy (1778-1829)

    İman sahibi bir insan olmasıyla bilinen Davy zamanının büyük kimyagerlerindendi. Ünlü bilim adamı Faraday onun yanında çalışmıştı. Birçok önemli kimyasal elementi ilk defa kendisi izole etti. Isı hareket teorisini, güvenlik lambasını, elmasın bir karbon olduğunu ilk defa ortaya koyarak bilime önemli katkıları oldu.28

    George Gabriel Stokes (1819-1903)

    Başta fizik ve matematik olmak üzere birçok alanda önemli keşifleri bulunan Stokes ünlü bir İngiliz bilim adamıdır. Yer çekimi farklılıkları, astrofizik, kimya, sesle ilgili problemler ve ısı konusunda araştırmalar yapmıştır. Kuartzın, camın tersine ultraviyole radyasyonuna karşı transparan olduğunu gösterdi. Lord Kelvin ile elektro termodinamik araştırmaları yaptı. Stokes, X ışınlarının Maxwell’in elektromanyetik spektrumunun bir parçası olduğunu gösterdi. Bir süre Londra Victoria Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Stokes, aynı zamanda Cambridge Üniversitesi Felsefe Topluluğu’nun faal bir üyesiydi.

    Doğayı, Yaratıcı’ya inanarak inceleyen bir bilim adamı olan Stokes’un Allah inancını dile getirdiği pek çok yazısı vardır. Stokes bu sözlerinde doğa kanunlarının Allah’ın emri altında olduğunu ve Allah’ın bu kanunları dilediği gibi yönlendirmeye güç yetiren olduğunu belirtmiştir. 35

    Rudolph Virchow (1821-1902)

    Virchow’un bilime başlıca katkısı ilaç alanında olmuştur. Modern patolojinin babası sayılan Virchow, hücre ile ilgili hastalıkları incelemiştir. Lösemiyi ilk defa o tarif etmiş, ayrıca antropoloji ve arkeoloji konularında araştırmalarda bulunmuştur. Virchow, Darwin ve Haeckel’in öğretilerine karşı çıkan en önemli bilim adamlarından biridir. Hatta bilimsel çalışmalarının yanı sıra, politikaya atılarak Alman okullarında okutulan evrim öğretisine şiddetle karşı çıkmıştır. 36

    John Woodward (1665-1728)

    Woodward, jeoloji biliminin gerçek kurucularındandı. Bilime en büyük katkılarından biri Cambridge’de paleontoloji müzesinin kurulmasını sağlamak ve jeoloji dalını geliştirmek olmuştur.22

    Gregory Mendel (1822-1884)

    Mendel kanunları olarak bilinen 3 genetik kanununu bulan ünlü bilim adamı, kalıtımın prensiplerini ortaya koyan kişi olarak tarihe geçmiştir. Mendel’in kalıtım prensipleri, evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyan en önemli bilimsel dayanaklardan biri olmuştur.

    Kendi bulduğu kalıtım prensipleri bir yandan evrim teorisini çürütürken, diğer yandan Mendel kişisel olarak da tesadüflerin dünyayı oluşturamayacağına, herşeyi olduğu gibi, dünyayı da Allah’ın yarattığına inanan bir din adamıydı. 37

    Louis Pasteur (1822-1895)

    Tıp bilimi tarihinde önemli bir yere sahip olan Pasteur, özellikle hastalıklar hakkındaki mikrop teorisiyle ve evrim inancına kesin karşı oluşuyla ünlüdür. Mayalanmanın organik temelini ve kontrol edilebilme metotlarını ilk defa o açıklamıştır. Yaptığı çalışmalar onu bakteriyolojiye yöneltmiştir. Pasteur bu alanda yaptığı araştırmaları sonucunda, kuduz, difteri, şarbon ve diğer hastalıklarla mücadele için en önemli yol olan aşıyı geliştirmiş, pastörize etme ve sterilize etme işlemlerinin yöntemini ortaya koymuştur.

    Çok güçlü bir Allah inancı olan Pasteur, yaşadığı dönemde Darwin’in evrim teorisine karşı çıkması nedeniyle pek çok sözlü saldırıya uğramıştır. Bilim ile din arasındaki uyumu savunan Pasteur’ün bu konuda söyledikleri çok ünlüdür. Bu sözlerinden bazıları şöyledir:

    Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı’nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor.38

    Bilim insanı Allah’a götürür. 39

    Sir William Huggins (1824-1910)

    Hem iyi bir astronom, hem de inançlı bir bilim adamı olan Huggins, yıldızların, çoğunlukla dünyada bulunan elementlerin yanı sıra hidrojen de ihtiva ettiklerini keşfetmiştir. Huggins aynı zamanda evrenin genişlemekte olduğunu açık bir şekilde ortaya koyan Doppler etkisini (yıldızların birbirinden uzaklaştıkça kırmızıdan maviye doğru bir ışık saçması) ilk defa tanımlamıştır. 43

    William Thompson (Lord Kelvin) (1824-1907)

    Lord Kelvin, dindarlığı ile tanınan zamanının önde gelen fizikçilerinden birisidir. Matematiğe ve fiziğe yaptığı katkıları ve keşifleriyle bilim çevrelerinin saygısını kazanmıştır. Lord Kelvin, hidrojen ve helyumu sıvılaştırmak için başarılı bir metot geliştiren ilk kişidir. Isı ile ilgili buluşları nedeniyle, ısı derecelerine bugün “Kelvin derecesi” denmektedir. Ayrıca, termodinamiği resmi fizik kuralı haline getirerek, birinci ve ikinci kanunlarını kesin bir şekilde formülleştirmiştir.

    Lord Kelvin’in Allah’a olan inancını ifade eden sözlerinden birkaç örnek şöyledir:

    Hür düşünen insanlar olmaktan korkmayın. Eğer derin düşünürseniz, bilim aracılığıyla Allah inancına yönelirsiniz.40

    Hayatın kökenine baktığımızda, bilim, kesin bir şekilde o Büyük Kudret’in varlığını onaylar.41

    J.J. Thomson (1856-1940)

    Elektronun varlığını ilk ortaya çıkaran (1897) J.J.Thomson, Cambridge Üniversitesi’nde fizik profesörüydü. Güçlü bir inancı olan Thomson’un, bilimin ulaştığı sonuçların Allah’ın varlığını gösterdiğini ifade eden sözleri şöyledir:

    Bilim kalesinin yüksek zirveleri Allah’ın muhteşem işlerini gösteriyor.42

    Joseph Clerk Maxwell (1831-1879)

    Maxwell, kısa ömrüne rağmen bilime çok önemli katkıları olan büyük bir bilim adamıdır. Modern fiziğin kurucularından kabul edilen Maxwell, ışıkla elektriğin birbirleriyle bağlantılı olduğunu göstermiş, ışık, elektrik ve manyetizmayı tek bir denklem halinde ifade etmeyi başarmıştır. Einstein, rölativite teorisinin üzerinde çalışırken Maxwell’in denklemlerinden yararlanmıştır.

    Albert Einstein tarafından başarıları “Newton’dan beri fiziğin sahip olduğu en üretken ve gururlu deneyim” olarak nitelendirilen Maxwell, aynı zamanda inançlı bir kişiydi. Evrim teorisine karşı olan Maxwell, Fransız ateist Laplace’ın ünlü “nebula hipotezi”ne ve evrimci bir filozof olan Darwin’in savunucusu Herbert Spencer’e karşı keskin bir itiraz hazırlamıştır.

    Yazdığı bir mektupta, inançlı bir bilim adamının çalışmalarını dinin yararı için yapması gerektiğini düşündüğünü belirtmiştir.44

    John Strutt (1842-1919)

    John Strutt, elektromanyetik dalga hareketi üzerinde çalışmalar yapmış, optik, ses ve gaz dinamiği gibi çeşitli bilimsel konulara da katkıda bulunmuştu. Strutt aynı zamanda argonu ve az bulunan gazları keşfetmiştir. Dindarlığıyla tanınan bilim adamı yayınlanan yazılarının ön sözüne “Allah’ın işleri büyüktür” diye yazmıştı.45

    George Washington Carver (1865-1943)

    Tarım 1880’li yıllardan itibaren çok önemli bir bilim dalı olmuştur. Carver bu alanda çok önemli keşifleri olan ünlü bir bilim adamıdır.

    Carver Allah’a olan inancıyla tanınırdı ve tüm konuşmalarında konuyu Allah’a olan derin bağlılığına getirirdi. Atlanta dergisi ile bir röportajında kendisine bulduğu kil boya ile ilgili bir soru yöneltildiğinde şöyle cevap vermiştir: “Benim tek yaptığım, Allah’ın yarattığını insanların kullanabileceği hale getirmek. Bu Allah’ın eseri, benim değil.”46

    Sir James Jeans (1877-1946)

    Ünlü fizikçi Sir James Jeans, evrenin sonsuz ilim sahibi bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanıyordu. Aşağıda Jeans’in inancını açıkladığı bazı sözleri yer almaktadır:

    Biz, evrenin bir dizaynı ve kontrol gücünü gösterdiğini keşfettik..47

    Evren hakkında yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucu tek bir cümleyle özetlenebilir: Evren, bilgisi sonsuz bir varlık tarafından dizayn edilmiştir.48

    Albert Einstein (1879-1955)

    Çağımızın en önemli bilim adamı olan Albert Einstein aynı zamanda Allah’a olan inancı ile de tanınmaktadır. Bilimin dinsiz olamayacağını savunan Einstein’ın din ve bilimle ilgili bir sözü şöyledir:

    Derin bir imana sahip olmayan gerçek bir bilim adamı düşünemiyorum. Bu durum şöyle ifade edilebilir: Dinsiz bir bilime inanmak imkansızdır.49

    Einstein, evrenin tesadüflerle oluşamayacak kadar harika bir düzene sahip olduğuna ve evrenin Üstün Akıl sahibi bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanıyordu.

    Yazılarında Allah’a olan inancından sıkça söz eden Einstein için, evrendeki doğal düzenin harikalığı son derece önemliydi. Daha önce de belirttiğimiz gibi, “Dinsiz bir bilim topaldır;”50 sözleriyle Einstein, dinle bilimin nasıl ayrılamaz bir bütün olduklarını ifade etmiştir.

    Einstein, “Tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit dini saygı”51 olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir:

    Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür.52

    Einstein’in dine bakış açısını, aşağıdaki sözlerinde de görmek mümkündür:

    Din duygusu ne zaman kaybolsa, bilim, ilhamı olmayan bir deneyciliğe dönüyor.53

    George Lemaitre (1894-1966)

    George Lemaitre evrenin yaratılışını ifade eden Big Bang teorisini ortaya atmıştır. Lemaitre, evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu, bunun da pek çok insanın Allah’a inanmasında önemli bir rol oynadığını savunmuştur. Aynı zamanda bir din adamı olan Lemaitre, dinin ve bilimin insanlığı aynı gerçeklere ulaştıracağına inanıyordu.54

    Sir Alister Hardy (1896-1985)

    Hardy, modern okyanus biliminin kurucusudur. İnançlı bilim adamlarını, dine yaptıkları hizmetler nedeniyle ödüllendiren Templeton Vakfı, 1985 yılında bilim yoluyla dine ulaştığı ve bu konuda yaptığı çalışmalar nedeniyle Hardy’i ödüllendirmiştir.55

    Wernher von Braun (1912-1977)

    Wernher von Braun, dünya çapında tanınan en popüler uzay bilimcilerden biridir. Wernher von Braun, II. Dünya Savaşı sırasında ünlü V-2 roketlerini geliştirerek Alman roket mühendisliğine önderlik etmiştir.

    NASA’nın direktörlüğünü de yapan Dr. Braun, aynı zamanda güçlü bir inanca sahip dindar bir bilim adamıydı. Yaratılış ve doğadaki tasarım için şöyle demişti:

    İnsan eliyle uzayda uçmak şaşırtıcı bir başarı ama uzay, kapılarının çok az bir kısmını insanlara açıyor. Bu delikten evrenin geniş esrarına bakmak, Yaratıcı’ya olan kesin inancımızı onaylıyor. Evreni var eden üstün bir Aklı tanımayan bir bilim adamını ve gelişen bilimi reddeden bir din adamını anlamakta güçlük çekiyorum.56

    Wernher von Braun, Mayıs 1974’te yayınlanan bir makalesinde şöyle diyordu:

    İnsan, tasarım ve amaç olmadan, evrenin kanunu ve düzeni ile bırakılamaz. Evrenin ve onun barındırdığı herşeyin şaşırtıcı yönlerini daha iyi anladıkça, zaten bu amaçla yaratılan tasarımda hayrete düşülecek çok daha fazla neden bulmuş olduk… Tek sonuca inanmaya zorlanmakla -yani evrendeki herşeyin tesadüfen oluştuğuna inanmaya zorlanmakla- bilimin tarafsızlığı ihlal edilmiş olur… Rasgele meydana gelen hangi işlem bir insanın beynini veya bir insan gözünün sistemini oluşturabilir?… 57

    Max Planck (1858-1947)

    Ünlü Alman fizikçi Max Planck, kendi ismiyle bilinen bir fiziksel sabitin kaşifidir. 1900’lü yıllarda Berlin Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Planck, ışığın (radyasyon) bir akarsudaki suyun sürekli akışı gibi değil, bir yağmur damlasının pencerenin camında oluşturduğu görüntü gibi bir yapıya sahip olduğunu savunmuştur. Planck’a kadar olan zaman zarfında bilim adamları, ışığın bir dalga hareketi olduğunu düşünüyorlardı. Herbir ışık parçacığının bir enerji paketi olduğunu ortaya çıkaran Planck, her bir pakete “foton” adını verdi. Foton kavramı, fizik alanında bir devrim meydana getirdi. Işık, ses gibi havada dalgalar halinde yayılmakla kalmıyor, aynı zamanda parçacıklar halinde de hareket edebiliyordu.

    Bu çok önemli buluşların sahibi Planck, evreni idare eden büyük bir “Güç”ün aklına inanıyordu. Evrendeki düzenin Yaratıcısı’nın Allah olduğunu söyleyen Max Planck, Allah’a olan inancını şu sözlerle vurgulamıştır:

    Hangi sahada olursa olsun, bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes, bilim mabedinin kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: ‘İman et. İman, bilim adamlarının vazgeçemeyeceği bir vasıftır.’ 58

    Charles Coulson (1910-1974)

    Oxford Üniversitesi’nde yıllarca matematik profesörlüğü yapan Coulson, sözlerinde Allah’a olan inancını, Allah’a yakınlaşma isteğini, Allah’a dua edişlerini ve yaşamının amacının Allah’a yakınlaşmak olduğunu belirtmektedir. 59

    Dr. Henry Fritz Schaefer

    Schaefer, Georgia Üniversitesi’nde kimya profesörü ve Kuantum Kimya Merkezi’nin direktörüdür. Tam 5 kez Nobel ödülüne aday gösterilen Schaefer için dünyanın en nitelikli üçüncü kimyageri denmektedir. İnançlı bir bilim adamı olan Schaefer, bilimsel çalışmalarının amacının Allah’ı tanımak olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:

    Bilimin bir anlam kazandığı ve bana zevk verdiği anlar; kendi kendime ‘İşte bu Allah’ın yaratması” dediğim anlardır. 60

    Isaac Bashevis Singer

    Günümüz ünlü fizikçilerinden Singer, evrim teorisini reddeden ve Allah’a inanan bir bilim adamıdır. Verdiği bir konferansta evrim tezini şu ilgi çekici hikaye ile eleştirmiştir:

    Bilim adamları şimdiye kadar hiçbir insanın ayak basmadığı ıssız bir ada keşfetmişler. Bu adaya ilk kez çıkan bilimciler gördükleri doğal hayattan oldukça etkilenmişler. Vahşi hayvanlarla balta girmemiş ormanlar onlara çok çarpıcı gelmiş. Sarp yamaçlara tırmanıp etrafı gözden geçirmişler. Adada en ufak bir uygarlık izi bulamamışlar. Tam gemilerine dönerlerken bir de bakmışlar ki kumsalda son model zarif bir kol saati duruyor. Hem de tıkır tıkır işliyor. Bilimciler için can sıkıcı bir durum. Bu saat buraya nereden geldi? Kesin olarak biliyorlar ki adaya kendilerinden önce hiçbir insanoğlu uğramamış. O halde ortada tek bir seçenek kalıyor. Bu saat, pahalı deri kayışı, değerli camı, akrep ve yelkovanı, pili ve diğer parçaları ile kendiliğinden şans eseri tesadüfen bu adaya geldi ve bu kumsala yerleşti. Başka alternatif yok!” Singer evrimcilerin içinde bulundukları yanılgıyı açıklamak için hikayesinin sonunda şöyle bir açıklama getirmiştir: “Her saati yapan bir saatçi vardır.” 61

    Evrende var olan canlı ve cansız her varlık üstün bir tasarıma ve kusursuz bir düzene sahiptir. Dolayısıyla hiçbirinin varlığı tesadüflere dayandırılamaz. Her birinin üstün ve güçlü bir Yaratıcı’nın eseri olduğu açıktır. Günümüz bilim adamlarının büyük bir bölümü ise Singer’da olduğu gibi bu kusursuzluğu ve düzeni ortaya koyarak, hepsinin Allah’ın yaratışının eseri olduğunu insanlara göstermektedirler.

    Prof. Malcolm Daneken Wintis

    Huittin Üniversitesi’nde ve North Western Üniversitesi’nde tıp profesörü olan Prof. Wintis da evrenin ve insanın mutlaka üstün bir Yaratıcı tarafından var edildiğine inanmaktadır. Bu inancını şu sözleriyle belirtmiştir:

    Fiziki metotları kullanarak diyebiliriz ki bütün esrarengizliğiyle beraber gökler ve yeryüzü, değişik şekilleriyle insan hayatı ve en sonunda çok yüce kapasitesiyle insanın kendi varlığı… Bütün bunların kendiliğinden ve tesadüfen meydana gelmiş olmasını düşünmek kadar karmaşık ve anlamsız bir düşünce olamaz. Öyleyse, evrene hükmeden bir zeka bulunmaktadır. Bütün bunların ardında bir Yaratıcı vardır. Madem ki insan, çevresinde bulunan değişik varlıklardan çok daha üstün bir yapıya sahiptir, öyleyse onun Yaratıcısı’na yönelmesi gerekir.62

    William Phillips

    Lazer ışınıyla atomları yakalama metotları geliştirdiği için daha 50 yaşına varmadan Nobel ödülü kazanan günümüz fizikçilerinden William Philips inançlı bir bilim adamıdır. Nobel ödülünü kazandıktan sonra katıldığı bir basın toplantısında şöyle demiştir:

    Allah, bize içinde yaşayabileceğimiz ve keşfedebileceğimiz muhteşem bir dünya verdi.63

    Prof. Will Draper

    Iowa Üniversitesi’nde doktorasını yapan, California Üniversitesi’nde toprak bilimleri yardımcı profesörlüğü görevinde bulunan Prof. Draper, aynı zamanda Amerikan Toprak Bilimleri Enstitüsü üyesidir. Tüm evrenin kesinlikle tesadüfen oluşamayacağını ve bir Yaratıcı’nın eseri olduğunu Prof. Draper şu sözleriyle belirtmiştir:

    Şurası muhakkaktır ki, gerek üstümüzdeki olağanüstü gökyüzünde olsun, gerek bize göre altımızdaki yeryüzünde olsun, herşeyde bir plan ve bir amaç vardır. Bu maksadı ve planı meydana getiren bir kuvvetin, yani sonsuz Yaratıcı’nın, varlığını inkara kalkışmak, akıl ve mantık kurallarıyla çelişir. Bu yazın, sararmış, boyunlarını bükmüş buğday başaklarıyla dolup-taşan ve bir buğday denizini andıran tarlayı gördüğü halde, onu eken bir çiftçinin bulunduğunu ve onun tarlanın yakınındaki bir kulübede veya başka bir yerde oturmakta olduğunu inkar edip kabullenmeyen kişinin düşebileceği çelişkiden, çok daha büyük bir çelişkidir.64

    William Dembski

    Günümüz matematikçi bilim adamlarından olan Dembski’nin araştırmaları aynı zamanda felsefeden ilahiyata kadar geniş bir alan içerir. Dembski, bilimin dünyayı anlamaya çalıştığını ve bilim adamlarının da ancak birer kaşif olduklarını savunur. Dembski’nin düşüncelerini ifade eden sözlerinden birkaç örnek şöyledir:

    …Dünya, Allah’ın yaratmasıdır, bilim adamları ise dünyayı anlamaya çalışırken, Allah’ın düşüncelerini tekrarlarlar. Bilim adamları yaratıcı değil, kaşiftirler.

    …Yaratılış her zaman Yaratıcı’nın varlığını gösterir.65

    Prof. Steven Meyer

    Whitewort Üniversitesi’nde felsefe profesörü olan Meyer, Yaratılışa inanan ve bu konuda pek çok eseri olan günümüz bilim adamlarındandır. Evrenin, bilinçli bir tasarımın ürünü olduğunu savunduğu sözlerinden birkaçı şöyledir:

    Doğada akıllı tasarımın muhteşem kanıtlarını görürsünüz.66

    İddia ediyorum ki ne tesadüfler, ne prebiotik doğal seleksiyon, ne de fiziksel-kimyasal gereklilik, ilk hücredeki bilginin kaynağını açıklayamaz. 67

    Prof. Walter L. Bradley

    Teksas Üniversitesi’nde mekanik mühendislik profesörü olan Bradley, “Hayatın Kökeninin Sırrı” adlı kitabın yazarlarındandır. Tüm evrenin, canlı cansız herşeyin bir tasarımın ürünü olduğunu ve bunun delillerinin her yerde olduğunu savunan Bradley, bir Yaratıcı’nın varlığına olan inancını şu sözleriyle vurgulamıştır:

    1987 baharında bir iş için Cornell Üniversitesi’nde iken Hıristiyanlık ve bilim üzerine bir konferansım oldu. Bu konferansta bilimsel kanıtlarla Allah’ın varlığını gösterdim. 68

    Bradley, bir başka ifadesinde de şunları söylemiştir:

    Akıl Sahibi bir Yaratıcı olduğuna dair çok net deliller var. 69

    Prof. Irrel Chister Rex

    Washington Üniversitesi’nde ve Güney California Üniversitesi’nde yardımcı profesörlük, fizik doçentliği ve profesörlük yapan Prof. Rex aynı zamanda Amerikan Fizik Enstitüsü üyesidir. Tüm evrenin Allah tarafından yaratıldığına ve ona yine Allah’ın gücüyle hükmedildiğine inanan Prof. Rex, bu düşüncesini şu sözlerle dile getirmiştir:

    Kainatın oluşunu açıklayan ve ona hükmeden kanunları belirten modern teoriler, Allah fikrinin dışında bir düşünceyle ortaya konduğu zaman, son derece karmaşık ve girift bir karanlık çıkmaza girerler. Ben şahsen Allah’ın varlığına inanıyor ve O’nun bu kainata hükmettiğini kabul ediyorum.70

    Dr. Allan Sandage

    Günümüzün en tanınmış gök bilimcisi olan Dr. Allan Sandage, sonradan dini kabul eden bir bilim adamıdır. 1998 yılında “Bilim Allah’ı Buluyor” kapak konulu Newsweek dergisine verdiği röportajda Sandage, dini kabul etmesini şöyle açıklıyordu:

    Beni bu sonuca götüren, dünyanın bilimle anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasıydı. Var oluşun sırrını anlayabilmem ancak imanla mümkün.71

    Prof. Cecil Hamar

    Saint Louis Üniversitesi’nde biyoloji profesörlüğü yapmış olan ve Haissburry Üniversitesi’nde biyoloji dersleri veren Hamar, Allah’a güçlü inancı olan günümüz bilim adamlarındandır. Hamar, inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    Bilim dünyasında gözümü nereye çevirsem yücelerin yücesi bir Yaratıcı’nın varlığını gösteren eşi bulunmaz kanun ve düzenler gördüm. Fevkalade üstün yaratılış örneklerine şahit oldum… Evet ben de inanıyorum Allah’ın varlığına. O’nun bu kainatı yaratıp koruduğunu ve herşeye gücünün yettiğini kabul ediyorum. Yalnız bu kadar da değil. İnsan denilen yaratığın bütün zerrelerini O’nun koruduğunu da kabul ediyorum.72

    Prof. Paul Ernest

    Saint Johannes Üniversitesi’nde yardımcı profesörlük yapmış olan, Amerikan Cerrahlar Birliği üyesi Prof. Ernest, yaptığı bilimsel çalışmalar sonunda güçlü bir Allah inancı kazanan bir bilim adamıdır. Prof. Ernest inancını şöyle açıklamıştır:

    Ben Allah’a hiç kuşku duymadan kesin olarak inanıyorum. Ve bu inancım uğraştığım bilim dalının beni doğruladığı ve kuvvetlendirdiği bir imandır…

    İşte soruya cevap veriyorum: Evet, kainatta bir Yaratıcı vardır.73

    Prof. Lestergon Simurden

    Bordeaux Üniversitesi’nde doktorasını yapan ve Cochin Üniversitesi’nde tarım ve matematik profesörü olan Prof. Simurden Allah inancını şu sözleriyle dile getirmiştir:

    Hiç şüphesiz ki, herşey Allah’ın yüce kudreti ile meydana gelmiştir. Herşeye gideceği yolu gösteren ve çizen O’dur. Toprak ve bitkilerle ilgili araştırmalarımda derinleştikçe Allah’a imanım da o nisbette arttı…74

    Enrico Medi

    Ünlü İtalyan bilim adamı, 1971’de Roma’daki uluslararası bir konferansta, bir bilim adamının şahit olduğu mucizeleri ve ulaştığı sonucu şöyle açıklamıştır:

    Uzayın ve zamanın dışında tüm varlıkların sahibi olan ve tüm varlıkları bu şekilde yaratan bir sebep var… Ve bu Yaratıcı Allah’tır.75

    Prof. Wayne Old

    Prof. Old, Columbia Üniversitesi’nde doktorasını yapmış ve New York jeo-kimya laboratuvarlarında araştırma şefi olarak çalışmıştır. Prof. Old bilimsel araştırmaların kişinin Allah inancını güçlendirdiğini şu sözleriyle belirtmiştir:

    Şurası muhakkak ki bilgi basamaklarında ilerlemek, eşyanın meydana gelişinin keyfiyetini ve sebeplerini araştırıp soruşturmak, insan zekasını diğer varlıklardan ayıran en büyük ve en önemli niteliklerden birisidir. Kainatı bir kuvvetin yarattığını kabul eden ve ilmi incelemelerine bu imanla dalan bir ilim adamı, ilmi çalışmalarını devam ettirirken mutlaka Allah’a imanını artıracak delillerle karşılaşacaktır.76

    Prof. Michael P. Girouard

    Southern Louisiana Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan Michael Girouard, yaşamın tesadüflerle ortaya çıkamayacağına, yaşamın temeli olan proteinlerin ve hücrenin son derece karmaşık ve kusursuz yapılarının Allah tarafından yaratılmış olduğuna inanan günümüz bilim adamlarındandır.

    Prof. Girouard, Bilim Araştırma Vakfı tarafından 5 Temmuz 1998 tarihinde düzenlenen “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” isimli II. Uluslararası Konferans’ta yaptığı “Yaşamın Tesadüflerle Ortaya Çıkması Mümkün mü?” başlıklı konuşmasında, inandığı bu gerçeği bilimsel verileriyle ortaya koymuş ve konuşmasını şöyle bitirmişti:

    Canlıların yapısı bu laboratuvar deneyinde üretilenden çok daha karmaşık ve farklı bir yapıdır. Kimya ve fizik kanunlarına baktığımızda ve bu konuda yorumda bulunulmasını istediğimizde, laboratuvardaki kimya ve fizik kuralları bize şunu söylüyorlar: Mutlaka bir zeka olmalıdır, mutlaka Yaratıcı vardır, bu bilgiyi düzenleyen bir Yaratan vardır. Bu beyan hala dünyadaki en bilimsel beyandır. İşte fizik ve kimya kanunları bize kesinlikle şüphesiz bir biçimde şunu söylüyor ki; evrim ve cansızdan canlı oluşması mümkün değildir. İşte bilimsel kanıtlara dayalı olarak, bu sadece benim konuşmamın sonu değil, aynı zamanda evrimin de sonudur.

    Prof. Edward Boudreaux

    New Orleans Üniversitesi’nde kimya profesörü olan Edward Boudreaux, kimyasal elementlerin Allah tarafından canlılığın yaratılması için gerekli şekilde düzenlendiğine inanmaktadır. Prof. Boudreaux, 1998 yılında İstanbul’da düzenlenen “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” konulu uluslararası konferanslar dizisinin ikincisinde “Kimyadaki Dizayn” başlığı ile yaptığı konuşmasında şöyle demiştir:

    İçinde yaşadığımız dünya ve bu dünyanın kanunları, biz insanların yaşamalarına en uygun biçimde Allah tarafından yaratılmıştır.

    Prof. Kenneth Cumming

    ABD Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü’nden, biyokimya ve paleontoloji konularında dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Kenneth Cumming, evrim teorisine karşı olduğunu ve Allah’ın varlığına inandığını şöyle ifade etmiştir:

    Sanırım bu konudaki pek çok delil, teorinin değersizliğini ortaya koydu. Evrim adına ortaya konan deliller çürütülmeli ve evrimci düşüncenin çöküşü yönünde ortaya konmalıdır. Çevremizde gördüğümüz herşey, tüm varyasyonları ile yaratılışın birer parçasıdır ve hepsi çok üstün ve mutlak akıl sahibi bir varlık olan Allah tarafından yaratılmıştır.77

    Prof. Carl Fliermans

    Günümüzde ABD’nin en bilinen bilim adamlarından olan Prof. Fliermans, Indiana Üniversitesi’nde mikrobiyoloji profesörüdür. “Kimyasal atıkların bakteriler yoluyla nötralize edilmesi” konusunda Amerikan Savunma Bakanlığı’nın desteklediği araştırmaları yürüten Prof. Fliermans, İstanbul’da katıldığı “Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” konulu konferansta biyokimyasal düzeyde evrimcilerin iddialarını çürüttüğü konuşmasında, Allah’a olan inancını şöyle ifade etmiştir:

    Modern biyoloji canlıların asla evrimle ortaya çıkmadıklarını ispatlamakta ve Allah’ın üstün yaratışına delil oluşturmaktadır.

    Prof. David Menton

    “30 yıldan bu yana canlıların anatomilerini inceliyorum. Her araştırmamda karşılaştığım gerçek, Allah’ın kusursuz yaratışı oldu” sözleriyle Allah’a olan inancını dile getiren Prof. David Menton, Washington Üniversitesi’nde anatomi profesörüdür.

    Prof. John Morris

    Ünlü jeolog Prof. John Morris, ABD’de Yaratılışı savunan bilim adamlarının oluşturduğu en etkin kuruluş olan ICR (Institute for Creation Research – Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü)’nin başkanıdır. Prof. Morris, Allah’a olan imanını ve evrim teorisinin bilim tarafından çürütüldüğünü bir konuşmasında şöyle belirtmiştir:

    Bizler profosyonel ve doktora sahibi bilim adamları olarak dindarız ve Allah’a inanıyoruz, Allah’ın Yaratan olduğuna gönülden inanıyoruz. Yaratıcı olan, hayatımız üzerinde egemen olan ve bizim boyun eğmemiz gereken varlık Allah’tır. Hayatımızı O’na borçluyuz ve Allah’ı hoşnut etmekle mükellefiz.

    Tarihin gerçeği yaratılıştır, evrim değildir. Bütün veriler bunu desteklemektedir. Pek çok bilim adamı şunu görmüştür ki, evrim tamamen bilimsel açıdan çürütülmüş bir kuramdur. Bilim adamları artık bu gerçeğin sonuçlarını yayınlamaktadırlar. Bizler de bu yayınlanmış bilgileri kullanarak daha iyi bir düşünüş tarzı, yani yaratılış düşünüş tarzını yayabiliriz. Ve sizler de diğer insanlara bu konuda bilgi verebilirsiniz. Bilime güvenmeliyiz ve yaratılışın doğru olduğunu söyleyen bilime güvenmeliyiz.78

    Arthur Peacocke

    Günümüzün tanınmış biyokimyagerlerinden ve aynı zamanda Ian Ramsey Centre’ın yöneticisi olan Arthur Peacocke Allah’a olan inancını şöyle dile getirmektedir:

    Allah yaratır ve yaratılan dünyanın zamanının her anında vardır, Allah geçmişi ve geleceği ve şu andaki zamanı aşar; Allah ezeli ve ebedidir, çünkü O’nun var olmadığı hiçbir zaman yoktur ve gelecekte O’nun var olmayacağı hiçbir zaman olmayacaktır.79

    Prof. Albert Macomp Winsthis

    Texas Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayarak Paylor Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan ve bir süre Florida İlimler Akademisi başkanlığı yapan Prof. Winsthis, bilimsel çalışmaların kendisinin Allah’a olan inancını kuvvetlendirdiğini şu sözlerle bildirmiştir:

    Ben değişik bilim dallarında çalışma yapmış ve uzun yıllarını bu yola vermiş birisi olarak, bilim dünyasında Allah’a imanımı sarsacak hiçbir şeyle karşılaşmadığımı bütün samimiyetimle ifade ederim. Bilimsel çalışmalar benim Allah’a imanımı daha da kuvvetlendirdi. Ve eskisinden çok daha sağlam ve metin bir hale getirdi.

    Şüphesiz ki bilim insanın Allah’ın kudret ve azametini daha fazla görmesine yardım etmektedir. İnsanoğlu kendi etüd ve çalışma sahasında yeni bir şey keşfettikçe Allah’a karşı imanı da fazlalaşır… İlmimiz ne kadar artarsa, Allah’ın yarattığı mahlukatı ne kadar iyi bilirsek, imanımız da o derece artacaktır.80

    Mehdi Golshani

    Tahran Teknoloji Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Mehdi Golshani, Newsweek dergisinde yayınlanan bir röportajında Allah’a olan inancını ve bilimsel araştırmaların din ile bir bütün olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:

    Doğal olaylar Allah’ın evrendeki izleridir ve bunlar üzerinde çalışmak neredeyse dini bir vazifedir. Kuran insanlara “yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığımıza bir bakın” ayetini bildirmiştir. Araştırma “İbadet işidir, böylece Allah’ın yaratmasındaki mükemmelikler daha çok açığa çıkar.81

    Prof. Edwin Faust

    Oklohoma Üniversitesi’nde doktorasını yapmış ve aynı üniversitenin fizik bölümü öğretim üyeliği görevinde bulunmuş olan Prof. Faust maddenin yapı taşı olan atomların kendi kendilerine bir araya gelerek tüm evreni ve canlıları oluşturmasının kesinlikle mümkün olmadığını savunmakta ve şu sözleriyle Allah’ın varlığına inandığını dile getirmektedir:

    Yaratıcı ve kainatı ilk baştan var eden Allah’tır. Bu ifadeler sadedir, ama sadeliğinin yanı sıra bir yücelik ifade eder. Çünkü Hakk’ın azametini ve kutsiyetini dile getirmektedir.82

    Charles H. Townes

    Lazeri keşfeden Townes, Berkeley Üniversitesi’nde araştırmalarına devam etmektedir. Townes, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    Dindar bir insan olarak, bir Yaratıcı’nın varlığını ve etkisini güçlü bir şekilde hissediyorum.83

    John Polkinghorne

    Cambridge Üniversitesi’nde özellikle parçacık fiziği konusunda uzman olan tanınmış fizikçi John Polkinghorne, Newsweek dergisiyle yaptığı röportajda Allah inancıyla ilgili olarak şu sözleri söylemiştir:

    Doğa kanunlarının gördüğümüz evreni yaratmak için ne denli olağanüstü bir şekilde ayarlandığını fark ettiğinizde, evrenin öylesine oluşmadığı, arkasında bir amacın olduğu fikrini görüyorsunuz.84

    Benim için, Allah’a inançtaki temel unsur, evrenin ardında bir düşünce ve amaç olmasıdır.85

    Hugh Ross

    Toronto Üniversitesi’nde fizik profesörü olan ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross “Reasons to Believe” (İnanmak için Nedenler) adlı Yaratılışçı kurumun başkanıdır. Kozmoloji ve yaratılış arasındaki ilişkiyi ele alan birçok tanınmış kitabı vardır. Bunlara örnek olarak;, “The Creator and the Cosmos” (Yaratıcı ve Kozmos), “Creation and Time” (Yaratılış ve Zaman), “Beyond the Cosmos” (Kozmosun Ötesi) sayılabilir. Ross’un evrenin bir Yaratıcı tarafından var edildiğini savunan sözlerinden birkaç örnek şöyledir:

    Eğer zaman ve madde patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin, evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı’nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir.86

    Akıllı ve üstün bir Yaratıcı evreni yoktan var etmiştir. Akıllı ve üstün bir Yaratıcı evreni dizayn etmiştir. Akıllı ve üstün bir Yaratıcı dünya gezegenini dizayn etmiştir. Ve yine akıllı ve üstün bir Yaratıcı hayatı tasarlamıştır.87

    Prof. Dr. Duane Gish

    California Üniversitesi’nde biyokimya profesörü olan Duane Gish, inançlı kişiliği ve evrim teorisine karşı mücadelesi ile tanınan önemli bir bilim adamıdır. Gish, dünya çapında katıldığı evrim teorisinin geçersizliğini anlatan konferanslarla ve dünyanın önde gelen evrimcileri ile yaptığı tartışmalarla bilim dünyasında adından sıkça söz ettirmektedir.

    Prof. Gish, 1998 yılında ülkemizde düzenlenen “Evrim Teorisi’nin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği” isimli konferanslara konuşmacı olarak 3 kez katılmıştır. Gish’in evrim teorisinin çökmüş bir teori olduğunu ve yaratılışa olan kesin inancını ifade ettiği sözlerinden biri şöyledir:

    Evrim teorisi artık can çekişme noktasına gelmiştir. Yaratıcılık fikri ise sağlam delillerle izah ediliyor. Binlerce bilim adamı, yaratıcılık fikrini daha ikna edici buluyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor.88
    Dr. Pierre Gunnar Jerlstrom

    Griffith Üniversitesi’nde moleküler biyoloji profesörü olan Jerlstrom, konusunda pek çok araştırmaya imza atmış ve bu araştırmalarıyla bilimsel ödül almaya hak kazanmıştır. Çeşitli bilimsel dergilerde makaleleri yayınlanan Dr. Jerlstrom yaratılışa inanan bir bilim adamıdır. 89

    Dr. Stephen Grocott

    Western Avustralya Üniversitesi’nde endüstriyel kimya uzmanı olan Grocott, analitik ve endüstriyel kimya alanlarında, yıllarca çok geniş çaplı araştırmalar yapmıştır. Bu konuda pek çok makaleye imza atmış olan Grocott, önceleri evrimci bir bilim adamıyken, yaratılışın kesin delilleri karşısında evrim teorisini terk edip Yaratılışa inanmaya başlamıştır. Grocott yaratılışın delilleriyle ilgili birçok toplantıya konuşmacı olarak katılmıştır. 90

    Dmitry Kouznetsov

    Birçok bilim adamının, gördüğü bilimsel gerçekler karşısında Allah’a ve dine inanmaya başladıklarını savunan Rus bilim adamı Kouznetsov, evrimcilerle yaptığı bilimsel tartışmalarla da tanınmaktadır.91

    Dr. Emil Silvestru

    Babes-Bolyai Üniversitesi’nde yardımcı profesör olan Dr. Silvestru, mağaraların jeolojisi konusunda dünya çapında otorite olarak kabul edilmektedir. Uluslararası akademik dergilerde bilimsel yazıları yayınlanan ve dünyanın ilk mağara bilimi enstitüsünün başında bulunan Dr. Silvestru, yaratılışı savunan bilim adamlarındandır.92

    Dr. Andre Eggen

    Hayvan genetiği konusunda geniş çaplı araştırmaları olan genetikçi Dr. Andre Eggen şu anda Fransız Hükümeti için bilimsel araştırmalarını sürdürmektedir. Eggen, yaratılış gerçeğine inanan bir bilim adamıdır.93

    Dr. Ian Macreadie

    Dr. Macreadie, moleküler biyoloji ve mikrobiyoloji konularında çok önemli araştırmalara imza atmış ünlü bir bilim adamıdır. 60’dan fazla araştırmasıyla Macreadie, Avustralya Commonwealth Scientific and Industrial Research Organization’da (Avustralya Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu) Biyomoleküler Araştırma Enstitüsü’nün baş araştırma uzmanıdır. Yaratılışa inanan bu değerli bilim adamı, aynı zamanda Avustralya Mikrobiyoloji Derneği’nin verdiği en önemli ödülünün de sahibidir.94

    Prof. Andro Cinovayivi

    Dünyanın ünlü fizyoloji bilginlerinden olan Cinovayivi, 1925-1946 yılları arasında North Western Üniversitesi fizyoloji ve farmakoloji bölümü başkanlığı yapmıştır. 1946-1953 yılları arasında da Jenvi Üniversitesi’nde tıp fakültesi profesörlüğü ve dekanlık yapan Cinovayivi, daha sonra Chicago Üniversitesi’nde fizyoloji profesörlüğü görevi almıştır. “Kainatı yaratan bir Yaratıcı var mıdır?” sorusunu “Evet, ben O’nun varlığına inanıyorum” sözleriyle cevaplayan Cinovayivi, Allah inancını şu sözleriyle açıklamayı sürdürmüştür:

    Ben Allah’ın varlığına kendi varlığım gibi ve elimle dokunduğum eşyanın varlığı gibi inanıyorum. Şüphesiz ki Allah’ın varlığına inanmam varlıklar alemine bir anlam kazandıran en üstün ve biricik düşünce yoludur. Allah’a iman, insan denilen varlığa madde ve enerji yığını olmaktan çok daha büyük bir anlam katar. Allah’ın varlığına iman, sevgi konusunda en yüce ve insancıl düşüncelerin kaynağıdır.95

    Dr. Raymond Jones

    Avustralya Devlet Araştırma Organizasyonu (CSIRO)’nda yıllarca hizmet vermiş olan araştırmacı bilim adamı Jones, tarımda Leucaena adı verilen bir problemi çözerek Avustralya çiftçilik endüstrisine milyonlarca dolar kazandırmasıyla tanınmaktadır. Jones yaratılışa inanan bir bilim adamıdır.96

    Jules H. Poirier

    Elektronik alanında tasarım mühendisi olan Poirier, Amerikan Devleti için yüksek güçte savunma ve uzay projeleri tasarımında çalışmaktadır. California Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği, fizik ve matematik alanlarında çalışan Poirier’nin tasarımları Amerika’nın pek çok uzay ve savunma programında kullanılmıştır. Poirier canlılarda gördüğü üstün akıl örnekleri karşısında, bunların bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını fark etmiştir. Poirier bu konuda, monark kelebeklerindeki inanılmaz tasarım örneklerini ele aldığı From Darkness to Light to Flight: Monarch-the Miracle Butterfly yazmıştır.97

    Michael J.Behe

    Evrenin ve tüm canlıların akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunan en ünlü bilim adamlarından bir diğeri de Michael J.Behe’dir. Behe, Pennsylvania’da Lehigh Üniversitesi’nde biyoloji profesörüdür. The New York Times ve Boston Review gibi ünlü gazetelerde pek çok makalesi yayımlanan Behe “Darwin’s Black Box” (Darwin’in Kara Kutusu) isimli kitabın da yazarıdır. Evrim teorisinin biyoloji açısından kabul edilmesi imkansız bir teori olduğunu kanıtlayan bu kitap, uluslararası alanda 80’den fazla baskı yapmıştır.

    Behe “indirgenemez komplekslik” adını verdiği bir kavramla evrim teorisinin imkansızlığını kanıtlamaktadır. Bu fikre göre, canlı bedenlerindeki pek çok organ, pek çok farklı parçanın bir arada ve uyum içinde çalışmasıyla işlev görmektedir. Eğer bir parça işlevini kaybederse bu bütün organizmaya yansıyacak ve canlı fonksiyonlarını yitirecektir. Bu yüzden tesadüfi ya da aşamalı bir varoluşun söz konusu olması mümkün değildir.

    Michael Behe, “Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabında şöyle demektedir:

    Bunlar doğanın kanunları tarafından, tesadüfler sonucu veya bir ihtiyaçtan dolayı tasarlanmamıştır; aslında bunlar önceden planlanmıştır. Tasarımı yapan ise, sistemlerin en son halinin nasıl olacağını en iyi şekilde bilmektedir; bu nedenle sistemlerin oluşacağı her adım da planlanmıştır. Yeryüzündeki hayat da en basit örneğinden en kritik parçalarına kadar, bu akıllı dizaynın sonucudur. Akıllı dizaynın sonucu aslında tüm gerçekliğini kendi içinde barındırmaktadır. Biyokimyasal sistemlerin akıllı bir tasarımcının eseri olduğunu anlamak için, yeni bir prensibe dayalı mantık veya bilim de gerekmemektedir. Son kırk yıl içinde biyokimya dalında yapılan çalışmalar zaten bu gerçeği görmeye yeterlidir ve ortaya konanlar da günlük hayatımızda rasladığımız unsurlardır.98

    Philip Johnson

    Chicago Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Johnson, evrim teorisinin ideolojik yanını içeren pek çok araştırmanın da sahibidir. Johnson bu konuda “Darwin on Trial”, “Reason in the Balance”, “Objection Sustained” isimli üç kitabın ve ayrıca kriminal hukuk üzerine 3 kitap ve pek çok makalenin yazarıdır. Evrim teorisine karşı verdiği büyük mücadele ile tanınan Johnson, aynı zamanda Allah’a iman eden bir bilim adamıdır. Johnson’ın Allah inancını ifade ettiği sözlerinden bazıları şöyledir:

    Dindar biri olarak Allah’ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorum.99

    …Materyalist evrime meydan okumayı ilerletmek istiyorum. Gelin Yaratanın etrafında birleşelim.100

    Charles Birch

    Avustralya Sydney Üniversitesi profesörlerinden olan Birch, yaratılışa olan inancıyla tanınan bir bilim adamıdır. 1990 yılında, dine çeşitli hizmetlerde bulunan bilim adamlarına verilen “Dinde İlerleme için Templeton Ödülü”nü almıştır. Birch, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    …Bütün değerlerin kaynağı olan Allah, ‘insana ellerinden ve nefes almaktan da yakındır.’ Allah’ın varlığı gerçektir.101

    Allah hem dünyayı yaratan, hem de dünyayı yaşatandır.102

    S.Jocelyn Bell Burnell

    İngiltere Açık Üniversitesi’nde fizik profesörü ve Fizik Bölümü’nün başkanı olan Burnell, aynı zamanda Atarca yıldızını keşfeden astronotlardan biridir. Allah inancına sahip olan Burnell, bu inancını şu sözlerle dile getirmiştir:

    …Güçlü, herşeyden haberdar olan, aynı zamanda da koruyan ve bağışlayan Allah’a inanıyorum…103

    …Tek bir Allah’ın var olduğundan eminim…104

    Prof. Owen Gingerich

    Harvard Üniversitesi’nde astronomi ve bilim tarihi profesörü olan Gingerich, Allah inancına sahip olan bir bilim adamıdır. Gingerich dini duygularını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    …Evrenin yaratılışını planlayan ve yöneten, Üstün bir Akıl Sahibi olan Allah’a inanıyorum…. İnsanlığın yaratılışının evrenin ana prensibi olduğuna ve insanlığın özellikle bilinç, vicdan ve ahlaken doğruyla yanlışı ayırt etme özgürlüğüyle Allah’ın tecellisi olarak yaratıldığına inanıyorum.105

    Prof. Carl Friedrich von Weizsacker

    Almanya’da Max-Planck-Gesellschaft Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Weizsacker, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

    …Kesin olarak emin olduğum konulardan biri Allah’ın varlığıdır.106

    Prof. David Berlinsky

    Princeton Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Berlinsky, canlıların evrimleşmediklerini, tam tersine akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunmuştur. Berlinsky bu tasarımın sahibinin Allah olduğunu pek çok sözünde de ifade etmiştir. Berlinsky’nin bu düşüncelerini dile getiren sözlerine aşağıdaki örnekleri verebiliriz:

    …Yaşamın yapısı komplekstir ve kompleks yapılar dikkatli bir dizaynla yapılır. Tek bir yüksüğü yapmak için bile akla ihtiyaç vardır: O zaman yaşamda meydana gelmiş olan şeyler niçin farklı şekilde oluşsun?107

    Moleküler biyoloji, yaşayan bütün canlıları Allah’ın yarattığını göstermektedir.108

    Prof. William Lane Craig

    Birmingham Üniversitesi’nde felsefe ve Münih Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü olan Craig, evrenin Allah tarafından, belirli bir amaçla yoktan var edildiğine inanmaktadır. Craig’in bu konudaki görüşlerini şu sözleri yansıtmaktadır:

    Evrenin varlığının bir sebebi vardır. Evrenin sebebinin tek bir Yaratıcı olduğuna inanıyorum. Yoksa geçici bir etki sonsuz bir etkiden nasıl oluşabilir?.. Hem felsefi alanda hem de bilimsel alanda evrenin başlangıcı olduğu anlaşılıyor. Var olan bir şey, varlığının sebebine sahiptir. Bu sebep, sebepsiz, sonsuz, değişmeyen, zamansız ve maddesizdir. Ve bağımsız bir irade vardır. Sonuç olarak Allah’ın varlığına inanmanın mantıklı olduğuna inanıyorum.109

    Gerçekte, “hiçlikten sadece hiçlik çıkar” kuralına uygun olarak, Big Bang’in doğaüstü bir sebebi olmalıdır. Patlama öncesindeki tekillik, her türlü zaman-mekan kavramlarının sona erdiği sınır olduğuna göre, Big Bang’in fiziksel bir sebebi olması imkansızdır. Aksine, Big Bang’in nedeninin, fiziksel uzay ve zamanı tümüyle aşmış, evrenden tamamen bağımsız ve akıl almayacak derecede kudretli olması gerekmektedir. Dahası, bu sebep, kendi bağımsız iradesine sahip olan bilinçli bir varlık olmalıdır… Dolayısıyla evrenin kökeninin sebebi, evreni sırf kendi iradesi ile belirli bir zaman önce var eden bir Yaratıcı dır.110

    Dr. Kurt Wise

    Byan College’da Matematik ve Doğal Bilim Bölümü’nde yardımcı profesör olan paleontolog Kurt Wise, evrim teorisine karşı olması ve güçlü Allah inancı ile tanınmaktadır. Dr. Wise, Allah’a olan inancını şu sözleriyle dile getirmiştir: “Yaratılış bir teori değildir. Allah’ın evreni yaratmış olması bir teori değil, gerçeğin kendisidir….”111

    Siegfrid Hartwig-Scherer

    Zürih Üniversitesi’nde Antropoloji profesörü olan Scherer “Ramapithecus-Progenitor of Humans?” isimli kitabın yazarıdır. Çalışmalarında, fosil kayıtlarının evrim teorisini çürüttüğünü, maymunların insanların atası olmadığını ortaya koyan Scherer, canlıların bir Yaratıcı’nın eseri olduklarını savunmaktadır. 112

    J.P. Moreland

    Güney California Üniversitesi’nde Felsefe profesörü olan Moreland, “Hıristiyanlık ve Bilimin Doğası” ile “Yaratılış Hipotezi” isimli kitapların yazarı, inançlı bir bilim adamıdır. 113

    Paul A. Nelson

    Chicago Üniversitesi’nde Biyoloji Felsefesi profesörü olan Nelson, canlıların bir akıllı tasarımın ürünü olduğunu savunan bilim adamlarındandır.114

    Prof. Jonathan Wells

    Yale Üniversitesi’nde Din İşleri Profesörü ve Berkeley Üniversitesi’nde Moleküler ve Hücre Biyolojisi Profesörü olan Wells, “Charles Hodge’s Critique of Darwinism”(Charles Hodge’ın

    • faafasf

      ah gariban müslümanım benim, buraya yazdıklarının 1 tanesi bile müslüman degil lan? biz islamı tartısıyoruz burada gerizekalı. kendi kendini ekarte etmişsin :D

    • emekli öğr

      size teşekkür ediyorum tüm kalbimle insanlık onuru ve gururunu bana yeniden ve daha kuvvetli hissettirdiğiniz ve yaşattığınız için
      em

  21. kADİR

    Arkadaşlar yorumu açma gereği duydum ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє
    diyorya öldükten sonra gübre olacaksınız işte bende diyorum ki haklısın tabii kendi açından öldükten sonra gübre olacaksın sonra bir bitkiye geçeceksin sonrada bir inek yiyecek o bitkiyi ve sonra inek sıkışacak en sonunda da seni sıçacak o yüzden dün boktunuz bu gün bok böceği ve yarında öldükten sonra bok olacaksınız diyorum.Tabii bu sizin deyiminiz ve sizinle alakalı bir şey ..Bide şunu anlamıyorum diyorki yok efendim Allah kesin yok ooooo ha diyorum bir kere bu kadr salak ça bir şey olmaz zırva ya bu oğlum ben bu siteyi kuran yok dersem ve ispatlamaya çalışırsam ne yapmalıyım öncelikle bu sitenin yayın yaptığı alan da herkese sormalıyım sen mi kurdun diye veya ne biliyim illa bunu kuranı bulmamalıyım ki bu fikrimi ispatlıyım Senin de Allah yok demek için bütün kainata bakman lazım ki böyle birinin olmadığını ispatlaysın ulan mal derler adama senin duyuların ne kadar güçlü ki sen bu iddi ada bulunuyorsun daha kendi galax inden dışarı çıkaamamışın bir çok gezegene teleskopla bakıyorsun oraya gitmen hayal ,Görme duyun 400-700 dlga boyu arasındaki ışığı algılayabiliyor bu gözlerle mi Allah’ı göreceksin yok işitme duyun 20-20.000 hz arasındaki sesleri duyuyor bununla mı Allah’ın sesini duyucaksın sende daha gökyüzündek şiddetli patlamaları duymuyorsun gelmişin Allah yok diyorsun la mal..

  22. Kıçıyla düşünenlere cevap

    la charlie sürüsü hani Kur’an mucizesi yok deyip sözde bilimsel verilerle ispatlamaya çalışıyorsunuz ya buyrun alın size National geographic in quran doğru söylüyor belgeseli.Emin olun bu belgeseli yapanlar müslüman değil ve bu işi sadece bilim olarak yapıyorlar şüphesi olanlar natioanal geographicin nasıl çalıştığı ile ilgili araştırma yapsınlar.Ve emin olun onlar sizin gibi kıçlarından olaylara bakmıyorlar.Beyinleri kıçlarında değil.Lütfen bu videoyu beyninizle anlmaya çalışın :http://www.youtube.com/watch?v=b9C3D174gdA

  23. arkadaşlar şu ( okan ) denen şahıs sen kuranda yazılı olan ve iki denizin birbirlerine karışmamasından bahsediyor sun demi ve bunun dogal oldugunu söylüyorsun bizde dogal diyyoruz tatlı su ile tuzlu su bir birine karışmaz . önemnli olan bu degil ki sizin için önemli olan bunun 1400 yıl evvel nasıl bilindigi eyerki bunlar bir uydurmaysa ha bunun cevabını verirsin demi..

  24. islam

    Allah olmasaydı sizi kim yaratırdı. Annenizi babanızı kim yaratırdı. Hakikaten sizin gözleriniz kör göremiyor kulaklarınız sağır duyamıyorsunuz.

  25. zümrüt

    Gezinirken rastgeldim de yazdıklarınıza…İki laf etmek geldi içimden..ilk yorumları okudum,dahasına gerek duymadım..Siz ateistler çoğunluğunuzun ruhundan oluk oluk kibir akıyor.Burnunuz öyle kaf dağında ki…Ne zor geliyor bir yaratıcının olduğunu kabuletmek size.Ne çok korkuyorsunuz başınızı secdeye eğmeye.Ne utanılası,ne iğrenç ne basit bişiy şu secde etmek…Ölünce gübre olmaya hazırsınız bedeninizle.Peki ruhunuz ne olacak?Sizler tesadüfen ortaya çıkıvermiş basit yaratıklarsınız,şimdi boku bokuna yaşayıp gidiyorsunuz,birgün de geberip gübre olacaksınız..Evren,galaksi ve Dünya da kimbilir artık nasıl komik tesadüflerle ortaya çıktılar,belki de hep vardılar..Halbuki hiçbirşey sonsuza kadar varlığını devamettiremezken…Neden burdasınız?Neye bu başkaldırış?Herbirinizin bir hikayesi var biliyorum..İyi düşünün bakalım,kendinizi dinleyin,ölçün biçin.Neye başkaldırıyosunuz..Neye isyanınız??Niceleri vardı sizin gibi,belki tüm ömrünü inkar ederek geçirdi,bazısı yaşlılık gelip titrek bir ihtiyar olduğunda,bazısı son nefesini verirken,bazısı daha genç yaşlarda başına gelen bir kaza ya da bela ile iman etti…Aslında herbiriniz de bu Dünya’dan gitmeden iman ediyorsunuz öte tarafa doğru geçivermeden ama ne yazık ki birbirinize bir faydanız dokunamıyor..O an itibariyle bu taraftan gitmiş oluyorsunuz…Siz inansanız ne olacak,inanmasanız ne olacak ki?..Bize mi bir faydanız olacak,yoksa Yaradan’a mı?Siz ateistleri görünce acıyor ve üzülüyorum sadece..Ruhunuz asi ve dalgalı bir deniz,içinizde dinmeyen bir huzur,bir boşluk,anlam veremediğiniz bir hayat,eksik bir tad..Hep bişiyler eksik,eksik….Bizler ise bize verilenle yetinebileniz,içimizde dinginlik ve huzur….Bizler kolibasili gibi de üremedik,rastlantılarla gelmedik.Bizi bir Yaratıcı yarattı..Yalnız da değiliz sizin gibi..Beni 24 saat dinleyen var…O’ndan geldiğim gibi gene O’na döneceğim ruhumla..Bedenim ise gübre olacak…Ama ruhum sonsuza dek yaşayacak..Sürekli bizden Yaratıcı’nın olduğunu kanıtlamamızı isteyen sizler,olmadığını neden kanıtlamıyorsunuz?Bizim Yaradanımız, sizin gibi paçasından kibir akan ve sonunda sadece gübre olacağına inanan sizleri bu budalalığıyla başbaşa bırakmak istediğinden görünmüyor.Kaldı ki görmek istemeyen göze,anlamak istemeyen beyne ne sokulabilir ki..Hz.Musa’nın kavmi defalarca deliller istediler ve Yaradan deliller gönderdi de ne oldu?..Kibirlerine nasıl yenik düştüler her seferinde..Ve kibirlerinin kurbanı olarak nasıl da helak edildiler en sonunda..Artık bizden delil istemeyin.Zira son din İslamiyet’in gönderilmesinden sonra peygamberler de deliller de bitti,gönderilmeyecek..Bundan sonrası biz sıradan yaratılmışların yüreğinde hissedebileceği inanç ile devamedecek sadece..Ama siz olmadığını kanıtlayabilirsiniz…Bizim için bir sakıncası yok..Hadi kanıtlayın…İnsan nerden geldi,eğer maymundan geldiyse maymun nerden geldi,ilk canlılar nerden geldi,Dünya Güneş nerden geldi,nasıl ortaya çıktı kanıtlayın..Bizler de bir Yaratıcı’nın olmadığına inanalım…Bırakalım Kur’an’ı,İncil’i,Tevrat’ı…Mucizeleri gözleriyle görmüş o insanları da unutalım…Ruh diye birşeyin olmadığına ve bedenimizin gübre olarak son misyonunu tamamlayacağına inanalım..Aynı sizin gibi…Yüzyıllardır bir türlü kanıtlayamıyorsunuz ve kanıtlamaktan aciz kalıyorsunuz..Halbuki çok kolay olmalı kanıtlamak..Siz daha bir Yaratıcının olmadığını kanıtlayamıyorsunuz…Görünmeyen bir Yaratıcının olmadığını kanıtlamak bu kadar mı zor yahu?Halbuki biz sürekli kardeş,arkadaş,anne,baba,eş,sevgili ya da akrabanız olarak sizin o görünmeyen ruhlarınızla muhattap oluyor,kaile alıyor ve görünmeyen bir ruhunuz olduğuna inanıyoruz…

    • Denizim

      Yahu bu ne sacmaliktir ya? Korkan kim korkan insan neden cennete inanmasinki, sonsuz yasama inanmasinda 60 senelik insan hayatiyla yetinsin. Bumudur kibir? 60 sene secde ettiginde cennete gidiliyorsa ben sana günde 10 sefer secde edeyim 5 tanesi az gelir ben her gün oruc tutayim az gelir. Ama bunlarin kime ne faydasi var, kendine oruc tut, kendine namaz kil bumu islamiyet? Bu kadar cevap yeter sana. Zaten iki cümleyi yazmak icin on sayfa sacmaliyorsunuz. Yarisida hakaret oluyor.

      • hakan kaya

        Sen 60 seneyle yetinmiyorsun , sen ortalama okadarına mecbursun zaten.Çok güvendiğin bilim seni ölümsüz yapsın vede o rastalantıyla 5 milyar yılda kendiliğinden oluşan kayık seni bir gezintiye çıkarsın ne dersin ? var mı öyle bir kayık.Herşeyi 5 milyar yıla bağlayın siz.Nede olsa kimse o kadarını göremiyor.60 yıl sonra öl de gör …. nın hörekesini…Her şey tesadüfen çok çok uzun zamanda kendiliğinden oluştu diyonuz ama hep laf hep laf…ispat ve kanıtınız yok.Evrim teorisi adı üstünde teoridir kanıtlanmış bir bilim değildir.Senin ağa baban olcak darwin bile maymun ile insan arasındaki ara formlara ait bir tek kanıt bile bulamadı.Kıçından uydurmuş bi kaç maymun insan karışımı şekiller kağıda çizmiş sizin gibileri kandırmış.Kendisi bile diyor ara formlara ait bir kanıtımız yok diye.Bir tane fosil göster sadece insan maymun arası olmasada olur.bok böceğiyle senin arandaki ara formları göster.Gösterki bende göreyim sen nerden geldin nereye gidiyorsun

        • hakan kaya

          Ek olarak sizin bazı sahtekar ateist evrimciler bazı zamanlar kanıt bulduklarını iddia ettiler ama hepsinin sahte olduğu ortaya çıktı.Son birkaç yüzyıl içinde ölmüş olan bir afrikalının kafatasının şekli maymununkine benziyo diye ara form demişler ama dedikleri gibi öyle çok uzun zamandan kalma değildi.sadece birkaç yüz yıllık olduğu ortaya çıktı.Sonra bir balık fosili buldular dedilerki bu ara formdur ama aynı balık günümüzde okyanusta yaşayan bir balık çıktı.İşiniz gücünüz hile yalan dolan

          • agnostic

            yaw hakan kardeşim hadi evrimi bilmiyorsun saçmalıyorsun orasını anladık.sen ortaya bir kanır göstermeden nasıl dini savunabiliyorsun anlamış değilim.hala dünyanın yaşını 20 bin diyen insanlar topluluğusunuz.hayretsin.madem evrime inanmıyon sana içinden çıkamıyacağın bir soru sorayım.adem ile havva beyaz tenli ise çinlisi afrikalısı nasıl meydana gelmiş bir açıkla bana…

            • hakan kaya

              adem ile havva as ın ten renginini hiç merak edipte araştırmadım.Ama sen iyiki sordunda ben de baktım.kopyalayıp yapıştırıyorum alıntıdır… ” Tek atadan, farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir? Hem tek atadan gelinir, hem de farklı renk ve ırklar ortaya çıkamaz mı? Aslında bu tip sorular, daha ziyade biyolojiyle alâkası olmayanlardan gelmektedir. Çünkü bir biyolog bilir ki, her anne, baba, büyükanne ve büyükbabaların karakterleri, belli oranlarda yavrularına geçer. Bu oranlar, “Mendel Kanunları” adı altında meşhurdur.Cenâb-ı Hakk’ın koyduğu bu kanunlara göre; meselâ bir fert, boy bakımından yüzde 50 ihtimalle annesine,yüzde 50 ihtimalle de babasına benzeyecektir. Ferdin hemen hemen bütün özelliklerinde bu veya buna yakın oranları görmek mümkündür. Fakat bazı karakterler vardır ki, ortaya çıkmaları,yâni bir fertte tesir göstermeleri, bazı şartlara bağlıdır. Nasıl ki, yıldızların görünmesi, gecenin gelmesine bağlıdır. Güneş onların görünmelerine mâni olur. Bazı çekinik (resesif) karakterlerde, baskın (dominant) karakterlerin tesiri altındadır. Çekinik karakterler ancak bu tesirlerden kurtulduğu zaman,ağırlığını hissettirecektir. Fakat bu,belki de nesiller sonra mümkün olur.

              Günümüzdeki ırkların hepsi ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Yada bir Çinli’den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir..

              Günümüzdeki ırkların hepsi, ortak bir atadan gelir. Saf ırk mevcut değildir. Meselâ beyaz ırkın bir ferdinden, bir zenci gibi koyu deri rengine sahip fert hâsıl olabilir. Veya bir Çinli’den, bir Kafkaslı kadar beyaz deriye sahip yavru meydana gelebilir.Bazıları, zenci ırkın tropik bölgelerdeki yoğun ultraviyole ışınlarına uyum sağlayarak meydana geldiğini iddia ederler. Halbuki bu görüş, Kuzey ve Güney Amerika’da aynı ışınlara maruz kalanların niçin siyahlaşmadıkları sorusunu izah edememektedir. Son yapılan çalışmalar, deri rengindeki bu farklılığın irsî olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla, ırkların teşekkülüyle ortaya çıkan siyahlar, kendileri için zararlı olmayan ışınların bulunduğu sahaya göç etmiştir. Diğer taraftan açık renkli ve mavi gözlü İskandinav ırkı ise,ekvator yakınındaki yoğun ultraviyole ışığından kurtulmak için kuzeye gitmiştir.

              Dışarıya kapalı bir kabile düşünün.Çevredeki diğer kabilelerle hiçbir irtibatı olmayan bir grup. Buradaki genetik özellikler, kabile fertlerinin sahip olduğu irsî karakterlerin toplamına eşittir. Belli sınırlar içinde yer alan böyle bir bölge “gen havuzu” olarak da adlandırılabilir.Bu gen havuzundaki çekinik karakterler, zamanla melezleme sonucu birbiriyle karışarak yeni ve değişik karakterler hâsıl eder.Değişik renk ve ırk karakterlerine bu açıdan bakmak gerekir. İşte ilk insan Hz. Âdem (A.S.) ‘in genetik yapısında da çok farklı renk ve ırk özellikleri vardır. Tıpkı bu gen havuzu gibi,muhtelif karakterleri ihtiva ediyordu. Bütün bu karakterlerin bir anda ortaya çıkması elbette mümkün değildi. Zamanla bazı genetik açılmalar sonucu, değişik karakterler meydana geldi. Neticede, günümüzdeki farklı fertler hâsıl oldu.

              • agnosturk

                sizin gibileri kandırsın lar diye saçmalamışda saçmalamış:))…10 kişilik zenci bi ailede beyaz ırk çıkmaz çıkarsa ona mutasyon adı verilir.mutasyon varsa evrimde vardır.bu yazı evrimi açıklamak istemiş ama anlaşılmasın diye her şey tek ırkdan gelir demiş.iyi oku kendi kaynağından evrimi gör hakan kardeşim…

                • hakan kaya

                  Birincisi bu kaynak değil alıntı.Alıntı olduğunu yazmışım değilmi.zenci bir aileden beyaz çıkmaz diyon ama biz Allahın yoktan var ettiğine inanırken senin bana bunu söylemen gülünç.insanı yoktan yaratan ten renginimi yapamicak.Biz bunu böyle açıklıyoruz.Ya siz? yoksa rengi koyu böceklerden zenci insanlar mı çıkmış ? yada açık renk böceklerden beyazlarmı türemiş? kendi sözde biliminizin açıklayamadığı şeylerle karşıma gelme.sen maymundan ilk insana geçmiş olanda gen zenginliği vardı diyon bende ilk insan adem ile havva böyle yaratıldı diyom.Allah dilediğini dilediği şekilde yaratır.sense buna evrim diyon.keşke seni maymun olarak yaratsaymış

  26. ceyhun

    sizin kadar cahalını ömrümde görmedm,orda bahsedılen tatlı su.denizin tuzluluk oranı.sız beyınsızlerın anlayabılecegı sekılde soylıyım mesela marmara denızınde yuzdugunuzde gozlerınızı suyun altında actıgınızda cok yanmaz bu tuz oranının cok az olmasındandır ege denızınde actıgınızda ıse cok yanar buda tuz oranının cok fazla olmasından kaynaklanır.oyuzdende tatlı ve tuzlu su derler gerızekalılar.herseyı oldugu anlamda kullanmaya kalkarsanız kendı ınanısınızı bıle savunabılecek kelıme bulanmazsınız turkceden bı haber beyınsızler.ayrıca bız ınananlar olarak sıze bırsey demıyorken sızdekı bu camur atma sevdası nedır anlamadım ınanmıyosan ınanma be kardesım

    • agnostic

      bu sitede ne işin var o zaman sevgili kardeşim.dini sitemi burası.bak sen dalgana.senin gibi gerizekalılar topluluğu bir araya gelip sivasta otel yakıp çoluk çocuğu öldürdünüz.maraşda alevileri yaktınız o yüzden bizim çabamız sizin gibi yobazlardan insanları korumak…

  27. kamil aksoy

    Bugün Allaha olan inancım bir kat daha arttı sizi yaratıp bize örnek olsun diye sizi dünyaya göndermiş sizi bu dünyada besleyip kendini inkar edecek el vermiş siz ne biçim insanlarsınızya konuştuğunuz yazdığınız şeyler çok saçma evet kuran mucizelerle golu bir kitap ve bunu yediremediğiniz için saldırıyosunuz hiç bir icraatınız yok ama sadee laf ebeliği yapıyosunuz bir gün kıyamet gelip çattığı gün halinizi merak ediyorum ama siz şimdi laf ebliğine başlarsınız hemen yok kıyamet yokta varda tartışmaya bile girilmez sizle daha nasıl doğduğunu bilmeyen maymundan geldiğine inanan insanla ne tartışılabilir ki zaten :) :) siz gidin sizin gibi beyni çalışıp bunu sadece allahı inkar için kullanan insanların yolundan ama unutmayın bir hesap günü var ve o güden kimse kaçamayacak

  28. Aydın

    Sevgili arkadasım , açıklamalarında bilim adına Guzel ama din adına hatalı yorumlarda bulunmussunki Buda normaldir, zira Kur’an ayetleri kelime kelime ele alınıp yorumlanamaz, bu cahilce ve güldüren bir yorum olur, birinci açıklama,
    Ayette( Furkan süresi) biri tatlı digeri acı sudan bahsedilmiş, burada Kuran’ın açıklama bicimi ve tarz hakkında bilgisi olmayan insan tatlı suyu düşünür, ancak iki Deniz’in sularının yoğunluk farkı yani tuzluluk oranlarindaki fark anlatılmış, ikiside acı ama biri digerine göre daha az acı,,, bu anlatılmak istenir bu ayette,,
    İkincisi ise asırlar önce kimse böyle bir olayı bilmezken Kuran’da iki Deniz’in karışmasını anlatılmış, kimse bilmezken o bilmiş, dusunmelisin,,,
    Üçüncü gercek, bir kap icinde bulunan iki türdes ama farklı yogunluktaki sıvı karışır, ama bir kap içerisinde bu olay gerçekleşir, ve kaldiki zaten mucize burada burada karışıp ortak yoğunluk olmuyor, bu farklılık zaten mucize , yani açıklananla kendin soylemissin zaten , karışmayan o çizgiden on metre geriden ve on metre ileriden su örnekleri alınıp incelenince yoğunluklar farklı çıkıyor, mucize burda zaten :)) anladın sanırım?

    • agnostic

      insanlar 30 bin yıldır denizle içe içe 5 bin yıldırda araştırmacı topluluklardır.3500 yıl önce küçük çocuklar bile bilirdi denizinne tarafı tatkı su ne tarafı tuzlu su:)…dünya 1400 yılında başlamadı ama siz öyle sanıyosunuz bir demokritos bir arestotales okumanı tavsiye ederim;)

  29. Murat

    İnsan inanmayabilir ancak bu kadar da küstah olamaz ya. İnancıma önce saygı göster. konuları kendince ilmi çerçevede tartış amenna. dalga geçmek haddin değil.

  30. Murat

    Bir iğne ustasız olmaz, olamaz. Bir köy muhtarsız olmaz biliyorsun. Nasıl oluyor ki şu muhteşem kainat Yaratıcısız olur? Kainattaki bu çeşitlilik, mükemmellik, renklilik, ahenk, temizlik vs. bütün bu hakikatler Allah diyor. Bütün kainattaki unsurlar hep bir netice için çalışıyor. İnsan bırak kainatı, kainatın küçük bir örneği olan kendisine baksa hayran kalacak ve kalıyor. Bütün bunları göz, kulak, şefkat, sevgi , merhamet, hayret, korku vs. tesadüflere havalesi mümkün mü? Dünyaya gelişimize, çiftlerden bir araya gelerek çift oluşumuza, büyüyüp ölümümüze nazar edelim de yüce Allah için hayret ve muhabbetle secde edelim. Saygısızlık asla. Hoş kafir Allah’ın düşmanıdır amma ilim kisvesine bürünüp de bel altı vurmak da bu akıllı arkadaşlara yakışmıyor :)
    İnsan-ı asi der:Çürümüş kemikleri kim diriltecek? Sen de : Bidayeten(başlangıçta) kim diriltip hayat vermiş ise O diriltecek. Saygılarımla.

  31. ece

    :) cebelitarık boğazını araştırırken rastladım yazılanlara. o yazdıklarınız sözde biliminiz falan onlara hiç girmeyeceğim, çünkü zaten arkadaşlar yeteri kadar çürütmüşler saçmalıklarınızı. bu inanç meselesidir. sen inanmıyorsun diye kimse size saçmalık, salaklık ya da cahillik demiyor. ama siz biz inananlara cahil, kendini bilmez, beyinsiz diyorsun, doğal olarak da herkesi sinir ediyorsunuz. bence inancınız için yargılanmanız başka ama bu kadar insanın hakkında atıp tutmak kendinden aşağı görmek… hey yarabbim işiniz çok zor kardeşim öbür tarafta. bizim dinimiz öncelikle yaradanı sonra da yaradandan dolayı kardeşini sevmek der. sizin için tek isteyebileceğim çok geç olmadan kendinize gelmeniz uyanmanızdır. burası kısa çabucak geçilip gidilecek bir durak. Allah ımıza kavuştuğumuzda umarım sizi de sizi değiştiremediğimiz için bizi de affeder. ama tek bir soru soracağım sana cevaplarsan sevinirim inş birdaha girer görürüm yazını. anneni seviyor musun? kardeşin varsa kardeşini seviyor musun? aşık oldun mu hiç? hiçbir kan bağın olmadığı halde ölesiye sevdin mi birini? peki o harika insanı ondan daha harika birşeyin etkisi olmadan dünyaya gelmiş olması mümkün müdür? ya da şöyle sorayım eti kanı canı geçtim; sen hiç mutlu olmadın mı gerçekten? sevilmedin mi? onun gözlerine baktığında seni yaratan mükemmel birşey olmalı demedin mi? bir annenin sevgisi rastlantı olamaz daha yüzünü görmeden tüm hayatını onun için değiştirmesi insanın iyiliğinden olmaz o iyiliği içine koyanla olur….

  32. ibrahim

    ‎”Cahillerle tartışmaya girmeyin çünkü ben hiç yenemedim!”
    imam-ı Gazâli
    Çöllerde avare dolaşan bir filozof, devesi ile yolculuk yapan bir köylüye rastladı. Nereden gelip nereye gittiğini öğrendikten sonra, devenin iki yanına sarkmış çuvallarda neler olduğunu sordu.
    Köylü:
    – Onların birine buğday, diğerine kum doldurdum. diye cevap verdi.
    Filozof:

    – Buğdayı anladım ama, kumu niçin doldurdun? diye sorunca Köylü:
    – İkinci çuval boş kalsaydı denge bozulurdu dedi. Filozof gülmeye başladı:
    – Denge sağlamak için buğdayın yarısını bir çuvala, diğer yarısını da öbürüne doldursaydın herhalde daha akıllıca davranmış, zavallı devenin yükünü de azaltmış olurdun dedi.
    Köylü şaşırmış, bu bilge adama hayranlıkla bakmaya başlamıştı.
    – Sen, dedi, padişah yahut vezir olmalısın! Bu kadar akıl ancak onlarda bulunabilir.
    – Hayır dedi filozof, ben ne padişahım, ne de vezir.
    – Öyleyse dükkan sahibi zengin birisin.
    – Ne gezer, cebinde mangırı bile olmayan bir adamım ben. Bunca bilgi ve hikmetin karşılığı olarak elimdeki şu deynek ve hırpani kıyafetlerimle gezip duruyorum çöllerde…
    Köylü bu cevap karşısında hiç memnun olmamıştı:
    – Çekil git yanımdan! diye bağırdı. Senin bilgi ve hikmet dediğin şeyin bir faydası bulunsaydı, önce sana yarardı.
    Torbamın birinde kum, diğerinde buğday olması, senin içi boş bilgi ve felsefenden çok daha iyidir!.

  33. kenan

    Dinsizler imansızlar, azıcık beyin olsa sizde kainattaki hiçbirşeyin kendinden var olamayacağını düşünürdünüz.. cehennemde yanarken bakalım bunları yine diyecekmisiniz… ama Allahın rahmeti o kadar büyüktürki, yapılan hiçbir tövbeyi geri çevirmez..

  34. cancun

    Ben yurtdisinda yasiyorum ve öyle gezinirken ben de bu siteye ugradim da sadece Allah’in varligina inanan Kardeslerime, böyle sahislara itibar etmemelerini yazmak icin ugradim, Büyük Allah’in varligini görebilmemiz icin sadece beynimizi, kalplerimizi ve gözlerimizi acmamiz yeterlidir, bilmiyorum bu yazilari yazan insanlarin reel hayattaki sifatlari veya egitimleri nedir ama yazdiklari ve tavirlari sadece sacmalik, kizginlik ve böbürlenmekten ibaret, gercek egitimli kisiler bu tür seylere basvurmaz. Ahiret de neden vardir biliyormusunuz, herkes hesabini versin diye, kul hakki yiyenler, kötülük yapanlar, suclari ispatlanamayanlar cezalarini ödesin diye. Sizler istediginize inanin, dedelerinizin maymundan geldigine veya herseyin kendi kendine olduguna, bizler Allah’a inaniyoruz, yakindir o gün hepimize, hesap günü geldiginde Allah hicbirimizin boynunu yere egmesin Insallah.
    Bu da yukarida “insan bir damla sudan mi yaratilmis“ diyen mahlukat icin bir söz, Hazreti Mevlana’dan, tabi bu cümleyi idrak etmesi ve anlamasi kendi elinde.

    “ İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir. “

  35. islam

    basireti bağlanani ikna etmek mümkün olmaz.allah hidayet vermedikce gözünün gördüğünü bile ınkar eden dinsizler tarihte hep olmuştur.ölüm geldiğinde canınız çıkarken azrail a.s. size o hiddetli haliyle geldiğinde diliniz tutulacak o zaman inandım demeye bile takatiniz olmayacak dinsizler.

  36. islam

    Tarihte nice kafirler gelip geçti gozleriyle gördükleri halde ınkar ettiler.allah hidayet etmedikçe bu dinsizlerin de görseler dahi inanmayacaklarini bilin.ölüm geldiğinde canınız çıkarken azrail a.s o hiddetli haliyle size gorundugu an bugün basiretinizin bağlı olduğu gibi o anda korkudan diliniz bağlanacak.ne inandım demeye diliniz varacak ne allah demeye dinsizler.tüm dünyada ecnebi ailelerden yetiştiği halde aklıyla ıslami bulanlara inat çoğu müslüman anne babadan doğup böyle dinsiz olanların halleri kafir yetişip kafir ölenlerden daha feci olur sanırım.siz mucizeleri ınkar ede durun sizin bu körlüğünüz biz inananlara apacik bi mucize.hatemallahü ala gulûbihim ve ala sem ihim ve ala ebsarihim ğışaveh velehüm azabün aziym.

  37. semiha

    BİR DELİ KUYUYA TAŞ ATMIŞ BİN AKILLI ÇIKARAMAMIŞ. YAA YAPMAYIN BÖYLE İNSANLARA PRİM VERMEYİN ARKADAŞLAR. ALLAHIN VARLIĞINI İNKAR EDEN VE ATAİST BİRİ VARMIŞ BEN BÜTÜN DİN ADAMLARINDAN 3 SORUNUN CEVABINI İSTEDİM AMA HİÇBİRİ BANA YARDIMCI OLMADI DEMİŞ SON OLARAK BİR HOCAYLA KARŞILAŞMIŞ HOCAYA AŞAĞILAYICI BİR ŞEKİLDE BAKARAK SENMİ 3 SORUMUN CEVABINI VERECEKSİN DEMİŞ HOCADA SEN SORUNU SOR HELE DEMİŞ. 1. ALLAH VARMIDIR VARSA NEDEN GÖRÜNMÜYOR.2.KADER VARMIDIR BENCE YOKRU BEN KADERİMİ KENDİM BELİRLERİM DEMİŞ.3. OLARAKTA ŞEYTANIN CEHENNEMDE YANACAĞINI SÖYLÜYORSUNUZ ŞEYTAN ATEŞTEN YARATILMIŞTIR NEDEN ATEŞLE YANSINKİ DEMİŞ. HOCA DURAKLAMIŞ YANINDAKİ TOPRAK SAKSIYI ADAMIN KAFASINA GEÇİRMİŞ ADAM DURAKLAMIŞ VE KIZMIŞ NEDEN VURDUN BANA CEVABI BULAMADINYA ONDANMI VURUYORSUN DEMİŞ. HOCA HAYIR BU İLK SORUNUN CEVABI SANA VURDUM NE HİSSETTİN DEMİŞ ODA NE HİSSEDİCEM ACIDAN ÖLDÜM DEMİŞ HOCADA İNANMAM GÖSTER BANA ACIYI NERDE DEMİŞ. ADAM BAKA KALMIŞ GELELİM 2. SORUNUN CEVABINA KADERE İNANMIYORSUN KENDİM YAZARIM DİYORSUN BURAYA GELECEĞİNİ BİLİYORSAN VE KAFANA SAKSI YİYECEĞİNİ BİLİYORSAN NEDEN GELDİN DEMİŞ O HALDE.3. OLARAKTA SANA VURDUGUM SAKSI TOPRAKTANDI YANİ İNSANLAR TOPRAKTAN YARATILDI BU TOPRAK SENİN CANINI NASIL YAKTIYSA ATEŞTEN YARATILAN ŞEYTANIN GİDECEĞİ CEHENNEMDE O DENLİ ŞİDDETLİ VE YANICIDIR.

      • hakan kaya

        Şeytan kibri yüzünden cehennemde yanıcaktır.Sizin gibi inançsız olduğu için değil.O hiç değilse inkar etmiyor.Daha doğrusu edemiyor.Yinede bu açıdan bakarsak şeytan sizden daha iyidir.

        • agnostic

          çoğu gerizekalılar topluluğu bir araya gelip sivasta otel yakıp çoluk çocuğu öldürdünüz.maraşda alevileri yaktınız o yüzden bizim çabamız.sizin gibi yobazlardan insanları korumak. için.anladınmı şimdi

          • hakan kaya

            yaw sen şu sivası diline dolamışssın ha.sivasta maraştaki aleviler ne halt ettilerde onları yaktılar bilmiyorum.ama onlardan bir saldırı olmamışssa , onları yakanlarda şeytana uymuş ve büyük günahlardan olan can alma günahına girmişlerdir.tabi burda suçlu olan şeytandır yakanlar değildir demiyorum dikkat edersen.Şeytan insana o düşünceyi aklına sokar.ama yapıp yapmamak insanın iradesindedir.şeytan aynı şekilde sizide ateistliğe sürükledi ama seçim sizin seçiminiz ve irade sizin iradeniz.maraşta sivasta olanları bütün müslümanlara maal etmen haksızlıktır.ona bakarsan amerikada ırağa girmiş masul sivillerinde kanına girmiştir.filistinde katliam yapılıyor.Ama ben demiyorum israilin amerikanın komple hepsi canidir katildir yobazdır.sivasta ve maraşta Allah bilir ne dolaplar döndü.yabancı devletlerin bizim için çıkardığı terör yetmemiş gibi birde böyle çatışmalara da zemin hazırlamış olabilirler.dediğim gibi nasıl olursa olsun orda işlenen günahın üstünü örtmez.benim çalıştığım yerdede alevi biri vardı.Aleviyim derdi ama bazı konuşmaları ateistlerin konuşmasına benzerdi.Bu yüzden şüphelenirdim bu ateistmi diye.ama hiçbir zaman kötü gözle bakmadım horlamadım.o benim inancıma saygılıydı bende onunkine bişey demezdim.yani kısacası demekki bir elin beş parmağı aynı değil.islamiyetin özünde böyle şeyler yoktur.zaten bu ülkenin neden geri kaldığı işte islamiyeti tam amanasıyla yaşayamadığımız için.Eğer islami kurallar tam geçerli olsa herkes dininin gerektiği şekilde yaşasa bu ülke bu halde olmazdı.diceksinki islam ülkelerinin hepsi geri kalmış.Evet hiçbiriside tam olarak islamiyeti yaşamıyor.

            • agnosturk

              tarih oku biraz sevgili kardeşim.sana şöyle özetleyim.sen ve senin gibi 20 30 kişi kahvede oturuyonuz.biri gelio sizle alevileri birbirine düşürüp rant sağlamak isteyen biri…dio ki şu mahalledeki aleviler kuran yaktı muhammete küfür etti.sizde zaten dinin gerekliliklerini yapmayan o yüzden de devamlı böyle şeyler çıksında bağıralım çağıralım yıkalım tanrının gözüne girelim hesabı toplanıp gidiyorsunuz o mahalleye heryeri yakıp yıkıyosunuz.sonradan biri geliyor size diyor ki yaw kardeş size komplo kurdular boşuna yaktınız çoluğu çocuğu…olay bu…sizin gibilerden insanları korumakda bize düşüyor.

              • hakan kaya

                Bu yazdığın hikayeye anca senin gibiler inanır.Bu zamanda hiçbir müslüman , kuran yaktı diye bir çocuğu öldürmez.Müslüman diyorum bak iyi oku.yapan varsa sözde müslüman olup gerçekte sizin gibi atesittir.sen bu klavye korumalığını git yahudilere ve bir kısım hristiyanlara yap

                  • hakan kaya

                    Gene bir cevap üretemedi değilmi o 2 gramlık beynin ? ne oldu bayatladımı ezberlediğin o 2-3 kelimen.cahil yobaz ayaktakımı kelimelerinden sıkıldında gavurların lisanınamı geçtin.diyorumya senin insan olmadığını biliyordumda buda türk olmadığını gavurların köpeği olduğunu gösterir.senin seviyen işte bu

  38. semiha

    BU DÜNYA AYAKTA KALICAKSA İYİLER VE KÖTÜLER OLUCAKTIR,DENGE KURULSUN ONLAR DEDİKLERİNE İNANIRLAR CÜNKÜ ALLAHIN MERHAMETİNE VE BÜYÜKLÜĞÜNE KALBİ TEMİZ İNSANLAR GELİR. YANİ ONCA CEHENNEMİ KİM DOLDURACAK DEĞİLMİ
    BIRAKIN SICAĞI SEVENLERE İYİ YANMALAR DİYİN GEÇSİN GİTSİN YADA ATEŞ SENİ ÇAĞIRIYOR.

  39. inanmak için elde yeterli veri yok Allah tan geldiği söylenen kitapta pek fazla bişey yazmıyor eğer hiç kuran ı bilmesaydim ve bir gün yolda onu bulsaydım ve o kitabı okusaydım bunun Allah ın kelamı olamayacagınıı düşünürdüm hiç etkilenemezdim zaten mealini okuyunca hüsarana ugradım üzüldüm keske cahilce inansaydım sonuc olarak sosyal cevremizin etkisinde gelişen bi inanca sahibiz çoğumuz inandıgımız kitabın içinde ne oldugunu bile bilmiyoruz dediğim gibi yolda bulup okusaydım asla ama asla etkilenmezdim Allah ın varlıgından şüphem yok ama Hz Muhammed şüphelerle dolu.1400 yıl öncesine ait bir kitap olaylar ve bir insan ve bana Tanrıdan mesaj getirdiğini söylüyor eğer şu devirde gelmiş olsaydı onu gözlerimizle görmüş olsaydık bile inanmayabilirdik ki Hz muhammed zamanında yasamıs onu bizzat görmüş ve bizzat hz muhammed onlarla konusp onları iknaya calısmıs olmasına rağmen inanmak isteyen fakat inananamayan insanlar gibi ve ben bu devre ait bir insan ve hz Muhammedi hiç görmemiş biri olarak inanamıyor olusum gayet dogal ki ben inanmak isteyen biriyim.Sonuc olarak Allah hz Muhammed e gerçekten yollamıssa ve beni yaratıgı inancına dayanarak ve beni bu sorguşayan donanımla yarattıgına göre beni ikileme düşüren Tanrı nın tutarsızlığı olur ki Tanrı yada Allah mükemmeldir.O böylr bir hata yapmayacagına göre Hz Muhammed iyi niyetli biridir sadece diyebilirim.

  40. anıl

    ey dinsiz kardesım kimse sana inanmak zorundasın demiyor ve kimse ALLAH a inanmazsan seni asarım da demiyor kimse gel müslüman ol yahudi ol budist ol da demiyor.senin inançların yahut inançsızlıgın kendine de biz İnancımıza saygı duymayıp Yaradanı bizim inandıgımız taptığımız ALLAH ımızı yok saymaya çalıştıgını anlayamıyorum sen şimdi okudugun öğrendiğin veya gördüklerinle mi biz inananları inançlarından vazgeçirmeye çalışıyorsun! Bana göre diyorum vurgulayarak inanç özgürlüğü olan bir ülkede yaşıyoruz ya inancımla hatta puta bile tapıyorsan yine gel diyerek seni islamiyete davet ederek haykırıyorum ben ALLAH a tapıyorum ve kuşkusuz O’ na inanıyorum.

  41. allah vardır

    okan.sen maymundan geldiğini iddia ediyorsun herşey tesadüfen oluştuğunu savunuyorsun.tövbe haşa allah yoktur diyecek kadar kör olmuşsun en başta allah seni kurttarsın.soru.1:herşey tesadüfen oluştuysa yeni ırkların çıkması gerekmiyormu ve bunun devamlı tekralaması gerekmiyormu görüyoruz ki böyle bir şey yok. soru.2:yaratıcı yoksa herşeyin tesadüfen oluştuğunu kabul edecek olursak bu tesadüfler zincirinde nede sadece insan akıl ve ilim sahibi bu tesadüfler neden sadece insan için işlemiş te bir sığır akıl sahibi olupta bi icat yapamamış.soru.3:evrim olması için maymun dan türerken geçiş yaratıkları olması lazım hani nerede insanla maymun arası bi canlı bana bunu göster.maymun evrimleşip insan olmuşsa hala neden maymun var evrim onlara işlememiş mi. soru.4:ucsuz bucaksız kainat tesadüfen oluştuysa bu oluşumdan önce ne vardı.SORU 5:tesadüfen başka bi canlıda mesala maymun insan kadar akıllı olsa dünyada rekabet olmazmıydı maymun insanı insan da maymunu yok etmeye çalışmazmıydı nitekim böylece canlı hayatı yok olmazmıydı özteliyecek olursam neden böyle bir rekabet ortamı oluşmasın diye sadece insanda akıl var bu tesadüfte böyle bir riski göze alamamış demekki o zaman bu tesadüf kimdir nedir bana bi açıklasana.

  42. allah vardır

    bu arada ben sizin gibi ne bilim adamıyım nede din adamı ben bi balıkçı esnafıyım trabzonda varlığım sebebim sonucum sadece allah elindedir.ve allahın varlığını görmek için bilime ihtiyaç yoktur kalbini dinle o zaten san var olduğunu söyler sen okan ateist olmakla ve bunu savunmakla çok yanlış bi yoldasın umarım allah seni ıslah eder.sen nefsine zulmediyorsun allah açık seçik görüneydi zaten yaratılma sebebimiz olmazdı.tövbe haşa

  43. allah vardır

    hz.muhammet benim sevgilim kuran benim segilim ALLAH benim sevgilim BEN YARADANIMI ÇOK SEVİYORUM KURBAN OLURUM ALLAHIMA.KURBAN OLURM RESULÜMÜN O GÜZEL KAŞINA GÜZEL GÖZÜNE.İNKAR EDİYORSUNUZ HZ.MUHAMMEDİ YERDEN YERE VURUYORSUNUZ NE YAPMIŞ O NE DEMİŞ İYİLİKTEN GÜZELLİKTEN BAŞKA ALLAHIN EMİRLERİNE Bİ BAKIN.NEDEMİŞ ABDEST ALIN DEMİŞ NE VAR ABDESTE ALLAH İÇİN NE VAR RESUL İÇİN NE VAR HİÇ BİRŞEY HEP KENDİMİZ İÇİN NAMAZ 5 VAKİT DÜZENLİ SPOR GİBİ ABDEST 5 VAKİT ABDET TEMİZLİK BAK 5 VAKİT EL AYAK YÜZ AĞIZ KULAK BURUN TEMİZLİĞİ ORUÇ MİDE SIHHATİ DİNLENME HARAMDAN UZAK DURMA VE ÖNEMLİSİ HUZUR BULMA KURBAN O SİZİN DALGA GEÇTİĞİNİZ KURBAN AMA KESİLİŞ AMACI ET ALIP YİYEMEYENLERE DAĞITMAK İÇİN OLAN DERİN DONDURUDA SAKLAMAK İÇİN DEĞİL YADA HAYVANLARA EZİYET ETMEK İÇİN DEĞİL SADECE ET ALIP YİYEMEYENLERİ DOYURMAK İÇİN OLAN KURBAN BUNLAR HEP İNSAN İÇİN.EY ATEİST DOKTOR SANA DESEKİ HASTALIĞININ SEBEBİ PİSLİK GÜNDE 5 DEFA ELİNİ AYAĞINI KOLLARINI AĞZINI BURNUNU YIKAMAN GEREKİYOR DESE BU DOKTOR İYİ OLUYORDA TÖVBE HAŞA HZ. MUHAMMET S.A.S EFENDİMİZ DEYİNCE KÖTÜ OLUYOR İNANMIYORSAN İÇİNDE SAKLA İNSANLARIN ZİHİNLERİNİ BULANDIRMA UNUTMAKİ ALLAHTAN BAŞKA İLAH YOKTUR O TEKTİR DOĞMAMIŞTIR.VE HERŞEYİN SAHİBİ ODUR ALLAHTAN NİYAZ EDERİM Kİ.İNŞALLAH ÖLDÜĞÜMÜZDE SİZİ BİZİMLE KARŞILAŞTIRIR.OZAMAN GÖRÜRÜZ ANYAYI KONYAYI

  44. memet

    Eğer Hz.Muhammed yalancı yani peygamberliği uydurdu ise dünyada doğru insan yoktur eğer (haşa)deli ise dünyada akıllı kimse yoktur şu bir avuç akıllı geçinen ateistler…Eğer HZ. Muhammed sahtekarsa dünyada güvenilir bir adam yoktur…

    Kainatın en iyisi en iffetlisi en comerti en akıllısı en doğrusu O dur.Hz Muhammede inanan pişman olmayacaktır vesselam…

    • allah vardır

      BAKIN NE DEMİŞ ALLAHIN RESULÜ KİM BUNDAN DAHA İYİ ÖĞÜT VEDA HUTBEİ
      (9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
      Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi’nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:

      “Hamd Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah’dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür.”

      “Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.
      Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O’da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.
      Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.
      Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nın kan davasıdır.
      Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.
      Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
      Ey mü’minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.
      Mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman’a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
      Ey insanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.
      Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.
      Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
      – Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
      – Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
      – Zina etmeyeceksiniz.
      – Hırsızlık yapmayacaksınız.
      İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? ”
      Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:
      “Allah’ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!”
      Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:
      “Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! ”
      Ayrıca web sitemizde bulunan “Peygamberimizin Hayatı” adlı eserin “X-Hicretin Onuncu Yılı” bölümünde yer alan “Veda Haccı” konusuna da bakabilirsiniz.

      DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

  45. allah vardır

    madem yaşam tesadüfen kendini geliştirerek oluştu neden ölüm var canlı neden kendini geliştirip ölümsüz yapamadı kendini bu kadar karmaşık yapımız tesadüfen oluştuda insan kendi kendini geliştirip ölümsüz olamadı varın gidin işinize allah vardır birdir ondan başka ilah yoktur.açın gözlerinizi allaha inanın azabından korkun

  46. faafasf

    Evren hakkında zerre fikri olmayan adamalr gelmiş burada zerre fikri olmadıkları bi konuda yorum yapıyorlar.
    Kuran tamamiyle saçmalıklardan olustugu icin, ona inanan insanlar ayetleri sürekli yorumlamak adı altında çarpıtırlar. Mesela kadını dövmek, miras, kafiri öldürmek veya hıristiyan ve yahudilerle dost olmamak gibi. Bunların hepsini sürekli yorumlayarak biryerlere ulasmaya calısırlar aslında bilmedikleri şey şu; kendileri sırf bu toprakları bizans kaybettigi icin müslüman olmuslardır. Ötesi degil. Bakın ne bilimsel kanıta ihtiyacımız var ne de baska birşeye. İslama inanmış şu yukarıda sürekli söven gerizekalıların müslüman olmasının nedeni 800-900 yıl önce başlayan türk istilasıdır. Öyle bir tanrı var ki, günümüzde dünyada yaşayan 7 milyar insanın sadece 1.5 milyarına yani çin’in nüfusu kadarına mükemmel dinini kabul ettirebilmiş ve onları cennetine sokacakmış. geri kalan 5.5 milyar insan ise ebedi kalacakları cehennem hayatına layık görmüş. Böyle bir tanrı fikrini kabul eden insan tek kelimeyle ahmaktır.

  47. faafasf

    müslümanların en iyi yaptığı şey “dinimiz yanlış anlaşılıyor yaaaa :(” diye ağlamaktır. Başka bir şey bilmezler. Başlıca müslüman tartısma argümanları;

    Bir hadis günümüz dünyasıyla ters mi düştü? Hemen inkar et ve hadislere güvenilmez de.
    Bir hadis günümüz dünyasında bir şeye mi işaret ediyor? Hemen bunu bir ispat olarak kullan ve Muhammed’in kıcını yala.
    Bir ayet insanlık dısı birsey mi ifade ediyor? Hemen yanlıs anlasılıyor yaa diye agla ve on bin tane tefsir içinden en insancıl olanı copy paste yap.
    bir ayet matematik hatası mı iceriyor?Allahın kelamı olmayan şeyleri allahın ayetlerine tefsir sacmalıgı altında ekle ve ayeti “düzelt”.

    Tüm bunları yapmayıp direk sövenler var onları da yukarda görmek mümkün.

    Bir kutsal kitap yani Allah tarafından indirildiği varsayılan, kitabın bir ton tefsiri OLAMAZ! herkes kafasına göre bir din olusturmus ona inanıyor.

  48. faafasf

    Muhammed sapık bir araptır ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olmustur. Elimde zaman makinesi olsaydı, ne sevdigim bir insanın yanındayken yasadıgım o güzel anlara, ne sevdiklerim hayattayken yasadıgım günlere, ne gelecekte ne var diye gelecekteki asırlara giderdim. Gideceğim yıl 610 olurdu. O yıla gidip, Muhammed’i öldürüğü yığınla insanın uğruna gebertirdim.

    • hakan kaya

      Benim zaman makinem olsaydı eğer , sen doğmadan 9 ay öncesine sizin eve giderdim.Baban tohumunu atmadan önce ananıda babanıda doğrardım.Senin gibi bir hayvan besleyip büyütüttükleri için keşke geberselermiş.Senin o bahsettiğin mübarek insanın ömrü fakirlik içinde geçti.Ömrü boyunca hep yarı aç kalktı sofradan.O sadece müslümanlarla savaşanlarla savaştı.Mekkeye girdiğinde kimseye zarar vermedi kimseyi zorlamadı.Kadınlara o devirde görülmemiş haklar tanıdı.eşleri konusundada git araştır kimle niye evlenmiş.Herkesi kendin gibi sapıkmı sanıyon o.ç evladı sen 2 düble rakı içip gece vakti belki kızkardeşine bile tecavüz edersin.senin gibilerin haddi değil bu konular sen git porno sitelerinde öz kardeşlerinle yaptıklarını hikaye bölümüne yaz vede video diye karınla ananla fantazilerini koy

  49. lady

    ben gerçekten hiç ikna etmedim. vikiden aldığın bilgilerle kanıtlamaya çalışmışsın ama olmamış. yemezler

    • faafasf

      Ama muhammed’in yazdıgı sacmalıklarla dolu kitap seni ikna etti ha? :D

      mesela ahzap 50, gerçekten çok önemli bir ayet değil mi?

      hani şu muhammed in kime sikebilecegini söyleyen ayet.

  50. var mıyım ?yok mu?

    İNANANLAR:tanrı varsa kanıtlayın.

    İNANMAYANLAR:tanrı yoksa kanıtlayın.

    İNANANLAR:sakın bana dağdaki allah yazılarını ve gökyüzünde allah yazısı çizerek uçan kuşları vs. tarzında örnekleri göstermein.(zira bu tezinizi hemen çürütürüm)farzedin ki bir ateisttim beni müslüman yapacak örnekler gösterin.

    İNANMAYANLAR:sizde sakın bana tanrıyı görmediğinizi,ve görünmeyenlerin var olmadığına inandığızı söylemeyin.(zira bu tezinizi hemen çürütürüm.)farzedinki boş inançları olan biriyim beni doğru bildiğiniz yola çağıracak dercede önemli örnekler gösterin.

    cevaplarınızı bekliyorum beni hanginiz kazanacaksınız acaba?
    bu arada felsefe ve bilimle aram gayet iyidir .ona göre örnekleriniz basit olmasın.:)

  51. Kuran-ı Kerim

    Ateistlere Söyleyeceğim Kıyamet Gününde Görüceksiniz.Allah(C.C) Var mıdır? Yok mudur? ki Boyle Bır Şey Tartısılmaz Kı Allah’a Şirk Koşmak Denir Buna ki Allah’a Şirk Kosanlara Lanetler Olsun! Denmektedır.Bunlar Allah’tan Hak Ettiklerini Alacaklar.Sunuda Bir İzleyin:

  52. varmıdır yokmudur

    inanlar: lütfen şu soruma cevap verebilirler mi?
    tamam siz ve daha bir çok kişi tanrıya inanıyorsunuz ve ahirete inanıyorsunuz peki size bir şey sormak istiyorum çin ve japanyanın çoğu budist ya da taocu peki bu çinlileri tanrı yaratmıyor mu? siz de diyorsunuz ki inanmayanlar cehenneme gidecekler peki bu adamların kaderleri önceden yazılmışsa o zaman sizin mantığınıza göre bu adamların hepsi cehenneme gidecekler eğer tanrı var sa niye bunlara doğru yolu göstermiyor ??
    inanmayanlar:siz de insanın hayvandan geldiğini söylüyorsunuz ve bilimi pof pofluyorsunuz ama hala bilim bile insanın hayvandan geldiğini kanıtlıyamamıştır

    • hakan kaya

      İslamiyetin duyulmadığı yerlerde ki insanlar bundan mesül değildir.Bu insanlar sadece yaptıklarıyla yargılanır inançlarıyla değil..yani iylikmi kötülükmü.bunun dinle Allahın emirlerini duyup duymamayla ilgisi yoktur.Her insana bir vicdan ve özgür bir irade verilmiş.Kişi şeytana uyarda kötülük ederse cezasını çeker.yok uymazssa mükafatını görür.Eski zamanlar için bu böleydi.Ancak şimdi ulaşımın hızlı tv radyo gibi şeylerle islamiyeti duymayan yoktur.Bu zamanda yaşayan her insana ömürlerinde bir veya bir çok kez islamiyeti tanıma şansı verilir.Bu şansı teperse evet ne kadar iyi biride olsa inanmadığı için cehennemlik olabilir.Sadece allaha inanır da islamiyete inanmazssa cennete giremez ama ömrü boyunca iyi biri olarak yaşamışssa cehennemde çok acı çekmiceği bir yere gider.İSLAMİYET SADECE BİLİNENDEN ÖTÜRÜ MESÜL TUTAR.BİLMEYENİ MESÜL TUTMAZ.Hristiyanlar ve yahudilerin dinleri yozlaştığı için kabul gören tek din islamiyettir.cenneten için tek yol islamiyettir.ama islamiyeti gördüğü halde kabul etmeyen ömrü boyunca iylik eden ve Allaha inanan biri ise cehennemde pek bir azap görmez ancak cennetteki mükafatları da göremez

  53. asitürk

    birincisi kuranda deniz geçmesi mesela hazar denizini herkez bilir değil mi öyle bir deniz var mı tabi ki de yok şimdi sacmaladın diyenler olacaktır bende onlara diyeceğim ki git denizin ve gölün tanımına bak ondan sonra git karar ver deniz mi göl mü peki gelelim buraya neden deniz diyorlar basit su olan yere ya deniz ya ırmak akarsu denir eskiye göre eskiden okyanus diye göl diye bir tanım yok halkın çoğu cahil insanlara nasıl gölleri anlatacaksınız insanlar deniz deyince büyük su ırmak deyince küçük su yada nehir i anlıo o zaman insnlara okyanus deseniz o ne demezler mi o zaman okyanus diye bir sey yok hatta amerika da yok avustryada daha doğrusu insanlar bilmio siz çocuklara matematik öğretirken nasıl örnek veriosunuz misal yok borc eksi diye cebindeki para artı falan bu anlatmak için kullanılır siz yok –8 artı 5 daha kaç eder derseniz ilk baslayanlar asla yapamaz ama siz ona 8 tl borcun var cebinde 5 lira var verirsen ne olur derseniz o da 3 tl brcum kalır der bor demek eksi demek derseniz cepte kalan para artı hiç kalmassa oda 0 derseniz bu mantıkla tüm tam sayıları çözebilir tplama cıkarma işlemi için ama diğer türlü -8+5 işi kişiye anlatamazsınız yok büyükten küçüğü cıkar büyük olanın işaretini koy bu ezberdir kişi ne yaptını anlamaz unutur gider burada deniz kelimesi su manasındadır o zaman malum göl müş yok okyanusmus hatta nehir bile belki terim olarak yok tabiki gercek manada var ama insanın aklının alması manasında yok..kısacası deniz kelimesi yanlıs değil o günün sartlarında deniz denmesi gerekiormus denmiş ya Allah kendi terimlerinden koysaydı misal zined deseydi lög deseydi biz bakacaktık ki hiç bir dilde böle kelime yok ve nedemek isdediğini anlamıyacaktık tabi bunlar tersten yasdım ALLAHIN terimi sekli nasıl onu bilemioruz ama aklımız var şükür cevap verebilioruz.o ismi bende duydum yani hikayeyi doğru veya yanlıs önemli değil diyelimki bu kişi gerçekten bu olaydan sonra müslüman oldu bu kanıtlandı siz müslüman olacakmıydınız hayır diyelim ki tam tersi gene kanıtladı ama sonra dediki bu tesadüf HZ MUHAMMED bunu zekasıyla çözmüş koymus diyip islamı reddedse biz islamı mı bırakacağız hayır siz ve bizlerin en büyük ortak noktası su olaya ya hiç bakmıyorsunuz ve ya bakmıyoruz veya olaya tek taraflı düşüncesizce var olan üzerinde sadce gidiyoruz veya gidiyorsunuz örnek benim deniz örneğim size baska bir bakıs açısı kazandırdı bu acı nedir o zamanın sartları ve okuma seviyesi diğer müslümanları bilmem ama ben ALLAHIN sözlerini mucizelerini sorguluyorum inanmadığımdan değil inanıyorum ama benim bu inandığım seyde ne demek isdio iki deniz arasında perde varmıs tamam amenna ALLAHIM doğru söyler eminim ama bu söz ne demek bakıyorum iki deniz tatlı ve tuzlu suyun karısmaması imiş deniz olmasına gerekmez su deseydi yanlıs mı olurdu o zaman da siz hayır su farklı deniz farklı derdiniz olaya yapıcı bakmam farklı yıkıcı bakmak farklı yıkıcı bakarsanız ileriyi göremezsiniz bu yanlıs diyip iler götürmessiniz yapıcı bakarsanız yanlıs die düşündüğünüz seye devam edersiniz ve belki yanlıs dediğiniz seyde nerede hata yaptığınızı görürsünüz aslında bu tatlı tuzlu ile alakası yok özkütle farkı ile alakası vardır özkütle tanımına bakarsanız sıcaklığa göre değilir 1 santi metre küpe sığan hacim le bulunur karadenizin özkütlesi ile marmaranın ki farklı çünkü karadeniz kutba daha yakın daha doğrusu daha az tuzsuz çünkü daha soğuk bu yüzden öz kütle farkı var aralarında bu yüzden bu iki denizde birbirine karısmaz balıkları bu sınırı bilir ender olarak yolunu sasıranlar olur buna isdisna diyoruz eee bu kadar beyinsiz balıklar bu sınırı fark ediosa ve girmiosa bunu darwinistler nasıl tesadüfle acıklamak gibi büyük bir saçmalıkla acıklarlar yada karıncaların doğar doğmaz calısması ve calısması gerektini nasıl bilirler bu nasıl tesadüf yada onların aklı varda bu bilim adamlarımı geri zekalı gayet acık tesadüf yoktur.gelelim su taocu konusuna ben ilgim kadar konusurum bilmediğime cevap vermem arastırırım bir kere taocu dediğiniz aslında ateisttir onlar cehenneme gidecek sunuda belirteyim hristiyanlar ve diğer leri de gidece hatta müslümanlarda gidecek terazi meselesi buyani sadece ateistler diye birsey yok gelelim taocu meselesine tam manasıyla değil kendi dilimce aktarıyorum onların haber alacağı aletler insanlar peygamberler vb seyler hiç görmediyse onlar cennetlik çünkü deliden farkları yok onların ALLAH o kadar büyük ki habersiz kişilere haksızlık olmasın die onları muaf tutuyor yanlıs günümüzde ki taocular için bu pek gecerlideğil çünkü ALLAHTAN HABERDR OLMAMALARI mümkün değil tv pc gazete den mutlakaki islamı Allahı okurlar görürler böylece sorumlu olurlar ama siz akıllı olsanız su soruyu sorardınız PEKİ MADEM ALLAH herseyi bilior peki neden yasatıyo ben cehennemlik isem veya cennetlik isem neden direk cennete veya cehenneme sokmamıs deseniz gayet zekice derim ama cevabı çok basit diyelim ki bi kişi cehennemlik ve yasamadaan cehenneme atıldı bu kişi insan olduğu için ve akıllı olduğu için ilk diyeceği ne olur ALLAHIM SEN beni neden cehenneme attın ben belki cennete girebilecek bir insan olucaktım der aslında diyemez çünkü ORADA ALLAH ın güçü karsısında kimse konusamaz korkarlar ama peki neden yasoruz işde bu yzden cehenneme direk gidersen itiraz edme ihtimali var aslında yok ama mantık cevresinde bakarsak var ama dünya mantığı bu ALLAH alsana kanıt sen dünyada bana inanmadın bana küfredtin ben senden çok sey isdemedim seni yarattım sana hava verdim su verdim yemek verdim ısı verdim sen insanlarla savasmadan durmayı dedikodu yapmamayı secdin senin için bunca nimet verene sadece 5 vakit kısa bi hesap 4 10 8 5 13 topla 40 rekat namazı kısaca bir rekat 45 sanieden en çok 1 dakkadan 40 dakkayı çok gördün cennet için hiç birsey yapmadın…islam kötü birsey isdemio ki savamayın dio nazik olun dio barıs olsun bilim diyo 40 dakkada bi namazı çok mu yani İSLAMA NEREDEN bakarsanız bakın kusursuz ama bakmayı bilirseniz hz muhammedin 12 karısı varmıs bunlar gercek manada karısı değil bir kere bunların çoğunluğu koruma amaçlı hemde çok büyük kısmı hepsinin amacında bir ders var ayet ayet neden olduğu söylenir ama sen yok aişe ile evlenmiş 9 yasında diye bakarsan olaya ilerisini göremezsin bi bak niye evlenmiş kaç çocuğu var kimlerden bunlar kuranla bi bağ kur sonra deki bu kitap yanlıs islam öyle muhtesem ki bakın 4 es var ama bosanma hakkı kadınındır diyelim ki esin dedi ki ben kuma getircem kabul edmiorum dediğinde bosanma hakkın var yok ben bosanmak isdemiorum diorsan sorarım sana o adamdan ne beklenir kuma olarak gelmezse gider seni aldatr gene bosanırsın yani aynı kapıya cıktın kuma hakkı verilmese gene aynı seye gelecek sadece zina olmaması için evlenmesi gerekio onuda size söylemesi gerekio yani islam aldatılmanızı isdemio dürüstce bu kişi ile evlenmesini sizede alternatif verio bosa gitsin diyo islam kadına hakkı fazlasıyla veriyor ama müslüman ülkelere bakrsanız sanki baska kuran okumus gibi davranıolar idam gibi buda sizi islama karsı kötü bakmanızı sağlıyo siz islamı dolaylı olarak bakmaya basladığınız için sevemyorsunuz ve bi noktada yanlıs die gördünüs an kazandınızı sanıp arastırmayı bırakıyorsunuz aslında kazanan daima ALLAH…bir de sunu son olarak ekleyeyim hiç birseyi kanıtlayamassınız ne ALLAHIN VARLIĞINI ne de yokluğunu ne bilimin varlığını nede yokluğunu çünkü varlık ve yokluk kişiden kişiye göre değişir ve suda var aslında 2kere 2 4 edmez çünkü 2 diye birsey yoktur 4 de yoktur bunu insanlar uydurmustr tek baskarına bir anlam ifade de edmezler ve terimdirler terimler yoktu ama var oldu ama bu bu terimlerin olmadığı manasına gelmez sadece daha ismi konmamıstı manasına gelir …İNANMAK İSDİYORSAN BİN TANE NEDEN BULABİLİRSİN AMA İNANMAMAK İÇİN TEK NEDEN SENİN İÇİN YETERLİDİR.

  54. asdfgh

    din vicdan meselesidir , herkes herşeye inanmakta veya inanmamakta hürdür, lakin insanların inançlarna saygı duymak gerekir. sizin yaptığınız etik bir davranış değildir inanmıyosan saygı duymalısın, eğer sende inandığın veya inanmadığın şeylere saygı duyulmasını istiyosan

  55. Bir Ateist siteden aldığım soru ve cevabı
    Soru: 20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:
    Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.
    Cevap 20 :
    Birçok kimse Rahman suresi 19-22 ve Furkan suresi 53 ü konu ederek lehte ve aleyhte sözler sarf etmektedirler. Lehte söz söyleyenler aslanda tatlı sulu deniz ifadesinden büyük nehirleri anlamak gerektiği. Arapların büyük nehirlere deniz dediğini örnek olarak ta Nil nehrinin gösterilebileceğini veya mercanların dünyanın çeşitli yerlerindeki tatlı su denizlerinde yetişebildiğini araştırma neticesinde bulduklarını söylemektedirler. Her nerdeyse mercan yetişen tatlı su denizleri! Hal bu ki Kuran’ın bu tür savunmalara ihtiyacı olmadığı gibi Rahman suresi 19-22 ve Furkan suresi 53 te vurgulanan olayların bu savunmalarla hiçbir ilgisi yoktur. Karşıt olanların Soru 20 de ki iddialarının aynı şekilde Rahman suresi 19-22 de ve Furkan suresi 53 te vurgulanan olaylarla hiçbir ilgisi yoktur. Her iki tarafın yanılgıya düşmelerinin nedeni Rahman suresi 19-22 de ve Furkan suresi 53 te vurgulanan olayları tek bir olaymış gibi anlamalarıdır. Hal bu ki, Rahman suresi 19-22 de anlatılan olayla. Furkan suresi 53 te anlatılan olay, aynı olay olmayıp tamamen bir birlerinden bağımsız iki ayrı olaydır. Şöyle ki:
    a) 55 Rahman Suresi 19 – 20 – 22 ayetleri. Mealen:
    – İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar, 55/19
    – Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 55/20
    – İkisinden de inci ve mercan çıkar. 55/22

    Yukarıda meali yazılı ayetlerde görüldüğü gibi, anlatılan olayda bahsi geçen denizlerden herhangi birinin tatlı sudan oluştuğu belirtilmemiştir. Dolayısıyla burada bahsi geçen her iki deniz tuzlu olup buna rağmen bir birlerine karışmamaktadırlar. Dünyanın çeşitli boğazlarında bu şekilde birbirlerine karışmayan deniz çiftleri yakın zamanda keşfedildi. En Meşhurları kaptan Kusto’nun Cebelitarık boğazında keşfettiği konumdur. Burada bir birlerine karışmayan Akdeniz ile Atlas Okyanusudur. Bu denizlerin tuzlu olduğu inci ve mercan ihtiva ettiği tartışma konusu değildir. Zaten mercandan bahsedilmesi bu şekilde bir birlerine karışmayan sıvı denizlerin her ikisinin tuzlu olduğu manasına da gelmektedir. Tatlı Suda Mercan yetişmez diyerek, san ki Kuran’da tatlı suda Mercan yetişir denmiş gibi Kuran’a itiraz edenler. 55 Rahman Suresi 19 20 – 22 ayetlerinin tatlı suyla bir ilgisinin olmadığını görmüyorlar mı? Yaptıkları çeliş ki iddiasının kuran ile bir ilgisi yoktur.

    b)- 25 Furkan Suresi 53 te belirtilen olay benim bildiğim kadarıyla şimdiye kadar Medya’da Kuran ile ilişkili olarak benim anladığım şekilde konu edilmemiştir. Kuran’dan mealen:
    – O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar). 25/53
    Baktığım bütün mealler aşağı yukarı bu şekildedir. Bu şekilde meal noksan olup 25 Furkan Suresi 53 suresini karşılamamaktadır. Öyle görülüyor ki mealleri yazanlar «ve hıcren mahcûran » kavramını konuyla ilgili olarak meallendirmemektedirler.. Hal bu ki konuda anlatılanı tam olarak anlamak için «ve hıcren mahcûran» un ne manaya geldiğinin bilinmesi şarttır. Hıcren : Taş ve Mahcûran: Karantina demektir. Birlikte mealendir ir isek « hıcren mahcûran» Taşlaşan, donmuş sert ile Karantinaya alan kuşatan manalarını anlayabiliriz. Şimdi bu iki kavramı 25 Furkan Suresi 53 geçen , İki Deniz, Tuzlu ve Tatlı kavramlarıyla birlikte ele alalım. Ayette öyle bir olaydan bahsediyor ki, iki deniz bir arada olacak biri tuzlu, diğeri tatlı biri taşmışçasına sert diğeri de onu kuşatmış olacak. Bu şekilde bir olay dünyada ancak kutuplarda oluşmaktadır. Özellikle Güney kutbunda yüzen buzullar deniziyle, onları kuşatıp içinde barındıran tuzlu deniz tam olarak bu olayı karşılamaktadır. Bu buzullar öylesine büyük ki, Örneğin: “. Bir zamanlar “ulaşılamaz” diye adlandırılan kutup noktasında buzun kalınlığı 4.335 m’yi bulur. Bu buz kütlesi 24 milyon km³’lük hacmi ile yeryüzündeki bütün buzların yüzde 92’sini oluşturmaktadır. Kıyılarından kopan 350-600 m kalınlığındaki buz parçaları günde 1-3 m hızla ilerler ve birbiri üstüne yığılır. Bu tür yüzen yığınlardan biri olan Ross Buzlası 540.000 km’yi bulan alanıyla neredeyse Fransa büyüklüğündedir. Gelgit olayının buzladan kopardığı büyük parçalar yüzerek çevreye dağılır. Bu tür buzdağları arasında 20.000 km² büyüklüğe ulaşanlar olur.” (Alıntı. http://tr.wikipedia.org/wiki/Antartika )
    Görüldüğü gibi yalnız Ross Buzlası bir ülke büyüklüğünde buz denizi halinde tatlı sudan oluşmuş ve Tuzlu Deniz tarafından kuşatılmaktadır. Bu şekilde ki oluşumlara özellikle güney kutbunda karşılaşmak gayet doğaldır. Ve şu kesindir ki, Kuran’ın indiği dönemde yeryüzünde herhangi bir insanın Güney Kutbunu veya Güney Kutbundaki bu oluşumu görmüş olmasına ihtimal verilemez. Güney kutbu insanlar tarafından ancak 1840 ta keşfedilmiştir.
    ( Not. Konu ettiğim 20. Soru haricinde. Ateistlerin konu ettikleri başka soruların cevapları. http://www.mubin.net sitemde Ateizm Sorularına Cevaplar başlığıyla bulunmaktadır. Soruları üç sene kadar önce cevaplamıştım. Kısmet olursa isteyen oradan bakabilir.20 soruyu yeni gördüm onun için özel olarak cevapladım.)
    Kuran ile ilgili Sorularınız için: E-Mail hudurferec@hotmail.com
    Fereç Hüdür

  56. (Mazuran arkadaşıma destek olmak için yazıyorum)Aslında “ah gariban müslümanım benim, buraya yazdıklarının 1 tanesi bile müslüman degil lan? biz islamı tartısıyoruz burada gerizekalı. kendi kendini ekarte etmişsin :D” bu lafı yazanın ne kadar zavallı olduğu anlaşılıyor.Ulan yavşak derler adamı sen daha ateizmin ne olduğunu bilmiyorsun,Ateizm Müslüman olmamamk değil ki mal.Ateizm yaratıcıyı kabul etmemedir.Orda zaten müslüman olan bilim adamlarının listesi verildi,Müslüman olanların değil.Bilmeden konuşma yavşak…

  57. “varmıdır yokmudur” Arkadaşıma cevabımdır………
    Lütfen önce Aşağıdaki hikayeyi oku………………..

    Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete
    başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile
    ilgili
    konu açıldı… Berber: ‘ Bak adamım, ben senin söylediğin
    gibi Allah’ın varlığına>inanmıyorum.’ Adam: ‘ Peki neden
    böyle diyorsun?’ Berber: ‘ Bunu açıklamak çok kolay. Bunu
    görmek
    için dışarıya
    çıkmalısın. Lütfen bana
    söylermisin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok
    sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terk edilmiş
    çocuklar olurmuydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini
    üzmezdi.
    Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…>>
    Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya
    girmek
    istemediği için cevap vermedi.>>
    Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda

    caddede uzun saçlı ve sakallı
    bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık
    göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre
    geçmişti.
    Adam>berberin dükkanına geri döndü. Adam: ‘ Biliyor musun ne
    var, bence berber diye bir şey yok’
    Berber: ‘ Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.’>>

    Adam: ‘ Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen
    uzun saçlı ve>sakallı adamlar olmazdı.’>>>>> Berber: ‘ Himmm…
    Berber diye bir şey var ama o insanlar bana>gelmiyorsa, ben ne
    yapabilirim ki?’>>> Adam:

    Kesinlikle doğru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar
    ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. Işte dünyada bu kadar çok acı
    ve keder olmasının nedeni!’

    Öncelikle bilim ve teknoloji o kadar ilerledi ki dünyadaki herhangi önemli bir olaydan,dunyadaki bir insanın haberdar olmaması neredeyse imkansız hale geldi,Böyle bir durumda çindeki,yada japonyadaki (ki bilim ve teknolojinin en hızlı geliştiği merkezler) herhangi bir insanın Allah’tan haberdar olmaması imkansız gibi ayrıca çok az bir araştırmayla da hangi dine inanması gerektiğini’de bilebilirler.Ayrıca bir insanın eğer Allah tan hiç haberi yoksa.Yani dünyadayken kesinlikle allah ile ilgili bir şey duymadıysa cehenneme gitmez..Bu ayetle sabit.Ama haberdar olmaması mümkün değil.Ayrıca bu siteye geldiğine göre ateistleri görüyorsun o kadar anlatılmasına rağmen kulaklarını kapatıyorlar.Emin ol benden ve senden daha çok yaratıcıya inanıyorlar.Ama ya işlerine gelmiyor,Ya korkuyorlar yada başka bir şey.İstersen boğazını patlat yinede inanmayacaklar.Onların kalpleri mühürlenmiştir artık doğruyu göremezler diyor kur’an böyle insanlar için.Durum buyken kalkıp efendim çinliler niye inanmıyor diyemezzsin.Ayrıca kaderleri böyle yaratıldıysa kelimesindende dinen pek fazla bir araştırma yapmadığını gösteriyor.Şöyle düşün bir film izliyorsun ve sana izlediğin filmi satır satır yazman isteniyor.Kaderde böyle bir şey.Yani Aslında oyuncular kendi istekleriyle filmi oynuyorlar yalnızca yaratıcı o filmi izlemiş ve bilmiş ve bildiği için yazmış.Umarım kafandaki soru işaretini cevaplamışımdır.Eğer gerçekten bu konuda samimi isen ve kafandaki soru işaretleri varsa sana herzaman yardımcı olabilirim.Aşağıda Ateistlere sorduğun soruyuda cevaplayacağım…

  58. “varmıdır yokmudur” Arkadaşımın ateistlere sorduğu soruya cevap vermek istedim inanan biri olarak.
    Heyhat o hayvanlara ki insanın hayvandan geldiğini iddia ediyorlar.
    Kendini bile çözemeyen bir insanın hayvan olduğunu iddia etmesi sadece saçma geliyor bana neden mi,İnsanlığın tarihini bilmiyorum ama şu ana kadar bulunan insan fosillerinin hepsindede insanın yapısının hep aynı olduğu yönünde .Yani belki bundan 7000 yıl önce dünyaya son teknolojiyle bir makina gönderildi,ve bu makina aynı teknolojiyle belli aralıklarla sürekli gönderildi,Günümüzde bu makina benzeri üretilen robotlar bu makinanın ne kadar harika ve yaratıcısında ne kadar mükemmel olduğunu göstermiyor mu.İnsanlar 7000 yıllık birikimle tek tip seri üretimle belki sadece seri numaraları farklı amator robotlar yapabiliyorken Allah 7000 yıldır son teknolojiyle bu makinayı her türlü şekil ve şamal ve yapı olarak değiştirerek gönderiyor.Birini esmer,birini kumral birini sarışın,birini uzun ,birini kısa birini orta boylu,Birini ela gözlü,Birini mavi gözlü ,birini,yaramaz,birini sinirli,birini güzel,birini çirkin,birini çekici,birini kalın sesli,birini tiz sesli,birini ağırbaşlı vs kısaca binlerce farklı türde binlerce canlı yaratıyor.Aradaki farka bakın. bunun bırakın kendi kendine oluşmasını bütün insanlığı ve 7000 yılllık bir birikimi bir araya getirdiğinizdede benzeri dahi yapılamıyor.Ateistler kapatsınlar bakalım gözlerini bilmezlerki İslam, güneş gibidir ; Üflemekle sönmez… İslam gündüz gibidir ; Gözünü kapatmakla gece olmaz… Gözünü kapatan sadece kendisi karanlıkta kalır… [Bediüzzaman Said Nursi k.s].

  59. Varmıyım yokmuyum,Kardeşim söylermisin ne tür yada nasıl bir kanıt bulursan inanacaksın.Söylede o kanıt üzerinden konuşalım…

  60. allah vardır

    siz ateistler sadece neden kurana yükleniyorsunuz çünkü siz ateist değil hristiyan yahudi veya musevisiniz işiniz gücünüz hz.muhammet ve kuranı kötülemek ama azap yakın göreceksiniz fakat çok geç olacak inşallah cehhennnemde yanacaksınız inşallah.

  61. Allah yoktur

    tanrı öldü ve sadece cahiller ağladı ve siz eğer cehenneme inanıyorsanız orda görüşürüz

  62. sanalkabus

    Bulunan en eski homosapiens fosili 190.000 yıllık.hatta diğer homo türlerine bakarsak çok daha eskiye gidiyor(homo erectus homo habilis vb) 2.4 milyon yıl.ayrıca ara tür fosiileri de bulunuyor.mesela denizden karaya çıkan ara tür gibi.evrim çok çok çok uzun bir süreç.arkadaşlar 8-10 bin senede bir değişikilk bekliyorlar.evrimci olmamak için uğraşıyorum ama bulunan her bilimsel kanıt evrimi destekliyor nitelikte…
    Mucizeler konusuna da deyinmek isterim:
    Allah o kadar yüce bir güç ki istese çok daha kesin net tartışılmaz mucizeler verebilirdi.Buda inananların sayısını arttırırdı.neden yapmamış bilmiyorum.Şuanki dünya nüfusunun çoğu müslüman olurdu herhalde…
    Arkadaşlar birde kendinize hakim olun.kimse kimseye bişe ispatlamak zorunda değildir.siz fikirlerinizi paylaşın,size yakın düşünenler hak verecektir karşı olanlar vermeyecektir.burada önemli olan bilgi paylaşımıdır.Herkes daha fazla bilgi edinsin.birbirinize hakaretle bi yere varılmaz.Saygılarımla….

  63. Ulaş

    Allah vardır veya Allah yoktur tartışmalarını, taraflarını ve birbirlerine hakaret edenleri bir türlü anlamıyorum. O’na inanan gereğini yapar, namazını kılar, orucunu tutar, zekatını verir vs. İnanmayan da istediği gibi yaşar. Her insan bir gün ölümü tadacaktır, kimse ölümsüz değildir. Bir gün hepimiz ölecez, işte o zaman ne olacağına bakarız. Eğer Allah yoksa ona inananlar bir şey kaybeder mi ? Hayır. İnanmayanlar bir şey kaybeder mi ? Hayır. Eğer Allah varsa inananlar bir şey kaybeder mi ? Hayır. Peki ya İnanmayanlar… ?? Onun için kendinizi heder etmeyin, başka bir hayatta görüşürüz dostlar…

  64. Murat

    Sorun Kaptan Kusto’nun Müslüman Olup olmaması değil. Müslümanlığı Onun Kendi sorunu. Asıl Sorun Bu yazıda Kuranı ve Allah’ı Karalamak adına ayetleri boşa çıkarmaya çalışmaktır. ama nafile Sonuçta Kusto bunu çeşitli çalışmalarla ispat etmiş bu konuda yabancı kaynaklarda mevcut. istersen kitapların adını da verebilirim. Ama Sen şunu diyebilirsin ben bu olayı kuran-ı kerim dedi diye kabul etmiyorum ; o başka… Kusto Gitmiş Görmüş yazmış… Tuz ve Sıcaklık farkıyla ilgili yüzlercede fotoğraf ve video mevcut. Ayrıca O Sıvıların Karışımı ile ilgili bir çok etkiyi belirtmemişsin. Belli ki fizikte pek iyi değilsin.

  65. medusa

    müslüman kardeşlerim siz ne yaparsanız yapın onların kalpleri mühürlüdür(kuranı kerimde ki ayette belirtiliyor)allah onlar için cehennemi hazırlamıştır.siz ne yaparsanız yapın onlar inanmayacaktır.yukarıda hakaret etmedm bilimsel açıklama yaptım diyen arkdasım.allah denizleri yaratıyor ama en cahil insan kadar bilgisi yok yahu diyorsun daha ne olsun..sonunuz fravun gibi olacak kıyamet günü secde ediceksinz ne fayda..

  66. medusa

    inanmayanlar cehenneme gidecekler peki bu adamların kaderleri önceden yazılmışsa o zaman sizin mantığınıza göre bu adamların hepsi cehenneme gidecekler eğer tanrı var sa niye bunlara doğru yolu göstermiyor ?? diyen arkadaş;şöyle örnek verelim bir öğretmen var öğrencilerini sınav yapmadan diyorki hepinize sıfırf vereceğim itiraz etmezler mi..daha bizi sınamadınız sınav yapmadınız diye..rabbim bizi direk cehenneme atsaydı ben sizi dünyaya gönderseydim siz günahlar işleyecektiniz bu yüzden cehennemi hakettiniz deseydi;.böyle bir şey olabilirmi..rabbim bizi bu dünyaya gönder di ki günahlarımıza sevablarımıza şahit olalım gözümüz elimiz dilimiz şahit olsun .tanrı varsa niye bunlara doğru yolu göstermiyor demissin;bu dünya nın kanunu doğruyu yanlışı bulma,iyiyi kötüyü seçme dünyası.herkes doğru olanı yapsaydı bi anlamı olurmuydu bu dünyanın..insan hayatı boyunca en az bir kere islam la karşılaşır bunuda unutmayalım.

  67. mesut

    yüce rabbim nuh tufanında olduğu gibi bunlar gibi inançsızlar çok fazla çoğaldığı zaman insanlığa ders olması amacıyla bazı uyarılarda bulunmuştur. bu uyarılardan sonra inanmayan bir çok insan inanmış fakat nesiller sonra yine inanmayanlar türemiştir. bu hep böyle olmuştur ve olmaya devam edecektir. allah kendisini inkar edenleri hem bu dünyada hem diğer tarafta cezasız bırakmayacaktır. bir arkadaşta dünyada sadece 1.5 milyon insan inanıyor yaklaşık 5.5 milyon insan inanmıyor demiş. iyide geriye kalan 5.5 milyon insan kendileri gibi inançsız değil bunların tamamına yakını müslüman olmasa bile allahı inkar etmiyor. tamımına yakını dinleri farklı olsa bile allaha inanıyor sadece kitap ve peygamber olarak inanmak istediklerine inanıyor. ama kendileri gibi yüce yaradanı inkar etmiyor. ben en başından beri bütün yorumları okudum. yaklaşık 3 yıl önce okan diye bir arkadaş haşa allah yok demiş, bazı düşünceler savunmuş bu yorumların başlamasına sebep olmuş, fakat o okan isimli arkadaştan çok uzun zaman olmuş ses seda çıkmamış. sanırım okan isimli arkadaş bu dünyada dahi gereken uyarıyı almış. gereken uyarıyı almış demekki çok savunduğu bu düşünceyi çok uzun zamandır savunmuyor, bu düşünceyi savunan arkadaşlarını yalnız bırakmış. haşa yüce yaradanı inkar eden arkadaşlar siz siz olun yüce yaradanı inkar etmeyin. biz onu görmüş olsaydık bu bir sınav olmaktan çıkardı. bu dünya bir sınav olduğu için zaten biz onu göremiyor ama olduğunu biliyor ve inanıyoruz. eğer kendini göstermiş olsaydı bu bir sınav olurmuydu. inananlar ve inanmayanlar ayrılırmıydı. bazı sizin gibi düşünen arkadaşlar allah olsaydı kendibi gösterirdi demiş. peki bu sınav yapan öretmenin öğrencilerine soruları sorurken cevabını da söylemesinden ne farkı var.o zaman o sınav sınav olmaktan çıkmazmıydı. bu da aynı şey yüce yaradan kendini göstermiş oldaydı bu sınav sınav olmaktan çıkardı. ben bu tartışmalara pek girmem çünkü allaha inanmayan adamla zaten ne konuşabilirsinki. arkadaşlar bunlarla muhatap olmayın. onlarında amacı bu zaten. kendilerini muhataba aldırmak. bunlara kimse birşey yazmasın. yazdıklarını kimse okumasın amaçlarına ulaşamasınlar. benim bu siteye ilk ve son girişimdir. bence sizde bu siteye dahi girmeyin. çünkü bu sitenin kurucusu onlar yani inanmayanlardır. amaçlarıda yazdıkları şeylerle bizi sinir etmek kafamızı karıştırmaya çalışmaktır. bütün müslüman kadeşlerimi saygıyla anıyor bütün müslüman kardeşlerimden bir daha bu siteye girmemelerini rica ediyorum. onları amaçlarına ulaştırmayalım lütfen diyorum. herkeze iyi günler diliyorum. allahımızı inkar eden arkadaşlar sizide seviyoruz nedeni; seveceksin yaradılanı yaradandan ötürü.

  68. selin

    müslümanlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.hiçbirşey bilmediğniiz ortada.bari çamur atmayınn.

  69. Edy Morphy

    Şaka gibisin… :) Bilim adamlarıda sularla ilgili muhabbet ederken.. Tatlı su ve tuzlu su olarak hitap ederler… İmanın yoksa imanım yok de kendini kandırmaya kasmaya gerenk yok :) Allah kısa zamanda sanada hidayet versin :) ne diyek başka

  70. Gerçek nerede?

    1. Öncelikle yukarıdaki hakarete kadar varan tartışmalarla bir yere varamazsınız. Ayrıca inanlar için söylüyorum, hani kötü söz söylemek, yazmak günaha giriyordu? Maşallah ne mübarek insanlarmışsınız hepiniz tam teşekküllü küfürleriniz harika.

    2. Günümüzde, çevremizde çokça adını duyduğumuz gerizekalı nurcu tayfasının Hz. Muhammed’e küfür ettiğine bizzat şahit olan biri olarak soruyorum; siz neye inandığınızın farkında mısınız önce?? Sizin inancınız ne önce ona bir cevap verin. Ateist olan ateistim diyor, en azdından dürüst. Güya tek ve bozulmaz bir kitaba inanıyorsunuz ama maşallah kendi içinizde Hz ünvanı almış kişilere bile saygı duymadığınız gruplara ayrılmışsınız. Bir kere dürüst değilsiniz. Hani dürüst olmayı emrediyordu kutsal kitaplar? Eğer o kitaplar gerçekse ki içimde küçük bir umut var az da olsa ilk önce yanacak olanlar yuklarıda birbirlerine hakaret tipler yanacak cehennemde sonra da o fetocu tayfa. Allah’a şirk koşan asıl sizlersiniz. İlk önce yanacak olanlar da. Günlük yaşantınız da kaçınız sıraya kaynamadı? Kaçınız birinin hakkını yemedi ondan önce davranarak? Hiçbiriniz samimi değilsiniz. Kendinizi küfre başvurarak temize çıkarmaya çalışmayın önce. Adam olun.

    3. Yine saçma sapan isim takanlar tarafından konulmuş deizm denen şeyle islamiyet arasında gidip gelen biri olarak; Kur-an neden sadece insanlar için yollanmış bunu merak ediyorum. Koskoca, bir sürü kaynakları olan evren neden böyle gerizekalı, kendini birşey sanan, ego odaklı yaşayan insanların hizmetine sunulmuş? Bizden başka diğer canlılar neden düşünülmemiş? Onların neden kendilerine ait bir Kur-An’ı yok? Şimdi bu soruya gülenler olacaktır saçma sapan mantıklarıyla; arkadaşım, herşey senin önüne sunulmuş da bu yaratıcı neden böyle birşey yapsın ki? İnsanlar etrafın içine etsin o da dışarıdan izlesin diye mi? Oh ne güzel istediğimiz gibi dünyayı göçertelim, hayvanları katledelim sonra diyelim ki nasıl olsa Allah bunları bizim yararlanmamız için yarattı. Oh ne güzel be! İyi kafaymış.Eğer yaratıcı gerçekten adaletliyse şu an dünya üzerinde açlık çeken hayvanlar ve insanlar olmazdı bir kere. Bir şekilde onlarda ihtiyaçlarına kavuşurlardı. Şimdi hemen deme Allah onları sınav ediyor diye; he güzelmiş, burada anamız ağlasın, psikolojimiz ayvayı yesin sonra öbür tarafta hiçbirşey yaşamamışız gibi, çılgınlar gibi yiyip içelim, eğlenelim. Tabii, çok mantıklıymış, bravo.

    4. Allah, Tanrı, yaratıcı her ne ise, mutlaka birinin olduğuna inanıyorum ancak yukarıdaki sorularıma mantıklı cevaplar veremeyen bir kitap hazırlayaıp sadece insanlar için yollamış olabileceğine muallakta kalarak inanmaya çalışıyorum. Ama mantığım hep devreye giriyor.

    5. Illuminati denen gerzekliğe de inanıyorum, ancak olnarın uydurdukları yeni çağ dilnerine minlerine kurgulanmış bir tiyatro oyunu olarak bakıyorum. Bunların bir ayağı cemaatler, diğer ayağı mason locaları. Ortak paydaları kendilerini ve yandaşlarını zengin etmek. Ortada bir oyun dönüyor amarika odaklı, ancak onların karşısında tam emin olamadığımız bir kitaba inanarak değil; bilinçlenip örgütlenerek karşı koyabiliriz diye düşünüyorum. Neden bahsettiğimi anlamayanlar şunu zamanlarını ayırıp izlesinler.

    Belli bir ölçü içerisinde kalarak yazdığım bu mesaja da laf sokmaya çalışanlar olacaktır. Tabii canım, sizler çok dürüst ve tevekküle sahip insalarsınız ya, benim bu yazdıklarım battı değil mi bir tek size?

  71. Gerçek burada

    Öncelikle insanların küfür ettiklerine şahit olduğunu söyledin,her toplululğun içinde kötüler olabilir,Peygamber efendimizin döneminde bile müslümanların arasında münafıklar vardı.Müslümanların kul hakkı yiyebildiğini hata ettiklerini veya küfür ettiklerini söyledin çok haklısın Şeytan diyor ki ben insanların kanlarında dolaşır etlerine karışır ve çoğunu yoldan çıkarırım Allah’ın halis kulları müstesna durum bu.biz istesek te istemesekte bize gözükmeyen ve bize günah işlemek için pusuda bekleyen düşmanlarımız var bu yüzden illa günah işletecek bize dahası Efendimiz:Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11) .Diyor .Sanırım bu kısmı Anladın daha fazla uzatma gereği duymuyorum.İkincisi fethullah gülen’e karşı öfken var bu belli oluyor ama bunda Allah’a şirk koşmakla ilgili bir şey yok dahası ben ateistim diyenlere nasıl dürüst diyorsun anlamıyorum,Yani katilim,tinerciyim,tecavüzcüyüm,vs diyenlerde mi dürüst oluyor.Açıkçası burası çok komik geldi bana.Ateist ler dürüst falan değil hatta bu sayfada saçmaladıklarını görünce Bediüzzamanın dediği gibi “Zalimler için yaşasın cehhennem diyorum”.^
    3. olarak kur’an neden sadece insanlar için indirilmiş demişin galiba fazla araştırma yapmadın Sana tavsiyem önce kur’an’ın tefsirini oku bak mealini demiyorum.Eğer sadece mealini bile okusan şu ayetleri görürdün:
    —Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.–
    —İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.—
    —Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!–
    Yani kısaca kur’an insanları ve cinleri(Bunlar benim bildiğim ayetler belki bilmediklerim de olabilir) muhattap almıştır çünkü düşünüp anlayıp sorgulayabilen varlıklar bunlardır,belki peki ya hayvanlar diyeceksin bizde bir laf var eşek hoşaftan ne anlar.YAni okuma yazma bilmeyen,düşünemeyen,sorgulamayan varlıklara inse daha bir komedi olmazmıydı.Mesela bir ayette deseki ey kurtlar ve köpekler saçma olmazmıydı.Kusura bakma kardeş ama kur’an senin egonu tatmin etmek yada isteklerini yerine getirmek için indirlecek kadar basit degil…Ayrıca hayvanlar hakkındaki zulme gelince efendimiz bir hadiste:”Ahirette boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı söylüyor”.merak etme hayvanlara bile eziyet eden cezasını çekecek tabiiki tersi de doğru nitekim günahkar bir kadın ayakkabısıyla susayan bir köpeğe su verdiği için cennete gitmiştir.
    4-Maddden biraz tuhaf “mutlaka birinin olduğuna inanıyorum ancak yukarıdaki sorularıma mantıklı cevaplar veremeyen bir kitap hazırlayaıp sadece insanlar için yollamış olabileceğine muallakta kalarak inanmaya çalışıyorum” dedin ama ben senin ilk 3 maddenden Kur’an’ı kesinlikle okumadığın ve kur’an ile ilgili hiç bir şey bilmediğini anlıyorum dediğim gibi kendine bir iyilik yap ve kur’an’ın tefsirini bir oku ondan sonra kafandaki bütün soru işaretlerine cevap verdiğini göreceksin..Ama önce oku ve araştır…..Sonra gel de ki kafamdaki soru işarretlerine cevap vermiyor de ki ben de sana sorularının cevaplarını tek tek göstereyim..
    Son Olarak eğer KUR’AN senin dediğin kadar basit olsaydı Aşağıda ki gibi meydan okumazdı…
    Kur’an pek çok ayetleriyle inanmayanları muaraza etmeye, yani onun bir benzerini getirmeye davet etmektedir. Üstad Bediüzzaman Hz. Kur’an’ın bu daveti sekiz mertebe olarak ortaya koyduğunu mealen şöyle anlatır:

    1. Yüksek edebiyatıyla, gaybden verdiği haberleriyle, ihtivâ ettiği ilimlerle, ve yüksek hakikatleriyle berâber, Kur’ân’ın tam mislini ve benzerini, ümmî bir şahıstan getiriniz!

    2. Eğer böylece benzerini getirmeye gücünüz yetmiyor ise, uydurma şeylerden olsun yalnız belâğat ve edebiyatının benzerini getiriniz!

    3. Eğer buna kudretiniz yetmezse, Kur’ân’ın tamamına değil, on sûresine benzer getiriniz!

    4. Eğer bunu da yapamadıysanız, uzun bir sûresinin benzerini yapınız!

    5. Eğer bu da size kolay değilse, kısa bir sûresinin benzerini olsun yapınız!

    6. Eğer ümmî bir şahıstan getiremediyseniz, âlim ve kâtib bir şahıstan olsun getiriniz!

    7. Şâyet buna da imkân bulamadıysanız, birbirinize yardım ederek ve eski güzel eserleri, hattâ istikbâldekileri de yardıma çağırarak olsun yapınız!

    8. Bunu da yapamazsanız, bütün âlimleriniz, belâğatçılarınız, hatta taptığınız putlarınız size yardım etsin! Hatta bütün insanlar ve cinler de size yardım etsinler! Yoksa din, can, mal ve aileleriniz dünyada ve âhirette de büyük tehlikeye düşecektir.”

    İşte Kur’ân yalnız nazil olduğu yirmi üç senede değil, bin dört yüz seneden beri cin ve insanlara karşı bu meydan okumayı yaptığı hâlde, o zamanın insanları susup karşılık veremediği gibi, bugün için de tüm insanlık kısa bir suresine benzer getirmekten âciz kalmaktadır.

    Meşhur belâğat imamı Câhız’ın dediği gibi: “Muâraza-i bi’l-hurûf mümkün olmadığından, muhârebe-i bi’s-süyûfa mecbur oldular.” Yani harflerle benzer getiremediklerinden kılıçlarla harb etmeye mecbur kaldılar! Harflerle yapamadıklarını, harblerle yapmak istediler!

    Sana sadece kur’an’ı araştırmayıp basit bir kitapmış gibi göstermeye çalıştığın için yazıklar olsun diyorum…..

  72. yaşam

    öülmle uyku birbirine benzer, ölüm yok diyorsan uyumamayı dene, dirilmek yok diyorsan uyanmamayı dene.

    bir savaşta hz. Ali, kafirin bir tanesini yakalamış kılıcını tam boynuna vuracakken kafir Hz. Ali’nin yüzüne tükürmüş. o sırada Hz. Ali kafiri bırakmış, yanındaki müslüman kardeşleri ya Ali neden bıraktın düşmanımızı demiş.
    Hz. Ali’nin cevabı: eğer ben onu öldürseydim, yüzüme tükürdüğü için yani kendi nefsim için öldürecektim demiş. müslüman kardeşlerim kendi nefsimiz için sakın ha sakın yanlış yola girmeyelim. herkesin yolu çizilmiş Allah bizi o insanların şerrinden korusun.Allahım beni senin yolunda giden insanların yolundan eyle. sapkınlıpa uğramış, şeytanın yolundan gidenlerden değil. Sen herşeyin en iyisini bilensin görensin ve duyansın

  73. the_carbon

    Mucize:Doğa yasalarının özel bir olay için bir süreliğine askıya alınması,geçerliliğini o olay için yitirmesi.Benim anladığım mucize tanımı budur.Bir doğa olayını gözlemlemek mucize değildir.Kaldı ki ayetlerdeki gözlemde tam değil,Tatlı su ve tuzlu su birbirine karışır.Sadece biraz fazla zaman alır.İkincisi bunu insanlık tarihinde ilk gözlemleyen Muhammet,çevresi,veya kuranı kitap haline getirenler değildir.tuzlu suyla tatlı suyun birleştiği yeri gözlemleyip tatlı suyun üstte kaldığını yazıya döken daha eski kayıtlar mevcuttur.bu olay temelde basit bir prensibe dayanır,az yoğun olan tatlı su daha yoğun olan tuzlu suyun üstünde akar,Fakat nihayetinde karışmama gibi bir durum söz konusu değildir.kurandan mucize çıkartan kişilerin diğer uydurmaları gibi bu mucize dedikleri şeyinde temeli yoktur.Bir sözümde burada yazmış olan inançlılara,Biz inançsızlar sadece bu mucize olarak yutturulmaya çalışılan saçmalıklara bakıp inançsız olmuyoruz,Tabiri yerindeyse devede kulaktır bu mucize saçmalıkları.Burada kendilerince hakaret eden inançlılara bir önerim var,Kendinize,bilginize güveniyorsanız google dan kuranda bilim dışı ayetleri aratın.

  74. yaşam

    inanmayan insanlar olaya sadecce yüzeysel tarafından bakıyorlar. peki siz neye inanıyorsunuz. peki o zaman siz başınıza bir şey geldiğinde, bir bela bir kaza vs. neyden medet umuyorsunuz. şunu anlamıyorum inançsız insanlar siz arkanıza baktığınızda ne görüyorsunuz. elbet sizinde inandığınız birşey var. peki o inandığınız şeyi görebiliyormusunuz? (haşa) Allah yok diyen inançsız kimse amacım seni doğru yola iletmeye çalışmak değil zaten benim işimde o değil. o işin hala erbabları var arayan bulur elbette. peki o inandığın şey sana gözüküyormuda ona inanıyorsun. heyy siz kuran-ı kerimi yalanlayan insanlar neden hep işinisze gelmeyen ayetleri örnek veriyorsunuz.

    Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar? (ENBİYA/34)

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

    Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse “Bu, Allahtandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu, senin yüzündendir.” derler. Ey Muhammed! De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar? (NİSA/78)

    Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. (AL-İ İMRAN/91)

    Şimdi bak Allah’ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir. (RUM/50)

  75. yaşam

    kuran-ı kerime inanmayan zavallı insanlar Haşa Allah yok deyen insanlar bir bakın bakalım yabancı bilim adamlarına neyi okuyarak neyi örnek alarak yapıyorlar o deneyleri. büyük patlama(big bang) şimdi AB bunun üzerinde çalışıyor CERN araştırın.
    neymiş yoktan bir şeyler yapacaklarımış. hadi yapsınlar. ama Haşa sizin O inanmadığınız Allah C.C izin verecek mi sanıyorsunuz. ama maalesef bu duruma türkiyede destek veriyor. şimdi siz büyük patlama olayınada kendi kafanızdan yorumlar bulursunuz.

    • the_carbon

      islamiyetten önce yaşamış sümerlerde inandıkları tanrılarının yoktan var etme gücü olduğuna inanıyorlardı.Zaten yahudilik,Hristiyanlık ve Müslümanlık sümerlerin inançlarından hatırı sayılır miras almışlardır.Bingbang teorisini oluşmasının kaynağı yoktan var olma inancı değildir.

  76. yaşam

    peki Allaha inanmayan varlık bana bir açıklama yapmaı istiyorum. bana bulutlarun bilimsel açıklamasını yap nasıl oluşuyor. peki şimşeklerin yıldırımların bilimsel açıklamasını yap, yada yağan yağmurun açıklamasını yap.peki yağan yağmurun toprağa düşüpte diktiğin bir fidanın büyümesinin açıklamasını yap. gökyüzünden göktaşı düşüpte atmosferde yanmasının bilimsel açıklamasını yap. yada dur gökyüzünden göktaşı(meteorid) denilen cismin atmosferde dünyaya düşmeden kül olmasını sağla. acaba hangi makina ile yapacaksın.

      • agnosturk

        carbon arkadaşım işin gücün yok hala kurana inanan bu cahil ayaktakıma laf yetiştiriyon…inanç, psikolojisi zayıf insanların korkularıyla başa çıkamayarak sığındıkları ve kendilerini akıllı sandıkları bir olaydır.açıklama budur fazlası hikayedir…

        • hakan kaya

          ayak takımı senin babandır itoğlu it…şimdi sen dersinki müslüman küfr edermi ? evet senin gibisine ederim.çünkü senin kulluk hakkın sorulmaz.Sizin gibi ateistlerin öldürülmesi günah bile kazandırmaz.Hepinizin değil.sadece islama hakaret edenlerin.İnkar edebilirsiniz ancak inandığımız şeylere hakaret edemezssiniz.Ederseniz sizin kul hakkın dahi olamaz siziz tek hakkınız cehennemdir

          • agnostic

            hakan kaya burda ona buna laf yetiştirerek tanrıya yalakalık yapıyorsunda bunu biz yemeyiz be kardeşim.burda bize laf yetiştireceğine git arabistana şeytan taşla biraz 3-4 karı al bak dalgana.burdan sana ekmek çıkmaz senin gibi cahillerle zaten bizim işimiz olmaz.ayrıca tanımadığın insanlara it diyorsun buda senin ne kadar dinden uzak sadece yalakalık yaparak tanrının gözüne girmeye çalışan biri olduğunu gösteriyor.ama dediğin gibi biz yemeyiz böyle şeyleri o yüzden başka kapıya

            • hakan kaya

              kişisel olarak tanımama gerek yok.2 özelliğiniz yetiyor.birincisi ateist oluşunuz ki bu kendi başına yeterli değil.ikinciside başkasının inancına saldırmanız.it diyorum çünkü ancak aklı olmayan yaratıklar ne için yaşadığını bilmeden boş beleş günlerini geçirir.arada bir önünden geçen bazı insanlara hırlar ve hatta saldırır.kendisine kemik attanlaraysa karışmaz hatta korur.ben sizin koruduğunuz insanları az çok tahmin ediyorum.hırladıklarınız sadece müslümanlar olduğuna göre muhtemelen yalaklandıklarınızda hristiyan yada yahudilerdir.sen değilsen bile senin gibileri organize edenlerdir.neyse ben size küfür edince sevap kazanmıyorum.senin orda yazdığın bilimsel bir şey yok yazdığın benimki gibi düşük seviye küfür işte.sadece ayaktakımı cahil yobaz demekle yada sıkışınca yırtık dondan çıkar gibi sivas maraş demekle bilgili görünmüyorsun.sayınız kaç sizinki bilmem kaç milyarlık bir kitleye ayak takımı diyon.Sizin bu gün ecnebilerden öğrendiğin bir çok bilimi müslüman emmeviler batı avrupada yaydı.ateist bir evlat yetiştirdiği için baban küfürleri değil öteki dünyadaki halini düşünsün.cahilde babandır

              • agnosturk

                :)).yazdıklarını okudukça benim köpeğim bar rex diye senden akıllı olduğunu düşünüyorum.yalnız şaka değil gerçekden senden akıllı…

                • hakan kaya

                  senin gibi bir geri zekalıdan da böyle bir cevap bekliyordum işte.işin gücün hayvan ile insan arasındaki zeka kapasitesinden daha üstün kişileri aşağlamak hor görmek.köpeğine böyle yabancı isim verdiğine göre oda senin gibi yabancıların kemiğini yalıyor.ikinizde yabancıların köpeğisiniz.aynı klübede kalıyorsunuzdur kesin.Türk köpeği kangal bile olamazssın sen

  77. yaşam

    inançsız fakat bir şeylere inanan insan; sen Allahı görmek istiyorsun öylemi Allah öyle iki gözle bakılarak görülecek bir ilah değildir. Allahı görmek için yanan bir kalbin olması lazım. katılaşmış bir kalp değil. peki bir örnek vermek istiyorum. çevrenden çok sevdiğin bir insanı kaybettin mi? sanırım kaybetmişsindir.peki o kaybettiğin için üzüldün mü? kesin ağlamışındır bile peki neden üzülüyorsun artık o insan yok senin hayatında değil. neden o insanı düşünüyorsun sen artık onu göremiyorsun ki? neden üzülüyorsun biliyormusun? çünki sen o insanı bilinçaltına yerleştirdin. çünki sen o insanla bir şeyler paylaştın. annen, baban, kardeşim öldüğünde üzülme… bir damla gözyaşı dökmeden dur bakalım durabilirmisin?gerçi o kalp artık katılaşmış. ne olursan ol atesit, putperest farketmez sen o insanı görmesende o insanı anacaksın düşüneceksin. vah be ben şu kişiyle ne anılar yaşamıştım diyeceksin. öldü artık göremiyorsun peki görmediğin şeyi neden düşünüyorsun.

  78. the_carbon

    Din iyi insanlara kötü işler yaptırır,bir yazarın sözü,yada, ateizm: tanrıyı arayıp ta bulamayanların acıklı öyküsüdür.İnsanlık tarih boyunca binlerce doğa üstü güce tapmıştır,allah ise o binlercesinden sadece biridir.sizin ve diğer semavi dinlerdeki tanrı sıfatlarıyla,doğada gördüğüm olaylar arasında paralellik yok.örnek istersen,dünyadaki acı problemi,iyi olan bir allah,tanrı sıfatıyla uyuşmaz,uyuşturma çabaları da boşa kürek çekmektir.sonunda kendi içinde çelişkili sonuçlar çıkar.Semavi dinlerde anlatıldığı şekilde bir yaratıcı/tanrı/allah inancım yok.Doğru bütün canlılar ölecek,Hatta durağan kalıcı hiç bir şey yok.Ölümden sonra ne olacak onuda bilmiyorum,bilinmezlik bazen azda olsa korkuda verbilir bana,Ama bunlar bilebildiklerimi ,görebildiklerimi değiştirmez.Askerde iki ateş arasında kaldığımda,kafamın üzerinde mermiler uçuştuğunda da değiştirmedi.Onun için ölümle korkutucu ayetler bana işlemiyor.Yazılacak çok şey varda şimdi zamanım az,yeniden girdiğimde sorularının hepsinin cevabı var.

  79. The Carbona Cevap(Gerçek burada)

    1)Öncelikle Mucize tanımın yanlış zaten bana göre demen de araştırma yapmayıp kafandan mucize tanımı yaptığın anlaşılıyor Afedersin ama nerenden uydurdun diyesim geliyor kusura bakma ama gerçekten hak ediyorsunuz bu lafları ya bir araştırma yapıp öyle konuşun en azından bir googla yaz mucizenin ne olduğunu da öyle konuş.Mesela googla sorsan mucize nedir diye:
    google sana:
    Mucize:İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay.
    İnsan aklının alamayacağı olay
    Olağanüstü, şaşırtıcı
    Allah’ın izni ve emri ile yalnız peygamberlerin gösterdiği, özellikle peygamberlere karşı çıkanları ikna etmek, iman etmeyenlerin iman etmelerini sağlamak, inananların imanını güçlendirmek amacı taşıyan olağanüstü işler, hareketler, hâller, tansık.
    Gördüğün gibi doğa yasalarının özel olarak askıya alınması gibi bir ifade yok tanımın içinde.Kur’an da bir Ayette “Muhakak ki biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve biz onu genişleticiyiz” ,Söylermisin hz muhammed göğe çıkıp bunu nasıl gözlemlesin ki insanlık bunun doğru olduğuna 1900 larda farkemeye başladı (Hubble ın dev teleskobuyla)..Neyse ben sana bir kaç mucizeden bahsederek tezinin veya tanımının doğru olmadığını gösteriyim.
    1)Ayın ikiye Ayrılması hakkında nasa:
    Uzay araştırmacılarının araştırmaları ve keşifleri göz önünde bulundurulduğunda bu sorunun cevabı fazla zor değildir; zira keşifler şöyle demektedir: Böyle bir şey muhal olmamakla birlikte defalarca örnekleri gözlemlenmiştir. Uzay araştırmaları merkezi “Nasa” ayın ikiye ayrıldığını ve ardından bu iki yarığın birbiriyle birleştiğini rapor etmiştir. Amerika baskılı Arapça yayınlanan “el-Vatan” gazetesinin internet sayfası, Ürdünlü bir uzay araştırmacısından şöyle nakletme ve yazmaktadır: Yıllarca ay küresinin yörüngesinde araştırma yapan Amerika’ya ait “Kelemnetayn” adlı uzay gemisi ay küresinin yüzlerce yıl önce iki eşit parçaya ayrıldığı ve sonra birbiriyle birleştiği neticesine ulaşmıştır. Bu Ürdünlü araştırmacı Nasa’ya bir rapor yollayarak Müslümanların bu vakıanın bin dört yüz öncesi gerçekleştiğine inandıklarını ve bunu “ayın yarılması” adıyla Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) bir mucizesi olarak telaki ettiklerini kendilerine bildirmiştir. Nasa kendi keşfi için hiçbir yorum ve açıklama bulamamıştır; zira bu nadir vakıa şimdiye dek hiçbir gök cismi hakkında vuku bulmamıştır Görüyorsun ya etkisi hala sürmekte.Ayrıca Quran’da biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve muhakakki biz onu genişleticiyiz .
    2)Peygamberimizin en buyuk mucizesi kur’an değiştirilmedi değiştirlemeyecek ve tek bir ayet’in dahi benzeri getirilemeyeceği.Bunlar benim değil Quran’ın dedikleri veya meydan okuyuşu diyeyim.Söylermisin üzerinden 1500 yıl geçmesine rağmen değiştirildi mi ,Tek bir ayetin benzeeri yapıldı mı neyse fazla uzatmaya gerek yok Quran ın mucize olduğunu ve etkisiinin hala sürdüğünü ve sonsuza kadar da süreceğini anlaman için yeterli.
    3)Zemzem mucizesi:
    3-5 maddelere dikkat et.
    1-) Avrupa`da laboratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu diger sulara gore cok daha az kukurt tasimaktadir.
    2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barindirmaktadir.
    3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su an ki teknolojiye gore bile bilinemiyor. Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta. Bu sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.
    4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir.
    5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan çikan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum su ihtiyacini karsilamaktadir ve hicbir zaman ne azalma ne de kuruma gostermemektedir.
    6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore Dunya`daki en içilebilir ve saglikli sulardan biri.
    7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dünya`da içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.

    Ayrıca bir olayı gözlemlemeyi de mucize tanımına koyman ne kadar amator olduğunu gösteriyor….
    Bak Çok kaliteli bir müslüman değilim .Ama Allaha ve onu dinine ve indirdiği kitaba güvenim sonsuz bu yüzden üşenmedim ve çok işim olmasına rağmen :
    “Kendinize,bilginize güveniyorsanız google dan kuranda bilim dışı ayetleri aratın.” dedin öyle de yaptım.
    tabiiki dakka bir gol bir siz ateistlerin siteleri çıktı ve madem sizi böyle kandırıyorlar bende size cevap vereyim:
    1)Tarık/ 5-8:(http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/02/09/tarik-suresinde-bahsedilen-meni-mi-insan-mi/)
    2005 yılında yayınlanmış bilimsel bir makale ile karşılaştım ve dehşete düştüm, Söz konusu makalede; Harward Üniversitesine bağlı Massachusetts General Hospital hastanesinde Jonathan Tilly adlı bilim adamı başkanlığında bir grup araştırmacı tarafından yapılan çalışmada daha önce bilimin kabul ettiği bilgilerin (ki en az elli yıldan beri modern bilim dişiye ait üreme hücresi olan yumurtanın yumurtalıkta üretildiği şeklinde bilinen ) aksine memelilerde “yumurta üretiminin” “kemik iliğinde” gerçekleştiği bulgusuna ulaşılmış ve kemik iliğinde meydana gelen dişi üreme hücresinin kan yolu ile yumurtalığa yerleştiği yönünde bilimsel makale yayınlanmıştır.

    Bu bulgular sonucunda; memelilerde bilinen “üreme siteminin” temelinin tamamen değiştiği, dişiye ait üreme hücresinin (oocyte) (sperm için şimdilik henüz bir araştırma yapılmamış ise de sperm üretiminin de oocyte (dişi üreme hücresi) gibi muhtemelen kemik iliğinde ( ki sulb ve tereaib arasında bulunur) benzerlik göstereceği, dolayısıyla 50 yıldan beri ilk defa elde edilen bilimsel bulgular her kadar erkek üreme hücresinin üretildiği yer üzerine bir araştırma yapılmamış ise de dişi üreme hücresinin üretildiği yer bakımından Kuran-ı Kerim’in 86. suresinin 7. ayetlerinde insanın “sulb (bel kemiği) ve teraib (kaburga kemikleri) arasından çıkan atılgan bir sudan” şeklinde belirtilen hüküm ile son bilimsel bulgularda “dişi üreme hücresinin kemik iliğinde üretilerek kan yolu ile yumurtalığa yerleştiği” şeklindeki tespitlerin benzerlik gösterdiği görülmektedir.

    Burada esas çalışma dişi üreme hücreleri üzerine yapıldı. Kemik iliğinden de sperm üretildiğine ilişkin bilgiler mevcut ancak kemik iliğinde üretilen üreme hücrelerinin testise yerleştiği konusunda henüz yapılmış bir bilimsel çalışma mevcut değil, ancak ortada bir gerçek var ki o da Temmuz 2005 den itibaren modern bilim tarafından üreme sistemine ait temel tıbbi kavramların içerisine insan üreme hücresinin sulb ve teraibden çıktığı (kemik iliğinde üretildiği) dolayısıyla bilimin 50 yıldan beri ilk defa Kuran’ın belirttiği rotaya doğru yol almakta olduğudur. B.AKSOY

    Allah inananlardan Razi olsun

    DEVAMI:
    Tabii bu ayeti yorumlayabilmek için tıbbi bilginin olması yada embiryolojik oluşum hakkında bilgi sahibi olmak gerekir .Ben doktor değilim bu yüzden sana açıklayamam ama bak bir doktorun dilinden bu olayın doğruluğu, istediğin doktora sorup bilgiyi teyit edebilirsin:Doktorun açıklaması:
    Ben bir doktorum ve embryoloji(rahimde insanın oluşumunu inceleyen bilim dalı) bilen birisi olarak bu ayeti şu şekilde yorumluyorum:
    Hadislerden erkeğin ve kadının suyunun olduğunu ve bununla da aslında sperm ve ovum un kast edildiğini biliyoruz.
    İnsan kadın ve erkekten gelen sıvılarda bulunan yarım iki hücrenin birleşmesi ile oluşur. Kadındaki hücrenin kaynağı ovaryumlar(yumurtalıklar)dır.
    Erkekteki hücrenin kaynağı testisler(yumurtalar)dir.
    Rahimdeki hayatta testis ve yumurtaların oluşum yeri böbreklerin yanıdır.
    Özellikle insanlarda testisler ve yumurtalıklar bilinen yerlerinde gelişmez. Geliştikleri yer Böbreklerin hemen yanıdır. Doğuma yakın bir zamanda göç ederek bilinen yerlerine gelirler.
    Embriyonik hayatta, testisler ve yumurtalıklar böbreklere yakın gonadal
    kabartılardan geliştikten sonra erkeklerde inguinal kanaldan(kasık kanalı) geçerek skrotuma inerler.Kadınlarda ise kasıkların biraz üstünde kalırlar. Bu iniş yolundaki herhangi bir sorunda, testis embriyolojik
    iniş yolunun herhangi bir yerinde takılıp kalabilir. İnmemiş testis dediğimiz durum oluşur.Halk dilinde buna yumurtaları yukarıda kalmış denir.
    Testislerin ve yumurtalıkların doğuma yakın zamanlarda insan vucudundaki yeri böbreklerin yanıdır. Doğuma doğru bu yumurta ve testisler normalde bulundukları yerlerine göç ederler. Yani yumurtalıklar bayanlarda kasığa iner. Testislerde erkeklerde torba dediğimiz(scrotum)yere inerler.
    Kaburgalar ve omurgalar arasındadır.
    Testisler ve yumurtalıklar da doğumdan önce yine burada bulunmaktadır.
    Demekki Allah bize burada embriyolojik bir bilgi vermektedir.
    Görüyormusun siz Allah son halini bilmiyor diye tartışırken o size oluşumundan ve yani sıfır noktasından itibaren açıklıyor ve diyor ki seni ben yarattım tabiiki senin bütün aşamalarını bilicem.
    2) Bakara suresi 97:
    Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip bilinmesi:
    “Kur’an’da insan beyninden hiç söz edilmemiştir, çünkü bilinmez. Halbuki beyin, insanı insan yapan organdır. Beyin bilinmediği için duygular, düşünceler kalbin fonksiyonları olarak belirtilmiştir.
    Örneğin Bakara suresi 97. ayetinde; Cebrail’in Kur’an’ı peygamberin kalbine indirdiği yazılmıştır. Bilim ise, bilgilerin ve hafızanın beyinde saklandığı kanıtlamıştır.
    Yine Bakara suresi 260. ayetinde İbrahim’in kalbinin tatmin olması için Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini istediği yazılıdır. Halbuki tatmin olan, ikna olan kalp değil, beyindir.” Ateistlerin itiraz ettikleri nokta bu. bu yüzden buna cevap verecem.
    Tek kelimeyle eğer duygular kalbin fonksiyonları olmasaydı aşık olunca neden insanın kalbi yanar yada yada sevgilisiyle konuşunca neden hoşnutluğu kalbinde hisseder.Neden kalbimi kırdın der de beynimi kırdın demez.Mesela bir arkadaş sevgilisne kalbim hala senin için çarpıyor dese noırmal karşılanırda beynim hala senin için çalışıyor dese tuhaf karşılanır değil mi,Bu kalp seni unuturmu diye şarkı yazıyor ötekisi neden bu akıl bu beyin seni unutur mu diye yazmıyor ki,Quran da Allah bütün insanların anlayacağı dilden konuşur.yada kalp kırık
    kalp viran
    kalp küskün
    kalp sancılı söylermisin bunların hepsi kalp için söylendiğine göre insanlara göre duygunun yeri neresidir.Understand…..
    3)Zariyat 49:
    Çift olmak, yalnız cinsiyet bakımından dişi-erkek anlamında kullanılmaz. Bunun yanında bir şeyin iki farklı parçadan meydana geldiğini de ifade eder. Örneğin insanlar bir yandan erkek-kadın çiftinden meydana gelir, diğer taraftan her erkek ve her kadın ruh ve beden ikilisine/çiftine sahiptir.

    Çift kavramı, aynı zamanda evrenin ikili sistemini ifade etmektedir.

    Kozmik Çorba: Kâinat da bu kusursuz ikili /çift sistem çer¬çevesinde yaratılmıştır. Yaratılışın ilk anlarını tasvir eden “madde-i aciniye,” “ilk cevhere”, “kozmik çorba” gibi isimlerle andığımız kâinatın o ilk döneminde varlıklar, “madde-anti madde” şeklinde ikili bir sisteme göre ayarla¬narak yaratılmıştır. Einstein’ın meşhur “E=mc2” formülü de kâinatın, madde-enerji ikilisinden meydana gelen bir hamurdan yaratıldığını ortaya koymaktadır(bk. Niyazi Beki, Rahman Suresi tefsiri, s.77).

    Atom Sistemi: Kozmoloji uzmanlarının bildirdiğine göre, “kozmik çorba” döneminden sonra kâinatın temel maddeleri olan atomlar yaratılmıştır. Canlılar gibi çifttir. Meselâ: Bir protonun yaratılması için, bu kadar enerjiyi taşıyan iki fotonun bir araya gelmesi gerekir. Kütle enerjisine sahip iki gama ışınının çarpışması sonunda bir proton, bir de antiproton olmak üzere bir parçacık çifti yaratılır. Proton pozitif, antiproton ise negatif elektrik yüküne sahiptir. Kütlesi ise protonla aynıdır.

    Yine atomun çekirdeği dışında iki önemli parçasından biri olan elektonlar da anti maddesi olan pozitronla birlikte yaratılmıştır. Müspet ilim, kâinatın temel yapısının “atom” olduğunu, atomun ise eksi ve artı yüklü unsurlardan meydana geldiğini belirtmektedir(a.g.y).

    Melekler nurdan/ışıktan yaratılmıştır. Işıktaki ikili sistem meleklerde de var demektir. Işığı oluşturan parçacıkların yani fotoların kütlesi olmasa da enerji yapısı vardır. Fizik biliminde foton, elektromanyetik alanın kuantumu, Işığın temel “birimi” ve tümel elektromanyetik ışınların kalıbı olan temel parçacıktır. Diğer bütün temel parçacıklar gibi foton da kuantum mekaniği ile yönetilir ve dalga parçacık ikiliği gösterir. Bu durum fotonun hem dalga hem de parçacık özelliğine sahip olduğunu gösterir( VİKİPEDİ).

    Bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki, Nurdan/ışıktan yaratılmış olan melekler için de çift kavramı, ikili sistem kavramı geçerlidir.

    Diğer taraftan, nurdan yaratılmış olan meleklerin temessül kabiliyetleri olduğu için misalî bedenlere de girebiliyorlar. Hz. Cebarail’in Dihye suretinde girmesi gibi. Bu misalî bedenleri onları bir çift sisteme dahil edebilir.

    Tek hücreli canlılar bir hücreden oluşmuş canlılardır

    Genellikle tek hücrelilerde görülen AMİTOZ bölünmeyle o türe ait birey sayısı artar. Amitoz bölünme yapan hücrelerin önce çekirdeği uzar, çekirdeğin uzamasıyla çekirdekçik de uzayıp boğumlanarak ikiye ayrılır. Bunu sitoplazma bölünmesi takip ederek, bir hücreden iki yeni yavru oluşacak şekilde bölünme gerçekleşir.

    Diğer hücreler için eşeyli bölünme denildiği gibi, tek hücreli bölünmeye de eşeysiz bölünme denir. Hz. İsa’yı babasız yaratan Allah, tek hücreyi de eşeysiz yaratıyor. Ancak bu bölünme de bir nevi döllenmedir ve çift olma kavramına dahildir.

    Özetle, canlı-cansız her şey, elektron, nötron ve protonlardan meydana gelir. Bu üç unsurun da eşleri vardır ki bunlar anti elektron, anti nötron, anti protondur. Buna göre her şey çifttir, ikili sisteme sahiptir.
    4)Zumer 6:Sekiz Çift Hayvan Açıklaması:
    Açıklamayı Asrın büyük alimi bediüzzaman said nursiden aynen aktarıyorum….
    “sizin için sağmal hayvanlardan (erkek ve dişi) sekiz eş (ni‘met olarak) indirdi.” (Zümer, 6) Bu sekiz çiftin ne olduğu ise diğer bir surede şöyle açıklanıyor: “143-(Allah, erkek ve dişi olmak üzere) sekiz eş (yarattı)! Koyundan iki, keçiden iki!…” “144-Deveden de iki, sığırdan da iki…” (En’am, 143-144) Görüldüğü gibi birinci ayetteki “sekiz çift” tabiriyle kasdolunan mana Türkçemiz açısından dört çift oluyor. Arab dilinde sekiz çift denilince, “toplam sekiz ferdden oluşan dört çift manası” kasdediliyor. Her dilin kendine göre bazı üslubları vardır. Çiftlerin sayıyla ifadesi noktasında iki dil arasındaki fark başka dört çift daha var zannına sebeb oluyor. Halbuki indirildiği bildirilen hayvanlar saydığınız dört çiftten ibarettir. Ayetin indirmekle neyi kasdettiğini Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklıyor: “Sekiz nevi‘ (çeşit) hayvanât-ı mübâreke (bereketli hayvanlar) sizlere hazîne-i rahmetten (rahmet hazînesinden), güyâ Cennetten ni‘met olarak indirilmiş, gönderilmiştir. Çünki o mübârek hayvanlar bütün cihetleriyle bütün beşere (insanlara) ni‘met olduğundan, tüyünden bedevîlere (göçebelere) seyyar hâneler, elbiseler, etinden güzel yemekler, sütünden güzel lezîz taâmlar (lezzetli yemekler), derilerinden pabuçlar vesâire, hattâ gübreleri mezrûâtın (ekili olan şeylerin) erzâkı (rızıkları) ve insanların mahrûkātı (yakacakları) hükmünde olup, güyâ o mübârek hayvanlar tecessüm etmiş (cisimleşmiş) ayn-ı ni‘met ve rahmet olmuşlar. Onun içindir ki, yağmura rahmet nâmı (adı) verildiği gibi, bu mübârek hayvanlara da en‘âm (ni‘metler) nâmı verilmiş.” (28. Lem‘a) Görüldüğü gibi ayetin “indirmekten” muradı, bizzat cennetten indirmek değil, Allah’ın yüksek merhametinden insanlığın istifadesine sunmaktır. Merhamet etmek manen muhtac olmaktan yüksek bir mertebe olduğundan, “merhametin yüksek katından manen insanlığın ihtiyacı katına indirilmiştir” manasındadır. Hem, bu hayvanlar o kadar faydalıdırlar ki, sanki cennetin hayvanları iken oradan insanlığın yardımına koşmak için indirilmişler gibidir. Yani indirdik tabiri ile bir mecaz yapılmıştır. Yoksa onlar da insanlar ve diğer hayvanlar gibi dünyada yaratılmışlardır. Kur’an-ı Kerim, Bediüzzaman Hazretleri’nin tabiriyle “Edebiyatın mucize-i kübrasıdır (en büyük mucizesidir)”. Bu sebeble Kur’an’da, mecaz, teşbih, istiare gibi edebî zevk kaynağı olan sanatlı ifadeler vardır. Bu da onlardan biridir.

    Ey Ateistler Bir kere söylediklerinizi bilimsel veriler ışığında olduğunu iddia ediyorsunuz oysa şimdi bilime baktığınıza aslında çok ta iyi bir noktada değil tıp ve insan vucudu konusunda baya bir geride duruyor hal böyleyken bilimin bile eksik bildiği konuları sanki %100 gerçekmiş gibi gösterip Quran ın yanlış olduğunu söylüyorsunuz oysa gün geçtikçe ve bilim ilerledikçe Quran’ın doğru söylediği ortaya çıkıyor….
    Quran ın hayran olduğum yönlerinden biriside
    meydan okuyuşu ve kesin konuşmasıdır.Mesela “Onlar hala Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. (Nisa Suresi, 82)” Şöyle düşünün bunu 15 asır önce yazılan bir kitap söylüyor ve bilim 15 asırdır çelişki dediği 3-5 şeyinde zamanla gerçek olduğunu ispatlıyor .Bunun karşısında söylenecek tek söz vardır “SUBHANALLAH”.
    Ateistler eğer sizdede cesaret varsa tarafsız bir şekilde Quran’ı okumaya ve Anlamya çalışın .Çelişki dediklerinizin açıklamalarını hadisler ve islam alimleri ışığında öğrenmeye çalışın unutmayın birine çamur atarken önce sizin elleriniz kirlenir.Yaratıcıya karşı savaşamazzsınız zaten yaşayacağınız süre az neden bunu da tuhaf bir amaç uğruna harcıyorsunuz ki.

  80. The Carbona Cevap(Gerçek burada)

    the_carbon son yazına cevap:
    Öncelikle çok fazla saçmalamışın yazıyı anlamakta güçlük çektim sanırım yazarken kafan güzeldi neden mi?
    1) “İnsanlık tarih boyunca binlerce doğa üstü güce tapmıştır,allah ise o binlercesinden sadece biridir.sizin ve diğer semavi dinlerdeki tanrı sıfatlarıyla,doğada gördüğüm olaylar arasında paralellik yok”
    Cevap olarak bu tanrının yada bildiğin Allah’ın sıfatlarını sayarmısın .Hadi biliyorsan sayda sana yanıldığını gösteriyim.Bu arada yazıyı da eksik yazdın ne demek tanrı ile doğadaki olaylar arasında paralellik yok.Bunu neye dayandırarak söylüyorsun dahası Allahın insanların eskiden beri inandığı tanrılardan biri olması onun da onlar gibi Gerçekten yaratıcı olmadığı anlamına mı gelir .Ayıp yahu bir cümlede bu kadar saçmalık olmaz..
    2 ) “dünyadaki acı problemi,iyi olan bir allah,tanrı sıfatıyla uyuşmaz,uyuşturma çabaları da boşa kürek çekmektir. ” Bu nedemek bu cümleden anlayan varsa izah edebilir mi tahrik edici bir şeye benziyor cevap vermek istiyorum da.
    3) “Semavi dinlerde anlatıldığı şekilde bir yaratıcı/tanrı/allah inancım yok.” bu zaten anlaşılıyor özellikle belirtmen seni dürüst yapmaz…
    4) “Doğru bütün canlılar ölecek,Hatta durağan kalıcı hiç bir şey yok.Ölümden sonra ne olacak onuda bilmiyorum,bilinmezlik bazen azda olsa korkuda verbilir bana,Ama bunlar bilebildiklerimi ,görebildiklerimi değiştirmez.Askerde iki ateş arasında kaldığımda,kafamın üzerinde mermiler uçuştuğunda da değiştirmedi.Onun için ölümle korkutucu ayetler bana işlemiyor.Yazılacak çok şey varda şimdi zamanım az,yeniden girdiğimde sorularının hepsinin cevabı var.” Burası yazının en anlaşılır yeri.O yüzden buraya özellikle değinmek istedim.
    **************************************Eğer gerçekten ölümden sonra bir haytın mutlaka olması gerektiğini muhakkak bir şekilde anlamk istersen Sana tavsiyem Haşir risalesini iyi bir şekilde anlayarak oku .Orada yeniden diriliş ve neden nasıl diriliş ile ilgili her şeyi bulabileceksin tabii eğer dediğini gibi cesaretin varsa .Peki haşir risalesi neyden bahsediyor.İşte bahsettikleri.
    Birinci Surette mevcut durum ve konum ilişkisi kuruluyor. Saltanat varsa itaat edenlere mükafat, etmeyene ceza verecektir. Saltanatı kabul ediyorsak bu hakikatı da kabul edeceğiz.

    İkinci Surette bu sultanın kerem ve ikramına şahit olduğumuza vurgu yapılarak cömert ve kerim olan kişi kısa bir süre sonra ikramını kesmez. Ebedi kerem, ebebi ikramı gerektirir. Demek ki ölümle iş bitmiyor. Ahirette devam edecek. Yoksa zevali lezzet elem olur.

    Üçüncü Surette hikmet ve adalet açısından bir temellendirme yapılıyor. Kendisine kulluk yapan ve sığınanın hukukunu muhafaza, isyan edenin haksızlığını önleme adaletin ve hikmetin gereğidir. Bu dünyada hikmete ve adalete bu kadar önem veren Allah’ın haşri getirmemesi düşünülemez.

    Dördüncü Surette şu dünyada kurulmuş sofra ve sergileri izleyen ve istifade edenlerin daimi olması gerekir. O halde daimi sofra ve sergiler ahiretle devam edecektir. Çünkü daimi cemal zail müştaka razı olmaz.

    Beşinci Surette Efendimizle(sav) bizim duygularımız ve isteklerimiz adına temsilcimiz olarak, bizi nimetlendiren Rabbimizinden bu in’amının devamını istiyoruz.

    Altıncı Surette Allah bir fuar bir sergi kurmuş kendini tanıtıyor. Tanıtım işi faniliği kabul etmez. O halde sergiler de temaşacılar da devam etmeli. Bir sanatkar bir eser yapınca onun görülmesini ister. Eğer ahiret olmasaydı eser ve müştak olanlar yok edilmiş olacaktı ki bu akla ve hakikate aykırıdır. Çok mahir bir heykeltıraşın heykeli yapıp sonra onu kırmasına benzer.

    Yedinci Surette kainattaki hıfz ve muhafaza hakikatı anlatılıyor. Seslerin görüntülerin kayda alınıp saklanabilmesi, tohumun toprak altında çürümeden asli hüviyeti ile saklanması, hafızalarda bilgilerin saklanmasına ihtimam gösteren Rabbimizin kainatın özü olarak yarattığı insanın amelini saklamaması mümkün değildir.

    Sekizinci Surette vaad ve kudret bağlantısı kuruluyor. Vaad eden zati kudrete sahip olduğuna göre vaad ettiğini yapacaktır. Bugüne kadar vaat ettiğini yapmıştır. O halde ahireti getirecektir.

    Dokuzuncu Surette peygamberler, kutsal kitaplar, evliyalar, asfiyalar, dini tebliğ eden bu kadar kalabalık şahitçilerin beraberce yalan söylemeleri mümkün değildir. Onlar bu alem değişecek ebedi saraylar yapılacak diyorlarsa olacaktır.

    Onuncu Surette kainatta sürekli bir hareketlilik ve değişim var. Gözünün önünde kıştan sonra baharı getiren tahripten sonra tamiri gösteren Allah’a ahireti getiremez denir mi? Ayrıca değişen şeyler eski hüviyetini koruyorsa demek ki kaydedilerek değişiyordur. Bir zat gelse mercedes arabayı sökse biraz sonra tekrar monte edemez diyebilir miyiz?

    On birinci Surette hikmet, inayet, merhamet ve adalet hakikatı beka olmazsa anlaşılmaz. Denilmektedir.

    On ikinci Surette insanın yapısına bakıldığında ebed için yaratıldığı anlaşılır. 3.lem’a da anlatılır. İnsanın tüm yapısı ebed ister. Bu sebeple fani aşklara ve tutkulara kapılanlar acı çekerler. Çünkü ebed için yaratılan bu yapı fani ile mutmain olamayacağı için acı çekecektir.

    Ayrıca insanda ebedi yaşama duygusu vardır. Filmlere bile ebedi yaşama isteği konu olmuştur. Yüce Rabbimiz eğer ahirette bizi ebedi olarak yaratmasaydı –HAŞA- çok büyük bir zülüm işlemiş olurdu ki böyle bir fiilden Rabbimiz münezzehtir. Yani susuzluğu verip suyu vermemek nasıl bir zulümse; açlığı verip yemekleri vermemek nasıl bir zülümse ebedi yaşam duygusu verip ebedi yaratmamak ta öylece zülüm olur. Yalan söyleme ve vadinden dönme ihtimali olmayan adil-i mutlak olan Rabbimizin böyle bir zülmü işlemesi düşünülemez.

  81. the_carbon

    Önce şu konuda anlaşalım,mucize iddalarınızı mümkün görmüyorum,mümkün görmediğim içinde,mucize iddalarınız bende ne şaşkınlık yaratıyor,ne hayran bırakıyor,nede olağanüstü his oluşturuyor.Mucize tanımınızda geriye elle tutulur kalan şey tabiatüstü olması ve insan aklının almaması.Ben ne demişim Mucize:Doğa yasalarının özel bir olay için bir süreliğine askıya alınması,geçerliliğini o olay için yitirmesi.(Altını çizerek söylüyorum,Bu tanımla mucizelerin yaşanmış olduğunu kabul ettiğim sanılmasın,Mucize iddalarınız doğa yasalarının ihlalilini gerektirdiği için bu tanımı yaptım.)Bir kaç örnekle doğa yasalarını ihlal etme durumunu açıklayayım,diyelimki jüpiter gezegeni bir anda yok oldu ne olurdu acaba güneş sistemindeki çekim kuvvetine sahip bir büyüklük ortamdan çıkacaktı,Bunun yansımaları ne olurdu ,güneş sistemi eski güneş sistemi olmazdı,gezegenlerin yörüngeleri değişirdi,Dünya güneşe belki daha yakın belki daha uzak olurdu,yada bir yıldaki gün sayısı azalıp artabilirdi,Dünyada dramatik iklim değişiklikleri olurdu…Bu durumda benim gerçekçi hesaplama yapacak bilgi düzeyim yok,Ama şurası kesinki jüpiter bir an yok olsaydı bunun güneş sistemine yansımalarının hesaplanabilirliği var,Bir kesinlik daha var jüpiter yok olsa bunun sonuçlarını maddi olarak görürdük. Bu bağlamda Ayın iki parçaya ayrılması mucizesine gelelim.623 yılında gerçekleştiği idda edilen bu olaya şahit olanlar Muhammet,çevresi ve mekkeli müslüman olmayanlar.Koca dünyada bu olayın yaşandığına dair tarihsel kayıt yok,Doğa yasalarının askıya alınması bağlamında ise Ay ın dünyaya yakınlığıyla şiddeti artan uzaklığıyla şiddeti azalan gelgitler oluşur.Şimdi hal böyleyken,Ay ın ikiye ayrılması ile oluşacak etkiler daha şiddetli olurdu.623 yılında dünyada böyle normal dışı tarihsel bi kayıt yok.Bu durumda doğa yasalarının o olay için askıya alındığına inanmak ZORUNDASIN.(Kızıldeniz,ölen kuşları canlandırma,yürüyen ağaçlar,konuşan duvarlar…….Kimin kafası güzel!)İkinci iddana geçeyim:Orda zaten kendinizi ne durumlara düşürdüğünüzü açıklamışssın,Nasa kendi keşfi için yorum ve açıklamada bulunmadı demişssin.

    • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

      Ay Mucizesinin herkes tarafından görülmesi, Cenab-ı Hak tarafından dünyada murad edilen “imtihan sırrı”na ters düşecek ve ister istemez bütün insanların imana gelmesine yol açacak­tı. Bu yüzden Ay’ın iki parçaya ayrılma­sı, insanların uykuda veya evinde oldu­ğu bir zamanda ani ve kısa süreli olarak gerçekleşti. Ay’ın hergün farklı saatler­de dogması ve farklı menzillerde bulun­masının yanısıra, o asırda gökyüzünü sürekli inceleyen âlimler de yok denecek kadar azdı. Aynı zamanda bazı ül­keler sis ve bulut gibi engellerden, bazıları da saat farkından dolayı Ay’ı göremiyordu. Meselâ bu mucizenin gerçek­leştiği saatte İngiltere ve İspanya’da gü­neş yeni batıyor, Çin ve Japonya’da sa­bah oluyor, Amerika’da ise gündüz sa­atleri yaşanıyordu. (3) Ay’ın görülmesi için yeterli olan şartlar, Arap yarımada­sının dışında en iyi Hindistan’da ger­çekleşmiş ve Dhar şehri kralı Raja Bjoh ve raiyeti tarafından bütün teferruatıyla takîp edilmişti.(4) Chamai Nehri kıyı­sındaki sarayının balkonundan Ay’ın ikiye ayrıldığını gören kral, önce dünya­nın sonunun geldiğini zannederek bü­yük bir korkuya kapılmış, daha sonra da bunun Arabistan’da zuhur ettiğini duyduğu Peygamber’in bir mucizesi olabileceğini tahmin ederek vezirini Mekke’ye göndermişti. Raja’nın veziri Efendimizle (S.A.V.) görüşme şerefine erişmiş ve Şakk-ı Kamer O’nun muci­zesi olduğunu anlayarak İslâmiyeti seç­mişti.

      Bugün bu bahtiyar hükümdarın to­runları olan Bjohzadeler, Hindistan’da­ki Dhar şehrinin hemen dışında ikâmet ediyorlar. (5)

      • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

        2) Doğa Olaylarını askıya alma:Big bang ‘i bilirmisin bilmiyorum ama orada evrenin yaratılışı anlatılırken sıfır hacminde ve sonsuz yoğunluktaki bir noktanın patlamasıyla oluştu deniliyor.tamam kafan basmıyor ateistsin ama biraz bilim öğren ya yani big bange’e göre sıfır hacmindeki bir noktadan kainatı yaratıp muazzam dengeyi kuran ilah(Allah) içinde bir zerre küçüklüğünde olan bir gezegeni çıkarttığında onun boşluğunu dolduracak sıfır hacminde(Gözükmeyen ) bir şey yaratamaz mı .Yaratır ve bununla doğa olaylarıda tam tıkırında işler.yaw olaylara dini açıdan bakmıyorsun bilimsel veriler ışığında bir şeyler çıkar .Sebep sonuç ilişkisi kur yani.Ayıp tır yahu rezil ettin kendini.

    • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

      1)Ayın ikiye Ayrılması hakkında nasa:
      Uzay araştırmacılarının araştırmaları ve keşifleri göz önünde bulundurulduğunda bu sorunun cevabı fazla zor değildir; zira keşifler şöyle demektedir: Böyle bir şey muhal olmamakla birlikte defalarca örnekleri gözlemlenmiştir. Uzay araştırmaları merkezi “Nasa” ayın ikiye ayrıldığını ve ardından bu iki yarığın birbiriyle birleştiğini rapor etmiştir. Amerika baskılı Arapça yayınlanan “el-Vatan” gazetesinin internet sayfası, Ürdünlü bir uzay araştırmacısından şöyle nakletme ve yazmaktadır: Yıllarca ay küresinin yörüngesinde araştırma yapan Amerika’ya ait “Kelemnetayn” adlı uzay gemisi ay küresinin yüzlerce yıl önce iki eşit parçaya ayrıldığı ve sonra birbiriyle birleştiği neticesine ulaşmıştır. Bu Ürdünlü araştırmacı Nasa’ya bir rapor yollayarak Müslümanların bu vakıanın bin dört yüz öncesi gerçekleştiğine inandıklarını ve bunu “ayın yarılması” adıyla Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) bir mucizesi olarak telaki ettiklerini kendilerine bildirmiştir. Nasa kendi keşfi için hiçbir yorum ve açıklama bulamamıştır; zira bu nadir vakıa şimdiye dek hiçbir gök cismi hakkında vuku bulmamıştır Görüyorsun ya etkisi hala sürmekte.Ayrıca Quran’da biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve muhakakki biz onu genişleticiyiz .

      Oğlum bak yine kafan güzel bunlar benim Ayın yarılması için söylediklerim peki ya senin anladığın.

      ben “nasa kendi keşfi için hiçbir yorum ve açıklama bulamamıştır” dedim oysa sen
      “Nasa kendi keşfi için yorum ve açıklamada bulunmadı demişssin” diye anlamışsın nerenden okuyorsun yada kafan güzel deyincede kızıyorsun .yazıları korka korka hızlıca okuduğunuz için tabiiki yarım yamalak anlıyorsunuz…

      • the_carbon

        Anlaşıldı anlama kapasiten çok düşük,Açayım o zaman dediğimi,ürdünlü araştırmacı nasaya akıl dışı rapor yolluyor nasa cevap vermiyor onu ciddiye almıyor.Kendi kendiniz rezil ediyorsunuz.Anlayabildinmi evlat…

        • The Carbona Cevap

          Evladım nasaya akıl dışı rapor göndermesini nerenden çıkarıyorsun eğer “nasa kendi keşfi için hiçbir yorum ve açıklama bulamamıştır” dediğini çıkartıyorsan evladım sen bir türkçe kursuna yazıl..Evladım sen niye nasada da ateistler varda açıklama yapmak istemiyorlar diye anlamıyorsun .O zaman öyle anlasana..

          • the_carbon

            Hiç bıkmayacaksın demi kendini rezil etmekten.uzay araştırmalarını sadece nasa mı yapıyor.(Avusturya,Belçika,Brezilya,Birleişik krallık,Bulgaristan,Kanada,Çin,Kolombiya,Avustralya,Çek cumhuriyeti,Danimarka,Avrupa uzay ajansı 17 üye ülke var bu ajansta,Tayland,Almanya,Macaristan,Hindistan,Yunanistan,İspanya,İran,İsrail,İtalya,Japonya,Güney kore,Malezya,Meksika,ABD,Fransa,Arjantin,Endonezya,Nijerya,Norveç,Pakistan,Peru,Portekiz,Romanya,Rusya,Bangladeş,Polonya,Türkiye)..Uzayı sadece nasa araştırmıyor. yukarda saydığım ülkelerinde uzay ajansları var.Bu kadar uzay ajansı olacak ve sizin uyduruk ayetinizi olumlamamak için bilgiyi saklayacaklar.Ciddiye alınacak bi tarafınız yokta,bu siteye giripte okuyanlar için uydurmalarınıza mecburen cevap veriyorum.

            • Çetin(gerçek burda)

              Oğlum konuyu saptırmaktan başka yaptığın bir şey önce nasanın verileri üzerinden konuşuyoruz köşeye sıkışınca da hemen başka ülkelerin de uzay araştırmaları var diyorsun.Tamam dediğin gibi olsun getir bakıyım o ülkelerin araştırma sonuçalrnı da onun üzerinden konuşalım.Peki o ülkelerin kaçının araştırma sonucu nasanın verileriyle ters akıllı bunu anlmıyorsun.Hadi habire sıkıyorsun ama farz edelim ki dediğin doğru aslında kesinlikle değil ama farz edelim ki bilim geliştikçe bizde kur’an ayetlerini ona göre yorumluyoruz diyelim evlat şimdi iyi dinle :Yeryüzünü(Kainatı) karış karış gez, dünyada ayak basmadığın toprak parçası olmasın gökte de gezmediğin tek karış yer olmasın ve bak Kuran gibi bir kitap senin deyiminle bilim geliştikçe ona göre güncellenebilen kaç kitap getirebileceksin.Ben sana cevabını vereyim tabiiki bunuda kuran söylüyor bütün yaratılmışları toplasanız onun bir süre veya bir ayet dahi benzerini getiremessiniz.İşte mükemmelik burda evlat anlamıyorsun.

              • the_carbon

                Birincisi bana oğlum/evlat diye hitap etme, tersim pistir bende sana daha farklı hitap ederim.İkincisi nasanın ayın ikiye bölündüğü keşfinin resmi dükümanını koy bakalım buraya.zırvalayıp zırvalayıp kaynak istiyorsun.O NASA NIN AY IN İKİYE BÖLÜNMESİ KEŞFİNİN RESMİ BELGELERİNİ İSTYİYORUM.Varsa öyle bi keşif bakalım uyduruk ayetlerinizle ne kadar alakalıymış.

  82. the_carbon

    Allahın sıfatlarıyla uyuşmayan,paralellik göstermeyen örnek.Acı problemi:Dünyada neden bu kadar acı var,doğal afetler,kıtlıklar,salgın hastalıklar,savaşlar…….Tanrı acıyı/kötülüğü ortadan kaldırmak ister, ama bunu yapamaz, o halde her şeye muktedir değildir; ya da bunu yapabilir, ama istemez, o halde sandığımız kadar iyi değildir.

    • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

      Peki ben sana bir soru sorayım,Önce sormuştum madem böyle konuşuyorsun orada Allah’ın sıfatlarını say demiştim de cevap vermedin demekki kafandan uyduruyorsun bir bok bildiğin yok…..
      Neyse Bak şimdi sana bir soru sorayım Dünyada Adaletin tam işlediği bir ülkede suç işleyen birisi cezalandırılmayacak mı.Mesela bir adam bu ülkede seri katil olarak 1000 kişi öldürsün onu hapse atıp veyahut idam etmeyecekler mi.Bunu yapmamları bunları iyi bir devlet mi yapar .Allah Adil’dir Allah’ın bir ismi ” Adil العدل Adil olan”‘dır şimdi Allahın kulları arasında adaletle hükmetmesi onu kötü bir ilah mı yapar.Bak bu dünyaya sınanmak için geldik konularına hiç girmiyorum tamamen bir ateistin anlayacağı dilden cevap veriyorum ……
      Aşağıda sana bir hikaye yazdım anlaman için iyi olur oku :
      Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı.

      Berber: ” Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.”

      Adam: ” Peki neden böyle diyorsun?”

      Berber: ” Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…”

      Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü.

      Adam: ” Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok”

      Berber: ” Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.”

      Adam: ” Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.”

      Berber: ” Hımmm. Berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?”

      Adam: ” Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, o ne yapabilir.

      Kısacası sen Allah ‘a kafa tutacan Allah kesin yok diye bir yerlerinden bir şeyler uydurucan ondan sonrada Allah neden insanların acı duymasına izin veriyor diyecen kardeş sana güze bir haber siz inanmayanlara belli bir süreye kadar dünyada yaşamak için mühlet tanıyor Allah (86/10-17).(Kafanı kullan da bu saçmalıktan vazgeç derim)

      • the_carbon

        Allahın sıfatlarıyla uyuşmayan,paralellik göstermeyen örnek.Acı problemi:Dünyada neden bu kadar acı var,doğal afetler,kıtlıklar,salgın hastalıklar,savaşlar…….Tanrı acıyı/kötülüğü ortadan kaldırmak ister, ama bunu yapamaz, o halde her şeye muktedir değildir; ya da bunu yapabilir, ama istemez, o halde sandığımız kadar iyi değildir.O HALDE BU ÖZELLİKLERDE ALLAH YOKTUR.Var olan bir şeyi tartışmıyoruz burda,yapılan sadece iddalarnızın temelsiz olduğunu göstermek,KAPTINMI,ANLADINMI,UNDERSTAND?

        • anonim

          bak neyle hitap ediyim bilmiyorum.bir kere inanmasan bile kuranı kerimi meal olarak oku tamamen tüm sorularına cevap bulur.bu soruna cevap veriyim ayetlerle.

          (Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder.) Şura 30

          (Zina yayılınca depremler ve kargaşa çoğalır.) [Deylemi]

          “Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık” (Kamer Suresi, 33–34)

          aslında insanların başına gelen bu kötü olayların çoğu insanların yaptıkları günahlardandır onlara bedeldir.bir topluluğun tamamı günahkar olmasa da bu olaylarda zaten günahsız insanlar cennete gider.(tabi inancımıza göre,sen inanmadığın için anlayamazsın)al sana daha örnek çok.bak nedicem sen inanmasanda gel bir kez kutsal kitabımız kuranıkerimi oku.ne kaybedersin.zamanındanmı

          Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler. (HAKKA SURESİ / 6)

          Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi. (SAD SURESİ / 3)

          İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (ANKEBUT SURESİ / 40)

          Yoksa gökte olanın üzerinize ‘taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgar’ göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde Benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz. (MÜLK SURESİ / 17)

          KAPTINMI,ANLADINMI,UNDERSTAND?
          belki anlamıcan ama yine de bi yararı dokunma ihtimali var.hee bide dinimiz öyle (haşa)varmı yokmu garnti için falan filana dayanmaz.biz tam inanırız.kesinlikle Allah vardır bir ve tek ilahtır.
          Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlüh.

          • the_carbon

            İnsanların başlarına gelen doğal afetleri,Dinsel inançlara uygun olmayan eylemlerin sonucudur fikri ,doğa olaylarını ilkel açıklama biçimidir.Geçerliliği yoktur.Şimdi bir çok doğa olayı deney ve gözlemle tutarlı bir şekilde açıklanabiliyor.(Deprem öldürmez,depreme dayanıksız bina öldürür).

            • anonim

              hmm tabi haklısın.dünyada en çok deprem olan yer Japonya’da en güvenli binaların olduğu yer demi?en sağlam yapılaşma orada.fakat yine de geçen seneki 2011 de olan depremde Japonya’nın ne kadar zarar gördüğünü herkes biliyor.

              ha bide şey var.bigbangle atomu Allah yarattı.sen buna inanmıyorsun.peki ama seni oluşturan milyarlarca atom nasıl bu kadar düzenli bir biçimde birleşti de sen oluştun.nasıl bu kadar düzgün ve simetrik yaratıldın.akıl ve zekan var.ve belkide 1 ya da 2 kromozom fazla olsaydın çok tipsiz şekilsiz bir yaratık olacaktın.bütün bunlar sence tesadüfen mi oluştu.miyarlarca atom sonsuz tane birleşme ihtimali varken nasıl bu tek ihtimalle insan kadar düzgün,akıllı,iş yapabilen,araçlar üreten varlık oluştu?tesadüfen mi?asla ancak bunu bir yaratıcı yapabilir .o da benim Rabbim yüce Allah’tır.

              • the_carbon

                Hımmm evet japonlar arabistan çölünde kendine özel ayetler yazan birinin uydurmalarına inanmadıkları için o deprem oldu.50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. Zavallı komik adam.Evrendeki bu durum,Arka planda tasarımcı olmadanda açıklanıyor.Genetik bozukluklar,Doğuştan gelen gariplikler(çift başlı insan,hayvan-) doğuştan gelen hastalıklar v.s.Tasarımcıya bak:)

                • anonim

                  1)Yaw sen niye konuyu saptırıyon.sen japonya konusunda dayanıklı bina yapınca yıkılmıcanı söyledin.ben de yine de yıkıldığını yani Allah ın bunu yapabileceğini söyledim.sen bana 1 önceki konuyu açtın.japonların inanıp inanmamasından orasını Allah bilir.Allah ın her zaman için tüm evrende planı vardır.Belki japonlar için bir ceza belki de Allah ın bir planı onu bilemem ama benim anlattığım şey Allah ın yaratacağı doğal felaketin ne kadar sağlam olursa olsun zarar vereceği.

                  2)ahzab suresi 50. ayet evet ne anlatmaya çalıştın anlamadım.

                  3)evet belki öyle yaratılanlar olabilir.ama şu da var ki: Bu birkaç günlük dünyada özürlü olduğu halde imanlı ve şükürlü olup ebedî hayatta cennetlik olmak mı, yoksa özürsüz olduğu halde imansız ve şükürsüz olup ebedî hayatta cehennemlik olmak mı daha iyidir?Yani onlar öyle yaratılsa bile cennete gidecekler.onlar istisna.Allah onlara sorumluluk yüklememiştir.Allah bazılarını cennete gönderir,sizin gibi iman etmeyen bazılarını da cehenneme(tabi Allah bilir belki de ilerde Allah isterse imana gelirsin)

                  • the_carbon

                    Açıkçası cevap yazmaktan sıkıldığımdan açıklayıcı yazmadım.Deprem öldürmez depreme dayanıksız bina öldürür dedim doğrudur.Doğa olaylarının açıklamaları vardır ve ona göre alınacak tedbirler vardır.o tedbirler tam alınır veya yetersiz düzeyde alınır o ayrı konu.Dünya güvenilir bir yer değil buda bir gerçek işte depreme önlem alınırda süper volkan patlamasına önlem alınamaz veya dünyaya çarpacak bir göktaşı insanlık buna önlem alabilecek teknolojiyi elde etmeden göktaşı çarpabilir v.s.Seninle ayrıldığımız nokta şu ben doğa olaylarının bilimsel açıklamalarını kabul ediyorum sen ise doğal felaketlerin insanların günahlarından dolayı olduğun kabul ediyorsun.

      • the_carbon

        İnsanlara doğanın verdiği zararları hariç tutuyorum(doğal afetler,salgınlar v.s)Dünyadaki çoğu problemin ana kaynağı Kar bazlı para sistemidir.İnsan davranışlarını anne karnında aldığı bilgilerden ölünceye kadar aldığı bilgiler belirler.ailesi,çevresi,sosyoekonomik durumu,bulunduğu çağ,bulunduğu toplum,etkileştiği toplumlar v.s.Suçu üreten sistemin kendisidir,Adam birilerini öldürmüş adalet için hapse atılmalı diyorsun.Bende diyorumki suçu,problemleri üreten sistemdir.Adalet için sistemin değişmesi gerek,ceza vermek sorunu çözmüyor,çözsseydi bu kadar kişi hapiste olmazdı.Allahın bu konuda da sınıfta kaldı,Kalmasıda normal sistem üretti onudaç.Allah sizi yaratmadı,siz allahı yarattınız….

        • The Carbona Cevap

          O zaman sen adalet için bir sistem getir bakalım ceza vermeden .çok komiksin gülmekten kırılacağım.Ne demek “ceza vermek sorunu çözmüyor” yani sen adalet sistemin kuran bütün insanlardan ve devletlerden daha mı zekisin ben senin amator biri olduğunu yazılaından çıkartıyorum kusura bakma bu yazında resmen saçmaladın hatta saçmalamak az bile kalır.Sana yukarıda haşir risalesini önermiştim güzel kardeşim sen onu oku anlarsın acı kavramını.Eğer Allah sadece bu dünyayı yaratsaydı ve yaşam sadece bu dünyadan ibaret olsaydı dediklerinde sonuna kadar bak %100 haklı olurdun .Ama Allah senin kafanda olan insanların mutlu,sonsuz,acı çekmeden bütün nimetlere gark edilecekleri cennetten bahsediyor.Yani yaşam sadece buradan ibaret değil ki iddian doğru olsun.Ahiret ve cennet kavaramı senin iddianı çü-rü-tü-yooooooooooooooooooooooooor.Biraz düşün yaw walla öyle takım tutar gibi atistliği tutma boş ver yaw ateistliği falan .

          • the_carbon

            Öyle bir proje var.Venüs projesi:paranın,kar bazlı ekonominin olmadığı bir sistem.Sınırlı dünya kaynaklarının en verimli şekilde kullanılacağı,tüm insanların bu kaynaklara adaletli şekilde ulaşacağı.Devlet,din,politik baskıların olmadığı bir sistem.azalan suçluların hapishanelerde değilde,hastanelerde veya sosyal işlerde tedavi göreceği bir sistem.Doğal afetlere maksimum dayanıklı yaşam alanlarının olacağı bir sistem.cennet dünyadaki acılara katlanmanıza yarayan,cehennemse mevcut sisteme başkaldırmanıza engel olan uydurmalar.

            • Çetin(gerçek burda)

              Yani bir senin sülalene toplu tecavüz edecek ondan sonrada toplu kelelsini uçuracak sonra da sen onu acı çekmesin diye uzaya göndereceksin .Komik çocuk Buna kargalar güler kendini daha fazla rezil etme….

              • the_carbon

                Bu nasıl bir örnektir?Altın kural şu kendine yapılmasını istemdiğin bir şeyi başkasına yapma,Din den ahlaktan bahsediyorsun beni katarak verdiğin örneğe bak.sen özünde ne olduğunu ortaya koydun.Kötü söz sahibine aittir.

      • the_carbon

        Bu hikayede kurulan benzerlik saçma,Şöyleki:Berberin tüm insanları traş etme gibi bir iddası yok.Ama allahınza atfettiğiniz tüm güzel özellikler mevcut,Sokağa baktığımda pitbull çocuğu parçalıyor.Ya bunları düzeltmeye gücü yetmiyor,yada gücü yetiyor ama düzeltmek istemiyor(Sınav,özgür irade falan deme baydı bunlar çünkü)

        • The Carbona Cevap

          Kader kavramını bilmiyorsun neden yaratıldığımızı ,veya cenneti cehennemi de bilmiyorsun,Allah ı da Allhın sıfatlarını da bilmiyorsun,Vucudumuzun yapısını ve hormonların çalışmasınıd da bilmiyorsun. bu yüzden anlaman bu kadar zor oluyor.Eğer Kortizol Hormonunu duysaydın Allah’ın ağrı yaralanma durumunda kulunun acı çekmesini engelleyecek mekanizmalar yarattığını da bilirdin .İstersen daha iyi anlaman için Aşağıdaki makaleyi oku…….

          Vücudumuzdaki Mucize İlaç: Kortizol Hormonu

          Kortizol hormonu; ağrı, kaza, acı, yaralanma, enfeksiyon, aşırı sıcak, aşırı soğuk, alerji, oksijensiz kalmak, açlık, ateş yükselten faktörler gibi durumlara karşı insan bedeni içinde, birçok farklı cephede, insan için savaş verir.

          Kortizol hormonunun insan vücudunda o kadar çeşitli görevleri vardır ki, bu hormonu incelemeye başlamadan önce bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz:

          Hormonun bir hücreyi harekete geçirmesi başlı başına bir mucizedir. Çünkü hormonun bir hücreye etki etmesi için, o hücrenin iç yapısında bulunan sistemleri harekete geçirmesi gereklidir. Bu da hormonun ya o hücrenin zarında bulunan bir algılayıcıya bağlanması ya da hücrenin içine girerek hücre içinde bulunan bir mekanizmaya doğrudan etki etmesi ile gerçekleşir. Ancak her iki durumda da, hormon molekülü etkileyeceği hücre için özel olarak tasarlanmış olmak zorundadır. Hormon molekülünün yapısındaki en küçük bir uyumsuzluk, hücreyi etkileyememesine neden olur. Bu yüzden hormon ile etkilediği hücrede bulunan reseptör (algılayıcı) molekül arasındaki ilişki anahtar ve kilit arasındaki ilişkiye benzemektedir.

          Kortizol hormonunun etkileri incelendiği zaman karşımıza çok önemli bir gerçek çıkmaktadır. Allah insan vücudunda birçok güvenlik sistemi yaratmıştır. Birbirinden farklı bu güvenlik sistemlerinin her birini oluşturan hücrelerin içine, tek bir anahtar ile açılan kilitler koymuştur. Örneğin bu kilit bir kılcal damar hücresinin içinde olabildiği gibi, bir karaciğer hücresinin içinde de olabilir. Bu da farklı hücrelerin ortak bir amaç için aynı anda harekete geçirilebilmelerini sağlar.

          Şüphesiz bu, Allah’ın yaratma sanatının bir örneği olduğu gibi, aynı zamanda da evrim aldatmacasının iç yüzünü gösteren bir delil oluşturur. Çünkü farklı hücrelerin ortak bir amaç uğruna hareket etmek için programlanmış olmaları ve bu programı çalıştıran merkezi bir sistem bulunması, evrim teorisinin öne sürdüğü tesadüf masalının geçersizliğini bir kez daha gösterir.
          Kortizol hormonu; ağrı, kaza, acı, yaralanma, enfeksiyon, aşırı sıcak, aşırı soğuk, alerji, iltihap, oksijensiz kalmak, açlık, ateş yükselten faktörler gibi durumlara karşı insan bedeni içinde savaş verir.

          Kortizol hormonunun görevleri incelenirken unutulmaması gereken nokta şudur: Bu hormon şuursuz hücreler tarafından üretilir ve üretimi yapan hücreler bu hormonun nerede kullanılacağını asla bilemezler. Bu hücreler kortizolun savaştığı cephelerden hiçbir zaman şuurlu olarak haberdar olamazlar.

          Şimdi böbrek üstü bezleri tarafından üretilen “kortizol” mucizesinin insan vücudundaki görevlerini ve Allah’ın muhteşem sanatının insan vücudunun detaylarında nasıl tecelli ettiğini görelim. Her aşamada kendi kendinize soracağınız “bu sistem tesadüfen var olabilir mi?” sorusu da, Allah’ın varlığını inkar eden evrim teorisinin çarpık mantığını size bir kez daha gösterecektir.

          Kortizol hormonunun görevleri-Yaralanmalara karşı önceden önlem alır:

          Adrenalin hormonu insanı tehlike anı için hazırlarken, kortizol hormonu insan vücudunu tehlike sonrası muhtemel gelişmeler için hazırlar. Örneğin muhtemel bir yaralanma riskine karşı, önceden bir tedbir alır ve vücuttaki amino asitleri seferber eder. Bu amino asitler bir yaralanma olduğu anda, doku tamiri için kullanılacak olan hammaddelerdir.

          -Yaralanma esnasında acı hissini azaltır:

          Bazı insanların yaralandıkları anda ve yaralandıktan uzun bir süre sonrasına kadar acı hissetmemelerinin nedeni budur. Böylece insan yaralı olduğu halde savaşacak, kendisini koruyacak veya kaçabilecek güç bulur.

          Acı hissinin iletimi sinir hücreleri vasıtasıyla olur. Kortizol üreten hücreler sinir hücrelerinin elektrik iletmelerini yavaşlatan ve kısmen durduran mekanizmayı nasıl bilmektedirler?

          -Acil durumlarda yağ ve proteinleri şekere dönüştürür:

          Vücut hücrelerinin ve beyin hücrelerinin beslenmek için şekere ihtiyaçları vardır. Beyin hücrelerinin sürekli ve ne pahasına olursa olsun şekerle beslenmesi gereklidir. Aksi takdirde insan kısa sürede ölebilir.

          Açlık anında şeker elde edilecek besin bulunmadığı için kandaki şeker miktarı düşecektir. Bu durumda devreye kortizol girer ve vücudun şekersiz kalmasına izin vermez. Depo edilen yağ ve proteinlerin şekere dönüşmesini ve kan şekeri düzeyinin belirli sınırlar içinde kalmasını sağlar.

          Şimdi şu cümleyi bir düşünelim: “Yağın şekere dönüştürülmesi veya proteinin şekere dönüştürülmesi.” Bu tip işlemlerden bahsedilirken tek bir cümle söylenip geçilir. Oysa yapılan işlem son derece zor ve karmaşık bir işlemdir. Bir madde başka bir maddeye dönüştürülmekte ve moleküler yapısı tamamen değişmektedir.

          Eğer insanın önüne trilyonlarca kez büyütülmüş ve bir masa büyüklüğüne getirilmiş bir yağ molekülü veya protein molekülü konulsa ve kendisinden bu molekülü şeker molekülüne çevirmesi istense yapabileceği bir şey yoktur. Hangi atomun yerini hangisi ile değiştirmesi gerektiğini bilemez. Oysa hücrelerin içinde bu değişimi gerçekleştiren rafineriler vardır ve söz konusu değişim çok karmaşık işlemler sonucunda gerçekleştirilir. Kortizol hormonu işte bu işlemlerin seyrinin nasıl değiştirileceğini bilmektedir. Daha doğrusu kortizol hormonu bu değişimin başlamasını sağlayacak kilidi açacak tasarıma sahiptir. Öyleyse kortizol üreten hücreler, yağ-şeker veya protein-şeker dönüşümünü yapan sistemi çalıştıracak anahtarın şeklini nereden bilmektedirler?

          CH3-(CH2)n-COOH (yağ molekülünün formülü) formülünü hangi işlemler sonucunda, CH2OH (şeker molekülünün formülü) formülüne nasıl dönüştürebileceğini nereden bilmektedir?

          Acil durumlarda beyin ve kalbin beslenmesine öncelik verir:

          Kortizol molekülleri acil durumda devreye girer ve vücut hücrelerinin şeker kullanımlarını azaltır. Ancak yine bir mucize görülür ve bu etkiyi beyin ve kalp gibi hayati organlarda göstermez. Adeta savaş anında seferberlik ilan edip, ekonomik kaynakların belirli bölgelere kaydırılması gibi, kortizol molekülleri beyin ve kalbin beslenmesine öncelik verir ve diğer doku hücrelerinin beslenmelerinde tasarrufa neden olurlar.

          Kortizol molekülleri hangi hücrelerin daha hayati öneme sahip olduğunu nereden bilmektedirler? Bu önlemi hangi şuur ile almaktadırlar?

          -Damarların kasılıp büzülmelerini düzenler:

          Kan damarları sabit ve cansız borular değildir; bu damarların etraflarındaki kasların kasılabilmeleri ve gevşeyebilmeleri sayesinde damar çapları ihtiyaç doğrultusunda değişebilmektedir. Bu daralma emri de çeşitli hormonlar vasıtası ile damarlara ulaştırılmaktadır. Kortizol ise, damarları kasıcı büzücü faktörlere karşı damar cevaplarını düzenler ve acil durumlarda insana bir başka destek görevi görmüş olur.

          Kortizol hormonu damar etrafında bulunan kasların kasılma sistemlerini nereden bilmektedir ki, bu sistemin kasıcı-büzücü faktörlere karşı cevap verme eylemlerini düzenleyebilmektedir?

          -Suyun hareketini kontrol eder:

          Suyun -gereksiz durumlarda- hücre içine girmesini engeller. Bu da kan hacminin korunması anlamına gelir. Bir kortizol molekülü suyun hücrelerin içine girme eğiliminde olduğunu nereden bilir? Bu suyu hücre dışında tutmak gerektiğine nasıl karar verir? Ve suyu dışarıda tutma yöntemlerini nereden bilebilir? Daha da önemlisi, suyun hücrenin dışında tutulması gereken zamanları nasıl tespit eder? Nasıl olur da her zaman değil de sadece gerektiğinde suyun hücreye girmesini engelleyecek bir anlayış ve şuura sahiptir?

          İnsan hayatı için çok önemli olan bazı proteinlerin üretimini düzenler:

          Kortizol hormonu zor durumda kaldığınız zaman bütün ihtiyaçlarınızı ayrı ayrı düşünür. Kemik iliğinde hemoglobin, akyuvar ve trombosit yapımını artırıp, kan düzeylerini yükseltir.

          Görüldüğü gibi, gözle görülemeyecek kadar küçük tek bir molekül, birçok özelliğe, yeteneğe ve sorumluluğa sahiptir. Bu molekülün bunları yerine getirebilmesi için tüm bu özelliklerle birlikte özel olarak tasarlanmış olması gerekir. Kortizol hormonunun tesadüfen bu niteliklere sahip olarak ortaya çıktığını iddia etmek, büyük bir cehalet ve mantıksızlıktır. Bu hormon, Allah’ın yaratmasındaki uyumun ve kusursuz tasarımın delillerinden sadece biridir. Allah bir ayetinde kullarına şöyle buyurur:

          “… Rabbim, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” (Enam Suresi, 80)

          -Yüksek ateşi önlemek için ilgili hormonun üretilmesini durdurur:

          Ateş yükselmesi insan bedeninin hastalıkla savaşma belirtisidir ve insanı dinlenmeye ve yatmaya zorlar. Böylece vücudun ihtiyacı olan enerji yürümek, gezmek, çalışmak vs. gibi günlük işlere harcanmamış olur. Ateş yükselmesi hastalığın sebep olduğu bir yan etki değildir. Ateş, hastalıkla savaşta insanı dinlenmeye zorlamak için özel olarak ayarlanmış bir güvenlik önlemidir. Ateşin yükseltilmesi beynin “ateş merkezi” tarafından sağlanır. Beynin ateş merkezi de ‘IL-1′ isimli bir madde tarafından harekete geçirilir.

          Kortizol hormonunun bir başka mucizevi etkisi tehlikeli ateş durumunda ortaya çıkar. Kortizol hormonu diğer bütün işlevlerinin yanı sıra, tehlikeli ateşin durması için de tasarlanmıştır. İnsanın yüksek ateşten ölme tehlikesi ile karşılaştığı durumlarda kortizol devreye girer ve ateş merkezini aktive eden IL-1 maddesinin üretimini durdurarak ateşi düşürür.

          Peki kortizol IL-1 maddesinin ateşi yükselttiği ve yüksek ateşin insan için bir tehlike oluşturduğunu nasıl bilenebilir? IL-1 maddesinin nerede üretildiğini nasıl haber almış ve bu maddenin üretimini durdurmaya nasıl karar vermiştir?

          • the_carbon

            Yani akıllı tasarımdan bahsediyorsun.Birde körelmiş organları araştır bakalım,canlılarda ne gibi olmasada olur organlar var.

            • the_carbon

              Evrim teorisine alternatif gibi gösterilen akıllı tasarım konusuna geldik.Amerikadaki akıllı tasarımcıların yayınlarını araklayıp türkçeye çeviren üzerinede bir kaç kendi yorumunu ekleyen harun yahya ve ekibinin yayıyınlarını kopyalayıp yapıştırarak evrim teorisini çürütemessin.

              • The Carbona Cevap

                Bir dakika yazında araştırmaların amerika tarfından yapıldığını söyledin bu verilerin bilimsel ve tarafsız olduğunu gösterir .Bu da evrim teorisinin Dünya biliminde lokomotif görevi gören bir ülke tarafından çürütülmesi anlaına gelir ki sana bir şey diyeyim mi harun yahya yı bende sevmem emin ol sevmem ama adam türkçeye kaynakları iyi çevirmiş hakkını vermek lazım..Evrim teorisi bitti artık anla.Madem adnanı beğenmiyorsun al sizinkilerin itirafı:
                Fred Hoyle ile birlikte uzun yıllar Sabit Durum teorisini savunan Dennis Sciama, ardı ardına gelen ve Big Bang’i ispatlayan tüm bu deliller karşısında içine düştükleri durumu şöyle anlatır:

                “”Sabit Durum teorisini savunanlarla, onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. Bu dönem içinde ben de bir rol üstlenmiştim. Çünkü gerçekliğine inandığım için değil, gerçek olmasını istediğim için “Sabit Durum” teorisini savunuyordum. Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve Sabit Durum teorisinin bir kenara bırakılması gerçeği ortaya çıkıyordu .””

                California Üniversitesi’nden Prof. George O. Abell ise,

                “Bugünkü mevcut deliller, evrenin milyarlarca yıl önce Big Bang ile başladığını göstermektedir. Big Bang teorisini kabul etmekten başka çaremiz kalmıyor.”5 demiştir.

                Big Bang’in bu zaferi ile birlikte, materyalist dogmanın temeli olan “ezeli madde” kavramı da tarihe karışmış oluyordu. Peki o zaman Big Bang’den önce ne vardı ve “yok” olan evreni bu büyük patlama ile “var” hale getiren güç neydi?

                Elbette ki bu soru, A. S. Eddington’ın ifadesiyle materyalistler için “felsefi olarak itici” olan gerçeği, yani bir Yaratıcının varlığını göstermektedir.

                Ünlü ateist felsefeci Anthony Flew, bu konuda şunları söyler:

                İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Mevcut kozmolojik konsensüs (Big Bang modeli), bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: “Evrenin bir başlangıcı olduğu” iddiasını. Sadece evrenin bir sonunun ve başlangıcının olmadığını kabul ettiğimiz sürece, evrenin şu anki varlığının mutlak bir açıklaması olduğunu savunabiliriz. Ben hala bu açıklamaya inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.6

                Kendisini ateist olmak için körü körüne şartlandırmayan pek çok bilim adamı ise, evrenin yaratılışında sonsuz güç sahibi bir Yaratıcının varlığını kabul etmiş durumdadır. Bu Yaratıcı, hem maddeyi hem de zamanı yaratmış olan, yani her ikisinden de bağımsız bir varlık olmalıdır.

                Evren bilim konusunda önemli çalışmaları olan ünlü matematikçi Roger Penrose şöyle bir açıklama yapar:

                … Ama evrenin kesinlikle bir amacının olduğunu gösteren bir şey var ki, o da evrenin şans eseri orada durmadığıdır. Bazı insanlara göre, “evren sadece oradadır işte.” Öylesine olmaya devam ediyor. Biz de kendimizi birdenbire bu şeyin içinde buluvermişiz. Bu bakış açısının, evreni anlamamızda çok verimli ya da yardımcı olacağını sanmıyorum. Bence evren ve onun varlığının altında bugün henüz pek sezemediğimiz çok daha derin bir şeyler gizli.

                • the_carbon

                  Statik evreni savunduğum yok,Sadece binbang teorisinin problemleri var dedim.Gayet tabi şu anda genel kabul gören bigbang tir

                • the_carbon

                  Amerikadaki araştırmaların DEMEDİM.Amerikadaki akıllı tasarımcılarının yayınlarını türkçeye çevirip birazda kendi yorumunu eklediğin söyledim.Tasarımcıların amerikada faaliyette bulunmaları onları ne tarafsız yapar ne de bilimsel faaliyette olduklarını gösterir.Ayrıca taraflılarda evrim teorisi dinsel dogmaları ile uyuşmadığı için böyle sahte bilim faaliyetine girişmişlerdir.Tasarımcıların evrimi çürüttüğü falan yok.amerikadaki bazı eyaletlerde akıllı tasarım okutulsun diye mahkemeye başvurmuşlardır ve mahkemeleri kaybetmişlerdir.

                • agnosturk

                  evrim teorisi bitti diyen bir insana ne cvp verilir bilemiyorum…ya yıllardır bir odada kilitli kaldın yada tanrının bile anlayamıyacağı kadar salaksın…

                  • hakan kaya

                    Ne cevap verilir bilemiyorsun çünkü tanrıya inanmadığın halde tanrının bile anliyamacığa kadar cümlesini kuruyorsun.Bu durumda iki seçeneğin var.Ya hristiyan yada yahudu misyonesi olduğunu açık ettin ve bunu kabul edeceksin yada hakketen bir cevap bulamadın ve böyle salakça bir cümle kurdun.hrsitiyan yada yahudi olsan onlar bile kendi tanrıları için bir şeyi anlayamicağını söyliyemez.belki yozlaşmış dinden anca bu kadar oluyordur.Ama ben daha çok onlar tarafından kullanıldığınızı ve senin salak olduğunu düşünüyorum.yoksa her yorumunda salak cahil akılsız derken kurduğun cümlelerde zerre kadar zeka kırıntısı bulunurdu.sen yazdıkça kendi cepheni batırıyorsun.Devam et böyle.kendi salaklığınla başkalarını salak olarak görmeye devam et

      • the_carbon

        Dünyadaki şu anki mevcut sistemle adalet rüyadan ibarettir.Sistemdeki tüm kurumlar insan elinden çıkmadır(Devlet,din,partiler,bankalar,hapishaneler,ordu v.s) Yine insanları ayrıştıran din,dil,ırk,renk,bayrak,vatanseverlik,milliyetçilik,mezhepçilik v.s bunlarn hepsi insan üretimi dir ve insanlığın ortak mutluluğuna fayda sağlamaz.Yönetici sınıfın kullanışlı araçları konumundadır.Bu hastalıklı sistem ve kurumları ortadan kalkmadıkça dünyada adalet gelemez.adaletin olmadığı yerde suçlar çözülemez.

  83. the_carbon

    evrenin genişlemesi meselesi:O ayet kurgudan ibaret.hubblden önce öyle bir kurgu yokken,hubblden sonra kurgulanmış bir ayet.Diyanet işleri başkanlığı:Zariyat suresi 47 – Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

    • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

      Bilimsel veriye kurgu diyorsun kafan bu kadar çalışıyor .bütün bilimin hem fikir olduğu bir teoriyi kabul etmiyorsun seninle neyi tartışacam.Hangi dilden anlıyorsun bilmiyorum ki…

      • the_carbon

        Nerenle okuyorsun sen yazdığımı.evrenin genişlemesi bilim çevrelerince kabul görmeye başlandıktan sonra zariyat suresi o şekilde kurgulanmaya başlanıyor.Diyanet işleri başkanlığı:Zariyat suresi 47 – Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.diyanetin sitesinde türkçeye çevirisi budur.

        • The Carbona Cevapın

          Arapçan varmı önce arapçasına bak istersen bir kaç tefsirden de bak ta tam olsun ben kısa olması için sadece mealleri verecem…

          وَالسَّمَاء بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
          Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûn(mûsiûne).

          1. ve es semâe : ve sema, gökyüzü
          2. beneynâ-hâ : onu biz bina ettik
          3. bi eydin : bir kudretle, büyük bir kuvvetle
          4. ve innâ : ve muhakkak ki biz
          5. le : elbette
          6. mûsiûne : genişletici olan
          İmam İskender Ali Mihr : Ve sema; Biz onu büyük bir kudret ile bina ettik. Ve muhakkak ki (onu) genişletici olan elbette Biziz.
          Diyanet İşleri : Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
          Abdulbaki Gölpınarlı : Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter.
          Adem Uğur : Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.
          Ahmed Hulusi : Semâya (Evren’e ve de beyin kapasitesine) gelince, onu elimizle bina ettik ve muhakkak ki biz genişleticileriz (boyutsal oluşumlarla – varlıklarla – idrakını genişletmek suretiyle, beyindeki kullanılır alanın genişlemesiyle)!
          Ahmet Tekin : Göğü, sonsuz kudretimizle, sayısız teknikle, tutarlı kanunlarla, enerji yükleyerek, nimetlerle dolu olarak biz yükseltip düzenledik, tavan olarak inşa ettik. Ve onu elbette biz genişletmeye, enerji yüklemeye devam ediyoruz, rızkı bollaştırıyoruz. Bunların hepsini yapmaya bizim gücümüz kudretimiz yeter.
          Ahmet Varol : Göğü de biz güçle bina ettik ve biz onu genişletmekteyiz. [4]
          Ali Bulaç : Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.
          Ali Fikri Yavuz : (Bir de semaya bakın), biz onu kuvvetle bina ettik. Muhakkak ki biz, büyük kudrete sahibiz.
          Bekir Sadak : Gogu, gucumuzle Biz kurduk; suphesiz biz onu genisleticiyiz.
          Celal Yıldırım : Göğü de kudretimizle yapıp kurduk. Şüphesiz ki biz, hep genişleticileriz.
          Diyanet İşleri (eski) : Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
          Diyanet Vakfi : Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.
          Edip Yüksel : Göğü gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz.
          Elmalılı Hamdi Yazır : Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs’a malikiz
          Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bir de göğe bakın! Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz.
          Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
          Fizilal-il Kuran : Göğü gücümüzle biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
          Gültekin Onan : Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz biz, (onu) genişleticiyiz.
          Hasan Basri Çantay : Biz göğü kuvvetle bina etdik. Çünkü biz muhakkak ve mutlak bir (vüs’at ve) kudrete mâlikizdir.
          Hayrat Neşriyat : Göğü de kuvvet(imiz)le binâ ettik; ve şübhe yok ki biz, elbette (devamlı sûrette onu)genişleticileriz.
          İbni Kesir : Göğü gücümüzle Biz kurduk. Ve muhakkak ki Biz, genişleticiyiz.
          Muhammed Esed : Evreni (yaratıcı) güc(ümüz) ile inşa eden Biziz; ve şüphesiz Biziz onu istikrarlı bir şekilde genişleten.
          Ömer Nasuhi Bilmen : (45-47) Artık bir kalkınmaya da güç yetiremediler ve yardım görücüler de olmadılar. Nûh kavmini de evvelce (helâk ettik). Şüphe yok ki, onlar fâsıklar olan bir kavim olmuşlardı. Ve göğü bir kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki, biz elbette kâdirleriz.
          Ömer Öngüt : Göğü kendi ellerimizle biz bina ettik ve biz onu elbette genişleticiyiz.
          Şaban Piriş : Göğü ellerimizle bina ettik. Çünkü biz, çok güçlüyüz.
          Suat Yıldırım : Göğü Biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten Biziz. Çünkü Biz geniş kudret ve hakimiyet sahibiyiz.
          Süleyman Ateş : Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).
          Tefhim-ul Kuran : Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz biz, (onu) genişletici olanlarız.
          Ümit Şimşek : Göğü elimizle Biz bina ettik ve Biz genişleticiyiz.
          Yaşar Nuri Öztürk : Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.
          Görüyorsun ya hepsinde aynı anlama geliyor sadece diyanetin kinden değil…

          • the_carbon

            Şanınıza layık ,kopyala yapıştır.düşünme yok,analiz yok sorgulama yok.Ne var ezber,ezber.

          • the_carbon

            Her dilde bir veya daha çok kelimeyi asıl sözlük anlamından farklı bir anlam bütünlüğünde birleştiren kalıplaşmış ifade şekilleri ve deyimler vardır.Eli bol,Eli geniş,Gönlü geniş,Mezhebi geniş gibi.Zariyat suresinin bu ayetinde yapılan cambazlığın temeli ,kuvvetli takatlı olma,bol bol nimet vererek sıkıntıları,darlıkları çözme anlamında kullanılan arapça ifade kalıbını,Evrenin genişlemesi kabul gördüğünden beri genişleme anlamında yorumlanıyor.Genişleme kabul görmeseydi eminim ayet bu şekliyle kalacaktı.(47 – Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter). Bu ayette ilerde bulunuabilecek bir bilimsel olguya işaret olduğu Tarih boyunca hiç bir müslümanın,alimin,müfessirin aklına gelmemiş,İşler genişleme kabul gördükten sonra.AYET GENİŞLEMEYLE UYUMLU ŞEKİLDE KURGULANMIŞTIR.

            • The Carbona Cevap

              Olayın Mükemmeliğ de o ya.İnsanlar geliştikçe bilim teknoloji geliştikçe kur’an da gücelleniyor.Arapçada bir kelime bir çok anlama gelir yaratıcının indireceği kitap ki o kitap çok şey anlatacaksa onun da bu özelliği ihtiva etmesi en mantıklı olur.Gelelim asıl meselemize:

              Kur’an’da kullanılan (وإنا لموسعون) “ve inna lemusiun” musi’-vüs’ kelimesi güç yetirme, darlığın zıddı anlamında da kullanılır. Fakat (وسع)”vesea” kökünün asıl anlamı genişleme/genişletmedir. Yani Allah Teâlâ ayette şöyle buyuruyor: “Gökleri biz kendi ellerimizle, kendi gücümüz/kudretimizle yarattık ve elbette biz onu genişletiyoruz, genişleteceğiz.” Tabi bu kelime kudret anlamında kullanılamaz anlamı çıkmaz buradan ancak ayetin başında kudretten zaten bahsedilmiştir, ikinci cümleyi de kudret olarak açıklarsak ayeti bir tekrardan ibaret bıtakmış oluruz. AYET GENİŞLEMEYLE UYUMLU ŞEKİLDE KURGULANMIŞTIR. dedin bu ne korku ya merak etme وإنا لموسعون kelimesi başka anlama gelmez rahat ol.
              Gördüğün Gibi Kur’an-ı Kerim Haktır… Her Dönemde Her Tarihte Her Coğrafyada Her Mekanda Her Canlıya Her İnsana Her İlime Hakkını Verir !…

              • the_carbon

                Sizin sorununuzda bu zaten,Kuranın herşeyi anlatması gerektiğini düşünmeniz yada kuranı olağanüstü gösterme çabalarınızla kuranı tahrif ediyorsunuz..ay meselesinde de durum böyle 6-7 yüzyıl arapçasında ay yarıldı anlamına gelmeyen ,her şey açıklığa kavuştu anlamına gelen ayeti ay yarıldı diye tahrif edilmiştir.Anlaşılan o ki tahrifte sınır tanımayacaksınız güncel bilimsel kabullere göre tahrifler devam edecek .

                • Çetin(gerçek burda)

                  Evladım seninle şöyle bir beyin fırtınası yapalım .Bir kur’an da gökyüzü ile ilgili kaçtane ayet geçiyor biliyormusun:Aşağıdaki tahrif ettiğini söylediğin ayet;
                  Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47);
                  Aşağıdada içinde gök ile ilgili ayetler var.
                  Evlat:Bunların hiçbirinde göğün genişlediği ile ilgili kelime bulamassın üsteki ayetten hariç:
                  2:19 – Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.

                  2:22 – O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah’a eşler koşmayın.

                  2:29 – O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

                  2:33 – (Allah): “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): “Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da,içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi.

                  2:59 – Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.

                  2:107 – Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır, hepsi O’nundur. Size de Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

                  2:116 – O zalimler, “Allah kendisine çocuk edindi.” dediler. Hâşâ, O sübhândır. Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

                  2:117 – O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca “ol!” der, o da hemen oluverir.

                  2:164 – Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah’ın birliğine deliller vardır.

                  2:255 – Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

                  2:284 – Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.

                  3:5 – Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.

                  3:29 – De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.

                  3:83 – Onlar, Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O’na boyun eğmiştir ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.

                  3:109 – Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Bütün işler Allah’a döndürülür.

                  3:129 – Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

                  3:133 – Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun!

                  3:180 – Allah’ın, kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

                  3:189 – Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah her şeye kâdirdir.

                  3:190 – Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.

                  3:191 – Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru.” derler.

                  4:126 – Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır.

                  4:131 – Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah’tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O’na yakışır.

                  4:132 – Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.

                  4:153 – Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa’ya açık bir delil (yetki) verdik.

                  4:170 – Ey insanlar, Resul size, Rabbi’nizden hakkı (gerçeği) getirdi. Kendi yararınıza olarak ona inanın. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

                  4:171 – Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, Meryem’e atmış olduğu kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.

                  5:17 – Muhakkak ki, “Allah, ancak Meryemoğlu İsa Mesih’tir” diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: ” Allah, Meryemoğlu İsa Mesih’i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O’na kim engel olabilir? ” Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah’a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah, her şeye kadirdir.

                  5:18 – Yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: ” O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?” Hayır, siz de O’nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah’ındır. Nihayet dönüş de O’nadır.

                  5:40 – Göklerin ve yerin mülkünün Allah’a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir.

                  5:97 – Allah, Kâbe’yi, o Beyt-i haram’ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın herşeyi hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.

                  5:112 – Havariler:” Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” dediler. İsa da: “İnanıyorsanız Allah’tan korkun” dedi.

                  5:114 – Meryemoğlu İsa da: “Allah’ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!” dedi.

                  5:120 – Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah’ındır. O herşeye kâdirdir.

                  6:1 – Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar.

                  6:3 – O, göklerde de, yerde de (tek) Allah’tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

                  6:6 – Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattık.

                  6:12 – De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah’ındır” de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.

                  6:14 – De ki: “Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah’tan başka dost mu tutayım?” “Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum” de ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma.

                  6:73 – Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O’dur. Bir şeye “ol” dediği gün hemen oluverir. O’nun sözü haktır. “Sûr”a üfürüldüğü gün de mülk ancak O’nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır.

                  6:75 – Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

                  6:79 – “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim”.

                  6:99 – Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.

                  6:101 – Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O’dur. Ve O, herşeyi bilendir.

                  7:54 – Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir O’nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.

                  7:96 – (O) ülkelerin halkı inanıp (Allah’ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.

                  7:158 – De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O’dur. Bundan dolayı gelin, Allah’a ve resulüne iman edin. Allah’a ve Allah’ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.

                  7:162 – İçlerinden bir kısım zalimler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Zulmü alışkanlık haline getirdikleri için biz de üzerlerine gökten azap yağdırdık.

                  7:185 – Allah’ın göklerdeki ve yerdeki mülkiyet ve tasarrufuna, Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bu Kur’ân’dan sonra başka hangi söze inanacaklar.

                  7:187 – Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O’ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

                  8:11 – O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu.

                  8:32 – Bir vakit de, “Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver” demişlerdi.

                  9:36 – Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.

                  9:116 – Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O’ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

                  10:3 – Rabbiniz o Allah’dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O’nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?

                  10:6 – Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delil vardır.

                  10:18 – Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve “Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki, “Siz Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir.

                  10:24 – Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.

                  10:31 – De ki, “size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?” Hemen “Allah’dır” diyecekler. De ki, “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

                  10:55 – Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Açın gözünüzü, Allah’ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.

                  10:61 – Hangi işi yaparsan yap, Kur’ân’dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz.Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.

                  10:66 – Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah’ındır. Allah’dan başkasına tapanlar dahi, Allah’a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

                  10:68 – Dediler ki: “Allah, kendine çocuk edindi”. O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz?

                  10:101 – De ki: “Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!” Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!

                  11:7 – O, öyle bir Allah’dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara “öldükten sonra tekrar dirileceksiniz” dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: ” Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir.” diyecekler.

                  11:44 – Allah tarafından denildi ki: “Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.

                  11:52 – “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O’na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin.”

                  11:107 – Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb’inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.

                  11:108 – Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak.

                  11:123 – Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah’a mahsustur. Her iş O’na döndürülür. Sen yalnızca O’na ibadet et ve yalnızca O’na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.

                  12:101 – “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!”

                  12:105 – Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerler.

                  13:2 – Allah O’dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.

                  13:13 – Gök gürültüsü O’na hamd ile, melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah’ın çarpması pek çetindir.

                  13:15 – Oysa göklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a secde ederler.

                  13:16 – De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’dır”. De ki: “Allah’dan başkalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç karanlıklarla aydınlık bir olur mu?” Yoksa Allah’a, O’nun gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da, bu yaratış kendilerince birbirine benzer mi göründü? De ki: “Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye üstün ve kahredicidir.”

                  13:17 – Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eşyası veya bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.

                  14:2 – O Allah’ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!

                  14:10 – Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsade ediyor.” Onlar da: “Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!” dediler.

                  14:19 – Gökleri ve yeri gerçekten Allah’ın yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir.

                  14:24 – Görmedin mi? Allah nasıl bir misal verdi. Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.

                  14:32 – Allah öyle bir Allah’tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi.

                  14:38 – “Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz.

                  14:48 – O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah’ın huzuruna toplanacaklardır.

                  15:14 – Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,

                  15:16 – Andolsun biz, gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik.

                  15:22 – Biz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsiniz.

                  15:85 – Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.

                  16:3 – Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

                  16:10 – Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.

                  16:49 – Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah’a secde ederler.

                  16:52 – Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O’nundur. Din de daima O’nundur. Böyle iken, siz Allah’tan başkasından mı korkarsınız?

                  16:65 – Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır.

                  16:73 – Müşrikler, Allah’ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar.

                  16:77 – Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

                  17:44 – Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.

                  17:55 – Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud’a da Zebur’u verdik.

                  17:92 – “Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah’ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. ”

                  17:93 – “Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim.”

                  17:95 – (Ey Muhammed! Mekkelilere) şöyle de: “Eğer yeryüzünde huzuriçinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik.”

                  17:99 – Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler.

                  17:102 – Musa dedi ki: “Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum.”

                  18:14 – (Oranın hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O’ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.

                  18:26 – De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.” Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

                  18:40 – Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir.”

                  18:45 – Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.

                  18:51 – Ben, onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında şahit tutmadım ve hiçbir zaman doğru yoldan çıkanları yardımcı edinmiş değilim.

                  19:65 – O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah’ın ismini taşıyan başka birini bilir misin?

                  19:90 – Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,

                  19:93 – Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân’ın huzuruna kul olarak çıkmasın.

                  20:4 – Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.

                  20:6 – Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O’nundur.

                  20:53 – “Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O’dur.” İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.

                  21:4 – Peygamber: “Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir” dedi.

                  21:19 – Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O’nundur. Katında olanlar O’na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.

                  21:30 – O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?

                  21:32 – Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah’ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar.

                  21:56 – O şöyle dedi: “Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.”

                  Şimdi dinle eğer kafamızdan uydursaydık bunlardan bir kaçına da aynı anlam geçiyor derdik ve daha sağlam olurdu ama diyemezdik çünkü dünyada müslüman lar dışında arapça bilen milyonlarca insan ve bilim adamı var bunlara rağmen kuranı keyfimize göre tahrif ettiğimizi söyleyecek ve buna da kendini inandıracak kadar acınacak duruma düşürüyorsun kendini.MAdem öyle neden hristiyanlar veya yahudilerde kalkıp efendim işte tevratta ve incildede geçiyor demiyorlar….Diyemezler kimse içinde bilimin geçtiği apaçık anlamı olan bir kelime bu kadar zeki düşmanı olan bir dünyada tahrif edemez anladın mı.

                  • the_carbon

                    zariyat suresi:47-48-49 ayetler elmalılı muhammed hamdi yazır çevirisi:47 – Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.

                    48 – Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!

                    49 – Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz…….. Zariyat 47 suresi için yukardaki yorumumun tekrarına gerek yok. elmalı genişlik ve kudret sahibiyiz diye çevirmiş doğru olarak.ZARİYAT 47 ayetten bahsediyorsunuzda hemen altındai 48 ve 49 ayetlerden neden bahsetmiyorsunuz?48-yer yüzünü biz döşedik bakın onu ne güzel döşüyoruz ne demek?Söyleyim dünyanın yuvarlak değilde düz olduğunu sanan muhammet bu ayette çuvallamış insan bir tasvir yaparken düz bir yerin döşenmesinden bahseder,oysa dünya kutupları basık küredir herhalde küreyi biz döşedik demek istemedi.Tepsi gibi düz dünyayı biz döşedik manasında dedi,neyse uzatmayım.zariyat 49:her şeyden iki çift olması ne demek,bu ayete göre bakterileri eşeysiz üreyen kaktüsleri nere koyacaksınız.Elle tutulur bi yanınız yok.

  84. the_carbon

    Senin allahın özel değil,Diğer inançlara sahip kişilerde kendi tanrılarına senin şimdiki inancına benzer şekilde inanıyorlardı/inanıyorlar.

    • The Carbona Cevap(Gerçek burada)

      Bu ne ya bunu nasıl ya zabiliyorsun.Musa’nın peygamberi isa’nın peygamberi ve Adı öğülmüş olan son peygamber hz muhammedin peygamberi Aynı kişi kardeş ilah dinler dışında başka bir dünyada müslümanlığı hristiyanlığı ve yahudiliği çıkar bakalım geriye başka dine veya yaratıcıya inanan kaç kişi kalır.Bu kadar Çok inananı olan bir ilah özel değilde ne..Anla artık yaw.Yada çıkartırsan geriye inek buda ,hindi tavuk vs kalır herhalde bunların da yaratıcı olmayacağına inanacak kadar zekisin.Ben tartıştığım kişinin bu kadar bir seviyede olduğunu kabul ediyorum.

  85. the_carbon

    Çok yazılacak şey varda,dikkat edersen kısa kısa yazdım,sıkıldım açıkçası.

  86. the_carbon

    Peygamberlere atfedilen mucizeler,İnananlarının peygamberleri olağanüstü gösterme çabasından başka bir şey değildir.Bir benzerlik kurmak gerekirse,ŞEYH UÇMAZ,MÜRİT UÇURUR.Burdan şu sonucu da çıkarabiliriz siz inananların kafası baya güzel,ne kullanıyorsunuz bunları uydurmak ve inanmak için…

    • The Carbona Cevapın

      Güzel kardeşim din hakkındaki yanlış bildiklerine cevap verilir kafandan uydurduğun iddialara değil.İşimiz yok siz bir yerlerinizzden iddialarda BULUNUN saçmalayın bizde cevap verelim…

      • the_carbon

        İdada da bulunan ben ve benim gibi düşünenler değil,Siz inananlar idda ile geliyorsunuz..Ben ve benim gibi düşünenlerin yaptığı iddalarınızın akla ve bilime aykırı olduğunu göstermek.Ay ın ikiye bölündüğü iddasında en son geldiğimiz durum şu oldu:Ben eğer ay ın ikiye bölündüğü yaşansaydı güneş sisteminde mutlaka değişiklikler olurdu ve bu değişikliklerin yansımaları olurdu(Bir anda güneş sisteminde bulunan bir büyüklüğün ikiye yarılması sistemdeki mevcut düzende değişiklikler yapardı ve bunun maddi yansımaları olurdu insanlar o tarihte sadece ayın yarıldığını görmekle kalmazdı,dünyadaki mevcut doğal şartlardada dramatik değişiklikler olurdu dedim)Sen ise o tarihte dünyadaki doğal şartlarda dramatik değişikliklerin olduğuna dair kayıt olmadığı için,Son çare ye sığındın:AY ikiye yarılmıştır güneş sisteminde,dolaysı ile dünyadaki düzende bozulmalar olmaması için allah sıfır hacimde olmayan bir şeyle sistemin devamlılığını sağladı demiştin.Bu konuda artık tartışılacak bi şey kalmadı.Gerçekliği son çarede imanla açıklıyorsun ben ve benim gibiler bilimle.Şunu yapın bari de saygı duyalım size,bilimi kirletmeyin.

        • The Carbona Cevap

          Yemişim biliminizi :Dünya big bangi kabul etmiş siz hala statik evren diyorsunuz,Evrim teorisi çöpe gitti siz hala çöpleri karıştırıyorsunuz sahi siz hangi bilimden bahsediyorsunuz.”insanlar o tarihte sadece ayın yarıldığını görmekle kalmazdı” demişsin demekki gördüklerini kabul ediyorsun da kardeşim ne yapsınlar değişiklik olmuş nasa ayda hala o dönemden kalma yarığın olduğunu söylemiş.Diğerlerinin etkisi gitmiş diyorum ne olacak.Lütfen daha fazla çırpınma asıl siz çöpe giden sözde statik evreni ve evrim torisini savunmakla bilimi kirletiyorsunuz.

          • the_carbon

            Sen nası bi insansın çamur at izi kalsın, aynen bunu yapıyorsun.gördüklerini kabul ettiğimi nerden çıkardın.statik evreni savunduğum falan yok,bigbang için yapılan eleştirileri bir siteden aldım.Güneş balçıkla sıvanmaz evrim teorisi bilimin temel teorilerinden biridir.

          • the_carbon

            Sıfır hacimde olmayan bir şey le sistemin devamlılığı,Ancak akıl yoksunu birisi tarafından yazıya dökülecek açıklama..

            • Çetin(gerçek burda)

              Peki ya şu an kabul edilen teori big bang in sıfır hacminde ve sonsuz yoğunluktakş bir noktanın patlamasıyla kainatı oluşturmasına ne diyorsun.Yani o kadar bilim adamının senin ki kadar beyni mi yok .Töbe töbe big bang den haberin yok gibi konuşuyorsun.Sıfır hacim yok demek zaten ilginç olan da bu.Tabii senin anamanı beklemiyorum ben duvara yazıyorum zaten o bile senden daha çok anlıyor….

              • the_carbon

                Önce şu yanlış bilgini düzelteyim o zaman.Alman fizikçi max planckın fiziğe kazandırdığı sabitler:1)Planck uzunluğu…2)Planck zamanı..PLANCK UZUNLUĞU:Ölçülebilen en küçük uzunluktur:Bir metrenin on üzeri eksi 35 te biridir.2)PLANCK ZAMANI:Işığın planck uzunluğundan geçme süresidir:Bir saniyenin on üzeri 43 te birindeki zamandır.Şimdi, fikir vermesi açısından planck uzunluğu proton un çapının 100,000,000,000,000,000,000’de birine denk gelir.ŞİMDİ ŞUNU ANLA Bİ Bingbang teorisi evrenin başlangıcını sıfır hacimde olmayan bir şeyle başladı demez.Fizikçiler bigbangi planck zamanından ve planck mesafesinden başlatırlar.Şu şekilde anlayabilirsin 10 üzeri eksi 35 metrede ve 10 üzeri eksi 43 saniye aralığındaki bir küreyle bigbangi başlatırlar (SIFIR HACİMLE OLMAYAN BİR ŞEYLE DEMEZLER!!!!!BİGBANGİ BELLİ BİR BÜYÜKLÜKTEN BAŞLATIRLAR)Yaptığınız bu işte kuranı çarpıttığınız gibi bilimsel verileride çarpıtıyorsunuz,Sonrada aklınca ukalalık yapıyorsun.Bilimden bahsediyorsun bilimin verilerini dinsel dogmaların için çarpıtıyorsun.Ayrıca tanrılara atfedilen yoktan var etme gücü islamiyetin allahına has özellik değil,Sümer lerde tanrılarının yoktan var ettiğine inanırdı.Semavi-Göksel dinlerde sümerlerden baya inanç araklamışlardır.Semavi dinler denmesi bile sümer kaynaklıdır..

  87. the_carbon

    Saçmalamada sınır tanımıyorsun.Bilim olguları açıklarken doğaüstü gücü teoriye sokmaz,kalkmış bana bilimsel bak diyorsun:Önerinde allah sistemin devamlılığı için yeni bir büyüklük koyar diyorsun.İşte senin akıldışılığın burda

    • The Carbona Cevap

      Öncelikle yorumlarımın çoğu gösterilmedi bu korku neden.İkincisi Yeni bir büyüklük koyar demiyorum sıfır hacminde olmayan bir şeyden de denge kurar diyorum.Olağanüstü gücüteoriye sokar diyen kim sadece bilimsel bulgulardan mutlaka bir yaratıcın olduğunu çıkartırlar diyoruz.Eğer senin dediğin gibi deseydik bir ateistle değil inanan biriyle tartışmış olacaktım .Kapiş

      • the_carbon

        Ha şunu diyorsun,ay ikiye ayrılmıştır,Güneş sisteminde değişiklik olmaması için allah sıfır hacimde olmayan bir şeyle sisteme müdahale etmiş ve herhangi bir olağandışılık gözlenmemiştir diyorsun,Bunları söylerkende bilimden falan bahsediyorsun.Kusura bakmada böyle tutarsız bir akılla tartışamam,gereksiz olur.Birde kalkmış bilimsel bulgulardan yaratıcının olduğunu çıkartırız diyorsun.Evrim teorisi ki şimdiye kadar çürütülememiş,bilimin yerleşik baş teorisi sizin yaratıcınızı ispatlamadığı gibi,çürütüyorda.

        • The Carbona Cevap

          Evrim teorisi Şimdiye kadar çürütülmemiş diyorsun senin dünyadan haberin yok galiba.Aşağıda ABD’nin biyo-kimya alanındaki ünlü isimlerinden biri olan Prof. Michael J. Behe ile yapılan röportaj var önce onu oku Ama mutlaka oku:

          Yıllarca insanlığın kafasını karıştıran ‘Evrim teorisi’nin bugün açıklamakta aciz kaldığı noktalar nelerdir?
          -Darwin, teorisini çok basit bilgiler üzerine mi temellendirmiştir, Darwinizm’in hayatın kompleksliği karşısındaki çıkmazları nelerdir?…
          -”Evrim” neden çok sathi bir nazariyedir?
          -Bugün ilmî bir teori olmaktan çıkarak ‘ideolojik bir kabul’ hâline gelen Darwinizm sahneden çekilme yolunda mı? “Akıllı dizayn” teorisinin sahibi Prof. Behe kendisiyle yapılan röportajda bunları nasıl açıklıyor?…

          Charles Darwin’in 1859’da yayımlanan Türlerin Menşei adlı kitabıyla gündeme gelen tabiî seleksiyona dayalı evrim teorisi, o zamandan bu yana tartışılıyor. Teori, dünya üzerindeki hayatın rastlantılarla doğup geliştiğini ve bütün canlıların ortak bir atadan türediğini ileri sürüyor. Aynı teoriye göre, insanların en yakın akrabası da maymunlardır.

          Teoriyi savunan nispeten insaflı bilim adamları, bunun bir teori olduğunu itiraf etseler de, bu teori, kitlelere takdim edilirken ilmî bir hakikat gibi gösterilmektedir. Halbuki bunun aksini gösteren ve sayıları her geçen gün artan pek çok ilmî delil vardır. Son olarak, insanlarla maymunlar arasında büyük bir genetik benzerlik bulunduğu iddiası çürütüldü. Ünlü bilim dergisi Nature’un son sayısında yayımlanan “Şempanze Kromozomu Şaşkınlığa Sebep Oldu” başlıklı makalede, insan ve şempanze genlerinin bugüne dek sanılandan çok daha farklı olduğu açıklandı.1

          Bu konuyu, ABD’nin biyo-kimya alanındaki ünlü isimlerinden biri olan Prof. Michael J. Behe’ye sorduk. Evrim teorisini eleştiren kitap ve makaleleriyle tanınan Prof. Behe, kendisiyle görüşmemizde hayatın gerçekte nasıl var olduğu sorusuna ışık tutan önemli açıklamalarda bulundu:

          – Sayın Prof. Behe, Nature dergisinde bu yıl yayımlanan ve insanlarla şempanze genlerinin gerçekte çok farklı olduğunu gösteren son ilmî bulgu hakkında ne düşünüyorsunuz?

          Bu araştırmayı Tokyo Üniversitesi’nden bir araştırmacı grubu, insan ve şempanzelerin 22 ve 21. kromozomlarının genetik alfabesindeki bütün harfleri karşılaştırarak yaptı. Buldukları sonuç ise, son derece önemli; çünkü iki canlı türü arasında daha önceden kabul edilenden çok daha büyük bir fark olduğu gösterildi. Bu sonuç, en azından insanın menşei açısından, Darwin’in teorisini büyük bir açmaza sokuyor.

          Aslında genel olarak biyoloji hakkında ne kadar şey öğrenirsek, Darwinizm’in problemleri de o kadar artıyor. Darwinizm, canlılar hakkında ne kadar az bilgiye sahip olursak, o kadar ikna edici olabilen bir teoridir. Çünkü canlıları ne kadar az tanırsak, onu o kadar basit zannederiz ve Darwinizm de bu basit sandığımız sistemleri küçük tesadüfî değişimlerle açıklar. Ama son 30 yılda, hayatın daha önceden hayal bile edemeyeceğimiz kadar karmaşık olduğunu öğrendik. Meselâ; en evrimci taksonomide en basit canlı olarak görülen bakterilerde, hareket etmelerini sağlayan minik ama çok kompleks ve mükemmel biyo-kimyevî motorlar var. Bu detaylı mekanizmaların nasıl oluştuğu sorusuna verilebilecek tek cevap, tabiatüstü bir yaratmadır.

          -Peki canlıların farklı organlarının, genlerinin veya proteinlerinin birbirine benzer olması ne anlama geliyor? Bunlar, bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini savunan Darwinizm için bir delil sayılabilir mi?

          Hayır. Farklı canlılardaki benzerlikler, öncelikle biyolojinin temel sorusunu cevaplamıyor. Bu soru, farklı canlıların kendilerine has ve son derece kompleks olan organ ve sistemlerin nasıl ortaya çıktığıdır. Darwinizm’in buna verebildiği bir cevap yok.

          Öte yandan birbirine en uzak olarak kabul edilen organizmalar arasında bile şaşırtıcı benzerlikler var. Meselâ, insanla bakteriler arasında… Soru şu: Bu benzerlikler, Darwin’in teorisine uygun bir tablo oluşturuyor mu? Aslında oluşturmuyor; çünkü evrim teorisine göre birbirine çok yakın akraba olması gereken canlılar, kimi zaman genetik olarak daha farklı çıkıyor. Veya birbiriyle tamamen ilgisiz olması gereken canlılarda çok benzer organ veya genler var. Meselâ insan gözü ile ahtapot gözü neredeyse birbirinin aynısı. Ama bu elbette ahtapotlarla akraba olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu iki göz yapısının ‘ortak ata’dan değil, ‘tek bir Yaratıcı’nın ilminden’ kaynaklanan bir dizayn olduğunu kabul etmek, daha mantıklı.

          -Bu dizayn kavramı, sizin de savunucuları arasında bulunduğunuz ‘akıllı dizayn’ (intelligent design) teorisinden geliyor sanırım. Sizce bu teori, canlılar arasındaki benzerlikleri daha mı iyi açıklıyor?

          Evet, bu benzerlikleri dizaynla da açıklayabilirsiniz. Biliyoruz ki pek çok dizayncı veya mucit, farklı sistemlerde pek çok benzer parça kullanır. Meselâ somunlar, vidalar veya kablolar, pek çok farklı cihazda yer alır. Çünkü bunlar, söz konusu mekanik sistemleri yaparken kullanılabilecek en ideal parçalardır. Elbette her ikisi de kablo bulunduran iki makineden biri, diğerinden evrimleşerek ortaya çıkmamıştır. Ayrı ayrı tasarlanmışlardır. Biyolojideki benzerlikleri açıklamak için ortak dizayn kavramını kullanmak da son derece tutarlıdır.
          Michael Behe Kimdir?

          ABD’nin itibarlı Lehigh Üniversitesi’nde biyo-kimya profesörü olan Michael J. Behe, 1997 yılında yayımlanan “Darwin’in Kara Kutusu: Evrime Biyo-Kimyasal Meydan Okuyuş” adlı kitabıyla bilim dünyasını sarstı. Ünlü National Review dergisi, Behe’nin eserini “20. yüzyılın en müessir yüz kitabından biri” olarak tanımladı. Prof. Behe, Türkçeye de çevrilen kitabında hayatın menşeini açıklamak için “akıllı dizayn” (intelligent design) adlı yeni bir teori öne sürdü.
          Bugün ABD’de akıllı dizayn teorisini savunan yüzlerce bilim adamı, pek çok enstitü ve ilmî vakıf var. Bu kuruluşların itirazları sonucunda, ABD’nin Georgia, Ohio ve New Mexico gibi eyatlerinde ders kitaplarındaki Darwinizm yanlısı açıklamalar düzeltildi. Diğer eyaletlerde çalışmalar sürüyor. Akıllı dizayn hareketinin liderliğini yürüten Discovery Institute adlı kuruluşun başkanlığını ise, ABD’nin eski başkanlarından Ronald Regan’ın yardımcılığını yapan Bruce Chapman yürütüyor.

          -Söz konusu dizayn teorisi Darwinizm’i savunanlar tarafından kimi zaman şiddetli bir biçimde eleştiriliyor ve tartışma dışı bırakılmak isteniyor. Darwinizm’i biyolojinin reddedilemez bir parçası gibi göstermeye yönelik bir eğilim var. Bunun sebebi sizce nedir?

          Bu sebep ilmî değil, felsefî ve ideolojik bir mahiyete sahiptir. Bazı bilim adamları, kâinatı ve hayatı, sadece tabiî faktörlere dayanarak açıklamak gerektiğe inanıyorlar. Bu inancın temelinde ise, kâinatın ve hayatın zaten sadece fizikî güçlerin ürünü olduğu ön kabulü yatıyor. Peki ama böyle değilse? Bir gözlük gördüğümüzde bile, bunun sadece fizikî güçlerin ürünü olmadığına, akıllı ve sanatkâr bir gözlükçü tarafından yapıldığına hükmedebiliyoruz. Hayat ise, bundan binlerce kere daha kompleks. Dolayısıyla hayatın da yaratılmış olması gerektiği neticesine varıyoruz. Burada önemli olan, ilmî delilleri mümkün olduğunca önyargı olmaksızın değerlendirebilmek.
          İnsan ve şempanze genlerinin çok farklı olduğu ortaya çıktı.

          İnsanlarla şempanzelerin genetik yapısını karşılaştırmak için yapılan son ilmî araştırma, iki canlı arasında bugüne kadar sanılandan çok daha büyük bir fark olduğunu ortaya çıkardı. Japonya’nın Yokohoma şehrindeki Riken Genom Bilimi Enstitüsü’nde görevli Dr. Todd Taylor başkanlığında bir ekip tarafından yürütülen çalışmada, insan ve şempanze genleri ilk defa birebir karşılaştırma metoduyla incelendi. Varılan netice, yüksek bir benzerlik bulmayı ümit eden bilim adamlarını şaşırttı.
          Dr. Taylor ve ekibi, elde ettikleri neticeyi ünlü bilim dergisi Nature’un Mayıs 2004 sayısında yayımlanan makalelerinde duyurdular. ‘Şempanze Kromozomu Şaşırttı’ başlıklı makalede, yapılan ilk detaylı karşılaştırma, ‘Şempanze ve insan genlerini beklenmedik şekilde farklı çıkardı.’ yorumuna sebep oldu.
          Daha önceden yapılan bazı sınırlı karşılaştırmalar sonucunda, insan ve şempanze genlerinin % 98 oranında benzer olduğu iddia edilmiş ve bu rakam sürekli tekrarlanan bir ‘evrim delili’ haline gelmişti. Dr. Fujiyama ve ekibi ise, konu hakkında ilk defa detaylı bir inceleme yaptı. Şempanzenin 22. kromozomunu, onun insandaki karşılığı olarak kabul edilen 21. kromozom ile birebir karşılaştıran ekip, toplam 68.000 DNA biriminin tamamen farklı olduğunu buldu. Araştırmacılar, Nature’daki makalelerinde, inceledikleri 231 gen içinde, % 83 gibi son derece büyük bir farklılık nispeti belirlediklerini, inceledikleri genlerin % 20’sinin ise tamamen farklı olduğunu belirttiler.
          Avustralya’da yayımlanan Sydney Morning Herald gazetesi, bu neticeye “Şempanzeler bize sanıldığı kadar yakın değil.” diyerek yorum getirdi. Fransa’daki Genoscope adlı genetik araştırma kuruluşunun başkanı Dr. Jean Weissenbach da bu belirlemeyi doğrulayarak, şempanzelerin bizden son derece farklı olan binlerce geni bulunduğuna işaret etti.

          Darwinistler, bilimin, madde ötesi bir gücü kabul edemeyeceği iddiasındalar. Oysa 19. yüzyılın ortalarına kadar bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu bir yaratıcı gücü, yani Allah’ı kabul ediyordu. Bilimin materyalist olması gerektiği iddiası, Darwin sonrasında yaygınlaşmış bir görüştür; ancak bu iddia ilmî delillerle giderek daha fazla çelişmektedir. Bilim, hayatın materyalist bir açıklamasını yapmak için değil, doğru açıklamasını yapmak için çalışmalı. Bazı insanların felsefî kabulleri rahatsız edilse de, verilerin peşinden gidilmeli.

          -’Darwin’in Kara Kutusu’ adlı kitabınız, National Review dergisi tarafından 20. yüzyılın en önemli 100 kitabından biri olarak gösterildi. Bu kitabı bu kadar önemli kılan husus sizce neydi?

          Bunun sebebi kitapta yer alan yeni ve orijinal bilgiler değil aslında. Sadece okuyucuya, hayatın moleküler seviyesinde çok hassas ve kompleks sistemler bulunduğunu ve bunun da şuurlu bir plânlama ve organizasyona delil oluşturduğunu gösterdim. Çoğu insan hayata sathî bir nazarla baktığında, bitkileri, hayvanları, kuşları veya balıkları müşahede ettiğinde, bunlarda bir plân ve program olduğunu hissedebiliyor. Ama okullarda öğretilen Darwin’in evrim teorisi, tabiattaki bu nizâm ve sistemin, bir Sanatkâr olmadan açıklanabileceğini söylüyor. Kitabımın sanırım en büyük tesiri; Darwinist açıklamanın çok sathî ve yanıltıcı olduğunu göstermek oldu.

          – Sizce Darwinizm’in karşılaştığı en büyük mesele nedir?

          Darwinizm’in en büyük problemi, yeni biyolojik yapıların, yeni canlıların nasıl ortaya çıktığını açıklamaktır. Darwinizm, zaten var olan biyolojik yapıların küçük değişmelere nasıl uğrayabileceği konusuna ışık tutabilir. Meselâ Galapagos adalarındaki ispinozların gagalarında küçük farklar doğmasına dair bir açıklama sunabilir. Ama kuşlar ilk başta nasıl ortaya çıktı? Kuş tüyü veya kanadı gibi kompleks organlar nasıl oluştu? Beyin, göz, akan kandaki pıhtılaşma gibi çok fazla parçanın uyum içinde işlemesiyle çalışan hassas organ ve sistemler nasıl var oldu? Darwinizm’in bunları açıklaması imkânsız; çünkü bunların her biri, ancak eksiksiz olduklarında vazife görebilen son derece karmaşık yapılar. Bunların menşeini açıklamanın en tutarlı yolu, şuurlu ve sonsuz kudret sahibi, tabiatüstü bir Yaratıcı’nın müdahalesini kabul etmektir.

          Darwin’e karşı yeni bir delil.

          İnsan ile şempanze arasında büyük bir genetik benzerlik olduğu iddiası, 19. yüzyılda İngiliz tabiat bilimci Charles Darwin tarafından ortaya atılan evrim teorisine dayanıyor. Darwin, bütün canlıların ortak bir atadan rastlantılarla evrimleştiğini iddia ederken, insanın en yakın akrabasının da maymunlar olduğunu ileri sürmüştü. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında elde edilen çeşitli ilmî deliller, Darwin’in iddiaları ile çelişiyor. Bu yüzden evrim teorisi, başta ABD’de olmak üzere Batılı ülkelerde pek çok bilim adamı ve ilmî kurum tarafından sorgulanıyor. Bu ilmî kurumların çalışmaları sonucunda, ABD’nin Georgia, Ohio ve New Mexico gibi eyatlerinde ders kitaplarındaki Darwinizm yanlısı açıklamalar geçtiğimiz yıllarda düzeltilmişti. Diğer eyaletlerde de aynı konuda tartışmalar devam ediyor.

          – Darwinizm’in geleceğine dair bir beklentiniz var mı? Darwinizm yaşayacak mı?

          İnanıyorum ki, Darwinizm sahneden çekilme yolunda. Hayatın açıklamasının bu teoriyle mümkün olmadığı görülecek ve teori terk edilecek. Bu sonuca giden süreç başlamış durumda zaten. Bunun sebebi de benim tarafımdan veya başka bilim adamları tarafından yapılanlar değil. Hayat hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, onun ne kadar kompleks olduğunu o kadar iyi anlıyoruz. Bilim adamları, bu kadar kompleks yapıların Darwin’in öngördüğü gibi gâyesiz, tesadüfî mekanizmaların ürünü olamayacağını görmeye başlıyorlar.

          – Bilindiği gibi Darwinizm’i savunanlar genellikle kendilerinin ilmî bir zeminde düşündüklerini, kendilerine karşı çıkanların ise sadece dinî inançlara dayandıklarını söylerler. Sizin tarif ettiğiniz tablo ise bunun doğru olmadığını gösteriyor gibi. Ne dersiniz?

          Evet, tam da o şekilde. Darwinizm’e karşı geçmişte pek çok insan sadece dinî kaynaklara dayanan itirazlar öne sürerdi. Teorinin savunucuları ise, bugüne kadar bilimin kendi taraflarında olduğunu iddia ettiler. Oysa 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren elde edilen şaşırtıcı ilmî bulgular, tabloyu tersine çeviriyor. Bugün Darwin’e karşı itirazımız, bilmediklerimizden değil, bildiklerimizden kaynaklanıyor. Dogmatik düşünce yolunu seçenler ise artık Darwinistler. Biz onlara, canlılığın plânlı ve programlı yaratıldığını gösteren ilmî deliller sunuyoruz, onlar ise bunları, sadece felsefî ve ideolojik dünya görüşleri sebebiyle reddediyorlar.

          Zaten ilmî devrimlerin öncesinde, eski teorileri bu şekilde ısrarla savunan bağnazlar olur. Ama sonra bilim, yanlış teoriye karşı galip gelir. Darwinizm’in de yakında başına bu gelecek.

          • the_carbon

            şempanzenin 23 otozomundan 2’sinin birleşip insandaki 2 nolu kromozomu oluşturduğunu, böylece şempanzenin [23+(x ya da y kromozomu)]*2=48 kromozoma sahip olmasına rağmen insanın [22+(x ya da y)]*2=46 kromozomu bulunduğunu bilmeyen kör cahillerin insanla şempanzenin ortak atadan evrilmediğini iddia etmek için yamulttukları gerçek.

            http://en.wikipedia.org/…e_of_the_common_chimpanzee

            kromozomun birleştiği yerdeki gen dizilimi bile aynı. normalde kromozomların ucunda bulunması gereken telomer 2 numaralı kromozomumuzda tam da birleşim yerinde, ortada bulunuyor.

            dahası da var. bir grup canlı bünyesinde c vitamini üretmesini engelleyen bir mutasyon geçirmiş. c vitamini üretmesini sağlayan gen bozulmuş. bakınız kimlerde bu bozuk gen tastamam aynı sırada dizilmiş şekilde mevcut: insan, şempanze, marmoset maymunu, cadı makigiller, goril, gibon.

            bu demektir ki primatların bir grubun atası 40 milyon yıl önce bir mutasyon geçirmiş ve bu mutasyon o atanın bütün torunlarına sirayet etmiş.

            http://ogremk5.wordpress.com/…-ape-common-ancestry/

            şimdi hala insanla şempanzenin atalarının ortak olmadığını düşünüyor musunuz?
            (generalduncan, 24.06.2011 08:55)

            f

      • The Carbona Cevap

        Eğer hala evrim terisi çürütlmedi diyorsan Lu sitye bir göz at da gözbebeğiniz evrim teorisinin yerlerde sürüklendiğine bir bak eğer hala inanmayacaksan bunun bir safsata olduğunu gel sana tonla kanıt getireyim…

        • the_carbon

          Aşağıda evrim teorisini kabul eden ve bildiri yayınlayan bilim ve akademi kurumlarının listesini be bildirisini okuyabilirsin.

          • Çetin(gerçek burda)

            Carbon evrim Teorisini kim ortaya attı cevap veriyorum hocam charles darvin .O zaman charles darvinin teori hakkındaki itiraflarını oku buyrun :
            Darwin’in evrim teorisi hakkındaki itirafları

            Huxley: Aynen diğerlerimiz gibi onun da biyoloji bilimi üzerinde doğru düzgün bir eğitimi yoktu.
            Bildiğiniz gibi Charles Darwin, evrim teorisini 1859 yılında yayınladığı The Origin Of Species By Means Of Natural Selection Or The Preservation Of Favored Races In The Struggle For Life isimli kitabı ile öne sürdü. Darwin “uzun bir argüman” olarak tanımladığı kitabında, canlılığın kökenini evrimsel gelişme ile açıklamaya çalışmıştı. Kitabın tamamında, konuların ele alınışı son derece acemice ve bilimsel deneylerden veya gözlemlerden uzak, daha çok tahmin ve varsayımlar üzerine kuruludur. Darwin, Descent of Man isimli kitabında da yine aynı bilimsel seviyede, insanın evrimi ile ilgili teorilerini açıklamıştır. Her iki kitapta da Darwin, teorisinin zayıflıklarını, tutarsızlıklarını itiraf etmiş, böyle bir varsayımın doğruluğu ile ilgili ciddi şüpheleri olduğunu sık sık tekrarlamıştır. Teoriyi ortaya atan Darwin teorinin imkansızlıklarını kendisi itiraf ederken 21. Yüzyılda bazı bilim adamlarının hala bu teoriyi savunmaları son derece gülünçtür. Şimdi Darwin’in itiraflarından bazılarını ve kitabı yazarken nasıl bir ruh halinde olduğunu anlatan sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

            Teoriye karşı haklı olarak yöneltilmiş itirazların ve teorinin karşılaştığı güçlüklerin ağırlığı altında yıllarca ve onların ağırlığından kuşkulanamayacak kadar çok ezildim.1

            Bu çalışmaların (Türlerin Kökeni için kullandığı çalışmaları), bunları yaparken harcadığım zamana değip değmediğinden şüphe ediyorum.2

            Görüşlerimin, sayısız miktarda zorluklarla dolu olduğunu göremeyecek kadar kör olduğumu sanma…3

            Fox’a yazdığı mektubundan: Doğanın tamamı gerçekten inatçı ve benim istediklerimi yapmıyor ve şu an sadece eski midyelerimden başka yeni hiçbir şey üzerinde çalışmak istemiyorum.4

            J. D. Hooker’a yazdığı mektubundan : Bazen tamamıyla çöküntüye uğrayacağımdan korkuyorum…5

            Görüşlerime ters düşen bazı büyük zorlukları ortadan kaldırdığımı düşünüyorum, fakat bunların hepsi bir halüsinasyon olabilir. 6

            Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı.7

            Bana kitabımı soruyorsun, sana söyleyebileceğim tek şey intihar etmeye hazır olduğum; kitabın çok makul bir şekilde kaleme alındığını düşünüyordum, fakat şimdi tekrar yazılması gerektiğini anladım.8

            Türlerin Kökeni’nin yayınlanmasının ardından o kadar çok şey yayınlandı ki, bu bilgileri değerlendirip bir bütün haline dönüştürme gücüne ve akıl yeteneğine sahip olduğumdan şüphe ediyorum.9

            Lyell’e yazdığı mektubundan: Çeşitli konularla ilgilenen pek çok insanın yıllardır bir illüzyon içinde olduğunu düşünerek oldukça seviniyorum. Sık sık üzerime soğuk bir ürperti geliyor ve kendi kendime bütün hayatımı bir fantaziye adayıp adamadığımı soruyorum.10

            Robert Downs anlatıyor: Darwin’in yaşı ilerledikçe din konusundaki görüşleri de değişti. Gençliğinde özel yaratılış fikrini hiç tartışmasız kabul ediyordu. Life and Letters adlı kitabında ise “insan uzak gelecekte şimdikinden çok daha mükemmel bir varlık olacaktır” diyordu. Sonra şu fikirleri de ilave ediyordu:

            “Allah’ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir “İlk Sebep” aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni’ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?” 11

            Darwin bu noktada çaresizlik içinde ellerini açıyor ve şunları söyleyerek sözünü bitiriyor:

            “Böyle karmaşık meselelere en ufak bir ışık dahi tuttuğumu iddia edemem. Herşeyin başlangıcındaki sır bizim için çözülemez bir halde duruyor; şahsen ben bir agnostik (bilinemezci) olarak kalmaktan memnunum.” 12

            Kaynaklar:

            1. Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 528
            2. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, New York:D. Appleton and Company, 1888, s.315
            3. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s. 395
            4. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s.413
            5. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s.430
            6. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s. 439
            7. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.117
            8. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.501
            9. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 388
            10. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 25
            11. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289
            12. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, s.290

          • Çetin(gerçek burda)

            Eğer darvinin itiraflarını okuduktan sonra hala evrim teorisini savunuyorsan charles darvin için sonsuza dek saygı duruşunda bulunmanı tavsiye ediyorum……..

            • the_carbon

              Bu yazdığını aşağıda da yazmışssın cevabı aşağıda detaylı var.siz gericiler olgu ile teoriyi birbirine karıştırıyorsunuz.Teoriyi çürütürseniz olguyuda çürütebileceğinizi sanıyorsunuz.Kütle çekimi nasıl olguysa ,Evrimde o şekilde olgudur.Darwinin başarısı:yüzyıllardır dinsel dogmaların baskısı altında canlıların kökenini bilimsel sorgulayamamış insanlığa evrimin bir olgu olduğunun anlaşılmasının yolunu açması ve evrim olgusunu, eldeki fosil verilerinin çok az olduğu,genetiğin bilinmediği bir dönemde tutarlı bir teori ile açıklamasıdır.o zaman için veri eksikliğinden ve genetiğin bilinmemesinden dolayı çıkmazları olmuştur bu dünyadaki evrim olgusunu yok etmez.Şunun gibi anla aristonun yerçekimini hatalı açıklaması ve açıklamalarının şimdi kabul görülmesi yerçekimini/kütleçekimini yok sayılmasını gerektirmeyeceği gibi.Tersini idda eden ya cahildir,ya dinsel dogmaları engeldir,ya da zekası düşüktür.

            • the_carbon

              Aristonun yerçekimini hatalı açıklaması ve şimdi açıklamalarının kabul görülmemesi olacak.yukardaki metinde görülmesi yazmışım eksik olmuş.

  88. the_carbon

    Siz inanlar bilimin nasıl ilerlediğinden bi haber bigbange iyi sarıldınız.Bigbang konusunda bir çok çatlaklar çıkmaya başladı,yeni yeni gözlemlerle eldeki bigbang teorisini uyuşturmak için teoriye bir çok eklentiler yapılmaya başlandı.kara enerji,kara madde gibi.Bilimsel bi teorinin basitlikten uzaklaşması yeni gözlemleri basitlik içinde anlatamaması o teori için pek iyi bir durum değil.Dünya merkezli evren anlayışıda bu çıkmaza girdi ve çöktü.Büyük olasılık bigbangte terkedilecek.Ama şu an için tam manasıyla terkedileceği alternatifi yok.Teorinin basitlikten uzaklaşması yeni yeni eklentiler yapılması,Teorinin ilerde çökeceğine ve terkedileceğine güçlü işaret diyebilirim.

  89. The Carbona Cevap

    Nasıl çatlaklar çıkmış iddianı ispatla.İkincisi yapılan bilim dışı eklentiler dedin ne yani bilim kafasından bir şeyler uyduruyor mu demek istiyorsun bilime de güvenmiyorsan ne diyeyim sana..Büyük olasılık bigbangte terkedilecek. dedin alkışı hak eden saçma sapan bir cümle terk edilsin ve zariyat süresindekine ters bir durum ortaya çıksın bende inanmaktan vazgeçeceğim .Evladım benim kitabımda(Kur’an) da yanlış olmaz boşuna kendinizi kandırmayın,Belki yanlış anlaşılır yanlış tercüme edilir,Yanlış arapçadan türkçeye çevrilir ama özünde ve anlattıklarında yanlış olmaz.Bunu kafana sok..

    • the_carbon

      Bu kurumun web sayfasında, Big Bang teorisinin en büyük 10 problemi diye bir liste de verilmiş durumda. Bu listeyi kısaca çevirmeye çalışırsak:
      1) Statik evren modelleri, eldeki verilere genişleyen evren modellerinden daha iyi uyuyor.
      2) Kozmik arkaplan radyasyonunun Big Bang’den kalma bir artık olduğu fikrinden ziyade, uzay boşluğunun yıldızların ışığı tarafından ısıtılması yoluyla oluştuğu açıklaması daha akla yatkın.
      3) Elementlerin oluşumunu açıklamak için Big Bang modelinde çok fazla parametre ayarlaması yapmak gerekiyor.
      4) Evrenin Big Bang teorisine göre hesaplanan yaşı (15-20 milyar yıl) evrende gözlenen büyük yapıların (galaksi grupları) ve onların arasındaki büyük boşlukların oluşmasına yetecek kadar fazla değil.
      5) Kuasarların ortalama ışık şiddetinin zaman içinde tam belli bir şekilde azalması gerekiyor ki, ortalama parlaklıkları tüm kızıla kaymalarda aynı kalsın. (Ki böyle birşeyin olasılığı çok düşük).
      6) Galaksi gruplarının yaşı, evrenin yaşından daha büyük gözüküyor.
      7) Galaksilerin yerel hareketleri, her tarafı üniform olması gereken bir sonlu evren modeli için fazla yüksek görünüyor.
      8) Big Bang teorisine göre, evreni oluşturan asıl baskın maddenin, içeriği ve varlığı belirsiz olan “kara madde” olması gerekiyor. (Kara maddenin normal maddeden çok daha fazla olması gerekiyor).
      9) Gözlenen en uzak galaksiler (ki bunların en eski galaksiler olması gerekiyor) galaksilerin evrimi konusunda yeterli kanıt göstermiyor. (Yani daha yeni galaksilerle aynı gelişmişlik düzeyinde görünüyorlar, ki Big Bang teorisine göre zaman içinde galaksilerin evrim geçirmiş olmaları gerekiyor). Ve bunların bazıları en sönük kuasarlardan daha yüksek bir kızıla kayma gösteriyor.
      10) Günümüzde gözlediğimiz açık evren eğer başlangıç anına döndürülseydi, evrende gözlenen maddenin gerçek yoğunluğunun kritik yoğunluğa oranının 1’den sadece 10 üzeri 59’da bir kadar farklı olması gerekirdi. Daha fazla bir fark ya çoktan kendi üzerine çökmüş, ya da çoktan dağılıp gitmiş bir evren ortaya çıkartırdı.

      • The Carbona Cevap

        ilk sorun hangi verilere göre ,İkinci sorun kimin aklına daha yatkın 3’üncü madde olabilir,4 bu veri hangi bilimsel makalede yada hangi bilim adamı tarafından ortaya atıldı gerçekliği nedir .İspatla gerçek olduğunu yada kaynak ver,5 ide aynı şekilde hangi kaynaktan aldığını söyle çünkü buda doğru gözükmüyor,6 hadi ya ciddi misin şaka yapıyorsun,Neyse sen en iyisi bu 10 maddeyi aldığın kaynağı söylede onun üzerinden gidelim sakın bana bunları kafamdam çıkardım deme …

        • the_carbon

          Big Bang Hakkında Şüpheler

          Big Bang teorisi yanlış mı?

          İnternette Big Bang teorisiyle ilgili çok ilginç tartışmalarla karşılaştım. Öğrendiğim bazı şeyleri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

          Anlaşıldığı kadarıyla, uzun zamandır Big Bang karşıtı pek çok ciddi fizikçi ve kozmolog var ortalıkta. Ama ne sayıları ne de etkinlikleri seslerini geniş çapta duyurmalarına yetmemiş. Thomas Kuhn’un duysa hoşuna gideceği bazı sebeplerle, kozmolojide ve teorik fizikte mevcut bazı paradigmaların ve kabul gören fikirlerin barajını aşamamaktan yakınıyorlar.

          Pek çoğu fizikle gayet ciddi ve ve akademik düzeyde uğraşan bu kesimin – ki bu kesim dediğim kişiler birbirlerinden bağımsız, pek çoğu birbirini tanımayan ve tamamen kendi fikirleri ve araştırmaları çerçevesinde konuşan kişiler – iddialarına göre, aslında kozmolojideki Big Bang teorisi pek çok problem içeriyor, pek çok noktada gözlemsel verilerle çelişiyor, fakat yerleşmiş bir teori olduğundan bilim dünyası ondan kolay kolay vazgeçemiyor.

          Bu tür fikirlerin kamuoyuna duyurulduğu popüler bilim kitaplarından biri Eric Lerner’ın “Is the Big Bang a Bust? The Big Bang Never Happened: A Startling Refutation of the Dominant Theory of the Origin of the Universe.” isimli kitabı. 1991’de basılmış anladığım kadarıyla.

          Lerner’ın ortaya koyduğu sorunlardan biri, büyük galaksi gruplarının nasıl oluştuğu sorunu. Bu konu fizikçilerin hala kafasını kurcalıyor. Evrenin yaşı Big Bang teorisine göre 15-20 miyar yıl civarı olmalıdır. Fakat, bu büyük yapıların oluşması için Lerner’a göre 100 milyar yıldan fazla zamana ihtiyaç vardır.

          Astronomiyle ilgilenenlerin bileceği “kızıla kayma” fenomeni, hem galaksilerin bize uzaklığını, hem de birbirlerine olan göreceli hızlarını verir. Gözlenen galaksilerin kızıla kayma oranlarının mesafeyle arttığı tespit edilmiştir. Tully ve Fisher yöntemi gibi başka mesafe ölçüm yöntemleri de kullanan fizikçiler, galaksilerin hızlarının ve uzaklıkların yaklaşık olarak ne olduğunu tespit edebilmektedirler. Lerner’a göre, bu ölçümler sonucunda tespit edilmiştir ki, galaksiler hiçbir zaman saniyede 1000 km’den daha yüksek bir hızla hareket etmemektedir. Bu durumda ise 20 milyar yılda, olsa olsa 65 milyon ışık yılı kadar hareket etmiş olabilirler. O zaman, milyarlarca ışık yılı genişliğindeki alanlara dağılmış büyük galaksi grupları, tek bir noktadan yayılarak nasıl oluşmuş olabilir diye soruyor.

          Big Bang kozmologlarının bu sorunu çözmek için önerdikleri açıklama, iki aşamalı bir yayılmayı gerektiriyor. Bu yüzden bazı bilim kitaplarında ya da dergilerinde “big bang iki kere oldu” türünden yorumlar görürsünüz. Bu fikre göre, bir ilk patlama gerçekleşmiştir, bunu büyük yapıların oluşmasına imkan verecek birkaç yüz milyarlık bir duraklama dönemi izlemiş ve sonra ikinci bir patlama gerçekleşerek her şeyi daha uzak bölgelere yaymıştır. Lerner’a göre, sırf teoriyi gözlemlere uydurmak için yapılmış ve yapay olduğu çok açıkça sırıtan bir açıklamadır bu.

          Fakat bu kadarıyla bitmiyor. Teoriye yapılan bu yama, diğer bazı gözlemleri açıklamaya yetmiyor. Örneğin, bilim adamları, yaşı çok büyük galaksiler tespit etmiş durumdalar, ki bunların oluşmuş olması gereken dönemde Big Bang modeline göre evren henüz bu tür yapıların oluşmasına izin verecek kadar soğumuş durumda değildi.

          Ayrıca, ilk dönemlerinde evrende madde dağılımı homojendi Big Bang teorisine göre. Fakat bugün gözlediğimiz evrenin yapısı homojen değildir. Madde bölge bölge gruplaşmış durumdadır. Homojen bir yapıdan, ilk zamanlarda mevcut olan tek kuvvet olan gravitenin etkisiyle, bu gün gördüğümüz topaklı yapının nasıl ortaya çıkmış olabileceği de Big Bang teorisinin açıklamakta çok zorlandığı noktalardan biridir. Lerner’a göre, bu gözlem de çok açıkça evrenin tek bir noktadan yayılarak oluşmuş olamayacağını göstermektedir.

          Bir başka sorun ise, iyi bilinen “kara madde” sorunu. Big Bang teorisine göre, gözlenen kızıla kayma hızlarını açıklamak için gerekli çekim gücünü sağlayacak miktarda madde evrende gözlenememektedir. Nötrinolar ve kayıp kütle hesaplarını açıklayabilecek pek çok başka açıklamaların tümü hesaba katıldığında bile, gerekli kayıp maddenin ancak yüzde biri açıklanabilmektedir.

          Özellikle bu “kara madde” sorunuyla ilgili, bilim dergilerinde bu konunun Big Bang teorisiyle ilgili ciddi bir sorun olduğu ve artık teoriyi krize sokar hale geldiği şeklinde pek çok yorum ve fikir okuduğumu hatırlıyorum son yıllarda. Ki bunlar bilim dünyasında hala yaygın kabul gören Big Bang teorisinin destekleyicileri tarafından yazılmış makalelerde geçen yorumlar. Okuduğum bir yerde diyor ki, Big Bang teorisiyle ilgili ortaya konan diğer problemlerin tümünün şu ya da bu şekilde üstesinden gelinebilmektedir, fakat bu kayıp “kara madde” sorunu bir türlü çözülememektedir.

          Yine Lerner’ın kitabına dönersek, Finlandiya’lı ve Amerika’lı bir grup bilim adamı tarafından Lerner’ın kitabının basılmasından kısa zaman önce ortaya çıkartılan bir bulguya göre, aslında aranan “kara madde” evrende gerçekten de yok.

          Çünkü, galaksilerin hızlarının ölçümlerinde, astronomların iyi bildiği bazı problemler vardır. Örneğin, bir galaksi grubundaki bazı yakın tarafta bulunan bir galaksi, bize yaklaşıyormuş gibi görünebilir. Veya, gruptan daha uzakta olan bir galaksi grubun bir üyesi zannedilebilir. Özellikle bu ikinci duruma uyan galaksiler, hesaplara katıldığında, galaksi grubunun kendi etrafında dönme hızını gerçekte olduğundan yüksek göstermektedir. Galaksi gruplarındaki madde miktarı hesaplanırken, bu ölçüm hızları kullanıldığından, bu hızlar yanlış hesaplandığında, örneğin olduğundan fazla çıktığında, galaksi grubunun kütlesi de olduğundan fazla hesaplanmaktadır. Söz konusu Finlandiya’lı ve Amerika’lı grubun çalışmaları göstermiştir ki, bu durum aşağı yukarı tüm “kara madde” gerektiren durumları açıklamaya yetecek kadar önemli bir faktör bile olabilir. Çünkü yine aynı grubun dikkatleri çektiği bir gözlem var ki, her galaksi grubunun en parlak galaksisinin grup merkezi etrafında dönme hızı, grubun ortalama hızından daha yavaş. Bu ya çok tuhaf bir rastlantı, ya da aslında grubun gerçek hızı zannedilenden daha yavaş, ama gruba gerçekte dahil olmayan galaksilerin de hesaba katılması yüzünden hız olduğundan yüksek çıkıyor. Benzer şekilde, birbirinin çekim alanına kapılmış ve gruptan uzaklaşmakta olan bir galaksi çiftinin hızı hesaba katıldığında benzer bir problem ortaya çıkmaktadır aynı grubun çalışmalarına göre.

          Kısacası, Lerner’ın dediğine göre aslında bu çalışmalar, belki de ortada gerçekten de hiç “kara madde” olmadığını gösteriyor. Evren, neyi gözlüyorsak ondan ibarettir görünüşe göre diyor. Fakat ekliyor, bu durumda ise, ortaya bir sorun çıkıyor: Big Bang teorisine göre, eğer aranan kara madde yoksa, galaksiler, yıldızlar ve gezegenler oluşamaz!

          Kısacası, kitap çok önemli konulara parmak basıyor. Fakat tek bir kitaba bakıp, bilimsel teoriler hakkında hüküm vermek elbette ki çok doğru değil. Bu yüzden, bu kitapla ilgili eleştirileri vs. de inceledim. Kitapta sözü edilen iddialara cevap vermeye çalışan Big Bang fizikçilerinin veya kitabın kritiğini yapan kitap eleştirmenlerinin yazılarını okudum. Karşı çıkılan noktaların genellikle “Popüler bilim kitabı yazarak yerleşik teoriler çürütülemez”, “Uzmanlar hala Big Bang’den vazgeçmiş durumda değiller”, vs. türünde olduğunu gördüm. Teknik ayrıntılarla ilgili açıklamalar da var yer yer, fakat hiç birinde Lerner’ın yanlış bilgi verdiği söylenmiyor. Sadece sorunları biraz abarttığını söyleyenler var. Bir de Lerner’ın Big Bang’e alternatif olarak sunduğu Plazma Kozmolojisi kuramının gözlemleri açıklamada Big Bang’den çok daha zayıf olduğu türünde yorumlara rastladım. (Fakat örneğin bu son nokta, kitabın asıl önemli kısmıyla, yani Big Bang teorisinin sorunlarıyla ilgili bir çözüm ortaya koyan bir çaba değil tabi ki. Lerner’ın önerdiği alternatif daha bile zayıf olabilir, ama bu Big Bang doğru demek değil). Bilinenler haricinde ve Lerner’ın zaten hesaba kattığı açıklamalar haricinde, gerçekten sorunları ortadan kaldıran veya Lerner’ın ciddi şekilde yanıldığını gösteren açıklama ise pek göremedim.

          Yalnız şunlar deniyor. Örneğin, Lerner’ın teorinin iyi açıkladığı konularla ilgili bir yorum yapmadığı, fakat iyi açıklayamadığı konulara aşırı yüklendiği söyleniyor. Çünkü örneğin, Big Bang teorisinin en önemli kanıtlarından biri sayılan Kozmik Arkaplan Radyasyonunun ölçülmüş olması ve bu değerin Big Bang teorisinin öngördüğünden biraz da düşük çıkmış olmasına rağmen yine de pek çoğunun fikrine göre yeterince yakın olması, hatta bütün bunlar bir yana, böyle bir radyasyonun varlığının bile tek başına Big Bang teorisinin önemli bir dayanağı olduğu söyleniyor. Çünkü bu fenomeni, Big Bang teorisinden başka açıklayabilen, hatta açıklamaya yaklaşan bir fikrin dahi olmadığı söyleniyor. (Fakat aşağıda açıklayacağım gibi, aslında bu tür bir fikir var. Kozmik arkaplan radyasyonunu, yıldızların uzayı ısıtması fikriyle açıklamaya çalışanlar var).

          Bu şekliyle, Lerner’ın eleştirilerini yaratılışçıların Evrim’e saldırılarına bile benzetenler var. Nasıl ki yaratılışçılar doğru dürüst bir alternatif getirmeden, biyolojideki yerleşik bir teori olan evrime saldırıp dururlar ve teorinin iyi açıkladığı noktaları göz ardı ederler, Lerner ve diğerlerinin de kozmolojinin yerleşik bir teorisi olan Big Bang için aynı şeyi yaptığını söyleyenler var.

          Fakat bu tartışmada olaylar ilginç şekilde tersine dönmüş görünüyor. Lerner ve benzer düşünenler, Big Bang teorisinin bu kadar popüler hale gelmesinin, yaygın kabul görmesinin ve aleyhinde bunca delile rağmen bilim adamları tarafından bile hala kolay kolay terkedilememesinin altında bu teorinin dinsel yaratılış fikirlerine destek sağlaması (daha doğrusu destek sağladığının zannedilmesi) olduğunu söylüyorlar.

          Aslında bu konu çok ilginç, çünkü big bang teorisi şimdiye kadar Evrim-Yaratılış tartışmalarında iki taraf tarafından da değişik vesilelerle kendi teorilerini desteklemek amacıyla kullanılmış durumda. Bu yüzden, ilginçtir, pek çok yaratılışçılık propagandası yapan kaynak, bu teoriden öfkeyle bahseder ve şiddetle reddeder. Bunların arasında, özellikle bizim Harun Yahya’nın bolca çevirilerini yaptığı ICR (Institute for Creation Research) kurumunun yayınları da bulunmakta. Bu tür yaratılışçılar, Big Bang ve sonrasıyla ilgili fikirleri, bilim adamları tarafından evrenin gelişimini Tanrı’nın işin içine girmesine ihtiyaç duymadan evrimsel bir şekilde açıklamakta kullanılmaları sebebiyle sevmiyorlar. Fakat, bu teorinin kendi dinsel yaratılış dogmalarına destek sağlayacak şekilde yorumlanabileceğini gören pek çok yaratılışçı ise Big Bang’e sahip çıkıyor. İşte özellikle bu kesimin toplum üzerindeki etkileri ve dinsel dogmaların yüzyıllardır toplumsal hayata girmiş etkileri yüzünden, Lerner ve benzerlerine göre, Big Bang bugün bilinen popülerliğine ulaşmıştır ve aleyhindeki onca delile rağmen hala terkedilememektedir.

          Tabi, yazının başında da belirttiğim gibi, Big Bang teorisine inanmayanlar Lerner’dan ibaret değil. Bu yazıda büyük ölçüde ondan bahsetmemin sebebi, Lerner’ın bu konuda özel olarak popüler bir bilim kitabı yazmış bir kişi olması. Benzer şekilde Big Bang teorisini beğenmeyen ve aslında yanlışlarla ve deliklerle dolu olduğunu söyleyen başka pek çok bilim adamı da var.

          Hatta bu tür bilim adamlarının çalışmalarına fon sağlamak üzere kurulmuş Meta Research diye kar amacı gütmeyen bir kurum bile var. Çünkü Big Bang aleyhinde çalışma yapan bilim adamlarının, bu çalışmaları için normal kaynaklardan kolay kolay fon bulamadığını söylüyor bu kurumun kurucuları. (Meta Research’ün web sayfası: http://www.metaresearch.org/home.asp).

          Bu kurumun web sayfasında, Big Bang teorisinin en büyük 10 problemi diye bir liste de verilmiş durumda. Bu listeyi kısaca çevirmeye çalışırsak:

          1) Statik evren modelleri, eldeki verilere genişleyen evren modellerinden daha iyi uyuyor.

          2) Kozmik arka plan radyasyonunun Big Bang’den kalma bir artık olduğu fikrinden ziyade, uzay boşluğunun yıldızların ışığı tarafından ısıtılması yoluyla oluştuğu açıklaması daha akla yatkın.

          3) Elementlerin oluşumunu açıklamak için Big Bang modelinde çok fazla parametre ayarlaması yapmak gerekiyor.

          4) Evrenin Big Bang teorisine göre hesaplanan yaşı (15-20 milyar yıl) evrende gözlenen büyük yapıların (galaksi grupları) ve onların arasındaki büyük boşlukların oluşmasına yetecek kadar fazla değil.

          5) Kuasarların ortalama ışık şiddetinin zaman içinde tam belli bir şekilde azalması gerekiyor ki, ortalama parlaklıkları tüm kızıla kaymalarda aynı kalsın. (Ki böyle bir şeyin olasılığı çok düşük).

          6) Galaksi gruplarının yaşı, evrenin yaşından daha büyük gözüküyor.

          7) Galaksilerin yerel hareketleri, her tarafı üniform olması gereken bir sonlu evren modeli için fazla yüksek görünüyor.

          8) Big Bang teorisine göre, evreni oluşturan asıl baskın maddenin, içeriği ve varlığı belirsiz olan “kara madde” olması gerekiyor. (Kara maddenin normal maddeden çok daha fazla olması gerekiyor).

          9) Gözlenen en uzak galaksiler (ki bunların en eski galaksiler olması gerekiyor) galaksilerin evrimi konusunda yeterli kanıt göstermiyor. (Yani daha yeni galaksilerle aynı gelişmişlik düzeyinde görünüyorlar, ki Big Bang teorisine göre zaman içinde galaksilerin evrim geçirmiş olmaları gerekiyor). Ve bunların bazıları en sönük kuasarlardan daha yüksek bir kızıla kayma gösteriyor.

          10) Günümüzde gözlediğimiz açık evren eğer başlangıç anına döndürülseydi, evrende gözlenen maddenin gerçek yoğunluğunun kritik yoğunluğa oranının 1’den sadece 10 üzeri 59’da bir kadar farklı olması gerekirdi. Daha fazla bir fark ya çoktan kendi üzerine çökmüş, ya da çoktan dağılıp gitmiş bir evren ortaya çıkartırdı.

          Bu maddeler, dediğim gibi Meta Research’ten alınmış bilgiler. Fakat pek çoğu, big bang aleyhine olarak rastladığım diğer fikirlerle de paralellik içeriyor. Dolayısıyla, Big Bang’in sorunları konusunda, teoriyi kabul etmeyen bilim adamları arasında aşağı yukarı bir fikir birliği var gibi.

          Ayrıca, yine önemli bulduğum için burada belirtmek istediğim bir başka nokta, evrendeki tüm galaksilerde gözlenen kızıla kaymanın Doppler etkisinden değil, Compton etkisinden kaynaklandığını iddia eden uzmanlar da var. Bilindiği gibi, Doppler etkisi, bizden uzaklaşan veya yaklaşan bir dalga kaynağının ürettiği dalgaların dalga boyundaki kaymayı ifade ediyor. Kızıla kayma uzaklaşma, mora kayma yaklaşma anlamına geliyor. Tüm galaksilerin ise kızıla kaydığı tespit edildiğinden, tüm evrenin her an genişlediği düşünülüyor. Bu etki, konsantre elektronların içinden geçen ışığın bu elektronlara enerji kaybetmesi anlamına geliyor ve bu etki de kızıla kayma üretiyor. Galaksiler arasındaki boşluk eğer serbest elektronlar ve pozitronlarla doluysa, bu boşluk içinden geçen ışığın kızıla kayma göstereceği de tespit edilmiş. Bu durumda, ışık böyle bir ortamda ne kadar uzun süre seyahat ederse kızıla kayması da o kadar yüksek olacağından, bu durum galaksiler ne kadar uzaksa kızıla kaymalarının da o kadar fazla olduğunu söyleyen o gözlemleri de açıklamış olur. Kuasarların ise, kendi bünyelerinde yer alan bulanık bir atmosfer içinde bulunan serbest elektronların sebep olduğu Compton etkisinden dolayı çok daha yüksek bir kızıla kayma gösteriyor olabileceğini düşünüyorlar.

          Kısacası, göründüğü kadarıyla Big Bang ile ilgili çok ilginç fikirler ve tartışmalara rastlamak mümkün internette. Bu yazıda yazdıklarım, bilim dünyasında hala yerini koruyan önemli teorilerden biri olan Big Bang’i ne derece çürütür, işin o kısmını okurların takdirine bırakıyorum. Ben kişisel olarak, Big Bang aleyhine yazılmış fikirlerden oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Fakat tüm bunlar, Big Bang gibi yerleşik bir teoriyi bir çırpıda silip atmak için yeterli olur mu, orasını bilemem.

          Bilim dünyasının kuralları ve işleyişi bellidir. Elbette ki Thomas Kuhn gibilerin de belirttiği gibi, kimi zaman bilim dünyasında paradigmaların terkedilmesi zor da olsa (ve bu duraklamalara veya yanlış fikirlerin uzun süre tüm bilim kamuoyu tarafından korunmasına da sebep olsa), herhangi bir bilimsel teoriyi bu tür ithamlarla kolayca terketmek de iyi bir bilimsel pratik olmasa gerek. Sonuçta eğer bilimin yöntemine güveniyorsak, eninde sonunda da olsa, ağır aksak da olsa doğrulara ulaşacağına güvenmemiz gerekiyor.

          • the_carbon

            Aşağıda evrimi kabul eden bildiri yayınlayan bilim kurumlarının ve akademilerinin listesini verdim,Bi ara okursun.

          • Çetin(gerçek burda)

            Tubitakın sitesinden alıntı senin 4-6 seçeneklerine cevap:Wilkinson Mikrodalga Anizotropi Uydusu (WMAP), bundan yaklaşık 5 yıl önce, evrenin her yerini dolduran “kozmik mikrodalga fon ışınımı” üzerinde duyarlı ölçümler yaptı. Bu ışınım, evrenin başlangıç anı olan Büyük Patlama’dan yaklaşık 300.000 yıl sonra ortamın yeterince soğumasıyla atom çekirdeklerinin ortamdaki serbest elektronları yakalayıp atomları oluşturdukları, böylece enerji (ışık) parçacıkları olan fotonların ilk kez her tarafa dağılmış olan elektronlara çarpmaktan kurtulup serbestçe boşlukta yol almaya başladıkları andan kalan fosil ışınım. Günümüzde evren çok genişlemiş ve soğumuş olduğu bu fosil ışınım, 2,7 K (yaklaşık -270 C) dereceye karşılık geliyor. WMAP, bu fosil ışınım içinde 1 derecenin 100.000’de biri ölçeğine kadar çok küçük sıcaklık farkları belirledi. Bu farkların incelenmesi, evrenin yaşı, içeriği, yapısı ve geleceği konusunda çok kesin veriler ortaya koydu. Bu verilere göre, evrenimizin 13,7 milyar yaşında olduğu hesaplanıyor.
            Kusura bakma sizinkiler bir şekilde yanlış hesaplama yaptı.
            Buda big bang teorisiyle aynı kısaca biz bigbang le bilimsel verilerden bahsediyoruz ve kanıtlıyoruz ama eric learner a bakarsan sadece ispatlanamayan ama doğru olduğu düşünülen iddialar .kanıtlasın o zaman eric learner dediğin gibi big bang in daha tam açıklayamadığı konulara aşırı yükleniyor ve buna rağmen kesin kanıt yok …
            2)Şu komediye bak :aşağı yukarı bir fikir birliği var gibi “Yani kesinlikle yok”. daha yüksek bir kızıla kayma gösteriyor olabileceğini düşünüyorlar “düşünüyorlar muı gerçekten mi”.bunlar paragrafların bittiği cümleler bunlar özetlemiyor komediyi….Kesin konuşun bilimsel hesaplamalarla gelin.Siz 15-20 yıl yetmez diyorsun ama veriler 13.7 milyar kesin diyor.Heey Alooo.

            • the_carbon

              Yukardaki yazılarımı okursan bingban gin günümüzde genel kabul gören teori olduğunu söyledim,Şunuda söyledim yeni yeni gözlemlerle elde edilen veriler bigbang teorisini zorluyor teoriye yeni eklentiler yapmak zorunda kalınıyor.Bu durumun teoriler için olumlu olmadığını söyledim.Kimler ne demiş dedin,benden internetten alıntı koydum oraya.Bigbang teoricileri eleştiren kişiyi yanlış bilgi veriyor diye suçlamıyorlar.Daha çok bigbangin iyi açıklayan kısmını görmezden geldiğini bazı sorunları ön plana çıkardığını vurguluyorlar.Bilinen bilgilerle beni meşgul etme artık bu konuda.

  90. the_carbon

    Bilim dışı eklentiler yapıyorlar demedim.Bir kez daha oku yazdığımı.Şunu dedim,bilim adamlarının zamanla evreni gözlemleme araçları hassaslaştıkça daha uzakları,daha detaylı gözlemleyebildiler.Haliyle zamanla yeni farklı gözlem verileri birikti.Örneğin evrende bir bölgeyi gözlemliyorlar o bölgedeki görünen bildiğimiz madde miktarının çok çok üstünde çekim kuvveti var.Bunu dahada detaylandırdıklarında evrende bildiğimiz maddeden kat kat fazla madde olması gerek,bigbang teorisiyle bu durumu uyuşturmak için görünmeyen kara madde olmalı diyorlar ve teoriye ekliyorlar,keza kara enerji eklentiside yine yeni gözlemlere uyuşturmak için eklenen eklentiler.Tekrar vurguluyorum bilim adamları bilim dışı veya uyduruk şeyleri teoriye eklemiyorlar,Yaptıkları yeni gözlemlelerle gelen bilgileri teoriye yamamak.bilim tarihinde bu durum teoriler için olumsuza işaret.

    • The Carbona Cevap

      Bak kardeşim sana bir şey diyeyim eğer dediğin big bang için doğru değilse statik evren için asla ama asla doğru değildir.Bulunan yeni veriler canını dahi çıkartsan statik evrene veya evrim teorisiyle asla uyuşmaz.Bu iki teoride bilimin en cılız bilginin en az olduğu dönemde ortaya atıldı ve artık kimse bunlarla tabii siz ateistcanlar dışında uğraşmıyor…..İlerde big bang teorisi rafa kalksada sana yemin ediyorum kurana zıt bir teori olmaz kanunlaşmaz.olursa gel ben iman etmekten vazgeçeceğim….

      • the_carbon

        Evet bende şundan eminim,ilkel dünya görüşü,görüşleri dünyadan silinene kadar şunu yaparsınız:yaygın kabul gören bilimsel teoriler dininizin dogmaları ile uyumluysa,Kuran bunu söylemiş olması gerektiğini düşünerek ayetleri tahrif edersiniz,yaygın görüş dininizin dogmalarına tersse bağnazca saçmalarsınız.Bilimin yolculuğu uzun daha önce yaşayıp yok olan dinsel inançlar gibi sizde tarihin tozlu sayfalarında yerinizi alacaksınız.

        • Çetin(gerçek burda)

          Yanlışın var kardeş Tarih bizi değil sizi silmeye doğru işliyor.İstersen ateistlerin evrimcilerin itiraflarını bir oku.Evrim teorisn ,statik durum teorisini 3-5 şarlatan dışında kaç kişi savunuyor veya ne kadar ciddiyetle savunabiliyor bir bak .Neredeyse sesleri dahi çıkmıyor.Yukarıdaki yazına da cevap yazmıştım ancak elektrikleri gidince bilgisayar kapandı ve yazıyı kaydetmedi.Sonra tekrar ona da yorum yazarım.Ayetlerin tahrifnden bahsediyorsun.Bir tane arapça var ve kur’an o arapça ile indirildi. bu korkun niye ama söyliyim mi gerçekten kork çünkü kur’an gibi rahman tarafından indirilecek bir kitap tabiiki insanların geçmişini bildiği gibi geleceğini de bilecek tabiiki şifreler olacak(Ebced) olacak içinde ve insanlar geliştikçe oda daha fazla çözülecek ve güncellecenecek ve insanlara baksanıza eğer ben sizin yaratıcınız olmasaydım sizin geleceğinizi bilmezdim diyecek.Korkunda haklısın ama bence daha fazla direnme.

          • the_carbon

            Başta ABD olmak üzere birçok ülkede güç kazanan tutucu akımlar, bilim eğitimi yerine dogmatik öğelerin eğitim sistemlerine girmesi yönünde çaba göstermeye başlamıştır. Bu yönde hedef alınan ilk bilimsel kavram da genellikle “evrim” olmaktadır. Bir grup bilim akademisince hazırlanıp tüm IAP üyesi akademilerin görüşüne sunulan “Evrim Eğitimi Bildirisi”ne göre,

            “Bugün evrenin, yeryüzünün ve canlıların ortaya çıkışı ve gelişimi hakkındaki bilimsel deliller, dünyanın birçok ülkesinde gizlenmekte, çarpıtılmakta veya bilimin sınayamayacağı teorilerle karıştırılmaktadır”.

            Bizler, aşağıda isimleri bulunan Bilim Akademileri olarak, dünyanın çeşitli yerlerinde bazı kamu eğitim kurumlarında verilen fen derslerinde, dünyada yaşamın kökenleri ve evrimi konusunda bilimsel kanıt, veri ve test edilebilir kuramların örtbas edildiğini, inkar edildiğini ya da bilimsel olarak sınanması mümkün olmayan kuramlarla karıştırıldığını öğrenmiş bulunuyoruz.

            Yetkilileri, öğretmenleri ve velileri tüm çocukları bilimsel yöntemler ve buluşlar konusunda eğitmeye ve doğa bilimlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaya çağırıyoruz. Yaşadıkları dünyanın doğasına ilişkin bilgiler, insanları beşeri gereksinimlerini karşılama ve gezegeni koruma konularında daha yetkin kılacaktır.

            Dünyanın kökenleri ve evrimiyle bu gezegendeki yaşam hakkında aşağıdaki kanıtlara dayalı olguların, çok sayıda gözlemle çeşitli bilimsel disiplinlerin birbirinden bağımsız deneylerinden kaynaklanan bulgularla doğrulandığı konusunda görüş birliğine sahibiz. Evrimsel değişimin ince ayrıntıları konusunda bugün hala yanıtlanmamış sorular olsa bile, bilimsel kanıtlar aşağıdaki sonuçlarla tam bir uyum içindedir:

            1) Şu andaki şekline son 11-15 milyar yılda evrim geçirerek gelmiş olan evren içinde bizim dünyamız, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşmuştur.

            2) Oluşumundan itibaren dünya -jeolojisi ve çevresiyle birlikte- sayısız fiziksel ve kimyasal gücün etkisiyle değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir.

            3) Dünyada yaşam en az 2,5 milyar yıl önce ortaya çıkmıştır. Bundan kısa bir süre sonra, fotosentez yapan canlıların evrimleşmesi, en az 2 milyar yıl öncesinden başlayarak atmosferin yavaş yavaş önemli miktarlarda oksijen içeren bir biçime dönüşmesine yol açmıştır. Soluduğumuz oksijeni açığa çıkarmasının ötesinde, fotosentez süreci, gezegenimizde insan yaşamının bağımlı olduğu sabit enerji ve besinin son kertedeki kaynağını oluşturur.

            4) Dünyada ilk ortaya çıktığından beri yaşam birçok biçim almıştır. Bunların tümü paleontoloji ile modern biyoloji ve biyokimya bilimlerinin tanımladığı ve birbirlerinden bağımsız olarak ve artan bir kesinlikte doğruladığı gibi, evrilme süreçlerini sürdürmektedir. İnsanlar dahil olmak üzere bugün yaşayan tüm canlıların kalıtsal şifrelerinin ortaklığı, açıkça onların ortak kökenlerine işaret etmektedir.

            Bizler, evrim eğitimi ve daha genel olarak herhangi bir bilimsel bilgi alanının eğitimi bağlamında bilimin niteliğine ilişkin olarak aşağıdaki bildirgenin altına da imzamızı atmaktayız:

            Bilimsel bilgi evrenin doğasına ilişkin çok başarılı olmuş ve çok önemli sonuçlar doğurmuş bir sorgulama biçiminin ürünüdür. Bilim i) doğal dünyayı gözlemleyerek ve ii) sınanabilir ve çürütülebilir hipotezler oluşturarak gözlemlenebilir olgular için daha derin açıklamalar türetir. Gözlemler yeterince ikna edici hale geldiklerinde, bu olguları açıklayan bilimsel kuramlar geliştirir ve daha gözlenmemiş olguların olası yapısı ve sürecine ilişkin öngörüler getirir.

            İnsanın değer ve amaç anlayışı doğa bilimlerinin kapsamı dışındadır. Yine de, doğayı kavrayışımıza bilimsel, sosyal, felsefi, dinsel, kültürel ve siyasal öğeler de katkıda bulunur. Bu farklı alanların her biri, kendi etkinlik alanının sınırları ve kısıtlılıklarının ayrımında olarak, diğerlerine karşı özenli davranmak zorundadır.

            Mevcut sınırlarını kabul etmekle birlikte bilim açık uçludur ve kuramsal ya da deneysel yeni bilgiler ışığında, sürekli olarak kendini geliştirir ve yeni alanlara açılır.

            İmzası olan bilim kuruluşları:

            1. Afrika Bilimler Akademisi

            2. Alman Bilim ve İnsani Bilimler Akademileri Birliği

            3. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi

            4. Arjantin Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Ulusal Akademisi

            5. Arnavutluk Bilimler Akademisi

            6. Avustralya Bilimler Akademisi

            7. Avusturya Bilimler Akademisi

            8. Bangladeş Bilimler Akademisi

            9. Belçika Kraliyet Bilim, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Akademisi

            10. Londra Kraliyet Topluluğu, Birleşik Krallık

            11. Bosna-Hersek Bilim ve Sanat Akademisi

            12. Brezilya Bilimler Akademisi

            13. Bulgaristan Bilimler Akademisi

            14. Çek Cumhuriyeti Bilimler Akademisi

            15. Çin Bilimler Akademisi

            16. Academia Sinica, Çin, Tayvan

            17. Danimarka Kraliyet Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi

            18. Endonezya Bilimler Akademisi

            19. Fas Krallık Akademisi

            20. Ulusal Bilim ve Teknoloji Akademisi, Filipinler

            21. Filistin Bilim ve Teknoloji Akademisi

            22. Académie des Sciences, Fransa

            23. Güney Afrika Bilimler Akademisi

            24. Hırvatistan Bilimler Akademisi

            25. Hindistan Ulusal Bilim Akademisi

            26. Hollanda Kraliyet Sanatlar ve Bilimler Akademisi

            27. İran İslam Cumhuriyeti Bilimler Akademisi

            28. İrlanda Kraliyet Akademisi

            29. İspanya Kraliyet Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi

            30. İsrail Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi

            31. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi

            32. İsviçre Bilim Akademileri Konferansı

            33. Academia National dei Lincei, İtalya

            34. Japonya Bilim Konseyi

            35. Kanada Kraliyet Topluluğu (RSC): Kanada Sanat ve Bilim Akademileri

            36. Karayip Bilimler Akademisi

            37. Kenya Ulusal Bilimler Akademisi

            38. Kolombiya Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi

            39. Küba Bilimler Akademisi

            40. Kırgız Cumhuriyeti Ulusal Bilimler Akademisi

            41. Letonya Bilimler Akademisi

            42. Litvanya Bilimler Akademisi

            43. Macar Bilimler Akademisi

            44. Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi

            45. Academia Mexicana de Ciencias, Meksika

            46. Bilimsel Araştırma ve Teknoloji Akademisi, Mısır

            47. Moğolistan Bilimler Akademisi

            48. Nijerya Bilimler Akademisi

            49. Özbekistan Bilimler Akademisi

            50. Pakistan Bilimler Akademisi

            51. Academia Nacional de Ciencias del Peru

            52. Polonya Bilimler Akademisi

            53. Académie des Sciences et Techniques du Sénégal

            54. Sırbistan Bilimler ve Sanatlar Akademisi

            55. Singapur Bilimler Akademisi

            56. Slovak Bilimler Akademisi

            57. Slovenya Bilimler Akademisi

            58. Sri Lanka Ulusal Bilimler Akademisi

            59. Academia Chilena de Ciencias, Şili

            60. Tacikistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi

            61. Türkiye Bilimler Akademisi

            62. Uganda Ulusal Bilimler Akademisi

            63. Venezüella Ulusal Fizik, Matematik ve Doğal Bilimleri Akademisi

            64. Yeni Zelanda Kraliyet Topluluğu Akademi Konseyi

            65. Atina Akademisi, Yunanistan

            66. Zimbabwe Bilimler Akademisi

            67. Gelişmekte olan Dünya Bilimler Akademisi (TWAS)

            68. Uluslararası Bilim Konseyi (ICSU) Yönetim Kurulu (IAP’de gözlemci kuruluş).

            • Çetin(gerçek burda)

              Bu listeyi hangi kaynaktan aldın acilen bana o kaynağı ver ülkelerin araştırma kurumlarını evrime destek veriyor gibi göstermen komik geliyor bana değilse hemen kaynak verde doğrusuna bakayım sana ordan cevap veririm…….

              • the_carbon

                Kaynak ( IAP veya iap-Açılımı:Bilim akademileri küresel ağı.) Google ingilizce şunu arat sayfaya ulaşabilirsin:
                IAP Statement on the Teaching of Evolution.

              • the_carbon

                İngilizce ordaki bildiri.İngilizcen yoksa chromeden sağ tıkla türkçeye çevirtebilirsin sayfayı.Uğraşamam dersen bildiriyi türkçeye çevirmiş siteler var ordan bakabilirisn.

            • Çetin(gerçek burda)

              Listen için aferini hakkettin ama evrim teorisini savunmak için evrimcilerin imza kampanyası toplaması evrimcilerin düştüğü acınacak durumu gözler önüne sermiyormu bu kadar rezil bir şekilde imza kampanyası toplayarak evrimi savunuyorsunuz ya helal olsun diyecek bir söz bulamıyorum.Walla helal olsun..Eğer evrimi savunacaksanız bilimsel kanıt getireceksiniz .Bu kurumlarda bilimsel kanıt getirecekler bu işler imza toplamakla olmaz…Yazıklar olsun bir şey diyemiyorum….

              • the_carbon

                Cahilliğinin sınırı yok.Bir kaç gün önceki yazında evrimi üç beş kişi savunuyor demiştin.Söylediğin şeyin yalan olduğunu ispatladım.Şimdide yalanın ortaya çıktı diye bildiriye imza atan yüzbinlerce bilim adamını aşağılamaya çalışıyosun.

          • the_carbon

            Sen hangi dünyada yaşıyorsun.Evrimi kabul eden bilim ve akademi kurumlarının listesini aşağıda okuman varsa oku.Bu kurumlara üye yüz binlerle ifade edilecek bilim adamı üyesi var.Statik evreni savunduğum falan yok.Sadece bigbang teorisinde problemler olduğunu söyledim ve teorinin geleceği için bu durumun iyi olmadığını söyledim.Korku demişssin ne korkusu bu ikincisi direnme demişssin:Sıkıldım saçmalıklarınıza cevap vermekten ama inat ettim,sonuna kadar yazdığınız saçmalıkların gerçek olmadığını gösterecem.

            • Çetin(gerçek burda)

              Listeyi göremiyorum carbon efendi bu bir.
              Bigbang teoreminin problemleri var demek akıl dışı nihayetinde henüz açıklayamadığı noktalar var zaten bunun için adına hala teori diyorlar eğer yüzde yüz her şeyi açıklayabilseydi buna kanun denirdi.Kanunla teori arasındaki farkı anlayamıyorsan git lise bilgilerini tekrar gözden geçir.
              3)Hodri meydan kardeş “Ben HAKKI savunuyorum sen ise BATILI savunuyorsun tabiiki kaybedeceksin”

              • the_carbon

                Bildiri yayınlayan ve altına imza atan bilimsel akademilerin listesi yukarıda.Görmüyorsan yerine görememki,İYİ BAK…E Sen o zaman ne yapmaya çalışıyorsun be adam.Söylediklerimi çarpıtarak,bir yere varamassın kendi kendini kandırırsın ancak.Şimdide bilim felsefesinemi girecez teori ile kanun farkının bilmediğimi nerden çıkardın be adam.Bilim felsefesinde sadece matematik ve mantık ispata dayanır,doğa bilimlerinde yüzde yüz ispat yapılamaz.nedeni de çoğunlukla tümevarım akıl yürütmesi kullanıldığı içindir.Tümevarımın şöyle bir problemi vardır geçmişte sıklıkla tekrarlanmış olayların gelecektede aynı sıklıkla tekrarlanmasının garantisi olmamasıdır.ÖRNEK: geçmişten beri bir milyon tane beyaz kuğu gördük diyelim buna dayanarak tüm kuğular beyaz desek bir sonraki kuğu siyah çıksa,çıkabilir yaptığımız genellemenin yanlış olduğu ortaya çıkar,ortaya çıkma ihtimali vardır.Bu neden le doğa bilimlerinin kesin ispatı yoktur.Bu bağlamda bilimsel kanun çok fazla sınanmış ,doğrulanmış teorilerdir.Ha şu da var kanun demek yıkılmayacağı anlamına gelmez.öyle olursa adı kanun değil dogma olur.

        • Çetin(gerçek burda)

          Madem “yaygın kabul gören bilimsel teoriler dininizin dogmaları ile uyumluysa,Kuran bunu söylemiş olması gerektiğini düşünerek ayetleri tahrif edersiniz” diyorsun bende sana diyorum ki kainatı gez ve bana kendisiyle 21.yüzyılın dünyasında bilimin ve insanların bu kadar geliştiği bu kadar sorguladığı bir dünyada bu moda uydurabileceğin bir kitap getir,pardon bir süresinin benzerini getir Kuran 1500 yıldır getiremezler diyor hadi getir ,hadi yemiyor dimi .AAA yok mu böyle bir kitap:Ha sana şöyle bir şey diyeyim
          bak biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve muhakkak biz onu genişleticiyiz ayetini okumuş ve sana genişleme manasına gelen kelimeyi arapça göstermiştim.Bir araştırma yap kuran da içinde gök kelimesi geçen ayetlere bak bak hangidinde genişleme manasına gelen kelime var.Zaten müslümanlar dışında kimöse arapça bilmiyor ki biz tahrif edelim onlarda çıkıp kardeşim bu arapça kelime bu anlamagelmiyor desin sana ne oluyorki bu kadar at gözlü bakabiliyorsun olaylara……

          • the_carbon

            Bu konuda cevabım yukardadır,fazladan gereksiz tekrar yaparak bir şey ispat edemezsin.

  91. Bahser

    Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler. (Rahman Suresi, 19-20)
    Akdeniz’de ve Atlas Okyanusu’nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz’in suyu, Cebelitarık Boğazı’nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.

  92. Bahser

    GÖKYÜZÜNÜN 7 KAT OLDUĞU KUR`ANDA BİLDİRİLMİŞTİR.
    Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düzenlendiğidir:
    Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)
    Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi… (Fussilet Suresi, 11)
    Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti… (Fussilet Suresi,12)
    GÖKYÜZÜNÜN BİLİMSEL OLARAK KATMANLARI
    1- Troposfer
    2- Stratosfer
    3- Mezosfer
    4- Termosfer
    5- Ekzosfer
    6- İyonosfer
    7- Manyetosfer

    -YERYÜZÜNÜN 7 KATMAN OLDUĞU
    Kuran’da yeryüzü ile ilgili verilen bilgilerden biri, yeryüzünün, yedi kat olan gökyüzüne benzerliğidir:
    Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)
    YERYÜZÜNÜN BİLİMSEL OLARAK KATMANLARI
    1. Kat: Litosfer (su)
    2. Kat: Litosfer (kara)
    3. Kat: Astenosfer
    4. Kat: Üst manto
    5. Kat: Alt manto
    6. Kat: Dış çekirdek
    7. Kat: iç çekirdek
    BAKALIM BU KONUDA NELER UYDURACAKSINIZ !!!!!!!!!

  93. anonim

    carbon ne oldulan bahserin dediğine cevap vermedin daha. bekliyoz hadi. sen daha araştır bilimsel siteleri ateist siteleri ulan illaki cevap veremeyecen yer olacak Allah her şeyi bilir görür.kitabımız kuranı kerim her yerde her şeyde şüphesiz haklıdır.eleştiremezsin karşı çıkamazsın halbuki kuranın ve hadislerin sizin soracağınız yalanlayacağınız her şeye cevabı vardır.O Allah ın tüm evrenin tek yaratıcısının kitabıdır.

  94. agnosturk

    carbon arkadaşım işin gücün yok hala kurana inanan bu cahil ayaktakıma laf yetiştiriyon…inanç, psikolojisi zayıf insanların korkularıyla başa çıkamayarak sığındıkları ve kendilerini akıllı sandıkları bir olaydır.açıklama budur fazlası hikayedir…

    • Çetin(gerçek burda)

      Bu siteyi niye kurdunuz madem iddia ediyorsunuz dinin yalan olduğunu ,Allahın var olmadığı ve benzer şeyleri o zaman kanıtlamak zorundasınız.Kişi bilmediğinin düşmanı olur bildiğinin değil.Din hakkında hiç bir şey bilmediğiniz için düşmanlık yapıyorsunuz . Eğer haklı olduğunuzu iddia ediyorsanız Hodri meydan buyrun .Dediğim gibi Biz Hakkı siz ise Batılı savunuyorsunuz tabiiki korkacak kaçacak ve kaybedeceksiniz.Yada direnecek direndikçe ezilecek ve rezil olcaksınız seçim sizin.Ya susacak yada cevap vereceksiniz.

      • the_carbon

        İdda sahibi iddasını kanıtlamak zorundadır.Şöyleki:Diyelim ben bir iddada bulunuyorum.BEN:Dünya kaplumbağa üzerinde duruyor.KARŞI TARAF:Kaplumbağa neyin üstünde duruyor.BEN:Zincirleme sonsuz kaplumbağaların üzerinde duruyor.KARŞI TARAF:Uydu,Teleskop v.s gözlemleri dünyanın kaplumbağa üstünde olmadığını gösteriyor.BEN:Algıladığımız ışığın dalga boyu aralığı görmemizi engelliyor.KARŞI TARAF:Dünyanın uzaydaki hareketinin daha tutarlı açıklaması var ,Evrensel çekim kuvveti.BEN:Diğer gökcisimleride kaplumbağaların üzerinde duruyor.Evrensel kaplumbağaların sırtında durma durumu var.Hadi kaplumbağaların olmadığını kanıtla.KARŞI TARAF: :) İdda sahibi iddasını kanıtlamak zorundadır.Karşı taraf iddanın tutarsızlığını çelişkilerini gösterir buna dayanarakta iddanın mümkün olmadığını söyler.İddanın öznesinin varolmadığını kanıtlamak gibi yükümlülüğü yoktur.Allahı ,Dinleri v.s öne süren sizlersiniz kanıtlamak sizin probleminiz,bizim değil.Bu sitenin ana sayfasındaki teistlerin tanrı kavramının temelsiz,çürük,mümkün olmayacağını ortaya koyan argümanları oku.Kimsenin korktuğu, kaçtığı,kaybettiği yok.Dehanın sınırları vardır Cahilliğin ise sınırı yoktur.

        • Gerçek burada

          Aferin kendinize bakıp cahilliğin sınırı yoktur demen hoşuma gitti çünkü gerçekten bende bunu sizde fazlasıyla gördüm.İnançsızlığı çağın modasıymış gibi gösterip inanmayan insanlara cahil diyorsunuz.Acınacak durumdasınız……

    • Çetin(gerçek burda)

      İnanç, kelime anlamıyla, bir düşünceye gönülden bağlı bulunmak demektir. Ayrıca inanılan şey, görüş, öğretidir.
      Yani bir düşünceye, bir kişiye, soyut bir kavrama (örneğin tanrı) gönülden bağlanma durumudur. Bu bağlılık, bağlanılan şeyin bizzat var olup olamasına veya ahlaken doğruluğuna yönelik olabilir. Ama her halûkârada, özünde “sevgi” “korku” gibi bir duygu bulunmaktadır. Hatta bazen bir tür sevgi-nefret ilişkisi olarak da tanımlanabilinir, inanan ile inanç konusu arasındaki ilişkidir.
      İnanç, şüphelerden sıyrılıp emin olmaktır.
      Insanoglunun; sezgi-duyum-his yoluyla algiladigi ve kavramlastirdigi olguya inanc denir.
      Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma

      merak ediyorum yukarıdaki inanç tanımın tamamen uydurma nerenden uydurdun çok pis kokuyor…

      • agnosturk

        çetin kardeşim inanç ile ilgili detaylı açıklama yapmana gerek yok.taa bilmem kaç yılından beridir insanlar açıklayamadığı olgulardan korkup kafalarında bir güç yaratmış ve ona tapmıştır.bazıları ineğe tapar bazıları uzun burunlu maymuna tapar bazıları güneşe bazılarıda tanrıya tapar…m.ö 10000 yılında sen ve ben bu tartışmayı yapsak sen bana gene aynı ateşlilikle tanrıların var olduğunu(dikkat et tek tanrı değil)ve bizim akılsız olduğumuzu bu bakire kızların kurban edilmesi gerektiğini savunurdun…evrim konusuna hiç girme çünkü dinin gerçekliğinden çok daha fazla kanıt var evrimle ilgili.

  95. Çetin(gerçek burda)

    Darwin’in evrim teorisi hakkındaki itirafları

    Huxley: Aynen diğerlerimiz gibi onun da biyoloji bilimi üzerinde doğru düzgün bir eğitimi yoktu.
    Bildiğiniz gibi Charles Darwin, evrim teorisini 1859 yılında yayınladığı The Origin Of Species By Means Of Natural Selection Or The Preservation Of Favored Races In The Struggle For Life isimli kitabı ile öne sürdü. Darwin “uzun bir argüman” olarak tanımladığı kitabında, canlılığın kökenini evrimsel gelişme ile açıklamaya çalışmıştı. Kitabın tamamında, konuların ele alınışı son derece acemice ve bilimsel deneylerden veya gözlemlerden uzak, daha çok tahmin ve varsayımlar üzerine kuruludur. Darwin, Descent of Man isimli kitabında da yine aynı bilimsel seviyede, insanın evrimi ile ilgili teorilerini açıklamıştır. Her iki kitapta da Darwin, teorisinin zayıflıklarını, tutarsızlıklarını itiraf etmiş, böyle bir varsayımın doğruluğu ile ilgili ciddi şüpheleri olduğunu sık sık tekrarlamıştır. Teoriyi ortaya atan Darwin teorinin imkansızlıklarını kendisi itiraf ederken 21. Yüzyılda bazı bilim adamlarının hala bu teoriyi savunmaları son derece gülünçtür. Şimdi Darwin’in itiraflarından bazılarını ve kitabı yazarken nasıl bir ruh halinde olduğunu anlatan sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

    Teoriye karşı haklı olarak yöneltilmiş itirazların ve teorinin karşılaştığı güçlüklerin ağırlığı altında yıllarca ve onların ağırlığından kuşkulanamayacak kadar çok ezildim.1

    Bu çalışmaların (Türlerin Kökeni için kullandığı çalışmaları), bunları yaparken harcadığım zamana değip değmediğinden şüphe ediyorum.2

    Görüşlerimin, sayısız miktarda zorluklarla dolu olduğunu göremeyecek kadar kör olduğumu sanma…3

    Fox’a yazdığı mektubundan: Doğanın tamamı gerçekten inatçı ve benim istediklerimi yapmıyor ve şu an sadece eski midyelerimden başka yeni hiçbir şey üzerinde çalışmak istemiyorum.4

    J. D. Hooker’a yazdığı mektubundan : Bazen tamamıyla çöküntüye uğrayacağımdan korkuyorum…5

    Görüşlerime ters düşen bazı büyük zorlukları ortadan kaldırdığımı düşünüyorum, fakat bunların hepsi bir halüsinasyon olabilir. 6

    Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı.7

    Bana kitabımı soruyorsun, sana söyleyebileceğim tek şey intihar etmeye hazır olduğum; kitabın çok makul bir şekilde kaleme alındığını düşünüyordum, fakat şimdi tekrar yazılması gerektiğini anladım.8

    Türlerin Kökeni’nin yayınlanmasının ardından o kadar çok şey yayınlandı ki, bu bilgileri değerlendirip bir bütün haline dönüştürme gücüne ve akıl yeteneğine sahip olduğumdan şüphe ediyorum.9

    Lyell’e yazdığı mektubundan: Çeşitli konularla ilgilenen pek çok insanın yıllardır bir illüzyon içinde olduğunu düşünerek oldukça seviniyorum. Sık sık üzerime soğuk bir ürperti geliyor ve kendi kendime bütün hayatımı bir fantaziye adayıp adamadığımı soruyorum.10

    Robert Downs anlatıyor: Darwin’in yaşı ilerledikçe din konusundaki görüşleri de değişti. Gençliğinde özel yaratılış fikrini hiç tartışmasız kabul ediyordu. Life and Letters adlı kitabında ise “insan uzak gelecekte şimdikinden çok daha mükemmel bir varlık olacaktır” diyordu. Sonra şu fikirleri de ilave ediyordu:

    “Allah’ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir “İlk Sebep” aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni’ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?” 11

    Darwin bu noktada çaresizlik içinde ellerini açıyor ve şunları söyleyerek sözünü bitiriyor:

    “Böyle karmaşık meselelere en ufak bir ışık dahi tuttuğumu iddia edemem. Herşeyin başlangıcındaki sır bizim için çözülemez bir halde duruyor; şahsen ben bir agnostik (bilinemezci) olarak kalmaktan memnunum.” 12

    Kaynaklar:

    1. Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 528
    2. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, New York:D. Appleton and Company, 1888, s.315
    3. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s. 395
    4. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s.413
    5. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s.430
    6. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.I, s. 439
    7. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.117
    8. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.501
    9. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 388
    10. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 25
    11. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289
    12. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, s.290

    • agnosturk

      çetin kardeşim inanç ile ilgili detaylı açıklama yapmana gerek yok.taa bilmem kaç yılından beridir insanlar açıklayamadığı olgulardan korkup kafalarında bir güç yaratmış ve ona tapmıştır.bazıları ineğe tapar bazıları uzun burunlu maymuna tapar bazıları güneşe bazılarıda tanrıya tapar…m.ö 10000 yılında sen ve ben bu tartışmayı yapsak sen bana gene aynı ateşlilikle tanrıların var olduğunu(dikkat et tek tanrı değil)ve bizim akılsız olduğumuzu bu bakire kızların kurban edilmesi gerektiğini savunurdun…evrim konusuna hiç girme çünkü dinin gerçekliğinden çok daha fazla kanıt var evrimle ilgili.

      • the_carbon

        Güzel örnek vermişssin agnosturk.Gerici zaman mekan tanımaz her yerde ve her zaman gericidir.Dininin dogmalarını bağnazca savunur.

        • Gerçek burada

          Konuyu daha iyi anlamanız için bilimsel bir kazıdan bahsediyor okuyun da şaşırın bakıyım..
          4500 YILLIK EBLA TABLETLERİNDE ADI GEÇEN PEYGAMBERLER
          Ebla milatdan önce 2500 yıllarında bugünkü Suriye’nin başkenti olan Şam’la, Türkiye’nin güney doğusunuda içine alan bir bölgeyi kapsayan krallıktı. Eblalıların özelliği pek çok bilgiyi yazılı kayıt altına almalarıdır. 1975 yılında bu bölgede yapılan kazılarda çivi yazılı yaklaşık 200 000 tablet parçasından meydana gelen bir arşiv bulundu.Tabletlerdeki Ebla dilini çözen bilim adamları hak dinlerin tarihini içeren önemli belgelerle karşılaştılar.Tevrat, İncil ve Kuran’da ismi geçen melek ve peygamberlerle ilgili bilgiler Ebla tabletlerinde de yer alıyordu. Tabletlerde melek Mikail, Mi-Ka-İl, Hz.İbrahim (as)’da Ab-Ra-Mu ve Hz.İsmayıl (as)’ da İş-Ma-İl olarak anlatılıyordu. Ebla tabletleri Tevrat’ın indirilişinden 1500 yıl önce yazılmışdır. Bu tabletlerde Hz.İbrahim’in isminin geçmesi onun tebliğ ettiği dinin, Tevrat’tan önce var olduğunu teyhid ediyordu. Ebla tabletlerinde kutsal kitaplarda bahsi geçen yerlerden de bahsedilmektedir. Bunlar, Lut kavminin yaşadığı Sodom ve Gomorayla, Kuran’ da ismi geçen İrem şehridir. Bu isimlerin en dikkat çekici yanı ise peygamberlerin tebliğ ettiği kitapların dışında şimdiye kadar başka hiç bir metinde geçmiyor olmalarıdır. Yaşadıkları dönemden yaklaşık 4500 yıl sonra ortaya çıkan Ebla tabletleri çok önemli bir gerçeğe dikkat çekmektedir. Yüce Allah, Ebla’ya da her topluluğa olduğu gibi elçiler göndermiş ve onlarda kavimlerine gönderilen dini tebliğ etmişlerdir. şeytandan allah’ a sığınırım:
          “ Allah’a kulluk edin ve tağutdan kaçının” (diye tebliğ etmesi için ) bir elçi gönderdik böylelikle , onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.” (Nahl Suresi, 36)

          • the_carbon

            Sümer alfabesi kullanılarak ebla dili kullanılarak yazılmış tabletler,Tabletlerde o isimler geçse bile ibrahimin ne peygamber olduğunu doğrular ne de ibrani olduğunu diğer yandan tevrat hikayeleri tüm ortadoğuda güncel halkların kültürlerine çeşitli şekillerde girmiş olabilir.Ayrıca ibrahimin 3900 yıl önce yaşadığı söyleniyor tabletler 4500 yıllık,ya ibrahim 600-700 yıl yaşadı yada ordaki isim benzerliğinden başka bir şey değil.

            • gercek burda

              Bın yıl yaşayan peygamberler de var bu sana neden tuhaf gelıyor ki,Ayrıca ebla belgedir istersen inanırsın istersen inanmasın ben sadece yukarıdakı yazıyı okudum ebla tabletlernde emınım hz ibrahım ıle ilgili cok daha genış acıklama yapılmıstır .Inanmak ıstıyorsan arastırısın….

      • Gerçek burada

        Güzel kardeşim dünyaya ilk inen insan hz adem.O hem insan hem de peygamber .İlk insan bir din ile inmeye başladı.Anladın mı ve onun inandığı Allah ile Son peygamber Hz muhammed in inan dığı peygamber Aynı.Bu iki peygamberle birlikte sayıları 124000 i bulan peygamber geldi.Nitekim Quranı kerim bu konuda: Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın (Fatır Suresi, 24) diyor.YAni insanlığın başlamasından itibaren her toplululğa bir peygamber gönderildi ve bunların hepsi Aynı sultanın elçileri.Yaşadığı döneme ve şartlara göre dinlerinin adları farklı olsada(Hristiyanlık yahudilik muslumanlık vs) dediğim gibi hepsi aynı tek yaratıcının dinleri kaynak aynı ilah aynı.Tabii zaman içinde dinden sapanlar ,şarlatanlar din değiştirenler olur ve bunlarda peygamberlerin yeryüzünde olmadığı dönemlerde daha çok meydana gelir.
        Aşağıda sana Quran da adı geçen bazı peygamberleri verecem :
        1. Adem (A.S.)

        2. İdris (A.S.)

        3. Nuh (A.S.)

        4. Hûd (A.S.)

        5. Salih (A.S.)

        6. İbrahim (A.S.)

        7. Lût (A.S.)

        8. İsmail (A.S.)

        9. İshak (A.S.)

        10. Yâkup (A.S.)

        11. Yûsuf (A.S.)

        12. Eyyup (A.S.)

        13. Şuayb (A.S.)

        14. Musa (A.S.)

        15. Ha­run (A.S.)

        16. Dâvud (A.S.)

        17. Süleyman (A.S.)

        18. İlyas (A.S.)

        19. Elyasa (A.S.)

        20. Zülkifl (A.S.)

        21. Yûnus (A.S.)

        22. Zekeriya (A.S.)

        23. Yahya (A.S.)

        24. İsa (A.S.)

        25. Muhammed (A.S.)

        Şimdi sadece bunlara bile baksan mö 10000’e geri gidebilirsin belki o zaman hz idris savunuyordu Allah’ın dinini ve ben 10000 yıl geri gitsem tabiiki onu savunucam..İkincisi: Aşağıda peygamberlerin yaşadıkları dönemi okuyabilirsin:
        HARUN (a.s):M.Ö. 1890-1730 İmranın oğlu ve,Hz.Musanın kardeşi olan Harun Peygamber,m.ö.1890 yılında,Ağabeyi Musadan bir yıl sonra doğar.Yine Musadan bir yıl sonra m.ö.1850 yılında Peygamber olur.120 yıl Peygamberlik yaptıktan sonra,m.ö.1730 yılında 160 yaşında iken ölmüştür.Firavuna karşı,26 yıl boyunca Ağabeyi Musaya yardım etmiştir. 17)DAVUT (a.s):M.Ö. 1261-1181 Hz.Musadan 455 yıl sonra,Davut Peygamber m.ö.1261 yılında Dünyaya gelir.Davut Peygamber ,Kral Peygamber Süleymanında Babasıdır.Davut Peygamber 40 yaşında ömrü bitip ölmesi gerekirken ,Atası Hz.Ademin kendisi için bağışladığı 40 yıl fazla ömürden faydalanır ve 80 yıla çıkar ömrü.60 yıl Peygamberlik yapar.Yahudi Lider Talutun , Calutla savaşında Calut(Golyat)u öldüren Davut Kahramanlığından dolayı yeni Yahudi Kralı olur.Yahudi birliğini sağlar.Kendisine Allah tarafından Zebur (Mezmur) isimli,Kehanet ve ilahi zikir kitabı verilir.Ancak Hz.Davut yeni bir Din ve Şeriat savunmaz,Din ve Şeriat olarak Tevrat kitabı ve Musa Dini üzere amel eder.Hz.Davutun zamanında Yahudi İsrail oğulları 5.020.500 civarında idiler. 18)-SÜLEYMAN (a.s):1193-1141 Hz.Davutun oğlu olan Hz.Süleyman ,12 yaşına girdiğinde,babası Davut 80 yaşında iken ölmüştü.Böylece,Davutun Krallığı oğlu Süleymana genç yaşta geçti.Süleyman 20 yaşına gelince Allahın özel yardımı ile Dünyadaki tüm hayvanların dillerini hal dili yolu telepatik yoldan anlar hale geldi.Hatta Cinler Aleminden bazı cinleride anlayıp konuşarak kendi hizmetine soktu.Ünlü Süleyman Tapınağını Kudüste inşaa ettirdi.Seba Ülkesinin Kraliçesi Belkis ile evlendi.Muhteşem eşsiz bir saltanat sürdü.40 yıllık saltanatı boyunca Mısıra ve orta doğuya hükmetti.Allahın ve Uzaylı Meleklerin özel yardımı ile ,Sihir Büyü ve Mucize kavramlarını en iyi biçimde kullandı.Cinler Alemine gidip geldi. Geldani Kralı Nemrut ve Pers (İran) Kralı Buhtunnasır (Nabukednezar) kafir Dünya Fatihleri olmuşlardır.Süleyman ve Davut her ne kadar Yahudi Toplumunun Peygamberleri olsada,Diğer 124.000 Peygamberin Müslüman olduğu gibi ,Hz.Muhammed gibi Gerçek Din Felsefesi gereğince Müslüman Peygamberlerdir.Süleyman ve Zulkarneyn ise Tek Tanrıya inanan (Müslüman)Fatihlerden iki önemli Kraldır.Davut,Süleyman ve Zulkarneynin gerçek izlediği yoldan ayrılan Museviler ,ayrılmaları,sapmaları sebebi ile Müslümanlardan ve gerçek Hiristiyanlardan farklı görünürler. Hz.Süleymanın zamanında Yahudiler 5.462.304 kişilik bir nüfusa sahip oldular.Yahudilerin nüfuslarının az artmasının sebebi.Yahudilerin sahip oldukları Din kavramlarını değiştirip Dinlerini İsrail Peygamberin soyundan gelen bir kaç Peygamberin kendi aşiretlerine ait özel dini hale getirmelerinden kaynaklanmaktadır.Müslüman Musevi Din kavramı Dünya çapındaki evrensel özelliğini kaybetmiş ,Sadece İsrail oğullarını diğer dünya milletlerinin üzerine çıkartan bir gizli Yahudi siyonist siyasetinin Tarikatı haline gelmiştir.Yani İsrail oğlu olmak onlar için bir ayrıcalık olmuş diğer insanlar karşısında.Bu yüzden Yahudilerden ürken diğer milletler Yahudi dinine sıcak bakmamışlardır.Sadece siyonizmin ayrıcalık getiren özel maddelerine ilgi duyanlar,Kendi nefsine hizmet etmeyi ibadet zannedenler,kendi nefsini Tanrıya ortak koşanlar bu Yahudi dinine girmekteler.Bu yüzden Dünyada 200 kişi hiristiyan olurken,dünyada 202 kişi Müslüman olurken Yahudi dinine sadece bir kişi girmektedir. Hz.Süleyman Peygamberin m.ö.1141 yılında ölümünden sonra ,o dönemde yaşayan 7 milyon Yahudinin yarısı Musa Şeriatından ayrılıp İsrail Devletinden ayrıldı ve Yahuda Krallığını kurdular.Böylece iki yahudi devleti ortaya çıktı.Fakat Yahudilerin birbirine zıt olarak 2 Krallığa ayrılmaları onların aleyhine oldu.Önce Hz.Davutun kurduğu İsrail krallığı m.ö.889 yılında yıkıldı.daha sonrada onlardan ayrılan Yahuda Krallığı m.ö.728 yılında yıkıldı.Hak yoldan ayrılmalarının cezasını m.s.1948 yılına kadar esaret içinde yaşayarak çektiler.Yahudiler ,2676 yıl boyunca Asurilerin,Babillilerin,Perslerin(İran),Doğu Romalıların,Bizanslıların,Müslüman arapların,Müslüman Türklerin eğemenliğinde yaşadılar.Yahudi nüfusu m.ö.728 yıllarında esarete girdiklerinde 8 milyon 316 bin 81 kişiye ulaşmışlardı. Bilimsel araştırmalarımızın özel hesap sonuçlarına göre Hz.İbrahime iman eden 109.730 İbrani nüfusu günümüzün tarihine kadar,812.814.150 rakamına ulaşmıştır.Bu rakam kadar insan İbrani ve İsrail oğlu yada Yahudi Musevi olarak yaşayıp ölmüştür.Bugün yaşayan 21 milyon yahudi hariç.Oysa Hz.İsaya inanan insanların sayısı onu ölümünden hemen sonra 25 milyon rakamını geçmiştir.Bugüne kadar 37.422.788.000 Hiristiyan gelip geçmiştir.Bugün yaşayan 2 milyar Hiristiyan hariç.Hz.Muhammed öldükten sonra Müslümanlarda çığ gibi çoğalıp 25 milyon rakamını geçmiştir.bugüne kadar gelen ve ölen toplam müslüman sayısıda 17.711.529.000 civarındadır.Bugün yaşamakta olan 1 milyar 300 milyon Müslüman hariç. 19)-YUNUS (A.S):M.Ö. 1000-900 Suriyedeki Asurilere Peygamber olan ve Yunus Balığının karnında 40 gün hapis kalan ve adını oradan alan Hz.Yunus Peygamber Hz.Süleymandan 141 sene sonra,m.ö.1000 yılında doğdu.m.ö.960 yılında Peygamber olan Yunus 60 yıl Peygamberlik yaptı ve 100 yaşında iken m.ö.900 yılında öldü. 20)-İLYAS (a.s):M.Ö. 1090-1000 Hz.Süleymandan 51 yıl sonra m.ö.1090 yılında dünyaya gelen İlyas Peygamber m.ö.1050 yılında peygamber oldu ve 50 yıl peygamberlik yaptıktan sonra,90 yaşında iken m.ö.1000 yılında öldü.Hz.İsa Peygamber kendisine yardımcı olan ve kendisinin Peygamberliğini vaftiz eden Hz.Yahya Peygamberin, aslında Zebur kitabındada zikredildiği gibi,Reenkarnasyon yolu ile yeniden dünyaya gelen ama bu sefer Yahya adını alan ve kendisinin Peygamberliğini vaftiz eden Hz.İlyas Peygamber olduğunu belirtmektedir.Böylece Zebur kitabında İsanın İlyas tarafından vaftiz edileceği kehanetide gerçekleşmiş olmaktadır.Bu durumda Reenkarnasyonun varlığına gerçekliğine ışık tutmaktadır.Hızır ve İlyas,Hz.İsanın Altın Çağdaki(2048-2093 arasındaki) Krallık dönemindede ortaya çıkıp,Deccalı yalanlayıp İsayı doğrulayacaklardır. 21)-ELYESA (a.s):M.Ö. 980-890 Hz.İlyasdan 20 yıl sonra dünyaya gelen,Elyesa m.ö.980 yılında dünyaya gelmiş ve m.ö.940 yılında peygamber olmuş ve 50 yıl peygamberlik yaptıktan sonra m.ö.890 yılında 90 yaşında iken ölmüştür. 22)-ZÜLKÜFİL (A.S):M.Ö. 980-890 İlyas Peygamberin ölümünden 20 yıl sonra,dünyaya gelen Zülküfil Peygamber, tıpkı Elyesa Peygamber gibi,aynı yılda.m.ö.980 de doğdu,40 yaşında peygamber oldu ve 50 yıl peygamberlik yaptıktan sonra 90 yaşında iken,m.ö. 890 yılındada öldü. 23)-ZEKERİYA (A.S):M.Ö. 100-0 (MİLAD) Zülküfil ve Elyesa Peygamberlerden 790 yıl sonra dünyaya gelen,Zekeriya Peygamber,m.ö.100 yılında yani Hz.İsadan 100 yıl önce doğdu.40 yaşında Peygamber oldu.60 yıl peygamberlik yaptı.Hz.Zekeriya, Yahya Peygamberin babasıdır.Hz.Zekeriya 100 yaşında iken oğlu yahya doğmuştu.Yahya doğduktan birkaç ay sonra,kendisine iman etmeyen soydaşı Yahudiler ve Doğu Romalılardan kaçarken,saklandığı bir ağaç kovuğunda Ağaçla birlikte başı kesilip öldü. 24)-YAHYA (a.s):0 (milad)-M.s.31 Hz.Zekeriya Peygamberin oğlu olan Yahya Peygamber,Kuzeni ,Teyze oğlu İsa Mesih ile aynı yılda doğdu.İkisininde doğduğu yılda Halley kuyruklu yıldızı gök yüzünde görüldü ve onların doğumunu haber verdi.Bunu Hz.Muhammed (s.a.v)söylemiştir. Yahya Peygamber 30 yaşında Peygamber olmuştur.Hz.İsa Mesihin Peygamberliğine şahitlik yapıp onu vaftiz etmiştir.Zeburdaki önceki kehanet böylece gerçekleşmiş oldu.Yahya Peygamber Hz.İsanın deyimi ile Hz.Yahya ,İsadan 1000 yıl önce yaşayan, İlyas Peygamber olup,m.ö.1000 yılındaki kendi ölümünden 1000 yıl sonra Yahya ismi ile reenkarnasyon yolu ile doğmuştur.Hz. Yahya Bölge kralı olan Herodun kendi öz kız kardeşi ile evliliğini ,İsanın getirdiği yeni Hiristiyanlık Dini şeriatına göre onaylamadığı için,Kral Herod tarafından başı kestirilerek ölmüştür.Hz.Yahya 1 yıl peygamberlik yaptı 31 yaşında iken İsadan 2 yıl önce m.s.31 yılında öldü. 25)-İSA MESİH:0 (MİLAD-SIFIR-33 Miladi Takvim Hz.İsanın doğumu ve aynı yılda dünyada görülen Halley kuyruklu yıldızının görülmesi ile başlar. Meryem Anaya Cebrail isimli Vahiy Meleği,sıfır yılından 9 ay önce geldi.Cebrail henüz hiç evlenmemiş olan sadece nişanlı olan ,Bakire Meryemin yakasından Ruh üfleyerek,Hz.İsa Mesihin Rahme yerleşmesini sağladı.9 ay sonra İsa Mesih böylece babasız ,ama analı olarak doğdu.İsa Mesih 30 yaşına gelince ,Cebrail tarafından Peygamber tayin edildi.Kendisine Yeni Ahid denilen new Testament yada Bible(Gospel) denilen ve Müjde anlamına gelen İncil kutsal kitabı verildi.İncil Hz.İsanın Ahir zamandaki Altın Çağ döneminde yaşayacağı ikinci hayatından ve kıyametten önceki bu son dönemde İsa Mesihin Allahın sönen İlahi Adalet ve hak nurunu tamamlayıp Tanrının Krallığının diğer beşeri sistemlere üstünlüğünü vaad ediyordu. Değerli izleyiciler,İsa Mesih kendi getirdiği yeni Hristiyanlık Dini ile,eski Yahudi inancının geçerliliğinin kalmadığını bu yüzden o dönemde yaşayan 11 milyon 304 bin 961 Yahudinin Musanın bozulan Şerii hükümlerini bırakıp kendisinin Şeriatına uymalarını istedi.Böylece değiştirilen ,bozulan Musa Şeriatını düzeltmiş ıslah etmiş olacaktı. Fakat Yahudi Din adamları bozdukları Musa Şeriatından müthiş rant ve itibar sağlıyorlardı. Bu yüzden İsaya inanmadılar ve onun Kıyametten önceki Krallık hayallerinide siyasi istismar aracı edip ,Hz.İsa Mesihi Romalılara şikayet edip 3 yıl sonunda onu çarmıha gerdirdiler.Bu işi yaparken İsa Mesihin 12 havarisinden Muhbir Yahuda İsharyotuda kendi saflarına çekerek yaptılar.Ancak Allahü Teala o dönemde yaşayan inancı bozuk Yahudileri aldattı ve Havari Muhbir Yahuda İsharyotu Gerçek İsa Mesihin bulunduğu çarmıha yerleştirdi.Gerçek İsa Mesih Çarmıha hiç gerilmeden göğe çekildi.Işınlanıp Uzaylı Meleklerce,7 kat göklerin bulunduğu Cin boyutundaki yeni makamına yerleştirildi. Hz.İsanın çarmıha gerilmesi olayını ,Hz.İsa gerçekten çarmıha gerildiğini sansınlar diye.Bu olayın gerçeğini gizledi.Bu işin böyle olduğu ancak , Kuranın ve İslam dininin gelmesi ile anlaşıldı. Hz.İsa Mesih ,Göğe çekilmeden önce,Ahmed isminde, son bir peygamberin kendisinden sonra gelip,kendisinin tamamlayamadığı ıslah çalışmasını yapıp kendisinide doğrulayacağını bildirmişti.İsa Mesih ,göğe çekilmeden önce,Kıyametten önce Altın çağ başında ,bir insanın kendisinin anlatmaya çalışıpda açıklayamadığı sırları çözeceğinide,hatta tüm dünya İnsanlığına, Hz.İsa Mesihin Altın Çağdaki krallığı döneminin kesin tarihlerle geldiğinide müjdeleyeceğini bildirmişti.İncilde bulunan bu kehanette gerçekleşti.Değerli izleyiciler yanlış anlamayın ama İsa Mesihin müjdelediği mahşer haberciside biziz.Yani İsa Meshin 2048 yılında dünyaya geleceğini ve Altın Çağ dönemini yaşatacağını ,İsa Mesihin 2093 te öleceğini diğer önemli olayları kesin tarihleri ile,araştırıp bulan biziz,kesin tarihlerini İslami belgelerle ispatlayan biziz.1996,1997 ve 1998 yılında mektuplarla,dünyaya duyuran biziz.Başkası yoktur. Hz.İsa Mesihin peygamber olduğu dönemde 11 milyon 304 bin 961 musevi yahudi yaşıyordu.Yahudiler İsevi Hiristiyan olmadılar ama Doğu Roma halkından 24 milyon 512 bin 89 kişi Hz.İsaya iman etti.Hz.İsanın Hiristiyanlık dinine inananlar çığ gibi büyüyünce m.s.325 yılında Bizansın İlk İmparatoru Konstantin bu olaya el atıp,Hiristiyan inancını,İslami özünden uzaklaştırıp,bugünkü Paganist=çok Tanrılı teslis=üçleme inancını benimsedi ve bunu halk adına resmen kabul etti.Bugün dünyada yaşayan 2 milyardan fazla Hiristiyan ,Hz.İsaya iman eden 24 milyon 512 bin 089 hiristiyandan türediler.Bugüne kadar gelen yaşayan ve yaşamayan tüm Hiristiyanların toplam nüfusu 37 milyar422 milyon788 bin civarındadır.Hiristiyanlık dini,İslamiyetten 570 yıl önce başladığı için,Hiristiyanların toplam nüfusu müslümanların toplam nüfus sayısının iki katını geçmiştir. 26)-HZ.MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V):M.S.571-632 Hz.İsmail Peygamberin soyundan gelen Hz.Muhammed (s.a.v)m.s.571 yılında Mekkede doğdu.

        Gördüğün gibi Allah Hz Adem den hz muhammede kadar .Yani kısaca MÖ:0 ile M.s 632 ye kadar peygamber gönderdi ben hangi dönemde yaşasam o dönemde Allah ın gönderdiği peygamberin yolundan giderdim.Understand.
        Kısaca Allah dünyayı hiç bir zaman boş bırakmadı bunu anlamak istemiyorsunuz.İlahi dinlerin aynı İlahtan olduğunu bilmediğiniz için saçmalıyorsunuz.Şimdi Olayı Daha iyi kavraman için sana aşağıda bir örnek sunucam umarım araştırmlara tarafsız gözle bakar ve bir daha yanıldığna kanaat getireceksin…

        • the_carbon

          Nedense çin,hindistan,japonya,amerika yerlileri,avustralya yerlilerinin semavi dinlerden haberi olmamış,İkincisi 124 bin peygamber kuranda geçmez,ne olduğu bellisiz hadislerde geçer.

          • gercek burda

            Hadısler hz muhammedin sozlerıdır ve ıslam da quran dan sonra gelır hadıslerde gecmesı doğru olduğu anlamına gelır yanlı olduğu değil ayrıca eğer yukarıdaki makaleleri okuduysan quran da her kavme bır peygamber gonderıldı…

            • gercek burda

              Nedense çin,hindistan,japonya,amerika yerlileri,avustralya yerlilerinin semavi dinlerden haberi olmamış.dedın nerden bılıyorsun demeden edemeyecegım.Bır dını kabul etmemek haberlerl olmöadığı anlamına gelmez kanımca.

        • Agnostürk

          güzel söylüyorsunda demekki o zamanlar senin örnek verdiğin peygamberler tek tanrıcılığı değil çok tanrıcılığı biliyorlarmış:)…az birşey kafan çalışsa hayata at gözlükleriyle değil o zamanın şartlarında neye inanıyorlarmış nelere tapıyorlarmış bir incele…hala kalkmış ademden havvadan bahsediyosun.senin aklın alıyormu ademle havva sevişecek çocukları olacak onlarda beraber büyüyecek ona rağmen kardeş kardeşe sevişecek onlardan öz torunlarıyla sevişecek Adem kendi kızıyla sevişecek havvanın oğlu annesiyle sevişecek…neden? sırf senin gibiler böyle hikayelere inansın otorite senin gibileri kullanıp cebini doldursun diye…benim için bu hayatta en tehlikeli canlı senin gibilerdir…

          • gercek burda

            Walla dusuncelerın o kadar kirli ki aslında kaale alınıp cevap vermeye değmıyorsun ama ben sana yınede cevap verıyım.Sevışme meselesini tamamen uydurdun .ancak şoyle bır şey var hz hava cıfter cıfter doğururmus ınsanlığın soyunun devam etmesı ıcın de kardeşler caprazlanarak evlenırlermış .Bır adam kendısyle beraber doğan kız kardeşıyle degılde sonradan yada oncekıyle evlenırmış.Quran da gecıyor araştırısan bulursun .Eğer sevışmeden kastın buysa evet kardeşler caprazlama bır sekılde evlendırıldığı ıcın sevışmelerı hatta ilışkıye gırmelerı gayet normaldı.Insanlık soynun devam etmesı icın ınsanlığın ılk yıllarındakı uygulama boyleydı sonradan degıstı tabıı.Hatta kabilin habili oldurmesı de, kabılın kendisiyle beraber doğan kız kardeşi(Tabbi cok guzel olduğu) ile evlenmek istemesıyle once araları bozulmuş ve dıger gelışen olaylarla bırlıkte habılın kabılı oldurmesıne kadar varmıştır..İstersen Quran dan kısssanın tamamını okuyabılırsın..

            Haaa bana tehlıkeli dedın Saol canım senın gıbı bır bana tehlıkeli diyorsa demekki İşimi doğru yapıyorum…..

            • agnosturk

              cvp vermeseydin keşke.o zaman biraz olsun akıllı sanıp kaale alabilirdim seni.söylemlere bak çifter cifter doğururmuş da çaprazlama sevişirlermişde.kuranda öle yazarmışda :))…birde sen bu açıklamana cevapda beklersin şimdi.kusura bakmada ben böyle acayip saçma sapan bir açıklama görmedim…bir de kuranı aç oku diyor..zaten ben onu okuduğum için saçma diyorum sen söyledin diye değil…

              • hakan kaya

                yaw sen her yazında karşındakine cahil yobaz akılsız diyon.başka bir şey üretemiyormu beynin.bak carbon abine yada her neyse. nasılda süslü püslü anlatıyor.sen arada birde sivaas maraaş diyonya onada gülüyom.filistiin desen ölürmüsün.Adem ile havva as nasıl bir biyolojik yapıya sahip olduğunu biliyondamı kardeş kardeşle evlendi diyon.ikisindeki gen havuzundaki zenginlik ile ve tek yumurta ikizlerinin birbirine haram ancak diğer yumurta ikizleriyle helal kılınması ancak Allahın bilgelğinde gizlidir.hz havva bu iki çift ikizleri birbirinden tamamen farklı bir anadan ve babadan doğmuş gibi farklı genlerde doğurmuş olabilir.Çocukların 4üde hz havva ve hz ademden gen alır ancak aralarında farklı genlere de sahip olabilir.Yoktan var eden ve isa as da babasız yaratan Allahın gücü bunamı yetmicek ( haşa) . bilim açısından imkansız saçma gibi şeyler ile geçiştirme sakın çünkü burada tabiat kurallarının üstünde bir güçten bahsediyorum.Bu güç sen anne rahmindeyken ellerin oluştuğu sırada parmak aralarındaki yapışık etlerdeki hücreye emreder ve o hücreler kendilerini öldürür.Sırf bebeğin parmakları oluşssunda ilerde işine yarasın diye.neden kendilerini feda ettiklerinin bilincinde olmayan bu hücreler kimin hizmetinde? dna larında böyle bir kodmu var ? olabilir ancak bu kod Allahın ona olan emridir.sizin evriminizsse en küçük canlıya kadar tüm canlılarda bencillik olduğunu savunur.birbirini öldürür hayatta kalır.Peki bu hücre neden kendini yok ediyor.yoksa insandan önceki yaratıkların parmakları bitişiktide baktılar pek iş görmüyor dur şöyle mi yapalım dediler :) bunlar sadece akılsız hücre.kendi kendilerine dna kodu ekleyemezler ve çıkaramazlar.bunu yapsalar bile bilmeden abuk sabuk bişey yaparlar ki ortaya mükemmel bir insan değil şekilsiz bir yaratık çıkardı. senin anlicağın dilde anca bu kadar anlatılır.inş anlamışssındır…

                • agnosturk

                  senin gibilere herşeyi süslü püslü anlatmaya gerek yok.cahilsin bunu bilmen senin için yeterli sanırım…;)

                  • hakan kaya

                    senin o olmayan beynine sokayım.İyiki iki kelime öğretmişler sana.onca yazdığım şeye verecek cevabı üretecek bir beynin olmadığını biliyordum.yinede bir umutla hani belki dedim.beyinsiz

      • hakan kaya

        milattan önce 10000 yılına gitsek ve bir sivrisineğin bile günümüzdeki halinin aynısıyla karşılaştığında sen gene aynı ateşlilikle evrimini savunursun.sen dersinki bunun evrimi daha uzun zamanlarda oluştu.bende seni 16 milyon yıl gerisine götürür ve şu linkteki sineği gösteririm http://www.haber7.com/genel/haber/942450-16-milyon-yillik-sinek-fosili-bulundu…tabi o zamanda derdinki 5 milyaaaar..hani sürekli söylüyonuzya her şey 5 milyarda oldu diye.kusura bakma o zamanlar hayat yoktu hadi kendi zamanına evinde otur bi daha düşün.yok hayla inatla bu kez sivaaas maaraşş diyorsan al buda 230 milyon yıllık böcek :d http://blog.milliyet.com.tr/230-milyon-yil-oncesine-ait-bocek-fosilleri-bulundu-/Blog/?BlogNo=376536

      • hakan kaya

        M.Ö 10000 yılına gitsek ve bir sivrisineğin bile günümüzdeki halinin aynısıyla karşılaştığında sen gene aynı ateşlilikle evrimini savunursun.sen dersinki bunun evrimi daha uzun zamanlarda oluştu.bende seni 16 milyon yıl gerisine götürür ve şu linkteki sineği gösteririm http://www.haber7.com/genel/haber/942450-16-milyon-yillik-sinek-fosili-bulundu…tabi o zamanda derdinki 5 milyaaaar..hani sürekli söylüyonuzya her şey 5 milyarda oldu diye.kusura bakma o zamanlar hayat yoktu hadi kendi zamanına evinde otur bi daha düşün.yok hayla inatla bu kez sivaaas maaraşş diyorsan al buda 230 milyon yıllık böcek :d http://blog.milliyet.com.tr/230-milyon-yil-oncesine-ait-bocek-fosilleri-bulundu-/Blog/?BlogNo=376536

      • hakan kaya

        M.Ö 10000 yılına gitsek ve bir sivrisineğin bile günümüzdeki halinin aynısıyla karşılaştığında sen gene aynı ateşlilikle evrimini savunursun.sen dersinki bunun evrimi daha uzun zamanlarda oluştu.bende seni 16 milyon yıl gerisine götürür ve şu linkteki sineği gösteririm ht tp :// www .haber7 .com/genel/haber/942450-16-milyon-yillik-sinek-fosili-bulundu…tabi o zamanda derdinki 5 milyaaaar..hani sürekli söylüyonuzya her şey 5 milyarda oldu diye.kusura bakma o zamanlar hayat yoktu hadi kendi zamanına evinde otur bi daha düşün.yok hayla inatla bu kez sivaaas maaraşş diyorsan al buda 230 milyon yıllık böcek :d h ttp ://blog .milliyet .com.tr/230-milyon-yil-oncesine-ait-bocek-fosilleri-bulundu-/Blog/?BlogNo=376536
        Bu yorum niye bekletiliyor? diğer yorumlarda küfür varken yayımlanıyorda bu niye? verecek cevabınızmı yok ? öyleyse siz genede yayımlayın belki agnosturk lakaplı köpeğiniz 3 kere havlar da tek kelimeyle kara cahilsin diye tuşlara patileriyle basar gerçi yok ona onun kelime değil cümle olduğunu öğretebildim.Allahın var olduğunuysa sittin senede anca öğretirim.yani ömür ömür yetmez…(agnosturk bak o linklerdeki boşlukları kaldırarak ara.niyesini boş ver çünkü senin ceviz kadarki beynin almaz)

          • hakan kaya

            kendi seviyene indin de ne demek lan dingill.orda şahıs ekini yanlış yazmışın farkettim ama bi ara patilerini törpület yanlış tuşa gidiyor.sen kendi seviyene bak moron 2 gram beynin var başkada bişeyin yok…tek kelimeyle kara cahilsin (agnostic beyinsizinden alıntıdır) zuhahahhah

    • the_carbon

      Olgu ve teori arasındaki farkı anlatarak başlayım.Bu farkları bilmediğiniz için kavramları birbirine karıştırıyorsunuz,Evrim teorisini çürütecez diye komik durumlara düşüyorsunuz.OLGU:Kısaca beklenen eylemlere olgu denir.Olguları oluşturan tek tek durumlara olay denir.Örneğin:Güneş tutulması,Yağmur yağması,Gece,Gündüz,Yerçekimi,Evrim,Dünyanın güneş çevresinde dönmesi v.s bunlara olgu denir.İstanbula pazar günü yağmur yağması olaydır.TEORİ:Kısaca olguların açıklamasıdır.Yer çekimi olgusunu açıklamaya yönelik teoriler:1)Aristoteles,Galileo yerçekimi olgusunu açıklamaya çalışmışlardır.Şimdi geçerliliği olmayan açıklamalardır.Kullanılmamaktadır.2)Newtonun yerçekimi teorisi kabaca doğrudur ama geliştirilmeye ihtiyaç duyulmuştur3)Einstein ın açıklaması Newton’ın yer çekimi açıklamasının geliştirilmiş halidir. Einstein’ın açıklaması yer çekimi olgusunun günümüzde en çok kabul gören açıklamasıdır.Yerçekiminin Einstein tarafından yapılan açıklaması Genel Görelilik Teorisi olarak adlandırılır.Evrimde darwinden bağımsız,darwin olmasaydıda olan bir olgudur.Darwinin yaptığı Evrim olgusunu açıklamak için teori oluşturmasıdır.Bir diğer katkısı ise Yüz yıllarca dinsel dogmaların baskın olduğu dönemlerden,Canlıların kökenini anlamamız açısından evrimin bir olgu olduğunun anlamamızın yolunu açmasıdır.Evrim bir olgudur ve bu olguyu tarihte açıklama biçimleri vardır.1)Lamarckizm, Dönüşümcülük ve Ortogenez evrim olgusunun açıklamaları olarak oluşturulmuştur. Artık bu açıklamalar itibar görmemektedir.2)Darwin’in evrim açıklaması kabaca doğrudur ama geliştirilmeye ihtiyaç duymuştur.3)Modern evrimsel sentez, genleri açıklamasında yer vermeyen Darwin’in evrim açıklamasının geliştirilmiş halidir. Bu modern sentez evrim olgusunun günümüzde en çok kabul gören açıklamasıdır.Evrim olgusunun modern sentez tarafından yapılan açıklaması en güncel ve en çok kabul gören Evrim Teorisidir.Bu bilgiler ışığında yukardaki yazıların Evrim olgusunun olmadığını ispatlamaz,Şu nu yapar ama:Doğrudur,darwin zamanında o kadar çok fosil bulunmadı araştırmalar emekleme aşamasındaydı,Genetik bilimi yoktu v.s. Bu ve buna benzer sebeplerden dolayı darwinin açıklayamadığı durumlar vardı bu durumlarda darwini çıkmazlara sokmuş olabilir.Böyle olmuş olması Evrim olgusunun,Yer çekimi olgusunun olmadığını göstermez.Sadece kaba ve eksik olduğunu gösterir.Yaşadığımız dönemde Evrim olgusu Modern evrimsel sentez olarak açıklanıyor,Modern evrimsel sentez, genleri açıklamasında yer vermeyen Darwin’in evrim açıklamasının geliştirilmiş halidir.

      • Gerçek burada

        Anlamıyorsun daha fazla fosil bulunduğu değil daha fazla fosil uyduruldu .Al sana ispatı:

        video yu dikkatlice dinle ve evrim teorisini ayakta tutmak için nasıl yalanlar uyduruldu onu gör….

        • the_carbon

          Her camiada çürük insanlar vardır,Sizin camianızda da vardır mesela.Sahte hadis yazanlar gibi.EVRİM OLGUDUR AYNI ZAMANDA BİR KURAM-TEORİDİRDE…Olgular dünyanın sunduğu verilerdir kuram- teori ise olguları açıklayıp yorumlayan düşünce yapılarıdır.Evrimin olgu olduğunun kanıtları:Evrimin olduğuna dair güvenimiz üç genel kanıta dayanır. Birincisi; etkin durumda olan evrimin, gerek laboratuvar dışından, gerekse laboratuvar içinden bol miktarda doğrudan ve gözlemsel kanıtına sahibiz. İkinci kanıtımız doğanın kusursuz olmayışının evrimi açıklamasıdır. Hepimiz ortak bir atadan miras almamış olsak, neden aynı kemiklerden kurulmuş yapılarla bir fare koşsun, bir yarasa uçsun, bir domuz balığı yüzsün ve ben de bu makaleyi yazayım? Bir mühendis, her birimiz için daha uygun eller ve ayaklar tasarlayabilirdi. Üçüncü kanıt, daha doğrudandır: bir durumdan ötekine geçişler çoğunlukla fosil kayıtlarında bulunur. ARTIK ŞUNU ANLAYIN:Evrim teorisi ilerde bilimsel olarak çürütülse bile evrim olgusu yok olmaz,Aynen şunun gibi aristo kütleçekimini yanlış açıklaması ,yüzyıllarca elmaları havada askıda bırakmadı elmalar yine düştü.

          • gercek burda

            Aslında senin gibi tartışmayı uzatmamak icin cevap yazmayacaktım ama cok cıddı ıddıalarda bulundugun ıcın yazmak zorundayım.
            1)Birincisi; etkin durumda olan evrimin, gerek laboratuvar dışından, gerekse laboratuvar içinden bol miktarda doğrudan ve gözlemsel kanıtına sahibiz. dedın bende dıyorum kı laboratuvar ıcınnde hıc bır canının evrımını gozlemlemedınız.yada daha acıklayıcı olarak hıcbır canlıyı başka bır canlıya donuşturmedınız.Veya sıfırdan bır canlı yaratmadınız .Eğer evrım mumkun olsaydı bugun ku laboratuvar şartlarında bır canlıyı başka bır canlıya donuşturme yapılırdı ama bu kesınlıkle yok .Bu yapılsa bende evrıme ınanacağım. Doğa kusursuz dur.Eğer boyle olnmasaydı her sene yeryuzune yağan yağmur ıle gokyuzuune buharlaşan su aynı mıktarda olmazdı.Nasıl bır mukemmelıkten bahsedıyorsun onuda anlamış değilim anlatırsan bunun üzerinden giderizn anlatmasan da zaten uzatmaya gerek yok.Sadece kemıklerın benzer maddeden yapılışı insanların aynı atadan geldığını ispatlamaz.Ama aynı hammaddeden yapıldığını ispatlar .Nitekim hepside topraktan ve sudan yaratıldı. İnsanı çamurdan oluşan bir özden yarattık.(23:12)

            O yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır. Ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır. (32:7)

            Sizi topraktan yaratması O’nun delillerindendir…(30:20)

            Ve O sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Efendin her şeye gücü yetendir.(25:54).Eğer evrimden kastın buysa evet hepsi topraktan yaratıldı.

            Eğer evrimden kastın buysa evet tüm canlılar aynı maddeden yani quran’ın dediği gibi su ve topraktan yaratıldı..
            Dedinki aynı kemıklerden bırı ucuyor bırı yuzuuyor vs.Aynı demırden bır ucak ucuyor bır araba yerde gıdıyor bır gemıde suda yuzuyor ayrıca aynı demırden ve celıkten mılyonlarca ömadde yapılıyor hepsınınde fonksıyonu farklı bunların aynı atadan geldıg de yok evet hepsı demırden denılebılır ama hepsı ketılın evrımlesmısı halıdır demek pek mantıklı degıl ustelık demır dıısnda baska meaddelerde var onları nasıl donustureceksınız .Ucaktakı her madde ketılda yokkı vs vs.
            3)Bir mühendis, her birimiz için daha uygun eller ve ayaklar tasarlayabilirdi.Evet aynı oyle oldu Allah hepımız ıcın farklı kolar ve kanatlar tasarladı hammaddesının aynı olması onları da aynı yapmaz nıtekım hammadde dışında farklılar zaten.
            4)Üçüncü kanıt, daha doğrudandır: bir durumdan ötekine geçişler çoğunlukla fosil kayıtlarında bulunur.
            gecış durumları ıcın bulunan fosıl kayıtlarının tamabır zmı sahte yukarıdakı vıdeo da gosterdı zaten onu dınlesenız anlarsınız…
            5) dedığım gıbı madem evrımı sevıyorsunuz ve doğru olduğuna ınanıyorsunuz.sıze kalsın ıstedığınız gıbı ınanın hayat sızın.Başka şeyın doğru olduğunu bilmenız ona ınanmanızı da gerektırmez.madem boyle bır hayat sectınız yolunuz acık olsun ben doğru bıldığınız yanlışları sıze gostermeye calışmakla gorevımı yaptığıma ınanıyorum.Ama anladım kı dınlemıyorsunuz o yüzden cok onemlı olmadığı surece de cevap yazmayacam..Tartıştıklarım veya sozlerımden rencıde olanlar haklarını helal ederlerse sevınırımSon sozum yolunuz acık olsun….

            • the_carbon

              Seni rahatlatacaksa,hakkım varsada feragat ediyorum. Son cümlelerine istinaden benim açımdan sorun yok,

            • ALLAHU EKBER

              boşver mümin kardeşim, bunlar gibi kör sağır dilsizlerle uğraşıp güzel gönlünü karartma ,bunlar evrim teorisiyle şunla bunla bi dünya saçmalıkla ALLAHIN varlığını asla yok sayamazlar. şüphesiz yaradan görür,işitir,bilir!!!kendi çamurlarında debelenip dursunlar!!! bırak,iyilikte kötülükte onların olsun!!! onların inancı onlara bizim inancımız bize. bunlarla tartışmaya girmeyin,değerli vaktinizi bunlara harcamayın,elbet o can bedenden çıkıp,aciz vücutları toprağa karışınca neyin ne olduğunu görecekler.Rabbim bizlerinde onlarında günahlarını affetsin.ben herkeze saygı duyuyorum,hiç kasmayın kendinizi,savunmayın bile.tartışmaya dahi girmeyin,bu inançsızlarla tartışmak ,ALLAHIN varlığını onlara kanıtlamak yerine,abdest alın besmele çekip yüce KURANI KERİMİMİZİ okuyun.bırakın gülsünler.alay etsinler.hakaret etsinler,herşeyin bir karşılığı var elbet.bunu en iyi bizler biliyoruz.ŞÜKÜRLER OLSUNKİ İNANANLARDANIZ!!RABBİM HEPİMİZİ AFFETSİN,BİZDEN RAZI OLMADAN ALMASIN CANIMIZI ,ÖLÜM GELDİĞİNDE BİLELİMKİ RABBİM BİZDEN RAZI İNŞALLAH!! TEK DUAM BUDUR!hayırlı geceler diliyorum müslüman kardeşlerim,inanan kardeşlerim!!

      • Agnostürk