Pozitif Ateizm
Pozitif ateizm; tanrı kavramının varolmadığına emin olmaktır. Aslında bu tanrı kavramı kişiden kişiye değişmekte olduğu için; kimi zaman pozitif ateizm kişilere dogmatik bir düşünce ve bağnazca bir yaklaşım gibi geliyor. Bunun sebebinin iyi anlaşılması lazım. Aslında ateizmin temel iki kolu olan negatiflik ve pozitiflik arasında büyük fark vardır. Bu düşünceler arasında tartışılacak konular sıkca bulunur. Bu yazıda tartışmalardan çok pozitif ateizmi ve bunu savunanların düşüncelerini anlatacağım.

Pozitif ateistler genel olarak herkesin dilinde dolaşan tanrı kavramını reddeder. Özel olarak inceleyecek olursak insanların düşüncelerinde farklı farklı tanrılar bulunmaktadır. İsteyen herkes; düşündüğü şeye istediği gibi sıfatlar ve yorumlar katarak bunun adına tanrı diyebilir. Bu pozitif ateistlerin düşünceleriyle bağdaşmaz. Bizler genel olarak evrenin yaratıcısı, doğmaz-büyümez-ölmez, canlıları yaratan, evreni düzene sokan, sonsuz güce sahip, sonsuz bilgiye sahip, her yerde olabilen bir tanrının varlığnı sorgularız. Eğer bahsedilen tanrı bu tarz özelliklere sahipse, onun kesinlikle olamayacağına dair bazı saptayışlarımız vardır. Bunların çeşitli konular altında özetleyeceğim. Pozitif ateizm bildiğiniz gibi bütün dinleri ve teizme dayanan inançları tamamen reddederken, deizmin tanrıları hakkında çeşitli yorumlara sahiptir. Çünkü deistlerin belirli bir tanrıları yoktur, istedikleri tarafa çekebilirler. Yinede biz bu tür inançlarıda mantıksız buluyoruz, bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
- Kavranamazlık (noncognitivism): Bu düşünceye göre tanrı kavramı tamamen insan hayali olduğu için hiç bir şekilde sıfatlarla veya düşüncelerle anlatılamaz. Bir kişinin tanrısını başka bir kişi hayal edemez. Bu şekilde bir düşünceyi birazcık kurcalayınca tanrı kavramının gerçekten mantıksız olduğunu ve hiç bir anlam ifade etmediğine dayanır. Kavranamayacak bir düşünceyi tanrı olarak görüp bunu kabullenmeye tamamen karşı çıkan pozitif ateistler bu düşünceyi sıkça savunur.
- Doğru seçim argümanı (Argument from Correct Choice): Genel olarak şu şekilde ifade edebiliriz ki; evrende ve dünyada olan bütün olaylar belirli kanunlara göre olurlar. Bu olaylar fizik kanunları, kimya kanunları veya yerçekimi teorisi gibi çeşitli kurallar bulunup tüm olaylar bunlara göre devam etmektedir, aksi görülmemiştir. Bu sebeple biz teizmde ve bazı deizm tanrılarında olan “tanrı bütün olayların sorumlusudur, her şeyi o yönetir” düşüncesine karşı çıkarız. Aslında bütün olaylar tanrı veya başka bir varlığın istediği gibi değil olması gerektiği gibi yürümektedir.
- Transendent oluşun absürdlüğü ve bunun ‘kişi’ olma kavramı üzerine etkileri: Tanrı genel olarak bahsedildiği üzere düşünebilen, evrendeki olaylara yön verebilen hatta evreni yaratan varlıktır. Fakat bu düşüncede evren-zaman-yer bağlantısı yüzünden evren olmadan bir varlığın olamayacağı vurgulanır. Eğer bir tanrı düşünmeliysek bu evrenden sonra oluşmalıdır ve kendiliğinden oluşamayacaktır denilir.
- Ölçek argümanı (Argument from Scale): Teizme karşı savunulan bu düşünce tanrının evreni insan için yarattığı düşüncesine karşılık bahsedilmektedir. Aslında dünyanın sayısız gezegen içinde sadece bir tane olduğu onun yaratıldığını değil tesadüflere denk geldiğinin bir kanıtıdır. Dünya dışında bulunan sayılamayacak kadar cisimden insanlar faydalanamamaktadır ve faydalanamayacaktırda. Eğer üzerine düşünülürse evrenin insan için oluşturulmuş gibi görünmediği anlaşılacaktır.
- Materyalist (apologetics): Tanrılar ne olursa olsun neredeyse hepsi bir maddeye dayanamamaktadır. Genellikle bir enerji veya güç olarak nitelendirilip, o varlığın kavranamayacağını belirterek bu konuyu kapatmaya çalışan inançlılara karşı bir tezdir. Bizim bildiğimiz kadarıyla akıl-güç-düşünce ve bunun gibi kavramlar maddesel varlıklara dayanır. Akıl olması için, düşünce olması için beynimize ihtiyaç vardır. Beyini olmayan bir varlığın düşünmesi, kararlar vermesi ve hatta evreni yaratıp ona düzen vermesi düşünülemez. Bu kadar kudretli bir varlığın bir maddeye dayandırılması gerekir fakat böyle bir madde de yoktur. Sonsuz bir uzay olduğu için bu düşünceyle çeşitli tanrılar çürütülemezken, teizmde olan “tanrı her yerdedir” düşüncesi tamamen mantıksız görünmektedir.
- Occam’ın usturası (Occam’s razor): Tanrı sadece bir fazlalıktır. Onun varlığını tartışmak bile gereksizdir. Teizme dayanan inançların zaten mantıksız olduğunu bildiğimiz için, bir tanrının varolduğuna dair bir kanıt yokken, onu hayalimizde canlandırıp varlığı hakkında tartışmak gayet saçmadır. Böyle bir düşünce bilimlede çelişir.
- Kötülük problemi: Teizme göre tanrı iyidir ve iyi insanları cennet denilen yere, kötüleri ise cehenneme yollamaktadır. Fakat sonsuz güce sahip bir tanrının yarattığı evrende kötülük yapacak düşünceler barınıyorsa bu onun suçudur. Kişilerin düşünceleri ve istekleri çevre şartlarına göre gelişir. Birisi hırsızlık yapıyorsa bu onun eğitimi ve küçüklüğünde yaşadığı olaylarla bağlantılıdır, bunu o kişiye bağlayıp ona kötü sıfatı takan bir tanrı olamaz. Olur diyorsanız ise biz kabul edemeyiz.
- İnançsızlık argümanı (Argument from non-belief): Bir önceki düşünceye benzer bir şekilde inançsız olmak kişinin elinde değildir, bunu sebep gösterip sonsuz süre cehennem tehtiti boş bir tehdittir, bunu bir tanrı söylemiş olamaz.
- Big-bang ve termodinamiğin ikinci yasası: Big-bang; evrende tesadüfen (fakat mutlaka olacak) bir olaydır ve sonucunda evrenin bu şekilde yerleşmeme ihtimali vardır, belkide canlı yaşamasına hiç imkan olmayabilirdi. Eğer tanrı olsaydı bunu daha kolay ve basit bir şekilde sağlayabilirdi. Evreni tanrı yarattı demek ise zaten başlıca bir sorundur ki “tanrı nasıl oluştu peki” sorusu herkesin açıklayamadığı ve aklımızın yetmeyeceği ileri sürülerek kaçınılan bir konudur. Eğer evrenin oluşması için bir tanrıya ihtiyaç duyuyorsak, tanrının oluşması içinde bir sebep görmeliyiz.
- Evrim gerçeği: Gelişmiş bir canlı olmak evrim sürecini gerektirir. Tanrı gibi her şeyin sonu olan bir varlık bilimsel olarak imkansızdır!
Bunlar gibi çeşitli düşüncelere dayanarak tanrı denilen varlığın aslında olmadığını anlayabiliriz hatta bunun hakkında tereddütlerimizden tamamen kurtulabiliriz. İlk olarak tüm bildiklerimizi unutmak ve mantığımızla düşünmek gerekmektedir. Acaba tanrı denilen kavramın olması ne kadar olası?
Eğer düşüncelerini sizi doğru yolda götürürse sizinde pozitif ateist olmak için bir engeliniz kalmaz.
Kısacası pozitif ateizme göre; tanrının varolması mümkün değildir!
(Oğuz tarafından hazırlanmıştır.)
Felsefe Hayat Projesi demiş ki,
27/08/2009 11:20
ZEKİCE…KESİNLİKLE OKUNMASI GEREKLİ…
onemaphossi demiş ki,
28/08/2009 04:59
Özgür irade mümkün değildir. Örneğin, eğer bir tanrı varsa, evreni yaratmaya “karar vermeli”dir. Peki bunu nasıl yapacaktır? İki şıktan birini seçmesi için sebeplere gereksinimi vardır. Ve sebepler varken, evreni de bizzat onlar yaratmış demektir, bu tanrıyı “tanrılık” koltuğundan kaldırıp, basit bir ara sebep olmaya iter. Bu da tanrının, tanrı olmadığı anlamına gelir; Kim basit bir matematiksel denkleme tapmak ister?
abdulazizozturk demiş ki,
28/08/2009 16:23
Bu arada Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurur:
“Dünya sebebler dairesinde döner, ancak sebebleri de yaeatan vardır”
onemaphossi demiş ki,
30/08/2009 03:02
Yaratmasının sebebi nedir?
pozitifateizm demiş ki,
30/08/2009 16:40
Sebepler dairesinde döner peki,ama sebepleri bir yaratanın olması fikri neden kaynaklanıyor ?
Herşeyin bir ustası var örneklemesi sadece insan beyninin tecrübeler eşliğinde düşünmesinden kaynaklı.Bana daha felsefik bir açıklama yaparsan sevinirim.
Oğuz demiş ki,
31/08/2009 17:25
Sebepler derken ne demek istediğinide açıklar mısın?
engin demiş ki,
30/08/2009 23:59
peki bir de bu yönden bakalım: Tanrı; madem tanrı, o halde neden kendisine tapan bir insana ihtiyaç duydu?
ikinci soru ; insan olmasa tanrı tanrı olduğunun farkında olur muydu ?
Abdullah demiş ki,
31/08/2009 15:32
Başka uğraşacak işiniz kalmadı herhalde. Haşa Allah (c.c)kim siz kimsiniz. Bunca eseri BU ESERLERİN USTASINI göremiyorsanız yaradanın sözüne mazhar olacaksınız demektir. Unutmayın Allah bir ayetinde ” onların kalplerini ve gözlerini mühürledik” demişti. Sizler bu mühürlenenler güruhundansınız. Vakit geç olmadan gelin bari bunun farkına varın EBLEHLEHLERDEN OLMAYIN. Cehenneme odun olmayın dünyanın kavakları. Silkinin!!! Besmele çekin, “La ilahe illallah Muhammedun Resullulah” diyerek şahadet getirin ve iman edin. Abdest alın, namaz kılın, bol bol af dileyin çünki en büyük günahı işliyorsunuz. Ruhunuz açlıktan yok olmak üzere, son dakika da ruhunuzu yok olmaktan kurtarmak sizin elinizde. İçerisinde bulunduğumuz ayın rahmetinden istifade edin. Aklınızı kullanın “eğer kalmışsa”. Sizler için çok üzülüyorum. Çok yazık çooooook. Bakan ama görmeyen, göremeyen YADA GÖRMESİ ENGELLENEN iki göz, gördüğünü idrak edemeyen bir beyin ve şeytanın tutsağı olmuş bir et yığını. ÇOK YAZIK ÇOOOOOK. İnsan eşrefi mahlukattır. Gelin varlığınızı İslamla, İnançla, İmanla şereflendirin onu yerlerde sürünmekten kurtarın. Ramazan ayı bunun için büyük bir fırsat. Ha gayret Allaha doğru bir adım atın. Siz inkar etsenizde sizi de o yarattı. İnansanızda, inanmsanızda,çatlasanızda,patlasanızda O sizinde Allahınız..
SİZİDE HESABA O ÇEKECEKTİR. YOLUNUZ YOL DEĞİL GELİN BOŞ İŞLERLE UĞRAŞMAYIN HAYATINIZ MANİDAR OLSUN. SİZİ İSLAMA DAVET EDİYORUM. BUNU BİR BAŞLANGIÇ KABUL EDİN VE SAPKINLARDAN OLMAYIN. SAPKINLARA BÜYÜK AZAPLAR VAAD EDİLİYOR VE ALLAH SÖZÜNDE DURANDIR. GELİN BU AZAPTAN BİR AN ÖNCE KURTULUN. SİZİN MÜSLÜMAN OLMANIZ İSLAMA ÇOK ŞEY KATMAZ AMA SİZİN İSLAM ÜZERE OLMANIZ, MÜSLÜMAN OLMANIZ, İMAN İSTİKAMETİNDE BULUNMANIZ; EMİN OLUN, LÜTFEN İNANIN BANA SİZE ÇOK ŞEY KATACAKTIR. ALLAH SİZE DOĞRU YOLU GÖSTERSİN.
Oğuz demiş ki,
31/08/2009 17:25
Bu yazıyı yazmaktaki amacını öğrenebilir miyim?
onemaphossi demiş ki,
31/08/2009 18:13
Yazdıkların içime işledi, bir anda müslüman oldum. Sağol.
pozitifateizm demiş ki,
02/09/2009 04:55
Duygu sömürüsü ve ticaret mantığına dayanan bir yazı örneği.
Neden müslümansın?
Neden allah’a inanalım?
Yukarı daki ‘pozitif ateizm’ adlı yazı hakkında ne düşünüyorsun ?
Yazılması gereken şeyler hariç,herşeyi yazmışsın.Tebrkler.Hadi namaz kılalım.Kılsak ne olacak ?Kim kabul edecek ?
Anıl Parmaksız demiş ki,
31/08/2009 23:00
lütfen yazdıklarımı okumadan yorum yapmayın:
biLimseL oLarak Tanrının oLmadığının düşünüLmesi ve bunca şeyin birbirine bağlanarak böyle bir düşüncenin eLde ediLmesi oLanak dışı değiLdir tabiKi. biz biLimden böyle birşey bekLiyorduk. dindar biri değiLimdir ama inancım vardır. dünyada 10000 ateist warsa 10000000 inançlı insan vardır. yok bilimmiş yok bilmem neymiş bunlar sadcede inançlı olamyanların dikkate aldığı hususlardır.
ha bunca şey kanıtlandı diyosanız. dünyanın oLuşumu, galaksinin oluşumu, diğer galaksilerin ve milyonlarca gezegenin oLuşumuna sebebiyet veren şeyler sadece bir tesadüfmüydü?
dünyanın oLuşumundan sonra (darvinin teorisine göre) insanın ırkı maymundur. maymunun oluşumunu hangi tür tesadüfe bağlarsınız? (darvin teorisi kanıtlanmamıştır ‘bilinemez’)
her an her saniye biLimide dinide takip etmem asLında. tüm tezi okudum. güzel konuya değinmişsiniz. ama dünya hariç diğer gezegenleri, canlıların oLuşumu, CANLILARIN RUHLARININ OLUSUMUNU ‘fizik, kimya, biyoloji, bilim’ ila bunun gibi şeylere bağlayabilirseniz tüm insanlar ateist oLudu. ben burda ne kimseyi suçluyorum nede insanları eleştirip dine davet ediyorum. sadece onca oLasıLık içinde biraz böyle konulara kafayı yormayıp dünya ve biLimden yola çıkmaksızın ruh alemini ve hayatınızı düşünün.
düşüncemi özetlemek isterim ‘tanrı yarattı, tanrı düzenledi, ilerletip yaşatmak, yaşamak bize bahşediLdi’
yaşayaLım, yaşataLım, inanıp inanmamak insanın kendi seçimidir, saygımız sonsuzdur. abdullah arkadasımız epei bi saçmalamış orası kesin.
inançlılara göre bu dünya/yaşam tanrıdan bize sınama için verilmiştir. yaptıklarımız, yapacaklarımız göz önünde tutularak takdir’i tanrıya düşecektir. Bu Da oLumLu buLunur. bilime inanan insanLarın ve biLgiLiLerin çoğu ateisttir dikkat ederseniz. ateizm e satanizm denemez. cahiL beyinLer bunu böyLe görür.
ben burda ne ateizm i ne de inanışı savunmuyorum. tekrardan söyleyim sadece düşüncelerimi açıklıyorum.
bu konuya değinip cevaplarınızı ve biLgiLerinizi beklerim.
teşekkür ederim
Anıl Parmaksız
Oğuz demiş ki,
31/08/2009 23:19
İlk olarak dünyada kaç tane inançlı-inançsız olduğu önemli değildir. Saçma bir şeye tüm insanlıkta inansa o yine saçma bir şeydir demiş atalarımız.
Galaksi-gezegen-yıldız ve bunun gibi galaksilerin nasıl oluştuğu tamamen açıklandı. Büyük patlamanın zamanıda başlattığı düşünülüyor ve hatta eminiz. Bu yüzden büyük patlamanın öncesini bilemeyiz, bilimde bu düşünceyi bıraktı. Ama evrenin başlangıcını oluşturan bir tanrının olması daha da zor bir konuyu bize taşıyor: “tanrı nasıl oluştu?”. Pozitif ateistler bunu saçma görür ve evreni oluşturabilecek kadar gelişmiş bir tanrının evrenden önce kendi kendine olması materyalist olarak bakarsak imkansızdır. Zaten tanrıların çoğu materyalizme göre yoktur. Bunlar tesadüf müdür demişsin. Aslında tüm bu olanlar belirli kurallarla meydana geldi ve biz buradayız. Kim bilir başka büyük patlamalar sonucu başka yerlerde başka evrenler oluşmuştur ve oralarda elektronun enerjisi biraz daha fazla olduğu için maddeler birbirine bağlı kalamayacağından büyük kütleli gezegen-yıldızlar oluşamayacaktı ve evren kuru bir evren olacaktı. Bu şekilde kanıtlanmamışta olsa bir sürü evren olduğunu düşünüyoruz ve hepsinde bizim kurallarımız yok. Bazılarında ne olursa olsun canlı yaşamasına uygun olamaz. Bunu kendi adıma söyleyebilirim.
Evrim ise tamamen kurallara bağlıdır. Darwin ve evrim eşit görülmemelidir. Darwin zamanında DNA bile bilinmezken o, evrimin ana düşüncelerini ortaya atmıştır. Bazı yanlışları vardı Darwin’in bildiğimiz üzere. Ama bilimimiz üzerine çok şey koyarak evrim teorisi (veya kuramını), evrim gerçeğine dönüştürmüş durumda. Bunu deneyler-fosiller gibi bir çok şeyle kanıtladık ve hala gözlemliyoruz.
Maymunlardan çok, diğer canlıların başlangıcı hakkında hepimizin bildiği gibi okyanusta tek hücreli canlılar tarafından yaşam başladığını biliyoruz ve o günden bu güne evrimsel sürecin açıklayamadığı çok az kısım var bunları dilersen uzun uzun açıklama yapabiliriz. Ama bizim bilimsel bilgilerimiz kendimizin bu kadar geniş bir süreçteki evrim olaylarını açıklamaya yetmez. Gerçekten bilgili olmak gerekir. Ama çeşitli kaynaklarla bu evrim sürecini anlatabiliriz. Evrim teorisine göre maymun ve insanların ırkları ortak atadan gelmektedir. Orangutan ve insan genleri arasında %99′a varan benzerlik bunu açıkca göstermektedir. Bunun yanında maymunların sosyal hayatı, davranışları veya diğer vücut hatlarıyla da bunu anlayabiliriz. Bu olayın bir sürü fosil kanıtı vardır. İsterseniz hakkında araştırıp yazabiliriz.
Ruh diyorsun ya; bana ve çoğu ateiste göre ruh diye bir şey yoktur. Ruh diye tanımladığınız şey aslında beynimizdeki psikolojik ve bunun sonucu olan duygusal düşüncelerin bir sonucudur. Aslında acı-mutluluk gibi bütün hisler ruhlarımızla değil beynimizle hissedilir. Beynimiz olmadığında düşünce aktivitelerimizin hiç biri olmayacağına adım kadar eminim. Taştan bir farkımız olmayacak diyebilirim. İnsanlar bunu zor kabul eder çünkü insan üstün olmak ister. Öldükten sonra yaşamak ister yani, yetmez bu yaşam. Bunu kabullenmek ateistlere de zor gelir, ben bunu gözlemledim. Ama gerçekleri kabul etmek zorundayız, din ve tanrı inançlarıyla kendimizi hayali bir ortama gideceğiz diye düşünüp kendimizi kandırmamalıyız.
Tekrar etmek gerekirse, ruh yoktur! Bunu istediğin kadar tartışabiliriz. Sanırım daha fazla soru bırakmadım. Eğer tartışmak istiyorsan biz burdayız. Teşekkürler ilgin için.
pozitifateizm demiş ki,
04/09/2009 16:45
1-Çoğunluğun fikri, gerçek olmayadabilir.Gerçek olmak zorunda da değildir.
2-Var olan şeyler,fizik ve diğer kanunlar neticesinde hareket eder.Mesela, bir taşı yere attığımızda o taşın yere düşmesine tanrının mühadelesi mi neden oldu yoksa fizik kanunları mı(yerçekimi) ?
Eğer tanrının müdahalesi yoksa, o halde bu taşın yere düşmesi tesadüf mü oluyor ? Hayır.var olan şeylerin determinist bir süreç içerisinde belirli kurallara göre hareketinden kaynaklanıyor.Aslına bakarsan, benim şahsi görüşüm tesadüf diye bir şeyin olmaması, belki de kısmen vardır bazı şeylerde.
3-Evrim kuramı, insan maymundan geldi demez.İnsan ile maymun bir bakıma yakın akrabadır.İnsan ile maymunun ortak atası da ‘primattır’ der.
4-Var olan şeylerin bir tanrı tarafından yaratılmış olduğunu söyleyebilirsin, ama ispatlaman imkansız.Üstelik var olan şeylerin yaratılmamış olduğunu da biliyorsak, o halde bir tanrıya gerek duymuyoruz.
5-Tanrı,eğer bizi sınava sokmuşsa,o zaman ‘tanrın’ kendiyle çelişiyor demektir.Neden ?
Çünkü,tanrı herşeyi önceden bildiği halde neden insanları yaratıyor ?
Düşüncelerin için teşekkür ederiz.Umarım, dediklerimi düşünürsünüz.
-Okan-
AnıL Parmaksız demiş ki,
01/09/2009 05:07
asil ben tesekkur ederim.
herseyin iyi bi aciklamasi vardir herzmnki gbi. canli olusumu/evrimini pek goz onunde tutmadim gercekci oLmak gerekirse. bska gezegenler flan cok ayrintili konular bi sebebiyetle cift tarafli dusununce sizede hak veriyorum. bunlari bilim kanitladi vesayre vesayre.
tanri kavramı, varlıgı eskiden beri muslimanlikta vea diger dinlerde bilimin gelismediqi duzeylerde yayılmıs oLdugundan ister istemez inançlı oLuyoruz.
soruLar cevaplandi yeterince zaten. soracak, savunucak pek bise kaLmadı. inanclı/inancsız her insana saygım sonsz.
zaman ayırdıqınız içn tşkkrler.
AnıL
pozitifateizm demiş ki,
18/09/2009 02:44
Rica ederim, şahsım adına. Düşünmeye ve sorgulamaya devam etmen dileğiyle arkadaşım.
-Okan-
AnıL Parmaksız demiş ki,
01/09/2009 05:23
ama tbikide inançtan yanayım. çnku her insanın bi yanlışı vardır. o kadar edinilen bilgiler tek bir konudan suruLdu ‘yaratan ve yaratılış’ ha bilmekte, kaynaklara ulasıp ciddiye almakta guzel bisey. big bang bir tesadüftür deniliyor bikaç kaynakta. Evren, bilimsel kurumlar, evrensel tüm oluşumlar, bütün canlılar ve biz; tesadüfen mi oluştuk, yoksa bilinçli bir yaratılışın ürünleri miyiz falan filan. big bang tesadufse kuraL yok demektir. siz edindiklerinizle daha haklı gorunuyorsunuz. ama yasamak tek bir yöne bakmak değildir. gerekirse tüm insanların inanışını (ateistler vardır tanrı yoktur derler. satanistler vardır tanrı yoktur şeytan vardır derler. gönder geLsin. maymuna tapan bile var. vampirizm e inanan var. her inanç inananları kendi üzerine haklı çıkarır. burda sizin savunmanız biLim. her yönden bakıp her inanışı göz önünde buLundurup yola çıkmak gerekir. bilim herşey değildir. e bunlar çok eski kaynaklar diyeceksiniz. dogrudur.
soyleyecek birsey bulamıyorum gerci. uni 2. sınıf ogrencisiyim daha boyle konusmalarla karsi karsiya kaLmadigim icin biras irkiLdim
pozitifateizm demiş ki,
04/09/2009 16:50
Evren ‘kaotiktir.’ Var olan şeylerin belirli kurallara göre hareket ettiğini,yani bir deterministlik süreç olduğunu biliyoruz.Eğer tanrı yoksa, o zaman herşey tesadüfün sonucudur demek yanlış bir bakış açısından kaynaklanıyordur.
Düşününce, dinlerin aslında insanlar tarafından organize edildiği gayet aşikardır.Biraz daha düşününce, tanrılarında aynı şekilde insanların eski zamanlarda ki acizliğinden kaynaklı olduğunu ve insanların doğayı anlamak için tanrıları yarattığını gayet iyi anlıyoruz.
En azından düşünüyorsunuz, tebrik ederim.
-Okan-
merve demiş ki,
17/09/2009 18:00
ilk çağlardaki insanlar doğa olaylarını açıklayamadıkları için güneş, ay, deniz vb. doğal unsurları tanrı olarak görürlerdi. daha sonraları bunlar bilimsel olarak açıklandı. ssomut bir şeyin tanrı yerine konulması imkansız hale gelince ise insanlar tanrının soyut olduğunu düşünmeye başladılar.
ayrıca tanrının var olduğunu varsayarsam tanrı insanlara akıl vermiş, bazıları da tanrının verdiği bu aklı kullanarak onun var olmadığı sonucuna varmışlar akıllını kullandıkları için günahkar mı olacaklar bu tanrının bir çelişkisi değil midir
madem tanrı var ve insanların iyiliğini istiyor evrende neden kötülükler vardır
david hume şöyle der
tanrı dünyadaki kötülükleri engellemek istiyor ama gücü yetmiyorsa güçsüzdür,
tanrının kötülükleri engellemeye gücü yetiyor da engellemiyorsa kötü niyetlidir,
tanrı hem güçlü hem d ub kadar kötülüğü engellemek istiyor olsaydı bu kadar kötülük olmazdı demek ki tanrı yoktur.
çevremizdeki kötülükler tanrının olmadığının kanıtıdır.
* madde kanıtı
madde öncesi ve sonrası olmayan tek varlıktır
tüm varlıklar maddeden meydana gelir.
bu da bize tanrı gibi doğaüstü ve madde cinsinden olmayan bir gücün yokluğunu gösterir.
kimse kimsenin düşüncesine inancına saygısızlık yapma lüksüne sahip değildir. lise öğrencisiyim tartışmak isteyenlerle sonuna kadar tartışabiliriz. hatta msn adresimi bile verebilirim bilmiyorum ama yasak mı
demir demiş ki,
02/10/2009 15:56
peki merve hanım cevremizdeki iyilikler neyin kanıtıdır o zaman ?
Oğuz demiş ki,
01/09/2009 14:43
Tesadüf ne demek bir düşünelim. Rastgele gerçekleşen yani olup-olmayacağı olasılığa bağlı olaylara denir. Yani olma ihtimalinin yanında olmama ihtimali bulunur. Bir örnekle tesadüfü açıklamak isterim. Olasılık hesapları bunda çok önemlidir.
Örneğin; evrende bir canlı yaşamının oluşma ihtimalini kendimizce tartışalım. Şöyle bir şey düşünelim. Gezegenlerde bulunan inorganik maddelerin çeşitli enerji akımlarıyla organik maddeye dönüşüp, o organik maddenin de yine tesadüflere bağlı olarak canlıyı oluşturması konumuz. Bunun ihtimali 1/9999 olsun veya istediğin bir sayıyı koyabilirsin, paydasını sonsuza kadar büyütebilirsin. Bu çok zor bir gerçekleşecek gibi görünüyor. Evrende yaşamın oluşması zor, tesadüfen… Bu durum yaratıcı düşüncesi getiriyor akıllara ama birde şöyle bakalım.
Evrende bulunan gezegen sayısı kaçtır? Bunu düşününce çoğu kişi milyarlarca var derken, ben ve çok sayıda kişi sonsuz kabul ediyoruz. Sonsuz sayıda gezegen içeren bir evrende, bu gezegenlerin sadece birinde yaşam oluşma ihtimalini düşünelim.
1 x 999.. (veya sonsuz) / 999..
Bu durumda yaşam oluşma ihtimali hayli büyüdü diyebiliriz. Hatta bana göre yaşam oluşmaması imkansızdır. Bu kadar geniş bir evrende nelerle karşılaşırız kimse bilemez. Aynısını big-bang açısından düşünelim. Sonsuz zaman, sonsuz mekan bulunan bir evrende bir big-bang oluşma ihtimali ne kadardır? Bence oluşmaması imkansızdır. Big-bang zorunlu olarak oluşacaktır. Ama bu olay olasılıklara bağlı olduğu için yine tesadüftür diyebiliriz ama olması gereken bir tesadüf.
Bilim konusuna gelince, özellikle bana göre bilim her şeydir. Ama bilimi bile kesin olarak kabul etmemeliyiz. Bilim şimdilik en doğru şeyleri söylemektedir, değişebilir. Fakat çoğu konuda değişmeyecek bilgiler edindik diyebiliriz. Bu yüzden bilimin dediklerini eğer bir araştırmamız-düşüncemiz yoksa sorgulamadan kabul etme yoluna gidebiliriz. Bir din gibi… Tabii bu şekilde davranmakta çok yanlış aslında, her şey sorgulanmalı ama bu da çok zor. Tartışılacak-düşünülecek o kadar çok konu var ki…
Bence bütün mitolojik inançlar boştur, hepsi insan düşüncesinin, hayal gücünün ürünüdür. İnançların ve dinlerin söyledikleri tamamen bunlara dayanır, gerçekten hiç birinin bilimsel bir dayanağı yoktur. Araştırma-sorgulama-deney-ispat gibi yollara dayanan bilim bizim için sorgusuz ışık kaynağıdır. Bunun dışında biz sadece düşüncelerimizi söylüyoruz. Dinler tamamen hayal ürünüdür. İnanıp-inanmamak size kalmış.
muzaffer demiş ki,
02/10/2009 14:49
ama düşündüğün gibi deil bi keresinde bilim allahın izin verdiği ölçüde öğrenilir kuranda bütün ayetlerin bilimsel açıklaması var
örn, cinsel birleşmeden sonra gusül abtesti alınır sebebi ise terlemee ile vücudun iyon dengesinin bozulması biilim bunu söyledi
örn ,, namaz kılınırken rukuye gidersin ve beyine soğuk kan gider sonra
kalkıp allahu ekber dersin sonra secde ve yine beyine soğuk kan gider beyin dinlenir.rüküdan sonra bekleme sanki sedece secde de beyine giden kanı ornlamak için beklenmiş gibi dir bunlar rastlantımı daha bisürü şey…..
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:39
Tek ayak üzerinde zıplamanın ibadet sayıldığı bir dinde de, tek ayak üzerinde zıplamanın ‘kandırık’ faydalarını yazabilirim sana.
Yani, dinde yapılan ibadetlerin faydalı olduğunu göstermek için, kendinizi zorluyorsunuz ki bunu her dinde yapabiliriz. Mesela, Budizm’in ‘meditasyonu’ için de ben bir düzine fayda sıralıyabilirim ve bu o dinin gerçek olduğunu göstermez. Bu tür örneklendirmelerin, mantıksal bir sonuca götürmediğini anlamalısınız artık.
-Okan-
AnıL Parmaksız demiş ki,
02/09/2009 06:43
peki. bu kdr sey yazmssn. oldukten sonra nooLcak? ‘Ruh’ kavrami bunun icin var. bilim; ruh yok diyemez. eger insanlar bir saat gibi tikirdiyarak isliyorsa olenleri geri diriLtirlerdi? sacmaladıgımı sanmıyorum. gayet mantıklı. oldukten snra yeniden doğucaz falan gibi şeylerde yok. ölmekle beraber düşüncelerin duygularında snle birlikte ölmüyor. kuş olupta uçmuosn. sadce bedenin öLüyor.
açıkçası buna verecek cevap bulamazsınız. çnkü bilim adamlarının, bilim adamlarına inananın hepsi ateist.
böyle oLmasaydı o kdr kitap günümüze gelemezdi diye düşünüyorum. biri çıkıpta gelmedi ben kitap yazcam adı kur’an, inciL falan oLcak diyerek. takdiri size kaLmış efendm.
pozitifateizm demiş ki,
04/09/2009 16:52
Metafizik anlamda ruh diye bir şey yoktur.Psikolojide ruh;bilinçsel faaliyetleri anlatmak için kullanılan bir terimdir.Dini bir anlamı yoktur.
Öldükten sonra ne olacağız ?
Doğmadan önce nasıl yoksan,öldükten sonrada yok olacaksın.Tabi bunu kabullenmek zor, ama bu böyle.
-Okan-
orkutonat demiş ki,
17/11/2009 03:54
Doğumundan öncesini hatırlıyomusun??yada hiç öldünmü ??Hani diyordunuz ya din birşeyi körü körüne kabullenmektir.Siz zaten kabul etmişssiniz.
2.olarak diyorsunuz ya tanrı nasıl oluştu.Güzel soru ama cevabı sizin akıl edemeyeceğiniz kadar basit biraz fizik okusaydınız anlardnız hatta cevabına ben tam net olarak vermiyeceğim sadece bir ipucu kainatta kaç boyut vardır bunu bi araştırın bakalım arkadaşlar belkide sizinde bilmediğiniz şeyler vardır dimi…
Vede beyninizin ne kadarını kullanıyormuşssunuz bide bunu araştırın sonra ikisini birleştirin ve ortak noktayı bulun işte o sizin sorunuzun cevabı olacaktır..
Oğuz demiş ki,
17/11/2009 18:03
Bilime göre sizin ruh dediğiniz şey beyindir. Beyinsiz birisinin düşünmesi veya bilincinin olması imkansızdır. Biz bilimsel verilere dayanıyoruz. En önemlisi mantığa…
Sen ne kadar fizik okudun da bize bunları söylüyorsun? Hiç bir fizikçinin böyle bir şey dediğini duymadım. Sen bence biraz kuantum oku ve madde nasıl kendi kendine oluşabiliyormuş anlamaya çalış.
Evrende en az 11. boyut olduğu düşünülüyor ama bu bilimin karar vermediği bir konu..
Beynimizin %100′ünü kullanıyoruz. İçindeki bütün hücreler çalışıyor. Önemli olan geliştirmek…
Ortak nokta neresi?
Oğuz demiş ki,
02/09/2009 14:54
Bak ben diyorum ya, ruh insanların korkuları sonucu açığa çıkmıştır. Sende bunu örnekliyorsun.
- Öldükten sonra ne olacak? Ruh olmalı.
Bu bilimsel bir şey değildir. Tamamen inanca dayalı söylediklerin ama şöyle düşünelim. İnananların ruha kattığı anlam nelerdir? Düşünce-akıl-duygu ve ne dersen de, bunları ruha bağlamaktasınız. Fakat bunların hepsi “beyin” ile alakalıdır. Psikoloji bunları kanıtlamıştır ve biyolojik olarak incelediğimizde de beyinin bölümlerinin bazıları bunları kendi başına etkiliyor diyebiliriz, nasıl mı? Biz nasıl heyecanlanırız, mutluluk duyarız, severiz veya acı çekeriz? Bunların hepsi beyinden yollanan uyartıların çeşitli organlarda hormonların üretimini tetiklemesi sonucu hormonların kan dolaşımımızı hızlandırması-yavaşlatması veya kaslarımızın hareketlerini etkiler. Bu tarz olaylardan binlerce örnek verilebilir, gerek insan vücudunda gerekse hayvanda. Eğer ruh olmasaydı şunu yapamazdık diye bileceğin bir şey varsa söyle, ben onu beyin ile açıklayacağım. Beyni olmayan biri, ruhtaki özellikleri yapamaz. Bundan adım gibi eminim ve arkasındayım. Kısacası ruh yoktur ve ruh kavramının bütün özellikleri beyin ile alakalıdır. Öldükten sonra hiç bir şeyin kalmayacak, sadece bedenin cansız bir şekilde duracak. Düşünce ve diğer duyguların yok olacak.
Bunun dışında kitap yazma konusunu düşünürsek; kitaplar topluma belirli bir düzen getirmek için konulmuştur. Örneğin; 10 emir. Tamamen basit bir yazı olup, bir insanın toplumu koyacağı basit kuralları içerir. Atatürk’ün bir sözünü yazmak istiyorum en son olarak:
“Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir. İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed’e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur. Muhammed birdenbire Allah’ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.”
- Kaynak: ATATÜRK, 1931, Lise için yazdığı Tarih kitabı
deniz demiş ki,
04/09/2009 13:21
insanoğlu nedensel düşünen bir varlıktır bütün olayları neden-sonuç(determinizm) ilşkileri içinde değerlendirir. pencereden bir taş atılsa bir kedi taşa koşarken insan kimin attığına bakar. Nedeni aramak sanılanın aksine doğuştan öğrenilen değil saonradan öğrenilen bir düşünme biçimidir.
bütün bu değerlendirmelere bakarak: doğduğunu bilen ve öleceğinden emin olan bir canlının nedensel düşünmemesi olanaksızdır.
peki bu düşünme yöntemi bizi nereye götürür: herşeyin bir nedeni olduğuna….bu sadece insanın en ilkel düşünme biçimizidir.
bizim bir nedenimiz olması evrenin bir nedeni olduğu anlamına gelmez….
ayrıca epistomolojik(bilgi bilim) açıdan çok sakıncalı bir sorudur “neden” amaçsal dır çünkü. bir amaca götüren sorular silsilesi yaratır… durum değerlendirmesini önemsemez süreçleri atlar ve sadece sonuca odaklı düşünmeye iter cevapları kesindir. ve kuşkuya yer yoktur.
şöyle bir örnek komuyu açıklayacaktır:
ben neden varım?sorusuna bulacağınız cevaplar tamamen bir amacınız olduğuna götürecektir sizi.halbuki insan amaçsızdır içgüdüleri dışında bütün davranışları özgür iradesiyle şekillenir.
bu sorunun daha kötüsü var ki felesefe ve mantıkla örtüşmez BENİ “”KİM”" YARATTI ? sorusu cevabı içinde gizli olan aslında soru olmayan bir cümledir bu. bu soruya nasıl cevap verirseniz cevap her zaman bir özneye işaret edecektir.ve en muhtemel cevap allahtır.
doğru sorular ise “nedenler ,kimler” le değil nasılla sorulur
nasıl sorusuna cevap vermek bir süreci tutarlı bir biçimde anlatmakla cevaplanır.
aynı soruyu şöyle sorarsak “ben nasıl varoldum” bulacağınız cevaplar bilimsel bir süreci gerektirecektir.
ben tanrı düşüncesinin insanların yanlış sorulara bulmaya çalıştığı bir cevaptan başka birşey olmadığını düşünüyorum.
pozitifateizm demiş ki,
18/09/2009 02:48
”lise öğrencisiyim tartışmak isteyenlerle sonuna kadar tartışabiliriz. hatta msn adresimi bile verebilirim bilmiyorum ama yasak mı”
-Merve-
“”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"”"
Düşüncelerin güzel, sorgulamanın devamını diliyorum. Msn adresi vermek yasak değil tabiki. Ama güvenliğin için burada yazmazsan iyi olur senin için. Çünkü herkes okuyabiliyor.
-Okan-
Ahmet demiş ki,
18/09/2009 17:39
Neden inan mıyorsunuz?
Kalp durmadan atıyor ve dünya, ay diğer gezegenler bir yörüngede dönüyor nasıl açıklıyorsunuz tesadüf mü acaba?
Bizim inandığımız Peygamberimiz okuma yazma bilmemekteydi. Bu kadar şeyi kendisinin söylemiş olması ( ilahi bir kitap olmayışı) akla aykır olmaz mı?
Okan demiş ki,
18/09/2009 20:16
Yukarıda yazılan yazıyı okumanı ve yazılmış olan yorumları da okumanı tavsiye diyorum. Okumadan ‘cumburcup’ diye atlamaya bildiğin üzere sazanlık denilir. Blogumuzda sorduğun sorulara gayet net cevaplar vardır, lütfen oku.
-Okan-
Oğuz demiş ki,
18/09/2009 20:19
Kalp atıyor çünkü evrimleşen tepkimeler sonucu, kalp diye bir organ oluşmuş ve amacı vücuda kan pompalamak. Bunun için de atıyor.
Dünya ve gezegenler bir yörüngede dönüyor çünkü ivmeli hareket yapıyorlar ve birbirlerini kütleçekim kuvvetiyle çekiyorlar.
Muhammed hakkında konuşmak istiyorsan konuşuruz, ama okuma-yazma bilmediğini nereden çıkarıyorsun?
Ahmet demiş ki,
18/09/2009 17:42
Fikirlerin tartışılması güzel ben de tartışmaya hazırım. Merve hanım tartışalım buyrun. ya ekleyin ya mail atın ya burda cevaplaşalım saygılarla…
Okan demiş ki,
18/09/2009 20:19
Msn adreslerinizi burada vermemeniz kişisel bilgilerinizin güvenliği açısından önemli, ama sizler bilirsiniz.
Buradan tartışırsanız, dışarıdan okuyan okuyucular açısından da iyi olacaktır.
-Okan-
ahmet demiş ki,
19/09/2009 13:36
Okan bey’in ateist olmasının dışında adab-ı muaşeretten de bihaber olduğunu öğrendik. İlk defa tanıdığın bir kişinin verdiği cevaba “sazanlık” ediyor denilmez. Kütle çekime bağladığın dünyanın ve diğer gezegenlerin hareketini 1400 yıl önce inmiş bir kitap bildiriyor ama. o zaman bilimde yok be yiğit. Anne karnında çocuğun durumunu, dünyayı neden yarattığını. Eğer gerçekte sonumuz yokluk ise bu varlık niye. Varlığın gayesini anlamamak bence çok ilginç ama benim canımdan çok sevdiğim peygamberime “ismi ile hitabınız” saygısızca. Yukarıda yazdıklarınız ve görüşlerinizi desteklemek için Atatürk ü bile ateist yapmanız çok komik. Ben de dünya da bırakın müslüman oluşunu Allah’a inanan milyarlarca kişinin ismini yazayım bak onların da kafası çalışıyor Einstein gibi :) Çok basit bir mantıkla haşa eğer dediğiniz gibi yok ise sizin de benim de kaybedeceğim bir şey yok. Ama Var ki çok şükür iman ediyorum o zaman siz neler kaybettiğinizi bir bilseniz.( Ben biliyorum da konuşuyorum.) İman görmeden de tasdiki gerektirir be yiğit. gözle gördüğün her şey var değildir. Bazen tattığın duyduğun aklınla kabul ettiğin şeylerde vardır. Yemeğin tuzuna istediğin kadar bak. Tatmadıktan sonra anlayamazsın. Bu foruma hiç girmeyebilirdim ama hayatın gayesini yokluk olarak kabul eden kalbin atışını evrimleşen tepkimeye bağlayan dünyanın kusursuz olarak milyonlarca yıldır hareketini kütle çekime bağlayan yurdum insanına cevap vermek istedim. Hz.Peygamber de dönemimde sizin görüşteki insanlarla doğru yolu buldurmak için çaba sarfetmiş. İnşallah doğru yolu bulursunuz. Saygısızlığa hayır.Derdiniz ne ise önyargıyı bırakın sorun. Saygılarımla…
Oğuz demiş ki,
20/09/2009 13:51
Einstein ateistti. Atatürk dinsizdi, ateist demedik. Ben materyalistim görünen şeyler vardır, görünmeyen şeyler yoktur.
Yemeğin tuzu kimyasal deneylerle tatmadan da bulunabilir (:
Biz hiç bir şeyi tanrıya bağlamıyoruz. Bununda arkasındayım. İstediğinizi sorabilirsiniz.
Okan demiş ki,
22/09/2009 05:00
İlk defa tanıdığım biri değilsin, seni tanımıyorum. Kaldı ki eğer bloğu incelemeden ‘hop diye’ aynı soruları tekrardan sorarsan, buna sazanlık deniyor. Sazansan suç bende değil, sendedir. Bu bir hakarette değil, uyarıdır.
Dünya’nın ahreketlerinin Kur’an’da geçtiğini söylemek komik. Nerede geçtiğini belirtirsen sevinirim. Ayrıca, antik yunan filozoflarının madde ve evren hakkındaki düşüncelerini okumanı tavsiye ediyorum. Mesela, demokritos; Senin peygamberinden yüzlerce yıl önce ‘atomların’ varlığını sadece düşünerek bulmuştur. İnsanın bilgisi olmayınca ‘1400 yıl önceki’ kitabının gerçek olduğunu sanıyor böylece…
İsmi ile hitap etmeyip, neyiyle edeceğim. H.z. Muhammed dememi istiyorsan, o senin gibi Muhammedi kutsal varlık olarak görenler için geçerli. Nasıl ki sen inanmadığın dindeki elçilere ismiyle hitap ediyorsun, o dine inanan kişiler gibi ’skutsal sıfatıyla’ değil, aynı şekilde bu senin dinine inanmıyanlar içinde geçerli.
Atatürk, ateist değildir, dinsizdir. Kendi yazmış olduğu ‘Medeni Bilgiler Kitabına’ göz atmanı tavsiye ediyorum. Ahh, bilgisizlik böyle yapıyor insanı işte!
Ya varsa, ya yoksa diye bahsetmiş olduğun konuyla ilgilide blogumuzda yazı var. Yine okumadın değil mi? Evet, okumamışsın belli. Tabi, okumazsan Allah’a inanmaya devam edersin işte. Sonra burada gelip, bilmeden yazarsın.
Dünya’nın nasıl hareket ettiğiyle alakalı bilimsel bir bilgiye sahip değilsin ki, gelip burada bilgi veresin. Dinsel bilgiyle açıklayamazsın Dünya’yı.
Sen de önyargıdan önce, biraz okumalısın, araştırmalı ve öğrenmelisin. Blogumuzu bile okumadan, aynı soruları tekrardan sormak; İşte bu gerçekten saygısızlıktır.
Kendine iyi darvanman dileğiyle…
Halik demiş ki,
19/09/2009 13:48
inkarın çeşitli sebepleri vardır: bilgisizlik, inat… gibi. bir de, kabul edilen fikirlerin lazımını yani neleri gerektirdiğini hesaba katmadan şartlanılan doğrultuda gitme vardır…
biliyorsunuz, durmadan mükemmele doğru giden ve kompleks bir yapıya sahip bulunan harika canlı vücutları, maddi sebeplere, kör kuvvetlere, kendi kendine oluştuğunu zannettikleri kanunlara bağlıyorlar. halbuki gayeli şekilde gelişen, orantılı biçimde ahenk içinde büyüyüp hayatını devam ettiren bir vücudun üzerindeki bir planı ve onu devamlı kontrol altında uygulayan gücü inkar ediyorlar… mesela; sperm olduğu halde kalmıyor, geçirdiği her safhada ve safhaların her anında yepyeni bir sanat güzelliği içinde bir büyüme ve gelişme ile karşı karşıya bulunuyor…
Oğuz demiş ki,
20/09/2009 13:55
Bilimadamlarının ortalamaya göre %94′ü ateist. Albert Einstein, Stephen Hawking, Richard Dawkins, Galilei Galileo, Carl Sagan… Evet çok bilgisiz kişiler (:
Spermin neresiyle Allah’ı kanıtlıyorsun? Mesela çok güzel bir düzen var dersen bu bir tanrının kanıtı olabilir belki ama Allah gibi özel bir tanrıyı nasıl burdan kanıtlıyorsun? Onu sadece Kuran’dan kanıtlayabilirsin ki ben öyle bir kanıta rastlamadım. Sperm hakkında her şey bilimsel bir şekilde ortaya konmuştur. Biyolojik-Kimyasal tepkimeler bütün gelişimi açıklıyorken bunun mükemmelliği nerede kalıyor?
Okan demiş ki,
22/09/2009 05:04
İnkar ve reddetmek kavramlarının farkını öğrenmelisin.
Bana göre de, teistlerin, teist olmasının nedeni çeşitlidir ve bunlardan bir kaçı şunlardır;
1-Bilgisizlik
2-Cehennem korkusu
3-kendi kültürünün tanrısının gerçek olması(!)( bireyin kendisine göre)
Blogumuzu okumanızı tavsiye ediyorum. Söylediğiniz herşeyle alakalı bir makale var blogumuzda. Neden okumuyorsunuz, onu anlamıyorum?
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 14:28
ben de size okumanız için bazı site isimleri veya kitap isimleri söyleyebilirim. bu platformda mesele daha ziyade bilgilerin tartılması…
ahmet demiş ki,
19/09/2009 13:54
Yukarı da bir cümle gördüm Allah kötülüğü yarattı o zaman kötü diye. Mesela ateşte şerdir ama şerrin yaratılması şer değildir. Ateşle ısındığımızda yemek pişirdiğimizde oluyor. İyi tarafları da var. yani :)
Oğuz demiş ki,
20/09/2009 13:56
Ateşe kötü diyen birisi yok zaten. Siz ateşi cehennemde hayal ettiğiniz için kötü gibi görüyorsunuz. Oysa evrende ateş olmasa biz yaşayabilir miydik?
Lütfen söyler misin, ateş nedir, nasıl ortaya çıkar? Konuşuyorsun böyle ama bence ne demek olduğunu bilmiyorsun.
pozitifateizm demiş ki,
22/09/2009 05:36
Allah’ı haklı çıkartayım diye düştüğün hale bakar mısın? Allah’ını haklı çıkartmak uğruna, o yüce yaratıcını(!) ateşle bir tutuyorsun.
Ayrıca, Allah iyiyse neden kötülük var, kötüyse neden iyilik var?; Sorusunun yanıtı değil, bu sadece ilgisiz bir ilişkilendirmedir. Mantık bilmeye gerek yok, saçmalıklar söylemek için.
-Okan-
ahmet demiş ki,
19/09/2009 13:57
Hz.Kuran da “onları uyarsan da uyarmasan da birdir inanmazlar” diyor insan üzülüyor işte be valla
pozitifateizm demiş ki,
22/09/2009 05:09
Rig-Veda’da da o kitaba inanmayanlar için öyle diyor, sende hindu ol o halde?
-Okan-
Halik demiş ki,
19/09/2009 14:00
Onlara soruyorsunuz;
-bir canlı vücut mu daha üstündür, yoksa bir ilaç mı?
-elbette canlı varlık.
-peki siz hiç ilaçtan anlayan bir kimyacı,eczacı veya eczacı kalfası olmadan bir ilacın meydana gelip paketlendiğini, hangi derde derman olduğunun da üzerine yazıldığını gördünüz mü?
-görmedik.
-halbuki sizce basit bir bileşim olan ilacın, hiçbir şekilde insan müdahalesi olmadan meydana gelmesi gerekirdi. çünkü kainatta düzenin ve 2 milyon canlı türün milyarlarca fertlerinin bir yaratıcısı olmadan çeşitli sebepler tarafından yaratıldığını hem de bilimselliğini iddia ettiğiniz izahlarla ileri sürüyorsunuz. bu kadar mükemmel şeyleri yapan elbette daha basitleri çok daha kolay olarak yapması gerekir. çünkü düşünce sistem ve yapınız bunu gerektiriyor…
Oğuz demiş ki,
20/09/2009 13:59
Cansız varlık olan ilaç evrim geçiremez. İlacın ana maddeleri doğada bulunuyor ve hatta bazıları tepkimeler sonucu daha farklı maddelere dönüşebiliyor. Ama canlıda DNA var dostum. İlk canlıların oluşumunu Miller deneyiyle açıkladık, blogumuzdan bulabilirsiniz, ondan sonra ise Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıyla günümüze geliriz. Şimdi;
Sen bir canlının üreyerek, genlerini değiştirerek, farklılaşarak insan oluşturmasını düşün,
Birde hiç bir üreme özelliği göstermeden, geni olmayan, farklılaşmayan maddelerin ilaç oluşturmasını karşılaştır.
Bu ikisi karşılaştırılamayacak kadar saçma şeyler, bence daha güzel bi örnek dene.
abdulhalik demiş ki,
21/09/2009 16:16
bu kadar basit bir şey olan ilaç bile dış müdahale olmaksızın meydana gelemiyorken, mükemmel bir varlık olan canlıların nasıl kendi kendine / bir Yaratıcı olmadan meydana geldiğini düşünüyorsunuz??
pozitifateizm demiş ki,
22/09/2009 05:12
Aynı şey değil. Gayette gelmiş. Bir gezegenin oluşması için tanrıya nasıl ihtiyaç yoksa, bir canlının oluşması içinde yok. Uygun şartlar ve ortam olduğunda yine bir canlı oluşabilir ki zaten öyle oluştuk.
-Okan-
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 14:30
bilimsel olarak dışardan müdahale olmadan birş eyin oluşması imkansız.
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 05:04
Bilimsel olarak demek zaten metafizik bir güç olmadan, evrenin kendi yapısından kaynaklı birşeylerin oluşması, evrilmesi, değişmesi demektir.
Yani dışarıdan bir etki varsa o halde zaten bilimsel olmuyor. Doğal ve yapay dediğimiz kavramlardan buradan gelir zaten. Doğanın kendi oluşturduğu ‘şeylere’, bilimsel diyorsak; yapay olarak, yani birisinin etkisiyle oluşan demektir.
Bilimsel ve bilimsel değil kelime öbekleri pek doğru sayılmaz, kısacası.
-Okan-
pozitifateizm demiş ki,
22/09/2009 05:51
Çok alakasız benzetmeler. İlacı, insan üretir, ama kimyasallar evrende her zaman vardır.
İlacın üretilmesi yapaydır, ama canlının oluşması doğal süreçlerin eseridir.
Doğal ve yapay ayrımını yapabiliyorsun değil mi?
İkinci bir soru; En mükemmel varlık olan Allah’ını kim yarattı peki. O kadar düzenli, mükemmel bir varlığında bir tasarımcısıı olmalı; Senin mantığınla ki çok saçma bir mantık olduğunu söylemeliyim. Buna mantıkda ’safsata’ deniyor, yani senin yaptığına.
-Okan-
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 14:33
işinize gelmeyenlere “saçma”, “safsata”, “sazanlık”… gibi hakaretamiz sözler sarfetmek de size göre bir savunma mekanizması olsa gerek. belki bizden de bu tür tepkiler bekliyorsunuz. ama şunu unutmayın biz inanç konusunda eğitim alırken, terbiye ve adab konusunda da bilgi sahibi yapılıyoruz…
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 05:18
Safsata hakaret sözcüğü değildir, mantık terimidir. İnsan bilmediğinin düşmanıdır diye boşuna dememişler demek ki, onu anladım ben yazdıklarından.
İşime gelene safsafa, işime gelene mantıklı demiyorum. Söylediklerini açıklıyorum ve cümlemin sonuna ekliyorum, diyorum ki o halde Allah’ı kim yarattı?
Bilgisiz birine karşı ne dememi bekliyorsun ki? Saftasa kelimesini hakaret olarak algılamak, herhalde bilmeyen biri için geçerlidir. Safsata ne demekmiş, öğren istersen. Ama hakaret olmadığını öğrendiğinde, bana bir özür borçlusun.
-Okan-
Halik demiş ki,
19/09/2009 14:20
inanmayanların (ateistlerin) yanlışları önemli ölçüde peşin fikirlerindeki hatalarından kaynaklanıyor. çünkü onlar maddeyi, maddi sebepleri ve maddi kanunları şu alemin ve içindeki canlı sanat eserlerinin yaratıcısı nazarı ile görüp ona göre araştırma yapıyorlar. yani kuralı peşin koyup, araştırmalarını o doğrultuda, kendi koydukları kuralı ispat etmek için yapıyorlar. halbuki buna imkan yoktur.
mesela; boş bir alanda gayet mükemmel bir saray kurulmuş, içinde her türlü lüzumlu eşya mevcut… içinde de kimsecikler yok… bu sarayı uzaktan gören ve saray nasıl yapılır hiç görmediği gibi bu konuda en ufak bir fikri ve bilgisi dahi olmayan bir kişi onun yanına yaklaşıyor…
peşin bir fikirle “bu saray, saray cinsinden, saray nevinden bir şey tarafından yapılmıştır” anlayışı ile içine giriyor. başlıyor araştırmaya; kapı, pencere, taban, tavan, duvar… “hiçbiri bu sarayı yapamaz” diyor kendi kendine…
sonra “acaba maddi sebepler mesela rüzgarlar bu sarayın çimento, cam, tahta, tuğla, demir gibi parçalarını tesadüfen bir araya toplayıp bu binayı kurmuş olabilir mi?”
yoksa “acaba sarayı meydana getiren parçaların akıl ve bigisi var da böylece onlar kendi kendilerine mi meydana getirdiler? ya da tabiat mı bunları yaptı?”
diye düşünmeye başlıyor…
teker teker veya toplu halde bu üç fikirle işin içinden çıkamıyor ve ne yapsın, ilerde ilim gelişir ve belki de bu düşünceleri ispatlar diye kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. halbuki ilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu peşin fikrin ispatı katiyyen mümkün olmayacaktır.
çünkü SARAYIN USTASI SARAY CİNSİNDEN OLAMAZ. ONDAN FARKLI VE ONDAN ÇOK DAHA ÜSTÜN BİR VARLIK OLMALIDIR.
burada dikkati çeken husus; Yaradan’ın varlığını kabul etmeyenler kainattaki düzen ve ahenge, harika yaratıkların varoluş sırrına bir izah getirme mecburiyetinden böyle duruma düşmektedirler. yani peşin hükme dayanan inkarlarını bir esasa dayandırma mecburiyetinde oldukları için kendi inançsız fikirlerine zoraki bir dayanak/gerekçe arıyorlar. yoksa derinliğine düşünene hiçbir aklı, ileri sürdükleri şeyler, tatmin edecek cinsten değildir…
Oğuz demiş ki,
20/09/2009 14:03
Bak yine aynı şey. Canlıların oluşumuyla koskoca sarayı bir tutuyorsun.
Sen ilk canlı nasıl oluştu biliyor musun? Evrende zaten madde vardı ve dünyada ortam koşulları sebebiyle tepkimeye giren özel maddeler ilk canlıyı oluşturdu. İlk canlı neydi? Tek özelliği kendi neslinin devamını sağlamasıydı.
Saray kendi kendini bölüp sayısını artırabiliyor mu? Üreyebiliyor mu? Şu boş örnekleri geçin artık. Biz zaten onlara kendiliğinden oluştu demiyoruz. Aynı şeyi ben soruyorum.
İnsanın oluşması için ille de bir tanrı gerek diyorsunuz ya, bu tanrı nasıl oluştu? Küçücük bir insan dediğimiz aşamalarla oluşamıyor sizce ama sonsuz güçlü, hiç bir kanıtı olmayan, hiç bir tez bile söylenemeyen bir tanrı kendiliğinden oluşuyor, afedersiniz ama gidin işinize, inanılmaz saçma bir şey bu.
pozitifateizm demiş ki,
22/09/2009 05:18
Evren’in kendi makro boyutuyla, Dünya’yı ve canlılığı bir tutamazsın. Evren’in kendi yapısı, sistematiği vardır.
Bir taşı yere attığında, eğer bulunduğu ortamda yerçekimi varsa o taşın nasıl hareket edeceğini hesaplarsın önceden. Aynı şekilde; Dünya’nın neden yaşamsal olduğunu ve neden Dünyada canlılığın olduğunu da bu şekilde düşünebiliriz.
İnsan doğayı taklit eder, ama doğa kimseyi taklit etmez. İnsan bir saray yapar, yeteneğini kullanarak, ama sen insan bunu yaptı o halde insanı da biri yaptı diyemezsin. Bu mantık ilkelerine aykırıdır. Ateistleri anlamayışınız tamamen bilgisizlikten ve okuma alışkanlığınızın, düşünme yeteneğinizi kullanmamaktan kaynaklanıyor. Yoksa sorun bizde değil, bizleri ’salak’ yerine koyan sizlerde.
Her mükemmel varlığı bir yaptı mantığıyla bakıyorsan, o halde Allah’ını da biri yapmış olmalı. Ona neden hayır diyorsun?
-Okan-
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 14:41
estağfrullah biz kimseyi “salak” yerine koymuyoruz. fakat bununla birlikte şöyle de bir durum var: her ne kadar olumsuz örnekler mevcut olsa da İslam inancı bilime ve araştırmaya (yani insanın algılama, idrak, davranışlarını yönlendirme kabiliyetini azami ölçüde kullanmasına) önem verir hatta bunu emreder. yani dininden bihaber yaşamayan bir müslüman öğrenmeye, araştırmaya, okumaya, bilime kapalı değildir. hatta belki duymuşsunuzdur Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayeti “OKU” dur.
fakat inançsız insanlara baktığımızda ise din konusunda, Allah konusunda bir araştırma yapmadıklarını görüyoruz. buna gerek görmüyorlar belki de ama dünyadaki insanların büyük çoğunluğunun ilgilendiği bir konuya bilim adamlarının duyarsız kalması ve bu konuya eğilmemeleri ne derece doğrudur??
yani kısaca bizler bilmeye, bilgiye kapalı değiliz, fakat sizler din konusuna karşı peşin hükümlüsünüz…
Oğuz demiş ki,
22/09/2009 22:38
Kuran’da “Oku!” derken neyi oku diyor? Bilimsel bir kitabı mı oku diyor yoksa dogmatik, kalıplaşmış olan Kuran’ı
mı? Oku, sözünü ne güzel çeviriyorsunuz.
Oku derken Kuran’ı oku diyor. Oku bunu bütün hepsini kabul et, bunda yalan yok diyor :D Ne kadar da bilimsel..
İslam’a inanmayarak senden daha iyi bildiğimi anlıyorum. Ben Kuran’ı da okudum, hadislere de göz gezdirdim. Muhammed’in nasıl bi adam olduğunu senden daha iyi biliyorum ve İslam’ı daha çok araştırdım. Bir peygamber 52 yaşındayken 9 yaşındaki biriyle yatar mı? O 6 yaşındayken evlenir mi? Bu ahlak-akıl dini “islam” ise ben ahlaksızım ve akılsızım, tamam..
Bizim bilgiye kapalı olduğumuz’u nereden biliyorsun?
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 05:26
Aksine ateistler din konusunda çoğu müslümandan daha bilgilidir. Mesela benim gibi kökten dinci bir ortamda yetişip, sonradan islamın bahsedildiği gibi olmadığını anlayan ve dinden çıkan insanlar için bu geçerli olabilir. Ve şu ana kadar karşılaştığım çoğu ateistte benim gibidir, tanıdığım ve kendine müslüman diyen bir çok kişiden daha iyi islamı bilir.
Ayrıca, bilim adamlarına ve sorgulayan insanlara baktığımızda da dinsizlerin çoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Neden acaba? Okuyan insanlar ve düşünen insanlar anıyorlar ki ‘din’ insan ürünüdür.
Din konusuna karşı peşin hükümlü değiliz. Çoğu ateist, deist, agnostik… önceden müslüman olan kişilerdi. Yani islamın ne olup ne olmadığını iyi bilen kişilerdir. Tabi bunların arasında da ‘özenti’ dediğimiz kişiler var ve gerçekten bilgisizler.
…
-Okan-
deniz demiş ki,
22/09/2009 03:17
“bilginin inanılmaz bir hızla üretildiği cehaltin ondan daha hızlı arrtığı bir yüzyıl bu” André Breton
sevgili arkadaşlar özellikle Ahmet Bey ve haluk bey
islam felsefesi hakkaten sağlam temelleri olan,ciddi bir disiplindir. Ama günümüzde saidi nursi müteakip fettullah gülen gibi vasat insanlarla maalesef körelmiş zavallı bir hal almıştır.
görünmeyeni yemeğin tuzuyla gülün kokusıyla vs.. açıklamaya kalkarsak koskoca islam filozoflarına en hafif deyimiyle edepsizlik etmiş oluruz .
Muhiddini ibn arabi varlık teklik teoremini (matematiğin çıkış noktasıdır) şöyle çözer ‘ben yoksam tanrı yoktur’ o çok ünlü tanrı insanı kendisini tanıması için yarattı deyişi -kötü bir yorumla- ordan gelir.tanrının varlığını insana koşut kılmak en akla yatkın inanış biçimi olsa gerektir.-ki islamın en parlak döneminin başat felsefesidir-bkz islam aydınlanması 9yy-11yy
saray meselesi örneği yanlış anımsamıyorsam saidi nursinin benzetmesidir. bütün sorun burda zaten sebvgili arkadaşım sen şikayet ettiğin mutlak düşünceyi burda kendin yaratıyorsun; saray nedir? yapısal bir form,insanın yaptığı mimari bir form. yani örnek tamamen yanlış. ilk yazımda soru sormanın öneminden bahsetmiştim buradaki hatada aynıdır.yani bu sarayı kim yaptı bir soru olamaz!!!!!!!faile direk işaret eden cevabı aşikar bir örnektir bu..
isterseniz sorunu şu şekilde inceleyerek daha sağlıklı bir tartışma ortamı yaratabiliriz..
saray mükemmelmidir ? ( saray evrene benzeteilmiştir)
cevap evet olmuştur bu birinci ön kabul
mükemmel olan yaratılmıştır(tasarlanmıştır) 2. ön kabul
yaratan yartatığı türden olamaz (bu aksiyomatik önerme tartışmamız yersiz) 3. ön kabul
görüldüğü gibi burda varsayımlar tartışılmamış olgu üzerinden tümden gelimsel bir çıkarım yapılmıştır.
oysa biz mükemmel nedir? tasarım nedir ? ve yaratmak nedir ? sorularını sormuş olsaydık bu kavramların tamamen göreceli olduğunu dolayısıyla bunları bir ön kabul (postüla ) olarak kabul edemiyeceğimizi görürdük.
örneeklerle tanrıyı tanıtlamaya çalışmak gerçekten yersiz ve beyhude bir çabadır. imamı gazali sefalet-ül felsefede bunu tersten söylemiştir”akılla allahı bulamazsın”
tabi sadece akılla allahı değil birçok şeyi bulamayız sonsuzluğu mesela yada ilki. ama akıl erdiremediklerimiz tanrının ispatı olamaz.
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 15:02
Elektronik beynin (bilgisayar) mucidi, yaratılıştaki tesadüf hakkında şunları söylemektedir:
“Yıllarca çalıştım; yüzlerce kablo ve diğer elektronik malzemeler kullanmak suretiyle, büyük bir piyaonun üç misli hacmindeki bir sandığa sığdırabildiğim elektronik beyni meydana getirebildim. Şimdi ben, böyle bir cihazın akıl, zeka ve plan kullanılmadan meydana gelebileceğine hiç ihtimal verebilir miyim? Halbuki etrafımızı saran tabiat büyük bir plan, icat ve nizam mecmuasıdır. Tabiatın her parçası müstakil olmakla beraber, parçalar kendi aralarında ahenk içinde bir münasebet ve bağlılık hali arzeder. Kainatın her zerresi benim keşfedip yaptığım elektronik beyinden çok daha girift bir yapıya sahiptir. Bu cihazın yapılması, plana ihtiyaç hissettirince fizyolojik, kimyevi ve biyolojik bir cihaz olan cismimiz de bir plana ve o planı yürütecek bir Yaratan’a ihtiyaç hissetmez mi?”
Oğuz demiş ki,
22/09/2009 22:28
Bizim tarif ettiğimiz canlıların oluşumunu anlayabildin mi? İlk canlı o kadar basitti ki, o düşündüğün karmaşıklık şu an için. Şöyle düşün.
Canlılar nesillerini devam ettirir ve başkalaşım geçirir. Kalıtımları yoktur.
Cansızlar nesillerini devam ettiremez ve başkalaşım geçiremez. Kalıtımları yoktur.
Bunu düşünerek, canlılarla cansızları kıyaslamayı geç artık. Eğer okumadıysan Miller-Urey deneyine bir göz gezdir ve bizim “ilk canlı”dan kastımızın ne olduğuna bir bak.
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:44
İnsan doğayı teklit ederek, bir şeyler tasarlar. Çünkü bir hedefe dönük çalışma yapar, ama doğanın bir hedefi yoktur, ortamın şartlarınca birşeyler oluşur veya oluşmaz…
Neden Marsda hayat yok? Çünkü hayat için elverişli değil, aynı şekilde Dünyada hayat var çünkü yaşamsal faaliyetlerin gelişmesi için uygun ortamı sağlamış…
Yerçekimsiz bir ortamda atmış olduğun taş neden yere düşmüyorsa, hayatın oluşması içinde uygun şartlar gerekir. Mesela, su gibi…
-Okan-
anıl ersen demiş ki,
22/09/2009 15:55
merhaba arkadaşlar..yazıyı bende okudum ve gerçekten çok güzel ve insanı bir o kadar da düşünmeye teşvik eden noktalar mevcut..ancak anlamış olmadığım bir nokta big bang teorisini ayrıntılı bir şekilde inceledim ve bu teorinin doğru olduğuna inandım..dolayısıyla big bang ve evrim kuramı birbirlerine zıtmıdır yani biri diğerini yanlışmı kılar..teşekkür ediyorum
Oğuz demiş ki,
22/09/2009 22:29
Konuyu tam olarak açar mısın? Neden big-bagn ve evrim birbirini çürütür, bu fikrin sebebini merak ettim?
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 05:44
Öncelikle teşekkür ederim. Soruna gelecek olursak:
Big bang teorisi, evrim kuramına zıt değildir. Çünkü ikisi farklı şeylerdir. Big bang, evrenin oluşumunu açıklamak için kullanılan bir modelken, evrim canlılığın oluşumunu ve çeşitliliğini açıklayan bir kuramdır.
Rica ederim.
-Okan-
abdulhalik demiş ki,
22/09/2009 18:19
şunu da eklemek istiyorum ki; bu platform ne zaman açıldı bilmiyorum ama bu sayfayı okuyan her insan fizkçi, kimyacı, matematikçi olmayabilir. ilköğretim veya lise mezunu olabilir. yani yorum yaparken ya da cevap yazarken, makul/orta zekalı ve orta düzey eğitim seviyesi olan kişlerin anlayabileceği şekilde hareket edin. mesela benim yorumlarımı her insan eğitim seviyesi ve yaşı ne olursa olsun az çok anlayabilir. yaptığınız ve muhtemelen sizin de çok anlamadığınız (ihtimal dahilindedir ki, çeşitli kaynaklardan iktibas ettiğiniz) yazı ve yorumlar sizi haklı çıkarmaya yetmediği gibi insanları sıkmaktan öteye gitmeyecektir…
Oğuz demiş ki,
22/09/2009 22:23
Gerekli yerde gerekli ayrıntıya giriyoruz. Bilgiler ağır gelirse bizden yardım alabilirler, burdayız. Ama anlaşılmak için ayrıntılara girmeden konuyu bitiremeyiz. Zaten bu konuda araştıranlar genelde bilgili kişilerdir.
Teşekkürler düşüncelerin için.
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 05:48
Güzel bir noktaya değindiniz. Teşekkürler.
Herkesin anlayabilceği ölçüde bilgi vermeye, yazmaya çalışıyoruz, ama bazı sorular, daha teknik tanımlar içerdiğinden, akademik bilgi derecesine girebiliyor. Bu konuda elimizden pek birşey geleceğini zannetmiyorum, ama merak edenler sorarsa, daha açıklayacı bir şeykilde o konuyu da anlatabiliriz.
-Okan-
ABDULKERİM demiş ki,
22/09/2009 19:05
size şöyle bi kıssa anlatayım ama kendini bilim adamı zannedip cehaletin içinde yönünü kaybetmiş maymuncuklar bu kıssadan hisse almayabilirler ama anlayana: Hz. Ebu Hanife zamanında dehli adında kendini bilim adamı sanan bir zat çıkmış ve süslü güzel laflarla insanları islamdan uzaklaştırmaya gayret gösteriyor ve bundada bayaa etkin oluyormuş karşısına çıkan birçok islam alimini alt edip Allahın yokluğunu kendi çapında ispatlıyormuş. konu imam-ı azama ulaşmış ancak başlarda imam bu zatın karşısına çıkıp tartışma konusunda tereddüt etmiş çünkü kendiside yenilirse daha çok insan islamdan kopacaktır.ancak bir sabah imamın bir talebesi gördüğü bir rüyayı imama anlatır bu rüyada bir Domuz çıkıp bir ağacın dallarını yapraklarını yer sadece ağacın gövdesi kalır bu sırada ağacın gövdesinden çıkan bir aslan bu domuzu öldürür.imam-ı azam bu rüyayı şöyle yorumlar “bu ağaç islam ağacı ağacın yaprakları isalmdan kopan insanlar domuz dehli denen zat aslan ise ebu hanifedir.” bu rüyadan sonra imam bu zatla tartışmaya karar verir ve dehliye haber göndererek zamanını ve yerini belirleyerek tartışmayı kabul ettiğini iletir.dehli hazırlığını yapar bütün ahaliyi toplatır ve kürsüye çıkarak imamı beklemeye başlar. imam bilerek toplantıya gecikir geldiğinde dehli sorar neden geç kaldın, imam:gelirken yolumun üstünde azgın bir nehir vardı geçemedim çokca bekledikten sonra bir ağaç kendiliğinden düştü ve karşı tarafla aramda bir köprü oldu bende geçtim ancak gelebidim. dehli güler hiç ağaç kendiliğinden köprü olurmu? imam:ağaç kendiliğinden köprü olamıyorda dünya ve canlılar kendiliğinden nasıl oluşabiliyor der. dehli bozulur ancak belli etmez ve imama sorar söyle bakalım dediğin Allah bir tane diyorsun ama nasıl birtane olan aynı zamanda her yeri görebiliyor? imam:bir mum yakar ve sorar kaç mum var 1 der dehli peki ışığı nereyi aydınlatıyor heryeri der dehli ve kendi sorusunu cevaplamış olur ama bozuntuya vermez. yine sorar dehli söyle bakalım Allah bir ama her yerde diyorsun bu nasıl oluyor? imam: bir kova süt getirtir ve sorar bu sütte yağ varmı evet var der dehli peki nerde der heryerinde der dehli ve yine bozulur tabi. dehli son sorumu soracağım bilirsen pes edip tüm müslümanlardan özür dileyeceğim der ve sorar derki dehli söyle bakalım Allahınız şimdi ne yapıyor? tüm müslümanlar endişelenir imam biraz düşünür ve dehliye derki şimdiye kadar sen kürsüde ben yerde konuştuk müsade et sen aşağı in ben bu soruyu kürsüden cevaplayayım der. dehli kabul eder ve aşağı iner imam kürsüye çıkar ve hepimizin yaratan yüce rabbim olan Allah şimdi senin gibi bir cahili kürsüden indirip benim gibi bir alimi kürsüye çıkarıyor der. dehli ve oradaki herkes tövbe eder ve doğru yolu bulurlar.doğru yolu bulamayanlar ve ders alamayanlar bu dünyada nefis ve hayat sizin, sorulacağınız güne kadar yaşayın çünkü herşeyin bir hesabı mutlaka vardır. ANLAYANA….
Oğuz demiş ki,
22/09/2009 22:21
Arkadaşım komiklik mi yapıyorsun? Biz yukarda felfesi ve bilimsel açıdan tartışırken, sen burda rüya-hikaye karışımı şeylerle Allah’ı kanıtlıyorsun? O “dehli” dediğiniz yerde gerçek bir ateist olsaydı, çok güzel yanıtlardı ki ben cevaplayayım.
imam:ağaç kendiliğinden köprü olamıyorda dünya ve canlılar kendiliğinden nasıl oluşabiliyor der.
- Ağacın kendiliğinden düşüp bir köprü görevi görme ihtimali tabii ki vardır. Ama bunun olasılığı çok küçüktür. Ağacı yerinden düşürmesi gereken bir olay ve sonra köprü şeklinde yerleşmesi için bir tesadüf gerekir. Canlıların oluşumu için her şey ortada..
Canlıların oluşması için ilk adım Miller ve Urey’in tespiti olmuştur ve ağaç yerinden ayrılmıştır. Bu ayrılma neredeyse bütün gezegenlerde oluyor ama hepsi nehre düşüp köprü görevi görmüyor. Çünkü ortam şartları buna imkan vermiyor. Ama bizim gezegenimizde tesadüfen bu oldu. Belki Mars’ta yaşayabilirdik, Dünya’da olmamız bir tesadüf. Ama sonsuz gezegenler içinde bir ağacın devrilip köprü olması tesadüf değildir :)
- imam:bir mum yakar ve sorar kaç mum var 1 der dehli peki ışığı nereyi aydınlatıyor heryeri der dehli ve kendi sorusunu cevaplamış olur ama bozuntuya vermez.
Mum ışığıyla aklı bir mi tutuyorsun? Mum her yeri aydınlatabilir. İnsanda gözünün önündeki her şeyi görebilir. Ama tüm gördüklerini anlayabiliyor mu? Bizde gördüğümüz şeylerden dikkat ettiklerimizi anlayabiliyoruz. Aynısı süt içinde geçerli. Ama yüce Allah’a bakın siz ki, göremediği şeyleri bile anlıyor. Hadi anladı diyelim ama beyni nerede? Neresiyle görüyor, neresiyle anlıyor? Materyalist bir açıdan cevap verebilir misin?
- Son kanıt zaten saçma ve “dehli ve oradaki herkes tövbe eder ve doğru yolu bulurlar.” yeri zaten tamamen hikaye bölümü :D Bütün hikayeler böyle bitmez mi?
Gördüğün gibi cevapları verdik. Ebu Hanife, soruları çevire çevire cevaplamış ve adam yerine konmuş :D Komik. Bu hikaye gerçekten yaşandı mı o ayrı zaten…
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 06:24
Yazını okudum. Şimdi yanıtlayayım.
Genelde hep aynı şeyleri, farklı örneklendirmelerle tekrarlıyorsunuz, anlamadığım yoktada burası zaten. Kafanızda ‘ya Allah yaratmıştır, ya da tesadüfen oluşmuştur’ diye bir düşünce var. İlk önce bunu açıklayalım ki buna dair de yazılar var blogumuzda, neyse okumayı sevmiyorsunuz…
Allah var iddiası temel olarak şu düşüncenin üzerine oturtulmuş ve sürekli farklı örneklendirmelerle bu temel üzerinden Allah’n var olduğu isptalanmaya çalışılmış. Nedir bu temel? Şudur:
- Evren, canlılık, dünya, çiçekler, böcekler mükemmel ve çok güzeller, bir düzen var o halde bir yaratan var.
Şimdi, Allah demiyorum bir yaratan var fikrine geliyorsunuz. Peki var olanların Allah adında bir tanrı tarafından yaratılmış olduğunu nereden biliyorsunuz? Kur’an’da yazıyor olması, gerçekte Allah’ın yarattığı manasına gelmeyeceği için, dolasıyla gerisini örneklendirmek için bir temeliniz yok. Yani Allah’ın varlığını ispatlamıyorsunuz siz, sizler var olan şeyleri yaratan bir tanrı/yaratıcı olduğunu ispatlıyorsunuz sadece.
Gelelim, var olan şeyler çok mükemmel o halde tanrı vardır düşünesine:
Evrende determinist bir yapı söz konusudur. Bu belki yabancısı olduğunuz bir kavram, ama evrenden ve mükemmellikten, bilimden ve tanrının gereksizliğinden bahsetmek için aşina olmanız gereken bir kavramdır.
Yani determinist bir sistemde bir şeye dıştan müdahale edilmeksizin, kendi içinde tutarlı ve mantıklı oluşumlar görmek mümkündür. Evren yapısı gereği böyledir, en azından makro boyutta. Mikro’ya giripte kafanızı karıştırmak istemem…
Şöyle örneklendirebilirim;
Dünyanın oluşumunu düşünün. Nasıl var oldu? Big bangden milyarlarca yıl sonra güneş oluştu, sonrasında Güneşten kopan bir parça bir yörüngeye sabitlenip Dünya’yı meydana getirdi. Sonra Dünyada atmosfer oluşmaya başladı… Peki şimdiye kadar anlattığım bu örnekte tanrı diyor muyum? Ya da tanrıya gerek duyuyor muyum açıklamak için? Hayır! Neden?
Çünkü kendi içinde belirli bir yapısı olan ve bu yapısı gereği hareket eden bir evrenden bahsediyoruz. O halde tanrıya neden gerek duyuyoruz? Duymuyoruz, peki neden inanıyoruz halden?
‘İnanıyorsunuz’, çünkü anlattıklarıma göre düşünmüyorsunuz, bilimle ilgili değilsiniz…
Gelelim örneklemene;
Örnekte beklenen bir ürün var. Ama doğa, evren… bir hedefi olmadan yani belirli bir ürün üretmek için hareket etmez, bundan dolayı bahsedilen örnekle tanrıya, tasarımcıya varmak mümkün değilken, siz Allah’a kadar varıyorsunuz. Nasıl becerdiğinizi halen anlamış değilim.
Kısaca, okumak, araştırmak ve düşünmek lazım ki dediklerimizi anlayabilesiniz. Anlattıklarınız size mantıklı gelebilir, çünkü bir ateist gibi evrene bakmıyorsunuz…
-Okan-
ibrahim demiş ki,
26/09/2009 01:28
ilk insan nasıl oluştu?? big bang olayının olmasını sağlayan gazlar nasıl oluştu? bu gazların içindeki atom tanecikleri nasıl oluştu? kuarklar?? ve Sezilgen tanecikler (foton, graviton, gluon ) nasıl oluştu??? biz daha önce yoktuk dünyaya geldik ve bu saydıklarımda yoktu peki nasıl oluştular???
Oğuz demiş ki,
26/09/2009 15:47
* ilk insanın nasıl oluştuğunu evrim zaten açıklıyor
* oluşum diye bir şey de yok
* o saydıklarının hepsi aynı uzay dokusuyla alakalı olabilir
* sadece bir hareket var uzayda
* ve bu sonsuz zaman öncesinden beri vardı
pozitifateizm demiş ki,
26/09/2009 21:23
İlk insan değilde, ilk insanlar nasıl oluştu diye sormak daha doğru olur.Evrim kuramı nasıl oluştuğunu açıklıyor, bloğumuzda bu konuyla ilgili yazılar bulabilirsin ya da netten.
Big bang’in genişlemesi sonucunda gaz bulutları oluştu. Enerji ve madde dönüşümü, yani görelilik ilkesi gereği nasıl oluştuğunu açıklayabiliyoruz.
Taneciklerden ziyade, taşıyıcı parçacıklar ve atom altı parçacıklar diyebiliriz. Onların nasıl oluştuğu konusunda ‘bilgim’ yok, sanırım bilgimiz de yok.
Bu saydıklarımız vardı, her zaman vardı. Evren dediğimiz bütünsel şey, sonsuz zamandan beridir var olduğundan, sürekli bir değişim söz konusu olduğundan. Farklı yapıların oluşması, bilmediğimiz daha farklı yapıların oluşacağı gayet aşikar.
Bu sorulara din kısa bir cevap verip kestirip atar. Allah yarattı, seni sınav etmek için der sadece. Ama bilim sürekli gerçekçi yaklaşarak, ‘neden’ sorusunu sorar, aynı şekilde felsefe de. Ama dinin cevabı zaten hep aynıdır. tanrı yarattı, o yarattı, bu yarattı. Ve bunu demek, bu sorulara cevap vermekten daha kolaydır. Değil mi?
-Okan-
ABDULKERİM demiş ki,
22/09/2009 23:42
yukarıda anlattığım olay, söylemiş olduğum gibi bir kıssa yaşanmış olabilir veya yaşanmamışda olabilir zamanına göre gayet mantıklı cevaplar siz herşeyi materyalist açıdan düşündüğünüz için, içinden çıkamadığınız konularda tesadüf deyip geçiyorsunuz madem bilimsel açıklama yapıyorsunuz madem canlılar başka türlere değişiyor madem insan yaratılmadı peki ilk canlı nereden geldi siz Allahın beynini haşa sorgulamayın sorgulanacak bir beyin varsa o da kimin beyni olduğu ortada, bilimi tesadüflere bağlıyorsunuz komik olmuyor ama yüzlerce yıl önce yaşanma ihtimali olan bir olayı komik olarak niteliyorsunuz açıkcası siz komik bir durumdasınız. hem materyalist açıdan kanıt istiyorsunuz hem de kendi tezlerinizi materyalist açıdan açıklayamıyorsunuz. yok canlılar değişime uğramış falan o zaman adama materyalist açıdan sormazlarmı neden benim hayvanat bahçesinde fıstık attığım maymun bi sabah gittiğimizde yakışıklı bi delikanlıya dönüşemiyor? ha bunada zaman gerekiyor diyeceksiniz o zaman adama materyalist açıdan demezlermi milyonlarca yıl önceki değişimleri siz nasıl gözlemlediniz? diyeceksin ki fosillere baktım. o zaman adama materyalist açıdan sormazlarmı neden binlerce yıllık insan fosilleri aynı yapıda neden insan ırkı başka bir türe değişemiyor? diyeceksinki bunun için uzun zaman gerekir. o zaman da adama materyalist açıdan derler ki hadi lan git ordan çok komiksin tesadüflere bağlı olarak atıyorsun bunada bilim diyor insanlara materyalist açıdan yutturuyorsun.
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 00:50
“o zaman da adama materyalist açıdan derler ki hadi lan git ordan çok komiksin tesadüflere bağlı olarak atıyorsun bunada bilim diyor insanlara materyalist açıdan yutturuyorsun.”
Gülüyorum, dur gülmem geçsin :D
Heh, evet gelelim konuya. “..insan yaratılmadı peki ilk canlı nereden geldi..”
- Miller-Urey deneyi. Gayet materyalistçe
“yok canlılar değişime uğramış falan o zaman adama materyalist açıdan sormazlarmı neden benim hayvanat bahçesinde fıstık attığım maymun bi sabah gittiğimizde yakışıklı bi delikanlıya dönüşemiyor?”
- kendi cevabını vermişsin. Fakat sen evrimi anlamadın. Bir canlı evrim geçirip maymundan insan olmuyor. Bir canlı doğduğu gibi ölür. Maymun insan olmaz tabii ki. Ama bizim atalarımız ve biz yıllar içinde dönüştük. İlk maymun olarak doğdular, öyle öldüler. Her canlıda küçük farklılıklar oluşa oluşa gerçekleşti bunlar. Teknolojinin gelişmesini düşün, küçük eklentilerle gelişiyor her şey. İlk bilgisayarı değiştirerek günümüz bilgisayarlarını yapmadılar. İlk bilgisayara eklenti yapıp “yeni” bilgisayarlar yaptılar. Eskisiyle hiç bir bağlı olmayan.
“materyalist açıdan demezlermi milyonlarca yıl önceki değişimleri siz nasıl gözlemlediniz?”
- Fosiller, deneyler, bilim (: Evrim deneylerle ispatlanmış bir şeydir. Bütün canlılar evrim geçirir. Yalnızca biz kesin bir süreç bilmiyoruz çünkü o dönem yaşamadık. Ama büyük doğruluklarla tahmin yapabiliyoruz.
“neden binlerce yıllık insan fosilleri aynı yapıda neden insan ırkı başka bir türe değişemiyor? ”
İnsanlar primatlardan iki şekle evrimleşmişlerdir. Birinci insan türü üzerinde hakimiyet kuran homo’lar şu anda homo-sapiens şeklide yaşamaktalar ve bu biziz. Ama diğer ırkın fosilleri görülmekte. İnsan ırkı ilerde başka türe geçecek. Senin sorun o kadar saçma ki :D Ben bu yazıyı gece yazıyorum ve şuanda Güneş yok. “Hani güneş doğmuyor, o zaman güneş yok” demek gibi.. İnsan evrim geçirince sen olmayacaksın ama onun değişmiş halini görenler olacak..
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 06:47
Tesadüf demiyoruz, aksine evrende(en azından makro boyutta) tesadüf diye birşey yoktur, ama bir plan, hedefte yoktur. Evrenin kendi dinamiği vardır, işte o yüzdendir ki bilim denilen sistem var. Eğer evrenin belirli bir dinamiği olmasaydı, o halde bilim diye birşey de olamazdı çünkü ortada mantık olmazdı. Yani, tesadüf değil ve Allah, tanrı, yaratıcı, ilah… yok.
Kendi yapısı gereği oluşan sistemler var, o sistemlerin evrilmesi sonucu oluşan yeni sistemler var ve hepsi senin düzen dediğin ve benim determinizm dediğim sistem gereği hareket etmekte, işlemekte.
Sen düzeni Allah yarattı diyorsun, çünkü var olanların arkasında senin gibi bir zekaya sahip bir varlık arıyorsun, ama ben aramıyorum neden? Çünkü gerek yok. Zeka, beyinden kaynaklanan bir yetenektir, beyinde evrimsel süreç sonucunda oluşan bir organdır. Yani, zeka dediğn şeyi evrenin kendisi için de düşünemezsin. Ya da onu var eden başka bir varlık için düşünemezsin, kendine göre yorumlamış olursun sadece ki bu da mantık hataları barındırır, onlarca kez yazdım.
Evrim ile ilgili yazdıklarına gelecek olursak;
-Evrim geçirdiğimizi; Fosiller, genetik, mikrobiyolojik,.. sayesinde biliyoruz.
Ayrıca, insansı ve maymunumsu fosilleri yok demişsin. Hayır, elimizde bir ton fosil var. Allata vereceğim linke tıklayarak, insan diye sadece kendi türünü değil, başka insansu türleri de görmen mümkün.
Bu arada, bilim materyalisttir. İdealist olamaz ki. Gördüğün, düşündüğün, dokunduğun, hissettiğin.. herşey madde tabanlıdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsans%C4%B1lar
-Okan-
ABDULKERİM demiş ki,
23/09/2009 00:03
Bak arkadaşım madem bilim yapıyorsun o zaman tesadüflerden bahsetme hakkına sahip değilsin yok marsta da tesadüfen yaşayabilirdik falan diyemezsin dersen çoook ama çook komik olursun bırak bilimsel tartışmayı hayal kurmuş olursun ki buda sizin gibi materyalistlere yakışırmı bilmem. ben size Allahın varlığını ispatlamaya çalışmıyorum burda zaten buna ihtiyaç da yok eğer Kuranı Kerimi okursan Allahın varlığını da görür Allahın da benim varlığıma inanın diye dayatması olmadığını da anlarsınız, dileyen inanır dileyen inanmaz ama inanmıyorum diye materyalist ayaklarıyla şeytanın ayakçılığını yapmanın anlamı yok bilimle uğraşmak istiyorsan gider insanlığa faydalı işler yaparsın bizde seni taktir eder saygı duyarız nasıl ki Newtona saygı duyuyorsak. ancak kokmuş Darwin numaralarını ısıtıp ısıtıp insanlara servis etmeyin insanlara faydalı işlerle uğraşın eğer bilimle uğraşıyorsanız….
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 01:00
Bilimsel düşünürsen hiç bir şey kesin değildir. Sen kuantum’u biliyor musun? :D Arkadaşım ciddi ciddi uğraşılmaz senle. Bilim filan diyorsun, Darwin’in teorisine laf atıyorsun. Darwin’in teorisini çürüten bir deney gösterir misin? Deney olsun. Bak senden sonra ben evrimi kanıtlayan deney göstereceğim, söz tamam mı :)
Kuran dayatmıyor mu?
- FURKÂN (44) : Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
- EN’ÂM (28): Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
- A’RÂF (186) : Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
Daha çok var dostum.. :)
Darwin koskoca bir yalan olan dine darbe vurmuştur. Daha ne faydalı yanı olsun, uyanın artık rüyalardan, gerçekleri görün.
muzaffer demiş ki,
12/10/2009 11:21
zaten hiçbişey kesin değildir birer yansımadır…
kesin olan allahtır::
Oğuz demiş ki,
12/10/2009 20:21
“Hiç bir şey kesin değildir” den sonraki cümle “Kesin olan Allah’tır”
İnsanların gerçeklere göre değil, dine göre düşündükleri, düşünmeye çalıştıkları ve özellikle;
Kendi doğrularını değil, dinin doğrularını savundukları nasıl da belli oluyor, değil mi?
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 06:56
Newton’a saygı duyuyorsan Darwin’e de duymak zorundasın. Çünkü biyolojiyi, biyoloji yapan evrim kuramıdır. Evrim olmadan sen canlılığı hiç bir şekilde açıklayamazsın.
Tesadüflerden bahseden senin beyinin, kimse sana tesadüflerden bahsetmiyor ki. Anlattıklarımızı tesadüf diye algılıyorsan, o senin sorunundur.
Şeytanın ayakçılığını sana göre yapıyoruz, sen de o halde Allah’ın ayakçılığını yapıyorsun; Senin mantığına göre.
O halde bu blogda işin nedir? Gidip, namazını kılsana arkadaşım. Verilecek cevapların kalmadığından dolayı sataşmanı gayet anlamlı buluyorum, aferin sana. Demek ki başarılıyız.
faydalı işler yapmadığımızı nereden çıkartıyorsun? Önemli projelerimiz var belki bilim adına? Kaldı ki bunlar seni hiç ilgilendirmez, verilecek cevaplarım yok de, çek git. En azından erdemlice davranmış olursun.
-Okan
enes demiş ki,
23/09/2009 04:41
ya hocalar bu evrenin oluşumunda diosunuz ya bing bang falan var…hani işte toz bulutları falan toplanmış patlamış falan(sanırım böleydi:))bu toz bulutlarının ilk hali nasıl oluştu..nerden geldi bu toz bulutları bi andan yoktan nasıl varoldu..sakın yanlış anlamayın tenkit etmek için deil muallakta kaldığım için sormaktayım…ya bide bu maymundan insana dönmüşüz ya neden şimdi maymundan insana dönen yok…ve eğer bi evrim warsa demekki insanoğluda ewrim geçircek ve başka bi olaya geçecek bu neden olmakta…sorularımı dediğim gibi yanlış anlamayın sadece muallakta kaldığım için soruorum…cevaplarsanız çok ama çok mutlu olurum..
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 11:45
Eğer big-bang’i ve sonrasını anladıysan sorun yok. Big-bang zamanın ve evrenin başlangıcıdır. Evren meydana gelmeden önce evrenin yerinde ne olduğu ya da evrenin neyin içinde genişlediği sorularına bilimsel bir cevap bulunamamıştır, bununla birlikte sadece evrenöncesi durum, evrendışı varoluş hakkında hipotezler öne sürülmüştür. Kısacası bunu şu anki teknolojimizle öğrenemeyiz.
Evrim ne demek anlıyor musun sen? Neden maymundan insana dönen yok diyorsun, evrim bu mu? Bak, evrim bir canlıda gözlenmez. Mesela balığı sudan çıkarınca neden evrim geçirip havayla yaşamayı öğrenemiyor diyemezsin. Karadan suya geçiş şu şekilde olmuştur:
Panderichthys > Tiktaalik roseae > Acanthostega
Peki bu evrim kaç yıl sürmüştür? Yaklaşık 15 milyon yıl. Anlayabiliyor musun? Bu canlı bir günde değişmedi. 15 milyon yıl boyunca küçük küçük değişimler yaşadı. Bunu neslini devam ettirerek korudu ve sonunda karada yaşayabildi.
Aynısı insan ve maymun içinde geçerli, senin dediğin gibi bu olay birden olmaz. Bizim atalarımız kabul edilen Primatlar 70 milyon yıldır Dünya’da yaşamlarını sürdürüyorlar. Yani bizim maymunsulardan evrimimiz yaklaşık 70 milyon yıl sürdü ve biz bu hale geldik. Zaten şempanzeler ve orangutanlarla genlerimizin %99′a varan benzerliği bunları göstermiyor mu? Dediğin gibi insanoğlu ve bütün canlılar hala evrim geçiriyor, bunu önlemek imkansız. Hatta insanların zeka seviylerinin gittikçe düşeceği konusunda bilimadamları hemfikir. Ama sanırım evrim neden oluyor diye sormuşsun. En basiti zürafalardan anlatmak:
Hani hep derler ya, zürafanın yüksekteki dallara uzanması için boynu uzundur. Doğru, peki neden?
- Zürafa dediğimiz hayvanın daha boynu kısa ve biz onun boynunun evrimleşip uzamasını izleyeceğiz. İlk olarak bir ormanda bir sürü ağaç olsun. Zürafalar çok güzel bir şekilde besleniyor. Zamanla zürafa sayısı artıyor ve boyunları kısa olan zürafalar ağaçların alt taraflarındaki yaprakları bitirecek kadar hızlı tüketiyorlar. Sonra ne mi oluyor? İnsanlarda da gördüğümüz gibi herkesin boyu eşit değil. Aynısı zürafalar içinde geçerli. Kısa olan zürafalar besinlere uzanamıyor ve yaşama haklarını kaybediyorlar, ölüyorlar. Fakat boyunları biraz daha uzun olanlar yapraklara uzanarak yaşamlarını koruyolar ve bu bu şekilde yükseklere doğru devam ediyor. Kısa boyunlular ölüyor, uzunlar yaşıyor. Buna doğal seçilim denir. Ve genlerinde biraz olsun uzun boyunlu olanlar sürekli yaşıyor, yaşadıkça uzuyor ve bugünkü hallerini alıyorlar. Bu sadece zürafaların boyunlarının uzun olmasının bir nedeni gibi görünüyor, daha neler bulabiliriz kimbilir?
Umarım soruların yanıtlanmıştır.
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 07:07
Soruna cevap vereyim:
Big bang modeline göre; Başlangıçta ‘var olan’ bir ‘tekillik’ söz konusudur. Sonrasında bu tekilliğin genişlemesi söz konusudur. Genişlemeye başladığı zaman gaz bulutları oluştu. İşte o da şöyle oluştu;
Görelilik ilkesi gereğince madde, enerjiye ve enerji de maddeye dönüşür. Görelilik ilkesi gereğince ve parçacık fiziği gereğince, atom altı partiküller bir araya gelerek daha büyük partüküller, onlarda bir araya gelerek daha büyük yapıları… oluşturdular.
Bahsettiğim partiküller; Kuark çiftleri ve leptonlar. Proton ve eletrono oluşturan daha alt partiküllerdir.
Big bangdeki tekillik nereden geldi diye soruyorsan ona da şimdilik ve kesin olmayan bir makaleden okuduğum cevabı vereyim;
M kuramı gereğince, iki paralel evrenin çakışması sonucu ‘tekillik’ oluştu.
Evrim ile ilgili sorduğun soruya gelecek olursam:
Öncelikle maymundan gelmedik. Maymun ve insanın ortak atası primatlardır. Bildiğimiz insanın(homo sapiens) ataları kimdi? diye soruyorsan, bunu konuda pek bilgim olmadığımdan birşey söyleyemiyorum. Ama sana aşağıdaki linki veriyorum, kafanda insanın ne olduğu, nasıl şekillendiği berilir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan
Rica ederim, umarım sorularına yanıt vermişdirim.
-Okan-
tarık demiş ki,
23/09/2009 12:50
Burayı tesadüf buldum açıkçası neler olduğunu anlamak mümkün değil. Diliniz çok ağır ben lise sondayım ve dediklerinizin çoğunu anlamadım. Soru Allah’ın olup olmadığımı. Bırakın bu vicdanlarda kalsın. Dileyen dilediğine inanmakta serbest olsun. Ben müslümanım. Ailemden öyle gördüm. Düşündüm ve inanılması gereken bir Allah olduğunu da kabul ettim. Çünkü okutulan kitaplar ve kendi araştırmalarım bir yaratıcıyı işaret ediyor. Darwini de okudum. Hatta kendi kitabında teorinin zorlukları başlığıyla çıkmazlarını anlatıyor. bir kısım arkadaşlar çoğumuzun inandığı saygı duyduğu bir kişiliğe “muhammed” diye hitabı çok üzdü. Bırakın çoğunluğu tek ben bile inansam yine de saygı duyulmasını beklerdim ki sizin inandığınıza-inanmamışlığınıza karışmıyorum. Müslümanlıkta eğer bir kişinin müslüman olmasına vesile olunursa çok sevap olduğu bilinir. Bu yüzden arkadaşlar ispat işine giriştiler. Hak vermek gerek. İyi günler…
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 13:10
“Dileyen dilediğine inanmakta serbest olsun.”
- Sence dinsizlere baskı yapılmıyor mu? Okullarda din dersinde bize ne öğretildi? Aile baskısıyla, toplum baskısıyla din kabul ettirilmedi mi? Bizde onu diyoruz ya dileyen istediğine inansın ama insanlar dini toplum hayatı içine sokuyorlar. Biz buna karşıyız. Burda ki blog ise tamamen düşünce paylaşımı blogudur. Kimseye baskı yapmıyoruz. Gelenle konuşuyoruz ve bildiklerimizi anlatıyoruz. Bu blogu bu sebepten beğenmediysen, internette bulunan binlerce din içerikli siteyide beğenmemiş olman gerekir.
“Ailemden öyle gördüm. Düşündüm ve inanılması gereken bir Allah olduğunu da kabul ettim. Çünkü okutulan kitaplar ve kendi araştırmalarım bir yaratıcıyı işaret ediyor.”
- Biri sana taraflı olarak anlatmış, sen de bunu söylüyorsun. Tek taraflı kitaplar okudun heralde, bende aileden senin gibi gördüm ama öyle değilim.
“Darwini de okudum. Hatta kendi kitabında teorinin zorlukları başlığıyla çıkmazlarını anlatıyor.”
- Darwin’i savunmuyoruz biz, evrimi savunuyoruz. Darwin 150 yıl önceydi ve daha canlıların DNA’dan oluştuğu bilinmiyordu o zaman. Evrim kuramını o başlattı ve yıllarca gelişerek şu an bizim savunduğumuz duruma geldi. Elbette Darwin zamanında bir sürü bilinmeyen vardı.
“Bir kısım arkadaşlar çoğumuzun inandığı saygı duyduğu bir kişiliğe “muhammed” diye hitabı çok üzdü.”
- Sen saygı duyabiliyor olabilirsin, ama benim için saygı duyulacak birisi değil. Kendisi 52 yaşındayken 9 yaşındaki Ayşe’yle yatan birisine günümüzde ne diyoruz? Hazreti denmediğine eminim. Bunun yanında biz de Darwin’e hazreti demenizi istesek kaçınız buna uyar? (:
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 07:21
Okudukça, araştırdıkça yazıklarımızı iyi anlayacağınızı ümit ediyorum.
Sorun yok çünkü Allah ve diğer tanrılar yok, dersek daha iyi olur.
Darwin’i okuduğunuza sevindim, bir çok müslümandan daha açık fikirlisiniz sanırım. Çok iyi, umarım okuma alışkanlığınız devam ettirirsiniz.
Bir kişiye ismi ile hitap etmek gerekir. Saygı duyanlar var diye, bizimde saygı duymamuz elbetteki beklenemez. Siz bana h.z Okan diye hitap neden etmiyorsanız, bende Muhammed’e, h.z Muhammed diye ondan hitap etmiyorum…
İspta işine giriştiler, ama başarısız oldular. Yazılan yorumları ve verilen cevapları okursanız, ne demek istediğimi iyi anlayacaksınız.
İyi günler.
-Okan-
tarık demiş ki,
23/09/2009 12:54
Siz neler yapıyorsunuz ne işle meşgulsunuz bu kadar güzel etkili örneklemeli konuşulduğuna göre iyi yerlerdesiniz veya mezunsunuz anlatın bakalım
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 13:11
Bizim durumumuz değil düşüncelerimiz önemli. Bu blog sadece bunun içindir. Düşünce. Eğer bazı yerler ağır geldiyse sor, yumuşak bir şekilde anlatalım.
tarık demiş ki,
23/09/2009 13:22
Çok bilmiş oğuz bu nasıl bir uslup. Düşüncene katılmasam da sesimi çıkarmıyorum. Allah’ı inkar ile dünyanın en zeki insanları arasına giren oğuz sesimizi çıkarmıyoruz. Hadi yoluna… Arkadaşlar toparlanın çıkıyoruz :)
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 07:25
Bloğun amacı sohbet yada tanışmak, kaynaşmak olmadığından Oğuz arkadaşım öyle yanıt verdi. Gayet düzgün bir üslup ile yanıtlamasına rağmen böyle tepki vermeniz şaşırtıcı.
Zorla tutmuyoruz. Kendinize iyi bakın.
-Okan-
HAZRETİ MUHAMMED'in ümmeti demiş ki,
23/09/2009 15:34
Oğuz kardeşim hz. Ayşe ile ilgili bahsetmiş olduğun hadise islamiyet karşıtlarının küçülme sebebidir..kaynaklarda bu evliliğin gerçekleştiği zamanda hz ayşe’nin 9 yaşında olduğuna dair iftiralar vardır. hiç o bölgede sıcak iklim nedeniyle kızların erken olgunlaşması hadisesine girmeyeceğim. bakalım hz ayşe kaç yaşında…
hz muhammed hz hatice ile evli iken başka bir evlilik yapmamıştır. hz. haticenin vefatından sonra ise hz ebubekir’in kızı hz ayşe’yi istetmiştir. bu istetme hadisesi hz muhammed 50 yaşında iken peygamberliğinin 10. yılına tekabül eder. kaynaklar ise hz ayşe’nin doğumunun ilk vahiyden 7 yıl önce olduğuna işaret eder. hatta bu peygamberliğin başlangıç sürecinde hz ayşenin hz ebubekir’in kızı olarak ev işleri yaptığına dair kadın sahabe görüşleri de vardır.
bu bilgiden kaba bir hesaba girişirsek hz ayşe peygamberimiz 40 yaşında iken 7 yaşında idi. onunla evliliği ise hz muhammed’in peygamberliğinin 10 yılında gerçekleşti. neymiş? hz ayşe evlendiğinde 17 yaşında imiş…
bu aksettiğim bilgiyi islamla alakalı bütün sağlam kaynaklardan bulabilirsin..burası özgür bir tartışma ortamı..o halde oyunu da kurallarına göre oynamak gerek..oolaylara sadece islam düşmanlarının penceresinden bakmamak gerek..sen olmasını istediğin şeye mi inanıyorsun yoksa gerçeklere mi..şimdi dikkatlice bakıyor musun? gerçek olduğunu bildiğin halde hala inanmak istediğine mi inanıyorsun ???
Oğuz demiş ki,
23/09/2009 16:16
“Fasil : İSRÂ` VE Mİ`RÂC HADÎSİ
Konu : Hz. Peygamber`in Hz. Âişe ile evlenmesi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN HAZRET-İ ÂİŞE İLE NİŞANLANMASI
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben altı yaşında bir kız iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikâh eylemişti. (Üç sene sonra) biz Medîne`ye hicret ettik. Hâris İbn-i Hazrec oğullarının menziline indik. Müteâkıben ben, sıtmaya tutuldum. Bu cihetle saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulduktan sonra) saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. Bir kere ben, arkadaşlarımla berâber salıncakta oynarken annem Ümmü Rumân bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni ne edeceğini bilmiyordum. Annem elimi tuttu. Tâ evin kapısı önün (e geldiğimizde ora) da beni durdurdu. Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. Nihâyet soluğum biraz yatıştı. Sonra annem biraz su aldı. Onunla yüzümü, başımı sıvazladı. Sonra beni eve koydu. Evde Ensâr`dan birtakım kadınlar hazır bulunyordu. Bunlar bana: – Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin! di(ye alkışla) dılar. Annem beni bu kadınlara teslîm etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyâfetimi düzlediler ve Resûlullah`a teslîm ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı. Ancak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i habersiz görünce sıkıldım. (Resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. Yanında Ensâr erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. Beni Resûlullah yanına oturttu). Ensâr kadınları beni Resûlullah`a takdîm ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım.
HadisNo : 1553 “
Daha denilebilecek bir şey var mı? (: Biz yorumlara değil sahih hadislerle konuşuyoruz. Sizde bir kaynakla doğrular mısınız dediklerini?
muzaffer demiş ki,
02/10/2009 15:47
seyın zeki insancık peygamberimiz o kızla fakir olduğu için evlenmiş bu devirdeki gibi her kız objedi seks objesi mantığıyla değil zevce olması için değil ayrıca ondan bir evladıda yoktur denecek şeyler var aslında mesele bunları anlmak istememen…beyinlisiz…
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:46
Birine bakmak için evlenmek şart mı? Eğer şart diyorsan, bu senin ahmaklığından ve onun vücudundan faydalanma arzundan kaynaklanan bir ezikliktir!
-Okan-
abdulhalik demiş ki,
23/09/2009 20:44
ne ilginçtir değil mi?? Allah bir insana akıl veriyor. insan o akılı kullanarak dünyada daha önce varolan nesneleri kullanarak daha önce varolmayan bir cihaz geliştiriyor. ama o zeki insan (hatta çok zeki insan) kendisine başta o zekası olmak üzere sahip olduğu tüm imkanları sunan Rabbini araştırma zahmetine dahi girmiyor veya O’na inanmamakta ısrar ediyor…
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 07:29
İlginç olan şey şu; Akılı Allah vermiyor. Evrimsel süreçlerin sonucunda insansıların beyini gelişiyor ve evreni anlamaya çalışıyor. Sonrasında kendi yaptığı aletlerin nasıl kendi kendine olamayacağını düşünüyor ve kendini de birinin yapmış olduğunu kafasında kurguluyor. Sonrasında kafasında bir ‘tanrı’ yaratıyor, zamanla bu tanrıya tapmaya başlıyor…
Yani, kendi yaptığı aletle, evrenin kendi dinamiğini anlayamayışı sonucunda, evreni de birinin yaptığını düşünüyor ve yanılıyor. Oysaki evreni tanrı yaratmadı, insan tanrıyı yarattı ve tanrıyı öldürecek yine insan.
-Okan-
AnıL Parmaksız demiş ki,
25/09/2009 15:59
çok düşündürücü. siteyi hergün takip ediyorum… ya doğruysa ya değilse arasında takıLdım. günümüze kdr gelen kutsal sayılan kitaplarLa inancımız gelişiyor. bilimin araştırmaları gerçekten çok mantıklı. çelişkiye sokan bilim/inanç zıtlığı. ya varsa? yada Ya Yoksa? böyle diyorum artık. pf
AnıL
pozitifateizm demiş ki,
25/09/2009 20:59
Sorgulamanızı, düşünmenizi gerçekten tebrik ediyorum. Sorgulamak cesaret ister, sana gerçek diye anlatılan bilgilerin; ya gerçek değilse şeklinde üzerinde düşünmek, cesaret ve erdemli bir iştir.
Ya varsa ya yoksa düşüncesiyle ilgili bir yazı yazmıştım, isterseniz onu da okuyabilirsiniz. Aşağıda linkini vereceğim.
Bloğumuzda yer alan yazıları takip etmeniz gerçekten iyi. Okumak, bilgilenmek ve araştırmak; Vereceğiniz kararda kolaylık sağlayacaktır.
http://pozitifateizm.wordpress.com/2009/09/04/ya-varsa/
-Okan-
tuğçe demiş ki,
26/09/2009 16:48
peki ya sizin “yok” dediğiniz her ne kadar şey var ise o zaman ne olacak. Mesela meczup biri size gelip “evin yanıyor” dese inanmazsınız. Başka bir meczup yine aynı şeyleri söylese ve bu iş devam etse. İçinize bir kuşku düşer. Ya doğru ise ya evim gerçekten yanıyor ise diye telaşa kapılırsınız. Bu haldeyken sanane ev benim ev mi dersiniz. Veya bir doktor sana şu şu ilaçları al derse sanane mi dersin. Doktor senin sağlığın için bunları söylemiştir. Gelelim bağlantıya… Şimdi hayatlarında yalan söylememiş ( Hz.Muhammede emin-güvenilir kimse denmesi peygamberlik öncesidir.) binlerce peygamber bize hayatın nasıl daha iyi yaşanacağını ve ölümlü dünyada bu hareketleriniz ile baki olan bir dünyayı haber veriyorlar. Bilimin gelişmediği bir dönem de sadece tek bir ayette bile ” göğü 7 kat olarak yarattık” diyen bir kitap var lütfen saf olmayın.
Oğuz demiş ki,
26/09/2009 18:21
Muhammed çok mu iyi ve güvenilir birisiydi?
Muhammed: “Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım”
(Kaynak: Diyarbekiri, Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25)
Bunun dışında bir sürü örnek gösterebilirim. Blogumuzdaki Muhammed bölümünüde okursan biraz bilgilenirsin.
Gök yedi kat mı, emin misin?
pozitifateizm demiş ki,
26/09/2009 20:29
Ya varsa ya yoksa düşüncesiyle alakalı aşağıda yazmış olduğum yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum.
http://pozitifateizm.wordpress.com/2009/09/04/ya-varsa/
Evin yanıyor örneğindeki gibi bir mantıkla Allah’ın var olduğunu ispatlayamazsınız. Sanırım her müslümanın ağzında ciklet olmuş 124 bin peygamberden ve 3 tane dinden bahsediyorsunuz. Şimdi yazacaklarımı iyi okuyunuz lütfen:
1- 124 bin peygamber hakkında verilen bilgi, hadislere dayanır ve hadisler Muhammed’den yaklaşık 200 yıl kadar sonra yazılmıştır. Sahih hadis dediğiniz hadislerden bahsediyorum ve tarihi açıdan bakarsak, ne kadar güvensiz kaynaklar olduğunu anlarız. Bir söz var ve o sözü söyleyenden 200 yıl sonra yazılıyor. Pek de güvenli olduğunu söyleyemeyiz değil mi?
2- 3 semavi din hakkında da şunları söyleyebilirim; O semavi dinlerin çıktığı yerler neden hep ortadoğudur diye düşünmelisiniz. Bakınız, yahudilik kaynağını sümer politeizminden alır, hristyanlık pagan inançlarından ve yahudilikten, islam da bunların hepsinden ve arap putperesliğinden temel alır. Yani bu dinlerin hepsi kültürel etkileşim ve oluşan dini bilgi yığınından kaynaklı dinlerdir.
Bu yazdıklarımı din sosyolojisini referans alarak yazıyorum, yani anlayacağınız gayet bilimsel.
Muhammed, güvenilir birisi değildir. Üstelik kişisel görüşüm, çok ahlaksız ve bencil olduğu yönündedir. İsterseniz, nedenlerini de yazabilirim.
Son olarak göklerin 7 kat olduğunu 1400 sene önceden haber veren Kur’an’ın, Allah’ı ispat ettiğini söylemişsiniz.
Gökler 7 değil 5 kattır. Aşağıda verdiğim kaynaklardan bu konuyu öğrenebilirsiniz.
Atmosfer’in 7 kat değil, 5 kat olduğuyla alakalı Türkçe ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sitesinden bir yazı, buyurun bakın;
http://www.meteor.gov.tr/2006/arastirma/arastirma-ozon-atmosferinyapisi.aspx
Ayrıca, Atmosfer’in 7 kat değil, 5 kat olduğuyla alakalı kendi yazdığım bir yazı, buyurun okuyun;
http://pozitifateizm.wordpress.com/2009/09/26/kuranin-olmayan-mucizeleri-atmosferin-7-kat-olusu-mucizesi/
İyi günler.
-Okan-
Meclayn demiş ki,
27/09/2009 00:22
1- TROPOSFER
2- STRATOSFER
3- OZONOSFER
4- MEZOSFER
5- TERMOSFER
6- İYONOSFER
7- EKZOSFER
Gök Yedi Kattır ve 5 katı temel kat olarak alır Meteoroloji.Sizlerin çok şeyi bildiğinizi zannediyorsunuz.Allahın varlığının olmadığını ispat edememektesinizde.Birşeyi yok demek için önce ispat etmeniz gerekiyor.Herşeyin Tesadüfen olduğuna inanmak ise tamamamen bağnazlık.Bir insanın yapısını incelerseniz burdaki tesadüfmü yoksa gerçekten varmı bir yaratıcı olduğunu düşünmeniz gerekir.Dediğiniz gibi yok diyelim,Tanrı yok,insan nasıl oluştu ve bu kadar canlı ve çevre herşey bir canlının oluşması için şartlar en mükemmel şekilde biçimlenmiş.Dünyanın konumu şekli yörüngesi,Güneş ve diğer gezegenler.Herşeyin kendi ritminde ilerlemesi ve konumlanması.Hepsi Tesadüf mü?.Bir bilim adamı”insanın kendiliğinden var olduğuna inanmak demek boeing 737 tipi bir uçağın herşeyiyle beraber kendiliğinden oluşmuş demektir”.diyor.Tanrı yok ise bunun başlangıcı ne ve birşeye yok demek için önce kanıt lazım.Tanrını varlığı yada yokluğu insanlığın varlığından beri süre gelmiştir ama bu hiç bir zaman kanıtlanmamış bir durumken.Sizler oradan buradan taraflı ateist,darwin kitaplarını okuyarak yorumlamak işinize gelecektir.
Oğuz demiş ki,
27/09/2009 17:17
Gök yedi kattır deyip böyle yazması kolay, bilimsel bir şey göstersene? Bak Okan göstermiş. Yazmayla olmuyor.
Bir şeye yok demek için ispat etmen gerekiyor dedin. Ben diyorum ki Allah’ı yaratan tanrı Ballah var. Hadi bakalım yokluğunu kanıtlasana? Sen Allah’ın varlığını kanıtlayamamışsın yokluğunu istiyorsun…
Hepsi bir tesadüf dediklerinin, biz neden başka bir galaksinin başka bir gezegeninde değiliz? Tesadüf burada olmamız. Ama evrende canlının oluşması bir tesadüf değil, mutlaktır.
İnsanın bir anda sıfırdan oluşması dediğinden çok daha zordur ama evrim yoluyla oluşması kanıtlanmış bir şeydir :) İnsanı birden yaratan tanrı düşüncenizle evrim arasında çok fark var. İnsanı milyonlarca yılda küçük değişiklikler geçirerek evrimle oluşturmak imkanlıdır.
Biz neden yok dediğimizi yazdık, mantıksız olsa kabul eden kişiler olmazdı, unutmaki hep Dünya’da şu kadar inanan var diyorsunuz. Ama inançsızların sayısı 1,4 milyon. Azımsayacağınız gibi değil.
Teşekkürler düşüncelerin için :)
demir demiş ki,
02/10/2009 15:21
Oğuz bey buyurmuş ki:
“İnsanın bir anda sıfırdan oluşması dediğinden çok daha zordur ama evrim yoluyla oluşması kanıtlanmış bir şeydir :)” eeee çüşşş artık yaw evrim ne zaman kanıtlandı ayıptır sorması. şayet kanıtlandıysa neden kanun olarak geçmiyor hiçbir yerde ve hala teori deniliyor ? açıklarmısınız ?
Oğuz demiş ki,
02/10/2009 21:37
Çünkü bilimsel bir konuya kanun diyebilmek için bütün deneylerle bu olayın kanıtlanması gerekir. Ama canlılar değişkendir. Bir insanda aynı deney başka bir sonuç verirken başka bir insanda başka bir sonuç verebilir. Aynısı atom teorisi için geçerlidir. Çünkü atomların elektronları değişkenlik gösterir.
Bir su normal koşullarda her zaman yüz derecede kaynar diyebiliyoruz. Ama evrim her zaman aynı sonucu vermez. Bunun sebebi hem her canlının kalıtımı farklı hem de çok uzun zamanlarda olduğu için çevre şartları değişkenlik gösteriyor. Fakat deneyler canlıların evrime maruz kaldığını gösterdi. Fosiller ise basit canlıdan insana kadar neredeyse tüm formları açıklıyor. Daha bir sebep gerekiyor mu?
pozitifateizm demiş ki,
28/09/2009 02:58
Hayır, Meteoroloji’den vermiş olduğum kaynağı bile kendinizce çeviriyorsunuz yahu, ne demeli sizin bu yaptığınıza? Atmosfer 7 değil, 5 kattır. Kur’an’ın yanıldığını kendinize yedirememekkten kaynaklı bir yalanlama diyorum sadece, alın size nasa’dan bir kaynak. Atmosferin kaç kat olduğunu iyi öğrenirsiniz. Lise de bile öğretilen bir bilgiyi bilmiyorsanız, diyecek birşeyim yok size.
http://www.nasa.gov/audience/forstudents/9-12/features/912_liftoff_atm.html
Temel katlar falan yoktur, öğrenin lütfen. Yazdığım yazıyı ve verdiğim üniversite sayfalarının linklerine bakınız. Neden okumadan ya da okuduğunuz halde bilgileri kendinizce çarpıtıyorsunuz? İşte din insanı böylesine ‘at gözlüklü’ yapar. Bu hakaret değil, aksine bana karşı söylediğiniz cümleleri ve yazdığınız yazıya karşı göstermiş olduğum bir tepkidir.
Yine blogu okumadan ‘tesadüf’ diye atlayan bir sazan demekten başka, diyecek bir şeyim yok. Tesadüfü sizler kafanızdan uyduruyorsunuz, bizim ağzımızdan tesadüf kelimesi bile çıkmıyor ki. Lütfen blogda yazılan yazıları ve yorumları okuduktan sonra, yazınız. Amacınız sadece bilgisizce ve küstahça yazmaktan ibaret. Neden bu kadar sert yazıyorum? Çünkü sizler yazılanları okumadan, hop diye atlayıp, aynı şeyleri söylüyüp duruyorsunuz. Yahu en azından okuyun ya da yazmayın!
-Okan-
Anıl Ersen demiş ki,
28/09/2009 03:13
merhaba arkadaşlar…öncelikle size kendimi tanıtayım..ben evrim teorisine yani günümüzdeki modern evrim teorisine kısmen inanan ve aynı zamada allahın varlığına inanan bir insanım..dolayısıyla olaya çok daha farklı bir açıdan bakabilmeniz için bu yazıyı yazıyorum..öncelikle benim 1. maddemden başlayalım..
1. allahın var olduğu inancı ve evrim teorisi birbirine tamamen zıt kavramlar DEĞİLDİR..evet şimdi bunu biraz açalım..
dikkat ederseniz allahın varlığını inkar etmiyor demedim..evet ediyor..ancak evrim yalnızca bu değil..içinde biyolojinin ve özelliklede genetik biliminin çok kritik boşluklarını dolduran harikulade açıklamalar da mevcut..ve günümüz modern bilimi ve bilim adamlarının bilimsel projelerinde kendilerine yol gösterici olarak seçtikleri bir teori..bu yadsınamaz bir gerçek..
2. maddeye gelelim..
2. evrim teorisini toplumsal baskı ile bir inançsızlık abidesi gibi görmek veya bu teoriyi doğru olduğuna inandığı fikirleri kanıtlamak için araç olarak kullanmak yanlıştır..bunu da biraz açalım..
evrim teorisini yalnıza Allahın varlığını yok sayan ve bu sebeple düşman olarak addedilmesi gereken bir teori olarak görülmesi -inanan insanların çok büyük bir kısmı bu şekilde düşünüyor,tabi ben bunların dışındayım- veya evrim teorisini allaha inanmayanların inançlarını doğrulayacak bir kanıt aracı olarak görmesi de -bu da ateist arkadaşların sıkça başvurduğu bir yol- yanlıştır..
3.maddeye geçelim
3.modern düşünce sisteminden mahrum bir zihniyete sahibiz..bu bizim ülkemizin geri kalmışlığı ve dolayısıyla insanımızın bir zaafıdır..inananıylada inanmayanıylada..evet şimdi bu konuyu da biraz açalım..
aslında ikinci maddenin açıklamasında belirttiğim durumda bizim zaafımızdır…BU DURUM EVRİM TEORİSİNİ İYİ OKUYAMAMAKTAN KAYNAKLANMAKTADIR…batının bakış açısıyla bizim bakış açımız arasındaki farklar bize durumumuzun ne kadar içler acısı olduğunu gösterecektir..
batıda bilim adamları evrimi inkar etmiyor..modern bilimin bir gereği olarak kabul ediyorlar..aynı zamandada allaha inanıyorlar..şimdi bu saçmalık diyeceksiniz..ama hayır..saçmalık falan değil..EN AZ evet EN AZ evrim teorisini darwine ve onun yaşantısına indirgemek kadar veya allahtan kaçmaya çalışırken evrim limanına sığınmayı tercih etmek kadar MANTIKLI…
işte biz bu yüzden kaybediyoruz..batı bunları aşmış..batı din ve bilimin ayrı düşünülmesi gerektiğini ve herbirinin kendi doğruları olduğu gerçeğini yıllar önce kabul etmiş..bizimki ise sadece sözde kalıyor…aksini iddia edecek arkadaş varmı..
4.ve korku…ne korkusu mu..inancının değişeceği korkusu..
4.inananın eğer ateistlerle konuşur ve tartışırsa inançsız olabileceği korkusu..ve dolayısıyla bu işlere hiç girmek istememesi ki bu mantık bence islam felsefesine aykırıdır..çünkü Allaha inanan bir müslüman onun varlığı ile ilgili tartışmalara girmeye korkuyorsa inancından bir zayıflık vardır..çünkü allaha inanmayan bir insan olmaktan korkmakta..bu durum başlı başına onun allahın varlığına aslında şüpheyle baktığının bir göstergesidir..dolayısıyla bir müslümana böyle tartışmalarda inancını sonuna kadar sorgulamak ve karşısındakine sorgulatmak yakışır..
ateist arkadaşlara korku bakımından bir eleştiride bulunmayacağım..çünkü onlar inandıkları doğrulara sıkı sıkıya sarılan insanlar..işi rant kavgasına dönüştüren ve düellodaymış gibi karşısındakini bir beyin değil rakip olarak gören arkadaşlar her iki tarafta da mevcut..
ancak benle irtibata geçmek isteyen arkadaşların öncelikle gerçek olduğunu bildiği halde inanmak istediğine inanan arkadaşlar olmaması gerek..gerçeği gördüğünde kabul edebilecek iradede insanlarla bu konuyu tartışmak isterim..
5.bana gelince..ben evrim teorisinin evrenin başlangıcı ve dünya üzerindeki canlı oluşumunu yeterince gerçekçi bulmuyorum..en azından bana göre mantıklı değil..dolayısıyla da evrenin evrim teorsinin açıkladığı şekilde oluştuğuna inanmıyorum..ve evrimin big bang ile çok büyük bir çelişki içinde olduğunu iddia ediyorum..
eğer düşüncelerimi samimi ve mantıklı bulan arkadaşlar varsa evrenin başlangıcı mevzusunu ayrıntılı bir şekilde ve bilimsel gerçeklerle anlatmak isterim..zaten bunu açıkladıktan sonra evrenin asıl yaratıcısının kim olduğunu kanıtlamakta çok zor olmayacaktır..
ve son olarak bir anektot..
aklı göremiyoruz..ve tabi allahıda..ancak aklın aslında var olduğunu biliyoruz..peki allahın var olabileceğini niçin kabul edemiyoruz….
saygılarımla, Anıl…
pozitifateizm demiş ki,
30/09/2009 19:24
1- Kur’an’a göre insanlar Adem ve Havva’dan türemiştir, dolayısıyla islam, evrime zıttır.
2- Evrim kuramını inançsızlığın dayanağı olarak değil de, semavi dinlerin yanlış ve gerçek olmadığını gösteren en büyük kanıt olarak görmek dersek, daha mantıklı ve tutarlı olur.
Evrim vardır, o halde tanryı yoktur diyemeyiz, ama evrim varsa; Hristyan, yahudi ve islam’ın tanrıları yoktur diyebiliriz. Çünkü o dinlere göre insanlık; Adem ve Havva’dan türemiştir.
3- Evet öyle, dinlerinde reform yapıyorlar. Sen de islamı, bilime uydurmaya çalışırsan bilemem, ama Kur’an’da gayet açık ve net söyler; İnsanların Adem ve Havva’dan geldiklerini, yani evrimi kabul etmez.
Evrim bilimsel bir gerçektir, dünya nasıl yuvarlaksa, canlılar da evrimsel gelişim sonucunda oluşmuştur. Evrimi reddetmek, sadece ve sadece saçmalamaktır. Çünkü başka alternatif hipotezin dahi yok.
4- Ateistlerden ‘bazıları’ teistlerle tartışır, çünkü onların inandığı şeylerin(tanrı, din..) gerçek olmadığını bilir ve anlatmaya çalışır, ama teistler genelde hakaretle veya cevap verememkten kaynaklı saçmalamayla yanıt verirler…
5- Birilerine birşey anlatmadan önce, kendin öğren istersen.
Evrim ve bigbang arasında bir ilişki yoktur.
Bigbang, evrenin oluşumunu açıklar.Evrimse, canlılığın oluşumunu. Birisi biyoloji, diğeri fizik,astronomi… ile alakalı kuramlar.
Ayrıca, canlılığı açıklayan tek bir kuram vardır o da evrimdir. Ama evrenin oluşumuna dair bir çok hipotez, kuram mevcuddur. Dolasıyla, evrimi mantıklı bulmuyorum diyorsanız, canlılığı açıklayan başka bir tez ortaya koymalısınız.
Akılı göremiyoruz, ama beyinden kaynaklandığını biliyoruz. Akıl dediğimiz şey, beyinin fonksiyonlarıdır. Yani, madde kaynaklı bir zihinsel aktivite. Ayrıca, ölçebiliyoruz, ispatlıyabiliyoruz.
Ama Allah’ı göremiyoruz da, ölçemiyoruz da, ispatlıyamıyoruz da…
İyi Günler.
-Okan-
JimmyBean demiş ki,
01/10/2009 12:55
I don’t know If I said it already but …I’m so glad I found this site…Keep up the good work I read a lot of blogs on a daily basis and for the most part, people lack substance but, I just wanted to make a quick comment to say GREAT blog. Thanks, :)
A definite great read..Jim Bean
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:48
Thank you very much (=
-Okan-
dilek demiş ki,
01/10/2009 13:07
Allah’ı ispatlıyoruz ama sizi inandıramıyoruz. Bugün kü bilim ile tespit edilen şeyler binlerce yıl öncesinde belirtiliyor. altı üstü 60-70 yıl yaşanıyor bazen bebekken kişi ölüyor bazen genç yaşta sebepleri farklı ölüyorlar. Ölümü öldüremiyoruz muhakkak başımıza gelecek. Sadece inatlaşmadan düşünelim bu kadar kısa bir ömür mü yoksa ebedi bir alem mi olmalı Her şeyin düzen içerisinde olduğu bir alemde bu düzeni sağlayan birinin olması gerekmiyor mu nefes alış verişimiz kalbin düzenli hareketi beynin yapısı sinir sistemi parmak izi ( her insan da farklı) gözün görevi ve yapısı ve daha sayılabilecek binlerce şey. Bunlara tesadüf demek fizikle açıklamak yaratanı kabul etmemek inattan görememekten başka bişey değildir.
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:54
Blogumuzu okumanızı tavsiye ediyorum, en azından bu sayfada yazılmış olan yorumları…. Yoksa sürekli aynı soruları soran müslümanlardan farkınız olmayacak ve silmek zorunda kalacağım.
Ayrıca, Allah’ı ispatladığınız sanıyorsunuz sadece. Saçma bir mantık ve safsata örneklendirmelerle bir şeyin varlığı ispatlanmaz. Bende sana aynı örneklendirmelerle, hayalimde yarattığım bir tanrıyı ispatladım diyebilirim o halde.
En basitinden, Allah’ın varlığını ve yokluğunu tartışıyoruz, demek ki varlığı ve yokluğu muammalı birley ki tartışıyoruz. Ama Allah kitabında, inanmamızı şart koşuyor, o halde diyebilirim ki; Allah kesin olarak yoktur. Çünkü bizler var olan birşeyin yok olduğunu tartışmıyoruz, evrende madde yoktur diye tartışmıyoruz ve tartışmak aptallık olurdu…Ama Allah var mı yok mu diye tartışıyoruz ve sizler de ispatlıyamıyorsunuz, demek ki Allah yok!
Çok basit bir mantıkla bile Allah’ın olmadığını gayet güzel anlayabiliriz aslında, ama işte cehennem korkusu ve özgür düşünememekten dolayı, anlamakta zorluk çekiyorsunuz.
Okuduktan sonrasında yorum yapar veya soru sorarsanız sevinirim.
İyi günler.
-Okan-
dilek demiş ki,
01/10/2009 16:43
parmak izini nasıl açıklıyorsunuz her insan da farklı olan bir durum tesadüf mü bu da kimyasal tepkime mi?
pozitifateizm demiş ki,
02/10/2009 20:58
Parmak izlerimiz genel olarak birbirlerinden farklı, ama herkesin parmak izi ayrıdır diye birşey yok. Milyarda bir benzer parmak izlerine rastlamak gayet mümkün. Hatta ve hatta, gelmiş geçmiş olan insanlardan, aynı surata, parmak izine ve başka benzer özelliklere sahip birbirlerine benziyen bir çok insan bulmakda matematiksel ve fizyolojik olarak mümkün.
Kaldı ki farklı olması da Allah’ın var olduğuna ispat olmaz, neden Allah’ın var olduğuna ispat olsun? Belki, Zeus yarattı?
Türkçe Wikipediada pek fazla bilgi olmadığından, ingilizceniz varsa; ingilizce wikipediada gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. Kaynaklar kısmında verilmiş olan makaleleri de okuyabilirsiniz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Fingerprint
-Okan-
Shitic demiş ki,
20/10/2009 14:08
neye inanmak istersen öyle yorumlarsın. doğada bişeylerin tesadüfen oluşması hiç de mantıksız değil
arslanbey demiş ki,
03/10/2009 13:30
parmak izine kadar düşmüş bir tanrınn varlığı artık sorgulanma aşamasından çıkmış olup çocukca bir inadın eseri olmuştur.. saygı maygı bırakmadınız adamda!
Oğuz demiş ki,
12/10/2009 20:19
Hıristiyan bir ülkede yaşasaydık, o dinle uğraşırdık. Diğer dinleri koruduğumuzu nerden çıkarıyorsun?
Ayrıca bi yazıyı okudun mu onu söyle? Ben yazıda tanrı kavramını eleştiriyorum ve dinler konusunu açmıyorum bile. Buraya yazılacak bir yorum mu?
Bence sen sağda solda duyduğun yorumları buraya yazarak, üç-beş cahilin lafını bize aktarıyorsun.
jesus demiş ki,
16/10/2009 16:30
arkadaslar !!! yazdıklarınızın hemen hemen hepsini okudum ve bir kaç cahil arkadaşın eski zamanla günümüzü kıyasladıgını gördüm bunun örnekleri çok mesela bir arkadasımız HZ. muhammed (s.a.v) ın 6 yasındaki kızla evlenmesine tepkili , günümüzde olsa bende olurdum ama sen biliyormusun ki o dönemin şartlarını o dönemin saçmalıklarını yada o döneme ait birşey biliyormusun ?? kitaplarda okuduğunla o dönemdeki hayat birebir ne kadar anlatılabilir ki ?? bana lütfen birisi akla ve mantığa sığacak şekilde açıklasın.. ben size demiyorum ki illa kide allaha inanın yada müslüman olun sizi baskılamıyorumda baskılamaya hakkımda olduğunu düşünmüyorum zaten sizin adınıza.. Darwin teorisine inananlar var.. malesef ki.. ben bu görüşü bilgili ateist arkadaslara hiç yakıştıramadım.. siz madem bizden çok araştırıyorsunuz bunları da sorgulayın lütfen hem bir insan olarak nasıl maymunsu dersiniz kendi ırkınıza ben onu anlayamadım, bir ınsan nasıl olurda maymundan geldiğini iddaa edebilir o zaman bizim ırkımız 9000000000 yıl sonra alien olcak :S cok sacma bunlar , darwinin maynun kafatasını insana yapiştırıp insanları aldatması kadar acı birşey yok… dinlerin olmadığını söylemişsiniz kaç din gelip geçmiş nasıl bunu iddia edebilirsiniz onada şaşırıyorum bu dünyaca kabullenilen birşey ya siz dünyayla ilişkinizi kestiniz yada dünya sizle kesmiş gbi görünüyor.. lafı fazla uzatıp canınızı sıkmak istemiyorum uzun bir yazıyla aslında yazılacak o kadar şey war ki :) neyse cevap atılır heralde =) okuyan arkadaşlara teşekkür ederim
”oğuzhan”
Oğuz demiş ki,
16/10/2009 22:41
Dönem şartları diye bir şey mantığı değiştiriyor mu? Nasıl kabul edersen et. Daha aklı başına gelmemiş bir kıza koskoca dediğiniz Muhammed, ilişkiye girmemesini gerektiğini anlayamacak biri mi? Bunu düşünmeliydi, düşünmüyorsa peygamber olamaz. Olsa olsa sübyancı olur.
Darwin teorisi diye bir şey yok, evrim teorisi var. Darwin 150 yıl önce bunu söyledi, biz onu çok değiştirdik ve evrim teorisini oluşturduk. Farkındaysan evrim biyoloji derslerinde okutuluyor. Daha nerede inanıp-inanmamak? Bilimde inanma diye bir şey var mı?
Hiç maymun konusuna girmiyorum. Adam gibi oku evrim ne demek, biraz bilgin olsun öyle gel. Saçmalıklarla doldurmuşsun yazını.
Tanrı yoktur, diyen biri dinler doğru olabilir diyebilir mi?
pozitifateizm demiş ki,
23/10/2009 09:37
Muhammedin 6 yaşındaki bir kızla evlenmesi ve onunla 9 yaşına gelince gerdeğe girmesi, Muhammed’in ne olduğunu gayet açık göstermekte…
Evrim teorisi saçmalıktır diyorsun, ama neden saçma olduğunu söyleyemiyorsun. Bilim dünyası, biyolojinin yapı taşının evrim olduğu konusunda hemfikir, yeni yeni bulunan fosiller, evrimi dahada sağlam zeminlere taşıyor. Genetik ve anatomik çalışmalar v.s. hepside evrimi sağlamlaştırıcı nitelikte çalışmalardır.
Ama senin düşüncene göre, tüm canlıları ‘Hop diye’ Allah yaratmıştır ve insanlar, Adem ve Havva’nın yasak elmayı yemesi sonucunda Dünya’ya atılmışlar ve kardeş kardeşe ensest ilişkide bulunarak türemişlerdir. Bu bir masaldır, bilimsel değildir. Ama sen evrime saçma diyorsun ve bu masala inanmayı daha mantıklı buluyorsun. Çok trajikomik birşey değil mi?
-Okan-
webken demiş ki,
23/10/2009 10:57
Hz. Muhammed 6 yaşında bir kızla evlenmemiştir, bu tamamen din düşmanlarınca uydurulmuş bir yalandır. Hz. Muhammed Hz. Aişe ile 17 yaşındayken evlenmiştir.
Bakınız: http://www.islamicevaplar.org/siiroku.asp?siir_id=103
Gerçekleri saptırarak bir yere varamazsınız.
Ayrıca evrim teorisi iddia ettiğiniz gibi bilim çevrelerince kabul görmüş bir teori değildir ve her geçen gün bilim çevrelerince daha fazla dışlanmaktadır. At gözlüklerinin çıkarılması, gerçeklerin görülmesi açısından faydalı olacaktır kanaatindeyim. Müslümanları hiçbir şeyi araştırmamakla suçlayan ateistler, önce abilerinden öğrendikleri ‘zırvalar’ı araştırmalıdır.
Evrim masalına gelince, ben şahsen aklımın almadığı bir güce sahip olan Tanrının tüm canlıları ‘hop’ diye yaratmasını; bu denli kompleks yapıya sahip canlıların kendi kendine oluşmasından çook daha mantıklı buluyorum.
Ensest ilişki dediğin şey, üreme zorunluluğundan başka bir şey değildir. Ayrıca bundan elli yıl önce bir kadının yabancı bir erkekle ilişkiye girmesi ‘ayıp’ olarak nitelendirilirken, şu an maalesef ‘gayet normal’ kabul edilmektedir. Demek istediğim tarihi olayları incelerken, o dönemin koşullarının dikkate alınması esastır. Ateist abileriniz bunları öğretmedi mi size?
NOT: Bu yorumu da yayınlamazsanız, neye hizmet ettiğiniz açıkça anlaşılacak demektir.
pozitifateizm demiş ki,
17/10/2009 11:49
1400 yıl öncesi insanın fizyolojik değişimlerinin çok farklı olamayacağı bir zamandır. Hem evrimi reddedip hemde peygamberini sübyancılıktan kurtarmak için eski zamanlarda daha farklı olabileceğini söylemek de kendinle çelişmektir.
Kısaca, muhammedin 6 yaşındaki bir kız ile evlenmesi ve onunla 9 yaşında gerdeğe girmesi, hiç de Allah gibi bir tanrının peygamberi olduğunu göstermemekte ve peygamberinin ahlaksız olduğunu göstermekte.
Ayrıca, evrim mamymundan geldiğimizi söylemez. Sağdan soldan duyduklarınızda evrim hakkında konuşmayın en azından.
Diyelim ki; Darwin hilekarın teki, evrim teorsi de yalan-dolan olsun. Peki Darwinden 200 yıl sonra halen bu teoriyi destekleyecek bilimsel gelişmeler oluyorsa ve bu teorinin yanlışlanması için ortada herhangi bir ‘tez’ dahi bulunmuyorsa, o halde halen Darwin kandırıkçı demenin mantığı nedir?
Yoksa, bu bilimsel kuram dinime ters, o zaman yanlıştır demek de ne kadar doğrudur?
-Okan-
webken demiş ki,
25/10/2009 16:31
6 yaş yalanını bırakın artık. Yukarıda da verdim, yine veriyorum: http://www.islamicevaplar.org/siiroku.asp?siir_id=103
Bunun nasıl büyük bir yalan olduğu delilleriyle gayet güzel anlatılmış.
Pek sen ispatlayabiliyor musun bu iddianı?!
Evrim gayet tabi maymundan geldiğimizi söyler. İnsanların, mutasyon yoluyla evrim geçiren maymunların torunları olduğunu iddia eder. Maymundan öncesi ve evrenin başlangıcı zaten ayrı bir komedi! En az mitoloji kadar komik!
Evrim teorisi, adı üzerinde sadece bir TEORİ. Buna bir kanun muamelesi yapmayı bırakın artık. Bunun yanında evrenin ve hayatın başlangıcı ile ilgili çok sayıda teori vardır ve evrim teorisi bunlardan sadece biridir.
Mesela gidin biraz da akıllı tasarım teorisini araştırın. Bu teori neden ortaya çıkmıştır? Çünkü evrenin ve hayatın başlangıcını anlatmakta evrim teorisi yetersiz ve çoğu yerde de mantıksızdır. Ve iddia ettiğin gibi evrim teorisini destekleyen bilimsel gelişmeler yoktur, tam tersine her geçen gün etkisini daha fazla yitirmektedir.
Ayrıca yakın zamanda, inanç geni keşfedildi. Yani insanlar doğuştan bir dine inanma potansiyeli ile doğarlar. Bu neyin göstergesidir sence?
ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє demiş ki,
26/10/2009 01:53
webken sen cidden delisin ya :) Harun Yahya’cılık oynuyorsun. Kaldı ki akıllı tasarım komedisi çoktan çürütüldü ve üstüne gömüldü, taşı dikildi. inanç geni nedir ya? kendini komik duruma düşürme.. Adı üstünde teori nedir ayrıca? Bilimsel Metodların algoritmasını biliyormusun? Yahu senin okuduğun biyolojinin temeli Evrim. Sen beğenmesen de var Evrim.!
pozitifateizm demiş ki,
22/11/2009 19:31
Ben değil, senin dinin söylüyor zaten Muhammed’in 50 küsür yaşındayken, Aişe 6 yaşındaydı ve Muhammed Aişe 6 yaşındayken onunla evlendi, 9 yaşına geldiğindeyse onunda gerdeğe girdi. Bu senin dininin sahih dediği hadislerden, tabi bazı ilahiyatçılarınız bunu kabul etmiyor. 18-19 yaşındaydı Aişe diyor. O zaman da sahih hadislerini yalanlıyor, her türlü çıkmazdasınız.
Kaldı ki Aişe 18-19 yaşlarında olsa sanki normalmiş gibi !
Her türlü senin peygamberin sübyancı olmakta, her türlü kendi kaynaklarını işine gelmeyince yalanlıyan kişi(ler) oluyorsunuz. Dininiz gerçekten ahlaktan uzak bir dinken, üstüne bir de ahlakçılık oynamaz mısınız, işte orası fazlasıyla ironik.
Bu arada bu benim iddiam değil, senin hadislerin olduğunu söylemiştim. Ama öğrenmek açısında sana kaynak veriyorum, buyur bak:
http://hadis.ihya.org/buhari/konu/955.html
Bu da o konuyla ilgili akademik bir araştırma, ilahiyatçıların yaptığı. Sonuç ne sence? Evet, Muhammed’in sübyancı olduğunu söyleyen bir çalışma. Ama peygamberinizin sübyancı olduğunu değilde, o zamanın şartları diye kıvıran bir yazı. Yine de oku, dininin gerçek yüzünü öğrenirsin:
http://fikirsel.30.forumer.com/a/aieayemuhammed-evlilii_post98.html
Bu da hadisin kitaptaki görüntüsü inanmıyorsan, sahih hadis kitaplarını alıp açıp bakabilirsin.
http://photos-h.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs221.snc1/6820_142323407241_134898087241_3148425_4374877_n.jpg
Ayrıca detaylı bir kaynak: Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no:1422
Buyur. Senin dinini sana öğretmek, üstelik bir ateisttin bir müslümana bunu öğretmesi senin için de acı olsa gerek….
İyi günler…
-Okan-
pozitifateizm demiş ki,
22/11/2009 19:46
Ayrıca, evrim maymundan geldiğimizi söylemez. Bilmediğin yerde susmalısın, öğretmediler mi sana?
Bak nereden geldiğimizi öğren:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Primates
Sağ taraftaki ‘bilimsel sınıflandırma’ da nerede bulunduğumuzu da iyi ezberle, lazım olur biyoloji dersinde. Adem ve Havva’nın çocuklarının ensest ilişkisinden gelmediğimiz kesin, ama bilimsel olmadığı ve mitoloji olduğu halde buna inanmayı seçiyorsun. Neden? Çünkü dinin öyle diyor. Dinin Dünya düzdür deseydi, ona inanacaktın. Bildiğim kadarıyla(tam olarak emin değilim), bazı islam ülkelerinde Dünya düz olarak kabul edilmiş, Kur’anda öyle yazdığından dolayı…
Bu arada teroi ve kanun arasındaki farkı bilmediğin de ortada. Teoriler kanıtlanınca kanun olmazlar. Araştırmalısın. Teori, açıklayıcıdır. Kanun, formülüze eder.
Mesela, görelilik ilkesi bir teoridir. İspatlanmadı demek midir? Hayır. İspatlandığı için teoridir zaten.
Ortaya bir tez, iddaa atarsın. Bunu gözlemlerle, deneylerle desteklersen bu hipotez olur. Sonrasında teori kurarsın, yeni gözlem ve kanıtlar bu teoriyi destekliyorsa devam edersin ve eğer bu teori kısa bir şekilde matematiksel olarak formülüze edilebiliyorsa, daha açıklanmasına gerek yoksa kanun olur; Ama daha açıklanması gerekiyorsa, yine de doğruysa teori olarak kalır. Aynı görelilik ve evrim gibi. Bilimde kanundan çok teori vardır. Sana kısaca böyle açıklayım, ufak tefek hatalar varsa affola.
Yani, teoriler kanıtlanınca kanun olmazlar. Teoriler zaten kanıtlanmışlardır. Kanundan farkları; Açıklayıcı, gelişken olmalarıdır…
Akıllı tasarım teorisi diye bir şey yok. Bir şeyin teori olması için gözlemlenmesi, denenmesi gerekir. Akıllı tasarımcıyı gözlemledik mi? Denedik mi? Hayır, o halde teori değildir.
Bilimin en önemli özelliği; Deney ve gözlemdir, kanıtlarıdır. Uyduruk, mitolojik varsayımlardan teori olmaz! Aynı Adem ve Havva’dan türediiğin uydurması gibi. Bu mitolojik bir figürden ileriye gitmez, çünkü kanıt yok, gözlem yok, fosil yok. Sadece kutsal dediğiniz metinler var ve 3 kitap.
-Okan-
pozitifateizm demiş ki,
22/11/2009 20:04
Evrim teorisi senin inancına ters olduğundan dolayı mantıksız ve saçma, gerçek değil. Bilim adamıysan, bu teoriyi kabul etmek zorundasın, çünkü başka alternatifin yok ve çünkü evrim kuramı 150-200 yıldır sınandığı halde yanlışlanabilmiş değil, üstelik senin gibi yaratılışçıların o kadar saldırmasına, kin kusmasına, kötülemesine rağmen dimdik ayakta kalmış bir kuramdır. Sence bu neyin göstergesi?
Bu şunun göstergesi; gerçeklerin üstünü örtemezsin! Sana göre senin dinin gerçek, ama bilime göre evrim kuramı gerçeğin ta kendisidir.
Bak National Geographic’in kasım ayındaki dergisinde, ‘Darwin Yanıldı mı?’ başlıklı uzun bir yazı var. Kapağın arkasında ki cevap aynen şu: ‘HAYIR!’
Belgeseli de var. İtiraz edilen noktalara v.s. hepsine cevap veriliyor. Dünyaca saygın bilim dergileri Science, National G. ,…. hepsi evrimi anlatıyor. Üniversiyelerde biyoloji, antropoloji, arkeoloji, tarih v.s. evrim temellidir.
Halen nasıl çürütüldü diyorsunuz utanmadan anlamıyorum ben? Türkiyede bile Tübitak geçtiğimiz Haziran ayında evrimi anlattı uzun, uzun. Sansürlense bile, büyük tepki topladı akademik çevreden. Bu kuramdır ve kuramlar gerçektir. Bulunan onda fosil, genetik bilimi, embiriyoloji bilimi v.s. evrimin dayanaklarındandır.
Bu arada National G.’in o belgeseni de izlemini tavsiye ederim. Buyur:
Öncelikle belgesel ve dergi içeriği hakkında bunalrı okuyabilirsin:
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/konu.asp?Konu=4&Yil=04&Ay=11
http://suphelikani.wordpress.com/2009/08/29/evrim-teorisi-uzerine/
Bu da video:
National Geographic (1) – Evrim Teorisi
National Geographic (2) – Doğal Seçilim
National Geographic (3) – Gözün Evrimi
National Geographic (4) – Fosiller ve Sudan Karaya Geçiş
National Geographic (5) – Doğal Seçilimde Çiftleşmenin Önemi
National Geographic (6) – Darwin Haklı mı?
Bölümlerinden oluşuyor. Bu da belgeselin bulunduğu link, buyur:
http://realityofevolution.wordpress.com/film-ve-belgeseller/national-geographic-evrim-teorisi-turkce-dublajli/
İyi seyirler.
-Okan-
Shitic demiş ki,
20/10/2009 14:05
aslında gayet mantıklı pozitif ateizm. ben sanırım öncesinde negatif ateisttim. ilgilenmiyodum bile tanrının varlığını yokluğunu kanıtlanmayla. ama gayet mantıklı hepsi. türkiye’de ateizm ve diğer tüm an itibariyle ismi duyulmamış veya duyulası akımların yaygınlaşıp özgür düşünce ortamının oluşabilmesi dileğiyle..
pozitifateizm demiş ki,
23/10/2009 09:32
İlginiz için ve okuduğunuz için teşekkür ederiz. Tanrının yokluğunu kanıtlamak aslında biraz mantık hatası barındırıyor, bir şey yoksa, zaten o şeyin yokluğu kanıtlanamaz. Ama tanrının var olduğunu düşünerek, tanrı kavramının kendi içinde paradokslar ve çelişkiler, mantıksal açıdan tutarsızlıklar oluşturduğunu görebiliriz, dolayısıyla tanrının olamayacağını da söyleyebiliriz.
Mesela, evreni tanrı yaratmışsa, tanrıyı kim yaratmıştır? Ya da tanrı kaldıramayacağı birşey yaratabilir mi? …
Einstan’ın güzel bir sözü var; Ben insan suretinde bir tanrının olacağına inanmıyorum, der. Yani Allah, insansı özellikler gösteren bir tanrıdır ve Allah insanları değil, insanlar (Muhammed) Allah’ı kendi hayalinde yaratmıştır.
Allah, sinirlenir, kızar, ceza verir vs… Bunların hepside tanrısal değil, insansı özelliklerdir. Bkz: Antromoporfik
-Okan-
Anıl Ersen demiş ki,
23/10/2009 18:24
okan arkadaşım şimdi iyice dinle bakalım…
1 ”Mesela, evreni tanrı yaratmışsa, tanrıyı kim yaratmıştır?”
yanıt:bir tren düşünelim 6 vagon ve bir de ekspresden oluşan bir tren..en sondaki vagonu 5. vagon, 5. vagonu 4. vagon ve nihayetinde ilk vagonu da ekspres çeker..peki ekspresi kim çekiyor diye bir soru sorabilir miyim..sorarsam ne cevap verirsin..? ben şimdiden cevabı tahmin edebiliyorum (yanlış bir benzetme)
bir örnek daha..hiyerarşiyi ele alalım..örnek osmanlı devleti..hani şu sizin sırf müslüman diye üstünü bir kalemde çizmekten çekinmediğiniz osmanlı..osmanlı devletinin yargı örgütünü inceleyelim..en alt tebasını reaya (halk) oluşturmaktadır..onun üstünde kadı..bir üstünde kazasker ve en üstte osmanlı padişahı yer almaktadır..en tepede olan osmanlı padişahı en büyük yargı yetkisine sahiptir..sen diyorsun ki ”Mesela, evreni tanrı yaratmışsa, tanrıyı kim yaratmıştır?”ben de soruyorum ki
”osmanlı devletini yöneten padişahsa, padişahı yöneten kim?”
2.”Einstan’ın güzel bir sözü var; Ben insan suretinde bir tanrının olacağına inanmıyorum, der.” demişsin
yanıt: Einstan’ın güzel bir sözü daha var..einstein bir gün derstedir..ve hocası tanrının varlığı ile alakalı bir konudan söz açar..hoca der ki;dünyada kötülükler var..tanrı eğer gerçekten var olsaydı bunlara izin vermezdi der..o halde tanrı yoktur der..
bunun üzerine einstein hemen söz alır ve şöyle der..”hocam sizce soğuk diye birşey varmıdır..” hocası evet vardır der..einstein;hayır soğuk sıcaklığın olmamasından kaynaklanır der..einstan devam eder; ”peki karanlık diye bir şey varmıdır”
hocası evet şeklinde başını sallar..
einstan ;”yanılıyorsunuz..karanlık ışığın olmamasındandır” der..
einstan son olarak şunu sorar..”peki değerli hocam sizce kötülük gerçekten var mıdır..” einstan, hocası sorusuna cevap vermeden kendi sorusunun cevabını şöyle verir:
”yoktur..çünkü kötülük insanın içinde allah inancının olmamasından kaynaklanır”
3.”Yani Allah, insansı özellikler gösteren bir tanrıdır ve Allah insanları değil, insanlar (Muhammed) Allah’ı kendi hayalinde yaratmıştır.”
yanıt: islam inancında Allah (c.c.) ‘ın iki tür lü sıfatı vardır..bunlardan birisi zati diğeri subuti sıfatlardır..subuti sıfatlar insanlardaki sıfatlara benzemekle beraber bunların en üstün ve sonsuz şeklidir..misal.basar sıfatı allah’ın görmesini ifade eder..tabi insanlardaki gibi belli şeyleri değil..herşeyi
zati sıfatlar ise bazılarının söylemiş olduğunun aksine, allah’ın insansı özellikler taşımadığının apaçık göstergesidir..yalnızca allah’a ait olan sıfatlardır..misal:kıdem ve beka sıfatları allah’ın ezeli ve ebedi olduğunu simgeleyen sıfatlardır..günümüzde henüz böyle bir insan yok..ancak bunun hayallerini kuranlar var :)
4.Tanrının yokluğunu kanıtlamak aslında biraz mantık hatası barındırıyor, bir şey yoksa, zaten o şeyin yokluğu kanıtlanamaz.
yanıt: ”bir şey yoksa, zaten o şeyin yokluğu kanıtlanamaz.”
sana göre yok değerli arkadaşım..bana göre var..o halde senin allah’ın yokluğunu, kendine kanıtlamana gerek yok..ancak bana ve allaha inananlara kanıtlamana gerek var..bir şeyin varlığını kanıtlamak yok olduğunu kanıtlamaktan çok daha kolaydır ayrıca..
5.”insanlar (Muhammed) Allah’ı kendi hayalinde yaratmıştır”
yanıt:peki kur’anda da adı geçen 25 peygamberin hepsinin kendi peygamberliklerinde ”tek bir allah’ın” var olduğunu iddia etmiş olmaları yine var olduğunu iddia etmiş oldukları şeyin özelliklerinin tamamen aynı olması (allah’ın ezeli ve ebedi olması-bütün peygamberler kendi peygamberlikleri döneminde bunu iddia etmişlerdir) bir tesadüf müdür..madem hayal ediyorlardı niye başka şeyler hayal etmediler..25 peygamberden niçin biri dahi farklı birşey hayal etmedi..
6.”Allah, sinirlenir, kızar, ceza verir vs”
yanıt:sinirlenmek…kızmak…ceza vermek..(niçin hiçbir olumlu sıfat dahi yok..müslümanlar allah’ı sadece bu sıfatları ile mi tanıyor..yoksa bu bazılarının allah’a duyulan kininin ve öfkesinin bir dışa yansıması mı..)
şunların da allah’ta var olduğunu hatırlatalım..
sabırlı olmak…sevmek…ödüllendirmek
Ünlü islam alimi said nursi derki
”cennet ucuz değil,cehennem lüzumsuz değil”
7.son olarak değerli arkadaşım..sizin düşüncelerinize sonsuz saygım var..çünkü tanrının varlığı ile alakalı eleştirileriniz sağduyulu bir şekilde ifade edilmiştir..ve inanın bana, bunu çok samimi söylüyorum, siz eğer allah’ın var olduğunu kabul ederseniz ve inanırsanız, sizin inancınız, müslüman olup ibadetlerini yaptığı halde, allah’ın varlığını hiçbir zaman sorgulamamış ve buna gereksinim bile duymamış insanlardan daha üstün olacaktır..bu düşüncemde çok ama çok samimiyim..
çünkü bende birzamanlar sizin gibi allah’ın var olduğuna inanmıyordum..
namaz kılıyordum..oruç tutuyordum ama kim için..
sonunda sorguladım ve artık inanıyorum..çünkü benim imanım ve inancım,anadan babadan miras kalan bir iman değil..öyle olsaydı,o imanla en fazla 20 yıl gidebilirdim..ama ben inanarak iman ettim..sorgulayarak iman ettim..ve de şunu farkettim:
”İMAN, AKLIN SINIRLARININ SONA ERDİĞİ NOKTADA BAŞLAR…”
umarım sende inanırsın değerli kardeşim..eğer farkında olmadan kalbini kırdıysam lütfen beni bağışla..tahammül edip bu yazıyı okuduğun için sana minnettarım..
-Anıl-
Shitic demiş ki,
24/10/2009 00:15
doğrudur tabi ki. ben kabaca ifade ettim sanırım demek istediğimi.
ve muhammed, allah konusuna gelince:
ben daha önceden sufisttim (islamın saçma şekilci yapısını farkedip bıraktığımda başta sufizme inanmaya başlamıştım). ve sufist inançta tıpkı tasavvufi inanışlarda olduğu gibi her insanın içinde tanrı ruhu olduğu savunulur. yani bi nevi yine dogmatik bir yapı. zaten bunu farkettiğimde (aradan çok da fazla geçmedi) agnostisizme geçiş yaptım. son olarak tanrı denen kavrama inanmak için hiç bir geçerli sebep olmadığını dahası tanrı veya diğer tüm inanışların sadece inanç olduğunu dolayısıyla işin insanın kendi kafasında bittiğini farkettim. sonucunda inanışlar sadece inanıştır. bilimsel değildir. ve neye isterseniz ona inanabilirsiniz. böylelikle dini / mistik hiç bir inanca yaklaşmama kararı aldım. çünkü mantık doğrultusunda hepsi eşitti. hepsi de doğruydu kendi içinde. ve diğer fantastik inanışlara hiç bir zaman olmaz o saçma dememişimdir. aslında en saçma olan kaba dogmatik dinlerin bile hala olasılığına bişey diyemem. çünkü düşünecek olursak mesela evet gerçekten aptal bencil bir allah var ve saçma şekilci bir düzen var. sonucunda saçma falan ama kendi tanrısından zeki ve kafasındaki kafeslerden kurtulmuş insanlar oluyor ve bunlar yine de inanmadıkları için cehenneme gidiyo. en kötü ihtimalle bu kabus tarzında bir fantezi olarak kabul edilebilir. sonucunda her türlü fantezi kurulabilir. en nihayetinde şu anki görüşümü soracak olursanız, hiç bir fanteziye ya da inanca kendimi kaptırmış değilim. karınca yuvasının merkezindeyim. tüm yollar etrafımda, istediğimi istediğim zaman inceler değerlendiririm – hatta istersem birine girerim -. ve dünyaya geliş amacı diye bişey olduğuna da inanmıyorum. eğer illa ki olacaksa doğadaki her varlık gibi doğasının gereklerini tamamlamak olsa gerek bu. yani insan doğasından kopmuş zeki görünümlü aslında aptal bir hayvandır diyorum. dünyanın bundan sonra asla geri dönüşü olmayacak adımlarla adeta geleceğini kararttı. ve uzaylıların diğer türden varlıkların olduğuna da her zaman ihtimal vermişimdir. hatta bir allahın varoluşuna göre çok daha mantıklı. zaten insanın tek olduğunu düşünmek sadece dar bir zihniyetin düşüncesidir diye düşünüyorum. bir gün sesini bile duyamadığın derecede hızlı bi olay olsa anında buharlaşsan ne olcak sanki. herşey olabilir. tek bir evren de yoktur bence. birden fazla olması da doğaldır.tüm bu evrenleri kapsayan bir büyük evren de varolabilir ve onun kardeş evrenleri ve onların büyükleri…
pozitifateizm demiş ki,
24/10/2009 20:36
Anıl Ersen, şimdi sen de cevaplarımı iyi oku gerçi sana cevabını ‘ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє’ arkadaşım vermiş, ama sen bir de benim yazdıklarımı oku ki anlayasın.
1- Evreni tanrı yaratmışsa, tanrıyı kim yaratmıştır sorusuna verdiğin ‘en öndeki tren vagonu’ cevabı, sadece bir örneklendirme. Evet, o vagonu tanrı değilde, evrenin kendisi olarak düşünebiliriz.
Ya da; Vagonu kim yaptı da diyebiliriz?
Gördün mü aynı soruyu tekrar soruyorum, vagonu kim yaptı?
Böyle örneklendirmelerle, kıvırtamazsın. Belli ki Risale Nur seni çok etkileşim, anlaşılan Nurcusun…
2- Bernald Rusell siz teistler için güzel bir söz söyler, Bu teistler bu kadar salak mıdır ki kendi verdikleri örneği, kendileri anlamazlar der.
Einstan bu konuşmasıyla tanrının varlığını değil, sanki yokluğunu ispatlıyormuş gibi. Dünya’ya bakıyoruz kötülük dafa fazla, demek ki tanrı yok!
3- Allah’In zati ve Subuti sıfatları var ya da yok. Ne fark eder ki? Allah’In insanlar gibi kızması, hoşlanması, sevmesi, sinirlenmesi… Tüm bular insansı şeylerdir ve Allah’ın insanlar tarafından(Muhammed) uydurulduğunu, yaratıldığını gayet iyi ispatlar. Eğer mükemmel bir varlıktan söz ediyorsak, insanlara ait olan duygulardan, o yüce tanrıda da olduğunu söyleyemeyiz.
Sonsuzluk güçleri insanlarda yok evet, ama hayalimde yarattığım bir varlığa ben de sonsuzluk, ölümsüzlük, mükemmelik gücü verebilirim…
4- Birşeyin yokluğu kanıtlanamaz. Mantık da bilmiyorsun.
Allah varsa kanıtla? Sürekli yazıyorsun, ama yazdıkların Allah’ın varlığını kanıtlamıyor, ne zormuş meğersem Allah’In varlığını kanıtlamak. Var olanları Allah yarattı demekle, var olanları gerçekte Allah yaratmış olmuyor. İnancını sorgula diyorum sadece….
5-Dünyada tek tanrı seninkisi değil Anıl. Ebedi ve Ezeli olan bir sürü tanrı var, en basitinden Gaiti. Bende kafamdan bir tanrı sallayıp, aynı özellikleri ona da verebilirim bu çok zor değil. gel gelelim, 25 peygamber kısmına.
Bu peygamberin bazıları incilde ve tevratta da geçer, evet. Neden? Çünkü hepside ortadoğu kökenli dinlerdir ve bir sonraki din, bir öncekinden etkilenmiş alıntılar yapmıştır. Dİkkat ettin mi hiç, bu dinler ve sözü edilen peygamberler sadece Ortadoğudan çıkmıştır, Asyadan v.s. çıkmamıştır. Neden? Çünkü Allah dediğin tanrı gerçekte olmayan ve Ortadoğudaki bir kültürel oluşula yaratılmış tanrıdır. Tevratın tanrısı Allah değildir, İncilin ki de Allah değildir. Bunu sadece sizler iddia ediyorsunuz. Çünkü tel tanrılı ve birbirlerine benzeyen dinler olduğundan, hepsinin Allah tarafından gönderildiğini düşünmketesiniz. Hiç din sosyoloji okumadığından bilmiyorsun. Durkheim okumanı tavsiye ederim.
6- Allah; Kızar, sevinir, hoşlanır, memnun olur… Bunların hepsi insansı duygulardan kaynaklanır. Hem yüce ve mükemmel bir yaratıcıdan bahsediyorsun hemde duygulardan, çelişkiyi farkedemedin değil mi? Anlaşılan Said, seni bayağı etkilemiş ve inancın Aklını ele geçirmiş. Sağlam bir inanç için, sorgulamamak lazım, seni de anlıyorum.
7- Bir zamanlar inanmayıp, sonradan inanmaya başladıysan; O halde ciddi bir bilgisizliğin var diyorum. Bilerek, araştırarak dinlerin yalan olduğunu anlasaydın, o zaman tekrar inanmazdın. Tüm dinler insanların eseridir, bunun farkına varamadıysan ne diyebilirim ki, Cennet hayalinle yaşaman dileğiyle.
-Okan-
webken demiş ki,
23/10/2009 10:12
Benim yorumumu silmeniz neyin göstergesi sizce? Üstelik içinde ne size, ne de düşüncenize karşı tek bir saygısız söz bile yokken.
Ben artık sizin ateits olduğunuza bile inanmıyorum. Siz büyük ihtimal bu milleti önce dinsizleştirip sonra hristiyanlaştırma gayretindeki misyonerlerdensiniz. Çünkü siz de biliyorsunuz ki bir müslüman’ı doğrudan hristiyan yapmak neredeyse imkânsız.
Buna ek olarak neden sadece İslam’a karşı yazılar yazdığınızı da açıklayabilir misiniz? Neden budizme, hristiyanlığa veya yahudiliğe karşı değil de İslam’a karşı? Ben bunun nedenini biliyorum, ama siz bunun nedenini itiraf edebilecek kadar cesur musunuz, orası mechul.
Shitic demiş ki,
24/10/2009 00:18
hep demez misiniz “bu ülkenin 90%’ı müslümandır kardeşim” diye. işte o yüzden bence. sanki avrupa ülkeleri gibi yüzlerce binlerce dinin, inanışın yaşanabileceği inanılmaz özgür bir ülkemiz varmış gibi neden sadece müslümanlara hitab ediyorsunuz sorusu çok saçma bence. ayrıca site uluslararası nitelikte olmadığ ve sadece türkçe olduğu için sadece türklere hitab etmesi gerekiyo haliyle. türkler de belli işte: müslüman…
pozitifateizm demiş ki,
24/10/2009 20:40
Kimse senin yorumunu silmedi. Eğer, başka bir arkadaşım silmişse bilemiyorum. Ama şu anda bu yorumunun bile durması, yorumlarının kasten silinmediğini gösteriyor.
Yorumlarınızda hakaret, küfür v.s. bulundururusanız, yorumunuz elbette yayınlanmaz.
-Okan-
ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє demiş ki,
23/10/2009 17:27
webken; hayal dünyasında yaşıyor ve yaşadığınız bu hayalleri gerçeklik derecesinde sanrılıyorsunuz. kısacası şizofreniksiniz ve kaale alınmayacak bir karaktersiniz.
siz basit sistemin uydurduğu ve dayattığı inanç senfonilerinin ezoterik öğretileri altında büyümüş yaratılmış bir figüransınız.
ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє demiş ki,
24/10/2009 07:56
Anıl Ersen Uydurmaktaki başarını ayakta alkışlıyorum..
1. derdine ithafen cevabım; ekspress’i kim çekiyor demişsin? çok yerinde bir soru ve cevabı kendi içinde gizli. düşünemem diyorsan yanıtlayayım. express kendi mekanik sistemden oluşan bir aksam çekiyor ve bunu sağlayan ya elektrik motoru yada buhar motorudur. bak ne güzel değilmi? aynen kainat gibi. kendi iç mekanikleri onu yönetir. Tanrı değil.
2. derdine ithafen cevabım; Einstein o cevabı verdiğinde katolik bir öğretim alıyordu ve daha 12 yaşındaydı. Büyük usta kuantum teorisini geliştirdikte sonra hayatı çok yönde değişmiştir.
“Hayatın gelişmesi ve yüceltilmesine ilişkin temel ahlaki ilkelerin öneminin bilince çıkarılmasında, kural koyucu inancına özellikle de ödüllendiren ya da cezalandıran bir kural koyucuya gereksinim olmadığından eminim.”
M.Berkowitz’e mektup, 25 Ekim 1950
3. derdine ithafen cevabım; Etnolojik ve Antropolojik bilimler bu olgunun binlerce ve hatta yüz binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcı toplumlarına dek dayandığını gözlemlemiştir. Bu gözlemlerde ortaya çıkan politeist, monoteist, totemist, animist vs. inanç biçimlerinde, bireyler maruz kaldıkları doğal olaylar karşısında geliştirdikleri doğal savunma güdülerine Tanrı kavramını atfederek yaşamlarını daha kolay hale getirmişlerdir.
Şimdi P.Wilhelm Schmidt ve Émile Durkheim‘in araştırmalarını incelediğimizde ortaya çıkan ortak tema çerçevesinde sana anlatabileceklerim şu kısa paragraf ile özetlenebilirdi ancak.
4. derdine ithafen cevabım; Özellikle bu madde üzerinde çok saçmalamışsın ama cevaplıyacağım. Biz kendimize kanıtlamaya çalışmıyoruz. Ayrıca kanıtlamak gibi bir derdimiz yok. Ortaya atılmış olan bu ideolojiyi Struktural ve ontolojik olarak irdeliyor ve eleştiriyoruz. Kaldı ki materyalist yaklaşım tümü ile bu ideyi reddeder. Amacımız ortaya sürdüğünüz bu iddianın aslında asılsız ve dayanaksız olduğunu anlatmak.
5. derdine ithafen cevabım; 25 peygamberin bunu anlatması ve hepsinin aynı “Allah’dan” bahsetmeleri gibi bir iddian var. Bu konuya dair bir kaynak ve gerçeklik temelinde tarihsel temeller ile gelirsen seninle tartışabilirim bu konuyu ancak.
6. derdine ithafen cevabım; Kuran içinde %80 olumsuz yaklaşım, %12 olumlu yaklaşım, %8 Objektif yaklaşım sergilenmiştir. Esma-ül Hüsna’da dahi azap edici cezalandırıcıların en büyüğü bigi sıfatlar bulunmaktadır. Tanrı sadisttir.
Said-i Nursi; Bitlisli bir kürt çobandır. Devrinde en büyük desteği ingiltereden görmüş bir Gayrı-Kontrgerilladır. Şimdiki en büyük takipcisi Fettullah Gülen’dir.
7. derdine ithafen cevabın; büyük yalancısın. Hiçbir zaman tanrı hakkında sorgulama yapmadın ve kendini bildin bileli ona inanarak yaşadın. Herkesi kandır beni kandırma.
Psikiyatr’ım ben. davranış ve tutumlarından teist olduğun bas bas bağırıyor.
webken demiş ki,
25/10/2009 16:37
“express kendi mekanik sistemden oluşan bir aksam çekiyor ve bunu sağlayan ya elektrik motoru yada buhar motorudur.” demişsin. Peki bu motoru, yani kainatın iç dinamiklerini kim yapmıştır? Basit bir motor kendi kendine oluşamıyorken, bu kadar kompleks bir kainat sistemi nasıl kendi kendine oluşur?
Ayrıca burada olay treni kim yarattı, treni yaratanı kim yarattı mevzusu değil. Arkadaş size her şeyin tepesinde, altındakilerden daha güçlü bir şey var demek istiyor.
Ben de matematikten gideyim. 4 nasıl olur diye sorsam 2+2 diyebilirsin. 2 nasıl olur desem 2 tane 1 birleşir, 2 olur dersin. Peki 1 nasıl olur diye sorsam? Bunu açıklayabilir misin?
“Bir en başından beri vardır” demekten başka bir çaren yok burada. Sen bunu itiraf ettiğinde de ben de sana “Tanrı en başından beri vardır” diyeceğim.
pozitifateizm demiş ki,
31/10/2009 02:04
1=0,5+0,5
Ya da
1=0,1+0,9
Ya da
1=0,2+0,8
….
Amacınız sadece tanrıya ulaşmak için saçma örneklendirmeler yapmaktır.
Tren örneğini veriyorsunuz, o kadar abes ve saçma olduğu halde yine de cevap veriyoruz, ama siz yine tatmin olmuyorsunuz ve bu defa matematikten gideyim diyorsunuz; Bu defa da yine saçmalıyorsunuz ve basit cebir işlemleriyle yüce Allah’ınızı ispatlamaya çalışıyorsunuz. O kadar Yüceymişki, basit basit örneklendirmelerle bile ispatlanamıyor ve sizin aklınıza yüceliğinden kuşku duymak bile gelmiyor.
Herşeyin bir nedeni varsa, nedenin de nedeni olmalıdır.
Evreni bir tanrı yaratmışsa, tanrıyı da birisi yaratmış olmalıdır.
Ya da
Evreni kendi kendisinin tanrısı olarak da düşünebiliriz.
Her halükarda sizin o bireysel, insan suretinde ki Allah’ınız ya da tanrınız ispatlanamamaktadır.
-Okan-
ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє demiş ki,
26/10/2009 01:56
Şimdi şu konuda aydınlık getirmek istiyorum. Evrimin amacını anlamanı istiyorum. Elbette ki bir motor tek başına, kendimizi parçalasak daha oluşmaz. Bunun için mühendisler ve gerekli teknik ekipman lazımdır.
Evrim süreci meşakkatli ve çok uzun bir süreçtir. Şöyle ki kainat dediğin yer bile bilinen olarak, 13 ila 15 milyar yıl arasında bu durumuna geldi. Nitekim ilk başlarda komplex bir olgu yoktu. Çünkü zaman yoktu.
Evet motor oluşmaz ve gerekli ekipmanları bir araya getiren mühendise ihtiyacı vardır. Lakin sen bu örneğin amacını anlamayıp iğdiş ettikçe ortaya çıkacak olan fraktal yapıyı sorgulamak bizim ömrümüze bedeldir. Mühendisin aklı, onu doğuran kişi vs..
Kainat yaratılmadı evet. 15 milyar yıl içerisinde etki-tepki yoluyla kendi iç dinamiklerine kavuştu. Kuantum mekaniği dediğimiz karmaşık model bunu açıkca zaman ve mekan üzerinde açıklamaktadır. Nitekim bu paradigma da Tanrı karakterinin rolü yoktur. Kaldı ki Tanrı imgesinin politeist inançlarda çok farklı formlarda bulunduğunu biliyoruz. Bu Dinler Antropolojisinde, Émile Durkheim “Les Formes Êlémentaires De La Vie Religieuse” ( Dini Hayatın İlkel Biçimleri ) bu kouyu irdelemiştir. Sen Döngüsel Mantık güdüyorsun. bu yüzden içinde bulunduğun ide sistematiğinde çıkış yolu bulamayıp aynı döngüde bunalıyorsun sürekli..
Matematiksel varsayımına cevap vermek istiyorum en temel örnek 1 sayısını vermişsin. O Zaman “Rakamların Evrensel Tarihi” adlı kitabı okumanı öneririm. Matematik insan aklının imgeleştirmekte ki gücünü anlatır. Biz Evreni kendi sayısal sistematiğimize uyarladığımızdan doalyı bir birdir ve dört dörttür. neden 1 dersen onu temel almışız derim. onu -1 ile çarparsam sıfır yani yok olur.
En başından beri var olan tek şey Madde’dir. Bu madde algılarımız ile algılanabilir, ölçülebilir, tartılabilir, hesaplanabilir, dolaylı yada kesin uslamlamalar ile denklemlenebilir ve ya çözülebilir, Kısacası akıl ile anlaşılabilir. Ve bir çok bilim adamı ve bilim dalı bu konu üzerinde gerekli çalışmaları yapmıştır. Sanırım hiç araştırmamışsın. Bu yüzden bu kadar basit ve yüzeysel teatisler yaratıyorsun.
Ces demiş ki,
31/10/2009 15:18
Bir de dinlere şu Basit açıdan bakmak gerekli bence.
Teist arkadaşların verdiği basit örnekler karşısında , ben de bu basit tezimi sunuyorum.
Yaklaşık 1.8 milyon yıldır Homo Sapiens (insan) türü olarak dünya üzerindeyiz.
Eğer bir tanrı varsa ve insanların ona inanması ve sınav etmesi için yarattıysa
Kitabı ve peygamberi yollamak için neden 1 800 000-1 4350= 1 798 650 yıl beklemiştir.
Nİtekim 0 yılından önce dini bir gönderim yapıldığına dair bir bilgi mevcut değildir.
1 798 500 yıldır yaşamış olan trilyonlarca insan sınavda haksızlığa uğramamışlar mıdır?
Ayrıca Tanrı’nın varlığına inanan arkadaşlar için bir gerçek:
Önümüzdeki ekonomik kriz dolayısıyla çoğu gelişmemiş ülkelerde olmak üzere toplam 50.000 bebeğin öleceği tahmin ediliyor.
ℓα ρнιℓσѕσρнιє мαтéяιαℓιѕтє demiş ki,
01/11/2009 01:25
Ces, Tespitlerin Çok Rasyonel Teşekkürler.
Ayrıca eklemek isterim, Yaşar Nuri ve Cübbeli Ahmet Hoca adlı şahısların da belirttiği üzere dine maruz kalmayan toplumlar ve peygamber göremeyen milletler, ahirette dirilmeyecektirler-miş ve imha edilecekler-miş..
Can demiş ki,
06/11/2009 00:42
Öncelikle yorumların hepsini tek tek okudum. Bu değerli bilgileri almaktan da çok memnun kaldım. Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Ben inançsız insanların neden inanmadıklarını çok iyi anlıyorum ve sonuna kadar destekliyorum. inanan insanların ise neden inandıklarını anlamakta zorlanıyorum. Bunu da çevrelerinin etkisinde kaldıklarına ve gerçeği görseler bile görmezlikten geldiklerine bağlıyorum. Çünkü yıllar boyunca büyüklerinin kendilerine öğrettiklerinin yanlış olduğunu gördüklerinde bunu kabullenmelerinin çok zor olması, yaşayış biçimlerine aykırı olması vesilesiyle yaşadıkları toplumdan dışlanma korkusu gibi tehditlerle kendini gösteriyor olabilir diye düşünüyorum. Kendi içlerinde kabullenmiş olsalar dahi bunu dışa vurumda yine kendi içlerinde zorlanıyorlar ve herhangi bir tartışma platformunda inatla bunların doğru olamayacağını lütfen biri bana gerçeği söylesin yakarmalarıyla kendilerini içinde buluyorlar. Yani bu tür etkilere travmatik etkiler de denilebileceğini zannediyorum. Sorun burada Tanrı vardır ya da yoktur sorunu değil kanımca, tamamen insanlarımızın gözlerini bağlayan ve kulaklarını tıkayan saygıdeğer büyüklerimizde. Türkiye gelişmekte olan bir ülke olduğu için bu tür düşünceleri bilimi tarihi kavramakta çevrelerinin etkisiyle zorlanmakta ve hatta inada bindirmektedirler. Hal böyle olunca süreç bizde çok çok yavaş ilerliyor. Bizler bilimi üretemiyoruz ithal ediyoruz. Bu diğer avrupa ya da amerika gibi gelişmiş ülkede ki insanlar kadar zeki olmadığımız anlamına gelmiyor. Bu bizim gelişmeye kendi kendimizi kapatmamızdan ileri geliyor maalesef. Kanımca din öğesi toplumumuzu bu gelişmelere kapatan en büyük öğedir. Saygılarımla…
Barış demiş ki,
06/11/2009 21:08
Oğuz..Değerli Kardeşim,Arkadaşım..Böyle Pozitif,Güzel faaliyetlerin Teknoloji ile birleşmesi ve senin o güzel düşüncelerinin bize ve İnsanlığa ulaşıyor olması çok güzel..Teşekkür ediyorum çalışmalarında başarılar diliyorum.
Barış Keçeli
Oğuz demiş ki,
06/11/2009 21:12
Ben teşekkür ederim (:
Oğuz demiş ki,
06/11/2009 22:53
Evrimi kanıtlayacak fosiller bir çok yerde var, istersen evrim bölümümüzde bu fosillere verdiğimiz örneklere bir bak.
Sen kuantum fiziğini biliyor musun?
Oğuz demiş ki,
07/11/2009 16:42
Homo erectus yok” demek, “Homo erectus, Homo sapiens’ten farklı bir tür değil, Homo sapiens içindeki bir ırk” anlamına gelmektedir. Bir insan ırkı olan Homo erectus ile “insanın evrimi” senaryosunda kendisinden önce gelen maymunlar (Australopithecus, Homo habilis, Homo rudolfensis) arasında ise büyük bir uçurum vardır. Yani fosil kayıtlarında beliren ilk insanlar, evrim süreci olmadan, aynı anda ve aniden ortaya çıkmışlardır. Bu onların yaratılmış olduklarının çok açık bir göstergesidir.
İstersen Cro-Mangon’ları da incele; onlar ilk modern insanlardan, bak bi farkları var mı yok mu?
“İnsan kendi kendine oluşmamıştır zaten, aklınızın bunu almaması normal. İstatistik bir bilimdir, ve istatistik bilimine göre evrenin kendi kendine oluşması imkânsızdır. Basit bir masanın bile kendi kendine oluşamayacağı düşünülürse, böyle muazzam bir sistemin kendi kendine oluşabileceğine inanmak imkânsızdır.”
Sen Kuantum fiziğini biliyor musun? İkinci soruşum. Yeterince incelersen, maddenin yoktan var olabileceğini anlarsın.
cengiz demiş ki,
11/11/2009 03:51
size bir şey sorucam
hiç bir dine inanmam ama tanrının olup olmadığı konusunda kafam karışık yani olabilirde olmayabilirde
peki bana bunu kesin olarak somut bir şekilde tanrının olmadığını açıklarmısınız rica etsem ?
Oğuz demiş ki,
12/11/2009 06:39
Zaten bütün sitede bu konuya değiniyor. Ama şuan bu ana sayfadaki yazı, tanrıyı basit kurallarla, herkesin anlayabileceği bir dilde eleştiren yazıdır. Arşivlerimizi incelersen bir kaç örnek daha bulabilirsin.
cengiz demiş ki,
11/11/2009 03:52
ve de insanın nasıl oluştuğunu açıklarsanız sevinirim ?
Oğuz demiş ki,
12/11/2009 06:42
İnsanın oluşumu anlatılacak bir konu değil. Çünkü insan oluşmadı, değişerek günümüzdeki halini aldı. Eğer dünyanın oluşmasından sonra bu güne nasıl geldik diye düşünüyorsan. Urey-Miller deneyi ve arkasından Evrim Teorisini yeteri kadar incelersen, cevapları bulursun. Ama sorunu daha basite indirip sorarsan daha çok yardımcı olabilirim. Burada insanın gelişimini anlatmak için, bütün evrim aşamalarını bilmek ve açıklamam gerekir, zor bir konu. Ama dediğim gibi yeterli araştırmayı yaparsan, kafanda çözersin işi..
Anıl Ersen demiş ki,
14/11/2009 21:52
Arkadaş ne yazıyorsak siliyorsunuz ..Ben anlamadım bu işi..Eğer silmeyecekseniz adam gibi konuşalım..Bildiklerimizi paylaşalım..Ben buraya vaktimi harcıyorum bir yazı yazmak için..ancak hemen siliniyor..Gerçi bunu da niye yazdığımı bilmiyorum..Ne de olsa silinmeyecek mi ??? :)))
Oğuz demiş ki,
16/11/2009 19:57
Yorumları okuyup, cevaplandırıyoruz. Ondan sonra duvarlara yayınlıyoruz. O yüzden yorumunuz hemen görünmeyebilir. Silme gibi bir durum yok.
Ömer Tavlı demiş ki,
15/11/2009 17:31
– Yorum Sahibi Kişinin, Akl-ı Evvel Olduğu Üzere, Yorumu Sansürlenmiştir. –
Oğuz demiş ki,
16/11/2009 20:01
Sitenin amacını anla öyle konuş, burayı salakça yorum yapmak için açmadık.
tolga demiş ki,
15/11/2009 19:55
insanoğlunun bildiği sonsuz bir kumsalda bulunan tek bir kumsaldaki tek bir kum taneciği kadar bile değildir.o küçücük beyninizle Allahın varlığını sorgulamayın.
Oğuz demiş ki,
16/11/2009 19:57
Sana sorgula diyen yok, biz sorguluyoruz. Kime ne?
Doğu demiş ki,
16/11/2009 02:09
Siteyi yürüten arkadaşları gönülden tebrik ediyorum. Toplumumuz düşünsel yönden aşırı derecede zayıf ve inanılmaz bir tahammülsüzlük içinde. Muhammed konusu burada da ortaya çıkmış. Hz. kelimesi kutsallık içerir kutsallık da teolojik , teolojik olduğu gibi sosyolojik de bir olgu bence, dolayısıyla Hz. kelimesini kullanmak zorunda değiliz, kullanmamış olmamız hakaret ettiğimiz anlamına da gelmez.
Ben bir panteist olarak mühendislik eğitimi aldım fakat yarıda bıraktım şu an yaşım biraz geçmiş (?) olmasına karşın Fizik okumak için hazırlanıyorum. Çocukluğumdan beri bilimsel düşünceye karşı bir sempatim, ilgim ve araştırmalarım oldu.
Ben aşkın bir varoluş biçimini kabul etmiyorum. Çünkü imkansız. Evrenin mekanizmasının kendisini Tanrı olarak kabul ediyorum. Sadece ismi Tanrı görüşümün merkezinin yoksa tabiatının dinlerle bağlantısı yok. Hele ki kuantum fiziğini amatörce araştırdıktan sonra (tabi bunu okulda okumayıp yaparsanız etrafınızca işin gücün yok mu lan tepksiyile karşılaşabiliyorsunuz) herşeyin kollektif bir bilincin ürünü olduğunu düşünüyorum. Ve bu bilincin merkezi tüm kainattır.
Hayatta durmadan bilgilenmek ve birşeyleri daha iyi anlamak gibi bir saplantım var. Ve bu süreçte bir yerden sonra öyle bir yere geldim ki tüm dinler bir mitolojiden farksız geliyor uzun süreden beri gözüme.
Tüm varoluşun temelindeki atomun tekilliği ve bu yalınlığın anlaşılmasıyla bilinçte oluşan aydınlanma çok afedersiniz bende orgazm etkisi yaratıyor :))
Dindar insanları hor görmüyorum, acılı kişiler için bir varoluş metodu olabilir ama eninde sonunda din iktidar olmak için kıyım yapacaktır ve yapmıştır da.
Evrim konusunda açıkçası çok zayıfım ama gün geçtikçe ilerliyorum. Sizlere sorularım olacaktır muhakkak…
Sevgilerimi sunarım.
Oğuz demiş ki,
16/11/2009 20:00
Düşüncelerimiz çok uyuşuyor tanışmak isterim. E-posta adresinizi izninizle alıyorum..
Doğu demiş ki,
16/11/2009 22:08
Tamamdır :)
orkutonat demiş ki,
17/11/2009 04:14
Tmm şimdi burda herşeyi tartıştık diğelim siz ateistler bir yaratıcıya inanacakmısınız ?yada inananlar inancınızdan vazgeçecekmisiniz ?diğelim ki iki tarafta fikirlerini değiştirdi ..sonuç.. elde var koca bir sıfır ..yahu arkadaşlar her insan ölümü tadacaktır ister inanın ister inanmayın ben daha ölümsüz birini görmedim ama siz ateistler herşeye kesin diyorsunuz ya belki siz ölümsüz birini kesin görmüşssünüzdür.Kısacası kardeşim tartışma boştan yere sen benim inancımı alsan sana bi sevabı yok ama ben senin imana gelmende yardımcı olabilirsem bana sevabı var.Bırakın kim neye inanmak isterse ona inansın kimsenin aklına çelipte onun inancını çalmaya çalışmayın.Ey ateist arkadaşlar size sesleniyorum sizin içinizdeki varmı ?yokmu? düşünceleri yıllar boyu beyninizi kemirirken ve son noktaya gelene dek hala bi sonuca varamazken biz hiç değilse beynimiz rahat içimizde huzurla bu dünyadan göç edecez.
Oğuz demiş ki,
17/11/2009 17:59
Biz burda düşüncelerimizden emin kişiler olup, tartışmaya değil, bilgilerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Yine de tartışmalar oluyor, ve bahsi geçen konularda fikir alış verişleri oluyor. Biz bilimi kanıt olarak kabul edip, bazı konularda kesinlik sağlıyoruz. İçimizden çoğu kişinin “var mı, yok mu” çatışmasını yaşamadığını, ve gayet rahat olduğumuzu da belirtmek isterim.
Biz boş inançlara karşıyız, çünkü uğruna binlerce insan ölüyor ve dünyanın en büyük pisliklerinden birisi; Din.
Doğu demiş ki,
18/11/2009 07:32
Beynimizi kemiren birşey yok herşey ortada. Amaç insanları bilimsel gelişimin aydınlığına insanların hakettiği refaha korkusuz ortama ulaştırmak. Boşuna uğraşmayın ölüm var diyorsunuz. Bu hiçbirşeyi değiştirmez. Ölümden korksaydık uyumazdık. Ayrıca siz ölümden mi korkuyorsunuz Tanrı’dan mı ?
kızılsungur demiş ki,
17/11/2009 08:07
İçerik ve arayüz olarak çok güzel bir site. Yalnız şu yorumları küçültebilirsin. Açılışta biraz kasıyor sayfayı. =)
Nosferatu demiş ki,
26/11/2009 08:04
bu blogu hazırlamakta emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. çok şey öğrendim, zaman buldukça bende katılmak isterim.