Kur’an’ın Olmayan Mucizeleri: Dağların Hareket Etmesi Mucizesi(!)

Standart

Bir diğer Kur’an mucizemiz; dağların hareket ettiği ve Kur’an’da bunun 1400 sene öncesinden bildirilmesi. Tabiki vazgeçilmez cümlemiz bilimin bunu yakın bir zamanda keşfetmiş olması.
Gelelim mucizenin ayrıntılarına ve Kur’an’daki ilgili ayetine;

Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’(Neml Suresi,88.Ayet)

(Not: Ayet diyanetin sitesinden alınmıştır.)


Bu ayette ki ‘dağların hareket etmesi’ ifadesinden yola çıkıp bilimin yakın zamanlarda keşfetmiş olduğu kıtaların hareket etmesi ve ‘levha teknoniği kuramına bağlarlar.

İlk önce ‘Levha Tektoniği’ nedir,ne değildir onun hakkında bilgi veriyim:

Levha tektoniği, Litosfer’in yapısını ve bu yapının değişimini inceliyen jeoloji dalıdır diyebiliriz. ’Kıtaların kayması’ kuramının gelişmesi sonucu oluşmuştur.

Kurama göre başlangıçta ‘pangea’ denilen tek bir kıta vardı sonradan parçalarak ayrıldı ve ayrılma devam etti ve günümüzdeki kıtların şekli oluştu.

Şimdi dağların hareket etmesiyle ne alakası var yada yok onun üzerinde duralım:

Yukarıda bahsetmiş olduğum üzere ‘kıtaların kayması kuramı’ kıtalarla alakalıdır. Dağlar ile alakası yoktur. Dağların hareket ettiğini söylemez.

Ama müslümanlar şöyle düşünüyor:

Kıtalar hareket ediyor evet, ama dağlarda kıtaların üstünde olduğundan; dağlarda kıtalarla birlikte hareket etmekte, ondan dolayı bu bir kur’an mucizesidir.


Düşünceleri tamamen budur. Başka artısı eksisi dahi yoktur. Dağların kıtaların üstünde yer alması dolayısıyla, kıtalar hareket ettikçe dağlarında hareket ettiğini söylüyorlar. Belkide Kur’an’ın bir yanlışını örtme çabasıdır ki bence öyle!

Kur’an’a göre doğrudan dağlar hareket ediyor. Kıtaların hareket ettiğinden bahsetmiyor Kur’an. Dolayısıyla Kur’an’ın bir yanlışı ortaya çıkıyor. Tabi bunu müslümanlar tefsirler ve daha başka kıvırtma yollarıyla ört-bas etmek istiyorlar. Bana göre ki gerçek bu; mucizeperest müslümanların Kur’an’daki yanlış ve çelişkili bilgilerden mucize çıkartma amacıda budur.

Bir şeyin dolaylı ve doğrudan hareket etmesi farklıdır. Ben size; ’beni duruyor sanıyorsunuz oysaki ben topaç gibi dönmekteyim’ desem. Bu cümlemden ne anlarsınız ?

Bir mantık hatası vardır. Ben sabit olduğum halde döndüğümü iddia ediyorsam ve bu gerçeklerle yanlışlanıyor ve çelişiyorsa o halde benim iddiam yalandır/yanlıştır.

Ben size açıklama yapmasam ve birileri kalkıp desem ki;
O kişi öyle demek istemedi(nerden biliyorsa,avukatım ya), o aslında dünyanın döndüğünü ve o sebeple dolaylı olarak kendininde döndüğünü iddia ediyor dese ve aslında bu onun bilge olduguna bir mucizedir dese ne dersiniz?

Ben ne diyeceğinizi söyleyim;  ‘Eğer gerçekten bilge olsaydı, sen onun yerine ‘aslında öyle demek istiyorda,böyle demiş’ demezdin. Ayırca gerçekten bilge olsaydı; Dünya’nın döndüğünü doğrudan söyler bu sebeple bilimle çelişmezdi.’ Derdiniz.


Sonuç olarak:

1- O halde Allah Kur’an’da bilimle çelişen bir yanlış yapmış mıdır? Evet yapmıştır.

2- Peki Kur’an’ın bu iddiası bir mucize midir yoksa insanlar Kur’an’ın çelişkilerini görmesin diye onları uyutmak için yapılmış bir sahtekarlık mıdır? Evet öyledir.

3- Ortada bir mucize mi vardır yoksa Allah’ın sözlerinde bir tutarsızlık mı?
Elbette bir tutarsızlık vardır.

4- Peki neden halen müslümansın?
Ben cevap veriyim müslüman arkadaşlar yerine; din afyon olduğundan dolayı, Allah ’ın yerine düşünüyorlar. Allah aslında böyle demiş,ş öyle demek istemiş.
Apaçık bir kitap indirdiğini söyleyen bir tanrı, belirsizliğe yol açıyorsa ve indirdiği kitap tutarsızsa o halde öylesi , böylesi yoktur.


Sorgulamalısınız!

Konuyla ilgili kaynaklar:


Levha tektoniği konusunda türkçe wikipedia ; http://tr.wikipedia.org/wiki/Levha_hareketleri

http://www.cografya.gen.tr/egitim/fiziki/levha-tektonigi.htm

http://www.istanbul.edu.tr/yerkure/Jfzlev.htm , http://www.yerbilimleri.com/levha-tektonigi-kurami/

Kur’anda mucize YOKTUR,Kur’anda çelişki ve yanlış ÇOKTUR!

-Okan-

About these ads

79 thoughts on “Kur’an’ın Olmayan Mucizeleri: Dağların Hareket Etmesi Mucizesi(!)

  1. dürüstinsan

    İmansız insan herkesin inancı kendine sende kendine sakla insanları inanları yanlış yola sürükleme yaratanı inkar ederken yüreğin bunu tasdik etmiyor kendini kandıramazsın
    işte sana bilimsel açıklama;
    Önce Dağın tanımı bir öğreninde o tabaka hareketiliğinin dağ hareketliliği oldunu anlayın
    Dağ Oluşumu

    Enerjisini magmadan alarak yer kabuğunda değişiklik oluşturan iç kuvvetlerden biri orojenezdir. Yer kabuğundaki hareketler devam ederken, karalar üzerinde akarsular, buzullar rüzgarlar ve dalgalarla aşınan ve taşınan Maddeler zaman içerisinde binlerce metre kalınlığa ulaşır. Bu tortul tabakaların biriktiği büyük ve derin çukurluğa jeosenklinal veya dağ beşiği adı verilir.Dağ beşiğinde biriken tortullar, levhaların birbirlerine doğru ilerlemesiyle sıkışırlar.

    Sıkışma sonucunda kıvrılma ve yükselmeler olur ve bu hareketler kıvrımlı dağ sıralarını oluştururlar. Kıvrılma ile yükselen yere Antiklinal, çukurlaşan yere de Senklinal denir.Yer hareketleri sırasında orojenezle kıvrılma özelliği taşımayan sert tabakalar kırılmaya uğrarlar. Kırılan tabakalar yatay ve düşey doğrultuda yer değiştirir. Yerde oluşan kırığa fay kırık hattı)denir. Faylar boyunca blok halinde bir kütlenin çökmesi diğer kütlelerin yükselmesiyle horst-graben sistemi oluşur. Çöken kütlenin oluşturduğu çukurluğa graben, yüksekte kalan bloğa horst denir.Dünyanın en uzun graben çukurluğu Doğu Afrika Grabeni, Mozambik sınırlarından başlar,Karadeniz ve Lut Gölü üzerinden yurdumuzda Hatay çukurluğuna kadar uzanır (5000 km).

    Türkiye’de Horst ve Graben oluşumu en fazla Ege Bölgesinde görülür. Ege Bölgesi’ndeki Aydın Dağları ve Bozdağlar birer horst iken, Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz ovaları birer grabendir. Amik Ovası da Dünya’nın en uzun graben sisteminin kuzey ucunu oluşturmaktadır.Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.

    DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU

    1)Dağ Oluşumu
    Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan Basınçlara maruz kalırlar.

    Bu yan Basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)

    eosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken alçakta kalan kısımlar daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay b.menderes ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)
    Dağların hareketliliği;
    Bir ayette dağların göründükleri gibi sabit olmadıkları,sürekli hareket halinde bulundukları şöyle bildirilmiştir:

    Dağları görürsün de donmuş sanırsın;oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler(Neml Suresi 8

    Dağların bu hareketi üzerinde bulundukları yer kabuğunun hareketinden kaynaklanır.Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası üzerinde

    adeta yüzer gibi hareket etmektedir.

    İlk olarak 20.yy başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı,yeryüzündeki kıtaların Dünya nın ilk dönemlerinde bir arada bulunduklarını,daha sonra

    farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını öne sürmüştü.

    Ancak jeologlar,Wegener’in haklı olduğunu onun ölümünden 50 yıl sonra yani 1980’li yıllarda anlayabildiler.Wegener’in 1915 yılında yayınlanan bir makalesind
    belirtmiş olduğu gibi,yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlılardı ve Pangaea isimli bu büyük kara parçası Güney Kutbu’nda

    bulunuyordu.Yaklaşık 180 milyon yıl önce Pangaea ikiye ayrıldı.Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtadan birincisi Afrika,Avustralya,Antartika ve Hindistan’ı

    kapsayan Gondwana idi.İkincisi ise Avrupa,Kuzey Amerika ve Hindistansız oluşan Laurasia idi.Bu bölünmeyi izleyen yaklaşık 150 milyon yıl içindeki çeşitli zamanlarda Gondwana ve Laurasia daha küçük parçalara ayrıldılar.

    İşte, Pangaea’nın parçalanmasıyla,ortaya çıkan bu kıtalar sürekli olarak kara ve deniz arasındaki dağılımı değiştirerek yılda bir kaç santimetrelik hızlarla

    Dünya yüzeyinde sürüklenmektedirler.

    Burada belirtilmesi gereken önemli nokta şudur:Allah dağların hareketini ayettesürüklenme olarak bildirmiştir.Nitekim bilim adamlarının bugün bu hareket

    için kullandıkları ingilizce terim de continental drift yani kıtasak sürüklenme dir.Kıtaların kayması Kuran’ın indirildiği dönemde gözlemlenemeyecek bir

    bilgidir ve Allah ayette geçen dağları görürsün de donmuş sanırsın ifadesiyle insanların bu konuyu ne şekilde değerlendireceklerini önceden bildirmiştir.

    Ancak bunun ardından bir gerçeği açıklamış ve dağların bulutların sürüklendikleri gibi sürüklendiklerini haber vermiştir.Görüldüğü gibi ayette dağların bulunduğu tabakanın hareketliliğine açıkça dikkat çekilmiştir…Kaynak:Kuranca.com-Ömer Çelakıl
    Hı ufak iki detay senin gibilere ne dersen gene inanmazlar senin gibilerden kutsal kitapta şöyle bahesidilir
    Bakara Suresi
    6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

    7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
    Sana bir Tasviye sakın karalama kampanyası yapma dinsiz imanzı olabilirsin kutsal kitabımız buradad
    şunu der:
    Kehf Suresi
    29. De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

      • Ferda Yamanoğlu

        Kuranın,kıtaların hareket ettiğini yazmadığını söylüyorsunuz ,site yöneticileri.Rad suresi 3.Ayet açıkça yeryüzünün yayılıp genişletildiğini ,yani Pangea kıtasının parçalandığını yazar.Yalan söylemekten zevkmi alıyorsunuz?

        • RAD-4-Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için

          parçalandığını yazmaz komşu kara parçaları bir birine çay içmeye gider yazar..
          KURANA GÖRE DÜNYADA Kİ DAĞLAR YERİ SARSMASIN DİYE ÇAKILI KAZIKLARDIR.

          Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
          NEBE-6,7-Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

          Görülüyor ki Kurana göre dağlar ,insanların depremden zarar görmemeleri için Allah tarafından dikilmiştir.
          Güneşin battığı balçığın üzerinde hareketli olma ihtimali nedeniyle yeryüzünün kazıklarla sabitlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Yukarıdaki Kuran ayetleri Müslümanların söylediğine göre Allahın düşünceleridir.
          Kuranda görüldüğü gibi Dağlar Yeryüzü sarsılmasın diye sabitlenmiş kazıklardır.

          Kuran döşek gibi algıladıkları yeryüzünün yere bu kazıklarla sabitlendiğini yazmıştır.Yeryüzünün öyle sağlam olmadığı olan depremler sonucu anlaşılmış ve alt tarafının oynak olduğu fark edilmiş bunları sabitlemek için dağların yaratıldığı düşünülmüştür.Dağların Depremleri önlemediği özellikle depremlerin dağların bulunduğu alanlarda olduğunu görüyoruz. Depremlerin olmasını Dağlar tetiklemektedir. Kurandaki yazanlarla bilimsel bilgilerimiz birbirine tamamen terstir.Nerden bilsinler bir gün bilim denen bir şeyin dünyaya uğrayacağını. Kurandaki Düşünce yeryüzünün bir örtü olduğudur. Dağlarda bu örtüyü sabitlemek ve sarsılmasını önlemek için çakılan kazıklardır.

          NAHL-15-16Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve
          nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

          Bunu yapmasının mantığı varmıdır? Ol dedin olduysa Öl dedin mi ölünmez mi?Dağların savrulmasının nedeni nedir?Kazıkları çekince yeryüzü de sarsılıp uçar mı? Nehirler ırmaklar dereler ise insanların yol bulmasını sağlayan coğrafi işaretlerdir.Bunlar olmasa insanlar yollarını bulamaz ve kaybolurlardı yazan birileri bu teknoloji çağının geleceğini hiç düşünmemiş. Kuranda yazdığı gibi yol bulalım diye yaratılmamışlardır.
          Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler mi?
          Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabıdır demek mümkün mü?

          • Ferda Yamanoğlu

            Cengizhan Türk,ateist olabilirsin.Bu seçim , senin hakkın.Ama ,okuduklarını anladığın halde işi pişkinliğe vurup,gerçekleri kasıtlı olarak saptırmak gibi bir hakka sahip değilsin..Ben diyorumki,kimin yalancı olduğuna,Bilimfelsefedin sitesindeki ,Dağların kazık olarak yaratılması,makalemi okuyanlar karar versin.

          • Metin Surucu

            Bahsettigin ayette senin de dedigin gibi “sarsmasin diye” diyor ama sen onu deprem yani arapcasi zelzele olan bir kelime ile degistiriyorsun. Birinci hatan bu.

            Kuran daglar depremi engeller demiyor, sen diyorsun. Kuran diyor ki daglar yeryuzunun sizi sarsmasini engeller! Yapilan bilimsel arastirmalara gore daglar gercekten de yerkabugunu magma uzerine adeta bir mentese sistemi gibi kilitler. Magma sivimsi bir kutledir. dunyanin donusunden dolayi kitalarin birbirine siddetle carpmamasi, yeryuzundeki kitalarin donusten dolayi oraya buraya carpmadan homojen bir sekilde donmesi bir civi gibi cakilis daglarin sayesindedir. Bilim boyle diyor ama sen sarsintiyi bir arapca kelime olan zelzele ile degistiriyorsun. Ayrica cakilmis olan bu civiler gercekten de bulutlar gibi hareket etmektedir! Kitalarin simulasyonunu gorup de buna yalan diyene sasmak lazim. Tamam kuran kita dememis ama dusun biraz kitalar da birer dag degil midir aslinda? Okyanuslarin kaplayamadigi yuksekte kalan kesimlerdir yani teorik olarak aslinda birbirine okyanus dibinden bagli birer sira dagdir kitalar. Dag dediginiz o devasa dagin yani kitanin en tepecik kismidir. siz inanmak istemediginiz icin inanmiyorsunuz, Ukalalik ve cahillikten baska birseyyok elinizde. Kuran denizlerin okyanuslarin katman katman derinliklerden olustugunu da soyler, Aci ve tatli suyun birbirine denizde karismadigini da soyler ama aslinda cok az do olsa sinirdaki su birbirine hafifce karisip iki okyanus arasinda enngelleyici bir zar tabakasi olusturur simdi bu zar tabakasina bakipta iste iki okyanus birbirine karisiyor kuran yanilmistir deyip Kuran’daki mucizeyi gormemek gibi bir tavirdir bu daglarin donmedigini kitalarin dondugunu soylemek!

    • Sahtekar yalancılar sonsuza kadar cehennemde kalırlar..adını yalancı insan olarak değiştir.

      KURANA GÖRE DÜNYADA Kİ DAĞLAR YERİ SARSMASIN DİYE ÇAKILI KAZIKLARDIR.

      Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
      NEBE-6,7-Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

      Görülüyor ki Kurana göre dağlar ,insanların depremden zarar görmemeleri için Allah tarafından dikilmiştir.
      Güneşin battığı balçığın üzerinde hareketli olma ihtimali nedeniyle yeryüzünün kazıklarla sabitlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Yukarıdaki Kuran ayetleri Müslümanların söylediğine göre Allahın düşünceleridir.
      Kuranda görüldüğü gibi Dağlar Yeryüzü sarsılmasın diye sabitlenmiş kazıklardır.

      Kuran döşek gibi algıladıkları yeryüzünün yere bu kazıklarla sabitlendiğini yazmıştır.Yeryüzünün öyle sağlam olmadığı olan depremler sonucu anlaşılmış ve alt tarafının oynak olduğu fark edilmiş bunları sabitlemek için dağların yaratıldığı düşünülmüştür.Dağların Depremleri önlemediği özellikle depremlerin dağların bulunduğu alanlarda olduğunu görüyoruz. Depremlerin olmasını Dağlar tetiklemektedir. Kurandaki yazanlarla bilimsel bilgilerimiz birbirine tamamen terstir.Nerden bilsinler bir gün bilim denen bir şeyin dünyaya uğrayacağını. Kurandaki Düşünce yeryüzünün bir örtü olduğudur. Dağlarda bu örtüyü sabitlemek ve sarsılmasını önlemek için çakılan kazıklardır.

      NAHL-15-16Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve
      nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

      Bunu yapmasının mantığı varmıdır? Ol dedin olduysa Öl dedin mi ölünmez mi?Dağların savrulmasının nedeni nedir?Kazıkları çekince yeryüzü de sarsılıp uçar mı? Nehirler ırmaklar dereler ise insanların yol bulmasını sağlayan coğrafi işaretlerdir.Bunlar olmasa insanlar yollarını bulamaz ve kaybolurlardı yazan birileri bu teknoloji çağının geleceğini hiç düşünmemiş. Kuranda yazdığı gibi yol bulalım diye yaratılmamışlardır.
      Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler mi?
      Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabıdır demek mümkün mü?

  2. tarafsız görüş

    Uzun zamandır kuranı bilimsel olarak yalanlayan bütün siteleri, görüşleri ve yazıları tarafsız gözle inceliyorum, her iddianın arkasında yatan gerçekleri öncelikli olarak ilgili mealin doğruluğuna, bilimsel gerçekliğine ve o konu hakkında ilim sahibi olan kişilerin görüşlerine dayanarak detaylı şekilde araştırdım ve her iddianın ya cahillikten, ya art niyetten yada ifade gün gibi ortada olmasına rağmen mantık yürütmenin suyunu çıkararak yanlış aksedilmesinden dolayı mesnetsiz olduğu sonucuna vardım. Bu yazıları yazan dinsiz arkadaşlara Allah inancımı pekiştirdiklerinden dolayı teşekkür ederim. İnansakta inanmasakta herkesin inancına ve düşüncelerine (art niyet olmadığı sürece ) saygı duymak gerekir.

    • Müslümanlar ne dininizi biliyorsunuz nede tiyatroyu.Tarafsız gözle inceliyorum derken bile yalan söylüyorsunuz.neyi savunduğunuzu bile bilmeyecek kadar küçük akıllısınız.

      Ne olacak şimdi aşağıdaki kuran ayetlerine bakın..hangisini savunacaksınız..
      Bakın kuranda ne yazıyor..utanmaz yalancılar.size Tanrı bile insan demez.

      KURANA GÖRE DÜNYADA Kİ DAĞLAR YERİ SARSMASIN DİYE ÇAKILI KAZIKLARDIR.DAĞLAR KITALAR HAREKET ETMESİN DİYE ÇAKILMIŞ YAZAR.

      Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.

      NEBE-6,7-Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

      Görülüyor ki Kurana göre dağlar ,insanların depremden zarar görmemeleri için Allah tarafından dikilmiştir.
      Güneşin battığı balçığın üzerinde hareketli olma ihtimali nedeniyle yeryüzünün kazıklarla sabitlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Yukarıdaki Kuran ayetleri Müslümanların söylediğine göre Allahın düşünceleridir.
      Kuranda görüldüğü gibi Dağlar Yeryüzü sarsılmasın diye sabitlenmiş kazıklardır.

      Kuran döşek gibi algıladıkları yeryüzünün yere bu kazıklarla sabitlendiğini yazmıştır.Yeryüzünün öyle sağlam olmadığı olan depremler sonucu anlaşılmış ve alt tarafının oynak olduğu fark edilmiş bunları sabitlemek için dağların yaratıldığı düşünülmüştür.Dağların Depremleri önlemediği özellikle depremlerin dağların bulunduğu alanlarda olduğunu görüyoruz. Depremlerin olmasını Dağlar tetiklemektedir. Kurandaki yazanlarla bilimsel bilgilerimiz birbirine tamamen terstir.Nerden bilsinler bir gün bilim denen bir şeyin dünyaya uğrayacağını. Kurandaki Düşünce yeryüzünün bir örtü olduğudur. Dağlarda bu örtüyü sabitlemek ve sarsılmasını önlemek için çakılan kazıklardır.

      NAHL-15-16Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve
      nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

      Bunu yapmasının mantığı varmıdır? Ol dedin olduysa Öl dedin mi ölünmez mi?Dağların savrulmasının nedeni nedir?Kazıkları çekince yeryüzü de sarsılıp uçar mı? Nehirler ırmaklar dereler ise insanların yol bulmasını sağlayan coğrafi işaretlerdir.Bunlar olmasa insanlar yollarını bulamaz ve kaybolurlardı yazan birileri bu teknoloji çağının geleceğini hiç düşünmemiş. Kuranda yazdığı gibi yol bulalım diye yaratılmamışlardır.
      Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler mi?
      Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabıdır demek mümkün mü?

      • Kardeşim, -ki ölünceye kadar hepimiz bu dünyada kardeş olarak geçinmeliyiz, sonrası senin sorunun- , ben müslim de olsa gayrimüslim de herkese haklı olduğu noktalarda hak vermeye çalışırım, ama lütfen sen de şu hatanı kabul et, kuranı yazıldığı gibi değil yazanın anlatmak istediği gibi okumalısınız. Bu noktada kurana inanıp inanmamak önemli değil. Küçük düşünmek, ile küçük görmek aynı şeyler değildir, bir konuyu her ayrıntısıyla düşünmek için büyük düşünmek yetmez iyi görebilmek te gerekir, ki bazılarının bu tür ayrıntıları görmesi engellenmiştir, -Allah onların kalplerini mühürlediğinden bahseder- yanlış yola ne kadar saparsanız ve devam ederseniz geri dönmek o kadar zorlaşır bu tüm inanışlarda böyledir. o yüzden herhangi bir düşüncedeki açıkları veya yanlışları aramak -olup olmamasından bahsetmiyorum- o düşünceye inanmayan kişinin üzerine düşmez, özellikle de o düşünceye düşman olan kimseye. Ayrıca bir konun yanlış yorumlanması da , onu söyliyenin -bu durumda kuranı bize yol gösterici olarak yazan: Allah- yanıldığı anlamına gelmez. Şöyle düşün , sen yeni bir ürün çıkardığında örneğin telefon, onun nasıl çalıştığını donanımı prensiblerini işlemcisindeki her bir transistörün ne işe yaradığını komut setini vs. alıcıya anlatırsan o kişi eğer bir telefoncu değilse anlar mı. Eğer Allah harika bir şekilde yarattığı bu dünyayı senin aklının -üstüne alınma, biz de dahil- almıyacak şekilde anlatsaydı sen ona yalancı mı dersin yoksa anlamadığın için önce bir araştırma yapar mısın… Benim amacım bu tartışmayı ileri götürmek değil kardeşim, sadece yanlış bilen herkimse -bu bende olabilirim, Allaha şükür- onu bilgilendirmektir. -inanmadıklarımı kötülemeden- Herkese iyi günler teşekkürler…

  3. TURAN

    yahu bu ateizmden ne kazanc bekliyorsunuz anlamiyorum.zaten oldukten sonra dirilmeye inanmiyorsunuz,birakin dinlerle ugrasmayi.geberip gidince biri size madalya mi vericek yoksa cennet mi vericek allahi inkar ettiniz diye,sonra niye hep de islam dini ile ugrasiyorsunuz,niye baska dinlerin yanlislarina bakmiyorsunuz.ama belli ki sistemli bir sekilde calisiyorsunuz.bir dine mensupsunuz ama bunu gizliyorsunuz. ben bilim adami degilim,dunya nasil doner,gunes nasil doner,yada daglar hareket eder mi kitalar hareket eder mi ondan anlamam,isin ehli degilim.ama kuran allahin kitabidir buna eminin. bunlari bir kenara birakalim,kuran ve din diye bir seyin olmadigini farzedelim.
    hayatin ve varligin mukemmel dengesini siz nasil aciklayabilirsiniz.herhalde bu duzeni ayakta tutan bir idareci yada idareciler olmali.ne yaptigini bilen,dunyanin dengesini gunesin dengesini hesaplayip ona gore tasarlayan sonra bakimini yapan ve daha milyonlarca milyarlarca islemi yoneten. bunlari kim yapiyor. kendi kendine mi oluyor. yani o kadar akillisiniz ki kuranin yanlislarini ortaya koyuyorsunuz ama bu sorulara verebileceginiz tek cevap kendi kendine olusmasidir. akilli insan buna inanir mi.bu mu tespitiniz. eger kuran uydurmaysa,o zaman siz soyleyin hayati yaratan ve yoneten kim.

    • Feeamuz Secginli

      Diline daglik kardesim.Yazdiklarindan dolayi alninizdan ve bu yazilari nakseden ellerinizden saygiyla opuyorum.
      Inanan insaninki, dogruyu bulup onun dogrulugunu emir ve yasaklarinin (guzel konusma, giybet etmeme, temiz olma, durust olma, iki yuzlu davranmama, samimi olma, dogru sozlu olma, kibirli ve bencil olmama, Allah (c.c.) ten baskasindan korkmama ve O’ndan baskasinin onunde boyun bukmeme gibi daha bir cok guzelligi ogutleyen) guzelligini gorup imanini arttiran insanlara ne mutlu.Rabbime emanet olun.

      • haklısın cengiz , bazıları gereksiz gibi yaratılmış gibi görünüyor… ama unutma ki Allah (c.c.) hiç bir mahlukatı boş yere yaratmamıştır, cehenneme kütük de lazım

  4. Direnç

    Dağlar hareket ediyormu kardeşim? ediyor, kıvırtmaya gerek yok kitapta yazmış işte somut deililere bile yok kıta kaymışmış bilmem neymiş diye kılıf bulmayın..

    • Dağlar hareket ediyormu kardeşim bak bakalım..ne olacak şimdi?

      KURANA GÖRE DAĞLAR HAREKET ETMEZ..DÜNYADA Kİ DAĞLAR YERİ SARSMASIN DİYE ÇAKILI KAZIKLARDIR.

      Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
      NEBE-6,7-Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

      Görülüyor ki Kurana göre dağlar ,insanların depremden zarar görmemeleri için Allah tarafından dikilmiştir.
      Güneşin battığı balçığın üzerinde hareketli olma ihtimali nedeniyle yeryüzünün kazıklarla sabitlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Yukarıdaki Kuran ayetleri Müslümanların söylediğine göre Allahın düşünceleridir.
      Kuranda görüldüğü gibi Dağlar Yeryüzü sarsılmasın diye sabitlenmiş kazıklardır.

      Kuran döşek gibi algıladıkları yeryüzünün yere bu kazıklarla sabitlendiğini yazmıştır.Yeryüzünün öyle sağlam olmadığı olan depremler sonucu anlaşılmış ve alt tarafının oynak olduğu fark edilmiş bunları sabitlemek için dağların yaratıldığı düşünülmüştür.Dağların Depremleri önlemediği özellikle depremlerin dağların bulunduğu alanlarda olduğunu görüyoruz. Depremlerin olmasını Dağlar tetiklemektedir. Kurandaki yazanlarla bilimsel bilgilerimiz birbirine tamamen terstir.Nerden bilsinler bir gün bilim denen bir şeyin dünyaya uğrayacağını. Kurandaki Düşünce yeryüzünün bir örtü olduğudur. Dağlarda bu örtüyü sabitlemek ve sarsılmasını önlemek için çakılan kazıklardır.

      NAHL-15-16Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve
      nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

      Bunu yapmasının mantığı varmıdır? Ol dedin olduysa Öl dedin mi ölünmez mi?Dağların savrulmasının nedeni nedir?Kazıkları çekince yeryüzü de sarsılıp uçar mı? Nehirler ırmaklar dereler ise insanların yol bulmasını sağlayan coğrafi işaretlerdir.Bunlar olmasa insanlar yollarını bulamaz ve kaybolurlardı yazan birileri bu teknoloji çağının geleceğini hiç düşünmemiş. Kuranda yazdığı gibi yol bulalım diye yaratılmamışlardır.
      Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler mi?
      Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabıdır demek mümkün mü?

  5. İlhan Güngör

    ”ES İST ABSOLUT MÖGLİCH,DASS JENSEİTS DER WAHRNEHMUNG UNSERER SİNNE UNGEAHNTE WELTEN VERBORGEN SİND !”
    ”DUYU ORGANLARIMIZIN ALGILAMASININ ÖTESİNDE SEZİLEMEYECEK DÜNYALARIN OLMASI KESİNLİKLE MÜMKÜNDÜR !”

    ”WENN İCH RECHNE UND SEHE SO EİN WİNZİGES İNSEKT ,DAS AUF MEİN PAPİER GELFOGEN İST, DANN FÜHLE İCH ETWAS WİE : ALLAH İST GROSS UND WİR SİND ARMSELİGE TRÖPFE MİT UNSERER GANZEN WİSSENSCHAFTLİCHEN HERRLİCHKEİT !”

    ”ŞAYET HESAP YAPIYORSAM VE KÜÇÜCÜK BİR BÖCEĞİN ÇALIŞMA KAĞIDIMIN ÜZERİNDEN UÇTUĞUNU GÖRÜYORSAM SONRA ŞÖYLE BİR ŞEY HİSSEDİYORUM : ALLAH BÜYÜK VE BİZLER BÜTÜN BİLİMSEL İHTİŞAMIMIZLA ZAVALLI DAMLACIKLARIZ (ACINACAK HALDE İNSANLARIZ) ”
    Albert Einstein 1952 (Karl T. Jaspers 1964)

    İnsan olarak elde ettiğimiz bilgiler izafi(değişken-göreceli)dir.Hakkında bilgimiz olmayan şeyin peşine düşmeyelim (yani iki satır bir şey okuduk diye her şeyi bildiğimizi sanmayalım !)

  6. Er Ay

    Litosferin yapısını incelemedin ama bu konuda verilen bilgiye inanıyorsun.Kuran’ı tümüyle anlayarak okumadığına adım gibi eminim.. Neden hala müslümansınız demişsin.. Etrafına iyi bak kardeşim müslümanlara yapılanlara bir bak bebekler yakılıyor insanlar diri diri gömülüyor zavallı zayıf savunmasız kadın erkek ve çocuklara yapılıyor bütün bunlar hatta bebeklere bile! Bütün bu olanlara o insanlar müslüman diye mi göz yumuyorsun?

      • Cengiz, bazı konuları -bu senin durumnda her konu- iyi anlamak için temelleri iyi oturtmak gerekir, bu sorunun cevabını bizim bilip sizin bilmemenizin iki sebebi var:
        *1 sorunun soruluş nedeni
        *2 Kadere iman.
        Unutma ki yine Allah kürtajı dahi haram kılmıştır, sen hangi mantıkla böyle bir Allaha katil diyebilirsin. Yine şunu da unutma ki Allah herşeyi belli bir nizam da yaratmıştır. Herşey sebepler dahilinde kuralların dışına çıkmadan tıkır tıkır işler. Bir insan bir başkasına silah sıkıyorsa karşıdaki yaralanır yara ağırsa ölür. Bunu engellemenin yolu kurşun yelektir öyle değilmi, eğer sen tevekkül ederek o kurşun yeleği giymezsen ölürsün. Bu Allahın suçu değildir. Ayrıca öldürenin hiç bir suçu mu yok. Neden osmanlı da budistler öldürülmemiş. Neden? Ayrıca bebekler günahsızdır, onun için Allaha geri ulaşmaktan daha büyük bir mutluluk olamaz. Emin ol ki bir müslimanın kendini öldürüp Allaha ulaşmasını engelleyen tek şey Allahın intiharı haram kılmasıdır. Ayrıca bu bir yarış kardeşim, dünya da yarış pisti, iyi oynayan kazanır. Sen eğer bu pisti varışa ulaşmadan terk edersen yenik sayılırsın. Zalimlerden olursun. Ama bir diğer yarışmacı sadece olduğu yerde durup gelene çelme takrsa burda suçlu olan yarışmayı kuran ve ya düşen yarışmacı değil o akılsızın ta kendisidir.

      • çünkü bu dünya cennet kadar güzel değil ve onları en güzel diyara çağırıyo.sınav ne kadar zorsa mükafatı da o kadar güzel olur sabreden ailesi de inşallah cennete dahil oluyor.valla ne dersen de delide diye bilirsin böyle bedbaht bir dünyada çocuk büyüteceğime erkenden cennete yolcu etmek biraz hüzün büyük mutluluk demek.işte iman bu durumda bile ayakta dimdik durmak demek ya inanmayanlar için birini kaybetmek ne demek…

  7. hakan kaya

    Sizlere ne mücize gösterilirse gösterilsin siz inanmicaksınız.Allah kuranı kerimde eğer kıtalar hareket ediyor deseydi , o zamanın insanları bundan ne anlardı ? Yer yüzünün uydudan görünüşünü görmeden bunu anlamak mümkünmü ? Bir gemi ile okyanusta bile gezilmemiş bir dönemde bu büyükle kara parçalarını göstermeden anlatmak imkansız.Senin aklın uzayın boyutlarını alırmı da ben sana yapısını anlatayım ? Ben size mesela desemki uzayın bilmem kaçıncı boyutun da bilmem neler oluyor vede dünya da bunun için şöyle bir konum da desem ne anlarsınız ? Hiçbir şey !!! Eğer basitçe yerin kaydığını yazssaymış diyorsanız , öyle yazssaydI bu kezde depremleri kastediyor derdiniz.Haşa peygamberimiz dağların hareket ettiğini neden uydursun ? dağlar yerinde en sabit görünebilecek (deprem gibi doğal afetler göz önüne alınınca) şeyken neden dağlar hareket ediyor desin? İnsanları hayrete düşüren bir ayetti (Sizin gibi inançsızlar mühtemelen bu ayeti o devirde duyunca gülmüşlerdir).Taki teknoloji ile insanların gözü açılana dek.Hayla görmüyorsanız size başka mücize gerekmez.Her şeyi yaratan Allah kuran da daha ne yazmasını bekliyordunuz? Bu dünya bir imtihan yeriyken , imtihandaki soruların cevabını vermek olurmu ? Yüce Allahtan herşeyi kelimesi kelimesine sizin istediğiniz gibi yazmasını bekleyemezssiniz… Görmek isteyene çok şey görünür ancak görmek istemeyense hiçbirşey göremez !!! Öldüğünüz gün göreceksiniz ama artık iş işten geçmiş olacak…

    • Bak peygamberin işkembeden atmış ayetleri oku..hangisi doğru?

      KURANA GÖRE DAĞLAR HAREKET ETMEZ.. DÜNYADA Kİ DAĞLAR YERİ SARSMASIN DİYE ÇAKILI KAZIKLARDIR.

      Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
      NEBE-6,7-Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

      Görülüyor ki Kurana göre dağlar ,insanların depremden zarar görmemeleri için Allah tarafından dikilmiştir.
      Güneşin battığı balçığın üzerinde hareketli olma ihtimali nedeniyle yeryüzünün kazıklarla sabitlenmesi gerektiği düşünülmüştür. Yukarıdaki Kuran ayetleri Müslümanların söylediğine göre Allahın düşünceleridir.
      Kuranda görüldüğü gibi Dağlar Yeryüzü sarsılmasın diye sabitlenmiş kazıklardır.

      Kuran döşek gibi algıladıkları yeryüzünün yere bu kazıklarla sabitlendiğini yazmıştır.Yeryüzünün öyle sağlam olmadığı olan depremler sonucu anlaşılmış ve alt tarafının oynak olduğu fark edilmiş bunları sabitlemek için dağların yaratıldığı düşünülmüştür.Dağların Depremleri önlemediği özellikle depremlerin dağların bulunduğu alanlarda olduğunu görüyoruz. Depremlerin olmasını Dağlar tetiklemektedir. Kurandaki yazanlarla bilimsel bilgilerimiz birbirine tamamen terstir.Nerden bilsinler bir gün bilim denen bir şeyin dünyaya uğrayacağını. Kurandaki Düşünce yeryüzünün bir örtü olduğudur. Dağlarda bu örtüyü sabitlemek ve sarsılmasını önlemek için çakılan kazıklardır.

      NAHL-15-16Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve
      nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

      Bunu yapmasının mantığı varmıdır? Ol dedin olduysa Öl dedin mi ölünmez mi?Dağların savrulmasının nedeni nedir?Kazıkları çekince yeryüzü de sarsılıp uçar mı? Nehirler ırmaklar dereler ise insanların yol bulmasını sağlayan coğrafi işaretlerdir.Bunlar olmasa insanlar yollarını bulamaz ve kaybolurlardı yazan birileri bu teknoloji çağının geleceğini hiç düşünmemiş. Kuranda yazdığı gibi yol bulalım diye yaratılmamışlardır.
      Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler mi?
      Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabıdır demek mümkün mü?

      • küçük düşünmek kalpleri mühürlenmiş olanlaradır…
        sen karşındaki temiz insanlara atıp tutarken aynı hataya düşüyorsun…
        Allahın yarattığı bir kitaba, allah yanlış yazıyor diyorsun…
        Bazen doğruyu bulmak için sadece zaman gerekir ama firavun gibi son anda doğruyu bulmak ta bir çözüm değildir. İnşaAllah sen de doğruyu bulursun. Senin gerizekalı olduğunu söylemek bizim haddimize değil ki seni de yarat yine Allah..
        ama akılla zeka hiç bir zeman birbirini tutmaz aklı kulun kendisi bulur… Akıllı olmak için önce doğruyu aramak gerekir ondan kaçmak veya onu lekelemeye çalışmak değil…

      • kendin de ifade etmişin nerden bilsin bilim denen şeyin dünyaya uğrayacağını ne gerek var öyle cahil bir topluma inmiş bir kitapta bilimsel bilgiye ne gerek var böyle yapın şöyle için derdi ne gerek vardı exstra bilgiye.

    • rukiyye

      “Dağlar yerinde en sabit görünebilecek (deprem gibi doğal afetler göz önüne alınınca) şeyken neden dağlar hareket ediyor desin? ”
      Allah razı olsun, sizin vesilenizle aklımıza, gönlümüze bir hikmet penceresi daha açıldı. Şu asırda bilim adamlarının bunu görmüş olması Kuranın dipdiri bir kitap olduğuna dalalet ediyor.

  8. Feeamuz Secginli

    Yapmis oldugunuz yorum, sadece yapilan bir yorumun karsiligidir.Sozde zekanisina cok guvenen ve mantikli olduklarini ileri suren insanlar olarak, Rabbimizin bu ayetle neyi kastettigi uzerinden yapilan yorumu yorumlayarak, Kurani Kerimin yanlis ve celiskili oldugu sonucuna variyorsunuz.Aslinda, sizdeki problem; inanmamadir.Eger bu problemi cozerseniz ki onunda yolu soru ve cevaplarini arayarak ve mantiginizin isleyebildigi yere kadar bulabilmesidir.o noktaya kadar araminiz gereken sorunun cevabi, kendiliginden rastgele olamiyacak kadar mukemmel olan canli ve cansiz bu varliklarin esli yada essiz bir sekilde nasil olabilecegi sorusudur.Yok eger, hayat tesaduflerden ibarettir deyip, hayatin mukemmel ve matematiksel isleyis sekline ters dusecek basit bir cevapla siyrilmak isterseniz, bu kesinlikle muhendisi tarafindan ortaya konan ve butun gereksinimleri yasarlanilarak ortaya konulan bir aracin nasil meydana gelmis, sorusuna yanit veren laubali, kendini cok bilmis sanan bir cahilin cevap diye ortaya attigi dacmalama gibi, sadece (ne bileyim heralde toprak topraga surttu, ortaya demir cikti, demirde demire vurunca motor olustu, derken tepeden yuvarlanirken plastik bulasti tampon olustu, asiri isinma sonunda cam maddesi olusup bu parcanin sagina soluna takildi, derken yillar gecti, bir takim maddeler zaman icersinde curudu ve ardindan plastige donustu, oda yuvarlanma sonucu yuvarlak sekil alip bu kutleye carpinca ortaya bizim dort lastlikli arabamiz meydana gelmistir.)Tabi bu basit bir araba icin yapilan aciklama.Peki bu sekilde olusan erkegin kendisini tamamlayan esi demi bu tesadufler tunelinden gecip tamda erkegi tamamlayacak sekilde meydana geldi? Lutfen once kendimize saygi gosterelim ve su anda bile ortaya koydugumuz mantigin bir mantikli aciklamasini bulalim.Bence en bastaki sorulardan biri, tesaduflerin hayatta yeri varmidir? Sorusu.Rast gele sokaga cikip, trafik kurallarini tanimiyorum, rast gele fabrikaya girip konulan yasak ve kurallari tanimiyorum, diyerek bir gun gecirmek icin deneme yapin.Bakalim o gunu cikartabilecekmisiniz?Selam ve saygilar…

    • Basit bir saat bile ustasız kendi kendine olamazken…koskoca Tanrı ustasız olabilir mi değil mi? müthiş tanrı zoort diye evrende kendi kendine ustasız olur mu değil mi?

      • Peki madem öyle, kendi kendine olabilen şeyler tanrı mı demek oluyor.. Sen kendini tanrı olarak mı görüyorsun bu inanışa göre… bana mucize göster… bu kitabı mukaddesin daha iyisini yaz, fazla değil sadece ve sadece tekbir ayet…
        Madem bir taş dahi kendi kendine oldu taş senin tanrın mı?

    • Ezgi

      Hiç bir zaman böyle olaylara biz “tesadüfle oldu, sürtünmeyle demir bulundu” vs. demeyiz. Fraktallar-kaos teorisi evrimi ve bugüne kadar ki olguları açıklar nitelikte matematiksel cevaplar verdi zaten. Bu yüzden biz hiç bir zaman tesadüf diye açıklamayız fikirleri ve olayları, lütfen bilerek konuşun.

      Kadının, erkeğin, bütün canlıların, cansızların, gökadaların (kısacası görülebilir evrenin) oluşumu fraktallar ve kaos teorisiyle açıklanabilmiştir. Eğer buna da ” hayır, siz yanılıyorsunuz çünkü Adnan Oktar’ın melekleri şöyle demiştir :) ” veya ” hayır İslamda bu yoktur ve benim düşünceme göre şöyledir ” diyorsanız siz de akademik çalışmayla bunun antitezini oluşturabilirsiniz. Bu zor geliyorsa bunun düşünce sistemlerini çeşitli bilimsel kuruluşlara yazılı kaynak olarak gönderip cevap alabilirsiniz.

      • Murat

        Ezgi, bunlar çalışma yapsalar ve adına “akademik çalışma” koysalar bile, savundukları şeyi bilim dünyasına kabul ettirmek zorundalar.
        Çünkü karşı çıktıkları konu ciddi. Bu konu bilimin birçok alanında uygulanıyor, 150 yıldır makalelerle destekleniyor ve bilim buna göre ilerliyor. Eğer antitez yazacaklarsa bu tezi hazırlayanlar kimler? Yazdığı makaleler bilim dünyasında kaç puan almış? Yazdığı konu yayınlanmışsa neden “haklısınız” denmemiş ve bugün bilim dünyasında kabul edilmemiş? Bu antitez bilim akademilerince de kabul edilmiş mi? Antitezi hazırlayanlar ve bu teze güçlü diyen kişilerin bilimsel akademilerce aldıkları derece nedir? Bu sorulara baktığımız zaman; neden bilim dünyasında bunların söylediklerinin kabul edilmediği çok açık. Bu adamları savunanlara bu soruları sorduğunda ise bilim akademilerine mason yaftasını yapıştırıyorlar.

        Daha geçen gün Habertürk kanalında konuşan bir kişi kuran ve evrim çelişmez diyordu. Diğer kişi de evrimi jeolojiye indirgeyip “tahmin o tahmin, genetikle geçmişe bakamazsınız tahmin-yorum o” deyip durarak evrimin jeolojiyi ya da fosili; başka canlılarla karıştırmasından, benzetme olasılığından, dış görünüşün evriminden ve artık günümüzde genetik incelemeler-DNA analizleri ile evrimin saptanabildiğinden dolayı sadece dış görünüşle incelediğini unutuyor veya bilmiyor hatta evrimin sadece jeolojiyle incelenebileceğini sanıyor. Yakında “evrim kuranda ya da hadislerde yazıyordu” diyecekler.

  9. Ezgi

    Kıtaların hareketi o zamanlar gözlemlenememekteydi derken neyi kastediyorsunuz? Allah bir çok gözlemlenemeyecek şeyleri açıklıyor da kıtaları mı açıklayamıyor? Dağlar tektonik tabakaların üzerinde olduğu için aynı zamanda depreme de yol açıyor volkanlar gibi. O halde neden dağların bazı ayetlerde yerin sarsıntısını koruması için kazık gibi oturtulduğu yazar? Kıtaların hareket ettiğini söyleseydi insanlar şaşkın mı olurdu? Hem de onları şaşkına çevirecek bir çok olay açıklanmışken? Bu ayetin sonunda “doğrusu o yaptıklarınızdan haberdardır” deyip bu ayetin kıyametle ilgili olduğunu açıklayan tefsirciler ve bizzat böyle çeviren insanlar var. İnanmayanlar neden cehennemde yansın? İnsanlık için bir sürü iyilik yapmış dehaların hepsi cehennemde yanacak mı yani? Allah en büyük aklı fikri dehalara vermemiş mi? O halde dehaların hiçbiri neden Tanrıya-dinlere inanmaz? Tanrı Tevratı gönderirken neden dünya düzdür açıklaması yapmış? Hıristiyanlar ve başka dinler neden dünyanın düz olduğuna inanırdı? Allah bunlara kutsal kitap gönderirken hata mı yaptı? Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyip güneş etrafında döndüğünü düşünen ilk Pisagordu sonra Sisamlı Aristarkustu. Bunların söylediklerinin doğru olduğunu düşündüğü için M.S. 370-410 yılları arasında yaşayan Hypatia dinlere karşı çıkıyor diye öldürüldü. Bu kutsal kitapları kim yazdı o zaman? Kurandan önce bunlar biliniyordu, Allah’ ın kimsenin bilmeyip de bildirdiği bir şey yok.

    Madem hadislerde ve kuranda her şey açıkça bildirilmiş bilimin şu anda bilmediği gelecekte; geleceğe dair nolucak o zaman, bana söyler misiniz? Evrim teorisini teori olduğu için kabul etmiyorsunuz fakat neden büyük patlamayı teori olmasına rağmen kabul ediyorsunuz? Kuranda ve hadislerde kutuplar olmadığı için ilahiyat profesörleri kutuplara gitti; neden kutuplar yer almaz kutsal kitaplarda? Büyük patlama anında gökada bile yokken neden yer ve göğün birleşik olması olayına dünyayı koyuyorsunuz?

    İnsanlar şu anda birbirlerine sevgi, eğitim ve bilgiyle bağlanıkken bunların olması için artık dinler gerekli değil. Seni insan olduğun için, canlı olduğun için seviyorum, dinler olduğu için değil.

  10. Caner

    Amerika kıtası batıya doğru hareket eder, bulutlar gibi hareket etmek burda saçma kalır ki bu ayet kıtalarla ilgili değil zaten. Bu ayet kıtalarla ilgili olmadığı gibi kutupların hareket ediş şeklinden dolayı dünyanın dönüşüyle de ilgili değil;
    4 – 5 tane kıyamet ayeti arasında kalan bir ayette dünyanın dönmesini anlatmak saçma olurdu zaten.

    Elmalılı Hamdi Yazır şöyle diyor:
    Bir de sen dağları görürsün de onları yerinde durur sanırsın. Halbuki onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler. Bu âyet iyi anlaşılmış değildir Müfessirler bunu “Dağlar sallanıp yürütüldüğünde…” (Tekvîr, 81/3), “Dağlar atılmış yün gibi olduğu…” (Kâria, 101/5) âyetleri üzere kıyamet günü dağların yün gibi atılıp yürütülmesi manzarasının bir tasviri kabul etmişlerdir. Buna göre bu âyet “hepsi O’na dehşete kapılarak gelir.” (Neml, 28/87) cümlesine matuf olarak bu görüş, bu sanış, bu bulut gibi geçiş, hep ilerde o feza günü olacak.

    Fakat buna göre “Sen onları durur sanırsın.” cümlesi yakışıksız kalır. “Oysa, onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.” denilmesi daha uygun olurdu. Çünkü “O gün dağlar bulut gibi geçecekler de o halde sen onları camid duruyor sanacaksın” denilmesi, şiddetlendirmek değil hafifletmek oluyor. Şu halde “TER” ile “TEHSEBU” bu güne, “VE HİYE TEMURRU” o güne ait olmak ihtimali kalır. Yani “bu gün hal-i hazırda dağları görürsün câmid hareketsiz sanırsın, halbuki, onlar kıyamet günü bulut geçer gibi geçeceklerdir” demek olur. Bu surette ise -TEHSEBUHE- fazla kalır -VETERAL CİBALE CAMİDETEN- denilmesi daha uygun olurdu.

    Bunun için müteahhirin’den bazıları “VE HİYE TEMURRU” fiilinin de şimdiki zamana ait olması gerekeceğine hükmederek, bununla yeryüzünün hareketini ispata çalışmışlardır. Buna göre mânâ şöyle olmaktadır: “Sen bu gün dağları görür hareketsiz sanırsın, halbuki onlar hergün bulut geçer gibi geçerler.” Bu esas itibariyle güzel bir mânâdır. Ancak bu geçiş yeryüzünün her gün güneş etrafındaki dönüşü olarak yorumlanınca, kıyamet halleri arasında bunun ne sebeple zikredildiği anlaşılamıyor. Bir de bütün bu görüşlerde yalnız -SEBİTETEN- “yerinde durur” demek oluyor. Ve bunun yürümekle karşılığı anlaşılsa da, bulut ile olan karşılığındaki zevk kaybedilmiş oluyor.
    -Bu paragrafla ilgili kendi yorumum şudur: Bu bazı müteahhirinler bu kelimeler kuranda olmamasına rağmen bu şekilde çeviriyorlar ama Muhammed Esed’in bu ayeti çevirdiği gibi çeviri yapamıyorlar, illa ki yuvarlak olacak :) Fakat Elmalılı Hamdi Yazır bu şekilde yorumlamanın da uygun olmadığını bildirip paragrafın devamında şunu yazıyor:

    Bizim görüşümüze göre bu âyet, şimdiki halin her an oluş ve yok oluşunu göstererek kıyamet ve yeniden dirilmeyi düşündürmek için bir nevi delil göstermek üzere ifade edilmiştir. “VE HİYE TEMURRU MERRAS SEHABİ” Dağların aslında gezici gazlardan meydana gelmiş olup zerrelerinde bulut buharlaşır gibi olmak ve yok olmak, kimyasal değişim ile her an yeni yaratılışın devam edip durduğunu ve bu suretle yoğunluklarının da bir tek hacimde sabit kalmayıp her an değişmek ve yeniden meydana gelmek üzere bulunduğunu ve bu sebepten âlemin en sabit görülen şeylerinin bile böyle her an değişme ile bir kıyamete doğru gittiğini ve şu halde günün birinde bir üfürme ile o koca dağların yerinden bütün yoğunluklarıyla yürütülüp yeryüzünün başka bir yeryüzüne değiştirilebileceğini anlatıyor.

    Hem bu gidişin nizamsız bir değişiklik ile sadece bir tahrip için değil, bulutun rahmete gidişi gibi hikmet ve intizam ile daha yüksek bir hayata geçirmek için olduğuna işaret de ediyor. Bu işareti özellikle açıklamak için buyuruluyor ki:

    Her şeyi itkan eden, yani ilim ve hikmeti ile her şeyi yerli yerinde sağlam ve muntazam yapan Allah’ın sanatıdır! Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır. Her kim bir iyilikle gelirse ona ondan daha hayırlısı var, hem onlar o iyilikle gelenler o günkü bir feza’dan, yani o üfürülme günü veya tekrar dirilme günü dehşetli bir korkudan emin kalırlar.

    (bk. Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, İlgili ayetlerin tafsiri)

    –Yani bu ayet ne kıtalarla ilgili ne de dünyanın dönüşüyle ilgili. Elmalılı Hamdi Yazır’ın dediği gibi bu ayet sadece “şimdiki halin her an oluş ve yok oluşunu göstererek kıyamet ve yeniden dirilmeyi düşündürmek için bir nevi delil.”

    ———————————————————————

    Gördüğünüz gibi kuranın ya da diğer dinlerin altından her türlü yorum çıkarılabiliyor. Bu dini yüce bir varlık göndermişse; kuranın ayetlerinde yazdığı gibi “apaçık bir dille” göndermeli, çelişkiye yol açmamalı. Bu yüzden insanlık tarihi olsun, canlıların biyolojik olarak incelenmesinden tutun çeşitli bilimsel buluşlara ve arkeolojik kazılara kadar dinlerin insanlığın bir ürünü olduğu ortaya çıkıyor.

  11. Adem

    Rabbim ne güzel anlatmış ne şekilde bakarsak bakalım hem bilimsel gerçeklere ışık oluyor, hem mahşer meydanının oluşumunun hiçte Allah tarafından zor olmayacığını anlatıyor ki O Allah ki hiç bir şeyde ona zorluk yoktur. Hemde yaratılışın gayesi olan imtihan dünyasında bi imtihan vesilesi ortaya koyuyor. Bazı kardeşlerimiz de açık açık beyan beklemekteler. Armut piş ağzıma düş.. Ne cennet o kdar kolay ne de imanın lezzeti .

    Bakınız Rabbimiz mahşer gününde tüm yaratılan insanların dirildiği o günde bir meydan da toplanacağını söyler.Şuan öyle bi meydan hayal edemiyoruz değil mi? Fakat dağların zerreler gibi un ufak edildiği o günde yeryüzünün bir düzlük haline gelmesi hiçte zor değildir. Şuan bunu gerek inanan gerekse inanmayan insanların hayal etmeleri gerçeklikle bağdaştırmaları çok zordur.Ancak şöylebi düşünelim Bediüzzaman Said Nursi’nin risalelerinden edindiğim bir tefsirde şöyle geçer mealen: Anne karnındaki doğmak üzere olan bir bebekle konuşsalar senin bir kaç dakika sonra içinde bulunduğun bu dünyayla irtibatın kopacak, içnde ağaç denen toprak denen su denen gökyüzü denen envai çeşit olağanüstü şeylerin içerisinde nefes alarak yaşayabileceğin bugün iki büklüm halde olan bacaklarının üstünde dimdik durabileceği düzlüklerde yemyeşil çayırlarda koşabileceğin sevip sevilebileceğin binbir türlü yiyeck ve içecekler tüketebilme olanağına sahip olacağın adı dünya denilen bir yere getireceğiz. Burada seni koruyan kollayan sevgi dolu iki ferdide başına dikeceğiz deseler bebeğin içinde bulunduğu durumu ve durumun realitesini değerlendirişini düşünün işte böyle de Allah dilerse yeryüzünü bize döşek yapar dilerse dağları faydamız üzere yeryüzüne birer kazık eyler, iki denizi birbirinden ayırır da ahir zamanda ümmet-i Muhammete Kur’an ‘ın hala yaşayan bir kitap olşunun ispatı o ılık nefesini kalbimize hissettirir. İşte böyle cenete hiçte zor bir varoluş cereyanı olamaz. Allah için zorluk asla yoktur.O herşeyin en iyisini bilir.İmtihan gereği bizde onun ilminden istifade etmeiz gerekeni elimizde tutmaktayız.
    Bende hayatım boyunca bazı zırvalıklara acaba diyerek araştırma yoluna gittim ve uzunca süreler bazı hususlarda takıldım durdum . Ancak konuyu iyi irdeleyerek ve Allaha çok şkür ki emin ve sağlam kaynaklarla karşılaşmam sayesinde bütün bu tezlerin tek tek sağlam kaynak ve cevaplarla çözüldüğünü gördüm. Ateistlerin bazı konularda silahlarıkonuları saptırmak genişletmek amacından saptırmak farklı mecralar üzerinden olaya farklı boyutlar kazandırarak göya tez çürütmek, kelimeler üzerinden diyalekti yapmalarıdır” yani madem herşeyi yaratan var Allahı kim yarattı , ” gibi söz oyunları ile hem kendilerini avutmak hemde Allah’ın imtihan engeline cennetin kazanılması yolundaki bu ücrete ki cennet ucuz değildir, istemeden yardımcı oluyorlar.
    Benim müslüman kardeşlerime acizane fakat halisane en içten duygularımla tavsiyem bu insanların şer odaklarının gerek diyalekt yaparak gerekse mana saptırımları ve konuyu farklı yöne çekimleriyle kafanızı kurcalamalarına izin vermemenizdir. Çünkü yalan kolay şeydir ancak doğruyu bulup çıkarmak emek ister , sabır ister gerekli kaynaklara ulaşmanız gerekir ve Allah muhafaza ulaştığınızda da burada yorum yapan insanlar gibi gerçeği göremeyecek duruma gelebilirsiniz.
    Çok kafası karışan kardeşlerime bu Ateiz belasının ağa babalarının cirit attığı ve edünyayı küfre buladıkları dönemde onların yüzlerine imanın nuru bir tokat gibi çarpan ve iman hakikatlerini anlatarak insanları yaptıı açıklamalar ve cevaplarla bu dinsizlik belasından kurtaran ve en büyük cevap olan Bediüzzaman Said Nursi nin Risalelerini okumaya davet ediyorum .
    Küfrün beli kırılmıştır. Bu kadar gerçek aşikarken asla muvafak olamayacaklardır.Bu tür insanlar ancak müminlere birer ibret vesikası olmaktan öteye geçemeyektirler.
    Yukarıdaki yorumlara bakarsanız bilgi ve belge yoksunluğundan kaynaklanan kendi akıllarına güvenleri ile hareket etmeleri netcesinde kendi doğrularını yaşadıklarını anlarsınız öğreğin Tevratta dünyanın düz lduğundan bahsdilmişir. Deniyo O na bakarsak hriiyanlıkta da baba oğul kutsal ruh saçmalığı ile tanrının olu isa deniyo zeki arkadaşlarımız bunlarında tanrının kitabı olduğunu söylüyorlar. Allah tutarsızıdr gibi akıl yürütmelere grişiyorlar hadleri olmadan , halbuki bu kitapların hükmü Kuranda Allah tarafından indiildği kabul edilmekle geçersiz kılınmıştır. Çünkü bu kitaplar değiştirlmiştir. Ufak bir örnek İznikte Bizans döneminde yüzlerc incil türü oldğundan rahatsızlık duyan papazlar toplanarak bunların sayısını 4 e düşürürler. Ancak değişmeyen bazı parçaları olması gayet doğaldır ve buram buram ilahi serzenişlerni srdürürler ancak değişim sebebiyle artık yrürlüklerini kaybetmişlerdir. Kuranı Kerim’de ise artık Kuranın son kitap olduğunu ve onun korumasının Allah tarafından olacağı gaantisi verilir.
    Şimdi bu insanlar demeyecekler mi neden diğerleri korunmadı : El- cevap ” Şüphesiz insanlar dünyaya imtihan üzerine gelmişlerdir ve bu imtihanın vuku bulması için sebepleri de Rabbim ustalıkla koyar ortaya bu sayede Kuran’dan önce de insanlar hak din üzerine belli süreler yaşamış ve buinsanlar kurtuluşa ermişlerdir. Şüphesiz Allah herşeyi en iyi bilendir. Hüküm ve hikmet sahibidir.
    Allahın selamı ve bereketi üzerinize olsun . Esselamunaleyküm ve rahmetullahü ve berekatü.

  12. Adem

    Dağların, bulutlar gibi yürümesi ve hareket etmesi öteden beri farklı yorumlana gelmiştir. Konuyla alakalı ayet-i kerimede meâlen Cenab-ı Hak şöyle buyurur: ‘Sen dağları görür, onları yerinde duruyor sanırsın. Oysa onlar, bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu) her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sun’ u rasîn ve bediidir.’ (Neml, 27/88) Burada esaslı bir nükte var; o nazarı itibara alınmazsa, ayet yanlış anlaşılabilir. Bazıları bununla, Batı Avrupa’daki yürüyen dağları düşünebilir; ancak bu çok uzak bir te’vildir ve izaha muhtaçtır. Bu konuyla ilgili ‘toprağa dâyelik yapan dağlar, zamanla eriyerek toprak haline gelir ki, bu halleriyle onları yürüyor kabul etmek düşünülebilir. Tabii bir gün dağlar eriye eriye yok olup gider ve dolayısıyla câmid olmadıkları ortaya çıkmış olur.’ Bu da farklı bir yaklaşım tarzı ve tenkit edilebilir.

    Burada, daha değişik şöyle bir tevcih de söz konusu olabilir. İhtimal cüz zikredilip kül murad edilmekte veya tâbi nazara verilerek metbûun durumu vurgulanmak istenmektedir. Ancak küre-yi arzın bu hareketi, onun dışına çıkılmadıkça hissedilmemekte ve üzerindeki müşahede sanki hiç hareket etmiyor gibi gelmektedir. Dağlar da tıpkı küre-yi arz gibi insana hareket etmiyor gibi görünmektedirler. Oysa onlar, Kur’an’ın ifadesiyle ‘bulutların yürümesi gibi yürümektedirler.’ Evet burada ayet, dağların hareketini nazara vererek cüz’ü zikirle küllü murat etmiştir. Yani burada dağlar zikredilmiş ama dağları sırtında taşıyan küre-yi arz (dünya) kastedilmiştir. Çünkü küre-i arz, gerçekte dağlardan başka bir şey değildir. Zira dağlar, içte arzın merkezine doğru sarktığı gibi, dışta da zirveler meydana getirmekle arzın esasını temsil etmektedirler. Bu itibarla Kur’an’ın dağların hareket ettiğini bildirmesinden küre-yi arzın hareketini anlamak mümkündür. Ayrıca burada şöyle bir yaklaşım da söz konusu olabilir; bir vapurun uzaktan ilk defa direklerinin gözüktüğü gibi, küre-yi arza uzaktan bakıldığında, onun direkleri mesabesinde olan dağlar gözükür. İnsan, bir füze içinde küre-yi arzın hareket çizgisini izleyecek olursa onun bir mevlevi gibi hem kendi etrafında hem de güneşin çevresinde delice döndüğünü müşahede eder. Ne var ki burada yine insanın en fazla dikkatini çeken şey dağlar olacaktır. Bu da vaki ile çelişmeyen, hatta tam örtüşen bir yorum. Kur’an’ın bunu bahse konu etmesi onu, hassasiyet ve dikkatle üzerinde durulması gereken bir mevzu haline getirmiştir.

    Bütün bunlardan başka dağlar, bir gemiyi yerinde tutmak için demir atma ne ise arz için iç ve dış pek çok menâfiinin yanında arızasız aynı vazifeyi görmektedirler. Onlar yerinde arzın merkezinden yürür, deniz gibi bir ortamdan yükselerek sağlam birer direk gibi arzı ve arzdaki her şeyi kucaklarlar. Zemin sarsıntılardan kurtulur ve sabitleşir; canlı-cansız her şey emniyetli bir gemide seyahat ediyor rahatlığına erer. Evet dağlar, kütle ağırlıklarıyla, arzın içine doğru baskı yaparak büyük ölçüde yüzey tabakayı dengeler ve kendi çerçevesinde yerkürenin ahengini sağlarlar. Küre-i arzın ömrüyle mütenasip olarak, bu ahenk yeni bir ahenk adına bozulma sürecine girer; yerkabuğu yeni şekiller almaya başlar ve derken tekerrür devr-i daimi işleyerek mevcut zirveler arzın merkezine doğru erir, akar ve yerlerine denizlere bırakır; deniz dipleri de birer ana rahmi gibi dölyataklarında besledikleri dağ malzeme ve materyaline yol verir ve yeni bir tekvîni oluşuma inkiyadlarını ifade ederler. Toplumlardaki doğumlar, gelişmeler ve ölümler gibi yer fiziğinde de, sürekli gelmeler-gitmeler birbirini takip eder durur. Fakat her şey, en mükemmele doğru bir seyahat bir oluşum esprisi içinde bütün bunları gerçekleşir. Nihayet mükemmellerden daha mükemmele sıçrama sırası gelince, bu küçük küçük gelip gitmeler, tamir ve restorasyon faaliyetleri durur; bu fani nizam bütün unsurlarıyla sarsılır ve sarsıntıları sarsıntılar takip eder. Evet ‘O gün yeryüzünde dağlar da temelden sarsılır; (o koca) dağlar saçılıp savrulan kum yığınına döner.’ (Müzzemmil, 73/14) İşte böyle ‘Yeryüzü dümdüz hale geldiği, o içinde bulunanları dışarı atıp boşaldığı’ (İnşikak, 84/3-4) gün yeni bir âlem kurulacak, gelip-gitmeler duracak ve her şey en mükemmel, en güzel, en bedii şekliyle yerli yerine oturacaktır.

    Demek ki, dağların-denizlerin zaman zaman yer değiştirme devr-i daimi eğer bir yürüme ise, bu her zaman en iyiye ulaşma yolunda bir yürümedir. Bütün bu gelip gitmeler, konup-göçmeler aynı hayat olan ahirete ulaşma yolunda planlı bir hareketin neticesi ise -ki öyle olduğunda şüphe yoktur- dağların bu seyahatı da, iyiye, güzele mükemmele bağlı cereyan etmektedir ve şayan-ı takdir bir sun-i İlâhîdir. Zaten Kur’an’da ‘Bu her şeyi en iyi yapan Allah’ın işi ve sanatıdır.’ O, yarattığı bu şeylerle en mükemmel ve akıllara durgunluk verecek yeni bir yaratılışa ve oluşuma zihinleri hazırlamaktadır.

    Burada, bilhassa bir hususa daha dikkatlerinizi çekmekte fayda mülahaza ediyorum. Küre-yi arzın dışına çıkıp onun hareketini anlama meselesi, asr-ı saadette bilinen bir husus değildi. Bu ayeti o günün insanı, kendi anlayışlarına göre nasıl anladı, onu bilemeyeceğim. Ancak fennin tespitlerini yanımıza alarak daha farklı şeyler söyleyebiliyoruz. Tabii bu ayetin ifade ettiği mânâ, bugünün insanının anlayışıyla sınırlı da değil. Gelecekte bilim, teknik ve teknoloji daha da geliştiğinde, bunlara yeni mülahazaların ilave edileceği de açıktır. Yeter ki insanlar, Kur’an’a yönelip, bütün güçlerini onu anlamaya sarf etsinler. Evet insanlar, O’nu anlamayı hayatlarının gayesi haline getirdikleri zaman, Kur’an’ın keşfedilmemiş daha nice yanlarının açılacağı muhakkaktır.

    • hay sana maşallah bu ne güzel bir anlatımdır yukarda yorum yapan arkadaş gel oku yorumu cevap bulursun sorularına :D

  13. canan

    Allah aşkına bu iki ayaklı şeytanlara cevap yazmayın.Rabbimin dedigi gibi onlar sagır ve kördür siz yazdıkça irinlerini saçmaya devan edecek.

  14. inşaalh düzelirsiniz..

    syn inanmamak için bin dereden bin su getiren arkadaşlar.bu yorumları yazmak yerine biraz fizik çalışsaydınız yeterli olurdu.bu ayetler çelişen değil tamamlayan niteliktedir.bizleri sarsmamaları için dağlar konulmuştur.nasıl korur derseniz gelen enerjiyi absorbe ederek.depremi engelleyerek değil..
    hareket etmesi noktasında ise kalkıp yürüyecek halleri yok.kıtalar hareket etmektedir (teori).bulutların hareket etmesi gibi sürüklendiği manası içerir.bu da mucizedir.Sizler adına umutluyum.biraz daha gayret..
    araştırma neticeniz eleştiri yerine hidayet olur duasıyla vesselam…

    • kardeşim yazının ilk cümlesi mest etti beni ya ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH DÜZELİRLER GERÇEKTEN BİZDEN DUA BEKLER BURDAKİ HİDAYETE AÇ GÖNÜLLER…

  15. pusat türkeş

    oğlum siz harbi kafayı yemişsiniz yaa…tanrının olması mümkün değildir yazıyo sitenin girişinde yarıldım gülmekten:)))) evet doğru aslında tanrı yoktur,Allah(C.C.) vardır:D ya bi taraflarınızı da yırtsanız,bilimsellik kılıfında saçma salak da konuşsanız boşuna..bakın mertçe çıkın deyin ki” inanmak işime gelmiyo kardeşim ben böyle rahatım,hayatımdan taviz vermek istemiyorum,alnımı yere değdirmem,aç kalmam 1 ay…” gibisinden efendi gibi söyleyin bu ülkede kimse size veye sizden kaç tane varsa ilişmez..kibrinizin altından konuşmayın..sizin gibiler her dönem olmuştur ki bu müslümanların imtihanıdır,sınavıdır..sizin evrim dediğiniz saçmalık nedir?? mutasyon diye açıklıyor sizin AYDIN APTALLARINIZ!!! ulan mutasyon hep zarar verir..bana bir tane faydalı veya simetriye uyan mutasyon gösterin desen çık tok hiçbirinde…İslam bilimi emretmiştir zaten..boş işlerle uğraşmayın..tarihte tek tanrılı hiç bir inanç sistemine( ki sonuncusu İslamiyettir) karşı açılan savaş kazanılmamıştır,kazanılamaz…bunu aklınızdan çıkarmayın..Allah hidayet versin hepinize…

  16. ozan

    Hayır tek merak ettiğim şey bu yazıyı yazan arkadaşın arapça bilgisi varmı ? sarf nahiv eğitimi almışmı belagat denen edebi sanattan haberi (teşbih, istifham, ta’riz, akis, cinas, mecaz, istiare, kinaye, tevriye vb. ) varmı meal okuyup ahkam kesiyorsunuz.

  17. kamer

    ey insan oğlu akılsız maddelerden hidrojen , karbon,demir ne bileyim işte bütün maddelerden akıl çıkar mı insan böyle elementlerin birleşmesiyle oluşmuş aslında maddedir.Böyle bir canlı irade sahibi şefkat sahibi sevgi sahibi hırs sahibi oluyor içinizde kim ben hemen ölmek istiyorum der , demez kimse çünkü onda bile şüphe içindesiniz acaba! dersiniz , hal böyle iken bütün bir dengeyi saçma sapan maddelerin kendi kendine gelmesiyle oldu diyorsanız, o zamana bütün maddeleri yan yana koyun ısıtıp soğutun güneşe tutun radyasyona uğratın aklınıza ne geliyorsa yapın 1 tane akıla dair birşey olacak mı? buna sizde inanmazsınız bende saçma ama şuna inanıyor insanlar e hücre olmuş o da değişmiş zamanla hücre zaten başlı başına çeşitli organlardan oluşuyor o bile bir tasarımın ürünü eğer ilk canlılardan bu yana merhamet denilen şey olmasaydı canlı soyu kalmazdı dünyada ilk anda olması gerekiyor.Kuran da anlayan aklını kullananların gerçekten kurtuluşa ereceğini boş zan içinde olanların ise kurtuluşa eremeyecekleri yazılıyor.Düşünün ya şunu bundan 1400 yıl önce yazılı kuran ki peygamberliğine inanmadığınız bir insan tarafından yazıldı diyorsunuz ama şu an dahi milyarlarca insan onunla baş edemiyor öyle sözler içeriyor ki insan hayretler içinde kalıyor.Dağlar Allah aşkına bulutların üzerinde mi de yok sadece dağlar bahsedilmiş diyorsunuz elbette yer tabakasının üzerinde olacak aklımızı kullanmamız için yönlendiriliyoruz ama anlamamaya nefsimiz yüzünden çalışıyoruz bir ayette güneş de yüzer diye bir tabir var ne anlıyorsunuz bundan ilk akla gelen şey yüzen birşey batmaz ama ben küçükken güneşin battığını ve doğduğunu gördüm aa kuran yalan mı söylüyor haşa yüzer diyor uydudan bakınca herşey anlaşılıyor güneş sabit o evren üzerinde aşağıya yukarıya yapmadan yani batmadan yüzüyor battığını biz dünya döndüğü için anlıyoruz ilk düşünen insan kuran yanlış diyor der ama günümüzde buna bakınca aslında kuranın ne kadar muhteşem olduğunu anlıyoruz , burda şunu anlıyoruz insan boş kuruntular içinde ve herşeye sahip olduğu için dünyada bir yaratıcıya ihtiyacının olmadığını sanıyor ama unutmasın o yaratıcı gerçekse onun ebedi olarak elem verici bir azapta kalacağını müjdeliyor aklımızı başımıza almalıyız peygamberin hadisi şeriflerine bakın kişi kendi sesini duymadıkca kıyamet kopmaz o dönemde bir insan dağın yanında bağırsa kendi sesini duyar yankı yapar bunu mu demiş olabilir peygamber s.a.v tabiki o değil şuan ki ses kayıtlarını demek istiyor tabide , kişi kamçısının ucuyla konuşmadıkca kıyamet kopmaz (hadis)telsizlere bakın allah aşkına bunu söylemiyor mu şunu unutmayın kuran direk birşeyi söylemez her zaman bazen anlamamız için çalışmamızı ister o yüzden anlayanlara akıl sahipleri denilmiştir.Seçim sizin ve benim kim neyi seçmek istiyorsa özgür ama binlerce maddeye akıllı muamelesi yapmak ve bir kelebek kanadındaki desenleri bu maddelerin yada olayların meydana getirdiğini düşünmek ancak hastalıklı bir akıl ve kalbin ürünüdür.Herkes aklını kullansın” Şüphesi ALLAH doğruyu söyledi” hayırlı günler herkese…

  18. ayrıca bizi, müsliman kardeşlerimizi tek bir doğru adına bir arada toplanmasına vesile olduğu için bu blogu kurana teşekkür ederim. inşaAllah doğru yolu bulursun…

  19. adam ol

    cengizhan arkadaşımız biraz bilgilerini tazele :))
    yorumlarda dönüp dolaşıp aynı makaleyi kopyalayıp yapıştırmışsın
    demişsinki herşeyi Allah yarattı onu kim yarattı lan olum beyninin kıvrımları fazla gelmiş sana bunun sonu olurmu nihayetinde bir yerde o kıvrımlar tıkanır ve sende sen ve senin gibilere dahi yaşama hakkı veren yaratıcıyı kabul etmek zorunda kalırsın..
    olum yazık lan valla yazık bu bu muhteşem zekanla harcanıyorsun buralardaa:))))

  20. dengesiz geriekalı ateist insan cümlelerinden dahi anlaşıyor ateist olduğun kim inanır oğlum sana git biraz ötede yaşa ateistliğini manyak herif

  21. serkan

    :) Sevgili müminler.
    Neyi tartışıyorsunuz Allah aşkına kime ne anlatıyorsunuz?
    Bakınız kafirlerin durumu için ne diyor Allah.
    Yasin9
    Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler.
    Bakara 7
    Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur;
    gözlerinin üzerinde perdeler vardır.
    Büyük azap da onlar içindir.

    Boşuna sinirlenmeyin.
    Azmış ve kibirli insana bir şey anlatamazsınız.
    Olur ya bu korkunç yoldan bir kişiyi bile döndürebilirsek elbetteki büyük sevaptır ya, gerçekten zor iş.
    Ben yine de gayretinize ortak olup birkaç ayet yazayım belki Ateist kardeşlerimiz okuyup içlerinde bir kıvılcım yakmayı başarırlar.

    Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir.„
    (Yasin Suresi, 38)
    Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur;
    her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.„
    (Enbiya Suresi, 33)
    ’Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış’ göğe andolsun.„
    (Zariyat Suresi, 7)

    E dünyanın ayın güneşin dönüşüne bakıp yörüngeyi bilebilirdi değil mi okuma yazma bilmeyen bir adam. Hadi bildi diyelim, son ayette gökten , yani evrenden bahsediyor. Yani tüm evren, yörüngeleri olan gezegen,yıldızlar ve bunların oluşturduğu galaksilerden oluşur. Anlayacağınız galaksiler dahil her şey döner. E ama Peygamber bunu da öğrenmiş olabilir ya o zaman!

    Zariyat 47 Ve sema; Biz onu büyük bir kudret ile bina ettik. Ve muhakkak ki (onu) genişletici olan elbette Biziz.

    Hay Allah ya, peygamberimize de bak, taaaa o zaman evrenin genişlediğini de bilmiş de yazıvermiş vay beee. Yoksa siz artık big bang i ve onun sonucunda sürekli genişleyen evren teorisinin kanıtlandığını bilmiyormuydunuz? Bulan adamcağız da hani şu ünlü teleskop adı var ya hubble . Nasıl bulduğunu da anlatayım, adamcağız bir gün teleskobuyla uzaya bakarken gördüğü ışık kümelerinin kırmızı olduğunu farketti. Kabaca bunun açıklaması, bir odaktan uzaklaşan ışık kümesi o odaktan kırmızı olarak görünürdü. Yani evren tıpkı Hz. Muhammedin uydurduğu gibi genişliyordu!

    Sen asıl bombayı şimdi gör bak bak,

    Enbiya30 İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?

    Bilin bakalım bundan tahminen 15 milyar yıl önce noldu?
    Big Bangin hemen ardından meydana gelen oluşumda evren tamamen bir kağıt parçası gibi bitişik elementlerden oluşuyordu ve bu zamanla genişleyerek bugünki boşluk halini aldı ve yıldızlar ve gezegenler ayrışarak ortaya çıktı. Yani Hazreti Muhammedin uydurmasına göre yer gök herşey iç içeydi :)

    Sevgili Ateist kardeşlerim.
    Yukarıdaki alaycı tutumuma kızmayın. Sizleri biraz konuya yoğunlaştırmak istedim.
    Kibrinizi, inadınızı bir kenara bırakın.
    İnsanların İslamı yozlaştırdığı yobazlaştırdığı sömürdüğü doğrudur ancak bu sizlerin dinlere ve Allaha karşı isyan etmenize sebep olamaz. Bunun hesabı sizden sorulur bu günahları işleyenlerden değil. Zira Allah yine kuranda, bu kötülükleri yapanlara belli bir vakte kadar izin verdiğini ( günah işlemeden ceza olmuyor) belirtiyor. Ne olur ama ne olur ömrünüzü heba etmeyin, Ahiretinizi azaba çevirmeyin. Lütfen tüm taraflılıklarınızdan ayrılıp bir daha bakın.
    LÜTFEN!

  22. Sanalkabus

    Ya arkadaşlar bence boşa tartışıyorsunuz.Ortadaki durum farklı,iki taraf var inanlar inanmayanlar.Ortaya sunulan veriler iki tarafıda tatmin etmiyor.Ben olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum.Şu kanıt bu kanıt die konulara girmek istemiyorum.
    Ben bir agnostik im (Tanrı oladabilir olmayadabilir bu kısmı ilgilendirmiyor beni) ama dinler in hikaye olduğunu düşünüyorum…Güzel ahlak için yazılmış kitaplar…
    Şimdi gelelim bakış açısına
    Herkes müslüman doğdu bu memlekette,Ateistler inananların neden nasıl inandıkları nı bir mantık çerçevesinde açıklayabiliyorlar.Örneğin dogmatik,örf adetlerden böyle yetiştiniz veya ölüm korkusu vb görüşler…
    Benim sormak istediğim inanan arkadaşlara göre bu ateistler neden ateist olmuşlar? bi açıklamaları görüşleri varmıdır? yani başlarına bişe mi gelmiş bir travmamı geçirmişler,yada başlarına hiç kötü birşey gelmedi die mi acaba ?Yada gerçekten akılsız insanlar mı?kafaları çalışmıyor bazı şeyleri göremiyolar mı ?
    Bence atesit olmak iman eden olmaktan çok daha zor bişe,çok daha cesaret isteyen bişe
    Bu konuda ki kendi görüşüm şöyledir;
    Ateist olmak için ölüm korkusunu aşmak gerekir,insan oğlu hiç bir zaman bunu kabul edemez,yani herkesin bir birey bilinci var,bunun yok olacağını düşünmek delirtir insanı,ben aştım mı,bende tam olarak aşamadım.Ama şunu düşünün bundan 200 sene 500 sene evvel dünya üzerinde insanlar vardı hayat yaşıyolar dı ama ben yoktum.hayat devam ediyordu,bundan 100 sene sonra ben yok olacam ama hayat devam edecek.Kabullenmesi zor ama yok olacam,ben die bişey olmayacak…
    İnanan arkadaşların bunları bir düşünmesini rica ediyorum…
    Yoksa kanıt sunularak bir yere varılmayacak…

    • serkan

      Sevgili dostum.
      Ben insan olarak kimseyi aşağılamam ancak ateistlerin halinin neden böyle olduğu konusunu da , benim inandığım ve kitabını defalarca okuyup her seferinde başka bir mucize bulduğum Allah, inat,kibir ve kafayı kullanmama olarak açıklıyor. İnan bana ben sırf dini yozlaştıran yobazlar yüzünden kuran okumaya merak saldım ki yaşım 14 dü. Beni ateşleyen de herkesin tersini söyleyen Yaşar Nuridir ve eğer dünyevi ilimlere haiz isen ( fizik,kimya,astronomi vb.) Kuranı okurken çok şey görüyorsun mucize olarak nitelendirebileceğin. İnan bana bu meseleler çeyrek asırdır bile ömrü olmayan daha öncesinde bırak bilinmesinin tartışılmasının bile hayal edilemiyeceği meseleler. Ben hep gökte ararım Allahı zira onun evreni bukadar büyük yaratmasının bir nedeni olmalı fikri çemkirir beynimi. Bu sayede çok şey öğrendim Allahın neleri nasıl yaptığını ve bizden aslında neler istediğini. Tavsiye ederim Discovery channel izle Evrenin sırları programı var morgan freeman sunuyor. Herkesin bildiği gibi temeli ateist olan bu kanal, bu programlardan sonra tanrı kavramını çok fazla öne çıkartmaya başladı. Eğer ararsan, Allahın izlerini her yerde bulursun. Yeter ki inadını yen ve inananları suçladığın gibi acaba ben de taraflımı ve önyargılı mı bakıyorum diye bir kendini sorgula. Kanıt sunularak biryere tabi ki varılır. Yeter ki sen o kanıtı görmeye ve anlamaya çalış zira gerçekten bizleri şoke eden kanıtlar bunlar. Eğer bunları bile görmezden geliyorsa biri, işte ozaman Allah doğru söylüyor demektir ve bu bile başlı başına bir kanıttır. Al sana çok basit bir örnek. Allah kitabında arıların bal yaptığını yazmıştır yalnız bu konuyu anlatırken, Arapçada dişi ve erkek ayrımını sağlayan kelimelerden dişi olanı seçmiştir. Şimdi ben senin için yobazların hiç de sevmediği bir adamın konuyu anlatımıını buraya kopyalayacağım. İyi oku lütfen. Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
      Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. – Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

      Her arının çok fazla görevinin olduğu arı kolonilerindeki tek istisna erkek arılardır. Erkek arılar ne kovanın savunmasına ne temizliğine ne besin toplamaya ne de petek veya bal yapımına katkıda bulunur. Erkek arıların kovan içindeki tek fonksiyonu ‘Kraliçe Arı’yı döllemektir. Çiftleşme organları dışında diğer arılarda bulunan özelliklerin hemen hemen hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların Kraliçe Arı’yı döllemekten başka bir iş yapmaları da mümkün değildir.

      Koloninin tüm yükünü sırtlamış işçi arılar ise Kraliçe Arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir; yani kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, Kraliçe Arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım işleri, kovanın havalandırılması, kovanın güvenliği, nektar (bal özü), polen (çiçek tozu), su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve bunların kovanda depolanması gibi görevleri vardır.

      Arapça’da iki çeşit fiil kullanımı vardır ve bu kullanımlardan öznenin erkek mi yoksa dişi mi olduğu anlaşılabilmektedir. Nitekim yukarıdaki ayetlerde arı için kullanılan fiiller (altı çizili kelimeler), fiilin dişi için olan şekliyle kullanılmıştır. Böylece Kuran’da bal yapımında çalışan arıların dişi olduğuna işaret edilmektedir.

      Unutulmamalıdır ki arılarla ilgili bu gerçeğin bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah bu gerçeğe dikkat çekerek Kuran’ın bir mucizesini daha bize göstermiştir.

      Lütfen önce öğrenin, araştırın, tarafsız bakın.
      Sonra inkar hakkınız tabi ki var.
      E tabi Allahın azabından korkmuyorsanız.

      • Sanalkabus

        Arkadaşım öncelikle teşekkürler cvp ın için.Arı meselesine girmişsin.Ben tez antitez şekline girmek istemiyordum ama madem konu açmışsın bende bir alıntı ile cvp vereyim.
        Alıntı;
        Herşeyden önce bu emir kipleri, eylemi yapması istenen öznenin dişi olduğuna işaret etmiş olsaydı bile sadece ”evler edin” ve ”yürü, uçuver”den ibaret. Bu fiillerde ‘İşçi Arı’nın somut işlevlerine hiçbir gönderme yok. İşçi Arılar, erkek arılar ve ana arılar (kraliçeler) zaten hep birlikte ‘evler edinmekte’ ve ‘yürüyüp uçuvermektedir’.

        Ama daha da önemlisi mucize yalancılarının bu yorumu dilbilgisini çarpıtarak yapmalarıdır.

        Arapçada adlar eril ve dişil olarak ikiye ayrılır. Bu, Türkçe veya -mesela- İngilizce’de karşılığı olmayan bir özelliktir; Arapça’nın gramer yapısından kaynaklanır.

        Örneğin Almanca’da ise adlar eril, dişil ve yansız olmak üzere üç cinstir. Buradaki gramer cinslerinin biyolojik cinslerle bir ilgisi yoktur. Örneğin ‘masa‘nın gramer cinsi Almancada eril (der Tisch), ‘kapı‘nın dişil (die Tür) ve ‘kitap‘ın ise yansızdır (das Buch). Aynı şekilde ‘köpek‘in gramer cinsi eril (der Hund), ‘kedi‘nin dişil (die Katze) ve ‘at‘ınki yansızdır (das Pferd). Bu, biyolojik cinsiyetle ilgisi olmayan dilbilgisel bir tasniftir.

        Aynı şekilde Arapça’da da bütün adlar eril (müzekker) ve dişil (müennes) olmak üzere -dilbilgisi açısından- iki cinse ayrılır. Canlı-cansız bütün nesnelerin adları ya eril ya dişildir. Üstelik Arapça’da fiil çekimleri de cümlenin öznesini teşkil eden adın cinsine göre eril veya dişil olarak gerçekleşir.(1)

        Ayette ‘bal arısı’ için kullanılan ‘an-nahl’ sözcüğü Hicaz Arapçası’nda -yani Kuran’ın indirildiği dilde-(2) dişildir (müennestir).
        •Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 14/276 (Nahl Suresi, 68-69)Bu kelime (nahl) Hicazlılara göre müennestir. İşte bundan ötürü Allah Teâlâ onu ayette müennes saymıştır.

        Yani Hicaz Arapçası’nda kelimenin dilbilgisel cinsi dişildir. Ve bundan ötürü Kuran’da dişil olarak geçmiştir. Tıpkı Almanca’da arı anlamına gelen ‘die Biene’ kelimesinin dişil olması ve dolayısıyla söz konusu bilimsel bulgulardan önce yazılmış Almanca metinlerde de kelimenin dişil olarak geçmesi gibi.

        Kısacası kelimenin dilbilgisel cinsiyle biyolojik cinsiyeti arasında böylesi bir bir bağlantı kurmak mümkün değildir.

        Zaten 1400 yıl boyunca hiçbir İslam alimi ayetten arı kolonilerinde iş yapan (işçi) arıların dişi olduğu gibi bir manâ çıkarmamıştır.

        Yukarda alıntıladığımız mucize iddiası metninde ayrıca şu denilmektedir:

        ”Unutulmamalıdır ki arılarla ilgili bu gerçeğin bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir.”

        Oysa -“Bal Şifası Mucizesi” bahsinde de açıkladığımız gibi- 7.000 yıl önce orta Anadolu’da insanların planlı bir şekilde arıcılıkla uğraştığı bilinmektedir. Eski Mısırlılarda 4.000 yıl önce çok gelişmiş bir arıcılık kültürü mevcuttu.(3)

        Planlı bir şekilde arıcılıkla uğraşan insanların arılar hakkında detaylı bilgilere sahip olmaması beklenemez.

        Aristo, Kuran ve Muhammed’den 1000 yıl önce kaleme aldığı Historia animalium adlı zoolojik eserinde arıların özelliklerinden bahsetmiş ve arı kolonilerinde gözlemlediği yüksek düzeyli görev dağılımı ve iletişim sebebiyle arı türünü tıpkı insan gibi ”zoon politikon” olarak sınıflandırmıştır. Milattan önce 270 yıllarında yaşayan arı bilimci Soloili Aristomachos ömrünün 58 yılını arıların davranışlarını incelemekle geçirmiştir. Meşhur Romalı Şair Vergilius milattan önce (tarımcılık ve hayvancılık üzerine) kaleme aldığı Georgicalar Destanı’nın dördüncü bölümünün tamamını arılara ayırmış ve 566 mısrada arıların davranışlarını, görev dağılımlarını, koloni yaşamlarını şiirsel bir dille betimlemiştir. (4)

        Yine Aristo yukarda bahsettiğimiz Historia animalium adlı eserinin 5. kitabının 21. bölümünde(5) çalışan ve çalışmayan arıların cinsiyetleri üzerine farklı hipotezleri aktarır ve bunları tartışır. Bu eserde Kuran’dan 1000 yıl önce çeşitli gözlemlerden hareketle çalışan arıların dişi olduğunu savunan doğa bilimcilerinin olduğunu okuyabilmekteyiz. Dolayısı ile böyle bir eserden 1000 yıl sonra yazılan Kuran’da çalışan arıların dişi olduğu yazsaydı bile (ki yukarda gösterildiği üzere yazmıyor) bunun mucizevi hiçbir yanı olmazdı.

        • Sanalkabus

          Arkadaşım bir konu hakkındaki görüşünü merak ediyorum,
          Dua ile kader konusu…
          Dua etmek demek Allahtan bir istek talep etmektir.Örneğin anneniz ameliyata girecek siz dua edersiniz dersinizki; allahım ne olur annem sağsalim ameliyattan çıksın.Şimdi annenizin kaderi ameliyatta ölmekse,ve sen dua ediyorsun bişey olmasın die,allah senin duanı kabul edip kaderi mi değiştirecek?hayır allah kaderi değiştirmez diyosan o zaman dua etmenin bir şey talep etmenin ne anlamı var?
          Görüşün nedir ??

  23. serkan

    Sevgili dostum. Yukarıda arıların dişi ve erkek olmasıyla ilgili yayımladığın yazının ben kaynağını biliyorum ve onu ben de okudum. Benim için önemli olan basitçe o arılara dişi ibaresiyle hitap edilmesidir. Kuran bir alt tez ve tefsir kitabı değildir. Olayları basitçe anlatır ve bunu sen araştır bul ve anla ister. Bunun temel nedeni de insanın Allahı aklı ile arayıp bulması ve aksi yönde bir mantık ile cahil insanların bile bazı şeyleri basit şeylerden bile bir anlam çıkarmalarıdır. Benim önceki yazımı bir oku istersen orada evren ve işleyişiyle ilgili bir takım ayetler yayımladım. Cahil bir insan onu okuyup ayın belli bir döndüğünü orada bulabilir ancak yukarıda yayımlamadığım bir şey var ki o da belli bir zamana kadar ibaresi. Bu da aslında kıyameti yani evrenin belli bir süre sonra genişleme sürecini bitirip kendi içerisine çöküşü yani patlayıp sönmüş balon gibi dağılması. İlk anlatım basitçe insanların çoğuna hitap ederken, devamında ise bu işi bilen ve araştıranlar için daha tatminkar bir açıklama yapmıştır ama bunu herkes anlayamaz. Sen yada bir başkası bu tür açık delillere inanmayabilir ve hatta binbir dereden su getirebilirsiniz. Ben genelde insan kaynaklı eski yazılara inanmam çünkü bu bilime ve zekama hakaret olur. İslamiyetten bilmem kaç yüz yıl önce arıların zaten böyle olduğu biliniyormuş falan filan! ozaman bilim adamları bunu bilmiyorlar ve bu yüzden 1980 lere kadar bunu bulmak için yada evrenin sırlarını araştırmak için beklemişler. İnanmak istemediğin zaman bahane çok, anlamak istemediğin zaman da. Lütfen önce benim evren ve kuranla ilgili yazdığım yazıyı okuyun bakalım ona ne diyeceksiniz. Bu konuda övüntüm var zira orada yazan bazı şeyleri ilk defa ben dile getirdim. Ben bu konuları Tanrıyı aramak mucize aramak için araştırmıyorum. Astronomi benim hobim gibi senelerdir incelediğim bir bilim dalı ve öğrendiklerimi daha sonra kuran’da görmke beni ziyadesiyle mutlu etti. Orada yazmadığım birçok şey var mucize olarak yazabileceğim de ne ben kendimi yorayım ne de sen kendini zira ne yazsam bir bahane bulacaksın.
    İbadet ve dua eksenine gelince, Bu konu seni beni ve herkesi aşar zira ibadet ve dua farklı şeylerdir ve ibadetin kabul olmayanı yoktur! ( Her ne kadar yobazlar tam tersini iddia etse de) Dua ise Allahın şefaat yetkisine kalmıştır ki bu konuda bile bilinenin aksine Peygamberin bile tam yetkisi yoktur. ( Bu konuda ayet var) Anlayacağın, bir insan için yapacağın dua, senin nekadar inançlı bir insan olduğundan çok, dua ettiğin kişinin Allah katında şefaati yada bağışlanmayı hakedip haketmediğine ve aslında dünyada kalıp kalmamasının Allah tarafından nasıl bir fayda yada zarar çizgisinde olacağının bilinip ona göre karar vermesine bağlıdır. İnsanları kötülüklerden ve zamansız ölümlerden koruyan sadaka ve Kurban dediğimiz bağışlardır ki bunu da Allah adıyla yapılması gerekir. Senin anlayacağın, Allahın karar mekanizması bizim aklımızın çok ötesinde anlamamız imkansız. Şunu bil ki sadece ibadetin kabul görmemesi imkansızdır zira Allah sonsuz rahmet ve bağışlama sahibi olduğunu yeter ki kendisine kendiniz adına aracısız (!) gelmeniz gerektiğini söyler.
    Dostum ben bilim yada din adamı değilim ve çok şükür bu sayede işletme körlüğü denilen o zıkkımdan uzağım. Çok objektif ve geniş açıdan bakabiliyorum olaylara. Allah bizim tüm bunları tartışacağımızı biliyor ve aslında bunun için de bu konuları kurana koyuyordu! Sonuçta biz bunları konuştukça Allaha daha da yaklaşmakta ve bilinç altımıza yerleştirmekteyiz. İbadetin de temelinde bu psikolojik etken yatar. Allahı An, beynine koy, hatırla ve taşkınlık yapma! İyice düşünürsen insan oğlunun unutkanlığı ve düzenli ibadet birbirleriyle bu bağlamda kesişir. Bu da Kuranda zaman zaman detaylı olarak açıklanır.

    • Sanalkabus

      Arkadaşım ben dua ile kader in çelişmesinden bahsetmiştim,sen ibadet ve duaların kabul olup olmayacağını anlatmışsın…
      birde ;
      ”İnsanları kötülüklerden ve zamansız ölümlerden koruyan sadaka ve Kurban dediğimiz bağışlardır ki bunu da Allah adıyla yapılması gerekir.” demişsin,ben buna çok takıldım :D
      benim bildiğim kadarıyla kurban farz değil bir adettir sadece,hac ta gerçekleştirilen bişe.sonra yayılmış ve fazrmış gibi her sene tüm müslümanlar tarafından gerçekleştiriliyor.Sanırım müslümanlığın ilk 200 senesi gerçekleştirilmiyordu(emin değilim) ve yine bildiğim kadarıyla allah için kesilmez…Allah için allah yolunda bir can almak değil diye biliyorum…

      • Dark

        Yanlış biliyormuşsunuz biraz araştırsanız Kuranda geçtiğini görürdünüz.

        O halde (yalnız) Rabbine ibadet et ve (yalnız O’nun adına) kurban kes. (Kevser, 108/2)

        Kurban ne için kesilir?

        Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.

        • Sanalkabus

          O zaman daha kötü… Allah onun için bir can almamızı istiyor demektir.Benim için bir can kurban edebiliyormusun ? hadi bi göreyim…demiş oluyor.

          • serkan

            Allahın dünyadaki tüm varlıkları insan için yarattığı, onlardan faydalanın diye talimat verdiği açıkken, sırf inançsızlığına bir kaynak yaratmak için sana elbette beynin bu daha kötü dedirtecektir. Hayvan eti yemedin mi sen daha önce hiç? Hayvanlar gökten but, pirzola olarak mı iniyor sanıyorsun? Allah diyor ki, eğer bir şey için hayvan kesiyorsan, bunu Allah adını anarak yap yani Allah rızası için bu hayvanı kes ve etiyle insanlara yardım et. Allah der ki ‘ Onların bize ne etleri ne de kanları ulaşır. Ulaşan ancak sizin takvanızdır. Yani o hayvanı kesip fakirlere dağıtacaksın ki garipler doysun! Karınları et görsün. Kafirler de der ki, Allahın doyurmadığını biz mi doyuracağız! Sen vejeteryansan bu senin tercihin ama ben hayvanı Allah adıyla onun rızasıyla, hayvana eziyet etmeden keser, etini olmayanlarla paylaşır ve afiyetle yerim kardeşim. Sen yemezsen de kafan az çalışır. Daha karmaşığını anlatmıyorum konu dağılacak.

      • serkan

        Dua ile kaderin kesiştiği nokta şudur dostum: Allah eğer içten ve hüşu içerisinde dua edersen, başına gelecek kötülükleri ortadan kaldırır ve seni korur ki kader dediğin şey Allahın yazdığı bir şey değildir. Her insan kendi yaptığı işlerin karşılığını görür ki bu bir ayettir. Kader , Allahın önceden bildiği, insanların davranış yada dualarıyla, ibadetleriyle belirleyip değiştirebildikleri bir hayat çizgisidir. İnsanın başına hayır mı şer mi geleceğini Allah şöyle açıklıyor’ Hayır da şer de Allahtandır’ ancak bu yobazların düşündüğü gibi bak Allah ne isterse onu yapar demek değildir. İnsan o hayırı yada şerri kendisi hakeder, yolunu kendi çizer sadece karşılığı Allahtandır. Eğer doktor orada bir hata yaparsa o hasta ölür bu onun kaderi değil doktorun hatasıdır ki buna da kader i kaza denir. Allah herkese ortalama 150 yıl ömür biçmiştir ama birçoğumuz bazı sebeplerden ötürü bunu tamamlayamıyoruz. Sen eğer her gün Allaha dua eder, bana kötü hastalık verme dersen ve eğer iyi bir insan olup bu duanın kabulünü gerçekten hakkediyorsan Allah seni o kötülükten korur. Bunun adı kader değil Allahın iradesiyle bir şeye müdahalesidir ve Allah olacakların hepsini bildiğinden buna kader diyorlar. Yanılgı buradan ortaya çıkıyor. Bu durum Allahın Ayetleriyle çelişir zaten. Ben sizin hanginizin iyi işler yapacağını görmek için yarattım der Allah. Bilmiyor mu bizlerin ne yapacağını? İnsan iyiliğe de kötülüğe de serbest bırakılmıştır .Kötülük için sadece belli bir sınır vardır. Bizler bu hayata öyle aşığız ki birinin iradesiyle başımıza bir şey gelince bu nasıl iş diyoruz oysaki asıl hayat yeniden dirilince başlayacak ve sonsuz olacaktır. Haksızlığa uğradığını düşündüklerinde elbetteki ödülünü alacaktır. Sanıyorum bunu anlamışsındır. Kurban ibadeti ise evet hac’da kimsesiz ve fakirlerin de hac ibadetini yerine getirebilmeleri ama orada aç kalmamaları adına sonradan varolmuş bir ibadettir. Allah adına yapıldığı için bir ibadettir. Sosyal bir dayanışma ibadetidir. var mı başka sorun?

  24. serkan

    ’Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış’ göğe andolsun.„
    (Zariyat Suresi, 7)

    Çok kısaca yazacağım biraz kafanızı çalıştırın bakalım.
    Yörüngeler kısmını yukarıda açıklamıştım peki şu Yollar kısmı nedir bana bir izah edin bakalım inanmayan kardeşlerim.
    Bir süre sonra ben neler olabileceğini sizlere açıklayacağım.

  25. serkan

    Arkadaşlar ne oldu yahu bulamadınız mı yolları?
    Ama çok bilen editör buna da bir cevap yaz nolur aydınlat bizi.
    Kopya vereyim mi?
    Hani galaksilerin tam ortasında mevcut olduğu ve galaksileri bir arada tuttuğu ispatlanan şey var, şu an imkansız ama ileride bir çözümü mümkün olduğu söylenen solucan deliği olayı filan, hani evrende çok hızlı yol alım hatta başka evrenlere geçiş…
    kapişşş??

  26. Sanalkabus

    senin dikkatini yollar yörüngeler çekiyor,benimde gözüme allahın göğe and vermesi takıldı :) bunun gibi birçok ayet kuranda vardır,allah birçok maddi şeylere and içiyor.Neden böyle bilemiyorum,konuşma tarzı mı desem…

  27. Hakyol Islam

    Gerizekalilar o okyanuslarin yaratilmasi zaten mucize bu arada size kuranin bir mucizesini de yazayim sizin gibi aptallarida Allahu teala gözleri var görmezler kulaklari var duymazlar…olarak bildiriyor iste bu en büyük mucize ALLAHU AKBAR

    • Hakyol Islam

      Birde site acmislar milletin kafasini bulandirmak icin aptallar gidin de iyice düsünün geberdikten sonra cok gec olacak sizin icin 😃😃😃😃

  28. Ali

    Kardeşim ben inanırım, ibadetimi yaparım. Senin iddia ettiğin gibi ölümden sonrası yoksa bişey kaybetmem, ama benim inandığım doğruysa öbür tarafta SEN NASIL KIVIRTCAN onu düşün ;)

    • Gorkem

      Bu mantıkla bakıyorsan hiç inanma daha iyi. En basitinden ibadete ayrıdığın vaktini kaybedersin, hatta belki belli mi olur Allah’la kar zarar hesabına giriştiğin için belki ibadetlerini bile kaybedebilirsin orasını Allah bilir.(Ateist değilim)

  29. muhammed

    bu ayette hem dağların hareketi hemde dünyanın bulutlar gibi döndüğü söyleniyor ve ayrıca dünyanın batıdan doğuya doğru döndüğü söyleniyor çünkü bulutlar batıdan doğuya doğru sürüklenir aynı şekilde dağlarda

  30. ebru

    ne zaman google dini bir araştırma yaptırsam hep bu atesitlerin sitesine denk geliyorum..yav arkadaş sizin inandığınız size benimkiside bana ben şimdi bu vatandaşın yazdığının hepsini okudum..ama ben hala aynı şeye inanıyorum kuran ve Allah..neyin peşindesiniz..hani biri belki bizim tuzağımıza düşerde aklını çeleriz muhabbeti mi ?ya da benim gibi düşünenleri etrafıma toplayım da ne kadar çokmuşuz egosu mu?ımm başka ne sebebi olabilir ?ben ataistlere hiç bir zaman kızmıyorum..onların bu yaptıklarını sadece Allah a isyan olarak görüyorum..amerikan filmleri gibi birgün başlarına kötü bir olay gelir ve başlarlar madem tanrı vardı neden engel olmadı..ve filmin sonunda bir mucize olur ve inançları tekrardan depereşir gerçekten varsan bunu kantıla der ve o mucize olur ..film işte nedersin.sizler inkar etsenizde insanlar kalplerinde hep inançlı olarak dünyaya geliyorlar onu bulmakta tamamen insana bırakılmış..sizin gibi bulmak istemiyenlerde kuran daki Allah ın sözlerini acep nasıl yalanlarız inanmamız için ne kulp bulabiliriz diye uğraşırsınız..yalnız neden hedef müslümanlar hristiyanlar değil..yoksa sizde onların inandıklarının değiştirildiğini mi düşünüyorsunuz :)halbusu ki orda asıl çelişkiyi kefedeceksiniz. kuran yerine eski ahite bi bakın isterseniz.nasıl ensest ilişki olur lut ve kızları anlatılıyor..çığır açarsınız çapınızda daha çok büyürsünüz..Allah sizi ıslah etsin dicem ama o biliyor kim ıslah olur olmaz..yinede hala size kızmıyorum..belki birgün gerçeği bulursunuz ben bilmem ama Allah bilir..o yüzden günaha girmek istemem..

    sevgilerrrr

  31. abdullah

    Komünistlik parayı buluncaya,
    Feministlik kocayı buluncaya,
    ATEİSTlik uçak düşünceye kadardır…:D

  32. insan

    Sonuç olarak :

    1- Allah Kur’anda bilimle çelişen bir yanlış yapmış mıdır?
    “Kitabı sana indiren O’dur. Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar kitabın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu varki, kalplerinde bir eğrilik/bozukluk bulunanlar, fitne aramak,onun teviline öncelik tanımak için kitabın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar.(Âli İmran, 7 )
    *muhkem : manası kolaylıkla anlaşılan
    *müteşabih : bir çok manaya gelebilen
    *tevil : yorumlamak

    Bu demek oluyor ki, Kur’an bir çok manaya gelebilen ayetleri olduğunu kabul ediyor, fakat bunun yorumlamasının sizin gibi ilimde derinleşmek bir yana, inançtan yoksun insanların haddi olmadığını belirtiyor. Kur’an mucizelerinden müteşâbih bir konuda (doğrudan hareket etmesi gerek, dolaylı ederse çelişkidir.)takılmanızın nedeni de yine aynı ayette görüleceği gibi kalbinizdeki eğrilikten dolayıdır.

    2- Kur’an’ın bu iddiası bir mucize midir yoksa insanlar çelişkilerini görmesin diye onları uyutmak için yapılmış bir sahtekarlık mıdır?

    “Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.” (Neml, 88)

    “Yeryüzünde , onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık.” (Enbiya, 31)

    Bu ikisi arasında çelişki görürsün. İşte müteşâbih ayet denilen budur. Bizi koruyan sabit dağlar yaratıldığı söyleniyor. Doğru, o dağlar doğrudan hareket etmiyor. Peki dünya kabuğunun bile lavların üzerinde hareket ettiğini bilmez misin? Burada dağların dolaylı yolla hareketi söz konusudur. Ama doğru ya, âli imran suresinde dediği gibi, kalbinin eğriliği izin vermez bunu görmene. Ve yine aynı kapıya çıkıyoruz, bir çok manaya gelen sureleri yorumlamak alaleda bir insana düşmez. (Sizler ya da bizler gibi)

    3- Ortada bir mucize var mıdır yoksa Allah’ın sözlerinde bir tutarsızlık mı vardır?

    Allah sözlerinde tutarsızlık olduğunu değil, yoruma dayalı sözcüklerinin sadece onun tarafından ve ilim ehilleri tarafından anlaşılabilecegini söylüyor. Senin Enbiya Suresiyle Neml Suresine bakıp da arasında tutarsızlık var sanarken, en büyük mucizedir bir dağı hem hareketsiz hem hareketli kılabilmesi Allah’ın.

    4-peki neden hala ateistsin?

  33. ZEİTGEİST

    İnançlı arkadaşlar ZEİTGEİST:THE MOViE izlemenizi tavsiye ederim.Sadece part 1 yeterli.Artık din tarihini araştırırsınız ne yaparsınız bilmem.

  34. dua

    Ateist arkadaşım imana sahip olmak için Allah’a yalvar ! O seni Cennetine kabul etsin diye tövbe et. Bu resime bak ve dağın hareketinin neden bulutların hareketine benzetildiğine dikkat et. Bu gözle görünen toz hareketi ve gözle görünemeyen serpintileride vardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s